Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

SITE GLOBAL BAŞKANLIĞI’NA İLK KEZ BİR TÜRK SEÇİLDİ

Amerika merkezli, “Incentive” turizmine adanmış tek uluslararası dernek olan SITE –Society for Incentive Travel Excellence’ın Global Başkanlığı’na ilk kez bir Türk seçildi.Ülkemizi kongre turizm segmentinde uzun yıllardır başarıyla temsil eden ve SITETürkiye Chapter’ında iki dönem üst üste başkanlık görevini yürüten Hasan Dinç,derneğin yeni dönem Global Başkanı olarak Türkiye’ye önemli bir gurur yaşattı.Amerika’da 1973 yılında kurulan, kongre turizmi (Incentive travel) odaklı tek uluslararasıdernek olan SITE – Society for Incentive Travel Excellence’ın, 2026-2027 dönemi globalbaşkanlığına Hasan Dinç seçildi.SITE’ın Türkiye yapılanması olan SITE Türkiye Chapter’ın yeni dönem başkanlığı göreviniise Tekser’in Kurucusu Feyhan Kapralı devraldı. Kapralı, göreve başlamasının ardındanYönetim Kurulu ve SITE üyeleriyle birlikte Anıtkabir’i ziyaret ederek Anıtkabir ÖzelDefteri’ne şu ifadeleri yazdı:Aziz Atatürk,Cumhuriyetimizin kurucusu ve en büyük rehberimiz olarak huzurunuzda derin bir saygı veminnetle bulunuyoruz.Bizler, ülkemizin kültürel mirasını, tarihini ve misafirperverliğini dünyanın dört bir yanınataşıyan turizm profesyonelleriyiz. Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil ederken çağdaşuygarlık hedefinizi, aklın ve bilimin yol göstericiliğini ve ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkenizirehber ediniyoruz.Farklı milletleri aynı topraklarda buluşturmanın, kültürler arasında köprü kurmanın veülkemizi en doğru şekilde anlatmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Cumhuriyetimizin değerlerinidürüstlük, çalışkanlık ve vatan sevgisiyle temsil etmeyi görev biliyoruz.Emanetiniz olan Cumhuriyet’e bağlılığımızı bir kez daha ifade ediyor; ilke ve devrimleriniziyaşatmaya ve ülkemizi her alanda en güçlü şekilde temsil etmeye kararlılıkla devamedeceğimizi huzurunuzda beyan ediyoruz.Saygı, sevgi ve sonsuz minnetle,SITE Türkiye”Yeni dönemde yönetim kurulunu ağırlıklı olarak turizm sektörünün genç liderlerindenoluşturan SITE Türkiye, genç turizmcileri desteklemeye yönelik eğitim ve sosyal sorumlulukprojelerine de devam etmeyi hedefliyor.

Bakanlık harekete geçti: ‘İyileştiren Hastane’ tedavi süresini kısaltıyor

Hastane binalarındaki mimari ile yapısal ve tıbbi teknolojik gelişmeler, tedavi süreçlerini kısaltmaya önemli ölçüde etki ediyor. Mimar Mustafa Onur Eraydın, literatüre ‘’iyileştiren hastane’’ olarak geçen yapılara ilişkin “Hastalığın ve hastaların niteliklerine göre yeni teşhis ve tedavi teknolojilerinin gelişmesi, yapısal çerçeveyi direkt olarak etkiliyor. Sağlık Bakanlığının yapmakta olduğu akreditasyon çalışmalarının da etkisi ile yapılacak olan hastanelerin ‘İyileştiren hastane’ kapsamında olması kaçınılmaz sonuç olarak günden güne ilerliyor” değerlendirmesinde bulundu… Modern hastane binalarının mimarisi ve iç mekân tasarımları, tedavi süreçlerini hızlandıran kritik bir faktör haline geldi. Gelişen tasarım anlayışları, yapısal ve tıbbi teknolojik ilerlemelerle birleşerek, hastaların iyileşme hızına doğrudan etki ediyor. Sektör temsilcileri, Sağlık Bakanlığı’nın akreditasyon çalışmalarıyla birlikte, literatüre “İyileştiren Hastane” olarak giren bu yapıların artık bir standart olacağını belirtiyor.. Mimar Mustafa Onur Eraydın, konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Eraydın, hastalığın ve hastaların değişen niteliklerine göre yeni teşhis ve tedavi teknolojilerinin gelişmesinin, hastane binalarının yapısal çerçevesini doğrudan etkilediğini vurguladı.. Enfeksiyon ve iyileşme süresi kısalıyor “Yoğun bakım ünitesi sendromlara yol açtığını biliyoruz. Ses düzeyinin, narkotik ve sedatif ilaç kullanımını ve dozlarını belirgin biçimde etkilediğini; ses düzeyindeki artışın, kalp atış̧ hızı, stres ve gerginliğin artmasında etkili olduğunu da biliyoruz. Ayrıca güneş̧ alan ve almayan hasta odalarıyla, hastanede kalış̧ süreleri ve ölüm oranları arasında belirgin bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Yani odadaki aydınlık düzeyinin, kalp atış̧ hızı, aktivite düzeyleri ve solunum sayısını etkilediğini biliyoruz” diyen Eraydın, yeni nesil hastane binalarının sadece estetikten ibaret olmadığını, aynı zamanda tedavi sonuçlarını doğrudan iyileştirdiğini belirterek “Sağlık tesislerinde mühendislik hesaplamalar sonucu geliştirilen mekanik ve elektrik sistemler ile, antibakteriyel inşaat malzemeleri kullanılarak, en üst seviyede sterilizasyon sağlanıyor. Bu sayede hastanede enfeksiyona bağlı hastalıklar minimum seviyelere çekilerek antibiyotik tedavi dozları azaltılıyor ve bağışıklık sistemini güçlendiren tıbbi çalışmalarla iyileşme süresi kısaltılıyor” diye konuştu. “Hastanın güven duygusunu artırıyor” Eraydın sözlerini şöyle sürdürdü: “Üstelik estetik kalite de hastayı rahatlatarak iyileşme hızını etkilediği gibi, hasta yakını ve ziyaretçi psikolojisini de olumlu etkileyerek hastanın güven duygusunu artırıyor. Geleceğin hastane binaları sadece tedavi değil, aynı zamanda hastanın kendi kendine yardımı ve hastalıklardan korunması yönünde eğilim gösterecek. Bu yapılar spor salonları, sosyal hizmet büroları ve toplum için buluşma noktası olabilecek başka işlevleri de içerebilecektir.” Bakanlık harekete geçti Türkiye’de sağlık binalarının düzeltilmesi ve kalite eşiğinin yükseltilmesi için atılan adımlara da değinen Arter İnşaat Kurucu Ortağı Mustafa Onur Eraydın, şunları kaydetti: “Ülkemizde sağlık kuruluşlarının bakım ve yönetim kalitesini iyileştirmek için geliştirilmiş olan standartlar serisini karşılayıp karşılamadıklarını belirlemek amacıyla, yetkili kuruluşlar tarafından değerlendirmeye tabi tutulan bir süreç olarak akreditasyon çalışmaları sürüyor. Sağlık binalarının düzeltilmesi ve kalite eşiğinin yükseltilmesi için Sağlık Bakanlığının bilimsel araştırmalara verdiği önem, üniversitelerle iş birliği içinde bulunması ve ulusal bir akreditasyon programının uygulanmaya başlaması bu gelişmeleri oldukça hızlandırmış durumda.”

Sektörün buluşma noktası Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul 48. yılına hazırlanıyor

