Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…

Gazeteci ve İletişim Uzmanı Cansel Oruç’un İlk Kitabı Çıktı: “Başarmaktan Korkma” Okuyucuyla Buluştu!

Gazeteci ve Kurumsal İletişim Uzmanı Cansel Oruç’un uzun yıllara yayılan mesleki deneyimlerinden ve yaşam yolculuğundan süzülen ilk kişisel gelişim kitabı “Başarmaktan Korkma”, A7 Yayınevi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Gazeteci ve Kurumsal İletişim Uzmanı Cansel Oruç’un uzun yıllara yayılan mesleki deneyimlerinden ve yaşam yolculuğundan süzülen ilk kişisel gelişim kitabı “Başarmaktan Korkma”, A7 Yayınevi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Beş yıllık titiz bir hazırlık sürecinin ürünü olan eser, özellikle yaz tatilinde kendine zaman ayırmak ve içsel bir yolculuğa çıkmak isteyenlerin başucu kitabı olmaya aday. Başarısızlık Bir Son Değil, Yeni Bir Başlangıçtır… Uzun yıllar gazetecilik yaptıktan sonra halkla ilişkiler alanına yönelen, PR ajanslarında uzmanlık görevleri üstlenen ve Bursa Halkla İlişkiler Derneği (BHİD) Başkanlığı yapan Cansel Oruç, edindiği tecrübeleri bu kitapta topladı. Yola yeni çıkanlara ve umudunu kaybedenlere yeni bir perspektif sunmayı amaçlayan Oruç, kitabında başarısızlığa yüklenen olumsuz anlamları sorguluyor. Doğru iletişimin başarı üzerindeki etkisini gözler önüne seren yazar, başarısızlığın hayatın sonu değil, aksine yeni başlangıçların ilk adımı olduğunu vurguluyor. Dev İsimlerin Desteklediği 5 Yıllık Emeğin Ürünü Kitabın hayatın her alanından insana dokunacağını belirten Cansel Oruç, hazırlık sürecine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Yaklaşık 5 yılı bulan bu yolculukta, alanında ekol olmuş çok değerli isimler yanımda oldu. Halkla ilişkiler duayeni Betûl Mardin, usta tiyatrocu Haldun Dormen, ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, Atatürk araştırmacısı ve yazar İlknur Güntürkün Kalıpçı, Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı ile Zarafet Akademi Kurucusu, Eğitimci-Yazar Gökhan Dumanlı’ya destekleri için sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca bu süreçte harika bir iş birliği yürüttüğümüz A7 Yayınevi kurucusu Arzu Sandal ve tüm ekibe minnettarım. Kitabımız, başarısızlık önyargılarını kırarken; doğru iletişimin gücü, başarının cinsiyeti ve toplumsal cinsiyete duyarlı iletişim gibi kritik başlıkları masaya yatırıyor.” Yaz Tatilinin En Verimli Eşlikçisi Akıcı dili ve düşündüren anlatımıyla dikkat çeken “Başarmaktan Korkma”, okuyucuyu kendi hayatına dair yeni sorular sormaya davet ediyor. Hedef belirlemenin önemi, kendini tanıma rehberliği ve başarısızlıktan güç alma yöntemlerinin anlatıldığı kitap, okura “Ayağınıza takılan taşlar, aslında sadece dinlenme yerleridir” mesajını veriyor. “Başarmaktan Korkma”, tüm seçkin kitapçılarda ve online kitap satış platformlarında okurlarını bekliyor. Cansel Oruç Hakkında: İş hayatına gazeteci olarak başlayan Cansel Oruç, iletişimin gücünü keşfederek kurumsal iletişim ve PR alanına geçiş yapmıştır. Çeşitli kurum ve ajanslarda iletişim uzmanlığı yapmış, Bursa Halkla İlişkiler Derneği Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Halen deneyimlerini paylaşmak adına iletişim eğitimleri vermeye ve yazmaya devam etmektedir.

Yazın dinleyici derinliği artarak ses tüketimi şekil değiştiriyor, dinleme oranları yüzde 54’e kadar yükseliyor !

Türkiye’nin en çok dinlenen radyolarını bünyesinde barındıran dijital ses platformu Karnaval, uluslararası ses tüketimi araştırmalarından yola çıkarak markalar ve reklamverenler için yaz dönemi ses stratejilerini analiz etti. Veriler, yaz aylarında dijital ses tüketiminin azalmadığını; tam aksine ev dışına, mobil cihazlara kayarak “daha derin ve uzun süreli” bir hal aldığını ve dinlenme oranının yüzde 54’lere kadar yükseldiğini gösteriyor. Özellikle podcast tarafında 15-24 yaş arası genç kitlenin tüketimi yazın zirveye ulaşıyor. Türkiye’nin lider dijital ses platformu Karnaval, ses tüketimi analizini yayımladı. Yaz aylarında dijital ses tüketiminin arttığını ve hatta ev dışıyla mobil cihazlara kayarak “dinleme derinliği” kazandığını ortaya koyan veriler, dinleme sürelerinin de arttığını ortaya koyuyor. Canlı radyo yüzde 64’lük payla popülerliğini korurken özellikle 15-24 yaş arası genç kitlenin podcast tüketimi, yaz aylarında zirveye ulaşıyor. Canlı radyo hâlâ dinleme deneyiminin en popüler aracı Sesli içerik dinlemeye ayrılan sürenin büyük kısmını canlı radyonun domine ettiğini vurgulayan Karnaval CEO’su Burak Can, “Tüm yetişkinler için canlı radyo, sesli dinleme alışkanlıklarında baskın bir paya sahip. Dinleme saatlerinin yüzde 64’ü bu ses türüyle geçirilirken bunu yüzde 18 ile isteğe bağlı müzik akışı, yüzde 8 ile podcast’ler, yüzde 5 ile kişisel müzik koleksiyonu, yüzde 3 ile sesli kitaplar ve yüzde 2 ile tekrar dinlenen radyo yayınları izliyor. İster evde ister dışarıda olsun canlı radyo içerikleri, günlük işlerimizin çoğunda bize mükemmel bir eşlikçi oluyor. Dinleme süresinin yüzde 44’ü başkalarıyla birlikte vakit geçirirken gerçekleşiyor. Bu noktada dinleme saatlerinin yüzde 60’ı araba sürerken/seyahat ederken, dinlenirken veya çalışırken geçiyor.” dedi. Genç kuşak isteğe bağlı müzik dinliyor İsteğe bağlı müziğin günümüz dinleyicisinin her zaman ve her yerde yanında olan bir eşlikçi olduğunu ifade eden Can, şu bilgileri paylaştı: “Yetişkin dinleyici kitlesini göz önüne aldığımızda yüzde 38’lik bir kesimin isteğe bağlı müzik hizmetlerini kullandığını görüyoruz. İsteğe bağlı müzik hizmeti kullanıcılarının yüzde 75’i ise reklam içermeyen bir premium hizmet kullanıyor. Dinleme payının cihazlara göre dağılımında ise yüzde 66 ile akıllı telefon, yüzde 16 ile akıllı hoparlör, yüzde 13 ile bilgisayar yer alıyor. Bunun yanında müzik dinleme hâlâ çoğunlukla tek başına (yüzde 71) gerçekleşiyor ve dinleme yerleri arasında yüzde 46 ile ev yer alırken ev dışı dinlemenin payı yüzde 54 olarak konumlanıyor. Burada bir diğer dikkat çeken nokta da dinleyici kitlesinin yaşı. Dinleyici profili genellikle genç yetişkinlerden oluşuyor ve yüzde 50’si 35 yaşın altında, yüzde 25’i de 25 yaşın altında yer alıyor.” Haftalık podcast dinleme süresi ortalama dokuz saat Podcast dinleme alışkanlığının giderek daha popüler hale geldiğini belirten Can, “Haftalık podcast dinleme süresi kişi başına ortalama dokuz saate ulaşmış durumda. Özellikle podcast tarafında 15-24 yaş arası genç kitlenin tüketiminin yazın zirveye ulaştığını gözlemliyoruz. Podcast’ler yüzde 71 oranla akıllı telefonlardaki uygulamalar aracılığıyla dinlenirken bilgisayarlar yüzde 12, tabletler yüzde 4 ve akıllı hoparlörler yüzde 4 yer kaplıyor.” ifadelerini kullandı. Karnaval Hakkında Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu olan Karnaval; Süper FM, Metro FM, JoyTürk, Virgin Radio Türkiye ve JoyFM gibi Türkiye’nin en çok dinlenen ulusal radyo frekanslarının yanı sıra, farklı müzik zevklerine hitap eden 30’a yakın dijital radyo ve 12 farklı konuda hazırlanmış podcast serileriyle dijital ses dünyasına yön vermektedir. Müzikten iletişime kadar sesin yaşamın farklı noktalarına dokunan halini geliştirdiği “Voice2Be” kavramı üzerinden yeniden tanımlayan grup, Triton Digital Webcast Metrics’e göre dünyanın en çok dinlenen dijital ses platformları arasında yer almaktadır. 2024 yılında gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarıyla “Karnaval’ı Başlat, Canlı…

