AB’DEN SINIR DIŞI EDİLEN TÜRKLER

AB’DEN SINIR DIŞI EDİLEN TÜRKLER

Avrupa Birliği’nde göç ve düzensiz göçle mücadele, son yıllarda hem politika yapıcıların hem de kamuoyunun gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Bu bağlamda Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat’ın açıkladığı veriler, 2025’in üçüncü çeyreğinde AB üyesi ülkelerin sınır dışı ettikleri AB dışı vatandaşlar arasında Türk vatandaşlarının üçüncü sırada yer aldığını ortaya koydu. Avrupa’ya yönelen hareketlilik, politik ve sosyal sonuçlarıyla giderek karmaşık bir tablo çiziyor.

2025’in üçüncü üç aylık döneminde (Temmuz–Eylül), AB üyesi ülkeler toplamda yaklaşık 42 bin AB dışı vatandaşı sınır dışı etti, bu kişilerin 6 bin 350’si Türk vatandaşıydı. Bu rakam, Türk vatandaşlarını çoğunlukla geri gönderilenler listesinde Cezayir (12 bin 325) ve Fas (6 bin 670) gibi ülkelerin ardından üçüncü sıraya yerleştirdi.

Bu veriler hem göç dinamiklerinde hem de Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde önemli ipuçları veriyor. Özellikle 2024’ün aynı dönemine göre Türk vatandaşlarının geri gönderilme oranının %15 artmış olması, bu artışın diğer ülke vatandaşlarından daha hızlı olduğunu gösteriyor. Suriyelilerde bu artış %9, Ruslar için %7, Gürcüler için %5 seviyesinde kalırken, Türk vatandaşları daha yüksek bir artış oranı ile dikkat çekti.

Göç Politikalarında Değişen Yaklaşım

AB içindeki uygulamalar sadece rakamlarla sınırlı değil; politikaların niteliği de tartışma konusu. Eurostat verilerine göre tüm geri gönderme kararlarının yalnızca yaklaşık %36’sı fiilen uygulanabiliyor. Yani verilen sınır dışı etme kararlarının çoğu çeşitli nedenlerle (sağlık, hukuki süreçler, aile durumu vb.) uygulanamıyor.

Geri gönderme işlemlerinin yaklaşık %40’ı zorla gerçekleştiriliyor, geri kalan kısmı ise gönüllü dönüş, mali destek veya bilet desteği gibi teşviklerle yapılmakta. Bu politikalar, 2025 üçüncü çeyreğinde artarak devam ediyor.

AB ülkeleri, düzensiz göçle mücadelede daha sert tedbirler uygulama eğiliminde. Bunun göstergesi olarak aralık ayının başlarında kabul edilen yeni yasa taslağı dikkat çekiyor. Bu taslak, AB dışı göçmenlerin menşe ülkelerle yapılan ikili anlaşmalarla AB sınırları dışındaki merkezlerde tutulmasını ve değerlendirme süreçlerinin bu merkezlerde yürütülmesini öngörüyor. Ancak bu öneri insan hakları örgütleri tarafından sert eleştirilere hedef oluyor; keyfi gözaltılar ve yasa dışı geri gönderme riskine dikkat çekiliyor.

Türkiye ile AB Arasında Göç Dinamikleri

Türkiye’nin AB ile göç ilişkisi uzun yıllardır devam ediyor. Özellikle 2016’da yapılan göç mutabakatından bu yana iki taraf arasında düzensiz göçün kontrolü ve sınır dışı süreçleri önemli gündem maddesi. 2025’in üçüncü çeyreğindeki veriler bu iş birliğinin dinamiklerini başka bir boyuta taşıdı: Türk vatandaşlarının AB’den sınır dışı edilme oranının artması hem Türkiye’de hem de AB’de göç politikalarının sıkılaşmasına işaret ediyor.

Önceki yıllara bakıldığında, Türk vatandaşları Almanya gibi ülkelerde sınır dışı etme işlemlerinin yoğun olduğu gruplar arasında yer alıyor. Örneğin, Almanya’dan Türkiye’ye sınır dışı edilen Türklerin sayısı son yıllarda önemli ölçüde artış göstermiş durumda. 2023’te Türkiye’ye sınır dışı edilenlerin sayısı 875 iken, bu sayı 2025’in ilk aylarında binler seviyesine ulaşmış durumda.

Bu artış, göç akımlarının değişen niteliğini ve ülkelerin sınır güvenliği politikalarını gösteriyor. Avrupa ülkeleri özellikle ekonomik beklentiler, düzensiz göçmen sayısındaki dalgalanmalar ve siyasi baskılar nedeniyle daha sıkı uygulamalara yöneliyor. Almanya ve Fransa gibi büyük göçmen alan ülkeler, geri gönderme kararlarında ve uygulanmasında farklı stratejiler geliştirmeye çalışıyor.

Sosyal ve Politik Yansımalar

Türk vatandaşlarının sınır dışı edilme sayısındaki bu artış, sosyopolitik alanlarda da yankı buluyor. Türkiye’de medya ve kamuoyu, bu verileri hem göç yönetimi hem de AB ile ilişkiler bağlamında tartışıyor. Geri gönderme verilerinin artması, bazı çevrelerde “göçmenlerin AB’de istenmediği” algısının güçlenmesine yol açabiliyor. Bu algı, diasporadaki Türk toplumları üzerinde de psikolojik ve ekonomik etkiler yaratıyor.

