GÜVEN ENDEKSLERİ EKONOMİNİN NABZINI TUTUYOR
Ekonomide bazen öyle rakamlar açıklanır ki ilk bakışta karmaşık gibi görünür. Ancak bu rakamların arkasında aslında vatandaşın cebini, esnafın kasasını, sanayicinin yatırım planını ve müteahhidin geleceğe bakışını gösteren önemli ipuçları vardır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Temmuz 2026 dönemine ait Hizmet, Perakende Ticaret ve İnşaat Güven Endeksleri de tam olarak bunu anlatıyor. Açıklanan veriler, ekonominin üç önemli sektörünün geleceğe nasıl baktığını ortaya koyuyor.
Temmuz ayında hizmet sektöründe güven artarken, perakende ticaret sektöründe bir miktar gerileme yaşandı. İnşaat sektöründe ise uzun süredir devam eden temkinli hava yerini küçük de olsa iyimserliğe bırakmaya başladı. Bu tablo, ekonomide her sektörün aynı hızda ilerlemediğini, her birinin farklı dinamiklerle hareket ettiğini gösteriyor.
En dikkat çekici gelişme hizmet sektöründe yaşandı. Güven endeksi yüzde 1,4 artarak 112 seviyesine yükseldi. Endeksin 100 puanın üzerinde olması, sektör temsilcilerinin geleceğe umutla baktığını gösteriyor. Oteller, restoranlar, kafeler, taşımacılık şirketleri, sağlık kuruluşları, eğitim kurumları ve birçok hizmet alanında faaliyet gösteren işletmeler önümüzdeki aylarda işlerin daha da hareketleneceğini düşünüyor.
Özellikle gelecek üç aya ilişkin hizmet talebi beklentisinin yüzde 3,7 yükselmesi dikkat çekiyor. Bu durum işletmelerin müşteri sayısının artacağını, ekonomik hareketliliğin devam edeceğini düşündüğünü ortaya koyuyor. Yaz sezonunun etkisi, turizmdeki canlılık ve iç tüketimdeki hareketlilik de bu beklentiyi destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Ancak hizmet sektöründe her şey tamamen güllük gülistanlık değil. Son üç aylık dönemde hizmetlere olan talepte küçük de olsa bir gerileme yaşanması, işletmelerin halen maliyet baskısıyla mücadele ettiğini gösteriyor. Artan kira giderleri, enerji maliyetleri, personel ücretleri ve finansman maliyetleri sektörün önündeki en önemli engeller olmayı sürdürüyor.
Perakende ticaret tarafında ise daha temkinli bir tablo dikkat çekiyor. Güven endeksi yüzde 1,6 düşerek 111 seviyesine geriledi. Her ne kadar endeks hâlâ 100 puanın üzerinde olsa da bu düşüş, esnafın ve mağaza sahiplerinin geleceğe ilişkin beklentilerinde bir miktar zayıflama olduğunu gösteriyor.
Özellikle gelecek üç aya ilişkin satış beklentilerinin yüzde 3,8 gerilemesi önemli bir sinyal veriyor. Çünkü vatandaş artık harcamalarını daha dikkatli planlıyor. İhtiyaç dışındaki alışverişler erteleniyor, tüketiciler kampanya ve indirim dönemlerini beklemeyi tercih ediyor. Bu durum da perakende sektöründeki işletmeleri daha dikkatli hareket etmeye yönlendiriyor.
Son dönemde kredi kartı harcamalarındaki yavaşlama, yüksek faiz oranları ve artan yaşam maliyetleri de perakende sektörünün geleceğe biraz daha temkinli bakmasına neden oluyor. Esnaf satış yapmaya devam ediyor ancak eski dönemlerdeki kadar hızlı büyüme beklemiyor.
İnşaat sektörü ise uzun süredir ekonomik dalgalanmaların en fazla hissedildiği alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Buna rağmen temmuz ayında güven endeksi yüzde 0,6 artarak 83,5 seviyesine yükseldi. Her ne kadar bu değer hâlâ 100 puanın altında bulunsa da son aylardaki yükseliş sektörde umutların tamamen kaybolmadığını gösteriyor.
En dikkat çekici gelişme kayıtlı siparişlerde yaşandı. Sipariş düzeyi yüzde 3,9 artış gösterdi. Bu gelişme yeni projelerin yavaş yavaş gündeme geldiğine işaret ediyor. Özellikle kentsel dönüşüm projeleri, kamu yatırımları ve deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmaları sektöre hareket kazandırıyor.
Buna karşılık gelecek üç aylık dönemde çalışan sayısı beklentisinin yüzde 2,3 gerilemesi dikkat çekiyor. Bu durum firmaların maliyetleri kontrol altında tutmaya çalıştığını gösteriyor. İşverenler yeni personel alımı konusunda halen temkinli davranıyor. Çünkü inşaat sektöründe finansman maliyetleri yüksek seviyesini koruyor.
Aslında güven endeksleri ekonominin aynası gibidir. Bu veriler bugünü değil, geleceğe ilişkin beklentileri gösterir. İşletmeler önümüzdeki dönemde satışların artacağını düşünüyorsa yatırım yapar, yeni personel alır ve üretimini artırır. Tersine beklentiler zayıflarsa yatırımlar ertelenir, harcamalar azalır ve ekonomik hareketlilik yavaşlayabilir.
Temmuz ayı verileri bize ekonomide tamamen olumsuz ya da tamamen olumlu bir tablo olmadığını gösteriyor. Hizmet sektöründe güçlü bir iyimserlik sürerken, perakende ticarette daha dikkatli bir bekleyiş hakim. İnşaat sektörü ise zor günleri geride bırakmaya çalışıyor ancak hâlâ istenilen seviyeye ulaşabilmiş değil.
Önümüzdeki aylarda enflasyonun seyri, faiz politikaları, krediye erişim imkanları, tüketici güveni ve iç talepte yaşanacak gelişmeler bu üç sektörün performansını doğrudan etkileyecek. Özellikle finansmana erişimin kolaylaşması, maliyet baskılarının azalması ve vatandaşın alım gücünün yükselmesi halinde güven endekslerinde daha güçlü artışlar görmek mümkün olabilir.
Sonuç olarak Temmuz 2026 verileri ekonominin farklı sektörlerinde farklı hikâyelerin yazıldığını gösteriyor. Hizmet sektörü geleceğe daha umutlu bakıyor, perakende ticaret temkinli adımlar atıyor, inşaat ise yavaş ama istikrarlı bir toparlanma arayışını sürdürüyor. Ekonominin kalıcı olarak güçlenebilmesi için yalnızca bir sektörün değil, üretimden ticarete, hizmetten inşaata kadar bütün alanların birlikte büyümesi gerekiyor. Çünkü güçlü bir ekonomi ancak bütün sektörlerin aynı hedef doğrultusunda ilerlemesiyle mümkün olabilir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













