Son Dakika Haberler
ABD BÜYÜKELÇİSİ Tom Barrack’IN SÖZLERİ ÜZERİNDEN DİPLOMASİ, EKONOMİ VE GÜVEN MESAJLARI15 YAŞ ALTI ÇOCUKLARIN SOSYAL MEDYA KULLANIMININ YASAKLANMASIFİNANS VE TEKNOLOJİ SEKTÖRÜNDE YAPAY ZEKANIN ÇALIŞAN KADINLARA ETKİSİ2030 YILINDA AVRUPA’NIN EN ZENGİN ÜLKELERİHARCAMANIN NİTELİĞİTÜKETİCİLERİN %74’Ü ALIŞVERİŞ YOLCULUĞUNDA YAPAY ZEKÂDAN YARARLANIYOR!HİÇ RİSK ALMAMAK İLE HER RİSKİ GÖZE ALMAK ARASINDAKİ İNCE DENGE2026 MART AYI KONUT SATIŞ İSTATİSTİKLERİDeneyim mimarlığı, verimliliği ve müşteri sadakatini artıyor2026 ‘NIN EN ÇOK KAZANDIRAN PARA BİRİMLERİ2026 ŞUBAT AYI İNŞAAT ÜRETİM ENDEKSİ2026 ŞUBAT AYI KÜMES HAYVANCILIĞI ÜRETİMİ2026 ŞUBAT AYI CİRO ENDEKSLERİTÜRKİYE VE AVRUPA’DA ÖZEL OKUL FİYATLARITCMB’NİN 2025 YILI ZARARI2026 ŞUBAT AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ2026 ŞUBAT AYI İNŞAAT VE MALİYET ENDEKSİDÜNYANIN EN ZENGİN FUTBOL KULÜPLERİNİN GELİRLERİDAVRANIŞSAL KAMU POLİTİKALARININ YÜKSELİŞİGÖSTERİŞ METRİKLERİPARAYI ELDE TUTMAK YERİNE HARCAMANIN TERCİH EDİLMESİTÜRKİYE’DE RESMİ TATİLLER VE EKONOMİK MALİYETLERİHÜRMÜZ KRİZİNİN ETKİLEDİĞİ ÜLKE GEMİLERİFİKRİ İTHAL EDEN DEĞİL, İHRAÇ EDEN EKONOMİK YAPITÜRKİYE’DE SONDAJ ÇALIŞMALARI2026 ŞUBAT AYI HİZMET ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ2026 MART AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİYEŞİL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TEKNOLOJİKÜRESEL SERMAYE VE ARTAN SERMAYE MOBİLİTESİ2025 BİTKİSEL ÜRÜN DENGE TABLOLARIDÜNYADA SAVAŞ DURUMUNDA OLAN ÜLKELERDİSK-AR RAPORUAKADEMİK PUANI DÜŞÜK ÖĞRENCİLERİN ÜNİVERSİTELERE YOĞUN BİÇİMDE YÖNLENDİRİLMESİ2026 MART AYI TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİASEAN+3 ÇERÇEVE ANLAŞMASIUstalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !KATMANLI SAVUNMADOĞAL AFET TAHVİLLERİFED FAİZLERİ SABİT TUTTUSITE GLOBAL BAŞKANLIĞI’NA İLK KEZ BİR TÜRK SEÇİLDİREGÜLASYON ATLATMA MANEVRALARIORTAM, ÜRETİM VE BİRLİKTE ÖĞRENME ANLAYIŞISN. FATİH KARAHAN’DAN ENFLASYON AÇIKLAMALARIENERJİ DÖNÜŞÜMÜ VE YERLİ ENERJİ KAYNAKLARININ ÇEŞİTLENDİRİLMESİ2026 ŞUBAT AYI KONUT SATIŞ İSTATİSTİKLERİ2025 YILI TÜRKİYE’DE HANEHALKI TÜKETİM HARCAMALARI PANORAMASIKADIN HAKLARINDA ÖZBEKİSTAN KURALLARI BAŞTAN YAZDI2026 OCAK AYI CİRO ENDEKSLERİ2026 OCAK AYI İNŞAAT MALİYET ENDEKSİ2026 ŞUBAT AYI FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARININ REEL GETİRİ ORANLARIBakanlık harekete geçti: ‘İyileştiren Hastane’ tedavi süresini kısaltıyorSektörün buluşma noktası Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul 48. yılına hazırlanıyorFİNANSAL ENSTRÜMAN BİLGİSİ VE ERİŞİM FARKISOSYAL DEVLETİN SÜRDÜRÜLEBİLİR KILINMASI2025 KADIN İSTATİSTİKLERİDÖVİZ MEVDUATLARINDA HIZLI ARTIŞKİRALARDA ŞUBAT 2026 ARTIŞLARI VE GELECEK TAHMİNLERİYAPAY KAR ÜRETİMİNİN GERÇEK ÇEVRESEL VE MALİ ETKİSİ NE KADAR BÜYÜK?BÖLGESEL KALKINMA PROJELERİNDE DESANTRALİZASYONYERİNDEN KALKINMATRUMP’IN “TARİHİN EN BÜYÜK EKONOMİSİ” İDDİASILORENZ EĞRİSİ2026 OCAK AYI DIŞ TİCARET VERİLERİREAKTİF YÖNETİMİN KALICILAŞMASI1938 TARİHLİ İSVEÇ SALTSJÖBADEN ANLAŞMASIEKONOMİNİN MADDİ ÜRETİMDEN BİLGİ TEMELLİ ÜRETİME KAYMASIDOĞALGAZ YÖNETİMİNDE SON YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERSÜREÇ SERMAYESİORGANİZASYONEL SERMAYE2025 ARALIK AYI İNŞAAT ÜRETİM ENDEKSİKAYIPTAN KAÇINMA İLKESİZORUNLU HARCAMALAR KARŞISINDA DAR GELİRLİLERİLİŞKİSEL SERMAYEİMPULSİF KARARLARAB’DE EKONOMİK ROTA TARTIŞMASI2025 ARALIK AYI İNŞAAT MELİYET ENDEKSİ2025 HAYVANSAL ÜRETİM İSTATİSTİKLERİKAMU VE HANE HALKI TASARRUF DAVRANIŞLARITÜRKİYE NÜFUSU 86 MİLYONU AŞTIMİLYAR DOLARLIK ZAYIFLAMA PAZARIÇALIŞANLARDA MOTİVASYON UNSURUAB’DE YENİLENEBİLİR ENERJİ VE İSTİHDAM BOYUTUEPSTEIN DOSYASIE-TİCARET SİTELERİNİN KARAR TÜNELİ UYGULAMALARIRUS PETROLÜNÜ BIRAKAN HİNDİSTAN’A ABD’DEN VERGİ İNDİRİMİİŞVERENLERİN ÇALIŞANLARINA YENİDEN BECERİ KAZANDIRMA SÜRECİYAKIN ÜLKELERDEN TEDARİK POLİTİKASIOCAK 2026 EKONOMİ PANORAMASI2025 YILI 4. ÇEYREK TURİZM İSTATİSTİKLERİAVRUPA’DA UYGUN FİYATLI KONUT EKSİKLİĞİNDEN EN ÇOK ETKİLENENLERGAZ VE HİDROJEN KORİDORLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASIDÜNYANIN EN ZENGİN FUTBOL KULÜPLERİNİN GELİRLERİYENİ NESİL İSTİHDAM POLİTİKALARIİÇ EKONOMİK POPULİZM2026 OCAK AYI SEBZE MEYVE FİYATLARI2025 YILI TEMMUZ-EYLÜL DÖNEMİ TURİZM İSTATİSTİKLARİGAZZE BARIŞ KURULUYAPAY ZEKA VE UZUN ÖMÜR EKONOMİSİ2025 ARALIK AYI KONUT SATIŞ İSTATİSTİKLERİPARANIN BEKLEMESİDAHA ESNEK VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM MODELİEMEKLİLER İÇİN İNTİBAK YASASIAB’DEN SINIR DIŞI EDİLEN TÜRKLERHANE HALKI GELİRİNİ DESTEKLEYEN POLİTİKALARÇobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor482 Milyon Euro’luk Ticari Gücüyle Turizme Yön Veren EMITT, 2026’da Yeni Yerinde Kapılarını Açmaya Hazırlanıyor2025 KASIM AYI CARİ AÇIK BİLGİLERİENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNİN YENİ ROTASIETİK TASARIM VE SORUMLU İNOVASYONİNSAN ODAKLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANSREEL GELİR KAYBININ SÜREKLİLİK KAZANMASIKORUYUCU TOPRAK İŞLEME POLİTİKALARI2025 ARALIK AYI REEL GETİRİ ORANLARINelipide Gurme, Ordu Pidesi’ni İstanbulda buluşturuyorKÜLTÜREL EKONOMİNİNEKONOMİKLEŞMESİ2025 TE DIŞ TİVARET AÇIĞIENGELLİ VE ESKİ HÜKÜMLÜLERE HİBE DESTEKLERBoltas, daha sürdürülebilir bir geleceğe “yeşil lojistik” ile adım atıyor “Üretimin Süper Ligi” Taksim’de BuluştuENGELLİ VE ESKİ HÜKÜMLÜLERİN HİBE DESTEKLERİ2025 TE KAYBEDENLERÖZEK OKUL ÜCRETLERİNE TAVAN ZAM UYGULAMASIBULGARİSTAN EURO BÖLGESİNE KATILDI2025 YILI TÜRKİYE TARIM PANORAMASI2025 ARALIK AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİFİNANSAL KOŞULLAR GÖSTERGELERİRİSKİN ANLAŞILMASI VE YÖNETİMİ2025 BİTKİSEL ÜRETİM İSTATİSTİKLERİYENİ YIL ÖNCESİ SON FİYATLAMA REFLEKSİ2025 ARALIK AYI GÜVEN ENDEKSLERİNAKİT PARANIN GELECEĞİ2025 KASIM AYI İPA RAPORUAVRUPA’NIN EN ÇOK KAZANAN YÜZDE 10 UASGARİ ÜCRETLERİN DİĞER ÜCRETLERE ETKİSİGELİR ARTIŞLARI NEDEN HAYAT PAHALILIĞINA YETİŞEMİYOR?İnşaat alanında güçlü birliktelik ;2024 SOSYAL KORUMA HARCAMALARIKUANTUM BİLİŞİMGELECEĞİN GIDA GÜVENLİĞİ STRATEJİSİEKİM 2025 İNŞAAT ÜRETİM ENDEKSİEntegre Tesis Yönetim Derneği Kuruluşunun 5. Yılını Sektör Toplantısıyla KutladıANALİTİK KARAR ALMAChakra Hikâyenin Başladığı YerdeVERİ TABANLARI ARASI ENTEGRASYONAVRUPA’DA ISINMA SORUNUVERİYE DAYALI KARAR ALMAKOBİLERİN TEKNOLOJİYE ENTEGRASYONUMplus Türkiye, yüzde 71 genç çalışan profiliyle müşteri deneyimini dönüştürüyorYATIRIM TEŞVİK BİLGİ SİSTEMİAHLAKİ ASİMETRERİSKLERİN ÖNCELİKLENDİRİLMESİİNGİLTERE’DE YENİ VERGİ DÜZENLEMELERİTÜRKİYE’DE ENGELLİ HAKLARIİNSAN EKONOMİ ÜRETİMSERMAYENİN KALICILIĞIİÇ TASARRUF ORANIAvrasya’nın Kalbinde Lojistik Sektör Buluşması: logitrans 2025 BaşarıylaTamamlandıİNSAN AKLININ YENİLİKÇİ GÜCÜGELİR TUZAĞIFİNANSAL DERİNLİK EKSİKLİĞİENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMUDİJİTAL SERMAYEULUSAL YAPAY ZEKA TEKNOLOJİSİELEKTRİKTE DESTEK UYGULAMASINDA YENİ DÖNEMAB’DE KÜÇÜK KOLİ DÖNEMİ SONA ERİYORÜCRET-FİYAT SARMALIAVRUPA İSTATİSTİK SİSTEMİVERİYE DAYALI ANALİZYERLİ ÜRETİM KAPASİTESİNİN ARTIRLMASIGeri Sayım Başladı: logitrans 2025, 19 Kasım’da Yenikapı’da Kapılarını Açıyor!BİLGİ VE TEKNOLOJİ TRANSFERİKAMU ALACAKLARINDA FAİZ İNDİRİMİETYD, Tesis Yönetiminde Kurumsal Standartları YükseltiyorIMF NİN AI UYARISI KÜRESEL EKONOMİYİ NEDEN SARSTIENERJİ PİYASASINDA 2024-2025 EĞİLİMLERİ VE TÜRKİYE’NİN FİYAT ARTIŞ DİNAMİKLERİFİNANSAL SERBESTLEŞMEİÇ TASARRUFLARI ARTIRMAKDİJİTAL ALTYAPI YATIRIMLARIEkonominin Sesi : BÜYÜK SIFIRLAMA GİRİŞİMİ .FİNANSAL REGÜLASYONLARBASEL KOMİTESİŞenpiliç, İTÜ’de Dijital Dönüşüm Yolculuğunu Gençlerle PaylaştıUTİKAD’dan 200 Milyar Dolar Sektör Büyüklüğü Hedefiyle İki Stratejik AdımTÜKİD, yurt dışı kaynaklı sahte ve güvensiz ürünlerle mücadeleye etkin destek veriyorAVRUPA-AKDENİZ ORTAKLIĞI.BÜYÜK SIFIRLAMA GİRİŞİMİABD-Afrika ticaret anlaşması bitiyor: Türkiye için yeni fırsatBakan Şimşek rakamlarla açıkladı: İhracatçılara 53 milyar dolarlık finansman desteği!TOKİ SON DAKİKA: 81 ile sosyal konut! İşte İstanbul dahil il il rakamlarYapay Zekâ Enerjiye Akıl Katıyor!BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GIDA VE TARIM ÖRGÜTÜ(FAO)Mplus Türkiye, yapay zekâ ile müşteri deneyimi ve operasyonel verimliliğinde fark yaratıyorCLOUD 34, SONBAHAR AKŞAMLARINA CANLI MÜZİKLE YENİ BİR RİTİM KATIYORAktaşlar Lezzet Grubu, Anuga 2025’te geleneksel Türk lezzetlerini dünyaya tanıttıULUSLARARASI ENERJİ AJANSIYENİLENEBİLİR ENERJİNİN YÜKSELİŞİGayrimenkul Sektöründe Yeni Ufuklar: CCIM İstanbul’dan “Blue Friday” EtkinliğiEKONOMİDE ŞEFFAFLIK VE HESAP VERİLEBİLİRLİKGaziantep’te ‘Dijitalleşmede Yeni Fırsatlar’ Paneli: TÜYAFED ve Sektör Liderlerinden Önemli MesajlarTÜRKİYE – KAZAKİSTAN YATIRIMCILAR BULUŞMASI İVEDİK OSB VE TEKNOPARK ANKARA’DA GERÇEKLEŞECEKÇALIŞANLARDA İŞ TATMİNİ%70 Teşvikli Suudi Arabistanda satış mağazası kiralama projesinde yerinizi ayırttın.Artık yatırımlarınız USTALAR OF AI ile değer katıyor.Ustalar e-katalogu hazırlandı.Fuar standın ziyaretçi etkisi ;5G’den ekonomiye 100 milyar dolarlık katkı bekleniyor: 1,5 milyon yeni istihdam sağlayacakTDT ülkeleriyle 5 yılda 62,6 milyar dolarlık ticaretTürkiye’nin otomobil tercihi değişiyor: Satılan her 10 araçtan 4’ü hibrit veya elektrikliİstanbul’da kiralık sosyal konut projesinin detayları belli oldu! Şartları neler?KİRA ARTIŞ ORANI SON DAKİKA: Kira zammı belli oldu! İşte Ekim 2025 hesaplama tablosu100 milyar dolarlık yol haritasıTÜİK, Eylül enflasyon rakamlarını açıkladıAktaşlar Lezzet Grubu, Anuga 2025’te geleneksel Türk lezzetlerini dünyaya tanıtmaya hazırlanıyorÜRETİM FAKTÖRLERİNİN ANALİZİFeriye’de açık hava sineması ekim ayındaki gösterilecek La La Land filmiyle sona eriyorGlobal gastronomiyi ekonomi zirvesi için geri sayım başladı .EKONOMİDE SOSYAL MOBİLİTE“Yapay Zekâ ve Otomasyon, Mühendisliğin Yeni Rotasını oluşturuyor!”Geberit, suyun yönünü belirleyen en güncel teknolojileriyle ISK-SODEX’te sahne alacakTürk markası Nishplas, Avrupa’ya açılıyorNTB “Ticaret ve Networking Buluşması” Ankara Mamak’ta gerçekleştiDubai’de gayrimenkul projeleri şimdi daha da cazip ; 250.000 $ dan başlıyor.Kazakistan Yatırım ve Ticaret Fırsatları Toplantısı İş Dünyasını Bir Araya GetirecekAĞUSTOS 2025 TÜFE ORANLARITÜRKİYE EKONOMİSİ YILIK İKİNCİ ÇEYREĞİNDE %4,8 BÜYÜDÜBÜTÇE AÇIĞININ AZALTILMASIBORÇLARIN ÇEŞİTLENDİRİLMESİSırbistan-Azerbaycan Ticaret Misyonu: Yeni Ufuklar, Yeni FırsatlarTÜRKİYE’NİN EĞİTİM İHRACATITemmuz 2025 Kredi Kartı KullanımıEKONOMİDE TOPLUMSAL MUTABAKATAĞUSTOS 2025 AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRIPRIVEXPO’ nun Seçkin, Uluslararası Özel Markalı Ürünler ve Fason Üretim Endüstrisi İş Ağına Katılın!LİBYA BİNGAZİ HÜKÜMETİ, HAFTER VE AKDENİZ BÖLGELERİEKONOMİDE TOPLUMSAL REFAHKURAK YAZIN TARIM ÜRÜNLERİNE ETKİLERİYapay Zekâ Destekli İnşaat Yönetimi: Projelerde Verimlilik, Karlılık ve Marka GücüÜretimde arkanızdaki güçlü destek ; Makineci TV sizlere kolaylık sağlıyor.Bi’Navlun, Lojistikte Aklını kullanacak.JoyTürk, yeni yaşını Zeynep Bastık ile kutladı!Continental AllSeasonContact 2, Dört Mevsim Lastik Testinde Avrupa’nın ZirvesindeZAFER BAYRAMI COŞKUSU İSTANBUL CEVAHİR’DELenovo, ilk çeyrekte gelirini %22 artırarak rekor seviyeye ulaştıTürkiye’de Bir İlk: Muhafazakâr Cruise Gemisi ile Umre Seyahati BaşlıyorPlanlı üretimin yıldızı Sözleşmeli Tarım hakkında herşey ;EKONOMİDE DOT-COM BALONUKİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASININ EKONOMİ AÇISINDAN ÖNEMİBORSADA ALIM YAPARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLARPİYASALARDA FİYATIN OLUŞUMU VE RANT DENGESİBLOKZİNCİR Nedir ?AKILLI TELEFONLARLA PAZAR FİYATLARININ YENİ YÜZÜZENGEZUR KORİDORUSimülasyon Tanımı ve İş Dünyasındaki Stratejik ÖnemiSİBER GÜVENLİKBULUT TEKNOLOJİSİAzerbaycan – Sırbistan İthalat-İhracat Ticaret Misyonu Başlıyor.Motor Yağı & Yağ Filtresi Değişiminin ÖnemiPiyasa ve TürleriULUSLARARASI KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ ÖNEMİ VE ÜLKEMİZE VERDİĞİ NOTLAR11/16 Ağustos Haftasının Ekonomik PanaromasıTÜRKİYE’DE MEVDUAT HESAPLARININ ANALİZİ

