Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…

Gazeteci ve İletişim Uzmanı Cansel Oruç’un İlk Kitabı Çıktı: “Başarmaktan Korkma” Okuyucuyla Buluştu!

Gazeteci ve Kurumsal İletişim Uzmanı Cansel Oruç’un uzun yıllara yayılan mesleki deneyimlerinden ve yaşam yolculuğundan süzülen ilk kişisel gelişim kitabı “Başarmaktan Korkma”, A7 Yayınevi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Gazeteci ve Kurumsal İletişim Uzmanı Cansel Oruç’un uzun yıllara yayılan mesleki deneyimlerinden ve yaşam yolculuğundan süzülen ilk kişisel gelişim kitabı “Başarmaktan Korkma”, A7 Yayınevi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Beş yıllık titiz bir hazırlık sürecinin ürünü olan eser, özellikle yaz tatilinde kendine zaman ayırmak ve içsel bir yolculuğa çıkmak isteyenlerin başucu kitabı olmaya aday. Başarısızlık Bir Son Değil, Yeni Bir Başlangıçtır… Uzun yıllar gazetecilik yaptıktan sonra halkla ilişkiler alanına yönelen, PR ajanslarında uzmanlık görevleri üstlenen ve Bursa Halkla İlişkiler Derneği (BHİD) Başkanlığı yapan Cansel Oruç, edindiği tecrübeleri bu kitapta topladı. Yola yeni çıkanlara ve umudunu kaybedenlere yeni bir perspektif sunmayı amaçlayan Oruç, kitabında başarısızlığa yüklenen olumsuz anlamları sorguluyor. Doğru iletişimin başarı üzerindeki etkisini gözler önüne seren yazar, başarısızlığın hayatın sonu değil, aksine yeni başlangıçların ilk adımı olduğunu vurguluyor. Dev İsimlerin Desteklediği 5 Yıllık Emeğin Ürünü Kitabın hayatın her alanından insana dokunacağını belirten Cansel Oruç, hazırlık sürecine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Yaklaşık 5 yılı bulan bu yolculukta, alanında ekol olmuş çok değerli isimler yanımda oldu. Halkla ilişkiler duayeni Betûl Mardin, usta tiyatrocu Haldun Dormen, ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, Atatürk araştırmacısı ve yazar İlknur Güntürkün Kalıpçı, Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı ile Zarafet Akademi Kurucusu, Eğitimci-Yazar Gökhan Dumanlı’ya destekleri için sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca bu süreçte harika bir iş birliği yürüttüğümüz A7 Yayınevi kurucusu Arzu Sandal ve tüm ekibe minnettarım. Kitabımız, başarısızlık önyargılarını kırarken; doğru iletişimin gücü, başarının cinsiyeti ve toplumsal cinsiyete duyarlı iletişim gibi kritik başlıkları masaya yatırıyor.” Yaz Tatilinin En Verimli Eşlikçisi Akıcı dili ve düşündüren anlatımıyla dikkat çeken “Başarmaktan Korkma”, okuyucuyu kendi hayatına dair yeni sorular sormaya davet ediyor. Hedef belirlemenin önemi, kendini tanıma rehberliği ve başarısızlıktan güç alma yöntemlerinin anlatıldığı kitap, okura “Ayağınıza takılan taşlar, aslında sadece dinlenme yerleridir” mesajını veriyor. “Başarmaktan Korkma”, tüm seçkin kitapçılarda ve online kitap satış platformlarında okurlarını bekliyor. Cansel Oruç Hakkında: İş hayatına gazeteci olarak başlayan Cansel Oruç, iletişimin gücünü keşfederek kurumsal iletişim ve PR alanına geçiş yapmıştır. Çeşitli kurum ve ajanslarda iletişim uzmanlığı yapmış, Bursa Halkla İlişkiler Derneği Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Halen deneyimlerini paylaşmak adına iletişim eğitimleri vermeye ve yazmaya devam etmektedir.

290 milyar Euro değerindeki güzellik sektörünün dev buluşması BeautyEurasia’nın 21’inci yılı için hazırlıklar sürüyor  