Türkiye’de yapı ve inşaat sektörüne özel olarak gerçekleştirilen ilk ihtisas fuarı olma niteliğini taşıyan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, 27–30 Nisan 2026’da 48’inci kez kapılarını açacak. Fuar bu yıl, Hırdavat Sanayici ve İş İnsanları Derneği (HISİAD) ile yaptığı iş birliği kapsamında Hardware Eurasia – Hırdavat Özel Bölümü’nü, İskele Kalıp Sanayicileri Derneği (İKSD) ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında ise İskele – Kalıp Özel Bölümü’nü sektör profesyonelleriyle aynı çatı altında buluşturacak. Son edisyonunda 19 ülkeden 437 katılımcıyı ağırlayan fuar, toplam 456 milyon Euro iş hacmi yaratırken 4 bin 700’ü aşkın anlaşmaya ev sahipliği yaptı. … Uluslararası firmaları, bölgenin üst düzey temsilcilerini ve ekonominin tüm alanlarını kapsayan 50’den fazla fuar ve konferansa imza atan ICA Events, yapı ve inşaat sektörü için “ihracat kapısı” niteliğindeki 48. Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’u 27–30 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenleyecek. TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan ve T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından bu yıl ilk kez hayata geçirilen “Yurt İçi Prestijli Fuarlar” listesine dahil edilen fuar, ürün grubu çeşitliliği sayesinde sektör için bir buluşma noktası olacak. Fuar, sektöre yön veren stratejik iş birliklerini bu yıl Hırdavat Sanayici ve İş İnsanları Derneği (HISİAD) ile yaptığı Hardware Eurasia – Hırdavat Özel Bölümü, İskele Kalıp Sanayicileri Derneği (İKSD) ile gerçekleştirdiği İskele – Kalıp Özel Bölümü sayesinde güçlendirecek. Yapı ve inşaat sektörü için küresel ticaretin merkezi bu yıl da Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul olacak Fuarın köklü geçmişi sayesinde yapı ve inşaat sektörü açısından en kapsamlı buluşma noktası olduğunu ifade eden Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul Direktörü Banu Keskin, “1978 yılında düzenlendiği ilk günden bu yana sektörün kurumsallaşması, üretim çeşitliliğinin artması ve uluslararası ticari iş birliklerinin gelişmesinde öncü bir rol üstlenen fuarımız, bu tarihsel konumu sayesinde kendi sektöründe referans noktası konumunda yer alıyor. Türkiye’de ve yurt dışında bilinirliğe ulaşan birçok yapı firması, markalaşma, yeni ürün tanıtımlarında ve ihracat ağına erişim süreçlerinde fuarımızın sağladığı buluşma ortamından yararlanıyor. Bu açıdan fuar, yalnızca tanıtım alanı değil; Türkiye’nin yapı-inşaat malzemeleri ve teknolojileri sektöründe üretim ve tasarım gücünün dünya pazarlarına açıldığı sürekli bir ticaret kapısı niteliğine sahip. Türkiye’nin en köklü ve bölgenin en büyük yapı fuarı olması sebebiyle de sektör için bir ‘ihracat kapısı’ oluyor.” dedi. 2026’da yapı ve inşaat sektörü için yarattığı iş hacmi 456 milyon Euro’yu buldu Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’un sektör için küresel ticaretin merkezi olarak konumlandığını belirten Banu Keskin, sözlerine şöyle devam etti: “Geçtiğimiz yıl fuarda katılımcıların yüzde 86’sı, fuar sırasında gerçekleştirdikleri görüşmeleri sipariş ve ön anlaşma ile sonuçlandırdı. Fuara ilk defa katılan katılımcıların yüzde 92’si ise fuar sırasında sipariş aldı veya ön anlaşma sağladı. Ayrıca 2025 yılı katılımcılarının yüzde 93’ü, bu yıl da fuara katılacaklarını belirtti. Bunun yanında katılımcı başına 1 milyon Euro’dan fazla olmak üzere toplamda 456 milyon Euro’luk iş hacmi yaratan fuarımız, sektör profesyonelleri tarafından ilgiyle takip edildi. Fuar kapsamında sipariş ve ön anlaşmaların sayısı 4 bin 700’ü aşarken katılımcı başına ortalama 11 iş anlaşmasına imza atıldı. Bu veriler, fuarın sektördeki güçlü konumu ve yarattığı ekonomik değeri kanıtlıyor.” Doğru bağlantı için fuardan iki bölüm: Hardware Eurasia – Hırdavat Özel Bölümü ve İskele & Kalıp Özel Bölümü Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’un bu yılki edisyonunda sektör ekosistemini büyüten ve geliştiren iş birlikleri de gerçekleştireceğine dikkat çeken Keskin: “Bu yıl Hırdavat Sanayici ve İş İnsanları Derneği (HISİAD) ile yaptığımız iş birliği…

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor. Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor. “Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor” Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi. “Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz” Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi. Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. 2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden…

482 Milyon Euro’luk Ticari Gücüyle Turizme Yön Veren EMITT, 2026’da Yeni Yerinde Kapılarını Açmaya Hazırlanıyor

Sektörün köklü fuarı EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, ICA Events organizasyonuyla 5–7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 29’uncu kez kapılarını açıyor. Uluslararası firmaları, bölgenin üst düzey temsilcilerini ve ekonominin tüm alanlarını kapsayan 50’den fazla fuar ve konferansa imza atan ICA Events, turizm sektörünün en güçlü buluşmalarından biri olan 29. EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarını düzenliyor. 5–7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek fuar, yeni destinasyonları ve en güncel turizm trendlerini sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Köklü geçmişiyle turizm dünyasının vazgeçilmez buluşma noktası olan EMITT, geçtiğimiz edisyonda 39 ülkeden 656 katılımcı ve 23 bin 725 ziyaretçiyi ağırlayarak küresel ölçekteki gücünü bir kez daha kanıtladı. Bu yıl da iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir platform olarak dünyanın dört bir yanından profesyonelleri aynı çatı altında bir araya getirmeye hazırlanıyor. EMITT, yenilenen organizasyon yapısıyla İstanbul Fuar Merkezi’nde Uluslararası katılımcı ve ziyaretçi oranının yüksekliği, sunduğu güçlü B2B iş ortamı ve yarattığı ticari hacimle turizm sektörüne yön veren EMITT’in önemine dikkat çeken EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin, şunları söyledi: “EMITT’in 29 yıllık köklü geçmişini bu yıl stratejik bir adımlarla İstanbul Fuar Merkezi’ne taşıyoruz. Amacımız sadece bir mekan değişikliği değil; sektör profesyonellerine çok daha erişilebilir, merkezi ve verimli bir ticaret platformu sunmak. Geçtiğimiz yıl katılımcı başına ortalama 734 bin Euro, toplamda ise 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi yaratarak rüştümüzü ispatladık. 2026’da hedefimiz, nicelikten ziyade ‘nitelikli bağlantıya’ odaklanarak, her katılımcının somut iş anlaşmalarıyla döneceği bir ekosistem yaratmak” dedi. 2025’te turizm sektörü için 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi yarattı Bir önceki edisyonda 39 ülkeden toplam 656 katılımcıyla başarılı bir yılı geride bırakan EMITT’in yeni satın alma, iş geliştirme, yeni iş ve iş birliği fırsatlarını sunduğunu ifade eden Banu Keskin, sözlerine şöyle devam etti: “Geçtiğimiz yıl katılımcıların yüzde 87’si, fuar süresince gerçekleştirdikleri görüşmeleri sipariş ve ön anlaşmalarla sonuçlandırdı. Ayrıca 2025 yılı katılımcılarının yüzde 89’u, bu yıl da fuara katılmayı planladıklarını belirtti. Bunun yanında katılımcı başına ortalama 734 bin Euro olmak üzere toplamda 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi yaratan fuarımız, sektör profesyonelleri ve tatil tüketicilerinden yoğun ilgi gördü. Fuar kapsamında toplam 8 bin sipariş ve ön anlaşma yapılırken, katılımcı başına ortalama 12 iş anlaşmasına imza atıldı. Bu veriler, EMITT’in sektördeki stratejik önemini ve gördüğü güçlü ilgiyi açıkça ortaya koyuyor.” “Hedefimiz, EMITT’i iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir buluşma noktası haline getirmek” Fuarın yüksek ticaret hacmi ve güçlü B2B görüşmeleriyle sektörün 2026 yol haritasını şekillendireceğini vurgulayan Banu Keskin, şunları söyledi: “EMITT, katılımcılarına iş hacimlerini artırma fırsatı sunarken; ülke pavilyonları, tatil ve turizm destinasyonları, oteller, sağlık & spor turizmi temsilcileri, tur operatörleri ve acenteler gibi sektörün tüm aktörlerini bir araya getiriyor. Bu yıl da konaklama, MICE, sağlık turizmi, seyahat acenteleri, turizm kurulları, kamu kuruluşları ve ulaştırma hizmetleri fuarda yer alacak. Almanya, BAE, Çin, Japonya, İtalya, Maldivler, Mısır ve Seyşeller başta olmak üzere birçok ülkeden milli katılımlar gerçekleşecek. Hedefimiz, uluslararası satın almacı ve profesyonel ziyaretçi sayısını artırarak daha nitelikli iş eşleşmeleri yaratmak ve fuarın ticari değerini güçlendirmek. Bizim için sayıdan çok etki, kalabalıktan çok doğru bağlantılar önemli. EMITT’i yalnızca ziyaret edilen bir fuar değil; iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir buluşma noktası haline getirmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı. ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde…