Son Dakika

TEMİZLİK KÂĞITLARI VE TEKNOLOJİLERİ SEKTÖRÜNÜN LİDERLERİ İLK KEZ İSTANBUL’DA BULUŞTU!

Temizlik kâğıdı ve teknolojileri sektörünün dünyadaki en büyük paydaşları, Paper & Tissue Expo İstanbul’da ilk kez aynı çatı altında buluştu. Sektöre dikkat çekmek, ekonomik büyüklüğünü ve çevresel sürdürülebilirlikteki rolünü vurgulamak amacıyla hayata geçirilen fuar, daha ilk gününden büyük ilgi gördü. Kâğıt Sanayi Vakfı Başkanı ve Lila Kâğıt Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Öğücü, kâğıt ve karton sanayiinin son 5 yılda yapılan yatırımlarla birlikte kapasitesinin %36 artarak 7,8 milyon ton seviyesine ulaştığını vurguladı. Fuar, 3 gün boyunca sektörün önde gelen katılımcılarını ve profesyonel ziyaretçilerini aynı çatı altında buluşturacak. İstanbul, Küresel İş Birliklerinin Yeni Buluşma Noktası 26-28 Mayıs tarihlerinde gerçekleşen, toplam 18 ülkeden sektör liderlerinin yer aldığı fuarda, ABD, Çin, Almanya, Fransa ve Hindistan gibi ülkelerden katılımcılar yer aldı. İstanbul’un stratejik konumu ve güçlü altyapısı, şehri bu alanda küresel iş birliklerinin yeni merkezi haline getirmeye aday gösterdi. Dünyanın dört bir yanından, alanında öncü firmaların katılım gösterdiği etkinlikte temizlik kâğıdı ve teknolojileri alanındaki en yeni ürün ve çözümler üç gün boyunca sergilenecek. Dash Fuarcılık organizasyonuyla gerçekleştirilen fuar, yalnızca sektördeki en son teknolojileri tanıtmakla kalmadı, aynı zamanda temizlik kâğıdı sektörünün ekonomik hacmini ve geleceğe dair hedeflerini de gündeme taşıdı. “Fuarı Her Yıl Düzenleyerek İstanbul’u Bir Merkez Yapmak İstiyoruz” Fuarın açılış konuşmasını yapan Fuar Direktörü Sinem Akgöl, “Temizlik kâğıdı sektörü, ekonominin en önemli yapı taşlarından biri. Paper & Tissue Expo İstanbul, lider yerli firmaların yanı sıra küresel ölçekte firmaları da ağırlayacak. İstanbul’un kolay ulaşılabilir konumu, çevre ülkelerden gelen ziyaretçiler için büyük lojistik avantaj sağlıyor. Fuarımız, her yıl düzenlenerek bölge ülkelerdeki potansiyel alıcılarla üreticileri buluşturan stratejik bir merkez hâline gelecek.” değerlendirmesinde bulundu. “Sektör Hacminin 2029 Yılına Kadar 10 Milyon Tona Ulaşması Bekleniyor” Fuarda üç gün boyunca sektörün nabzının tutulacağına işaret eden ve sektördeki büyümeye dikkat çeken İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, “Temizlik kâğıdı sektöründeki yatırımların %80’i son 15 yıl içinde gerçekleşmiş, genç ve potansiyeli son derece yüksek bir sektördür. Bütün dünyada temel ihtiyaç malzemesi olan temizlik kâğıtları ürünlerinin tüketimindeki artış trendi hızla yükseliyor. Bu doğrultuda, Türkiye’deki temizlik kâğıdı sektörü sanayisi de son 10 yılda üretim kapasitesini %60, üretim hacmini ise %50 oranında artırdı. 2024 yılında 8 milyon ton üretim gerçekleştiren temizlik kâğıdı sektörü paydaşlarını yürekten tebrik ediyorum. Sektördeki hacminin 2029 yılına kadar 10 milyon tona ulaşması bekleniyor” dedi. “Sektördeki Geri Dönüşüm Oranı %53 Seviyelerinde” Fuarın ana sponsoru Essel, sektörün önde gelen markalarından biri olarak etkinlikte yer aldı. Türkiye genelinde birçok tesise sahip Lilla Kâğıt, geniş üretim ağıyla dikkat çekerken; İzmir merkezli Viking Kâğıt, kahverengi ve mavi temizlik kâğıtları gibi niş ürünlerle fark yaratıyor. Kâğıt Sanayi Vakfı ve Lilla Kâğıt Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Öğücü, son 5 yılda yatırımlarla sektör kapasitesinin %36 artarak 7,8 milyon tona ulaştığını belirtti. Üretimin 5,7 milyon ton, tüketimin ise 6,9 milyon ton seviyelerinde olduğunu ifade eden Öğücü, “Tüketim üretimden fazla. İhracatta temizlik kâğıtları %47, ambalaj kâğıtları ise %25 paya sahip” dedi. Sektörün girdilerinin %74’ü atık kâğıt, %24’ü selüloz ve %2’si dolgu malzemelerinden oluştuğunu söyleyen Öğücü, “Atık kâğıt toplama oranımız %73, geri dönüşüm oranımız ise %53 seviyesinde. Bunu en az %60’a çıkarmayı hedefliyoruz. %20’lik kaybı teknoloji ve inovasyonla azaltmalıyız” diye ekledi. “Türkiye’de Geri Dönüştürülmüş Kâğıt Kullanımını Yaygınlaştırmamız Gerekiyor” ICM Makine Genel Müdürü Çınar Ulusoy da sektördeki gelişmelere ve geri dönüşümden yararlanma oranlarına değinerek, şu bilgileri aktardı: “Türkiye sürdürülebilirlik konusunda biraz geri kaldı.…