Avrasya coğrafyasının en kapsamlı uluslararası güzellik, kozmetik ve saç bakımı etkinliklerinden biri olan “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, 2–4 Eylül 2026 tarihleri arasında 21’inci kez kapılarını açacak. ICA Events organizatörlüğünde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerine yeni ticari iş birliği imkanları sunarken endüstrinin en güncel akımlarını tek bir çatı altında toplayacak. Geçtiğimiz yıl 114 farklı ülkeden 13 bin 314 profesyoneli ağırlayan fuar, bu dönemde de geniş kapsamı sayesinde yeni ortaklıkların kurulmasına aracılık edecek. Dünya genelinde ekonominin pek çok dalını kapsayan 50’den fazla organizasyona imza atan ICA Events, Avrasya’nın güzellik alanındaki en büyük zirvelerinden biri olan 21. BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı’nı 2–4 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek. Mevcut büyüklüğünün yanı sıra katılımcılarına nitelikli ticari ağlar, hedef odaklı B2B görüşmeler ve yüksek ticari verimlilik de sağlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nde yarattığı küresel çeşitlilikle bu yıl da somut ticari çıktılar sağlayacak. Güzellik sektörünün Türkiye’deki hacmi 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaştı Güzellik endüstrisinin, kişiye özel teknolojik imkanlar ve artan sağlıklı yaşam bilinciyle beraber sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu ifade eden BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova, “Markalardan üreticilere ve tüketicilere kadar bir bütün teşkil eden güzellik sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte gelişimini sürdürüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 290 milyar Euro’luk bir büyüklüğe erişen güzellik sektörü, 4,2 milyar civarında potansiyel kullanıcıya ulaşıyor. Diğer taraftan Türkiye piyasası da son dönemde endüstrinin en hızlı ivme kazanan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki güzellik pazarının hacmi 217 milyar TL seviyesine çıkarken, dijital platformların etkisi sektörün genişlemesinde giderek daha kritik bir rol oynamaya başlıyor. 20 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan BeautyEurasia ise yalnızca fiziksel ölçeğiyle değil, sunduğu kaliteli iş bağlantıları, stratejik B2B buluşmaları ve ticari verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Organizasyonumuzun küresel erişimi yerel pazar bilgisiyle harmanlayan yapısı, sektördeki etkili ortaklıkların tesis edilmesine olanak tanıyor.” açıklamasında bulundu. Standart kalıpların ötesinde bir fuar Fuarın geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen buluşmasında küresel etkisini bir kez daha kanıtladığını belirten Mehmedova, şu verileri paylaştı: “Dünya genelindeki ekonomik dalgalanmalara rağmen fuarımız geçtiğimiz yıl da başarılı bir grafik sergilemeyi başardı. Toplamda 114 ülkeden 13 bin 314 profesyonel isim fuarımızı ziyaret ederken, bu kitlenin 3 bin 406’sını yabancı konuklar oluşturdu. Bununla birlikte 180’i yurt dışından gelen toplam 302 katılımcının yer aldığı organizasyonda iş hacmi 305 milyon Euro’ya ulaşırken, katılımcı başına ortalama 1 milyon Euro’luk bir ticaret hacmi oluşturduk. Ayrıca BeautyEurasia, basit bir ürün sergileme alanının çok ötesinde, ölçülebilir ticari başarılar üreten bir platform olma niteliği taşıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz sene bin 486 sipariş ve ön protokole imza atılırken, katılımcı kurumlar ile uluslararası satın almacılar arasında doğrudan ticari köprüler kuruldu. Ek olarak fuar süresince 5 binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi. Bu sayede uzun vadeli ticari ortaklıkların kurulmasına çok değerli bir katkı sunulmuş oldu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektörün öncü isimlerini bir araya getirirken kalite odaklı vizyonumuzu koruyarak; Türkiye, Avrasya, Orta Doğu, Balkanlar ve BDT pazarlarına giriş yapmak isteyen profesyoneller için stratejik bir merkez olmaya devam edeceğiz.” ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı…

Yazın dinleyici derinliği artarak ses tüketimi şekil değiştiriyor, dinleme oranları yüzde 54’e kadar yükseliyor !