Nelipide Gurme, Ordu Pidesi’ni İstanbulda buluşturuyor

Nelipide Gurme’nin Ordu’dan İstanbul’a uzanan lezzet yolculuğu, Coğrafi İşaretli Ordu Pidesi’ni İstanbul’da yaşatan Nelipide Gurme, 40 yılı aşkın ustalık birikimi, coğrafi işaretli Ordu Pidesi ve taş fırın kültürüyle şehirde özgün bir gastronomi deneyimi sunuyor. Ordu’da yetişen ustalar, İstanbul Bağdat Caddesi’nde pide yapımıyla geleneksel lezzeti ziyaretçilerle buluşturuyor. Karadeniz’in köklü pide geleneğini İstanbul’un dinamik gastronomi kültürüyle buluşturan Nelipide Gurme, Ordu’da yetişen ustalarıyla 40 yılı aşkın süredir süregelen taş fırın geleneğini bugünün lezzet anlayışıyla yeniden yorumluyor. Geleneksel üretim tekniklerini titizlikle koruyan Nelipide Gurme, her pidesinde Karadeniz’in emeğini, sadeliğini ve ustalığını misafirleriyle buluşturuyor. Nelipide Gurme’nin mutfak anlayışı ham maddeden üretim sürecine kadar uzanan bütüncül bir kalite yaklaşımına dayanıyor. Ordu’dan özel olarak temin edilen tereyağı, markaya özgü un karışımı ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel reçetelerle hazırlanan pideler; ISO 9001, ISO 22000 ve Helal sertifikalarına sahip ürünler kullanılarak, gıda mühendislerinin denetiminde üretiliyor. Nelipide Gurme’nin menüsünün merkezinde ise, Coğrafi İşaretli Ordu Pidesi yer alıyor. Ustalar Ordu’da öğrendiklerini İstanbul’da yaşatıyor Ordu’da eğitim alan deneyimli ustalar, Nelipide Gurme’nin İstanbul Bağdat Caddesi’nde bulunan restoranında konuklarına özel bir pide deneyimi sunuyor. Geleneksel tekniklerle, misafirlerin görebileceği şekilde hazırlanan hamurlar taş fırında pişirilerek Karadeniz mutfağının karakterini yansıtan lezzetlere dönüşüyor. Misafirlerin üretim sürecine doğrudan tanıklık ettiği bu süreç, özgün bir gastronomi deneyimi sunuyor. “Nelipide Gurme Ordu’dan gelen ustalık geleneğini şehir hayatına uyarlıyor” Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, Nelipide Gurme’nin çıkış noktasının, kültürel bir sorumluluk taşıdığını söylüyor. Nelipide Gurme’nin hikâyesinin Ordu’da, taş fırında başladığını ifade eden Aktaş, “Yıllar içinde edindiğimiz tecrübe bize gösterdi ki, gerçek lezzet tecrübeden yani ustalıktan doğuyor. Bu anlayışı İstanbul’a taşırken, Karadeniz mutfağının özünü korumayı ve aynı kaliteyi sürdürülebilir kılmayı hedefledik. Bu doğrultuda da Bağdat Caddesi’nde bulunan şubemizle geniş bir misafir kitlesine ulaştık. Nelipide Gurme olarak, Ordu’dan gelen ustalık geleneğini şehir hayatına uyarlayan güçlü bir gastronomi markası olma yolunda emin adımlarla devam ediyoruz. Aile dostu atmosferimiz, sıcak servis anlayışımız ve istikrarlı lezzetlerimizde, Karadeniz mutfağını güçlü bir şekilde temsil etmeye devam edeceğiz” dedi. “Pide yapımı ciddi bir emek ve dikkat istiyor” Pide yapımının ciddi bir emek ve dikkat istediğine dikkat çeken Nelipide Gurme Şefi Kazım Kıran ise, “Hamurun yoğrulma süresi, dinlenme aşaması, kullanılan unun kalitesi ve fırının dengesinin birbiriyle uyumlu olması gerekiyor. Ordu’da öğrendiğimiz bu disiplini İstanbul’daki mutfağımızda da titizlikle devam ettiriyoruz. Nelipide Gurme’ye gelen tüm misafirlerimizin tabağında bulunan pidelerin ilk günkü ustalık anlayışını yansıtmasını hedefliyoruz. Karadeniz’in lezzet mirasını İstanbul’da keşfetmek isteyen tüm misafirlerimizi, geleneksel pide ustalığını modern şehir yaşamıyla uyumlu bir deneyime dönüştüren Nelipide Gurme’ye davet ediyoruz” diye konuştu. Nelipide Gurme Hakkında: Karadeniz’in eşsiz lezzetlerini modern ve sıcak bir yorumla sofralara taşıyan gurme restoran zinciri Neli Pide, Ordu’da Çarşı ve Durugöl olmak üzere iki şubesiyle, İstanbul’da ise Bağdat Caddesi’ndeki gurme restoranıyla hizmet veriyor. Taş fırından çıkan sıcacık pideleri, taptaze malzemeleri ve bol içerikli tabaklarıyla her öğünde keyifli bir deneyim sunan Neli Pide, Karadeniz’in özgün lezzetlerini metropol ruhuyla buluşturuyor. Menüsünde kahvaltı çeşitleri, Ordu’nun geleneksel tatları, zengin ana yemekler, aperatifler, tatlılar ve çocuk menüleri yer alıyor. Mantıdan kuymağa, menemenden klasik peynirli veya kavurmalı pidelere kadar her üründe tazelik, ustalık ve lezzeti bir araya getiren Neli Pide, lezzeti, sıcak atmosferi ve misafirperverliğiyle her anı özel kılıyor. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr

Boltas, daha sürdürülebilir bir geleceğe “yeşil lojistik” ile adım atıyor

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından Boltas, çevresel etkilerin giderek arttığı bir dünyada sürdürülebilirlik standartlarını “yeşil lojistik” konusunda attığı adımlarla yakalıyor. Bunun için her yıl düzenli olarak karbon ayak izi raporlamasını yapan ve tüm iyileştirmeleri veriye dayalı şekilde yöneten firma, EURO 6 motorlu araç kullanımını da destekleyerek taşımacılık kaynaklı emisyonları azaltıyor. Müşterilerine uçtan uca çözüm sunma hedefi doğrultusunda 50 yıla yakın süredir lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran Boltas, daha sürdürülebilir bir dünyaya katkı sağlamak için de yeşil lojistik anlayışını benimsiyor. Çevresel etkilerin azaltılması noktasında yeşil lojistik anlayışını tüm operasyonlarının merkezine yerleştiren firma, bunun yanında ofis ve depo süreçlerinde Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ni uygulayarak geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırıyor. Bu yaklaşımıyla lojistikteki başarısını sürdürülebilir geleceğe hazırlayan Boltas, gelecek yatırımlarını da güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kurgulayarak sektörün dönüşümüne öncülük etmeyi hedefliyor. Yeşil lojistik anlayışı, tüm operasyonların merkezinde Sürdürülebilirliğin kendileri için çevresel bir gerekliliğin yanı sıra rekabet avantajı, operasyonel verimlilik ve kurumsal itibarı güçlendiren stratejik bir unsur olarak da konumlandığını ifade eden Boltas Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Lojistik ağının ve teslimatın çevresel etkisini en aza indiren iş uygulamalarını içeren yeşil lojistik, bugün daha önemli hale gelmiş bir kavram. Sektörümüzdeki firmalar da bunu benimsediği için birçok örnek uygulamayla karşılaşıyoruz. Boltas olarak biz de yeşil lojistik anlayışını tüm operasyonlarımızın merkezine yerleştirmiş durumdayız. Bunun için her yıl düzenli olarak karbon ayak izi raporlaması yapıyor, emisyon azaltımına yönelik tüm iyileştirmeleri veriye dayalı şekilde yönetiyor ve EURO 6 motorlu araç kullanımını destekleyerek taşımacılık kaynaklı emisyonları azaltıyoruz. Bu noktada T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından verilen Yeşil Lojistik Yetki Belgesi’ni 2023 yılında almış olmamız, sürdürülebilir taşımacılıktaki kararlılığımızı tescilliyor.” dedi. Geleceği, güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler ile kurguluyor Karbon ve çevresel etkilerin yönetimi için çok yönlü bir yaklaşım benimsediklerini belirten Çobanoğlu, alınan önlemleri şöyle aktardı: “EURO 5/6 motor kullanımı sayesinde  araçlarımızda daha düşük emisyonlu motorları tercih ediyoruz. Intermodal faaliyet tarafında ise yakıt ve enerji tüketimini azaltarak karbon salımını düşürüyoruz. Bunun yanında Sıfır Atık Yönetimi politikasıyla atıkları türüne göre ayrıştırarak geri dönüştürülebilen atıklarla ilgili tesislere gönderiyoruz. Enerji tasarrufuna yönelik ise ofis ve depolarımızda yer alan aydınlatma ve cihaz kullanımlarında tasarruf uygulamalarımız bulunuyor. Dijital dönüşümü benimseme noktasında da evrak gerektiren süreçleri dijitalleştirerek kağıt kullanımı önemli ölçüde azaltmış durumdayız. Müşterilerimizin tedarik zincirlerinde düşük karbonlu çözümlere yönelmesi, sürdürülebilir uygulamaların lojistik sektöründe artık standart haline geldiğini gösteriyor. Boltas olarak mevcut önlemlerimizi daha ileri taşımak adına gelecek yatırımlarımızı da güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kurgulayarak sektörün dönüşümüne öncülük etmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda, sektörde fark yaratan bir adım olarak Ro-Ro taşımalarında hibrit motor teknolojisine sahip gemileri bulunan bir iş ortağıyla çalışarak çevresel etkilerimizi azaltmayı ve sürdürülebilir lojistik uygulamalarımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst.Tel: 0212 243 08 07 GSM: 0536 892 88 21 E-posta: ahmetdogan@brandworks.com.tr http://www.brandworks.com.tr