MART AYI DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

MART AYI DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ Dışa bağımlılık, dış ticaret açığı vermenin temel nedenlerinden biridir. Bazı ürünleri ithal etmek zorunda olan ülkeler maksimum seviyede üretim yaparak ihracatını ithalatından daha yüksek rakamlara ulaştırmadığı sürece dış ticaret açığı vermekten kurtulmaları mümkün değildir. Yani dış ticaret açığını en aza indirgemek veya dış ticaret fazlası vermek ancak ve ancak üretimin artmasıyla mümkündür. Ülkemiz de akaryakıt, enerji, doğalgaz gibi temel ihtiyaçlarımız bakımından dış ülkelere bağımlıdır ve bu ihtiyaçlarımız ithalat yoluyla tedarik edilmektedir. Bizim uzun yıllardan bu yana dış ticaret açığı vermemizin sebeplerinden biri de budur. Açığı kapatmak için üretim kaynaklarını en verimli şekilde kullanmak, üretimi teşvik edecek önlemleri almak, yabancı yatırımcıların ülkemizde yatırım yapması için koşulları oluşturmak, global pazarlarda söz sahibi olmak ve rekabet kriterlerine ayak uydurmak zorundayız. Bunun için ise millet olarak çok çalışarak çok üretim yapmak temel hedefimiz olmalıdır. Üretim yaparken kalitesiz, teknolojik olmayan vd. gibi ürünleri değil; yükte hafif pahada ağır, yüksek teknolojiye uygun, katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz ki uluslararası pazarlarda yerimizi alalım ve rekabet gücüne ulaşalım. Günümüzde Çin büyük çapta ihracat yaparak dış ticaret fazlası vermektedir. Bunun sebebi her türlü ürünü üreterek yabancı ülkelere kolaylıkla satabilmesi ve uluslararası pazarlarda kendini kabul ettirmesidir. Merhum Turgut Özal döneminde yani 1980 li yıllarda ithalat yasağı kalkınca koşulları uygun olan işletmeler genellikle Çin başta olmak üzere her türlü ürünü ülkemize getirerek sattılar. Ancak getirilen ürünlerin çoğu kalitesiz ama fiyat rekabetine uygun olduğu için ülkemiz pazarında rağbet gördü. İthalat yasağının kalkması, yerli ürünlerin fiyatlarının astronomik seviyeye gelmesini önlemek için yapılmıştı ama ülkemizde neredeyse yerli sanayi diye bir üretim kalmamıştı. Çünkü bizim üretim işletmelerinin Çin den gelen ürünlerle fiyat açısından rekabet etmeleri mümkün değildi ve hepsi birer birer faaliyetlerine son vermek zorunda kaldılar. Örneğin o dönemde 64 tane asma kilit fabrikası kepenk indirmişti. Ülkemiz ithalat cenneti durumuna girerken paramız sürekli yurt dışına gittiğinden dış ticaret açığı doğal olarak devam etmekte idi. Bugünkü hükümetin Eylül 2021 de Türkiye modeli diye adlandırdığı ekonomi modeli son derece olumludur. Ancak gidilen yolun yanlış olduğu sürekli olarak tartışma konusu oldu ve seçimden sonra görevlendirilen ekonomi yönetimi düşük faiz yüksek kur politikasından yumuşak geçiş yapılmasını öngördü. Türkiye modelinin amacı öncelikle ithalatı azaltarak yerli üretime önem vermek, üretim işletmelerine ucuz kredi vererek üretim maliyetlerini aşağı yönlü hareketlendirmek ve enflasyonu kontrol altına almaktı. Fakat uygulamada düşük faiz sanayiciye bir türlü ulaşmadı ve hatta faizler daha da yükseldiğinden kredi muslukları neredeyse kapandı. Bir üretim veya ticaret işletmesi, ürün gamını genişletmek, daha bölgesel Pazar payı yakalamak, ihracatı arttırmak için büyümek zorundadır ve büyümek için de global pazarın kabul ettiği ürünleri üretmek ve bunlar için doğal olarak makine ve teçhizat yatırımı yapmak durumundadır. İşte bu büyüme sırasında kaynak kullanmak son derece normaldir ve o kaynak, bankalardan sağlanan kredidir. Kullanılan kredi ne kadar uzun vade ve düşük maliyetli ise üretim kaynaklarına o kadar olumlu etkisi olacaktır. Günümüz koşullarında politika faizi 8 ay değişmeyerek %50 de sabit kalmasından dolayı kredi faiz oranları %65-70 seviyelerine kadar yükselmişti. Kredi maliyetleri astronomik şekilde yükselince üretim maliyetlerine yansıdığı için bazı işletmeler üretimlerini azaltarak, bazıları da ürün gamını azaltarak bu dönemi geçirmek durumundadır. Dolayısıyla koşullar böyle olduğu için iflas ve konkordatolar artmıştır. Üretimde daralma ise ihracatın azalmasına, işsizliğin artmasına yol açmıştır. Bu bağlamda olayı irdelediğimizde ise faizlerin düşmesi gerekirdi ki ocak aralık ve ocak, şubat aylarında…

İSTANBUL DA YAŞAM MALİYETİ NİSAN AYINDA DA YÜKSELMEYE DEVAM ETTİ

Enflasyon oranları TÜİK ve ENAG tarafından her ay kamuoyu ile paylaşılıyor. Bunların dışında sadece İstanbul’a özel enflasyon ise İstanbul Ticaret Odası (İTO) hesaplayarak kamuoyuna açıklıyor. Başka hiçbir ilimizde ile özel enflasyon oranı hesaplanmamasına rağmen İstanbul’da neden ayrı hesaplanıyor? Hepimizin bildiği gibi İstanbul Türkiye’nin %20 si demektir. Kaldı ki İstanbul’da yurdun her yanından vatandaşlarımız ikamet ediyor. Çeşitli meslek gruplarında faaliyet gösteriyorlar. Eskilerin “taşı toprağı altın “dedikleri dönemlerde ekonomi açısından son derece verimli olan İstanbul şimdilerde dar ve sabit gelirli vatandaşlar için bu özelliğini yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Yaşadığımız yüksek enflasyon, hayat şartlarının ağırlaşması, hayat pahalılığının artması, alım gücünün düşmesi nedeniyle İstanbul’dan göç başladı. Özellikle 1970 li yıllarda Türkiye’nin ticaret merkezi İstanbul idi ve her türlü emtia İstanbul’da bütün Türkiye’ye dağılmakta idi. Merhum Turgut Özal döneminde başlayan serbest piyasa ekonomisi ve internetin hayatımıza girmesinden sonra toptancılık veya üreticilik Anadolu’ya yayılmaya başladı. Artık illeri bırakın İlçelerde de toptancılar oluşmaya başladı ve devam eden süreçte İstanbul iş hayatı bakımından değer kaybetmeye başladı. Ancak İstanbul ne kadar önemini kaybetse de ekonomik göstergeler bakımından önemli bir paya sahiptir. Ülkemizin vergi gelirlerindeki payı %48 dir ve neredeyse tüm ülkenin vergisinin yarısı İstanbul’dan elde edilmektedir. Enflasyon açısından konuya bakıldığında ise metropol de yaşam koşulları oldukça zordur ve belirli bir rakamın üzerinde gelir else etmek zorundasınız. Çünkü Anadolu’daki birçok şehirden farklı bir yaşam koşulları mevcuttur. İstanbul’da enflasyon oranı her dönem TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarından daha yüksek çıkmaktadır. Demek ki İstanbul’da asgari ücret de İstanbul enflasyonu baz alınarak değerlendirilmeli, zam oranı hesaplanırken İstanbul enflasyonu esas alınmalıdır. Çünkü enflasyon oranı İstanbul’da farklılık göstermektedir. Sigortalı çalışan nüfusun %24 ü İstanbul’da ikamet etmektedir ve bu kesimin hakkı korunmalıdır. Sadece çalışan, vergi veren açısından değil diğer bazı faktörler için de İstanbul’un Türkiye şampiyonluğundan bahsedilebilir.1970 li yıllarda üniversite sayısı 3 (İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik üniversitesi, Boğaziçi üniversitesi) ve birkaç akademiden oluşan eğitim kadrosu günümüzde 70 üniversiteye ulaşmış durumdadır. İstanbul’da yaşamak ekonomik olarak günümüzde epeyce bir kazanç gerektiren bir duruma gelmiştir. Öncelikle kiraların en az 20000 TL olduğu, bunun yanında ulaştırma, sağlık ücretleri, çocuğunuzun eğitim giderleri olmak üzere diğer giderler de eklenince ciddi rakam ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla gelir açısından bakıldığında önemli bir rakam gerektiği gerçektir. Konuya bir de olumlu yönden baktığımızda ise durum farklıdır. Eşsiz güzellikleri yaşamak, tarihi mekanlar, kültürel uygulamalar gibi sosyal yönden birtakım farklılıklar İstanbul’a özeldir ve birçok insanımız için İstanbul bir tutkudur. Ekonomi olarak bakıldığında ise yukarıda bahsetmeye çalıştığım gibi kariyer yapmak, para kazanmak, kendinizi sosyal yönde geliştirmek istiyorsanız İstanbul’da vazgeçemezsiniz. Ayrıca İstanbul Ticaret odası en son 1995 yılında güncellenen enflasyon sepetinde de önemli değişiklikleri yapılarak enflasyon oranı açıklanmıştır. Enflasyon hesaplamalarında baz alınan 8 ana harcama grubu indeksi 12 ye yükseltilmiştir. Aşağıda İstanbul Planlama Ajansının haberine göre İstanbul’da nisan ayı yaşam maliyeti bilgilerini okuyabilirsiniz. İstanbul Planlama Ajansı (İPA), yapılan araştırmalara göre nisan ayında İstanbul’da dört kişilik bir ailenin yaşam maliyetinin bir önceki aya göre, yüzde 2,91 artarak 90 bin 32 liraya yükseldiğini bildirdi. İPA’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, İstanbul’da dört kişilik bir ailenin nisan ayındaki yaşam maliyetine yer verildi. Açıklamada, yapılan araştırmalara göre, İstanbul’da dört kişilik bir ailenin yaşam maliyetinin nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,91, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 51,74 oranında arttığı belirtildi. İstanbul’da dört kişilik bir ailenin yaşam maliyetinin 90 bin 32 lira olduğu ifade…

Dolarizasyon geriliyor, TL’ye dönüş artıyor

19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınarak tutuklanmasıyla birlikte, Türkiye’de siyasi tansiyon yükseldi. Bu gelişme, finansal piyasalarda ciddi bir belirsizlik ortamı yarattı ve yurtiçi yerleşiklerin dövize yönelmesine neden oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, bu gelişmelerin ardından döviz tevdiat hesaplarında (DTH) hızlı bir artış yaşandı. Parite etkisinden arındırılmış veriler, 8 haftalık süreçte DTH’ların toplamda 7,1 milyar dolar arttığını gösterdi. Bu artışın 5,86 milyar doları, sadece 21 Mart haftasında gerçekleşti. Ancak nisan sonundan itibaren bu tablo tersine dönmeye başladı. Son üç haftada döviz hesaplarında azalma görülüyor. Parite etkisinden arındırılmış verilere göre, DTH’lar bu sürede toplam 1,68 milyar dolar geriledi. Bu düşüşün 698 milyon doları bireysel, 986 milyon doları ise kurumsal hesaplardan kaynaklandı. Bu durum, özellikle dövizden Türk lirasına geçişte bir eğilimin başladığına işaret ediyor. Dolarizasyon oranı da bu gelişmelere paralel olarak düşüşe geçti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık verilerine göre, 14 Mart haftasında TL mevduatların toplam içindeki payı %59,25 iken, kur korumalı ve döviz mevduatlarının payı %40,25 düzeyindeydi. 25 Nisan haftasında ise dolarizasyon oranı %42,56 ile yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak sonrasında başlayan düşüşle birlikte, oran 2 Mayıs haftasında %42,31’e, 9 Mayıs haftasında ise %42,25’e geriledi. Bu süreçte TL mevduatların toplam içindeki payı yeniden yükselerek %57,75’e çıktı. Kur korumalı mevduatlar hariç tutulduğunda da benzer bir eğilim dikkat çekiyor. Sadece yabancı para cinsi mevduatların toplam mevduat içindeki payı, 25 Mart haftasında %39,38 iken, 9 Mayıs haftasında %39,35’e geriledi. Bu da yatırımcıların yavaş yavaş dövizden uzaklaşarak TL’ye yönelmeye başladığını gösteriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de döviz talebindeki bu azalmaya dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, DTH talebinde düşüş yaşandığını, ülke risk priminin (CDS) gerilediğini ve Merkez Bankası’nın brüt rezervlerinin bir haftada 5,8 milyar dolar arttığını belirtti. Şimşek, temel hedeflerinin “kalıcı fiyat istikrarı” olduğunu ifade ederek, uygulanan politikaların meyvelerini vermeye başladığını vurguladı. Ayrıca azalan küresel belirsizliklerin ve iyileşen finansal göstergelerin dezenflasyon sürecini destekleyeceğini belirtti. Ekonomistler ise bu gelişmeleri, ekonomi yönetiminin sürdürdüğü sıkı para ve maliye politikalarının sonucu olarak değerlendiriyor. 19 Mart sonrasında yaşanan siyasi gerilim, dövize olan talebi artırırken, uygulanan politikalarla birlikte yatırımcının güveni kademeli olarak yeniden kazanılıyor. TL varlıklara dönüş teşvik edilirken, döviz hesaplarındaki azalma bu güvenin işareti olarak görülüyor. Uzmanlara göre, döviz talebindeki düşüşün kalıcı hale gelmesi için yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi istikrarın da sağlanması gerekiyor. Eğer bu eğilim devam ederse, Merkez Bankası’nın rezerv birikimi artacak, döviz kuru üzerindeki baskı azalacak ve finansal istikrar daha güçlü şekilde sağlanabilecek.