Türkiye’nin en çok dinlenen radyolarını bünyesinde barındıran dijital ses platformu Karnaval, uluslararası ses tüketimi araştırmalarından yola çıkarak markalar ve reklamverenler için yaz dönemi ses stratejilerini analiz etti. Veriler, yaz aylarında dijital ses tüketiminin azalmadığını; tam aksine ev dışına, mobil cihazlara kayarak “daha derin ve uzun süreli” bir hal aldığını ve dinlenme oranının yüzde 54’lere kadar yükseldiğini gösteriyor. Özellikle podcast tarafında 15-24 yaş arası genç kitlenin tüketimi yazın zirveye ulaşıyor. Türkiye’nin lider dijital ses platformu Karnaval, ses tüketimi analizini yayımladı. Yaz aylarında dijital ses tüketiminin arttığını ve hatta ev dışıyla mobil cihazlara kayarak “dinleme derinliği” kazandığını ortaya koyan veriler, dinleme sürelerinin de arttığını ortaya koyuyor. Canlı radyo yüzde 64’lük payla popülerliğini korurken özellikle 15-24 yaş arası genç kitlenin podcast tüketimi, yaz aylarında zirveye ulaşıyor. Canlı radyo hâlâ dinleme deneyiminin en popüler aracı Sesli içerik dinlemeye ayrılan sürenin büyük kısmını canlı radyonun domine ettiğini vurgulayan Karnaval CEO’su Burak Can, “Tüm yetişkinler için canlı radyo, sesli dinleme alışkanlıklarında baskın bir paya sahip. Dinleme saatlerinin yüzde 64’ü bu ses türüyle geçirilirken bunu yüzde 18 ile isteğe bağlı müzik akışı, yüzde 8 ile podcast’ler, yüzde 5 ile kişisel müzik koleksiyonu, yüzde 3 ile sesli kitaplar ve yüzde 2 ile tekrar dinlenen radyo yayınları izliyor. İster evde ister dışarıda olsun canlı radyo içerikleri, günlük işlerimizin çoğunda bize mükemmel bir eşlikçi oluyor. Dinleme süresinin yüzde 44’ü başkalarıyla birlikte vakit geçirirken gerçekleşiyor. Bu noktada dinleme saatlerinin yüzde 60’ı araba sürerken/seyahat ederken, dinlenirken veya çalışırken geçiyor.” dedi. Genç kuşak isteğe bağlı müzik dinliyor İsteğe bağlı müziğin günümüz dinleyicisinin her zaman ve her yerde yanında olan bir eşlikçi olduğunu ifade eden Can, şu bilgileri paylaştı: “Yetişkin dinleyici kitlesini göz önüne aldığımızda yüzde 38’lik bir kesimin isteğe bağlı müzik hizmetlerini kullandığını görüyoruz. İsteğe bağlı müzik hizmeti kullanıcılarının yüzde 75’i ise reklam içermeyen bir premium hizmet kullanıyor. Dinleme payının cihazlara göre dağılımında ise yüzde 66 ile akıllı telefon, yüzde 16 ile akıllı hoparlör, yüzde 13 ile bilgisayar yer alıyor. Bunun yanında müzik dinleme hâlâ çoğunlukla tek başına (yüzde 71) gerçekleşiyor ve dinleme yerleri arasında yüzde 46 ile ev yer alırken ev dışı dinlemenin payı yüzde 54 olarak konumlanıyor. Burada bir diğer dikkat çeken nokta da dinleyici kitlesinin yaşı. Dinleyici profili genellikle genç yetişkinlerden oluşuyor ve yüzde 50’si 35 yaşın altında, yüzde 25’i de 25 yaşın altında yer alıyor.” Haftalık podcast dinleme süresi ortalama dokuz saat Podcast dinleme alışkanlığının giderek daha popüler hale geldiğini belirten Can, “Haftalık podcast dinleme süresi kişi başına ortalama dokuz saate ulaşmış durumda. Özellikle podcast tarafında 15-24 yaş arası genç kitlenin tüketiminin yazın zirveye ulaştığını gözlemliyoruz. Podcast’ler yüzde 71 oranla akıllı telefonlardaki uygulamalar aracılığıyla dinlenirken bilgisayarlar yüzde 12, tabletler yüzde 4 ve akıllı hoparlörler yüzde 4 yer kaplıyor.” ifadelerini kullandı. Karnaval Hakkında Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu olan Karnaval; Süper FM, Metro FM, JoyTürk, Virgin Radio Türkiye ve JoyFM gibi Türkiye’nin en çok dinlenen ulusal radyo frekanslarının yanı sıra, farklı müzik zevklerine hitap eden 30’a yakın dijital radyo ve 12 farklı konuda hazırlanmış podcast serileriyle dijital ses dünyasına yön vermektedir. Müzikten iletişime kadar sesin yaşamın farklı noktalarına dokunan halini geliştirdiği “Voice2Be” kavramı üzerinden yeniden tanımlayan grup, Triton Digital Webcast Metrics’e göre dünyanın en çok dinlenen dijital ses platformları arasında yer almaktadır. 2024 yılında gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarıyla “Karnaval’ı Başlat, Canlı…

TÜKİD heyetinden Ticaret Bakanlığı’na ziyaret

Türkiye genelinde kırtasiye sektörünü temsil eden ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olan Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci ve beraberindeki heyetle T.C. Ticaret Bakan Yardımcıları Mustafa Tuzcu, Ö. Volkan Ağar, ve Sezai Uçarmak ve Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber’i ziyaret etti. İlgili daire başkanları ve genel müdürlerin de hazır bulunduğu ziyarette kırtasiye sektörünün genel durumunun yanı sıra kırtasiye ürünlerinde yüzde 10 ila 20 arasında yer alan KDV oranlarının kaldırılması, ürün güvenliğinde denetimlerin artırılması ve üretim için kullanılan ham maddelerin ithalatında gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması gibi kritik başlıklar bakanlık makamına aktarıldı. Kırtasiye sektörünün çatı kuruluşu TÜKİD, Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci öncülüğünde T.C. Ticaret Bakanlığı’na bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Ticaret Bakan Yardımcıları Mustafa Tuzcu, Ö. Volkan Ağar ve Sezai Uçarmak ile Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber’e, ilgili daire başkanları ve genel müdürlerin katılımıyla gerçekleştirilen ziyaretlerde, kırtasiye sektörünün çözüm bekleyen yapısal sorunları ele alındı. Ayrıca sektör temsilcilerinin talep ve beklentileri, detaylı bilgi notları eşliğinde yetkililere aktarılırken, kamu ve sektör arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturuldu. KDV oranlarından denetimlere sektörün talepleri konuşuldu Yapılan üst düzey temaslar sonrasında değerlendirme yapan TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Geçtiğimiz ay sona eren eğitim öğretim döneminin ardından hem yılı değerlendirmek hem de sektörümüzün mevcut gündem maddelerini konuşmak amacıyla sayın bakan yardımcılarımıza yaptığımız ziyaretler son derece olumlu geçti. Kırtasiye sektörünün çatı kuruluşu olan derneğimiz tarafından, kaçak ve sahte ürünlerle mücadelenin, sektörümüzün desteğiyle sürdürülmesi, sektörümüzün rekabet gücünün artırılması, tüketici güvenliğinin sağlanması ve eğitim ürünlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla hazırlanan talep ve görüşlerimizi masaya yatırdığımız bu görüşmeler süresince birçok konuyu konuştuk. Bu kapsamda kırtasiye ürünlerinde KDV oranlarının yüzde 0’a (Sıfır) indirilmesi, kaçak, sahte ve güvensiz ürünlerle mücadele, marka koruma desteği, ürün veya ambalajı üzerinde üretici bilgilerinin yer alması, TAREKS ve ürün güvenliği denetim süreçleri, ithalat denetimleri, üretimde kullanılan ham maddelerin ithalatında gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması gibi konulara dair istişare ettik. Gündem konularımızı çok yakından takip ettiklerini, çözüm için çaba sarf ettiklerini bilmek bizi son derece mutlu etti. Kendilerine tüm üye ve meslektaşlarımız adına şükranlarımızı sunuyorum.” dedi. TÜKİD Hakkında Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), 1985 yılında sektörün öncü ve deneyimli isimlerinin girişimleriyle kurulmuştur. Türkiye genelinde kırtasiye sektörünü temsil eden ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olan TÜKİD, kurulduğu günden bu yana sektörün gelişimine liderlik etmektedir. TÜKİD’in mesleki standartları dört temel değer üzerine inşa edilmiştir: Ticaret Ahlakı, Tüketici Güvenliği, Açık Fikirlilik ve Sektörün ve Perakendenin Geleceğini Planlama. Bugün TÜKİD; 500’e yakın üyesiyle, 500’ün üzerinde şirketi temsil etmektedir. Üye yapısı, sektörün tüm ürün gruplarını kapsamaktadır. TÜKİD üyeleri, sektörde çekirdekten yetişmiş deneyimli profesyoneller ile ikinci kuşak sermayedar temsilcilerinden meydana gelmektedir. Bu sayede dernek, köklü birikim ile geleceğe dönük vizyonu aynı çatı altında buluşturmaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/Beyoğlu GSM: 0536 8928821