 “Üretimin Süper Ligi” Taksim’de Buluştu

Geçtiğimiz hafta sonu Taksim Square Otel’de düzenlenen V. World Media Group / Endüstri 4.0 Zirvesi, Türkiye’nin dev sanayi kuruluşlarını, akademi dünyasını ve teknoloji liderlerini bir araya getirdi. “Toplum 5.0” ana temasıyla gerçekleşen zirvede, dijital dönüşümün geleceği ve sürdürülebilirlik stratejileri tartışıldı. World Media Group tarafından düzenlenen ve artık gelenekselleşen zirvenin beşincisi, bu yıl rekor bir katılımla tamamlandı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan World Media Group Genel Yayın Yönetmeni ve Endüstri 4.0 Türkiye Koordinatörü İlker Kaplan, katılım düzeyinden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi: ”Türkiye’nin teknolojik lokomotifi olan onlarca büyük firmayı ve yüzlerce katılımcıyı bir araya getirdiğimiz bu zirve, ülkemizin dijital geleceğine olan inancı bir kez daha kanıtladı. Bugün burada sadece teknolojiyi değil, toplumsal dönüşümü de konuştuk.” Odak Noktası: Toplum 5.0   Zirve boyunca düzenlenen oturumlarda, teknolojinin sadece üretim verimliliği için değil, insan refahı ve çevre için nasıl kullanılacağı tartışıldı. Öne çıkan kritik başlıklar şunlar oldu: *Akıllı Teknolojiler: IoT, 5G ve Yapay Zeka (AI) uygulamalarının sanayiye entegrasyonu. *Geleceğin Gerçekliği: Sanayi üretiminde Genişletilmiş Gerçeklik (XR) çözümlerinin sağladığı maliyet avantajları. *Sürdürülebilirlik: Fosil yakıtlardan hidrojen enerjisine geçiş süreci ve karbon yönetimi stratejileri. Görkemli Ödül Töreni Zirvenin en dikkat çekici anlarından biri, “Endüstrinin Yıldızları” ödül töreni oldu. Üniversiteler, STK’lar ve sektör temsilcilerinden oluşan seçici kurulun değerlendirmeleri sonucunda; *Endüstrinin Yıldızları, *KOBİ’nin Yıldızları, Ar-Ge’nin Yıldızları kategorilerinde üstün başarı gösteren firma, isim ve üniversitelere ödülleri törenle takdim edildi. Canlı Yayınla Tüm Dünyadan Takip Edildi World Media Group’un çeyrek asırlık yayıncılık vizyonuyla gerçekleştirilen organizasyon, fiziksel katılımın yanı sıra www.ekonomiknokta.tv üzerinden yapılan canlı yayınla binlerce izleyiciye ulaştı. Sabah kayıt ve kahvaltı  ile start alan etkinlik,  World Media Group Genel Yayın Yönetmeni ve Endüstri 4.0 Zirvesi Genel Koordinatörü İlker Kaplan’ın;  “Dijital Dönüşümde Neredeyiz? Nerede Olmalıyız?”   konuşmasıyla başladı. Endüstri  4.0 Video Gösterimi ardından zirve; World Media Group adına İlker Kaplan’ın başkanlığını yürüttüğü Uluslararası Endüstri Ekonomi ve Teknoloji Yayıncıları Birliği Adına Hollanda Temsilcisi Metal Magazin (MTL) Genel Yayın Yönetmeni Tom Van Der Mayer’in konuşması ile devam etti. Endüstri 4.0’ın Yıldızları Ödül Töreni Zirvenin en dikkat çekici anlarından biri, “Endüstrinin Yıldızları” ödül töreni oldu. Üniversiteler, STK’lar ve sektör temsilcilerinden oluşan seçici kurulun değerlendirmeleri sonucunda; Endüstrinin Yıldızları ödülleri: Ion Akademi Kurucusu Ali Rıza Ersoy, Tezmaksan CEO’su Hakan Aydoğdu ve TÜSİAD Başkanı Orhan Turan tarafından alındı. Hakan Aydoğdu yurtdışında olduğu için Ödülü Tezmaksan Robot Teknolojileri Genel Müdürü Serhat Volkan  Yılmaz aldı.  Sunumlar Dikkatle Takip Edildi AGS Güç Aktarım Sistemleri Ürün  Müdürü Selim Acar:  “Elektrik Motorları Sektörü ve Dijital Dönüşüm” sunumu ardından,  İ.T.Ü    Robot Kulübü Başkanı Hilal Çolakoğlu konuştu. Ayrıca AR-GE’nin Yıldızları ödülü de İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından alındı. Dijital Sunumlar  Öğleden Önce Ege Üniversitesi PLM Bölümü adına – Prof . Dr . Semih Ötleş: “Ürün Yaşam Döngüsü (PLM); CİRCO – Sürdürülebilirlik Direktörü Şeyda Dağdeviren:“Endüstri 4.0 ve Sürdürülebilirlik”; Celal Bayar Üniversitesi Mekatronik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Seda Vatancan – Promeda Endüstri A.Ş Genel Müdürü Kemal Karaatlı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Levent Malgaca: “Dijital İkiz Teknolojileri : Küresel Trendlerden Endüstriyel Uygulamalara” adlı dijital sunumlarını gerçekleştirdi.  World Media Group / Endüstri 4.0 Zirvesi altmış basın yayın organında haberlerle yer buldu ve Uluslararası Endüstri Ekonomi Teknoloji Yayıncıları Birliği bu yayınlara teşekkür sertifikası verdi. Öğle Arası Taksim Square Otel’in Teras katında boğaz manzaralı öğle yemeğinde tüm davetliler sohbet ederek kaynaştı. Öğle Sonrası Program Daha Yoğundu Öğle Sonrasında Koç Grubu…

İnşaat alanında güçlü birliktelik ;

Grub Karaca Doo ve Cevdet Akif USTA CQC Eğitim ve Danışmanlık’tan Balkanlar’da Stratejik İş Birliği Belgrad / İstanbul – Grub Karaca Doo ile Cevdet Akif USTA CQC Eğitim ve Danışmanlık arasında, Balkan coğrafyasında sürdürülebilir kalkınmayı ve bölgesel ticareti desteklemeyi hedefleyen stratejik bir iş birliği anlaşması imzalanmıştır. Bu iş birliği kapsamında; Sırbistan, Arnavutluk, Kosova, Bosna-Hersek ve Karadağ sınırları içerisinde yer alan ülkelerde yeni şehir projeleri, kentsel dönüşüm uygulamaları ve büyük ölçekli altyapı yatırımları başta olmak üzere çok sayıda stratejik proje alanında ortak çalışmalar yürütülecektir. Anlaşma çerçevesinde;Sıfır arsa alımı ve geliştirilmesi,Kat karşılığı konut ve ticari projeler,Devlet destekli konut projeleri,Yarım kalan konut ve altyapı projelerinin tamamlanması,Enerji projeleri ve GES (Güneş Enerjisi Santrali) yatırımları,Devlet ve belediyelere ait altyapı yatırımları,İnşaat ve yapı malzemeleri firmalarının satış ve pazarlama faaliyetleri gibi birçok alanda sektörel analiz, fizibilite, proje geliştirme ve yatırım danışmanlığı hizmetleri sunulacaktır. İş birliği aynı zamanda, ilgili ülkelerdeki ticari fırsatların değerlendirilmesi, tedarik zincirinin hızlandırılması, e-ticaret ve e-ihracat altyapılarının geliştirilmesi, yerel üretimin teşvik edilmesi ve yerel markaların oluşturulması hedeflerini de kapsamaktadır. Bu doğrultuda, Türk ve bölgesel firmaların Balkan pazarlarına daha hızlı, etkin ve sürdürülebilir biçimde erişimi sağlanacaktır. Grub Karaca Doo’nun bölgedeki güçlü saha tecrübesi ve yerel ağları ile Cevdet Akif USTA CQC Eğitim ve Danışmanlık’ın proje geliştirme, stratejik planlama ve uluslararası danışmanlık alanındaki uzmanlığı bir araya getirilerek, kamu ve özel sektör için katma değerli, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler hayata geçirilecektir. Taraflar, bu stratejik ortaklığın Balkanlar’da ekonomik kalkınmaya, istihdam artışına ve bölgesel iş birliklerinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını vurgulamıştır. iletişim için +90 532 466 60 68 – CEVDET AKIF USTA

Entegre Tesis Yönetim Derneği Kuruluşunun 5. Yılını Sektör Toplantısıyla Kutladı

İSTANBUL – 13 Aralık 2025 – Entegre Tesis Yönetim Derneği (ETYD), kuruluşunun 5. yılını sektör temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen özel bir toplantı ile kutladı. Toplantının açılış konuşmasını, Entegre Tesis Yönetim Derneği Başkanı Özcan Aksu yaptı. Etkinlikte, tesis ve site yönetimi alanında yaşanan güncel sorunlar ele alınırken, sürdürülebilir ve profesyonel yönetim anlayışına yönelik çözüm önerileri sektör paydaşlarıyla paylaşıldı. Konuşmasında tesis ve site yönetiminin Türkiye’de hızla büyüyen ancak yapısal sorunlar barındıran bir alan olduğuna dikkat çeken Başkan Özcan Aksu, özellikle profesyonellik eksikliği, mevzuat bilgisi yetersizliği, şeffaf olmayan mali süreçler ve kat malikleri ile yönetimler arasındaki iletişim sorunlarının sektörün temel problemleri arasında yer aldığını vurguladı. Entegre Tesis Yönetimi Çözüm Sunuyor Toplantıda, entegre tesis yönetimi yaklaşımının bu sorunların çözümünde kritik bir rol oynadığı ifade edildi. Temizlik, güvenlik, teknik bakım ve idari süreçlerin tek bir sistem altında ve koordineli şekilde yönetilmesinin hem hizmet kalitesini artırdığı hem de maliyetleri kontrol altına aldığı belirtildi. Paylaşılan saha örnekleri, entegre yönetim modelini benimseyen tesislerde operasyonel risklerin azaldığını ve site sakinlerinin memnuniyet oranlarının yükseldiğini ortaya koydu. Sektör İçin Yol Haritası ETYD tarafından toplantı kapsamında kamuoyu ile paylaşılan çözüm önerileri arasında; başlıkları öne çıktı. “Yaşam Kalitesini Doğrudan Etkileyen Bir Alan” Başkan Özcan Aksu, tesis ve site yönetiminin yalnızca teknik bir hizmet alanı değil, doğrudan yaşam kalitesini etkileyen stratejik bir unsur olduğunun altını çizdi. ETYD’nin önümüzdeki dönemde eğitim faaliyetleri, sektörel raporlar ve farkındalık çalışmalarıyla entegre tesis yönetimi bilincini yaygınlaştırmaya devam edeceğini ifade etti. Kuruluşunun 5. yılında Entegre Tesis Yönetim Derneği’nin düzenlediği bu toplantı, sektör paydaşlarını ortak akıl etrafında buluşturarak, tesis ve site yönetiminde daha profesyonel ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik güçlü bir mesaj verdi. Entegre Tesis Yönetim Derneği, tesis ve site yönetimi alanında profesyonel standartların geliştirilmesi, sektör paydaşlarının bilinçlendirilmesi ve sürdürülebilir yönetim modellerinin yaygınlaştırılması amacıyla faaliyet göstermektedir.

Chakra Hikâyenin Başladığı Yerde

2006 yılından bu yana şıklığı, doğallığı ve rafine yaşam anlayışını evlere taşıyan Chakra, en büyük mağazasını Denizli’de hizmete açtı. Sezon ve seri sonu ürünlerinin satıldığı Denizli mağazasıyla Chakra, hem en geniş ürün gamını sunuyor hem de benzersiz bir alışveriş deneyimi vadediyor. Türkiye genelinde banyo, yatak odası ve özel yaşam alanlarının atmosferini değiştiren ürünleriyle geniş bir kitleye ulaşan Chakra, bambu odaklı doğal koleksiyonları sayesinde dokunmanın büyüsüne inananları pozitif yaşam enerjisiyle buluşturmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nde güçlü bir konumlanmaya sahip olan Chakra; İzmir, Çeşme, Bodrum, Kuşadası’ndan sonra Denizli’ye açılan yeni mağazasıyla bölge tüketicisinin doğal, rafine tasarıma olan ilgisine yanıt veriyor. Chakra’nın bölgedeki en iddialı girişimi olarak açılan Denizli mağazası, açılışa özel fiyatlar, seçili ürünler ve seri sonu seçenekleriyle tüketicilerin ilgisini çekiyor. “Köklerimize duyduğumuz bağı somut bir hale getirdik” Denizli’deki yeni mağaza üzerine değerlendirmede bulunan Chakra Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Kocaer; “2006 yılında Denizli’de başlayan hikâyemiz, bugün daha anlamlı hale geldi. Bu nedenle de bugüne kadarki en büyük mağazayı Denizli’de açarak köklerimize duyduğumuz bağlılığı somut bir hale getirdik. Sade tasarımlara ilgi duyan ve doğal dokulara hassasiyet gösteren tüketicilerimizi markamızın felsefesiyle buluşturmuş olduk. Chakra olarakDenizli mağazamızı açmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. Kurdela Kesimi Foto altı (SOLDAN SAĞA): Selim Kasapoğlu – DSO Başkanı / Derya Baltalı – Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı / Prof. Dr. Mahmud Güngör – PAÜ Rektörü / Bület Nuri Çavuşoğlu – Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı / Pakize Kocaer – Ali Rıza Kocaer – Chakra Yönetim Kurulu Başkanı / Ömer Faruk Coşkun – Denizli Valisi / Şeniz Doğan – Denizli Merkezefendi Belediye Başkanı / Şeref Arpacı – CHP Denizli Milletvekili Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü

Mplus Türkiye, yüzde 71 genç çalışan profiliyle müşteri deneyimini dönüştürüyor

Türkiye’nin lider dış kaynak (BPO) hizmet sağlayıcılarından Mplus Türkiye, çağrı merkezi sektöründe genç yeteneklerin potansiyelini stratejik bir avantaja dönüştürüyor. Çalışanlarının yüzde 71’i Z kuşağından oluşan Mplus Türkiye, Mplus Academy çatısı altında sunduğu eğitim ve gelişim programlarıyla genç yeteneklerin becerilerini geliştirmeye odaklanıyor. Hibrit çalışma modeli ve dijital araçlarla desteklenen çalışma ortamıyla gençlerin hızlı öğrenme ve inovasyon yeteneklerini ön plana çıkaran Mplus Türkiye, insan odaklı yaklaşımıyla geleceğin iş gücünü şekillendiriyor. Ar-Ge merkezinde geliştirdiği yapay zekâ destekli çözümlerle Business Process Technology Outsourcing (BPTO) dönüşümünde öncü rol üstlenen Mplus Türkiye, müşteri iletişiminde, genç yeteneklerin potansiyelini zirveye taşımayı amaçlıyor. Çalışanlarının yüzde 71’i Z kuşağından oluşan Mplus Türkiye, sektörde gençlerin tercih ettiği şirketler arasında yer alıyor. Z kuşağı çalışanlarının potansiyelini desteklemek için eğitim, mentorluk ve kariyer fırsatları sunan Mplus Türkiye, onların profesyonel gelişimlerini de destekliyor. “Mplus Academy ile çalışanlarımızın becerilerini güçlendiriyoruz” Gençlerin operasyonel verimliliği, teknoloji adaptasyonunu ve inovasyon hızını artırdığını belirten Mplus Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü (CHRO) Barış Şanlıoğlu, Z kuşağı çalışanlarının, çok kanallı ve dijital odaklı hizmet yapısına doğal bir uyum sağladığını söyledi. Gençlerin hızlı öğrenme, sorun çözme, sosyal medya ve dijital iletişim araçlarını etkin kullanma yeteneklerinin Mplus Türkiye için stratejik bir avantaj sunduğuna dikkat çeken Şanlıoğlu, “Genç yeteneklerin enerjisi ve dijital yetkinlikleriyle müşteri deneyimini yeniden tanımlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Mplus Academy çatısı altında sunduğumuz eğitim ve gelişim programlarıyla, genç çalışanlarımızın hem iş gücü verimliliğini artırıyor hem de bağlılık ve motivasyonlarını güçlendiriyoruz” dedi. “Z kuşağıyla birlikte yarının müşteri deneyimi vizyonunu şekillendiriyoruz” Z kuşağının iş hayatına getirdiği esneklik, açık iletişim ve anlamlı iş yapma disiplininin Mplus Türkiye’nin kurum kültürünün önemli bir rol oynadığını ifade eden Şanlıoğlu, “Gençlerin kendilerini ifade edebildiği bir çalışma ortamı sunmayı önemsiyoruz. Hibrit çalışma modelimiz ve insan odaklı yaklaşımımızla Z kuşağının beklentilerine yanıt veren, onların dinamizmini destekleyen bir yapı kurduk. Bugün genç yeteneklerin güçlü bir temsil oluşturduğu bir ekiple ilerliyoruz ve bu yapıyı onların etkisini artıracak şekilde büyütmek istiyoruz. Z kuşağının yenilikçi düşünme biçimi, teknoloji kullanımındaki çevikliği ve sorgulayıcı bakışı, müşteri deneyimi vizyonumuzu ileriye taşıyan en önemli unsurlardan biri ve onlarla birlikte yarının müşteri deneyimi vizyonunu şekillendiriyoruz. Bu kapsamda insan odaklı yaklaşımımız ve inovatif bakış açışımızla, Türkiye’de istihdam ve müşteri deneyimi dönüşümünün öncülerinden biri olmaya devam ediyoruz” diye konuştu. Mplus Türkiye Hakkında Türkiye’nin en büyük bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, ilk olarak 2000 yılında CMC Türkiye adıyla İstanbul’da kuruldu. Ocak 2020’de, Avrupa’nın en hızlı büyüyen BPO, Teknoloji ve Danışmanlık şirketler grubu Mplus’ın en büyük üyesi olarak faaliyet göstermeye başladı. Günden güne büyüyen BPO alanının BPTO dönüşümüne öncülük eden Mplus Türkiye, farklı sektörlerden global iş ortaklarını; kendi geliştirdiği yenilikçi entegre çözümlerinin yanı sıra başarılı iş dönüşümlerini sağlayacak bütünsel danışmanlık hizmetleri ile 360° çok kanallı iletişim ve insan odaklı müşteri deneyimi sunma hedeflerine ulaştırıyor. Türkiye ve Avrupa’daki 62 lokasyonda, 58’in üzerinde ülkeden 300’den fazla kuruma yaklaşık 15.000 çalışanı ile 32 dilde hizmet veren Mplus Group’un Türkiye kadrosunda 10.000’in üzerinde kişi görev alırken, 100’ün üzerinde projede, 10’dan fazla dilde müşteri deneyimi ve müşteri iletişimi desteği sunuluyor. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12Gsm:0536 892 88 21http://www.brandworks.com.tr

Geri Sayım Başladı: logitrans 2025, 19 Kasım’da Yenikapı’da Kapılarını Açıyor!

Avrasya bölgesinin seçkin firmalarını aynı çatı altında buluşturan logitrans, bu yıl da dikkat çekenulusal etkisini kabul görmüş uluslararası gücüyle birleştirerek görkemli bir açılışa hazırlanıyor!20 ülkeden 231 bireysel katılımcının yanı sıra Almanya, İspanya ve Yunanistan pavilyonlarındaki DKVEURO SERVICE, Enterprise Greece S.A., ADUANAS PUJOL I RUBIO, AUTORIDAD PORTUARIACASTELLON gibi global markaların güçlü temsilleriyle fuar, 19–21 Kasım tarihleri arasında Yenikapı’daziyaretçilerini ağırlayacak.Toplam 20 ülkeden 231 katılımcının yer aldığı fuarda; lojistik, taşımacılık ve tedarik zincirisektörlerinin önde gelen kurumları, üç gün boyunca sürecek konferans ve etkinliklerle sektörüngeleceğini masaya yatıracak.Lokal Gücünü Kanıtlamış Fuar logitrans’a ilişkin açıklamalarda bulunan EKO MMI FuarcılıkPazarlama Direktörü Ekin Seren Altun;“Ülke genelindeki öncülüğünü kanıtlamış fuarımız logitrans’ta; lojistik ve taşımacılığın geleceğinişekillendiren yenilikler, trendler ve sürdürülebilir çözümler ele alınacak. Yerli kurumlar ile lokalkatılımcıların yoğun ilgisinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Sivil toplum kuruluşları, kamu ve özelsektörden temsilciler üç gün boyunca seçkin markalarla bir araya gelerek ülkemizin gelişmiş lojistikaltyapısını yakından inceleme fırsatı bulacak. Kamudan, sanayiden ve akademiden üst düzey yetkililer,sektördeki yeni gelişmeleri değerlendirmek ve nitelikli bilgi alışverişinde bulunmak için fuarımızda yeralacak. Türkiye’yi bölgesel bir lojistik çekim merkezi haline getiren logitrans’ta, lojistik endüstrisiningeleceği yerli yabancı aktörlerle çok boyutlu biçimde ele alınacak.” “Tüm Kadromuzla Heyecanlı ve Hazırız”Altun, bu yılki fuara ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:“Ulusal ve uluslararası etki alanı çoktan kabul görmüş fuarımız logitrans, bu yılki edisyonunda danitelikli bir etkinliğe daha ev sahipliği yapacak. 19–21 Kasım tarihleri arasında Yenikapı’dadüzenleyeceğimiz fuarımız için geri sayım başladı; tüm kadromuzla heyecanlı ve hazırız.”“20 Bin Dolayında Profesyonel Ziyaretçi Bekliyoruz”Altun, logitrans’ın bu yıl da sektörün buluşma noktası olacağını vurgulayarak sözlerini şöyle “Fuar alanı, sektörün dinamik enerjisini yansıtan bir merkez olacak. Yine 20 bin dolayında profesyonelziyaretçi bekliyoruz. logitrans 2025, iş bağlantıları kurmak, bilgi paylaşımında bulunmak ve hem yerelilişkileri hem de küresel iş birliklerini güçlendirmek için İstanbul’da yeniden canlı bir platformsunacak.”logitrans Fuarı Hakkında2025’te 18. kez düzenlenecek logitrans Uluslararası Transport Lojistik Fuarı, Avrupa ile Yakın Doğuarasında stratejik bir köprü kurarak; lojistik, telematik ve taşımacılığın tüm değer zincirini kapsayangeniş bir ürün ve hizmet yelpazesi sunmaktadır. Fuar süresince gerçekleşen konferanslar veetkinlikler, Türkiye lojistiğinin gelişimine yön verir.Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü büyük lojistik fuarı konumundaki logitrans, alanında uzmanbir kadro tarafından düzenlenmektedir. Fuar, prestijli organizatör EKO Fuarcılık ile küresel ölçekte birfuar şirketi olan Messe München ortaklığında kurulan EKO MMI Fuarcılık tarafından organizeedilmektedir.logitrans, her yıl 50’yi aşkın ülkeden yaklaşık 20 bin dolayında ziyaretçiyi İstanbul’da bir araya getirir. Avrasya’nın en stratejik lojistik buluşması başlıyor! Sektör profesyonelleri, yenilikçi taşımacılık çözümleri ve uluslararası iş bağlantıları yarın logitrans’ta bir araya geliyor. Üç gün boyunca; yeni iş birliklerinin kapılarını aralayacak, lojistiğin dönüşümüne sahne olacak ve sektörün odağını İstanbul’a taşıyacağız. Takvimlerinizi işaretleyin; geleceğin ticaret yolları burada şekilleniyor! Fuar ile ilgili izlenimler ve sektör profesyonelleri ile yapacağımız söyleşileri sizlerle SEKTÖRTÜRK TV -youtube kanlında izleye bilirsiniz Tarih : 19–21 Kasım Yer : Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi Online ziyaretçi kaydı ve fuar detayları için: https://www.logitrans.istanbul/tr-TR

ETYD, Tesis Yönetiminde Kurumsal Standartları Yükseltiyor

Entegre Tesis Yönetim Derneği (ETYD), üyelerine sunduğu eğitim, dayanışma ve standart geliştirme çalışmalarıyla sektörün kurumsallaşmasına öncülük ediyor. Dernek, insanı merkeze alan yaklaşımıyla uluslararası standartlara uyum, personel eğitimi, inovasyon ve teknolojik dönüşüm konularına odaklanıyor. ETYD Başkanı Özcan Aksu, “ETYD için yönetime konu olan tüm kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesini sağlamak en önemli yeniliktir.” diyor. Entegre Tesis Yönetim Derneği olarak tesis yönetimi alanında üyelerinize sunduğunuz destek ve hizmetleri bizimle paylaşır mısınız? Sektörümüzde temel unsur insandır. İnsanın pozitif yönde değişmesi ve gelişmesi ancak sürekli eğitim ile mümkün olmaktadır. Eğitime önem veren bir dernek olarak tesis yönetim firmaları ve üyelerimizin eğitiminin anlamını ve performansa katkısını bilmekteyiz. Sektör temsilcilerinin en önemli amacı, sektör ve bu sektörün temsilcileri arasında var olan dayanışmayı en üst seviyeye çıkarması, bu ilke çerçevesinde, tüm sektörü temsil eden dernek, firma, meslek mensupları görev ve sorumluluklarını icra ederken bireysellikten, özel amaç ve kişisel çıkarlardan uzak kalmayı kabul, beyan ve taahhüt etmelidirler. Bu ilkeler doğrultusunda; tesis yönetim sektöründe, proje bazlı ürün/ hizmet üreten firmaları bir çatı altında toplayarak, doğruluk ilkesine sahip çıkan, yeniliklere açık olunmalıdır. Teknoloji ve iletişim çağında yaşanan gelişmelerin tesis yönetim hizmetleri sektörünü kökten etkilediğini bildiğimiz için teknolojik gelişmelere gerekli önemi vermekteyiz. Önümüzdeki dönemde tesis yönetimi sektöründe inovasyon veya standart geliştirme adına hangi projelere odaklanmayı planlıyorsunuz? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı düzenlediği sektör ile ilgili güncel gelişmeleri, yasal düzenlemelerin ve birçok başlıkların ele aldığı zirvelere ve çalıştaylara katılmak projelerimizin başında geliyor. ETYD için yönetime konu olan tüm kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesini sağlamak en önemli yeniliktir. Yönetim ve işletme hizmetlerinin diğer bir önemli alt başlığı altında; teknik işletim ve onarım destekçileri, temizlik ve güvenlik hizmetlerinin desteklenmesi ve birlikte yol alınmasının sağlanmasıdır. ETYD sektöründe inovasyon veya standart geliştirme dikkat ettiğimiz başlıklar: Kaynak : Mallport Dergisi

DİJİTAL ALTYAPI YATIRIMLARI

Günümüz dünyasında dijitalleşme artık bir seçenek değil, ekonomik kalkınmanın ve toplumsal dönüşümün zorunlu bir koşulu haline gelmiştir. 5G teknolojilerinden bulut bilişime, veri merkezlerinden siber güvenlik altyapılarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan dijital altyapı yatırımları, ülkelerin rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. Bu yatırımlar yalnızca teknoloji alanını değil; üretim, eğitim, sağlık, kamu yönetimi ve hatta kültür politikalarını bile şekillendiriyor.

Ekonominin Sesi : BÜYÜK SIFIRLAMA GİRİŞİMİ .

Son yıllarda küresel gündemi meşgul eden kavramlardan biri “Büyük Sıfırlama” (The Great Reset) oldu. İlk olarak 2020 yılında Dünya Ekonomik Forumu (WEF) çerçevesinde gündeme gelen bu girişim, pandemiyle birlikte dünya ekonomisinin ve sosyal yapısının yeniden dizayn edilmesi ihtiyacını vurguluyor. Ancak “sıfırlama” ifadesi, basit bir reformdan çok daha radikal bir dönüşümü çağrıştırıyor ve bu nedenle hem ekonomik hem de siyasal açıdan tartışmalara yol açıyor. Büyük Sıfırlamanın temel iddiası, mevcut küresel sistemin sürdürülebilir olmadığıdır. Dünya nüfusu hızla artarken, iklim krizi derinleşiyor, gelir eşitsizlikleri giderek büyüyor ve teknolojik dönüşümler ekonomiyi kökten değiştiriyor. WEF’in kurucusu Klaus Schwab, bu girişimi “daha adil, kapsayıcı ve yeşil bir dünya” yaratma amacıyla açıklıyor. Temel sloganlardan biri “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” cümlesi. Bu, pandeminin yarattığı ekonomik ve sosyal boşlukları bir fırsata çevirmeyi hedefleyen bir çağrı olarak da okunabilir. Ekonomik Boyut: Kapitalizmin Yeniden Şekillendirilmesi Büyük Sıfırlamanın ekonomik boyutu, mevcut kapitalist sistemin bazı unsurlarını radikal biçimde değiştirmeyi içeriyor. Teknoloji ve dijitalleşme odaklı bir ekonomik model öngörülüyor. Yapay zekâ, veri ekonomisi, dijital para birimleri ve sürdürülebilir enerji kaynakları, yeni dünyanın yapı taşları olarak sunuluyor. Bu çerçevede, şirketlerin ve devletlerin sürdürülebilirliği ölçme biçimleri yeniden tasarlanıyor; ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterleri yatırım kararlarının merkezi haline geliyor. Ancak bu dönüşüm, mevcut gelir ve servet dağılımını da kökten etkileme potansiyeli taşıyor. Büyük şirketler, özellikle teknoloji devleri, bu yeni düzenin en kazançlı aktörleri olabilirken, küçük ve orta ölçekli işletmelerin uyum sağlamakta zorlanması bekleniyor. Ayrıca, dijital ekonomiye hızlı geçiş, iş gücü piyasasında ciddi değişimlere yol açabilir. Otomasyon ve yapay zekâ, bazı meslekleri tamamen ortadan kaldırırken, yeni yetkinlikleri olan işgücüne olan talebi artıracak. Bu durum, eğitim ve beceri geliştirme politikalarının yeniden ele alınmasını kaçınılmaz kılıyor. Sosyopolitik Boyut: Toplumsal Yapının Dönüşümü Büyük Sıfırlama yalnızca ekonomik bir yeniden yapılanma değil, aynı zamanda sosyopolitik bir dönüşüm vizyonunu da içeriyor. Pandemi süreci, devletlerin vatandaş hayatına müdahale biçimlerini gözler önüne serdi ve bu müdahaleler bazı ülkelerde kalıcı normlara dönüştü. Dijital kimlikler, merkezi veri yönetimi ve sosyal kredi sistemleri gibi uygulamalar, bireylerin davranışlarını izleme ve yönlendirme potansiyeline sahip. Bu durum, bireysel özgürlükler ile toplumsal güvenlik arasında tartışmaları yoğunlaştırıyor. Büyük Sıfırlamanın çevre ve iklim odağı da toplumsal yapıyı yeniden şekillendiriyor. Fosil yakıtlardan uzaklaşma, yeşil enerji yatırımları ve karbon nötr ekonomiler, işgücü ve yaşam tarzı üzerinde ciddi etkiler yaratacak. Bu dönüşüm, düşük gelirli ülkelerde ve kırılgan ekonomilerde uyum sağlama güçlüğü nedeniyle küresel eşitsizlikleri artırabilir. Öte yandan, bu dönüşüm fırsatlarını erken benimseyen toplumlar, ekonomik ve teknolojik üstünlük kazanabilir. Tartışmalar ve Eleştiriler Büyük Sıfırlama, tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı çevreler, bu girişimi küresel elitlerin dünya ekonomisi ve siyaset üzerindeki kontrolünü artırma çabası olarak yorumluyor. “Sıfırlama” ifadesi, sistemin tümden değişeceği algısı yaratıyor ve bu da spekülasyonlara yol açıyor. Eleştirmenler, sürdürülebilirlik ve sosyal adalet söylemlerinin arkasında, dijital gözetim ve merkezi kontrol gibi risklerin yattığını iddia ediyor. Öte yandan destekleyenler, mevcut sistemin işleyişinin sürdürülemez olduğunu ve radikal değişimin kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Onlara göre, Büyük Sıfırlama, sadece ekonomik büyüme değil, aynı zamanda insan ve çevre odaklı bir kalkınmayı hedefliyor. Pandemi, iklim krizi ve teknolojik devrimler, tüm dünyada sistemlerin kırılganlığını ortaya koymuş durumda; bu nedenle daha kapsayıcı ve dirençli bir düzen ihtiyacı giderek belirginleşiyor. Sonuç: Küresel Bir Kavşakta İnsanlık Büyük Sıfırlama, sadece ekonomi veya politika değil, kültür ve değerler üzerine de etkisi olacak bir dönüşüm vizyonu sunuyor. Dünya, tarihsel olarak krizlerden güçlenerek çıkmış…