TÜKİD heyetinden Ticaret Bakanlığı’na ziyaret

Türkiye genelinde kırtasiye sektörünü temsil eden ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olan Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci ve beraberindeki heyetle T.C. Ticaret Bakan Yardımcıları Mustafa Tuzcu, Ö. Volkan Ağar, ve Sezai Uçarmak ve Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber’i ziyaret etti. İlgili daire başkanları ve genel müdürlerin de hazır bulunduğu ziyarette kırtasiye sektörünün genel durumunun yanı sıra kırtasiye ürünlerinde yüzde 10 ila 20 arasında yer alan KDV oranlarının kaldırılması, ürün güvenliğinde denetimlerin artırılması ve üretim için kullanılan ham maddelerin ithalatında gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması gibi kritik başlıklar bakanlık makamına aktarıldı. Kırtasiye sektörünün çatı kuruluşu TÜKİD, Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci öncülüğünde T.C. Ticaret Bakanlığı’na bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Ticaret Bakan Yardımcıları Mustafa Tuzcu, Ö. Volkan Ağar ve Sezai Uçarmak ile Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber’e, ilgili daire başkanları ve genel müdürlerin katılımıyla gerçekleştirilen ziyaretlerde, kırtasiye sektörünün çözüm bekleyen yapısal sorunları ele alındı. Ayrıca sektör temsilcilerinin talep ve beklentileri, detaylı bilgi notları eşliğinde yetkililere aktarılırken, kamu ve sektör arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturuldu. KDV oranlarından denetimlere sektörün talepleri konuşuldu Yapılan üst düzey temaslar sonrasında değerlendirme yapan TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Geçtiğimiz ay sona eren eğitim öğretim döneminin ardından hem yılı değerlendirmek hem de sektörümüzün mevcut gündem maddelerini konuşmak amacıyla sayın bakan yardımcılarımıza yaptığımız ziyaretler son derece olumlu geçti. Kırtasiye sektörünün çatı kuruluşu olan derneğimiz tarafından, kaçak ve sahte ürünlerle mücadelenin, sektörümüzün desteğiyle sürdürülmesi, sektörümüzün rekabet gücünün artırılması, tüketici güvenliğinin sağlanması ve eğitim ürünlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla hazırlanan talep ve görüşlerimizi masaya yatırdığımız bu görüşmeler süresince birçok konuyu konuştuk. Bu kapsamda kırtasiye ürünlerinde KDV oranlarının yüzde 0’a (Sıfır) indirilmesi, kaçak, sahte ve güvensiz ürünlerle mücadele, marka koruma desteği, ürün veya ambalajı üzerinde üretici bilgilerinin yer alması, TAREKS ve ürün güvenliği denetim süreçleri, ithalat denetimleri, üretimde kullanılan ham maddelerin ithalatında gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması gibi konulara dair istişare ettik. Gündem konularımızı çok yakından takip ettiklerini, çözüm için çaba sarf ettiklerini bilmek bizi son derece mutlu etti. Kendilerine tüm üye ve meslektaşlarımız adına şükranlarımızı sunuyorum.” dedi. TÜKİD Hakkında Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), 1985 yılında sektörün öncü ve deneyimli isimlerinin girişimleriyle kurulmuştur. Türkiye genelinde kırtasiye sektörünü temsil eden ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olan TÜKİD, kurulduğu günden bu yana sektörün gelişimine liderlik etmektedir. TÜKİD’in mesleki standartları dört temel değer üzerine inşa edilmiştir: Ticaret Ahlakı, Tüketici Güvenliği, Açık Fikirlilik ve Sektörün ve Perakendenin Geleceğini Planlama. Bugün TÜKİD; 500’e yakın üyesiyle, 500’ün üzerinde şirketi temsil etmektedir. Üye yapısı, sektörün tüm ürün gruplarını kapsamaktadır. TÜKİD üyeleri, sektörde çekirdekten yetişmiş deneyimli profesyoneller ile ikinci kuşak sermayedar temsilcilerinden meydana gelmektedir. Bu sayede dernek, köklü birikim ile geleceğe dönük vizyonu aynı çatı altında buluşturmaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/Beyoğlu GSM: 0536 8928821

Mplus Türkiye müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımladı

Müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımlayan Mplus Türkiye, Experience Intelligence yaklaşımını iş modelinin merkezine yerleştirdi. Bu sayede müşteri deneyimini operasyonel bir süreç olmaktan çıkararak ölçülebilir iş sonuçlarının stratejik bir bileşeni haline getiren Mplus Türkiye, artık müşterileriyle kurduğu ilişkiyi daha akıllı, daha bağlantılı ve daha etkili bir yapıda gerçekleştiriyor. Kendi bünyesinde geliştirdiği yapay zekâ Graia’yı canlı operasyonlarına entegre eden marka, kurumların operasyonlarını daha stratejik yönetmesine ve daha isabetli kararlar almasına katkı sağlıyor. Müşteri deneyimi yönetiminde uzun yıllar operasyonel verimlilik ön planda tutulurken, bugün kurumlar için yeni bir dönem başlıyor. Mplus Türkiye, geliştirdiği “Experience Intelligence” yaklaşımıyla müşteri deneyimini artık doğrudan büyüme, kârlılık ve güvenle ilişkilendiriyor. Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, yapay zekânın ölçeklenebilir gücünü insan uzmanlığının muhakeme, empati ve karar alma becerileriyle bir araya getiren bu yeni yaklaşımın, kurumların iş hedeflerine hizmet edecek şekilde tasarlandığını vurguladı. Hızlı, “Yapay zekâ hız ve hacim gerektiren süreçlerde devreye girerken; güven, empati ve karar alma becerisinin kritik olduğu anlarda insan uzmanlığı sürece yön veriyor. Yapay zekânın gerçek değeri, insanın yerine geçmekte değil, insan uzmanlığını daha güçlü hale getirmekte yatıyor. Experience Intelligence yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor” dedi. İnsan ve yapay zekâ birlikte tasarlandı Müşteri deneyiminin uzun yıllar maliyet odaklı bir bakış açısıyla yönetildiğine dikkat çeken Hızlı, artık kurumların ihtiyacının müşteri deneyimini gelir, güven ve sürdürülebilir büyümeyle ilişkilendirebilen bir yaklaşım olduğunu belirtti. Mplus Türkiye, bu doğrultuda hayata geçirdiği Experience Intelligence modelini, yapay zekâ ve insanı birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcı unsurlar olarak konumlandırıyor. Böylece hızın gerektiği yerde yapay zekâdan, güvenin belirleyici olduğu yerde ise insan deneyiminden yararlanılıyor. Mplus, Experience Intelligence ile yeni nesil müşteri deneyimi sunuyor 2007 yılında Adriyatik bölgesinde kurulan ve bugün 19 ülkede 15 binden fazla çalışanıyla küresel ölçekte hizmet veren Mplus, müşteri deneyiminde yeni bir dönemi başlatıyor. Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, 25 yıllık gerçek müşteri etkileşimlerinden beslenen operasyonel uzmanlıklarını, kendi Ar-Ge ekipleri tarafından geliştirilen yapay zekâ yetkinliği Graia ile birleştirerek Experience Intelligence yaklaşımını hayata geçirdiklerini ifade eden Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, bu yaklaşımı “Kendimizi yeniden keşfetmedik, geleceği birlikte tasarladık” anlayışıyla tanımlıyor. Hızlı, Mplus’ın pazardaki birçok oyuncunun yaptığı gibi yapay zekâyı mevcut sistemlerin üzerine sonradan eklemek yerine, teknolojiyi operasyonel deneyimin doğal bir uzantısı olarak kurguladıklarının altını çiziyor. Önce operasyonel derinlik, sonra yapay zekâ Mplus, önce güçlü bir operasyonel derinlik ve saha deneyimi inşa etti; ardından yapay zekâyı bu yapının içine entegre ederek, sürekli öğrenen ve gelişen bir sistem oluşturdu. Bu sistemde hız ve ölçek gerektiren süreçlerde yapay zekâ devreye girerken; güven, empati ve muhakemenin kritik olduğu anlarda ise insan uzmanlığı belirleyici rol üstleniyor. Ortaya çıkan yapı, hibrit ya da katmanlı bir model olmanın ötesinde; insan ve yapay zekânın birlikte tasarlandığı, iş hedeflerine doğrudan hizmet eden bir sistem olarak öne çıkıyor. Mplus Türkiye Hakkında Mplus Türkiye, 2000 yılında CMC Türkiye adıyla İstanbul’da kuruldu. 2020 yılında Mplus Group bünyesine katılan şirket, bugün müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımlayan Experience Intelligence yaklaşımıyla kurumların sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlıyor. Yapay zekânın ölçeklenebilir gücünü insan uzmanlığının muhakeme, empati ve karar alma becerileriyle buluşturan bu yaklaşımın temelinde, şirketin kendi Ar-Ge ekipleri tarafından geliştirilen yapay zekâ platformu Graia yer alıyor. Mplus Türkiye, Graia’nın gelişmiş yapay zekâ yetkinliklerini gerçek operasyon deneyimiyle bir araya getirerek müşteri deneyimini operasyonel bir süreç…