EMEKLİ AYLIK BAĞLAMA ORANLARINDE DEĞİŞİKLİK

EMEKLİ AYLIK BAĞLAMA ORANLARINDE DEĞİŞİKLİK Bildiğimiz üzere ülkemizde çalışan nüfus sayısı olarak 15-64 yaş arası esas alınmaktadır. Ancak 2022’den önce emekli olabilmek için yaş sınırına bakılmaksızın prim ödeme gün sayısı belirleyici faktör idi ve yaş sınırına bakılmıyordu. Emekliler her dönem ekonomik açıdan en olumsuz koşulları yaşayan kesimdir ve buna asgari ücretliler de eklenebilir. Dolayısıyla emeklinin yaşam koşulları, aldıkları maaşlar gündemden düşmemektedir. Ülkemizde maalesef doğurganlık oranı %1,5 civarındadır ve bu oran ilerleyen dönem için çalışan nüfusun azalması tehlikesiyle karşı karşıyadır ve yaşlı nüfusumuz her geçen dönemde artmaktadır.Sn. Cumhurbaşkanımızın yıllar önce 3 çocuk önerisi demek ki doğru imiş ve bugünkü ortamda da bu tez ispatlanmış durumdadır. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde tek çocuğa bile bakmak, yetiştirmek ekonomik anlamda oldukça zordur. Vatandaşlarımız emekli oldukları taktirde aldıkları maaşın yarısı kadar maaş almaktadır ve bu tutar geçinmek için zordur ve hatta mümkün değildir. Dolayısıyla emekli vatandaşlarımız ikinci bir işte çalışmak zorunda kalmakta ama tabii ki herkes iş bulmakta güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır. Emeklilik koşulları 2022 yılında çıkarılan bir kanunla erkekler için 65, kadınlar için ise 60 olarak belirlenmiş ve çalışan nüfus sistemine uygundur. Bu kanun çıkmadan önce 45 yaş civarında prim ödeme gün sayısına göre emekli olunabiliyordu. Yani üretime katkı sağlayabilecek yaşta emeklilik söz konusu idi. Ancak sadece yaş sınırı baz alınmamakta belirli bir prim sayısını da tamamlamak gerekmektedir. Prim ödeme gün sayısı ise gene 2022 yılında çıkan bir kanunla erkekler için 7200 gün erkekler için ise gene aynı gündür. Ancak erkeklerde 2028 yılından itibaren 9000 gün olarak uygulanacaktır. Emeklilikte ilk sigorta girişi son derece önemlidir. Çünkü emeklilik girişi, emeklilik yaşı ve prim ödeme gün sayısını belirlemekte baz alınmaktadır. Emeklilik maaşı hesaplama formülü, yıllık ortalama maaşın “aylık bağlanma oranı” ile çarpılıp sonucun SGK’ya prim olarak ödenen yıl sayısına bölünmesiyle aylık emekli maaşı hesaplama sonucunu verir. Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde emekli maaşlarının yetersizliğini hepimiz biliyoruz. Kamuoyunda intibak yasası olarak bilinen ve 2000 yılından önce emekli olanlar ile 2000 yılından sonra emeklilerin aldıkları maaş neredeyse %50 fark oluşmasına sebep olmuştur. Bir diğer konu da 2008 yılında emeklilik katsayısının %45 e düşürülmesiyle emekli maaşlarının oldukça düşük kalmasıdır. Öncelikle bu iki konunu emekliler arasındaki adaleti sağlamak için ivedilikle ele alınması ve çözülmesi gerekir. Emeklilik katsayısı konusu geçtiğimiz günlerde TBMM ye sunuldu. Yapılan düzenlemeye göre 25 yıl hizmet dönemini tamamlayan ve primini de ödeyen bir kişi emekli olmak istediğinde alacağı maaşın aylık bağlanma oranı yüzde 50 seviyesinden yüzde 75 seviyesine çıkacak. Bu şekilde emekli maaşlarının da belirlenen yeniden bağlanma oranına göre artırılması söz konusu olabilir. Emekli aylığı bağlanmasıyla ilgili 5510 sayılı kanundaki 29. madde aylık bağlanma oranını her yıl için yüzde 2 olarak belirliyor. Bu oran mevcut haliyle kaldığı tabloda 25 yıllık hizmet süresini dolduran bir vatandaş prime esas gelirinin yarısını emekli aylığı olarak alıyor. 25 yılın altında çalışanlarda ise bu oran daha da düşüyor. İlgili kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek. Bir başka konu da emeklilerimizin birçoğu yaşlı olduğu için doğal olarak sağlık sorunlarının çoğalması, hastanelere olan ihtiyaçlarını ger geçen gün artmasıdır. Hastanelerden kesilen muayene farkı ve eczaneye ödenen ilaç farkları zaten az olan maaşlarını iyice düşürmektedir. Kendimden örnek verecek olursam diyaliz hastası olduğum için yani kronik hastalığım olduğu için birtakım ilaçları sürekli kullanmak zorundayım. Ve ilaç alımı için ocak ayında 485; şubat ayında da muayene katkı payı dahil 450…

NİSAN AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ

TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) 2025 yılı Nisan ayına ait verilerine göre, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) hem aylık hem yıllık bazda artışını sürdürdü. Bu endeks, yurt dışına mal satan üreticilerin fiyatlarının ne yönde değiştiğini gösteriyor. Yani ihracat yapan üreticilerin maliyetleri artıyor mu, azalıyor mu, bunu anlamamıza yardımcı oluyor. Hem ihracatçı firmalar hem de dış ticaret dengesi açısından önemli bir gösterge olan YD-ÜFE, genel ekonomik eğilimleri de yansıtır nitelikte. Nisan 2025’te YD-ÜFE bir önceki aya göre %4,41 oranında artış gösterdi. Bu artış, sadece bir ayda üretici maliyetlerinin ne kadar yükseldiğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda yılbaşından bu yana, yani 2024 Aralık ayına göre toplamda %13,10’luk bir artış yaşandı. Geçen yılın aynı ayına kıyasla yıllık bazda artış oranı ise %22,92 oldu. Ayrıca, son 12 ayın ortalamasına bakıldığında da fiyatlarda %28,57 oranında artış görülüyor. Bunları biraz daha sade bir dille anlatmak gerekirse: Üreticiler yurt dışına mal satarken geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık dörtte bir oranında daha yüksek fiyatlardan satış yapıyorlar. Bu durum, maliyetlerin artmasının yanında döviz kurlarındaki oynaklık ve dış piyasadaki koşulların da etkisiyle şekilleniyor. Bu artışlara rağmen, geçen seneki artış hızının bu yıl azaldığı da göze çarpıyor. 2024 Nisan ayında YD-ÜFE yıllık bazda tam %65,53 artmıştı. Oysa 2025 Nisan’ında bu oran %22,92 ile daha düşük seviyede gerçekleşti. Bu da bize fiyat artışlarının hız kestiğini, yani maliyet baskısının geçen yıl kadar sert olmadığını gösteriyor. Sanayi sektörleri bazında baktığımızda; madencilik ve taş ocakçılığı sektörü yıllık bazda %19,96, imalat sanayi ise %22,97 oranında arttı. İmalat sektörü Türkiye’nin ihracatında çok büyük bir paya sahip olduğu için bu alandaki fiyat artışları doğrudan dış ticareti etkiliyor. Ana sanayi gruplarına göre yıllık fiyat değişim oranlarına bakacak olursak: Ara mallarında %21,15, Dayanıklı tüketim mallarında %30,42, Dayanıksız tüketim mallarında %25,64, Enerji grubunda %11,03 azalış, Sermaye mallarında %28,07 artış görüldü. Burada en dikkat çekici nokta enerji grubunda yaşanan %11’lik düşüş. Bu, küresel enerji fiyatlarının Türkiye’ye olumlu yansıdığını gösteriyor. Enerjideki bu düşüş, endeksteki genel artışı yavaşlatan en önemli etkenlerden biri. Diğer taraftan, özellikle dayanıklı tüketim mallarındaki %30’un üzerindeki artış, üretim maliyetlerinin hâlâ ciddi seviyelerde seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu grup içinde mobilya, beyaz eşya, otomotiv gibi uzun ömürlü ürünler yer alıyor ve bu sektörler açısından maliyet baskısı devam ediyor. Aylık bazda da sanayi gruplarındaki artış dikkat çekici seviyelerde. Nisan ayında: Madencilik ve taş ocakçılığı %2,10, İmalat sanayi %4,45 oranında arttı. Ana gruplarda ise: Ara malları %4,00, Dayanıklı tüketim malları %7,50, Dayanıksız tüketim malları %4,93, Sermaye malları %5,37 oranında artarken, Enerji fiyatları aylık bazda da %3,76 oranında düştü. Özellikle dayanıklı tüketim mallarındaki %7,50’lik artış, kısa vadede yüksek maliyet artışlarına işaret ediyor. Bu durum, üreticilerin ihracat fiyatlarını artırmasına neden olabilir. Ancak fiyatların yükselmesi aynı zamanda dış pazarlarda rekabetçiliği azaltabilir. Sonuç olarak; YD-ÜFE verileri bize, Türkiye’den yurt dışına ürün satan üreticilerin fiyatlarının artmaya devam ettiğini gösteriyor. Artış hızı geçen yıla göre düşmüş olsa da özellikle dayanıklı tüketim ve sermaye mallarındaki yüksek oranlı artışlar, maliyet baskısının sürdüğünü ortaya koyuyor. Enerji fiyatlarının düşmesi sevindirici bir gelişme olsa da genel fiyat baskısı ihracatçılar açısından hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Bu gelişmeler hem üreticilerin fiyat politikalarını hem de Türkiye’nin dış ticaret dengesini doğrudan etkileyebilir.

Mplus Türkiye, kariyer etkinliklerinde genç yeteneklerle buluştu.

Türkiye’nin dört bir yanındaki lokasyonlarıyla hızla büyüyen ve dijital dönüşüme öncülük eden teknoloji destekli dış kaynak kullanımı sağlayıcısı (BPTO) Mplus Türkiye, ülkenin dört bir yanında düzenlenen kariyer fuarlarında genç yeteneklerle bir araya geldi. Van, Malatya ve İstanbul’da düzenlenen etkinliklerde binlerce öğrenciyle doğrudan temas kuran Mplus Türkiye, sunduğu kariyer ve staj fırsatlarını paylaşarak  yüzlerce geleceğin profesyoneline ilham verdi. İnsan odaklı yaklaşımıyla öne çıkan Mplus Türkiye, genç yeteneklere ulaşma ve onları iş dünyasına kazandırma hedefiyle Türkiye genelinde düzenlenen dört büyük kariyer fuarına katıldı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen DAFAF’25, Malatya İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen İpekyolu Kariyer Fuarı, İstanbul’da Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) tarafından düzenlenen 8’inci Kariyer Günü ve Türk-Alman Üniversitesi TAÜ Kariyer Zirvesi kapsamında yüzlerce öğrenci ve genç profesyonelle birebir iletişime geçen Mplus Türkiye, kariyer yolculuğuna dair bilgi ve deneyim paylaşımında bulundu. Lise ve üniversite öğrencilerine staj imkânları ve kariyer fırsatları tanıtıldı Mplus Türkiye’nin ilk durağı, Van Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve yaklaşık 50 bin kişinin ziyaret ettiği DAFAF’25 Kariyer Fuarı oldu. “Yetenek Her Yerde” sloganıyla düzenlenen etkinlik; Bitlis Eren, Hakkâri, Iğdır, Siirt ve Muş Alparslan üniversitelerinin paydaşlığında, Van Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla düzenlenen organizasyonda, Türk Hava Yolları, ASELSAN, HAVELSAN ve TUSAŞ gibi sektörün lider kurumlarının da yer aldığı 200’ü aşkın firma stant açtı. Mplus Türkiye, bu büyük organizasyonda lise ve üniversite öğrencileriyle doğrudan temas kurarak şirketi ve sunduğu kariyer fırsatlarını tanıtma imkânı buldu. İkinci durak ise Malatya İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İpekyolu Kariyer Fuarı oldu. Malatya Turgut Özal, Fırat, Munzur, Sivas Bilim ve Teknoloji ile Sivas Cumhuriyet üniversitelerinin paydaşlığında gerçekleşen fuar, Malatya Büyükşehir Belediyesi Fuar Merkezi’nde yapıldı. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonuyla düzenlenen bu etkinlikte, 150’den fazla firma yer alırken, 40 bini aşkın öğrenci katıldı. Otomotiv, yazılım, sağlık, eğitim ve inşaat sektörlerinden önemli firmaların yer aldığı fuarda Mplus Türkiye, genç yeteneklere iş ve staj imkânları sunarak doğrudan iletişim kurma fırsatı elde etti. Mplus Türkiye, gençlere şirket kültürünü tanıttı İstanbul’da gerçekleştirilen Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) 8’inci Kariyer Günü’nde, Mplus Türkiye; iş ve staj arayışında olan genç profesyonellerle bir araya gelerek şirket kültürünü ve kariyer fırsatlarını tanıttı. Almanya ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesini hedefleyen etkinliğe, otomotiv, teknoloji, mühendislik, finans ve üretim gibi birçok sektörden 100’den fazla yerli ve uluslararası firma katıldı. Katılımcılar, şirketlerin stantlarını ziyaret ederek doğrudan bilgi alırken, sektör profesyonelleriyle birebir görüşmeler yapma fırsatı da yakaladı. Gençlerin kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarına katkı sağlandı Türk-Alman Üniversitesi Kariyer Zirvesi etkinliğinde ise öğrencilerle bir araya gelerek şirketlerinin sunduğu kariyer olanaklarını tanıtan Mplus Türkiye, gençlerle birebir iletişim kurarak onların kariyer hedeflerine yönelik sorularını yanıtladı ve sektöre dair bilgilerini paylaştı. Türk-Alman Üniversitesi Endüstri İlişkileri Koordinatörlüğü ve 19 öğrenci kulübünün iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, yaklaşık 3 bin 500 öğrencinin katılımıyla gerçekleşti. 50’yi aşkın şirketin stant açtığı organizasyonda, marka genç yeteneklerle bir araya gelerek ilham verici sohbetler gerçekleştirerek, gençlerin kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarına katkı sağladı. “Gençlerin heyecanını ve merakını görmek, bize motivasyon sağlıyor” Mplus Türkiye İşe Alım ve Kaynak Planlama Direktörü Cem Ercan, “Türkiye’nin dört bir yanında gençlerle yüz yüze temas kurmak, şirketimizi tanıtmak, onların enerjisini ve potansiyelini hissetmek açısından bizim için büyük bir ayrıcalıktı. Van’dan İstanbul’a…

Geberit Türkiye, İletişim ve Pazarlama Alanındaki Başarısıyla Teşvik Ödülü Aldı

İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit, 2017’den bu yana sponsorluğunu üstlendiği Türkiye’nin mimarlık alanındaki ilk seyahat bursu olan “Arkitera Seyahat Bursu” ile 30. Altın Çekül Uluslararası Yapı Kataloğu Ödülleri’nin İletişim ve Pazarlama Kategorisi’nde “Teşvik Ödülü”ne layık görüldü. Türkiye’de yapı sektörünün en prestij ödülleri arasında yer alan Altın Çekül Uluslararası Yapı Kataloğu Ödülleri’nde 2024 yılının kazananları, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nde gerçekleştirilen törenle açıklandı. Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla sektörüne öncülük ederken içinde bulunduğu topluma karşı sorumluluk bilincini de benimseyen Geberit, Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından düzenlenen ve 2017’den bu yana sponsorluğunu üstlendiği Arkitera Seyahat Bursu projesiyle 30. Altın Çekül Uluslararası Yapı Kataloğu Ödülleri’nin “İletişim ve Pazarlama Kategorisi”nde Teşvik Ödülü’ni almaya hak kazandı. Jüri üyelerinin Arkitera Seyahat Bursu’nu ödüle layık görmesinin nedenleri arasında projenin yıllardır süren ve prestij kazanmış bir burs programı olması, sürekliliği ve güvenilirliği, öğrencinin sosyal ihtiyaçlarını da göz önünde bulunduran bir vizyon sunmuş olması, Arkitera ile yapılan iş birliği ve markanın konumlandırılması, projeye yalnızca finansal destek sağlamakla kalınmayıp sürecin içine dahil olunması yer aldı. “Sektörümüze merak eden, sorgulayan, keşfetmek isteyen mimar adaylarını yetiştirmenin mutluluğu içindeyiz” Kazanılan ödüle dair görüşlerini paylaşan Geberit Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Savaş Çağlar, “Sıhhi tesisat ve vitrifiye sektöründe uzmanlaşan aktif bir grup olarak yolculuğumuzu 150 yılı aşkın bir süredir devam ettirirken global bakış açımızı merkeze alarak yerelde en uygun stratejilerle hareket ediyor, bu doğrultuda yaptığımız yatırımlarla kendimizi geliştiriyoruz. Bu doğrultuda Geberit Türkiye olarak ürün gamımızı genişletirken trendlere ve çağın şartlarına uygun yaklaşım ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarımızla zamana meydan okuyoruz. Bunu yaparken de suya yön veren bir marka olarak hizmet verdiğimiz topluma karşı sorumluluğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz. Yaptığımız projeler sayesinde sektörümüze merak eden, sorgulayan, keşfetmek isteyen mimar adaylarını yetiştirmenin mutluluğu içindeyiz. 2017’den bu yana sponsorluğunu üstlendiğimiz Arkitera Seyahat Bursu ile amacımız; mimarlık kültürüne katkı sağlamak, gençleri teşvik etmek, fiziksel çevre ve yapılaşmaya dair konuları üzerinde gençlerle fikir alışverişinde bulunabilecek iyi bir noktaya getirmek. Bu kapsamda bursumuzu, geleceğin mimarisinde söz sahibi olacak 20 – 25 yaş arasındaki mimarlık, şehir ve bölge planlama, iç mimarlık, peyzaj mimarlığı ve çevre tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarına veriyoruz. Öte yandan projenin başından sonuna dek aktif rol alarak bursiyerin her adımında yanında oluyoruz. Bu çabamızın ödülle taçlandırılması da bizim için ayrı bir övünç kaynağı oldu. Geberit Türkiye olarak sosyal sorumluluk projelerimizin sürdürülebilirliği ve daha geniş kitlelere ulaşması için çalışmalarımıza devam edip toplumumuza ve sektörümüzde değer yaratmayı sürdüreceğiz.” dedi. Geberit Hakkında: Dünya çapında faaliyet gösteren Geberit Grubu, sıhhi tesisat ürünleri alanında Avrupa’nın lider şirketlerinden biridir ve 2024 yılında 150. yılını kutlamıştır. Geberit, Avrupa’nın çoğu ülkesinde güçlü bir yerel varlığa sahip olup sıhhi tesisat teknolojisi ve banyo vitrifiyeleri alanlarında benzersiz bir katma değer sunmaktadır. Şirketin 26 üretim tesisi bulunmaktadır ve bunlardan 4’ü Avrupa dışındaki ülkelerde yer almaktadır. Grubun merkezi İsviçre, Rapperswil-Jona’dadır. 50’den fazla ülkede yaklaşık 11.000 çalışanı bulunan Geberit, 2024 yılında 3,1 milyar İsviçre frangı net satış elde etmiştir. Geberit hisseleri, SIX İsviçre Borsası’nda işlem görmekte olup, 2012 yılından beri İsviçre Piyasa Endeksi (SMI) içerisinde yer almaktadır. Ahmet DoğanMedya  Direktörü Adres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst.Tel: 0212 243 08 07 GSM: 0536 892 88 21

MOTORLU KARA TAŞITLARI, NİSAN 2025

Nisan ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı 192 bine yaklaşırken, bu dönemde motosiklet ve otomobil kaydı toplamın neredeyse %85’ini oluşturdu. Ay boyunca trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı 191 bin 983 olurken, bunun %43,5’i motosiklet, %41,9’u otomobil, %9’u kamyonet ve kalan kısmı ise traktör, kamyon, minibüs, otobüs ve özel amaçlı araçlardan oluştu. Trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı, mart ayına kıyasla %1,9 oranında azalma gösterdi. Ancak bu genel düşüşe rağmen motosiklet kayıtlarında %18 gibi dikkat çekici bir artış yaşandı. Traktör ve minibüs kayıtlarında da sırasıyla %6,7 ve %0,7 artış görülürken, otomobil kayıtları %15,3 azaldı. Aynı şekilde otobüs, kamyon, özel amaçlı taşıt ve kamyonetlerde de azalışlar söz konusu oldu. YILLIK DEĞİŞİM: ARTANLAR VE AZALANLAR Nisan 2025’teki kayıtlar, geçen yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında %2,2’lik bir düşüş gösterdi. Ancak taşıt türleri bazında bu tablo biraz daha karmaşık. Örneğin, minibüs kayıtları %59,2 gibi çok yüksek bir oranla arttı. Kamyonet, otomobil ve otobüs kayıtlarında da çift haneli artışlar yaşandı. Öte yandan, motosiklet kayıtlarında %21,8’lik ciddi bir düşüş dikkat çekerken, traktörlerde de %17,6 oranında azalma yaşandı. TRAFİKTEKİ TOPLAM ARAÇ SAYISI 32 MİLYONA YAKLAŞTI Nisan ayı sonu itibarıyla Türkiye genelinde trafiğe kayıtlı araç sayısı 31 milyon 976 bin 478’e ulaştı. Bu araçların yarısından fazlası otomobillerden (%51,8) oluşuyor. Motosikletlerin oranı %20,3, kamyonetlerin ise %14,9 seviyesinde. Traktör, kamyon, minibüs, otobüs ve özel amaçlı taşıtlar daha küçük oranlara sahip olsa da toplamda trafiğin önemli bir bölümünü oluşturuyor. DEVİR İŞLEMLERİNDE OTOMOBİL AĞIRLIĞI SÜRÜYOR Bir başka dikkat çekici veri de devir işlemleriyle ilgili. Nisan ayında noter aracılığıyla el değiştiren taşıt sayısı 957 bin 499 oldu. Bu işlemlerin %67,3’ü otomobiller, %15’i kamyonetler, %10,5’i motosikletler üzerinden gerçekleşti. Traktör, kamyon ve minibüs gibi diğer taşıtlar ise daha küçük paylara sahip. OTOMOBİL MARKALARI: RENAULT LİDERLİĞİ KORUYOR Nisan ayında 80 bin 369 adet otomobil trafiğe kaydedildi. Marka bazında incelendiğinde, en yüksek paya %10,3 ile Renault sahip. Onu %8,1 ile Fiat, %7,7 ile Toyota, %7,2 ile Volkswagen ve %6,8 ile Peugeot takip ediyor. Ayrıca Hyundai, BYD, Opel, Skoda, BMW, Mercedes-Benz, Chery gibi markalar da kayıtlarda önemli paylara sahip. İlk 20 markanın dışında kalan otomobiller ise “diğer” kategorisinde yer alıyor. OCAK-NİSAN 2025 DÖNEMİ: KAYITLARDA DÜŞÜŞ VAR Yılın ilk dört ayı, geçen yıla kıyasla biraz daha durgun geçti. Ocak-Nisan 2025 döneminde trafiğe kaydedilen taşıt sayısı 690 bin 209 olarak açıklandı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine göre %16,8 azalma anlamına geliyor. Buna karşılık trafikten silinen araç sayısı da %67,8 gibi oldukça yüksek bir artışla 14 bin 570’e yükseldi. Böylece trafikteki net artış 675 bin 639 taşıt olarak gerçekleşti. YAKIT TERCİHLERİ DEĞİŞİYOR İlk dört ayda trafiğe kaydı yapılan 348 bin 374 otomobilin yakıt türlerine baktığımızda, %48,1’lik payla benzinli araçların lider olduğunu görüyoruz. Hibrit otomobiller %28,3 ile ikinci sırada yer alırken, elektrikli otomobillerin payı %13,1’e ulaşmış durumda. Dizel araçlar %9,6, LPG’li otomobiller ise %0,9 pay almış. Mevcut otomobil parkına baktığımızda ise toplam 16 milyon 580 bin 427 otomobilin: %33,6’sı dizel, %31,3’ü LPG, %30,5’i benzin, %3’ü hibrit, %1,4’ü elektrikli. Bu tablo, elektrikli ve hibrit araçların hızla artmaya başladığını, ancak halen LPG ve dizelin önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. MOTOR HACMİ VE RENK TERCİHLERİ Otomobillerin motor silindir hacmine göre dağılımına bakıldığında, en fazla tercih edilen grup %31,7 ile 1300 cc ve altı olan araçlar. Ardından %24,9 ile 1401–1500 cc arası otomobiller geliyor. Bu da tüketicinin…

AVRUPA’DAN AMERİKA’YA TEMİZLİK KÂĞIDI ENDÜSTRİSİNİN KALBİ İSTANBUL’DA ATACAK!

Dünyanın en büyük 15 sanayi kolu arasında yer alan temizlik kâğıdı ve teknolojileri sektörü, 26–28 Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Paper & Tissue Expo İstanbul 2025’te bir araya geliyor. Avrupa’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Amerika’ya kadar uzanan geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapacak bu dev buluşma, sektörün geleceğini şekillendirecek yeniliklere sahne olacak. Fuarımızın açılış töreni, 26 Mayıs Pazartesi günü saat 11.00’de gerçekleşecektir. Fuarımızı yerinde ziyaret ederek sektördeki en yeni teknolojileri keşfetmenizi ve Fuar Direktörümüz Sayın Sinem Akgöl ile gerçekleştireceğiniz keyifli bir sohbetle Türkiye’nin temizlik kâğıdı ve teknolojileri alanındaki potansiyelini ilk ağızdan dinlemenizi dileriz. Görüşmek dileğiyle!