Uzmanlar, bu verilerin bireysel seviyedeki hikâyelerini de görmezden gelmemek gerektiğini vurguluyor. Sınır dışı edilen kişilerin önemli bir kısmı, çalışma izni sürecindeki hatalar, oturum izni bitişleri veya basit bürokratik aksaklıklar nedeniyle mağdur durumuna düşebiliyor. Bu durum, göçmen toplulukları için daha fazla belirsizlik ve güvensizlik yaratıyor.

Sonuç: Değişen Göç Tablosu

2025’in üçüncü çeyreğinde Türk vatandaşlarının AB’den en çok sınır dışı edilenler arasında üçüncü sırada yer alması, sadece bir istatistiksel veri değil; Avrupa ve Türkiye arasındaki göç ilişkilerinin evrildiğinin somut bir göstergesi. Artan geri gönderme oranları hem AB’nin göç politikalarındaki sertleşmeyi hem de Türkiye’deki göçmen topluluklarının AB’de karşılaştığı zorlukları gözler önüne seriyor.

Bu tartışma, önümüzdeki dönemde göçmen politikaları, uluslararası iş birlikleri ve insan hakları çerçevesinde daha yoğun bir şekilde gündeme gelecek gibi görünüyor. Türkiye ve AB arasındaki göç yönetimi müzakereleri ile hukuki süreçler, önümüzdeki yıllarda bu tabloyu şekillendirmeye devam edecektir.

Kaynak: Euronews

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    290 milyar Euro değerindeki güzellik sektörünün dev buluşması BeautyEurasia’nın 21’inci yılı için hazırlıklar sürüyor  

    Avrasya coğrafyasının en kapsamlı uluslararası güzellik, kozmetik ve saç bakımı etkinliklerinden biri olan “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, 2–4 Eylül 2026 tarihleri arasında 21’inci kez kapılarını açacak. ICA Events organizatörlüğünde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerine yeni ticari iş birliği imkanları sunarken endüstrinin en güncel akımlarını tek bir çatı altında toplayacak. Geçtiğimiz yıl 114 farklı ülkeden 13 bin 314 profesyoneli ağırlayan fuar, bu dönemde de geniş kapsamı sayesinde yeni ortaklıkların kurulmasına aracılık edecek. Dünya genelinde ekonominin pek çok dalını kapsayan 50’den fazla organizasyona imza atan ICA Events, Avrasya’nın güzellik alanındaki en büyük zirvelerinden biri olan 21. BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı’nı 2–4 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek. Mevcut büyüklüğünün yanı sıra katılımcılarına nitelikli ticari ağlar, hedef odaklı B2B görüşmeler ve yüksek ticari verimlilik de sağlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nde yarattığı küresel çeşitlilikle bu yıl da somut ticari çıktılar sağlayacak. Güzellik sektörünün Türkiye’deki hacmi 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaştı Güzellik endüstrisinin, kişiye özel teknolojik imkanlar ve artan sağlıklı yaşam bilinciyle beraber sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu ifade eden BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova, “Markalardan üreticilere ve tüketicilere kadar bir bütün teşkil eden güzellik sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte gelişimini sürdürüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 290 milyar Euro’luk bir büyüklüğe erişen güzellik sektörü, 4,2 milyar civarında potansiyel kullanıcıya ulaşıyor. Diğer taraftan Türkiye piyasası da son dönemde endüstrinin en hızlı ivme kazanan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki güzellik pazarının hacmi 217 milyar TL seviyesine çıkarken, dijital platformların etkisi sektörün genişlemesinde giderek daha kritik bir rol oynamaya başlıyor. 20 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan BeautyEurasia ise yalnızca fiziksel ölçeğiyle değil, sunduğu kaliteli iş bağlantıları, stratejik B2B buluşmaları ve ticari verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Organizasyonumuzun küresel erişimi yerel pazar bilgisiyle harmanlayan yapısı, sektördeki etkili ortaklıkların tesis edilmesine olanak tanıyor.” açıklamasında bulundu. Standart kalıpların ötesinde bir fuar Fuarın geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen buluşmasında küresel etkisini bir kez daha kanıtladığını belirten Mehmedova, şu verileri paylaştı: “Dünya genelindeki ekonomik dalgalanmalara rağmen fuarımız geçtiğimiz yıl da başarılı bir grafik sergilemeyi başardı. Toplamda 114 ülkeden 13 bin 314 profesyonel isim fuarımızı ziyaret ederken, bu kitlenin 3 bin 406’sını yabancı konuklar oluşturdu. Bununla birlikte 180’i yurt dışından gelen toplam 302 katılımcının yer aldığı organizasyonda iş hacmi 305 milyon Euro’ya ulaşırken, katılımcı başına ortalama 1 milyon Euro’luk bir ticaret hacmi oluşturduk. Ayrıca BeautyEurasia, basit bir ürün sergileme alanının çok ötesinde, ölçülebilir ticari başarılar üreten bir platform olma niteliği taşıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz sene bin 486 sipariş ve ön protokole imza atılırken, katılımcı kurumlar ile uluslararası satın almacılar arasında doğrudan ticari köprüler kuruldu. Ek olarak fuar süresince 5 binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi. Bu sayede uzun vadeli ticari ortaklıkların kurulmasına çok değerli bir katkı sunulmuş oldu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektörün öncü isimlerini bir araya getirirken kalite odaklı vizyonumuzu koruyarak; Türkiye, Avrasya, Orta Doğu, Balkanlar ve BDT pazarlarına giriş yapmak isteyen profesyoneller için stratejik bir merkez olmaya devam edeceğiz.” ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı…