İSTANBUL’UN ENFLASYONU YAVAŞLIYOR AMA HAYAT PAHALILIĞI HALA VATANDAŞIN GÜNDEMİNDE
İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon rakamları, fiyat artışlarının hızında önemli bir yavaşlama yaşandığını ortaya koydu. Haziran ayında İstanbul’da perakende fiyatlar bir önceki aya göre sadece yüzde 1,14 arttı. Toptan fiyatlarda ise aylık artış yüzde 3 olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayına göre bakıldığında ise perakende fiyatlardaki artış yüzde 35,94, toptan fiyatlardaki artış ise yüzde 24,65 oldu.
İlk bakışta bu rakamlar sevindirici gibi görünüyor. Çünkü son birkaç yıldır vatandaşın en çok konuştuğu konu hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon olmuştu. Özellikle aylık enflasyonun yüzde 1’in biraz üzerinde gerçekleşmesi, fiyat artış hızının belirgin biçimde yavaşladığını gösteriyor. Ancak rakamların perde arkasına bakıldığında, vatandaş açısından tablo hâlâ tam anlamıyla rahatlatıcı değil.
Çünkü enflasyonun düşmesi, fiyatların gerilediği anlamına gelmiyor. Sadece fiyatların daha yavaş arttığını ifade ediyor. Yani geçen ay 100 liraya satılan bir ürün bu ay yaklaşık 101 lira 14 kuruşa çıkmış durumda. Fiyatlar yükselmeye devam ediyor ancak önceki aylara göre daha düşük bir hızla artıyor.
Vatandaşın pazara, markete veya çarşıya çıktığında hissettiği gerçek de tam olarak budur. İnsanlar “Enflasyon düştü deniliyor ama neden alışveriş hâlâ pahalı?” diye soruyor. Bunun cevabı oldukça basit. Çünkü yıllardır biriken yüksek fiyatlar hâlâ raflarda duruyor. Enflasyonun düşmesi, fiyatların eski seviyesine dönmesi anlamına gelmiyor.
İTO verilerinde yıllık enflasyonun yüzde 35,94 seviyesine gerilemesi ise son dönemde uygulanan ekonomi politikalarının etkilerinin görülmeye başladığını gösteriyor. Bir süre önce yüzde 70-80’lere kadar çıkan yıllık enflasyon düşünüldüğünde bugün gelinen nokta önemli bir iyileşmeye işaret ediyor.
Bununla birlikte yüzde 35’in üzerindeki yıllık enflasyon hâlâ oldukça yüksek bir seviyedir. Gelişmiş ülkelerde yıllık enflasyonun genellikle yüzde 2 ila 4 arasında olduğu düşünülürse Türkiye’nin önünde hâlâ uzun bir mücadele süreci bulunduğu görülüyor.
Öte yandan toptan eşya fiyatlarının aylık yüzde 3 artması da dikkat çekiyor. Toptan fiyatlar üretici, sanayici ve esnafın ürünleri satın aldığı maliyetleri gösteriyor. Buradaki artışın perakende fiyatlardan daha yüksek olması, önümüzdeki aylarda bazı maliyet baskılarının devam edebileceğine işaret ediyor.
Örneğin bir manavın sebzeyi halde daha pahalıya alması, bir marketin ürünleri tedarikçiden daha yüksek maliyetle satın alması ya da bir fabrikanın hammaddesini daha pahalıya temin etmesi, zaman içinde tüketici fiyatlarına da yansıyabiliyor.
Ancak yıllık bazda toptan fiyatların yüzde 24,65 seviyesinde kalması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Çünkü üretim maliyetlerindeki artışın tüketici enflasyonundan daha düşük olması, ilerleyen aylarda fiyat artışlarının daha kontrollü seyretmesine katkı sağlayabilir.
İstanbul’da açıklanan bu veriler aynı zamanda Türkiye genelindeki enflasyon görünümü açısından da önemli bir öncü gösterge niteliği taşıyor. Çünkü İstanbul hem nüfus hem de ekonomik büyüklük bakımından Türkiye’nin en büyük şehri. Buradaki fiyat hareketleri çoğu zaman ülke genelindeki eğilim hakkında da fikir veriyor.
Ekonomistler özellikle gıda fiyatlarını yakından takip ediyor. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sebze ve meyve üretiminin artması, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir etki oluşturabiliyor. Buna karşılık kira, eğitim, sağlık ve hizmet sektöründeki fiyat artışları ise enflasyonu yüksek tutmaya devam ediyor.
Vatandaş açısından en önemli konu ise maaşların satın alma gücü. Eğer ücret artışları enflasyonun üzerinde gerçekleşirse insanların alım gücü yükseliyor. Ancak maaş zamları enflasyonun gerisinde kalırsa vatandaşın cebindeki para her geçen ay biraz daha değer kaybediyor.
Bu nedenle yalnızca enflasyon rakamlarının düşmesi yeterli olmuyor. Aynı zamanda gelirlerin de güçlenmesi gerekiyor. Özellikle emekliler, asgari ücretliler ve sabit gelirli çalışanlar fiyat artışlarının yavaşlamasını memnuniyetle karşılasa da günlük yaşam maliyetlerinin hâlâ yüksek olduğunu dile getiriyor.
Ekonomide güven ortamının güçlenmesi de büyük önem taşıyor. Enflasyon beklentilerinin düşmesi, üreticilerin fiyat belirlerken daha temkinli davranmasını sağlıyor. Aynı zamanda tüketiciler de geleceğe daha güvenle bakabiliyor. Bu durum yatırımları ve ekonomik canlılığı da destekleyebiliyor.
Merkez Bankası’nın sıkı para politikası, mali disiplin ve enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların etkisinin önümüzdeki aylarda daha belirgin hissedilmesi bekleniyor. Ancak enflasyonla mücadele uzun soluklu bir süreçtir. Kalıcı başarı için yalnızca para politikası değil; üretimin artırılması, verimliliğin yükseltilmesi, tarımda arzın güçlendirilmesi ve maliyetleri azaltacak yapısal reformların da devam etmesi gerekiyor.
Sonuç olarak İstanbul’da haziran ayında açıklanan enflasyon verileri, fiyat artış hızının önemli ölçüde yavaşladığını gösteriyor. Bu gelişme ekonomi açısından olumlu bir sinyal olsa da vatandaşın günlük hayatında hissedilir bir rahatlama için fiyat artışlarının daha da gerilemesi ve gelir artışlarının kalıcı şekilde güçlenmesi gerekiyor. Önümüzdeki aylarda açıklanacak veriler, enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcı olup olmayacağını daha net ortaya koyacak. Vatandaşın en büyük beklentisi ise rakamların yanı sıra pazarda, markette ve faturalarında da bu iyileşmeyi somut olarak görebilmek.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