ESSAOUİRA DÜNYAYA TANITILIYOR

Fas’ın tarihi ve doğal güzellikleriyle Atlas Okyanusu üzerindeki, Unesco Dünya Mirası şehirleri korumasında olan Essaouira ile ilgili bir belgesel film hazırlanıyor. Uluslararası belgesel filmleriyle ünlü yapımcı-yönetmen Fehmi Gerçeker Essaıuira üzerine bütün dünyaya dağıtılacak olan İngilizce bir belgesel film çalışmasına başlamıştır. İngilizce den sonra Arapça, Fransızca, İspanyolca ve Türkçe kopyaları hazırlanacak olan bu filmin ilk gösterim galası Essaouira da yapılacaktır. Daha sonra Rabat, Marakesh, Kazablanka, İstanbul. Paris,Berlin, New York’ta özel gösterimleri yapıldıktan sonra film, dünya TV lerine dağıtılacaktır. Belgesel filmin çekim öncesi çalışmaları devam etmektedir. Uluslararası üne sahip konu uzmanlarının yer aldığı özel çekimlerle detaylı olarak seyirciye tanıtılacak olan Essaouira için ön çekimler temmuz ayı içinde planlanmaktadır. Filmin çekimleri eylül ayında Fas Krallığı ve Fransa’da yapılacaktır. Essaourira belgesel filmi yapımı çalışmaları; Fas ve Afrikalı Sanayici İşadamları Derneği (FASTİAD) ile birlikte gerçekleştirilecektir. Bu proje ile detaylı bilgiler www.essaouirafilm.com linkinden elde edilebilir. GSM:‪+90 539 724 31 17‬

Türkiye’de Marka Tescili ve Önemi: Birinci Marka Patent Yetkililerinden Kritik Uyarılar

Türkiye’de Marka Tescili ve Önemi: Birinci Marka Patent Yetkililerinden Kritik Uyarılar Türkiye’de işletmelerin en değerli varlıklarından biri haline gelen marka tescili ve fikri mülkiyet hakları, Birinci Marka Patent yetkilileri tarafından masaya yatırıldı. İşletme sahibi Lütfiye Barutçu marka tescili sürecinin detayları, yasal zorunluluklar ve iş dünyası için taşıdığı kritik önem ele aldı. Marka Tescili: Hukuki Koruma ve İşletmeler İçin Hayati AvantajlarTürkiye’de marka tescili, 10 Ocak 2017’de yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile korunuyor. Lütfiye Barutçu, “Marka tescili, bir işletmenin ürün veya hizmetlerini rakiplerinden ayıran isim, logo veya sloganların hukuki güvence altına alınmasıdır” diyerek sürecin önemini vurguladı. Barutçu’ya göre, marka tescili: – Taklit ve haksız kullanım riskini önlüyor,– Tüketici güvenini artırıyor,– Lisanslama ve uluslararası pazarlara açılımı kolaylaştırıyor,– Dijital platformlarda marka haklarını güçlendiriyor.“Firma Şartı Aranmıyor, Bireysel Başvuru Mümkün” Marka tescili için firma sahibi olma zorunluluğunun bulunmadığını belirten Lütfiye Barutçu, “Gerçek kişiler, TC kimlik numarasıyla başvuru yapabilir. Vergi mükellefi olma şartı da yok” açıklamasını yaptı. Elibüyük, özellikle girişimcilerin bireysel başvurularla markalarını koruma altına alabileceğinin altını çizdi.Tescil Süreci: 5 Adımda Koruma GüvencesiMarka tescil sürecini adım adım anlatan Barutçu, şu aşamalara dikkat çekti: Barutçu, İtiraz olmaması halinde süreç 5-7 ayda tamamlanıyor. Ancak itiraz durumunda bu süre 1 yılı aşabiliyor” ifadelerini kullandı.“Profesyonel Destek Şart: Hata Riski Azaltılıyor”Marka tescili sürecinde uzman desteğinin önemine değinen Lütfiye Barutçu, “Marka vekilleri, tescil edilebilirlik analizi yaparak başvuruyu eksiksiz tamamlıyor. Ayrıca, itiraz sürecinde markanın savunulmasını sağlıyor” dedi. Lütfiye Barutçu, danışmansız yapılan başvurularda red oranlarının yüksek olduğunu vurguladı.Tescil Edilemeyen Markalar ve Riskler – Ayırt edici olmayan isimler (Örn: “Mobilya” kelimesi mobilya sektöründe tescillenemez),– Tanınmış markalara benzerlik,– Kamu düzenine aykırı ifadeler,– Dini ve milli semboller tescil edilemiyor.-Tescil edilmemiş marka kullanmanın risklerini ise Barutçu şöyle sıraladı:– Başkalarının markasını ihlal etme ve tazminat riski,– Taklit durumunda hukuki mücadelenin zorluğu,– Markanın başkası tarafından tescillenmesi halinde yeniden pazarlama maliyetleri. “10 Yılda Bir Yenileme Unutulmamalı”Tescilli bir markanın koruma süresinin 10 yıl olduğunu hatırlatan Lütfiye Barutçu, “Süre bitiminden önce yenileme yapılmazsa, marka hükümsüz kalır ve başkalarına tescil hakkı doğar” uyarısında bulundu.Son Söz: Markanızı Bugünden KoruyunRöportajın sonunda, işletmelere ve girişimcilere marka tescili için harekete geçme çağrısı yapıldı. Barutçu, “Markanız, işletmenizin geleceğidir. Profesyonel destekle süreci yönetmek, hukuki ve mali riskleri en aza indirir” diyerek sözlerini tamamladı. Not:Bu haber metni, marka tescili sürecine dair kritik bilgileri özetlerken, uzman görüşleriyle iş dünyasına yol gösteriyor. Markasını korumak isteyenler için rehber niteliğinde…

Suat Elibüyük: Dış Ticaretin Usta İsimlerinden Biri

Dış ticaret, günümüzün globalleşen ekonomisinde ülkelerin büyüme stratejilerinin en kritik bileşenlerinden biri haline geldi. Bu alanda bilgi birikimi ve deneyimiyle öne çıkan isimlerden biri de Suat Elibüyük. Kendisi, hem akademik hem de pratik anlamda dış ticaretin dinamiklerini derinlemesine anlayan bir uzman. Suat Elibüyük, dış ticaret alanındaki kariyerine birçok tanınmış firma ve kuruluşta çeşitli görevler üstlenerek başlamıştır. Bu süreçte, uluslararası pazarların yapısını ve tüketici davranışlarını analiz etme konusundaki yetkinliği sayesinde birçok işletmeye büyüme fırsatları sunmuştur. Elibüyük’ün titiz çalışmaları, Türk firmalarının dünya pazarlarında daha rekabetçi hale gelmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Suat Elibüyük’ün belki de en dikkat çekici özelliklerinden biri, her zaman veriye dayalı stratejik kararlar almasıdır. Dış ticarette başarı sağlamanın anahtarı, doğru analiz ve doğru öngörülerden geçer. Elibüyük, yaptığı piyasa araştırmaları ve analitik çalışmalarıyla, işletmelere yalnızca kısa vadeli değil, uzun vadeli büyüme stratejileri oluşturmalarında da rehberlik etmektedir. Aynı zamanda, Suat Elibüyük eğitim alanına olan katkılarıyla da tanınır. Dış ticaretin karmaşık yapısını genç kuşaklara öğretmek ve bu alanda bilinçlendirme yapmak amacıyla çeşitli seminerler ve eğitim programları düzenlemektedir. Bu çalışmaları, gençlerin dış ticaret ve global pazarlara olan ilgisini artırmakla kalmayıp, ülkenin genel ekonomik gelişimine de katkı sağlamaktadır. Elibüyük’ün dış ticarete dair vizyonu, yalnızca ticari ilişkileri artırmakla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma ve sosyal sorumluluk gibi konulara da büyük önem vermektedir. İşletmelerin uluslararası pazarlarda faaliyet gösterirken çevresel ve sosyal etkilerini göz önünde bulundurmasının gerekliliğine inanıyor. Bu bakış açısı, işletmelerin hem ekonomik sürdürülebilirliğini sağlamada hem de itibarlarını artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Sonuç olarak, Suat Elibüyük gibi dış ticaret uzmanları, sadece kendi alanlarında değil, tüm ekonomik ekosistemde bir değişim ve dönüşüm yaratma potansiyeline sahiptir. Türkiye’nin global pazarlarda daha etkin ve rekabetçi bir oyuncu olabilmesi için bu tür uzmanların bilgi ve deneyimlerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Elibüyük’ün çalışmalarını takip etmek, yalnızca sektör profesyonelleri için değil, aynı zamanda tüm ekonomiyi şekillendiren bireyler için de büyük bir fırsat sunmaktadır

Medya partneri olduğumuz INVESTPRO TURKIYE ISTANBUL 2025 12 Mayıs 2025 başlıyor.

Yılın en prestijli iş etkinliklerinden biri olan InvestPro Türkiye İstanbul 2025, farklı sektörlerden profesyonelleri bir araya getirerek eşsiz bir networking ve bilgi paylaşımı platformu sunuyor. 12 Mayıs 2025’te, İstanbul’un kalbinde yer alan lüks InterContinental Istanbul otelinde gerçekleşecek bu özel konferans, yalnızca bir iş etkinliği olmanın ötesine geçerek, katılımcılarına sektörel içgörüler, stratejik bağlantılar ve yeni iş fırsatları vadediyor. Gayrimenkul, uluslararası vergi planlaması, varlık yönetimi, fintech, finansal danışmanlık ve kurumsal hizmetler gibi birçok kilit alanda uzman konuşmacıların yer alacağı konferans, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’dan sektörün önde gelen temsilcilerini ağırlayacak. İstanbul’un Avrupa ile Asya’yı buluşturan stratejik konumu ve son yıllarda hızla gelişen pazar yapısı, etkinliğe katılımı daha da değerli kılıyor. Şehir; tekstil, otomotiv ve finans gibi sektörlerde gösterdiği büyümeyle, yatırımcılar için cazip fırsatlar sunuyor. Etkinlik boyunca katılımcılar; iş dünyasının liderleri, yatırımcılar ve girişimcilerle doğrudan temas kurabilecek, B2B ve B2C formatında anlamlı bağlantılar geliştirebilecek. Ayrıca fuaye alanında yer alacak sergi bölümünde, en güncel iş çözümleri ve teknolojik yenilikler keşfedilebilecek. İşinizi küresel ölçekte büyütmek, sektör trendlerini yakından takip etmek ve yeni iş ortaklıkları kurmak istiyorsanız, InvestPro Türkiye İstanbul 2025 size bu yolculukta ihtiyaç duyduğunuz bilgi, ilham ve bağlantıları sunacak. Bu dönüştürücü deneyimin bir parçası olma fırsatını kaçırmayın! Kayıt için link: 12 Mayıs 2025’te InterContinental Istanbul’da gerçekleşecek InvestPro Turkiye Istanbul 2025’e katılın. Bu prestijli iş konferansı, gayrimenkul, uluslararası vergi planlaması, varlık yönetimi, fintech ve daha fazlasında profesyonellere pratik çözümler sunan küresel uzmanları bir araya getirecek. Dünyanın dört bir yanından gelen üst düzey karar vericiler, girişimciler ve yatırımcılarla ağ kurma fırsatını yakalayın. Son trendleri öğrenin ve işinizi ileriye taşıyacak somut bilgiler edinin. Şirketinizi genişletmek veya yeni ortaklıklar keşfetmek istiyorsanız, InvestPro Turkiye mükemmel bir büyüme platformu sunuyor. Bu eşsiz deneyimin bir parçası olma şansını kaçırmayın! Kayıt için link: Türkiye’de Dijital Bankacılık: Büyüme ve Güvenlik Dengesi Türkiye’de dijital bankacılık kullanımında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Bankalarla ilişkiler artık şube değil, ekran üzerinden kuruluyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre mobil bankacılık işlemleri GSYİH’nin %49’unu, internet bankacılığı ise %26’sını oluşturuyor. Bu veriler yalnızca kullanıcı alışkanlıklarını değil, sektörün yeniden şekillendiğini de gösteriyor. Mobil cihaz kullanımının yaygınlığı, bu değişimin merkezinde yer alıyor. Nüfusun %93’ünden fazlası cep telefonlarına bağlı ve bu durum bankalara daha fazla kişiye ulaşma fırsatı veriyor. Ancak büyüme, beraberinde riskleri de getiriyor. 2024 yılında, Türk finans sektörü artan siber tehditlerle karşı karşıya kaldı. MASAK gibi düzenleyici kurumlar siber suçlara karşı denetimleri artırdı. Bankalar, güvenlik duvarlarını güçlendiriyor, veri şifreleme teknolojilerine yatırım yapıyor ve anlık tehdit izleme sistemleri kuruyor. Hedef, kullanıcıların güvenini kaybetmeden bu dönüşümü sürdürülebilir hale getirmek. CyberTech Turkey’nin kurucusu ve ünlü siber güvenlik uzmanı Dr. Hüseyin Yılmaz şu şekilde belirtti: “Dijital dönüşüm, olağanüstü fırsatlar ve benzeri görülmemiş riskler getiriyor. Türkiye’nin finansal kurumları için zorluk, siber tehditlerin önünde kalırken, yeniliklere de açık olabilmektir. Güvenlik yalnızca bir BT problemi değildir, bu bir bankayla müşterisi arasındaki güvenin temelidir. Güçlü bir siber güvenlik olmadan dijital bankacılık gelişemez.” Türk hükümeti, fintech sektörünü ekonomik modernleşmenin temel taşlarından biri olarak görmekte olup, bu vizyonun başarıya ulaşması, kullanıcı güveninin sağlanmasına dayanmaktadır. Müşteriler, hız ve kullanım kolaylığı talep ederken, güvenlikten taviz verilmesini kabul etmemektedir. Bu bağlamda, InvestPro Türkiye Istanbul 2025 gibi etkinlikler kritik bir öneme sahiptir. Bu tür organizasyonlar, bankalar, teknoloji firmaları, hukuk danışmanları, yatırımcılar ve girişimciler gibi farklı sektörlerden profesyonellerin bir araya gelerek, sektördeki en acil zorluklara yönelik çözümler…