Karnaval’dan geçmişe davet eden yeni podcast serisi: Ayşegül Aldinç ile O Zaman

Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, kullanıcılarıyla buluşturduğu yüzlerce podcast serisi arasına bir yenisini ekledi. Türkiye’nin en sevilen seslerinden Ayşegül Aldinç’in Joy FM’in keyifle dinlenen ismi Barış Selimoğlu ile mikrofon başına geçtiği “Ayşegül Aldinç ile O Zaman”, dinleyicisini “Bizim zamanımızda…” ile başlayan samimi hikayelere eşlik etmeye davet ediyor. Türkiye’de dijital sesin geleceğine yön veren Karnaval, dinleyicileriyle buluşturduğu podcast serilerini çeşitlendirmeyi sürdürüyor. 1981 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Modern Folk Üçlüsü ile birlikte seslendirdiği “Dönme Dolap” isimli şarkıyla hafızalara kazınan ve bugüne dek birçok albüme imza atan Ayşegül Aldinç, geçmişin unutulmaz anılarını deneyimli radyocu Barış Selimoğlu ile mikrofon başına geçtiği “Ayşegül Aldinç ile O Zaman” podcast serisi sayesinde dinleyicisine ulaştırıyor. Dünden bugüne uzanan hatıralar Dinleyiciyle iki haftada bir buluşan podcast serisi, dün ve bugün arasında bir köprü kurarak nostalji yolculuğuna çıkarıyor. Samimi anlatımı ve neşeli tavrıyla “Burada her şeyi konuşacağız.” diyen Aldinç; unutamadığı hikayeleri, kişisel deneyimleri ve eski günlerin özlenen atmosferini kendine özgü üslubu ve zarafetiyle anlatıyor. Aldinç, podcastin hikayesini “Uzunca bir süredir Barış’la bunu yapalım diye konuşuyorduk. ‘Neye odaklanalım?’ evresine geldiğimizde, ‘Geçmişi ve geçmişte yaşananları unutturmamak lazım.’ noktasında buluştuk. ‘Geçmişini unutan toplumlar, geleceğini biraz zor bulur.’ diyerek, kendi yaşadıklarımız çerçevesinde ‘O zaman’ları referans alıp bugüne taşıyoruz ve günün getirdiklerini de katıyoruz sohbetlerimize.” şeklinde aktarıyor. Her bölümde farklı bir temayla eskiye dönük keyifli bir sohbetin kapısını aralayan ikili, bir nostalji yolculuğuna çıkarmanın yanı sıra toplumsal hafızayı da diri tutuyor. “Ayşegül Aldinç ile O Zaman” podcast serisi, bugüne kadar yayınlanan tüm bölümleriyle Karnaval’dan ücretsiz dinlenebiliyor. Ayşegül Aldinç ile O Zaman Karnaval Hakkında Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu olan Karnaval; Süper FM, Metro FM, JoyTürk, Virgin Radio Türkiye ve JoyFM gibi Türkiye’nin en çok dinlenen ulusal radyo frekanslarının yanı sıra, farklı müzik zevklerine hitap eden 30’a yakın dijital radyo ve 12 farklı konuda hazırlanmış podcast serileriyle dijital ses dünyasına yön vermektedir. Müzikten iletişime kadar sesin yaşamın farklı noktalarına dokunan halini geliştirdiği “Voice2Be” kavramı üzerinden yeniden tanımlayan grup, Triton Digital Webcast Metrics’e göre dünyanın en çok dinlenen dijital ses platformları arasında yer almaktadır. 2024 yılında gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarıyla “Karnaval’ı Başlat, Canlı Kal” mottosu ile ses dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralayan grup, reklam verenlere, U.S. Media Ratings Council tarafından akredite edilen Webcast Metrics ölçümlemesi ile dijital erişim verileri sağlamaktadır. Dijital audio, display ve preroll video, native reklamlar ve müşterilerine özel podcast ve dijital radyo projeleri ile hedef kitleye uygun çok sayıda reklam modeli de sunmaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12Gsm:0536 892 88 21http://www.brandworks.com.tr

Yapay zekâ çağında müşteri deneyimine yön verecek liderleri MDYD ve Koç Üniversitesi yetiştirecek

Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), müşteri deneyimi alanının geleceğini şekillendirecek liderleri yetiştirmek için Koç Üniversitesi ile güçlü bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda gerçekleştirilecek “AI Çağında Müşteri Deneyimi ve Liderlik Sertifika Programı”, akademik derinliği sektörün dinamik tecrübesiyle buluşturarak toplam dokuz eğitim sunacak. Programa başvurular 2 Kasım 2026’ya kadar devam edecek. Müşteri deneyimi yönetimi ekosisteminin gelişimi için çalışmalarını sürdüren Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), 1993 yılında “bilimin sınırlarını ilerletmek” misyonuyla kurulan Koç Üniversitesi ile stratejik bir iş birliği gerçekleştirdi. Katılımcıların derinlemesine bilgi ve beceri sahibi olmalarını amaçlayan, kazandıkları becerileri gerçek iş senaryolarına uygulama fırsatı bulacakları bir ortam sunacak “AI Çağında Müşteri Deneyimi ve Liderlik Sertifika Programı”, 9 Kasım 2026 – 7 Nisan 2027 tarihleri arasında toplam dokuz başlık altında gerçekleştirilecek. Akademik derinlik, sektör deneyimiyle birlikte sunulacak Müşteri deneyimine yalnızca operasyonel bir süreç olarak yaklaşmayan sertifika programı, sürdürülebilir büyüme ve rekabet avantajı sağlayan stratejik bir yönetim alanı olarak ele almak isteyen; müşteri deneyimi liderlerinin, pazarlama ve satış yöneticilerini, dijital dönüşüm ve iş geliştirme profesyonellerinin katılımıyla yapılacak. Katılımcılar program boyunca müşteri deneyimi stratejisi geliştirme, deneyim tasarlama, müşteri yolculuklarını analiz etme, yapay zekâ destekli karar mekanizmaları oluşturma ve kurumsal CX dönüşümüne liderlik etme konularında güncel bilgi ve uygulama becerileri kazanacak. Akademik derinliği sektör deneyimiyle bir araya getirecek olan program, katılımcıların yapay zekâ çağında değişen müşteri beklentilerini anlamalarına, geleceğin müşteri deneyimi yaklaşımlarını benimsemelerine ve kurumlarında somut değer yaratan dönüşüm projelerine liderlik etmelerine olanak tanıyacak. AI Çağında Müşteri Deneyimi ve Liderlik Sertifika Programı kapsamında katılımcılara “Stratejik Düşünce, Stratejik Planlama ve Vizyoner Liderlik”, “Müşteri Deneyiminde Etki Odaklı Liderlik”, “Deneyim Ekonomisi ve Gelire Etkisi”, “Kapsayıcı ve Erişilebilir Deneyimler”, “Yapay Zekâ Çağında Müşteri Deneyimi”, “Tasarım Odaklı Düşünme”, “Uçtan Uca Müşteri Deneyimi Problemi Çözme: Deloitte Bootcamp”, “Gelişim Zihniyeti ve Değişim Yönetimi” ve “AI Çağında CX Operating Modeli” eğitimleri verilecek. “Bu sadece bir eğitim değil, geleceğin mimarı CX profesyonelleri için bir gelişim platformu” Koç Üniversitesi ile yapılan iş birliğine yönelik değerlendirmede bulunan MDYD Yönetim Kurulu Başkanı Banu Hızlı, “Yapay zekâ teknolojilerinin varlığı, günümüzde birçok sektörde müşteri ilişkilerini ve iş yapış şekillerini kökten değiştiriyor. Müşteri deneyimi yönetimi ekosistemi de artık sadece operasyonel bir süreç değil, şirketlerin geleceğini belirleyen en stratejik rekabet alanı haline gelmiş durumda. Bunun için MDYD olarak Koç Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz bu programla, profesyonellere sadece bugünün değil, yarının yapay zekâ destekli dünyasının kapılarını aralıyoruz. Amacımız, katılımcılarımızın kurumsal dönüşüme yön veren ve çalıştıkları kurumlarda somut değer yaratan vizyoner liderler olarak öne çıkmalarını sağlamak. O nedenle bu programı bir eğitimden ziyade; farklı sektörlerden sınırlı sayıda deneyimli profesyonelin bir araya geldiği, birlikte düşündüğü, tartıştığı ve geleceğin müşteri deneyimi yaklaşımını birlikte geliştirdiği bir öğrenme ve gelişim platformu olarak düşünebiliriz.” dedi. Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları Yöneticisi Emrah Basalak, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “MDYD iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz bu program, müşteri deneyimi alanındaki güncel akademik bilgi birikimini sektörün uygulama deneyimiyle buluşturuyor. Koç Üniversitesi’nin alanında öncü akademisyenleri ve deneyimli eğitmenlerinin katkılarıyla katılımcılara hem stratejik bir perspektif hem de iş hayatına doğrudan aktarabilecekleri pratik kazanımlar sunmayı amaçlıyoruz.” dedi. MDYD Hakkında Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), müşteri deneyimi yönetimi ekosistemini tek çatı altında toplamak amacıyla 2008 yılında dokuz firmanın bir araya gelmesiyle Çağrı Merkezleri Derneği adıyla kurulmuştur. Bugün 89 üye firmasıyla faaliyetlerini sürdüren MDYD, müşteri deneyimi yönetimi alanında…

RUMELİ’DEN İSTİKLAL YOLUNA GÖNÜL KÖPRÜSÜ: BAYRAMPAŞALI ÇOCUKLARIN ELLERİNDEN GAZZE’YE ANLAMLI DESTEK

İSTANBUL – İstanbul Bayrampaşa’da, milli mücadele ruhunu Balkanlardan Anadolu’ya taşıyan ve oradan da Gazze’ye uzatan tarihi bir programa imza atıldı. Bayrampaşa Tuna İlkokulu tarafından hazırlanan, Bayrampaşa Rumeli Balkan Platformu ve Kastamonulular Dayanışma Derneği (KAS-DER) iştirakiyle düzenlenen “Rumeli’den İstiklal Yoluna Gönül Köprüsü” projesi kapsamında gerçekleştirilen etkinlik büyük bir katılımla tamamlandı. Proje kapsamında düzenlenen “İstiklalimizin Kadın ve Çocuk Kahramanları” adlı program, katılımcılara duygu dolu anlar yaşatırken, mazlum Gazze halkı için de umut ışığı oldu. İstiklal Yolu’nun Kalbi Bayrampaşa’da AttıProjenin mimarı olan Tuna İlkokulu Müdürü Nejat Çağlayan öncülüğünde hayata geçirilen programa, milli mücadelenin en önemli simgelerinden olan İstiklal Yolu’nun kalbinden, Kastamonu İnebolu Evrenye Mehmet İnce İlk ve Ortaokulu öğretmen ve öğrencileri de misafir olarak katılarak tarihi bir bağ kurdu. Programa ayrıca Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Suat Mamur, Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın ve İlçe Emniyet Müdürü Abidin Erikli başta olmak üzere çok sayıda protokol üyesi, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve vatandaş katıldı. İstiklal Madalyalı Plaketler Takdim EdildiPrograma davet edilen ancak rahatsızlığı dolayısıyla katılamayan İnebolu Belediye Başkanı Engin Uzuner, gönderdiği özel selam ile birlikte anlamlı bir jestte bulundu. Belediye Başkanı’nın selamı eşliğinde gönderilen kıymetli İstiklal Madalyalı plaketler, misafir okulun müdürü tarafından Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Suat Mamur ve Tuna İlkokulu Müdürü Nejat Çağlayan’a sahnede takdim edildi. Zeytin Dallarıyla Barış Mesajı ve Gözyaşlarıyla İzlenen OratoryoMehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte sahne alan çocuk korosu öğrencileri, boyunlarında Filistin atkıları ve ellerinde barışın simgesi olan zeytin dallarıyla sahneye çıkarak tüm dünyaya anlamlı bir mesaj verdi. Programda sergilenen duygu yüklü oratoryo gösterisi ise salonda adeta zamanı durdurdu. Milli mücadele yıllarını ve kahraman kadınlarımızı canlandıran çocukların performansı karşısında birçok seyirci gözyaşlarına hakim olamadı. Büyük bir titizlikle hazırlanan çocuk korosu, oratoryo, mehteran takımı ve halk oyunları gösterilerinin her biri salonu dolduran misafirler tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Program kapsamında açılan özel fotoğraf sergisi de katılımcılardan tam not aldı. Müdür Nejat Çağlayan: “Bu Büyük Mirası Gelecek Nesillere Aktaracağız”Programın önemine değinen Tuna İlkokulu Müdürü Nejat Çağlayan yaptığı açıklamada şunları kaydetti:“Proje kapsamında düzenlediğimiz bu programın amacı; İstiklal Yolu’nun önemini ve tarihimizin onurlu sayfalarını yeni nesillere aktararak, çocuklarımızın milli bilinç ve vatan sevgisiyle yetişmesine katkı sağlamak olacaktır. Rumeli’den İstiklal Yolu’na uzanan bu gönül köprüsü; ortak tarihimizin ve ortak geleceğimizin sembolüdür. Bizlere düşen görev; bu büyük mirası anlamak, anlatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır.” Çocukların Dayanışma Ruhu: Kızılay Aracılığıyla Gazze’ye 110.750,00 TL YardımProgramın en anlamlı ve fedakâr yönü ise toplanan yardımlar oldu. Etkinlik kapsamında, Gazzeli kardeşlerimize ithaf edilerek toplanan 110.750,00 TL tutarındaki insani yardım, bölgedeki ihtiyaç sahibi ailelere ve çocuklara ulaştırılmak üzere Türk Kızılayı’na teslim edildi. Hem tarihi bilinci gelecek nesillere aktaran hem de sınırları aşan bir kardeşlik köprüsü kuran bu anlamlı proje, toplumsal dayanışmanın ve vefanın en güzel örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. İletişim Bilgileri:Kurum: Bayrampaşa Tuna İlkokulu MüdürlüğüWeb: tunaio.meb.k12.trYer: Bayrampaşa / İstanbul