Mplus Türkiye müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımladı

Müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımlayan Mplus Türkiye, Experience Intelligence yaklaşımını iş modelinin merkezine yerleştirdi. Bu sayede müşteri deneyimini operasyonel bir süreç olmaktan çıkararak ölçülebilir iş sonuçlarının stratejik bir bileşeni haline getiren Mplus Türkiye, artık müşterileriyle kurduğu ilişkiyi daha akıllı, daha bağlantılı ve daha etkili bir yapıda gerçekleştiriyor. Kendi bünyesinde geliştirdiği yapay zekâ Graia’yı canlı operasyonlarına entegre eden marka, kurumların operasyonlarını daha stratejik yönetmesine ve daha isabetli kararlar almasına katkı sağlıyor. Müşteri deneyimi yönetiminde uzun yıllar operasyonel verimlilik ön planda tutulurken, bugün kurumlar için yeni bir dönem başlıyor. Mplus Türkiye, geliştirdiği “Experience Intelligence” yaklaşımıyla müşteri deneyimini artık doğrudan büyüme, kârlılık ve güvenle ilişkilendiriyor. Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, yapay zekânın ölçeklenebilir gücünü insan uzmanlığının muhakeme, empati ve karar alma becerileriyle bir araya getiren bu yeni yaklaşımın, kurumların iş hedeflerine hizmet edecek şekilde tasarlandığını vurguladı. Hızlı, “Yapay zekâ hız ve hacim gerektiren süreçlerde devreye girerken; güven, empati ve karar alma becerisinin kritik olduğu anlarda insan uzmanlığı sürece yön veriyor. Yapay zekânın gerçek değeri, insanın yerine geçmekte değil, insan uzmanlığını daha güçlü hale getirmekte yatıyor. Experience Intelligence yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor” dedi. İnsan ve yapay zekâ birlikte tasarlandı Müşteri deneyiminin uzun yıllar maliyet odaklı bir bakış açısıyla yönetildiğine dikkat çeken Hızlı, artık kurumların ihtiyacının müşteri deneyimini gelir, güven ve sürdürülebilir büyümeyle ilişkilendirebilen bir yaklaşım olduğunu belirtti. Mplus Türkiye, bu doğrultuda hayata geçirdiği Experience Intelligence modelini, yapay zekâ ve insanı birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcı unsurlar olarak konumlandırıyor. Böylece hızın gerektiği yerde yapay zekâdan, güvenin belirleyici olduğu yerde ise insan deneyiminden yararlanılıyor. Mplus, Experience Intelligence ile yeni nesil müşteri deneyimi sunuyor 2007 yılında Adriyatik bölgesinde kurulan ve bugün 19 ülkede 15 binden fazla çalışanıyla küresel ölçekte hizmet veren Mplus, müşteri deneyiminde yeni bir dönemi başlatıyor. Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, 25 yıllık gerçek müşteri etkileşimlerinden beslenen operasyonel uzmanlıklarını, kendi Ar-Ge ekipleri tarafından geliştirilen yapay zekâ yetkinliği Graia ile birleştirerek Experience Intelligence yaklaşımını hayata geçirdiklerini ifade eden Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, bu yaklaşımı “Kendimizi yeniden keşfetmedik, geleceği birlikte tasarladık” anlayışıyla tanımlıyor. Hızlı, Mplus’ın pazardaki birçok oyuncunun yaptığı gibi yapay zekâyı mevcut sistemlerin üzerine sonradan eklemek yerine, teknolojiyi operasyonel deneyimin doğal bir uzantısı olarak kurguladıklarının altını çiziyor. Önce operasyonel derinlik, sonra yapay zekâ Mplus, önce güçlü bir operasyonel derinlik ve saha deneyimi inşa etti; ardından yapay zekâyı bu yapının içine entegre ederek, sürekli öğrenen ve gelişen bir sistem oluşturdu. Bu sistemde hız ve ölçek gerektiren süreçlerde yapay zekâ devreye girerken; güven, empati ve muhakemenin kritik olduğu anlarda ise insan uzmanlığı belirleyici rol üstleniyor. Ortaya çıkan yapı, hibrit ya da katmanlı bir model olmanın ötesinde; insan ve yapay zekânın birlikte tasarlandığı, iş hedeflerine doğrudan hizmet eden bir sistem olarak öne çıkıyor. Mplus Türkiye Hakkında Mplus Türkiye, 2000 yılında CMC Türkiye adıyla İstanbul’da kuruldu. 2020 yılında Mplus Group bünyesine katılan şirket, bugün müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımlayan Experience Intelligence yaklaşımıyla kurumların sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlıyor. Yapay zekânın ölçeklenebilir gücünü insan uzmanlığının muhakeme, empati ve karar alma becerileriyle buluşturan bu yaklaşımın temelinde, şirketin kendi Ar-Ge ekipleri tarafından geliştirilen yapay zekâ platformu Graia yer alıyor. Mplus Türkiye, Graia’nın gelişmiş yapay zekâ yetkinliklerini gerçek operasyon deneyimiyle bir araya getirerek müşteri deneyimini operasyonel bir süreç…