Alternatif Menkul’ün Yeni Genel Müdürü Tolga Macit Güsar oldu

Alternatif Bank’ın sermaye piyasalarındaki stratejik iştiraki Alternatif Menkul’de üst düzey bir atama gerçekleşti. Finans ve bankacılık sektörünün deneyimli isimlerinden Tolga Macit Güsar, 1 Mayıs 2025 itibarıyla Alternatif Menkul Genel Müdürü olarak atandı. 30 yıla yaklaşan bir süredir Türkiye’nin önde gelen aracı kurumları arasında yer alan ve yenilikçi ürün ve hizmetleriyle bireysel ve kurumsal yatırımcılara değer yaratan Alternatif Menkul’de yeni bir dönem başlıyor. Alternatif Bank’ın finansal ekosistemi içinde stratejik bir konumda yer alan iştiraki Alternatif Menkul’e Genel Müdür olarak Tolga Macit Güsar atandı. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Alternatif Bank Genel Müdürü Ozan Kırmızı, “Alternatif Menkul, sermaye piyasalarındaki uzmanlığı, güvenilirliği ve müşteri odaklı yapısıyla öne çıkan stratejik iştiraklerimizden biri. Tolga Macit Güsar’ın sektörel derinliği ve liderlik vizyonunun, Alternatif Menkul’ü daha da ileri taşıyacağına gönülden inanıyorum. Kendisinin önderliğinde, yatırımcılarımız için daha fazla değer yaratan, dijital ve sürdürülebilir finansal çözümler geliştiren yapımızı daha da güçlendireceğiz. Bu vesileyle, kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum” dedi. Alternatif Menkul Genel Müdürü Tolga Macit Güsar ise yeni göreviyle ilgili olarak, “Alternatif Menkul’ün güçlü potansiyelini daha da ileri taşıyacak olmak benim için heyecan verici bir sorumluluk. Alternatif Bank’ın güçlü ekosistemiyle birlikte, sermaye piyasalarına yön veren, yatırımcılara ilham veren ve ülkemizin finansal gelişimine katkı sağlayan bir kurum olma vizyonumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Tolga Macit Güsar Kimdir? 25 yıllık tecrübeye sahip olan Tolga Macit Güsar, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Yeditepe Üniversitesi’nde MBA yapan Güsar ardından, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Muhasebe ve Denetim alanında doktora eğitimini tamamladı. Garanti Portföy ve TEB bünyesinde üst düzey yöneticilik görevlerinde bulunan Güsar; Garanti Portföy’de Strateji, Araştırma ve Satış’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı, TEB Grubu’nda Bireysel Bankacılık Grup Direktörlüğü ile Özel Bankacılık, Yatırım Hizmetleri ve Perakende Bankacılık Stratejiden sorumlu Grup Direktörlüğü görevlerini üstlendi. TEB Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapan Güsar son olarak, Rota Portföy’de Yönetim Kurulu Danışmanlığı ve İş Ortaklığı görevlerinde bulundu. Güsar, Mayıs 2025 itibarıyla Alternatif Bank’ın iştiraklerinden Alternatif Menkul’e Genel Müdür olarak atandı.

c•paces Group iletişim çalışmalarını Brandworks İletişim Danışmanlığı’na emanet etti

Yeme-içme deneyimini sosyal alanlarla birleştirerek sektörde fark yaratan c•paces Group, kurumsal iletişim stratejilerini daha da güçlendirmek adına iletişim faaliyetlerini Brandworks İletişim Danışmanlığı’na emanet etti. 25 yılı aşkın deneyimiyle yeme-içme dünyasındaki trendleri yakından takip eden ve şehrin en ikonik noktalarını sosyal merkezlere dönüştüren c•paces Group; Brandworks İletişim Danışmanlığı’nın tecrübesi ve yaratıcı bakış açısıyla kurumsal iletişim faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırmayı amaçlıyor. Feriye, dekk, Madera, Cream&Sugar, Restoran Modern, Cafe Modern ve Eggstation gibi güçlü markalarıyla sektöre yön veren c•paces Group, deneyim odaklı yaklaşımıyla yalnızca bir restoran zinciri olmanın ötesinde yeme, içme ve eğlenceyi merkeze alan sosyal etkileşim alanları tasarlıyor. Brandworks İletişim Danışmanlığı, c•paces Group’un marka bilinirliğini artırmak amacıyla; medya ilişkileri, içerik yönetimi, dijital iletişim stratejileri ve etkinlik yönetimi gibi alanlarda kapsamlı bir iletişim planı oluşturacak. c•paces Hakkında: Yeme-içme deneyimini sadece lezzetle sınırlamayan, yaşam ve sosyalleşme alanlarıyla sektörde fark yaratan c•paces Group, 25 yılı aşkın deneyimiyle yeme-içme dünyasındaki trendleri yakından takip etmekte ve şehrin en ikonik noktalarını sosyal merkezlere dönüştürmektedir. Feriye, dekk, Madera, Cream&Sugar, Restoran Modern, Cafe Modern ve eggstation gibi güçlü markalarıyla sektöre yön veren c•paces Group; deneyim odaklı yaklaşımıyla yalnızca bir restoran zinciri olmanın ötesinde yeme, içme ve eğlenceyi merkeze alan sosyal etkileşim alanları tasarlar. Sektörün öncü iş ortakları ve güçlü paydaşlarıyla birlikte çalışan c-paces Group, konuklarına unutulmaz deneyimler sunmayı hedeflemektedir. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Jülide ÇağlıMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst. E-posta: julidecagli@brandworks.com.tr http://www.brandworks.com.tr

Güvenilir ve kaliteli ürünlerle büyümeye devam edeceğiz

Tüketici haklarının korunması ve bilinçli tüketimin teşvik edilmesi amacıyla her yıl 15 Mart’ta, Dünya Tüketiciler Günü kutlanıyor. Dondurulmuş gıda sektöründe kalite, güven ve sürdürülebilirliği ilke edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, her geçen gün daha fazla tüketici kitlesine ulaşmak için çalışmalarına devam ediyor. Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, “Tüketicilerimizin güveniyle büyüyoruz. Lezzetli, sağlıklı ve kaliteli üretim anlayışımızla geleceğe yön vererek, tüketicilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. Lezzetli, sağlıklı ve taze dondurulmuş ürünleriyle tüketicilerin beğenisini ve güvenini kazanan Aktaşlar Lezzet Grubu, bu vizyonla sektörde fark yaratmaya devam ediyor. 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü vesilesiyle önemli mesajlar veren Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, tüketicilerin yalnızca birer alıcı değil, aynı zamanda sektörleri ve markaları şekillendiren en büyük güç olduğunun altını çizdi. Tüketici haklarının korunmasının ve bilinçli tüketimin teşvik edilmesinin, yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda sektörün geleceği adına kritik bir adım olduğunu vurgulayan Aktaş, “Tüketici memnuniyeti, bizim için çok önemli bir değer. Ürünlerimizin her aşamasında kaliteyi ve güveni ön planda tutarak, tüketicilerimizin bilinçli tercihler yapmasını destekliyoruz. Adil ticaret ilkeleri çerçevesinde, sağlıklı ve güvenilir dondurulmuş gıda üretimimizle tüketicilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. “Tüketici geri bildirimlerine önem veriyor, sertifikalarımızla güvenilirliğimizi tescilliyoruz” Kaliteli gıda üretimi konusundaki kararlılıklarına devam edeceklerini ve tüketici haklarını savunmaya devam edeceklerini ifade eden Aktaş, “Kurulduğumuz günden bu yana en büyük önceliğimiz, tüketicilerimize sağlıklı, lezzetli ve güvenilir ürünler sunmak oldu. Bu doğrultuda, tedarikten üretime, paketlemeden dağıtıma kadar tüm süreçlerimizi en yüksek gıda güvenliği standartlarına uygun şekilde yürütüyoruz. Kaliteyi sadece bir hedef değil, aynı zamanda bir taahhüt olarak görüyoruz. Müşteri geri bildirimlerine büyük önem vererek hizmetlerimizi sürekli geliştiriyor, tüketicilerimizin beklentilerini en iyi şekilde karşılamak için kendimizi yeniliyoruz. Sahip olduğumuz BRC, IFS ve Helal sertifikaları, güvenilirliğimizi uluslararası düzeyde tescilliyor. TSE-ISO-EN 22000 gıda güvenliği sertifikamız ile kalite standartlarından ödün vermeden üretim yaptığımızı belgeliyoruz” dedi. “En büyük önceliğimiz, sağlıklı, güvenilir ve kaliteli ürünlerimizi tüketicilere ulaştırmak” Dünya Tüketiciler Günü’nü, tüketici haklarının güçlenmesi ve bilinçli alışveriş alışkanlıklarının yaygınlaşması adına önemli bir fırsat olarak gördüklerini ve bu bilinçle hareket ettiklerini belirten Aktaş, “Tüketicilerimizin gıda güvenliği, ürün içerikleri ve doğru alışveriş alışkanlıkları konularında bilinçlenmesi için çeşitli bilgilendirici içerikler ve farkındalık kampanyaları düzenliyoruz. Tüketicilerimizin sağlıklı, güvenilir ve kaliteli ürünlere ulaşabilmesi en büyük önceliğimiz. Bu özel gün vesilesiyle bize güven duyan ve tercih eden tüm tüketicilere teşekkür ediyoruz. Aktaşlar Lezzet Grubu olarak, tazelikten ve kaliteden ödün vermeden ürettiğimiz ürünlerimizle her zaman yanınızdayız. Sağlıklı bir gelecek için bilinçli tüketimi desteklemeye ve sektörümüzde fark yaratmaya devam edeceğiz” dedi. AKTAŞLAR Hakkında: Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, marka yolculuğuna 1981 yılında Ordu’da 40 kişiye hizmet veren mütevazı bir restoranla başladı. İkinci neslin liderliğinde, aile işletmesi bir başarı hikayesine dönüştü ve Aktaşlar, Pidemiss, Nelipide ve Pideor gibi sevilen markaları ve franchise modelleri ile dünya çapında beğeni kazandı. Yerli ve yabancı zincir marketler dahip 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren, vegan Lahmacun ve margarita pide gibi inovatif ürünleriyle dondurulmuş gıda ve fast-food sektöründe güçlenen Aktaşlar, Lufthansa, Delta Airlines, Singapur ve Suudi Havayolları ile kurduğu iş birlikleri ile global pazarlardaki gücünü artırmakta, genişleyen ihracat ağıyla lider bir marka olmayı amaçlamaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr

ŞUBAT AYINDA EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ AZALDI

Ekonomi bilimi bir derya gibi çok geniş bir kapsama alanındadır. Ülkelerde ve dünya genelinde sürekli güncelliğini korur. Öncelikle ekonominin temel ögelerinden bazıları Milli gelir, enflasyon, ihracat, para politikası, yoksulluk sınırı, üretim, ithalat sayılabilir. *Milli gelir bir ekonomide bir yıl içerisinde üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeridir. Bir ülkenin milli geliri ne kadar yüksekse kişi başına düşen milli gelir de o kadar yüksek olacaktır ve ülke halkı zenginleşecektir. Zenginleşen ülke halkı iktisat kuralı gereği (kişinin geliri arttıkça harcamaları da artar.) harcamalarını arttıracak, halkın alım gücü yükselecek ve genel ekonomi canlanacaktır. Genel ekonominin hareketlenmesi basit ifadeyle yeni işyerlerinin açılmasına yol açacaktır. Ve dolayasıyla devletin vergi gelirleri de artacağından devlet yatırımları hız kazanacak yeni istihdam sahaları oluşacaktır. *Enflasyon konusuna gelince ülke halkımızın en çok üzerinde durduğu, en çok etkilendiği ekonomik faktördür. Maaş ve ücretlerin enflasyonun üzerinde olması çalışan ve emekli kesimin en büyük beklentisidir. Enflasyonun düşük olması, ülkede yeterli miktarda üretim yapıldığını, halkın gelir seviyesinden yakınmadığını, stok maliyetlerinin düştüğünü işaret eder. Enflasyonu düşük olan ülkelerde halkın ekonomi yönetimine olan bağımlılığı ve güveni tamdır. *İhracat en önemli iktisadi faktörlerinden biridir. Üretim olmazsa istihdam olmaz, üretim olmazsa ihracat olmaz, üretim olmazsa ihtiyaçlar ithal girdileriyle karşılanmaya çalışılır; bu durumda cari açık büyür, ülkeden döviz çıkışı hızlanır ve merkez bankasının döviz rezervi düşer. İhracatın bir diğer özelliği de üretimde kalitenin artması, yeni ürünlerin hizmete girmesi şeklinde açıklanabilir. Dolayısıyla ihracat, üretimle doğru orantılıdır. Bir ülkede üretim çoksa ihracat da çok olacaktır ve en önemlisi ülkeye döviz girdisi sağlanacaktır. *Para politikaları: Ülkemizde para politikaları, her ülkede olduğu gibi merkez bankası tarafından yönetilir. Hepimizin bildiği gibi faiz baz alınır. Başka bir deyişle faiz düşerse döviz kurları artar. Tasarruf sahipleri bankalardaki mevduatını TL’den döviz hesaplarına aktararak daha yüksek gelir elde etmeyi amaç edinirler. Dövizin yükselmesiyle birlikte enflasyon da artışa geçer. Bu da halkın aleyhine olacağından halkın ekonomi yönetimine olan güven azalma eğilimine girer. Diğer taraftan faizin yükselmesi kredi maliyetlerini yükseltecektir ve üretim maliyetlerine olumsuz yansıyacaktır. Belki de üretim miktarının azalmasına yol açabilir. Bu konu oldukça hassas bir konudur. Faiz dengesini döviz kurlarıyla optimal dengede tutmak esas alınmalıdır. Örneğin ülkemizde kredi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yaklaşık sekiz aydan bu yana üretimde düşme gözlenmektedir. *Yoksulluk sınırı bir kişinin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken minimum aylık değerdir. Yoksulluk sınırının altında yaşayan vatandaşların genel nüfusa oranı ne kadar yüksekse yoksul vatandaşların sayısı o kadar az olacaktır. *Üretim konusuna yukarıda değinmiştik. Ülkelerin ekonomik büyümesine katkı sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Üretim, istihdam ve sağladığı ihracat girdileriyle ekonomik kalkınmaya etkili olmaktadır. *İthalat ülke ihtiyaçlarının yeterli miktarda üretilmemesi durumunda başvurulan çözüm yoludur. Bazen yerli sanayi ile rekabet için de ithalat yoluna gidilebilir. İhracatın ithalatı karşılama oranı 1 ise ülkeye ithal girdisi kadar ihracat çıktısı gerçekleşmiş demektir. Her zaman ihracatın ithalattan fazla olması tercih edilir. Yukarıda anlatmaya çalıştığım ekonomi faktörlerinin dengede olması durumunda ekonomik istikrar yerine gelmiş, halkın ekonomiye güveni artmış, dış yatırımcıların da ülkemize girişi çoğalacak demektir. Bu bağlamda ekonomik güven endeksimiz de artacaktır. Çünkü temel faktör ekonomik güvendir. Yabancı yatırımcıların ülkemize gelerek yatırım yapması için ekonomimize güvenmeleri gerek ve yeter koşuldur. Ülkemizde çok kısa süre öncesine kadar yaklaşık -60 milyar dolar olan rezervlerimiz, günümüzde 161 milyar dolara kadar yükselmiştir. Yani dışardan para girişi, uygulanan sıkı para politikası sayesinde başlamıştır. Ancak bu girişler yatırımdan çok” carry trade” yoluyla gerçekleşmektedir. Carry trade…