TÜKETİCİLERİN %74’Ü ALIŞVERİŞ YOLCULUĞUNDA YAPAY ZEKÂDAN YARARLANIYOR!

YAPAY ZEKÂ,HIZLI TÜKETİM ÜRÜNLERİNDEBÜYÜMENİN KURALLARINI YENİDEN YAZIYOR… TÜKETİCİLERİN %74’Ü ALIŞVERİŞ YOLCULUĞUNDA YAPAY ZEKÂDAN YARARLANIYOR! YAPAY ZEKÂ SATIN ALMA KARARINI ETKİLİYOR! NIQ ve Kearney analizine göre, yapay zekânın inovasyonu ve ürün keşfini yeniden şekillendirmesiyle birlikte, bu alana yatırım yapan markalar pay kazanıyor. Tüketici zekâsı alanında global lider NielsenIQ, “Büyümenin Yeni Sınırları” başlıklı araştırmasını yayınladı. Kearney iş birliğiyle hazırlanan çalışma, yapay zekânın hızlı tüketim ürünleri sektöründe markaların inovasyon ve faaliyet stratejilerini köklü şekilde dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu dönüşüm; inovasyon, ürün keşfi ve tüketicinin satın alma yolculuğu üzerinde derin etkiler yaratıyor. NIQ İletişimden Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi ve Global Pazarlama Lideri Marta Cyhan-Bowles, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: “Hızlı tüketim ürünleri sektöründe daha fazla veri, daha yüksek doğruluk, daha hızlı etkinin gündemde olduğu bir dönemdeyiz. Büyük markaların bugüne kadar büyüme için kullandıkları ve kaldıraç etkisi yaratan birleşme ve satın almaların artık eskisi kadar etkili olmadığını görmekteyiz. Bu stratejiler, sürdürülebilir ve uzun vadeli büyüme için tek başına yeterli değil. Stratejik değer yaratımı artık geçmiş ölçek avantajlarından ziyade, yapay zekâ ile güçlenen tüketici odaklı inovasyon kabiliyeti ve markaların akıllı platformlarda görünürlüklerini yönetme becerisine dayanıyor. Yapay zekâ destekli hız ile derin tüketici anlayışını, akıllı sistem yetkinliğini ve sürekli ölçümlemeyi bir araya getiren kuruluşlar başarıya ulaşmakta avantaj sağlayacaktır.” Yapay Zekâ Sektörde Tüm Firmalara Farklı Fırsatlar Sunuyor… Yapay zekâ; konsept testinden formül optimizasyonuna, yaratıcı içerik üretiminden senaryo modellemeye kadar geçmişte yüksek yatırım gerektiren yetkinlikleri erişilebilir hale getiriyor. Yükselişteki markalar, bu araçları kullanarak hızlı hareket etme, dijital liderlik ve güncel tüketici trendlerine odaklanma gibi güçlü yönlerini daha da pekiştiriyor. NielsenIQ verileri; özellikle evcil hayvan bakımı, kişisel bakım, sağlık ve iyi yaşam gibi, yapay zekâ destekli inovasyon ve keşfin hız kazandığı kategorilerde yeni markaların öne çıktığını gösteriyor. Aynı zamanda tüketici davranışlarında da hızlı bir değişim yaşanıyor. NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü ve Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika & Hindistan E-Ticaret Bölge Başkan Yardımcısı Didem Şekerel Erdoğan NielsenIQ’nun araştırmasına göre aşağıda öne çıkan bulguları paylaştı: Yapay zekâ araçlarının araştırma ve satın alma kararlarında artan rolüyle birlikte, keşfedilebilirlik en az dağıtım kadar kritik hale geliyor. Agentic Commerce, Ürün Keşfini Yeniden Şekillendiriyor… Yapılan çalışmalar, “agentic commerce” olarak tanımlanan yeni bir döneme de dikkat çekiyor. Bu modelde; perakende platformları ve büyük dil modeli (LLM) tabanlı ortamlar, seçenekleri filtreleyen, öneriler sunan ve satın alma kararlarını etkileyen yapay zekâ sistemleriyle çalışıyor. Yapay zekâ asistanları; perakendeci web siteleri, arama motorları ve alışveriş platformlarına giderek daha fazla entegre olurken, ürünlerin sıralamasını ve öne çıkarılmasını da etkiliyor. Bu yeni düzende, görünürlüğü belirleyen temel unsurlar arasında yapılandırılmış ürün verileri, bağlamsal uyum, kullanıcı yorumları ve güven sinyalleri yer alıyor. Kearney Ortağı Katherine Black’a göre yapay zekâ sistemlerinin önceliği “netlik” ve “içeriklerin alakalı olmasına” yöneliktir. Black, “Yapılandırılmış veriler, net ihtiyaç tanımları ve güvenilir sinyallerden faydalanarak ürünlerini yapay zekâya ‘okunabilir’ hale getiren markalar, bu yeni ekosistemde daha görünür hale geliyor.” diye ifade etti. Yapay Zekâ Hızlı Tüketim Ürünleri Ekosisteminde Çıtayı Yükseltiyor Yapay zekâ destekli inovasyon ile yapay zekâ etkileşimli keşfin kesişimi, hızlı tüketim ürünleri ekosisteminde çıtayı yükseltiyor. Büyük ve köklü markalar, ivmelerini korumak için inovasyon süreçlerini yeniden yapılandırıyor. Gelişmekte olan markalar, deneme ve öğrenme süreçlerini hızlandırmak için yapay zekâdan faydalanıyor. Perakendeciler, yapay zekâ entegrasyonları sonucunda gerçekleşen trafik, ürün çeşitliliği ve gelir modelleri değişimlerine uyum sağlamalılar. Didem Şekerel Erdoğan, yapılan çalışmalara göre, yapay zekâ çağında sürdürülebilir…