FİNANSAL REGÜLASYONLAR

Günümüz ekonomileri, küreselleşme ve dijitalleşmenin hız kazandığı bir dönemde, sermaye hareketlerinin sınır tanımadığı, finansal ürünlerin giderek karmaşıklaştığı bir yapıya dönüşmüştür. Bu ortamda finansal regülasyonlar, yani finansal piyasaların düzenlenmesi ve denetlenmesi, sadece bir teknik konu değil, aynı zamanda ekonomik istikrarın ve toplumsal refahın korunması açısından temel bir güvenlik mekanizması hâline gelmiştir. Bankalardan sigorta şirketlerine, sermaye piyasalarından kripto varlıklara kadar geniş bir alanı kapsayan bu düzenlemeler hem yatırımcıyı hem de sistemi korumayı amaçlar. Ancak regülasyonların etkinliği, uygulama biçimi ve piyasa dinamikleriyle uyumu, ekonominin geleceğini belirleyen unsurlar arasında yer alır.Küresel Krizlerin Öğrettikleri: Düzenleme Olmadan Güven Olmaz2008 küresel finans krizinden sonra dünya ekonomileri, finansal sistemin ne kadar kırılgan olabileceğini acı biçimde tecrübe etti. Mortgage temelli menkul kıymetlerin çöküşüyle başlayan süreç, kısa sürede bankacılık sistemlerini çökme noktasına getirdi. Kriz sonrasında yapılan analizlerde, yetersiz denetim, aşırı risk alma davranışları ve düzenleyici kurumların koordinasyon eksikliği temel nedenler olarak öne çıktı.Bu dönemde uluslararası kuruluşlar –özellikle Basel Bankacılık Denetim Komitesi ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB)– daha sıkı sermaye yeterliliği standartları, likidite gereklilikleri ve risk yönetimi çerçeveleri oluşturdu. “Basel III” düzenlemeleriyle bankaların dayanıklılığı artırılırken, sistemik öneme sahip finansal kuruluşların (örneğin büyük bankaların) daha sıkı gözetim altına alınması sağlandı.Kriz, bir kez daha şunu gösterdi: Finansal piyasalar kendi hâline bırakıldığında, kısa vadeli kâr arayışı uzun vadeli istikrarı tehdit eder. Regülasyon, piyasanın dinamizmini boğmak için değil, bu dinamizmin sürdürülebilir ve güvenli biçimde işlemesini sağlamak için vardır.Türkiye’de Finansal Düzenleme Yapısı: Çok Katmanlı Bir Koruma AğıTürkiye’de finansal regülasyon sistemi, birbirini tamamlayan birkaç temel kurum üzerine kuruludur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankacılık sektörünü düzenleyip denetlerken; Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), borsalar, yatırım fonları ve aracı kurumlar gibi sermaye piyasası aktörlerini gözetir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), banka iflaslarında mevduat sahiplerini koruma görevini üstlenir. Ayrıca Merkez Bankası, finansal istikrarın para politikasıyla bağlantılı yönünü gözetir ve makro ihtiyati tedbirleri uygular.Bu yapı, 2001 finans krizinden sonra köklü biçimde yeniden inşa edilmiştir. Krizin ardından çıkarılan Bankacılık Kanunu ve SPK reformları, Türkiye’nin finansal sistemini daha sağlam temellere oturtmuştur. Günümüzde Türk finans sistemi, uluslararası standartlarla büyük ölçüde uyumlu, denetim kapasitesi güçlü bir çerçeveye sahiptir.Ancak regülasyonun yalnızca mevzuatla değil, uygulama kültürüyle de şekillendiğini unutmamak gerekir. Kurumlar arası veri paylaşımının güçlendirilmesi, bağımsız ve teknik karar alma süreçlerinin korunması, düzenlemelerin piyasa aktörleriyle istişare içinde oluşturulması, Türkiye’nin finansal direncini daha da artıracaktır.Yeni Alanlar, Yeni Riskler: Kripto Varlıklar ve Dijital Finansın DüzenlenmesiSon yıllarda finansal teknolojiler (fintech), ödeme sistemleri ve kripto varlıklar, regülasyonun en tartışmalı alanlarından biri hâline gelmiştir. Kripto borsalarının çöküşü, dolandırıcılık vakaları ve kara para aklama riskleri, “dijital finansın da klasik finans kadar sıkı bir denetim gerektirdiğini” göstermiştir.Türkiye’de bu alanda önemli adımlar atılmaktadır. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının Sermaye Piyasası Kurulu gözetimine alınması yönündeki yasa tasarısı, yatırımcı korunması açısından kritik bir aşamadır. Bunun yanında Açık Bankacılık, Dijital Bankacılık ve Ödeme Hizmetleri alanında çıkarılan yeni yönetmelikler, finansal inovasyonun güvenli biçimde gelişmesine olanak tanımaktadır.Yine de bu yeni finansal ekosistemin doğası gereği hızlı evrildiği unutulmamalıdır. Yapay zekâ destekli algoritmik yatırım sistemleri, merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamaları ve sınır ötesi dijital işlemler, regülasyonların da dinamik ve esnek bir yapıya sahip olmasını gerektiriyor. Bu noktada “akıllı regülasyon” kavramı öne çıkıyor: Yani yeniliği engellemeyen, ancak riskleri öngörüp yönlendiren düzenlemeler.Piyasa Özgürlüğü ile Kamu Güvenliği Arasındaki İnce DengeFinansal regülasyonlar tartışılırken sıkça karşılaşılan bir argüman, “aşırı düzenleme inovasyonu boğar” eleştirisidir. Gerçekten de gereğinden katı ve bürokratik düzenlemeler,…

BASEL KOMİTESİ

Dünyada finansal sistemin güvenli, şeffaf ve sürdürülebilir bir biçimde işlemesini sağlayan çok sayıda uluslararası kurum bulunuyor. Ancak bunlar arasında en sessiz ama en etkili aktörlerden biri kuşkusuz Basel Bankacılık Denetim Komitesi’dir. 1974 yılında İsviçre’nin Basel kentinde kurulan bu komite, adını da toplantı yaptığı şehirden almıştır. Aslında bu komite ne bir uluslararası örgüt ne de bağlayıcı kararlar alma yetkisine sahip bir kurumdur. Buna rağmen aldığı kararlar, hazırladığı düzenlemeler ve önerdiği standartlar sayesinde küresel finans sisteminin adeta pusulası hâline gelmiştir.Basel Komitesi’nin Kuruluş NedenleriBasel Komitesi’nin doğuşu, 1970’li yıllarda yaşanan bir dizi finansal kriz ve banka iflasının ardından gündeme gelmiştir. Özellikle 1974 yılında Almanya merkezli Herstatt Bankası’nın çöküşü, uluslararası bankacılık sisteminde büyük sarsıntılara neden olmuştur. Bankanın döviz işlemleri sırasında yaşanan zaman farkı nedeniyle tarafların büyük zarara uğraması, ülkeler arasında bankacılık denetiminin uyumsuzluğunun ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koymuştur. Bu olay, finansal sistemin küreselleştiği bir dönemde ulusal sınırlar içinde yürütülen denetimlerin yetersizliğini net biçimde göstermiştir. Bunun üzerine G10 ülkelerinin merkez bankaları bir araya gelerek, uluslararası ölçekte bankacılık denetimi ve gözetimine ilişkin ilk koordinasyon organı olan Basel Bankacılık Denetim Komitesi (Basel Committee on Banking Supervision- BCBS)’ni kurmuşlardır.Amaç: Güven, Şeffaflık ve Sermaye Yeterliliği Komitenin temel amacı, bankacılık sisteminin dayanıklılığını artırmak, uluslararası düzeyde denetim ve gözetim standartlarını uyumlaştırmak ve finansal krizlerin etkilerini azaltmaktır. Bunu yaparken doğrudan müdahale eden bir otorite değil, rehberlik eden bir düzenleyici çerçeve sağlayıcı rolü üstlenir. Basel Komitesi’nin en bilinen katkısı, kuşkusuz “Basel Sermaye Uzlaşıları” olarak adlandırılan üç büyük reform paketidir: Basel I, Basel II ve Basel III.Basel I: Sermaye Yeterliliği Dönemi1988 yılında yayımlanan Basel I, bankaların kredi riskine karşı ne kadar sermaye tutmaları gerektiğini belirleyen ilk küresel standarttır. Bu düzenleme, bankaların sahip oldukları riskli varlıkların belirli bir yüzdesi oranında sermaye bulundurmalarını şart koşmuştur. Örneğin, bir bankanın 100 milyon dolarlık kredi riski varsa, en az 8 milyon dolarlık öz sermaye bulundurması gerektiği kabul edilmiştir.Basel I, finansal sistemde disiplin sağlamış ve sermaye yeterliliği kavramını uluslararası bankacılığın merkezine yerleştirmiştir. Ancak zamanla finansal ürünlerin çeşitlenmesi, türev piyasaların büyümesi ve riskin daha karmaşık hâle gelmesiyle bu çerçeve yetersiz kalmıştır.Basel II: Risk Yönetiminin Derinleşmesi2004 yılında devreye alınan Basel II Uzlaşısı, sadece kredi riskine değil, aynı zamanda piyasa riski ve operasyonel risk gibi yeni boyutlara da yer vermiştir. Basel II, riskin ölçümünde bankalara daha fazla sorumluluk ve esneklik tanımıştır. “İçsel derecelendirme” sistemleri sayesinde bankalar kendi risk modellerini kullanabilmeye başlamış, ancak bu durum denetim kurumlarının yükünü de artırmıştır.Basel II aynı zamanda piyasa disiplini kavramını güçlendirerek, bankalardan finansal raporlarını daha şeffaf biçimde kamuya açıklamalarını istemiştir. Böylece hem yatırımcılar hem de düzenleyici kurumlar, bankaların risk profillerini daha iyi analiz edebilmiştir.Basel III: Kriz Sonrası Yeniden Yapılanma2008 küresel finans krizi, Basel II’nin zayıf noktalarını açıkça göstermiştir. Büyük bankaların yüksek kaldıraç oranları, yetersiz likidite tamponları ve karmaşık türev işlemleri, sistemik riskin ne kadar hızlı yayılabileceğini ortaya koymuştur. Bunun üzerine 2010 yılında Basel III uzlaşısı ilan edilmiştir.Basel III ile birlikte sermaye kalitesi artırılmış, likidite gereklilikleri getirilmiş ve kaldıraç oranı sınırlandırılmıştır. Artık bankaların sadece sermaye miktarı değil, sermayenin niteliği de önem kazanmıştır. “Çekirdek sermaye” (Tier 1 Capital) oranları yükseltilmiş, kriz dönemlerinde şoklara karşı dayanıklılığı artırmak amacıyla karşı-döngüsel sermaye tamponları gibi yeni araçlar devreye alınmıştır.Basel III ayrıca finansal kuruluşların birbirine bağımlılığını azaltmayı hedefleyerek, sistemik öneme sahip bankalar (SIFI) için ek sermaye yükümlülükleri getirmiştir. Böylece “batamayacak kadar büyük” olarak nitelendirilen bankaların denetimi…