DÜNYA GENELİNDE MİLYARDERLERİN SAYISI

 İnsanlığın varoluşundan itibaren kavimler içinde, aşiretler arasında, milletler bünyesinde kadının bir yeri olmuştur. Sosyolojik olarak milletler arasında kadın ve kadın hakları farklılık görülse de din temelli ayrıcalık ve farklılıklar da söz konusudur. Hâlâ birçok ülkede kadınlar ekonomik, sosyal ve hukukî alanlarda haklarını elde edememişlerdir. Afrika’nın ücra köşelerinde kadınlar insan olduklarının bile farkında değildirler. Türk kadını En zor konu budur işte… Türk kadınını anlatmak sözle olmaz. Kadın anamızdır, yeri gelir eşimizdir, sevgilimizdir, iş ortağımız veya çalışma arkadaşımızdır. Yuvayı yapan dişi kuştur, denir kadın için… İşte bu ahengi sağlayan şefkat meleğidir kadın. Aile mutluluğunda en büyük payın sahibi ve hepimizin ilk öğretmenidir ve dolayısıyla hepimiz annemizden öğrenmişizdir dilimizi. Türk kadınını anlamak için İnebolu’yu ve İstiklâl Yolu’nu, Erzurum’un Aziziye tabyalarını, Nene Hatun’u, Gülizar ve Name Kadın’ı, Antep’in eski mahallelerini, kocasını Balkan Harbi’nde kocasını kaybeden ve Sakarya Savaşı’nda yaralanıp iyileştikten sonra tekrar müfrezesinin başına dönen Ayşe Hanım’ı, Maraş’ın mücahit kadınlarını, Kastamonu’nun yetiştirdiği Millî Mücadele kahramanlarından Halime Çavuş’u, Şerife Bacı’yı, Gördesli Makbule’yi, Gaziantepli Yirik Fatma’yı, Adanalı Tayyar Rahmiye Hanım’ı  hatırlamak, hayatlarını incelemek gerekir. İstiklâl Savaşı yıllarında kahraman kadınlarımız Aslen İzmirli olan ancak 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali üzerine Balıkesir’de çete teşkilâtına katılan Mustafa Necati, 13 Eylül 1921 Sakarya Zaferi’nden 30 Ağustos 1922 Zaferi’nin hemen öncesine kadar İstiklâl Mahkemesi Reisi olarak Kastamonu’da bulunmuştur. Anadolu köylerinde rastladıklarını şöyle anlatıyor Mustafa Necati:     “… Uzun ve gölgesiz yollardan kesintisiz bir alkışla harp meydanlarına giden yollarda zayıf öküzlerin çektikleri cephane yüklü arabalar ve bunların başlarında yanık yüzlü, çıplak ayaklı kadınlar, ihtiyarlar ve hatta çocuklar… Çok defa yolun kenarına çekilir, onların geçişini gözlerim yaşararak seyreder, kağnıların gıcırtılarını ilâhî bir musiki gibi dinlerdim…”         Yiğitlikle dolu bir başka sahneyi anlatırken de şunları söylüyor Mustafa Necati; “… Biz soğuktan titrerken tek yorganını da arabaya örten bir ninenin çıplak ayaklarla karları çiğnediğini görünce merhamet duygularım kabardı. Arkasına sardığı peştemalın içindeki ara sıra hıçkıran çocuğun üzerine niçin atmadığını sordum.”     —Üşümez misin sen? Bak çocuk donacak, yorganı örtsene!     —Kar sepeliyor. Millet malıdır, nem kapmasın evladım, dedi. Yorganın uçlarını iyice serdi. O zaman anladım ki, cephaneyi ıslatmamak için bu fedakârlığı yapıyor. Tabii ki sonra da merhametimden utandım. Cumhuriyetle birlikte     Ülkemizde Cumhuriyet’e geçişle birlikte yeni haklara kavuşmuş olsa da kadın, hâlâ “çile sembolü”dür. Atatürk’ün kadınlar için sağladığı haklara rağmen kanun ve kural sapması, yobaz algısı ve töre baskısı gibi sebeplerle kadınlarımız, toplum hayatında tam olarak yer edinememiştir.      Basından izliyoruz, her gün hayatını kaybeden, eşinden dayak yiyen, maganda ve meczup saldırısına uğrayan nice kadının başına gelenleri… Bu olgular “kadının yazgısı” haline gelmiştir ülkemizde. Toplum hayatındaki yeri     Örtünmesine ailesi, doğum ve kürtajına politikacılar, yaşam hakkına doğuştan mutsuz kocalar (!) karar verir Türk kadını için, verdiği mücadelede ve sesini duyurmakta yetersiz kalır.      Kadın ve kadın hakları konusuna dinimiz geniş yer vermesine, din adamlarımız dini esasları anlatıyor olmasına rağmen bizlerin duyarsız kaldığı aşikârdır. Veriler, sadece belirli sayıdaki kadınımızın ekonomi, eğitim ve idare alanlarında öne çıktığını gösterse de büyük çoğunluğun hukukî varlığı kâğıt üzerinde kalmaktadır. Sanat etkinlikleriyle anlatım      Sanatçılarımızın, müzik ve sanatın her dalında eserler ortaya koyarak “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nün anlamını göze ve kulağa hitap ederek vurgulamaları, geçen yıllarda düzenledikleri gibi sergi ve standlarda dünya kadınlarının pek de yabancısı olmadığımız acılı yüz ifadelerini, bahtsızlık ve çaresizliklerini gözler önüne sermeleri alkışlanacak çabalardır.     Birçok yerde günün anlam ve önemini ortaya koyabilecek konserler…

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm Koşulları

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm Koşulları Hepimizin bildiği gibi ülkemiz deprem coğrafyasında yer almaktadır. Ve bugüne kadar son derece önemli depremler yaşadık.1999 Gölcük ve Yalova depremlerinde 20000 vatandaşımız can verdi. En son yaşadığımız ve 11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerde ise 50000 canımız giiti,100000 kişi, yaralandı ve on binlerce bina yerle bir oldu. (Allah tekrarını göstermesin) Depremler olduğu zaman yazılı ve görsel basında bir müddet gündem olduktan sonra maalesef unutularak sorunlar rafa kalkıyor ve tekrar deprem olunca raftan iniyor. Jeoloji bilim insanları ise başta İstanbul olmak üzere sürekli alınması gereken önlemleri, yaşanabilecek bir felaket sırasında oluşabilecek kayıpları sıralayarak konunun önemini anlatmaya çalışıyorlar. Hatta çok değerli bir bilim insanı son yapılan yerel seçimlerde “deprem için önlem alacak, yapılması gerekenleri taahhüt eden partiye oy verin” diye tavsiyede bulunarak konunun önemini vurgulamaya çalışmıştı. Son yaşadığımız yüzyılın felaketi olarak adlandırılan Kahramanmaraş merkezli felaketten sonra İstanbul başta olmak üzere tüm yurtta Karot tahlilleri yapılmaya her vatandaşın can emniyetini korumak amacıyla yerel yönetimler tarafından da bazı önlemler alınmaya başladı. İstanbul’da bazı binaların kendiliğinden çöktüğünü, birçok binanın da son derece deprem riski altında olduğunu yazılı ve görsel basından izlemekteyiz. Tüm yurdumuz deprem riski taşıdığı bir gerçektir ve İstanbul bu konuda başı çekmektedir. Çünkü toplam nüfusumuzun yaklaşık yüzde yirmisi İstanbul’da yaşamaktadır ve özellikle bazı bölgelerimizde 40-50 yıllık, dönemin koşullarına göre inşa edilmiş binalar mevcuttur. Buralarda oturan yurttaşlarımızın can güvenliği tehlikededir. Diğer taraftan bazı bölgelerde ise kentsel dönüşüm rantsal dönüşüme evirilmiştir. Yıkılıp yapılan binaların değeri kat kat artmıştır ve konut alıcıların ilk sorduğu soru binanın depreme dayanıklı olup olmadığıdır. Rantsal dönüşümün en güzel örneği İstanbul’da Bağdat Caddesi ve çevresidir. Öte yandan olaya ekonomik olarak bakıldığında ise her deprem devlet bütçesinin açık vermesine sebep olmakta yani vatandaşlarımızın vergileri ile karşılanmaya çalışılmakta bu da ekonomik dengelerin bozulmasına sebep olmaktadır. 2023 yılında verdiğimiz 1,1 Triyon TL lik bütçe açığının esas nedeni yaşanan felakettir. Çünkü 11 ili kapsayan felaketin acılarını sarmak dünyanın en zengin ülkesinde olsa bile kolay değildir ve hükümetimiz tüm güçleriyle deprem bölgesine akın etmiş, hiçbir yurttaşımızın evsiz, barksız kalmaması, aç, susuz kalmaması için var gücüyle çalışmıştır. Ancak halen yaralar sarılmaya devam etmektedir. Bölgede binlerce konut projesi mevcuttur bunların bir kısmı tamamlanarak depremzedelere teslim edilmiş, bir kısmının da inşaatı devam etmektedir. Hatta devam eden inşaat projeleri nedeniyle diğer kentlerden inşaat işçileri geldiğinden öteki bölgelerde işgücü azalmasına neden olmuştur. 1999 Düzce ve Gölcük depreminden sonra uygulamaya konulan “deprem vergisi” halen devam etmektedir ve bu toplanan deprem vergilerinin nereye harcandığı sorusuna şu andan hazine ve maliye bakanımız Sn. Mehmet şimşek otoyollara harcandığını ifade etmiştir. Dolayısıyla toplanan vergilerin amacına uygun şekilde kullanılmadığı, jeoloji bilim insanlarının sık sık yaptığı uyarılar, alınması gereken önlemler dikkate alınmadığı ortadadır. Kentsel dönüşüm projeleri için öncelikle devlet yardımcı olmaktadır ama yapılan destekler maalesef yetersiz kalmaktadır. Öncelikle yapılan kira yardımı çok düşük kalmakta yaşadığımız ekonomik kriz ortamında insanlar evsiz kalma, kirayı ödeyememe riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Sorunun çözümü kentsel dönüşüm maliyetini devlet karşılamalı, inşaat süresince insanlara evi bedava tahsis etmeli veya kiranın tamamını ödemelidir. Son yaşanan depremden sonra günümüze kadar özellikle İstanbul için bir takım kentsel dönüşüm projeleri uygulamaya konuldu. Ancak yaşadığımız yüksek enflasyon nedeniyle ödemeler dengesi de değiştirilmek zorunda kaldı. İstanbul’da uygulanmaya başlayan yarısı bizden kampanyasının detayları aşağıdaki gibidir. “Yarısı Bizden” kampanyasına başvuru için e-Devlet üzerinden işlem yapmaya gerek kalmadan, ilçe belediyelerine…