Deneyim mimarlığı, verimliliği ve müşteri sadakatini artıyor

Mplus Türkiye müşteri taleplerinin yüzde 40’ını yapay zekâ ile çözüyor Deneyim mimarlığı, verimliliği ve müşteri sadakatini artıyor Müşteri deneyiminin artık marka tercihinde belirleyici hale geldiği günümüzde, kurumlar süreçlerini uçtan uca yeniden tasarlamaya yöneliyor. Geliştirdiği yapay zekâ destekli teknolojilerle müşteri taleplerinin yaklaşık yüzde 40’ını insan müdahalesi olmadan, uçtan uca ve yüksek doğrulukla çözümleyebilen Mplus Türkiye, bu sayede iş gücü planlamasında yaklaşık yüzde 20 oranında optimizasyon sağlarken, yapay zekâ destekli asistanların kullanımıyla eğitim ve oryantasyon süreçlerinde yüzde 25’e varan zaman tasarrufu elde ediyor. Bu yaklaşımı “deneyim mimarlığı” modeliyle markalara entegre bir şekilde sunan Mplus Türkiye, müşteri, çalışan ve marka deneyimini tek bir ekosistem altında birleştirerek hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de sürdürülebilir müşteri memnuniyeti ve sadakati oluşturulmasına katkı sağlıyor. Günümüzde rekabet, sunulan ürün ya da hizmetten çok, ne kadar hızlı, kesintisiz ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunulduğu üzerinden şekilleniyor. Müşteriler ise, taleplerinin anında karşılandığı, farklı kanallar arasında kopukluk yaşamadıkları ve kendilerini tanıyan sistemlerle etkileşim kurdukları bir yapı bekliyor. Bu beklentilere yanıt verebilen kurumlar, rekabette ön plana çıkıyor. Mplus Türkiye Operasyon ve Müşteri İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (COO) Hakan Saran, bu dönüşümü “deneyim mimarlığı” yaklaşımıyla ele aldıklarını belirterek, müşteri deneyiminin artık sadece iyileştirilen bir alan değil, baştan sona tasarlanan stratejik bir yapı haline geldiğini vurguluyor. Deneyim mimarlığıyla uçtan uca dönüşüm Şirket olarak, deneyim mimarlığını müşteri yolculuğunun tüm temas noktalarını kapsayan, teknoloji, veri zekâsı ve insan odağını entegre eden stratejik bir yapı olarak konumlandırdıklarına dikkat çeken Hakan Saran, klasik müşteri deneyimi uygulamalarından farklı olarak mevcut süreçleri iyileştirmenin ötesine geçerek deneyimi proaktif şekilde yeniden kurgulamaya odaklandıklarını söyledi. Kendilerini sadece çözüm öneren bir danışman olarak değil, tasarladıkları deneyimi uçtan uca hayata geçiren, yöneten ve sürekli optimize eden bir iş ortağı olarak gördüklerini ifade eden Saran, “Bu da BPO modelinden BPTO modeline dönüşüm vizyonumuzun da temelini oluşturuyor. Mplus Türkiye olarak en büyük farkımız, 25 yıllık derin operasyonel tecrübemizi, kendi geliştirdiğimiz ileri teknolojilerle entegre edebiliyor olmamız. Dışarıdan teknoloji satın alan bir BPO şirketi değil, kendi teknolojisini üreten ve bu teknolojiyi 16 ülkede 36 farklı operasyon merkezinde test edip optimize eden global bir BPTO (Business Process and Technology Outsourcing) şirketi konumundayız” diye konuştu. “Yapay zekâ destekli teknolojiler iş gücü planlamasında yüzde 20 optimizasyon sağlıyor” Mplus Türkiye’nin deneyim mimarlığı yaklaşımının, operasyonel verimlilik ve müşteri memnuniyeti tarafında somut çıktılar sağladığının altını çizen Saran, “Geliştirdiğimiz yapay zekâ destekli teknolojiler sayesinde müşteri taleplerinin yaklaşık yüzde 35-40’lık bölümü insan müdahalesi olmadan, uçtan uca ve yüksek doğrulukla çözümlenebiliyor. Bu teknolojik dönüşüm, iş gücü planlamasında yaklaşık yüzde 20 oranında bir optimizasyon sağlarken, kaynakların daha stratejik ve karmaşık süreçlere yönlendirilmesine de olanak tanıyor. Ayrıca, yapay zekâ destekli asistanların aktif kullanımıyla eğitim ve oryantasyon süreçlerinde yüzde 25’e varan zaman tasarrufu elde ediliyor. Böylece hem maliyet avantajı sağlıyoruz hem de ilk temasta çözüm oranı ve hizmet sürekliliği üzerinde doğrudan pozitif etki yaratıyoruz. Bu sürdürülebilir etkinin temelinde ise, güçlü bir müşteri deneyiminin ancak doğru desteklenen ve donatılan çalışanlarla mümkün olduğu yaklaşımımız yer alıyor. Bu nedenle de deneyim mimarlığını müşteriyle sınırlı tutmuyor; çalışan deneyimi (EX) ve marka deneyimini (BX) de kapsayan bütünsel bir model olarak ele alıyoruz. Yapay zekâ destekli sistemlerle çalışanlarımızın iş süreçlerini kolaylaştırırken, markaların kültürünü tüm temas noktalarında doğru şekilde yansıtarak marka deneyimini güçlendiriyoruz. Böylece hem hizmet kalitesini hem de müşteri sadakatini sürdürülebilir şekilde artırıyoruz” dedi. “Başarının anahtarı, teknolojiyi insanın…

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor. Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor. “Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor” Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi. “Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz” Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi. Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. 2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden…

482 Milyon Euro’luk Ticari Gücüyle Turizme Yön Veren EMITT, 2026’da Yeni Yerinde Kapılarını Açmaya Hazırlanıyor

Sektörün köklü fuarı EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, ICA Events organizasyonuyla 5–7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 29’uncu kez kapılarını açıyor. Uluslararası firmaları, bölgenin üst düzey temsilcilerini ve ekonominin tüm alanlarını kapsayan 50’den fazla fuar ve konferansa imza atan ICA Events, turizm sektörünün en güçlü buluşmalarından biri olan 29. EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarını düzenliyor. 5–7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek fuar, yeni destinasyonları ve en güncel turizm trendlerini sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Köklü geçmişiyle turizm dünyasının vazgeçilmez buluşma noktası olan EMITT, geçtiğimiz edisyonda 39 ülkeden 656 katılımcı ve 23 bin 725 ziyaretçiyi ağırlayarak küresel ölçekteki gücünü bir kez daha kanıtladı. Bu yıl da iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir platform olarak dünyanın dört bir yanından profesyonelleri aynı çatı altında bir araya getirmeye hazırlanıyor. EMITT, yenilenen organizasyon yapısıyla İstanbul Fuar Merkezi’nde Uluslararası katılımcı ve ziyaretçi oranının yüksekliği, sunduğu güçlü B2B iş ortamı ve yarattığı ticari hacimle turizm sektörüne yön veren EMITT’in önemine dikkat çeken EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin, şunları söyledi: “EMITT’in 29 yıllık köklü geçmişini bu yıl stratejik bir adımlarla İstanbul Fuar Merkezi’ne taşıyoruz. Amacımız sadece bir mekan değişikliği değil; sektör profesyonellerine çok daha erişilebilir, merkezi ve verimli bir ticaret platformu sunmak. Geçtiğimiz yıl katılımcı başına ortalama 734 bin Euro, toplamda ise 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi yaratarak rüştümüzü ispatladık. 2026’da hedefimiz, nicelikten ziyade ‘nitelikli bağlantıya’ odaklanarak, her katılımcının somut iş anlaşmalarıyla döneceği bir ekosistem yaratmak” dedi. 2025’te turizm sektörü için 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi yarattı Bir önceki edisyonda 39 ülkeden toplam 656 katılımcıyla başarılı bir yılı geride bırakan EMITT’in yeni satın alma, iş geliştirme, yeni iş ve iş birliği fırsatlarını sunduğunu ifade eden Banu Keskin, sözlerine şöyle devam etti: “Geçtiğimiz yıl katılımcıların yüzde 87’si, fuar süresince gerçekleştirdikleri görüşmeleri sipariş ve ön anlaşmalarla sonuçlandırdı. Ayrıca 2025 yılı katılımcılarının yüzde 89’u, bu yıl da fuara katılmayı planladıklarını belirtti. Bunun yanında katılımcı başına ortalama 734 bin Euro olmak üzere toplamda 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi yaratan fuarımız, sektör profesyonelleri ve tatil tüketicilerinden yoğun ilgi gördü. Fuar kapsamında toplam 8 bin sipariş ve ön anlaşma yapılırken, katılımcı başına ortalama 12 iş anlaşmasına imza atıldı. Bu veriler, EMITT’in sektördeki stratejik önemini ve gördüğü güçlü ilgiyi açıkça ortaya koyuyor.” “Hedefimiz, EMITT’i iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir buluşma noktası haline getirmek” Fuarın yüksek ticaret hacmi ve güçlü B2B görüşmeleriyle sektörün 2026 yol haritasını şekillendireceğini vurgulayan Banu Keskin, şunları söyledi: “EMITT, katılımcılarına iş hacimlerini artırma fırsatı sunarken; ülke pavilyonları, tatil ve turizm destinasyonları, oteller, sağlık & spor turizmi temsilcileri, tur operatörleri ve acenteler gibi sektörün tüm aktörlerini bir araya getiriyor. Bu yıl da konaklama, MICE, sağlık turizmi, seyahat acenteleri, turizm kurulları, kamu kuruluşları ve ulaştırma hizmetleri fuarda yer alacak. Almanya, BAE, Çin, Japonya, İtalya, Maldivler, Mısır ve Seyşeller başta olmak üzere birçok ülkeden milli katılımlar gerçekleşecek. Hedefimiz, uluslararası satın almacı ve profesyonel ziyaretçi sayısını artırarak daha nitelikli iş eşleşmeleri yaratmak ve fuarın ticari değerini güçlendirmek. Bizim için sayıdan çok etki, kalabalıktan çok doğru bağlantılar önemli. EMITT’i yalnızca ziyaret edilen bir fuar değil; iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir buluşma noktası haline getirmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı. ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde…

Boltas, daha sürdürülebilir bir geleceğe “yeşil lojistik” ile adım atıyor

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından Boltas, çevresel etkilerin giderek arttığı bir dünyada sürdürülebilirlik standartlarını “yeşil lojistik” konusunda attığı adımlarla yakalıyor. Bunun için her yıl düzenli olarak karbon ayak izi raporlamasını yapan ve tüm iyileştirmeleri veriye dayalı şekilde yöneten firma, EURO 6 motorlu araç kullanımını da destekleyerek taşımacılık kaynaklı emisyonları azaltıyor. Müşterilerine uçtan uca çözüm sunma hedefi doğrultusunda 50 yıla yakın süredir lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran Boltas, daha sürdürülebilir bir dünyaya katkı sağlamak için de yeşil lojistik anlayışını benimsiyor. Çevresel etkilerin azaltılması noktasında yeşil lojistik anlayışını tüm operasyonlarının merkezine yerleştiren firma, bunun yanında ofis ve depo süreçlerinde Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ni uygulayarak geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırıyor. Bu yaklaşımıyla lojistikteki başarısını sürdürülebilir geleceğe hazırlayan Boltas, gelecek yatırımlarını da güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kurgulayarak sektörün dönüşümüne öncülük etmeyi hedefliyor. Yeşil lojistik anlayışı, tüm operasyonların merkezinde Sürdürülebilirliğin kendileri için çevresel bir gerekliliğin yanı sıra rekabet avantajı, operasyonel verimlilik ve kurumsal itibarı güçlendiren stratejik bir unsur olarak da konumlandığını ifade eden Boltas Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Lojistik ağının ve teslimatın çevresel etkisini en aza indiren iş uygulamalarını içeren yeşil lojistik, bugün daha önemli hale gelmiş bir kavram. Sektörümüzdeki firmalar da bunu benimsediği için birçok örnek uygulamayla karşılaşıyoruz. Boltas olarak biz de yeşil lojistik anlayışını tüm operasyonlarımızın merkezine yerleştirmiş durumdayız. Bunun için her yıl düzenli olarak karbon ayak izi raporlaması yapıyor, emisyon azaltımına yönelik tüm iyileştirmeleri veriye dayalı şekilde yönetiyor ve EURO 6 motorlu araç kullanımını destekleyerek taşımacılık kaynaklı emisyonları azaltıyoruz. Bu noktada T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından verilen Yeşil Lojistik Yetki Belgesi’ni 2023 yılında almış olmamız, sürdürülebilir taşımacılıktaki kararlılığımızı tescilliyor.” dedi. Geleceği, güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler ile kurguluyor Karbon ve çevresel etkilerin yönetimi için çok yönlü bir yaklaşım benimsediklerini belirten Çobanoğlu, alınan önlemleri şöyle aktardı: “EURO 5/6 motor kullanımı sayesinde  araçlarımızda daha düşük emisyonlu motorları tercih ediyoruz. Intermodal faaliyet tarafında ise yakıt ve enerji tüketimini azaltarak karbon salımını düşürüyoruz. Bunun yanında Sıfır Atık Yönetimi politikasıyla atıkları türüne göre ayrıştırarak geri dönüştürülebilen atıklarla ilgili tesislere gönderiyoruz. Enerji tasarrufuna yönelik ise ofis ve depolarımızda yer alan aydınlatma ve cihaz kullanımlarında tasarruf uygulamalarımız bulunuyor. Dijital dönüşümü benimseme noktasında da evrak gerektiren süreçleri dijitalleştirerek kağıt kullanımı önemli ölçüde azaltmış durumdayız. Müşterilerimizin tedarik zincirlerinde düşük karbonlu çözümlere yönelmesi, sürdürülebilir uygulamaların lojistik sektöründe artık standart haline geldiğini gösteriyor. Boltas olarak mevcut önlemlerimizi daha ileri taşımak adına gelecek yatırımlarımızı da güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kurgulayarak sektörün dönüşümüne öncülük etmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda, sektörde fark yaratan bir adım olarak Ro-Ro taşımalarında hibrit motor teknolojisine sahip gemileri bulunan bir iş ortağıyla çalışarak çevresel etkilerimizi azaltmayı ve sürdürülebilir lojistik uygulamalarımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst.Tel: 0212 243 08 07 GSM: 0536 892 88 21 E-posta: ahmetdogan@brandworks.com.tr http://www.brandworks.com.tr

Chakra Hikâyenin Başladığı Yerde

2006 yılından bu yana şıklığı, doğallığı ve rafine yaşam anlayışını evlere taşıyan Chakra, en büyük mağazasını Denizli’de hizmete açtı. Sezon ve seri sonu ürünlerinin satıldığı Denizli mağazasıyla Chakra, hem en geniş ürün gamını sunuyor hem de benzersiz bir alışveriş deneyimi vadediyor. Türkiye genelinde banyo, yatak odası ve özel yaşam alanlarının atmosferini değiştiren ürünleriyle geniş bir kitleye ulaşan Chakra, bambu odaklı doğal koleksiyonları sayesinde dokunmanın büyüsüne inananları pozitif yaşam enerjisiyle buluşturmaya devam ediyor. Ege Bölgesi’nde güçlü bir konumlanmaya sahip olan Chakra; İzmir, Çeşme, Bodrum, Kuşadası’ndan sonra Denizli’ye açılan yeni mağazasıyla bölge tüketicisinin doğal, rafine tasarıma olan ilgisine yanıt veriyor. Chakra’nın bölgedeki en iddialı girişimi olarak açılan Denizli mağazası, açılışa özel fiyatlar, seçili ürünler ve seri sonu seçenekleriyle tüketicilerin ilgisini çekiyor. “Köklerimize duyduğumuz bağı somut bir hale getirdik” Denizli’deki yeni mağaza üzerine değerlendirmede bulunan Chakra Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Kocaer; “2006 yılında Denizli’de başlayan hikâyemiz, bugün daha anlamlı hale geldi. Bu nedenle de bugüne kadarki en büyük mağazayı Denizli’de açarak köklerimize duyduğumuz bağlılığı somut bir hale getirdik. Sade tasarımlara ilgi duyan ve doğal dokulara hassasiyet gösteren tüketicilerimizi markamızın felsefesiyle buluşturmuş olduk. Chakra olarakDenizli mağazamızı açmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. Kurdela Kesimi Foto altı (SOLDAN SAĞA): Selim Kasapoğlu – DSO Başkanı / Derya Baltalı – Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı / Prof. Dr. Mahmud Güngör – PAÜ Rektörü / Bület Nuri Çavuşoğlu – Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı / Pakize Kocaer – Ali Rıza Kocaer – Chakra Yönetim Kurulu Başkanı / Ömer Faruk Coşkun – Denizli Valisi / Şeniz Doğan – Denizli Merkezefendi Belediye Başkanı / Şeref Arpacı – CHP Denizli Milletvekili Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü

Mplus Türkiye, yüzde 71 genç çalışan profiliyle müşteri deneyimini dönüştürüyor

Türkiye’nin lider dış kaynak (BPO) hizmet sağlayıcılarından Mplus Türkiye, çağrı merkezi sektöründe genç yeteneklerin potansiyelini stratejik bir avantaja dönüştürüyor. Çalışanlarının yüzde 71’i Z kuşağından oluşan Mplus Türkiye, Mplus Academy çatısı altında sunduğu eğitim ve gelişim programlarıyla genç yeteneklerin becerilerini geliştirmeye odaklanıyor. Hibrit çalışma modeli ve dijital araçlarla desteklenen çalışma ortamıyla gençlerin hızlı öğrenme ve inovasyon yeteneklerini ön plana çıkaran Mplus Türkiye, insan odaklı yaklaşımıyla geleceğin iş gücünü şekillendiriyor. Ar-Ge merkezinde geliştirdiği yapay zekâ destekli çözümlerle Business Process Technology Outsourcing (BPTO) dönüşümünde öncü rol üstlenen Mplus Türkiye, müşteri iletişiminde, genç yeteneklerin potansiyelini zirveye taşımayı amaçlıyor. Çalışanlarının yüzde 71’i Z kuşağından oluşan Mplus Türkiye, sektörde gençlerin tercih ettiği şirketler arasında yer alıyor. Z kuşağı çalışanlarının potansiyelini desteklemek için eğitim, mentorluk ve kariyer fırsatları sunan Mplus Türkiye, onların profesyonel gelişimlerini de destekliyor. “Mplus Academy ile çalışanlarımızın becerilerini güçlendiriyoruz” Gençlerin operasyonel verimliliği, teknoloji adaptasyonunu ve inovasyon hızını artırdığını belirten Mplus Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü (CHRO) Barış Şanlıoğlu, Z kuşağı çalışanlarının, çok kanallı ve dijital odaklı hizmet yapısına doğal bir uyum sağladığını söyledi. Gençlerin hızlı öğrenme, sorun çözme, sosyal medya ve dijital iletişim araçlarını etkin kullanma yeteneklerinin Mplus Türkiye için stratejik bir avantaj sunduğuna dikkat çeken Şanlıoğlu, “Genç yeteneklerin enerjisi ve dijital yetkinlikleriyle müşteri deneyimini yeniden tanımlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Mplus Academy çatısı altında sunduğumuz eğitim ve gelişim programlarıyla, genç çalışanlarımızın hem iş gücü verimliliğini artırıyor hem de bağlılık ve motivasyonlarını güçlendiriyoruz” dedi. “Z kuşağıyla birlikte yarının müşteri deneyimi vizyonunu şekillendiriyoruz” Z kuşağının iş hayatına getirdiği esneklik, açık iletişim ve anlamlı iş yapma disiplininin Mplus Türkiye’nin kurum kültürünün önemli bir rol oynadığını ifade eden Şanlıoğlu, “Gençlerin kendilerini ifade edebildiği bir çalışma ortamı sunmayı önemsiyoruz. Hibrit çalışma modelimiz ve insan odaklı yaklaşımımızla Z kuşağının beklentilerine yanıt veren, onların dinamizmini destekleyen bir yapı kurduk. Bugün genç yeteneklerin güçlü bir temsil oluşturduğu bir ekiple ilerliyoruz ve bu yapıyı onların etkisini artıracak şekilde büyütmek istiyoruz. Z kuşağının yenilikçi düşünme biçimi, teknoloji kullanımındaki çevikliği ve sorgulayıcı bakışı, müşteri deneyimi vizyonumuzu ileriye taşıyan en önemli unsurlardan biri ve onlarla birlikte yarının müşteri deneyimi vizyonunu şekillendiriyoruz. Bu kapsamda insan odaklı yaklaşımımız ve inovatif bakış açışımızla, Türkiye’de istihdam ve müşteri deneyimi dönüşümünün öncülerinden biri olmaya devam ediyoruz” diye konuştu. Mplus Türkiye Hakkında Türkiye’nin en büyük bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, ilk olarak 2000 yılında CMC Türkiye adıyla İstanbul’da kuruldu. Ocak 2020’de, Avrupa’nın en hızlı büyüyen BPO, Teknoloji ve Danışmanlık şirketler grubu Mplus’ın en büyük üyesi olarak faaliyet göstermeye başladı. Günden güne büyüyen BPO alanının BPTO dönüşümüne öncülük eden Mplus Türkiye, farklı sektörlerden global iş ortaklarını; kendi geliştirdiği yenilikçi entegre çözümlerinin yanı sıra başarılı iş dönüşümlerini sağlayacak bütünsel danışmanlık hizmetleri ile 360° çok kanallı iletişim ve insan odaklı müşteri deneyimi sunma hedeflerine ulaştırıyor. Türkiye ve Avrupa’daki 62 lokasyonda, 58’in üzerinde ülkeden 300’den fazla kuruma yaklaşık 15.000 çalışanı ile 32 dilde hizmet veren Mplus Group’un Türkiye kadrosunda 10.000’in üzerinde kişi görev alırken, 100’ün üzerinde projede, 10’dan fazla dilde müşteri deneyimi ve müşteri iletişimi desteği sunuluyor. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12Gsm:0536 892 88 21http://www.brandworks.com.tr

TÜKİD, yurt dışı kaynaklı sahte ve güvensiz ürünlerle mücadeleye etkin destek veriyor

Ticaret Bakanlığı, yurt dışı kaynaklı sahte ve güvensiz ürünlerin Türkiye’ye girişini önlemek amacıyla e-ticarette yeni bir denetim dönemi başlattı. Ayakkabı, oyuncak ve saraciye gibi yüksek riskli ürünlerin basitleştirilmiş gümrük beyannamesiyle ülkeye getirilmesi kısıtlandı. TÜKİD bu adımı tüketici sağlığını koruma, yerli üretimi destekleme ve güvenli ticaret kültürünü yaygınlaştırma yönünde kritik bir gelişme olarak değerlendirirken; eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla sürece tam destek veriyor. Ticaret Bakanlığı, son dönemde artan yurt dışı kaynaklı güvensiz ürünlerin ülkeye girişini önlemek amacıyla, posta ve hızlı kargo taşımacılığıyla yapılan e-ticaret satışlarına yönelik yeni bir denetim dönemini başlattı. Bu kapsamda, yüksek risk taşıdığı belirlenen ayakkabı, oyuncak ve saraciye ürünlerinin “basitleştirilmiş gümrük beyannamesi” kapsamında ülkeye getirilmesi kısıtlandı. Gerçekleştirilen denetimler ve laboratuvar analizleri neticesinde, incelenen 182 adet üründen 148’inin ürün güvenliği kriterlerini karşılamadığı ve mevzuata aykırı olduğu tespit edildi. Bu ürün gruplarında uygunsuz ürün oranı yüzde 81 olarak belirlendi. Özellikle oyuncak, kırtasiye ve saraciye ürünlerinde tespit edilen bazı sahte ürünlerde ağır metal ve toksik madde oranlarının yasal sınırların çok üzerinde olduğu tespit edildi. Bu ürünler hem çocuk sağlığı hem de güvenli ticaret yapısının korunması açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Yeni düzenleme, bu kapsamda çocuk sağlığını tehdit eden, alerjen veya kanserojen madde içeren oyuncak ve tekstil ürünlerinin piyasaya girmesini önlemeyi amaçlıyor. Ayrıca yeni düzenlemenin yurt dışı menşeli, standart dışı ve kayıt dışı ürünlerin yerli üretici üzerindeki haksız rekabet baskısını azaltması bekleniyor. Eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla süreci destekleyeceğiz Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, dernek olarak yıllardır “güvenli ürün, bilinçli tüketim, sürdürülebilir ticaret” ilkeleriyle hareket ettiklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Ticaret Bakanlığı’mızın özellikle e-ticaret alanında başlattığı bu sıkı denetim sürecini son derece değerli buluyoruz. Yurt dışı kaynaklı sahte ve güvensiz ürünler hem tüketici sağlığı hem de yerli üreticinin rekabet gücü açısından ciddi riskler taşıyor. Bu yeni önlemler, güvenli ticaret kültürünün gelişmesine önemli katkı sağlayacaktır. TÜKİD olarak elimizden gelen her desteği vermeye hazırız.” Keresteci, yeni denetim sürecinin bilinçlendirme yönüyle desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Yurt dışı e-ticaret siteleri üzerinden gelen sahte ürünler yalnızca kayıt dışılığı artırmıyor, aynı zamanda yerli üretici ve perakendecilerin satış kanallarını olumsuz etkiliyor. Bu anlamda e-ticaret çağında denetimler kadar eğitimler de önem taşıyor. TÜKİD olarak biz de üretici, ithalatçı ve perakendecilere yönelik bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarımızı artıracağız. Tüketicilerimizin güvenli alışveriş konusunda bilinçlenmesi için kamu kurumlarımızla birlikte hareket etmeye devam edeceğiz” dedi. Yerli üretim, sürdürülebilir büyümenin temelidir Yerli üretimin güvenli ürün ve kırtasiye sektöründe sürdürülebilir büyümenin temeli olduğuna işaret eden Keresteci, “Eylül 2025 tarihli İstanbul Sanayi Odası Türkiye Sektörel PMI raporuna göre; anket kapsamındaki 10 sektörden yalnızca ikisi üretim hacmini artırabildi: Gıda ürünleri ile ağaç ve kâğıt ürünleri. Bu tablo, kırtasiye ve kâğıt ürünleri sektörünün üretim gücünü koruduğunu ve yerli üretimin dış etkenlere rağmen dirençli olduğunu gösteriyor” dedi. Keresteci sözlerini şöyle tamamladı: “Sektörümüz üretimde dirençli, ihracatta ise potansiyeli yüksek bir konumda. TÜKİD olarak kırtasiye ve kâğıt ürünleri sektörünün rekabet gücünü artırmak, üretimde sürdürülebilirliği desteklemek ve ihracatta yeni fırsatlar yaratmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.” TÜKİD Hakkında Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), 1985 yılında sektörün öncü ve deneyimli isimlerinin girişimleriyle kurulmuştur. Türkiye genelinde kırtasiye sektörünü temsil eden ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olan TÜKİD, kurulduğu günden bu yana sektörün gelişimine liderlik etmektedir. TÜKİD’in mesleki standartları dört temel değer üzerine inşa edilmiştir: Ticaret Ahlakı, Tüketici Güvenliği, Açık Fikirlilik ve Sektörün ve Perakendenin Geleceğini Planlama.…

Mplus Türkiye, yapay zekâ ile müşteri deneyimi ve operasyonel verimliliğinde fark yaratıyor

Mplus Türkiye, müşteri deneyimi süreçlerinde yapay zekâdan yararlanarak daha öngörülebilir, kişiselleştirilmiş ve veri destekli bir hizmet modeli oluşturuyor. Böylece hem müşteri taleplerine daha hızlı ve tutarlı yanıt veriliyor hem de süreçlerdeki tekrar eden iş yükünün optimize edilmesi mümkün kılınıyor. Şirketin kendi Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen Graia ve diğer yenilikçi yapay zekâ çözümleri sayesinde operasyonel verimlilik ölçülebilir şekilde artırılırken, çalışanların karar alma ve problem çözme gibi yüksek katma değerli becerilere yönelmesi teşvik ediliyor. Teknolojiyi iş süreçlerinde sürdürülebilir gelişimin bir parçası olarak gören şirket, sektördeki dönüşüm dinamiklerine aktif olarak katkı sunuyor. Müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilikte yapay zekânın dönüştürücü gücü, iş hayatının en kritik dinamiklerinden biri haline geldi. Türkiye’nin lider bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, 2020 yılından bu yana yapay zekâyı operasyonlarına entegre ederek hem verimliliği artırıyor hem de çalışanlarının yeteneklerini geliştiriyor. Şirketin Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen ve bu dönüşümün merkezinde yer alan Graia, çok dilli çeviri kabiliyetiyle müşteri iletişimini hızlandırıyor, entegre copilot modülleriyle eğitim sürelerini yüzde 40 azaltıyor ve temsilcilerin daha stratejik görevlere odaklanmasını sağlıyor. Bu güçlü teknoloji altyapısıyla Mplus Türkiye, müşterilerine daha hızlı, esnek ve etkili çözümler sunarken hem iç operasyonlarında sürdürülebilir bir dönüşüm gerçekleştiriyor hem de rekabet avantajını güçlendiriyor. Yapay zekânın müşteri deneyimindeki performansı, araştırmalarla da destekleniyor Araştırmalar, müşteri deneyimini etkileyen unsurlar arasında yapay zekânın önemli bir paya sahip olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, müşteri deneyimindeki farklılıkların yaklaşık yüzde 26,4’ü yapay zekâya bağlı olarak açıklanabiliyor; bu etkinin yüzde 22,9’u ise doğrudan kişiselleştirilmiş hizmetlerden kaynaklanıyor. Yapay zekâ destekli araçlar, ortalama işlem süresini yüzde 40’a kadar azaltabilirken, ilk çağrıda çözüm oranlarını yüzde 35 oranında artırabiliyor. Ayrıca, çağrı sonrası işlem sürelerinde yüzde 50’ye varan bir azalma sağlanabiliyor. İş ve teknoloji konularına odaklanan bir Amerikan araştırma ve danışmanlık firması Gartner, 2025 yılının sonuna kadar müşteri hizmetleri kuruluşlarının yüzde 80’inin üretken yapay zekâyı uygulamalarını sistemlerine entegre etmiş olacağını öngörüyor. Küresel araştırma ve danışmanlık şirketi Forrester Research ise yapay zekâyı, insan yeteneklerini tamamlayan ve onları güçlendiren bir destek aracı olarak tanımlıyor. KPMG tarafından 2024 Müşteri yılında yapılan Deneyimi Mükemmeliyeti Araştırması, yapay zekâ kullanımına yönelik kişisel veri güvenliği (yüzde 51 Türkiye) ve yapay zekânın insan duygularını yeterince anlayamaması (yüzde 50 Türkiye) gibi önemli müşteri endişelerini ortaya koyuyor. Mplus Türkiye, bu endişelere karşı şeffaflık, güçlü veri güvenliği önlemleri ve insan-yapay zekâ iş birliği modelini benimsiyor. Bu dengeyi sağlayan temel araçlardan biri olarak öne çıkan Graia, müşteri iletişiminde hız sağlarken, çok dilli altyapısıyla global operasyonlarda erişilebilirliği artırıyor. “Müşteri deneyimini anlamak, yapay zekânın yanı sıra insan odaklı bakış açısıyla mümkün” Günümüz rekabet ortamında müşteri deneyiminin hızla değil, zekâyla da kazanıldığının altını çizen Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, müşteri beklentilerinin giderek daha karmaşık, çok boyutlu ve duygusal hale geldiğini söyledi. Hızlı, “Müşteri deneyimi artık yalnızca müşteri memnuniyetine indirgenebilecek bir konu değil. Karar alma süreçlerinde sezgi, etkileşimlerde duygu, çözüm üretiminde veri ve tüm bunların arkasında stratejik bir zekâ yer almalı. Başarılı bir müşteri deneyimi yönetimi, teknolojiyi insan anlayışıyla birleştirebilen bütünsel bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. Sadece süreçlerin değil, ilişkilerin de dönüştüğü bir çağda müşteri deneyimini anlamak, yapay zekânın yanı sıra insan odaklı bakış açısıyla mümkün. Bu vizyon da Graia ile hayat buluyor. Graia, teknolojiyi insan anlayışıyla birleştirerek müşteri etkileşimlerinde hız ve empatiyi aynı platformda sunuyor” dedi. “Yenilikçi çözümlerimizle yüzde 80’e varan verimlilik artışı sağlıyoruz” Mplus Türkiye’nin, yapay…

CLOUD 34, SONBAHAR AKŞAMLARINA CANLI MÜZİKLE YENİ BİR RİTİM KATIYOR

Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center’ın en üst katında yer alan ve nefes kesen bir İstanbul manzarasına sahip Cloud 34, enfes lezzetlerinin yanı sıra 22 Ekim’de başlayacak canlı müzik performanslarıyla sonbahar akşamlarına yepyeni bir soluk ve unutulmaz anlar katmaya hazırlanıyor. İstanbul’un en dinamik lokasyonlarından biri olan Bomonti’de konumlanan ve kusursuz hizmetiyle tüm olanakları tek çatı altında toplayan Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center’ın 34. katında eşsiz bir İstanbul manzarası sunan Cloud 34, 22 Ekim’de başlayacak canlı müzik konseptiyle de İstanbul sosyal hayatının yeni durağı olmayı hedefliyor. Etkileyici atmosferi ve Japon mutfağından ilham alan lezzetleri ile İstanbul’un en özel mekanlarından biri olarak öne çıkan Cloud 34, canlı müzik performanslarıyla da misafirlerine unutulmaz anlar yaşatmaya hazırlanıyor. Birbirinden değerli sanatçı ve grupların sahne alacağı canlı müzik gecelerinin ilki 22 Ekim’de Türkiye’nin önemli caz vokalistlerinden Erdem Özkan Trio ile başlayacak. 29 Ekim’de caz sanatçısı Ebru Selvikavak’ın, 5 Kasım’da ise Cafe Cubano’nun sahne alacağı Cloud 34’te, müzik severlerin sonbahar akşamlarına yepyeni bir soluk gelecek. Muhteşem panoramik manzarasıyla misafirlerine benzersiz bir deneyim sunan ve Japon mutfağından ilham alan yaratıcı lezzetleri, özenle hazırlanan sushi çeşitleri ve imza kokteylleriyle damaklarda unutulmaz tatlar bırakan Cloud 34, şık ve modern tasarımıyla dikkatleri çekiyor. Rezervasyon için: 0549 790 31 94 / 0212 375 30 00 numaralı telefonları arayabilirsiniz. Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi:                                                                                         Dünyanın lider turizm ve konaklama şirketi Hilton Worldwide bünyesinde faaliyet gösteren Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi, 84’ü suit 829 odası ile İstanbul’un en büyük oteli konumundadır. 12.000 metrekarelik etkinlik alanına ev sahipliği yapan otel, 6350 kişilik konaklama ve konferans kapasitesi, 32 toplantı odası ve biri dokuz metrelik tavan yüksekliğiyle İstanbul’un en büyük kolonsuz salonu olmak üzere iki balo salonuyla müşterilerine hizmet vermektedir. Hilton İstanbul Bomonti, tamamı cam ile kaplı 34 kat üzerine kurulu etkileyici mimarisi, şık dekorasyonlu odaları, Türk ve dünya mutfağından seçkin lezzetleri sunan restoranları, global anlamda En İyi Lüks İş Oteli Spa’sı ve En İyi Lüks Fitness Spa kategorisinde ülke ödülü alan Türkiye’nin ilk eforea SPA’sı ve nefes kesen Boğaz ve şehir manzaralarıyla İstanbul’un yeni çekim noktaları arasındadır. Şehrin iş, tarih, alışveriş ve eğlence merkezlerine yakın mesafede bulunan otel, merkezi konumuyla hem iş seyahatleri hem de turistik amaçlı seyahatler için konuklarına eşsiz bir konaklama ve etkinlik deneyimi sunmaktadır. Açıldığı günden beri Avrupa’nın konferans oteli segmentindeki en büyük Hilton oteli olma özelliğiyle hem turizm kapasitesini yeni bir boyuta taşıyan hem de bulunduğu bölgenin çehresini değiştiren Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center, kişiye özel hizmet kalitesini, dünyaca ünlü Hilton misafirperverliğini konuklarıyla buluşturmaya devam ediyor. Detaylı bilgi için: Melike Balıkçı – Müşteri İlişkileri Direktörü / PR House İletişim ve Danışmanlık  0536 784 61 55 melike@prhouse.com.tr Müzeyyen Öztürk – Medya İlişkileri Direktörü / PR House İletişim ve Danışmanlık 0532 588 22 72 muzeyyen@prhouse.com.tr 

Aktaşlar Lezzet Grubu, Anuga 2025’te geleneksel Türk lezzetlerini dünyaya tanıttı

Geleneksel Türk mutfağının özgün tatlarını yenilikçi üretim teknolojileriyle buluşturan Aktaşlar Lezzet Grubu, geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen dünyanın en büyük uluslararası gıda fuarlarından Anuga 2025’te yerini aldı. Aktaşlar Lezzet Grubu, zengin ürün çeşitliliğiyle birlikte özellikle 250 gramlık yeni pide seçeneği ve ilk kez uluslararası arenada tanıtılan mini pizzalarıyla dikkat çekti. İki yılda bir gerçekleşen fuar, global gıda endüstrisinin öncü markalarını buluştururken, Aktaşlar Lezzet Grubu, dünya markası olma yolunda güçlü bir adım daha attı. Aktaşlar Lezzet Grubu, yenilikçi yaklaşımı, kaliteli ürünleri ve güçlü markalarıyla Türk gıda sektörünü dünya arenasında temsil etmeyi sürdürüyor. 50’ye yakın ülkeye yaptığı ihracatla Türkiye’nin gıda sektöründeki önemli temsilcilerinden biri olan Aktaşlar Lezzet Grubu, Anuga 2025’te uluslararası pazardaki varlığını daha da pekiştirdi. Uluslararası gıda endüstrisi için ticaret fuarında globaldeki varlığını daha da pekiştiren Aktaşlar Lezzet Grubu, yenilikçi ürünleri ve güçlü markalarıyla hem profesyonel ziyaretçilerden hem de uluslararası iş ortaklarından beğeni aldı. İnovatif ürün portföyüyle öne çıktı Almanya’nın Köln kentindeki Koelnmesse Fuar Alanı’nda düzenlenen Anuga 2025’te; kaliteli yiyecek, içecekler, soğutulmuş ve taze yiyecek, et, dondurulmuş yiyecek, süt ürünleri, ekmek ve fırın, sıcak içecekler, organik ve alternatif ürünler gibi geniş ürün segmentleri sergilenirken, Donuk pidede rakipsiz olan Aktaşlar Lezzet Grubu, geniş ürün portföyüyle öne çıkarak profesyonel ziyaretçilerin ilgisini çekti. Aktaşlar Lezzet Grubu; 40 gram, 125 gram, 150 gram ve 170 gram (tam pişmiş) pidelerinin yanı sıra 250 gram pidelerini de ilk kez yurt dışında bir fuarda beğeniye sundu. Pidelerin yanı sıra Calzone, PizzaCup, Focaccia ve lezzet ödüllü Vegan Lahmacun da fuar standında yerini aldı. Pizzalarda ise hem ince kenarlı (thin crust) hem de Napoliten çeşitlerinin yanı sıra özel ürünü PizzaRoll ve mini pizzalar PizzaPicco fuar ziyaretçileriyle buluştu. Mini pizzalarını ilk kez sergileyen şirket, Pidemiss, Pizzamiss, Nelipide, Pizzacup ve Bonapita markalarında yer alan inovatif ürünleriyle Anuga 2025’te sahne aldı. “Türk mutfağının eşsiz tatlarını ve üretim gücümüzü dünya sahnesine taşıdık” Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, Anuga 2025’e Pidemiss, Pizzamiss, Nelipide, Pizzacup ve Bonapita markalarıyla katılarak Türk mutfağının en sevilen lezzetlerini uluslararası katılımcılarla buluşturduklarını söyledi. Özellikle farklı içerik ve gramaj seçenekleriyle hazırlanan pidelerin yanı sıra bu yıl ayrıca 250 gramlık pide ile mini pizzaların ilk kez uluslararası ziyaretçilerin beğenisine sunulduğunu ve büyük ilgi gördüğünü ifade eden Aktaş şöyle konuştu: “Anuga 2025, gıda ve içecek endüstrisinin lider üreticilerinden perakendecilere, ithalatçılardan gastronomi profesyonellerine kadar geniş bir hedef kitleyi ağırladı. Gıda ticareti, catering, otelcilik ve restoran sektörlerinden karar vericilerle buluşmamıza olanak sağlayan fuarda, mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirirken, yeni iş birliklerinin temellerini de attık. Bu kapsamda, Anuga 2025 Türk mutfağının eşsiz tatlarını ve üretim gücümüzü dünya sahnesine taşıdığımız benzersiz bir platform oldu. 50’ye yakın ülkeye ihracat yapan bir marka olarak, global pazarda daha güçlü bir yer edinme vizyonumuz doğrultusunda bu tür uluslararası organizasyonlarda yer almaya devam edeceğiz.” AKTAŞLAR Hakkında: Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, marka yolculuğuna 1981 yılında Ordu’da 40 kişiye hizmet veren mütevazı bir restoranla başladı. İkinci neslin liderliğinde, aile işletmesi bir başarı hikayesine dönüştü ve Aktaşlar, Pidemiss, Nelipide ve Pideor gibi sevilen markaları ve franchise modelleri ile dünya çapında beğeni kazandı. Yerli ve yabancı zincir marketler dahip 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren, vegan Lahmacun ve margarita pide gibi inovatif ürünleriyle dondurulmuş gıda ve fast-food sektöründe güçlenen Aktaşlar, Lufthansa, Delta Airlines, Singapur ve…