İYİ VE REEL EEKONOMİ İLE BÜYÜME STRATEJİSİ

Öncelikle belirtmek isterim ki; ekonomin “İYİ” olarak tanımlanması için “İstihdam, Yatırım ve İlerleme” üçlüsü yapıtaşlarına sahip olması gerekir diye düşünenlerdenim. Konuyu özellikle belirli bir çerçevede tutmak için klasik anlamda döviz veya borsa hareketleri ya da günceli meşgul eden bazı durum veya değişikleri temel sorunları göz ardı ederek yapılan ekonomi odaklı bazı yorumları pas geçmek istiyorum. Reel olmayan ekonomiyi çözüm diye sunan, üzerinde saatlerce yorumlar yapan kısaca havanda su döven arkadaşları okurken veya dinlerken ise sizlere “Aman dikkat” diyorum. Ekonomimiz sağlıklı büyümelidir. Nasıl mı?   Ekonomi bir ülkenin tamamının gelirini nasıl kazandığı ve harcadığına bakılarak tanımlanır. Milli gelir; bir yıl içinde, üretilen mal ve hizmetlerin parasal değeridir. Kişi başına düşen sizin cebinize giren para değildir. Reel ekonomi tarım, madencilik, imalat, ticaret, inşaat, taşımacılık, turizm gibi mal veya hizmet üreten faaliyetin tamamına denir. Reel olmayan ekonomi ise; Bankalar, borsa, sigorta gibi “para”yı, para hareketlerini temel alan faaliyetler olarak tanımlanabilir. Şirketlerin borsada oluşan değerlerine bakılarak yatırım, alım yapmak yanıltıcı olabilir. Bu değerler genelde sanaldır ve çok hızlı değişim göstermeleri nedeniyle tek başlarına güvenilir değildir. Önemli başka bir detay ise borsaya arz edilen bölüm şirketin tamamı için de emsal teşkil etmez. Cari açık bir ülkenin ürettiğinden fazla harcaması olarak tanımlanır.   Sanırım fark ettiğiniz üzere nedense (!) bazı dönemlerde hani,  tam da içinde olduğumuz gibi bahar ve yaz ayları, ramazan, bayram ve seçim öncesi veya sonrası zamanlarda garip bir durgunluk oluşur piyasalarda. Maaşlı çalışanlarda az fark edilen bu durum piyasada paranın, nakitin azalması hatta neredeyse yok denemek seviyelere gerilemesi durumu yaşanır. Öte yandan fiyatlar belirli bir ivme ile, yine özel durumlar ve dönemlere bağlı olmak üzere yükselen bir oranda artar.   “Enflasyon ile işsizliğin bir arada görüldüğü durgunluk dönemleri ülke ekonomisini olumsuz etkiler. Bu dönemlerin istidam odaklı yatırımla aşılması mümkündür.”   Durgunluk dönemlerinde ilk dikkatimizi çeken piyasadaki nakit akışının azalması, ödemelerin sürekli ve çeşitli bahanelerle ertelenmesi, çek, senet ve özellikle nakit ödemelerin yapılmaması ve piyasada işler durgun, kesat, tatsız sohbetlerinin artmasıdır. Bu sohbetler başlangıçta sadece bazı sektörlere özel gibi görünse de yayılması bulaşıcı nitelikte ve mitoz bölünme ile hızlanma eğilimindedir. Durgunluk işsizliği artırma odaklı olmaya, yani işten çıkarmaların artması ve iş bulma imkanlarının azalması ile de genelin dikkatini çekmeye başlar.  Sonraki aşamada ise dolaylı olarak ekmek, pide veya bakliyat ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının bir önceki aya ve yıla bağlı olarak ne kadar arttığı olur.. Eğer direk alışverişi yapmıyorsak yani artışı biz fark etmesek de zaten TV, Gazete ve sosyal medya haberlerinde tekrarlarından zam, fiyat artışı duyurularından birine rastlarız.   Sanırım bu aşamada salt bu detaylara takılmayıp konunun diğer bölümlerine bakmak iyi olur. Yatırım penceresinden bakacak olursak öncelikle ülkemizde çok sayıda girişken olduğunu ama az sayıda başarıya ulaşmış girişimci ve yatırımcı olduğunu söylemek mümkün.   “Yatırımlar ülke ekonomisinin sağlıklı olması için gereklidir. Kurumsal yatırımlar ve ülkenin yaptığı yatırımları ise çoğunlukla seçim ve özelleştirme dönemlerinde dikkat çeker. Oysa ülkeler açısından yatırımların sürekliliği sadece hükümetler veya firmalar için değil tüm bireyler için önemlidir.”   Örneğin yerli yatırımcılar için; “Yatırım istek ve iştahını kaybetmiş girişimci, firma ve işadamı sayısı azımsanamayacak düzeyde” diyebiliriz. Öte yandan yabancı yatırımcı açısından ise; ülkenin istikrarı, ekonomiye olan güven ve yatırım sonrası yatırımın geri dönüşü (return on Investment- ROI) sürelerine ve temelde de yatırım verimliliğine salt bir alanda değil sektör, ilişkisel sektörler hatta ülke karşılaştırmaları…