Karnaval’dan geçmişe davet eden yeni podcast serisi: Ayşegül Aldinç ile O Zaman

Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, kullanıcılarıyla buluşturduğu yüzlerce podcast serisi arasına bir yenisini ekledi. Türkiye’nin en sevilen seslerinden Ayşegül Aldinç’in Joy FM’in keyifle dinlenen ismi Barış Selimoğlu ile mikrofon başına geçtiği “Ayşegül Aldinç ile O Zaman”, dinleyicisini “Bizim zamanımızda…” ile başlayan samimi hikayelere eşlik etmeye davet ediyor. Türkiye’de dijital sesin geleceğine yön veren Karnaval, dinleyicileriyle buluşturduğu podcast serilerini çeşitlendirmeyi sürdürüyor. 1981 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Modern Folk Üçlüsü ile birlikte seslendirdiği “Dönme Dolap” isimli şarkıyla hafızalara kazınan ve bugüne dek birçok albüme imza atan Ayşegül Aldinç, geçmişin unutulmaz anılarını deneyimli radyocu Barış Selimoğlu ile mikrofon başına geçtiği “Ayşegül Aldinç ile O Zaman” podcast serisi sayesinde dinleyicisine ulaştırıyor. Dünden bugüne uzanan hatıralar Dinleyiciyle iki haftada bir buluşan podcast serisi, dün ve bugün arasında bir köprü kurarak nostalji yolculuğuna çıkarıyor. Samimi anlatımı ve neşeli tavrıyla “Burada her şeyi konuşacağız.” diyen Aldinç; unutamadığı hikayeleri, kişisel deneyimleri ve eski günlerin özlenen atmosferini kendine özgü üslubu ve zarafetiyle anlatıyor. Aldinç, podcastin hikayesini “Uzunca bir süredir Barış’la bunu yapalım diye konuşuyorduk. ‘Neye odaklanalım?’ evresine geldiğimizde, ‘Geçmişi ve geçmişte yaşananları unutturmamak lazım.’ noktasında buluştuk. ‘Geçmişini unutan toplumlar, geleceğini biraz zor bulur.’ diyerek, kendi yaşadıklarımız çerçevesinde ‘O zaman’ları referans alıp bugüne taşıyoruz ve günün getirdiklerini de katıyoruz sohbetlerimize.” şeklinde aktarıyor. Her bölümde farklı bir temayla eskiye dönük keyifli bir sohbetin kapısını aralayan ikili, bir nostalji yolculuğuna çıkarmanın yanı sıra toplumsal hafızayı da diri tutuyor. “Ayşegül Aldinç ile O Zaman” podcast serisi, bugüne kadar yayınlanan tüm bölümleriyle Karnaval’dan ücretsiz dinlenebiliyor. Ayşegül Aldinç ile O Zaman Karnaval Hakkında Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu olan Karnaval; Süper FM, Metro FM, JoyTürk, Virgin Radio Türkiye ve JoyFM gibi Türkiye’nin en çok dinlenen ulusal radyo frekanslarının yanı sıra, farklı müzik zevklerine hitap eden 30’a yakın dijital radyo ve 12 farklı konuda hazırlanmış podcast serileriyle dijital ses dünyasına yön vermektedir. Müzikten iletişime kadar sesin yaşamın farklı noktalarına dokunan halini geliştirdiği “Voice2Be” kavramı üzerinden yeniden tanımlayan grup, Triton Digital Webcast Metrics’e göre dünyanın en çok dinlenen dijital ses platformları arasında yer almaktadır. 2024 yılında gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarıyla “Karnaval’ı Başlat, Canlı Kal” mottosu ile ses dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralayan grup, reklam verenlere, U.S. Media Ratings Council tarafından akredite edilen Webcast Metrics ölçümlemesi ile dijital erişim verileri sağlamaktadır. Dijital audio, display ve preroll video, native reklamlar ve müşterilerine özel podcast ve dijital radyo projeleri ile hedef kitleye uygun çok sayıda reklam modeli de sunmaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12Gsm:0536 892 88 21http://www.brandworks.com.tr

Yapay zekâ çağında müşteri deneyimine yön verecek liderleri MDYD ve Koç Üniversitesi yetiştirecek

Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), müşteri deneyimi alanının geleceğini şekillendirecek liderleri yetiştirmek için Koç Üniversitesi ile güçlü bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda gerçekleştirilecek “AI Çağında Müşteri Deneyimi ve Liderlik Sertifika Programı”, akademik derinliği sektörün dinamik tecrübesiyle buluşturarak toplam dokuz eğitim sunacak. Programa başvurular 2 Kasım 2026’ya kadar devam edecek. Müşteri deneyimi yönetimi ekosisteminin gelişimi için çalışmalarını sürdüren Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), 1993 yılında “bilimin sınırlarını ilerletmek” misyonuyla kurulan Koç Üniversitesi ile stratejik bir iş birliği gerçekleştirdi. Katılımcıların derinlemesine bilgi ve beceri sahibi olmalarını amaçlayan, kazandıkları becerileri gerçek iş senaryolarına uygulama fırsatı bulacakları bir ortam sunacak “AI Çağında Müşteri Deneyimi ve Liderlik Sertifika Programı”, 9 Kasım 2026 – 7 Nisan 2027 tarihleri arasında toplam dokuz başlık altında gerçekleştirilecek. Akademik derinlik, sektör deneyimiyle birlikte sunulacak Müşteri deneyimine yalnızca operasyonel bir süreç olarak yaklaşmayan sertifika programı, sürdürülebilir büyüme ve rekabet avantajı sağlayan stratejik bir yönetim alanı olarak ele almak isteyen; müşteri deneyimi liderlerinin, pazarlama ve satış yöneticilerini, dijital dönüşüm ve iş geliştirme profesyonellerinin katılımıyla yapılacak. Katılımcılar program boyunca müşteri deneyimi stratejisi geliştirme, deneyim tasarlama, müşteri yolculuklarını analiz etme, yapay zekâ destekli karar mekanizmaları oluşturma ve kurumsal CX dönüşümüne liderlik etme konularında güncel bilgi ve uygulama becerileri kazanacak. Akademik derinliği sektör deneyimiyle bir araya getirecek olan program, katılımcıların yapay zekâ çağında değişen müşteri beklentilerini anlamalarına, geleceğin müşteri deneyimi yaklaşımlarını benimsemelerine ve kurumlarında somut değer yaratan dönüşüm projelerine liderlik etmelerine olanak tanıyacak. AI Çağında Müşteri Deneyimi ve Liderlik Sertifika Programı kapsamında katılımcılara “Stratejik Düşünce, Stratejik Planlama ve Vizyoner Liderlik”, “Müşteri Deneyiminde Etki Odaklı Liderlik”, “Deneyim Ekonomisi ve Gelire Etkisi”, “Kapsayıcı ve Erişilebilir Deneyimler”, “Yapay Zekâ Çağında Müşteri Deneyimi”, “Tasarım Odaklı Düşünme”, “Uçtan Uca Müşteri Deneyimi Problemi Çözme: Deloitte Bootcamp”, “Gelişim Zihniyeti ve Değişim Yönetimi” ve “AI Çağında CX Operating Modeli” eğitimleri verilecek. “Bu sadece bir eğitim değil, geleceğin mimarı CX profesyonelleri için bir gelişim platformu” Koç Üniversitesi ile yapılan iş birliğine yönelik değerlendirmede bulunan MDYD Yönetim Kurulu Başkanı Banu Hızlı, “Yapay zekâ teknolojilerinin varlığı, günümüzde birçok sektörde müşteri ilişkilerini ve iş yapış şekillerini kökten değiştiriyor. Müşteri deneyimi yönetimi ekosistemi de artık sadece operasyonel bir süreç değil, şirketlerin geleceğini belirleyen en stratejik rekabet alanı haline gelmiş durumda. Bunun için MDYD olarak Koç Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz bu programla, profesyonellere sadece bugünün değil, yarının yapay zekâ destekli dünyasının kapılarını aralıyoruz. Amacımız, katılımcılarımızın kurumsal dönüşüme yön veren ve çalıştıkları kurumlarda somut değer yaratan vizyoner liderler olarak öne çıkmalarını sağlamak. O nedenle bu programı bir eğitimden ziyade; farklı sektörlerden sınırlı sayıda deneyimli profesyonelin bir araya geldiği, birlikte düşündüğü, tartıştığı ve geleceğin müşteri deneyimi yaklaşımını birlikte geliştirdiği bir öğrenme ve gelişim platformu olarak düşünebiliriz.” dedi. Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları Yöneticisi Emrah Basalak, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “MDYD iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz bu program, müşteri deneyimi alanındaki güncel akademik bilgi birikimini sektörün uygulama deneyimiyle buluşturuyor. Koç Üniversitesi’nin alanında öncü akademisyenleri ve deneyimli eğitmenlerinin katkılarıyla katılımcılara hem stratejik bir perspektif hem de iş hayatına doğrudan aktarabilecekleri pratik kazanımlar sunmayı amaçlıyoruz.” dedi. MDYD Hakkında Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD), müşteri deneyimi yönetimi ekosistemini tek çatı altında toplamak amacıyla 2008 yılında dokuz firmanın bir araya gelmesiyle Çağrı Merkezleri Derneği adıyla kurulmuştur. Bugün 89 üye firmasıyla faaliyetlerini sürdüren MDYD, müşteri deneyimi yönetimi alanında…

Temizlikte İstanbul’da profesyonel firma olarak Emir Temizlik

Beylikdüzü ve İstanbul’un Güvenilir Temizlik Firması Emir Temizlik olarak 2013 yılından bu yana İstanbul genelinde, özellikle Beylikdüzü ve Avrupa Yakası’nda profesyonel temizlik hizmetleri sunuyoruz. Deneyimli ekibimiz, modern ekipmanlarımız ve kaliteli temizlik ürünlerimiz ile evlerden iş yerlerine, inşaat sonrası temizlikten dış cephe cam temizliğine kadar geniş kapsamlı hizmet veriyoruz. Müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, hijyen standartlarına uygun, güvenilir ve ekonomik çözümler sunuyoruz. Neden Emir Temizlik? Hizmetlerimiz Beylikdüzü Temizlik Hizmetleri Beylikdüzü başta olmak üzere İstanbul Avrupa Yakası’nda ev, ofis ve iş yerleri için profesyonel temizlik hizmeti sunuyoruz. İnşaat Sonrası Temizlik Yeni tamamlanan daire, villa, ofis, mağaza ve iş yerlerinde oluşan tüm inşaat kalıntıları profesyonel ekiplerimiz tarafından detaylı şekilde temizlenmektedir. Hizmet kapsamında; Genel Temizlik Evlerinizi ilk günkü temizliğine kavuşturuyoruz. Genel temizlik hizmetimiz; Daire Temizliği Taşınmadan önce veya taşındıktan sonra profesyonel daire temizliği hizmeti sunuyoruz. Boş daire, dolu daire ve eşyalı ev temizliğinde detaylı çalışma gerçekleştiriyoruz. Ofis Temizliği Temiz çalışma ortamları çalışan verimliliğini artırır. Ofis temizliği hizmetimiz; şeklinde detaylı olarak yapılmaktadır. İş Yeri Temizliği Mağaza, showroom, klinik, fabrika, depo ve tüm ticari işletmeler için düzenli veya tek seferlik profesyonel temizlik hizmeti sunuyoruz. Koltuk Yıkama Son teknoloji koltuk yıkama makineleri ile koltuklarınızı derinlemesine temizliyoruz. İç Cephe Cam Temizliği Ev, villa, plaza ve ofislerin iç cephe camları profesyonel ekipmanlarla iz bırakmadan temizlenmektedir. Dış Cephe Cam Temizliği Yüksek katlı binalar, plaza, AVM ve iş merkezlerinde güvenlik standartlarına uygun profesyonel dış cephe cam temizliği hizmeti sunuyoruz. Beylikdüzü Uygun Fiyatlı Temizlik Şirketi Kaliteli hizmetin yüksek maliyetli olması gerektiğine inanmıyoruz. Emir Temizlik olarak; hizmetlerini ekonomik fiyatlarla sunuyoruz. Hizmet Verdiğimiz Bölgeler Başta Beylikdüzü olmak üzere; ve İstanbul Avrupa Yakası’nın tüm ilçelerinde hizmet vermekteyiz. Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? ✔ 12 yılı aşkın sektör deneyimi ✔ Binlerce başarılı temizlik hizmeti ✔ Güler yüzlü profesyonel ekip ✔ Hijyen odaklı çalışma sistemi ✔ Kaliteli ekipman ✔ Uygun fiyat politikası ✔ Hızlı randevu ✔ Zamanında teslim ✔ Müşteri memnuniyeti garantisi Emir Temizlik Temizlikte güven, kalite ve profesyonelliğin adresi. 2013 yılından bugüne kadar edindiğimiz deneyimle, bireysel ve kurumsal müşterilerimize en kaliteli temizlik hizmetini sunmaya devam ediyoruz. Eviniz, ofisiniz, iş yeriniz veya yeni tamamlanan inşaatınız için profesyonel temizlik çözümleri arıyorsanız, Emir Temizlik doğru tercihtir. Emir Temizlik Profesyonel Temizlik Hizmetleri Beylikdüzü – İstanbul Avrupa Yakası Temizlik Bizim İşimiz, Memnuniyetiniz Önceliğimiz. Web : Emir Temizlik İletişimCumhuriyet, Beycity Çarşı, Atatürk Blv. No:3C, 34515 Beylikdüzü/İstanbul Tel: 0545 862 37 55Fax: 0212 855 13 24

Dijital Çağın Yapı sektörünün  Buluşma Noktası: Ustalar.com

Türkiye’de hizmet sektörünün dijital dönüşümü hız kazanırken, tüketiciler ile alanında uzman profesyonelleri buluşturan platformlar ekonominin yeni dinamikleri arasında yer alıyor. Bu dönüşümün dikkat çeken aktörlerinden biri olan Ustalar.com, ev ve iş yerleri için ihtiyaç duyulan birçok hizmet kategorisinde müşteriler ile ustaları güvenilir bir ortamda bir araya getiriyor. Geleneksel yöntemlerle usta aramanın zaman kaybına ve belirsizliklere yol açtığı günümüzde, Ustalar.com teknolojiyi kullanarak bu süreci daha hızlı, şeffaf ve verimli hale getiriyor. Platform üzerinden kullanıcılar ihtiyaçlarını birkaç adımda paylaşabiliyor, ilgili uzmanlardan teklifler alabiliyor ve hizmet sağlayıcıları değerlendirme sistemleri sayesinde karşılaştırabiliyor. İnşaat, tadilat, boya, tesisat, elektrik, mobilya montajı, dekorasyon ve daha birçok alanda faaliyet gösteren profesyoneller için de önemli bir iş geliştirme kanalı sunan Ustalar.com, dijital ekonominin büyüyen ekosistemine katkı sağlıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler ile bağımsız ustaların yeni müşterilere ulaşmasını kolaylaştırarak yerel ekonominin güçlenmesine destek oluyor. Platformun öne çıkan özelliklerinden biri de güven ve şeffaflık odaklı yaklaşımı. Kullanıcı yorumları, değerlendirme puanları ve teklif karşılaştırma imkanları sayesinde hizmet alıcılar daha bilinçli karar verebiliyor. Bu yapı, hem müşteri memnuniyetini artırıyor hem de kaliteli hizmet sunan ustaların öne çıkmasını sağlıyor. Türkiye’de dijital hizmet pazarının her geçen yıl büyüdüğü düşünüldüğünde, Ustalar.com gibi platformların sektörün geleceğinde önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor. Teknolojiyi geleneksel ustalık kültürüyle buluşturan girişim, hem hizmet alanların hem de hizmet verenlerin ihtiyaçlarına çözüm üreterek yeni nesil iş modellerinin başarılı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Dijitalleşmenin ekonominin her alanında etkisini artırdığı bir dönemde, Ustalar.com yalnızca bir hizmet platformu olmanın ötesine geçerek güven, hız ve erişilebilirliği merkeze alan bir iş ağı oluşturuyor. Bu yönüyle şirket, Türkiye’nin büyüyen dijital hizmet ekonomisinde önemli bir konum elde etmeye aday görünüyor. Ustalar.com, Hizmet Sektörünün Dijital Dönüşümüne Yön Veriyor Türkiye’de ustalık hizmetleri dijitalleşiyor; Ustalar.com, milyonlarca kullanıcı ile binlerce profesyoneli aynı platformda buluşturarak sektörün dönüşümünde önemli bir rol üstleniyor. Dijital teknolojilerin iş yapış biçimlerini yeniden şekillendirdiği günümüzde, geleneksel hizmet sektörleri de bu dönüşümden payını alıyor. Ev tadilatından tesisata, elektrik işlerinden dekorasyona kadar geniş bir hizmet yelpazesinde faaliyet gösteren profesyonelleri müşterilerle buluşturan Ustalar.com, Türkiye’nin yükselen dijital hizmet platformları arasında dikkat çekiyor. Uzun yıllar boyunca usta bulmak büyük ölçüde tavsiye zincirleri ve yerel ağlar üzerinden gerçekleşirken, günümüzde kullanıcılar daha hızlı, güvenilir ve şeffaf çözümler talep ediyor. Ustalar.com tam da bu ihtiyaca yanıt vererek hizmet arayanlarla alanında uzman profesyoneller arasında dijital bir köprü kuruyor. Yerel Ekonomiye Dijital Destek Platform, yalnızca hizmet almak isteyen tüketicilere kolaylık sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda küçük işletmelerin, bağımsız ustaların ve yerel hizmet sağlayıcıların yeni müşterilere ulaşmasına da katkı sunuyor. Böylece dijitalleşmenin ekonomik faydaları, Türkiye’nin dört bir yanındaki esnafa ve meslek erbabına kadar ulaşıyor. Uzmanlara göre dijital platformlar, hizmet sektöründe verimliliği artırırken kayıtlı ekonominin gelişmesine ve rekabetin kalite odaklı ilerlemesine de destek veriyor. Ustalar.com’un sunduğu teklif alma, değerlendirme ve kullanıcı yorumları gibi özellikler, hizmet kalitesinin ölçülebilir hale gelmesine yardımcı oluyor. Güven ve Şeffaflık Ön Planda Dijital hizmet platformlarının başarısında güven unsuru kritik önem taşıyor. Ustalar.com, kullanıcıların hizmet sağlayıcıları inceleyebilmesine, geçmiş müşteri deneyimlerini görebilmesine ve farklı teklifleri karşılaştırabilmesine olanak tanıyarak daha bilinçli kararlar alınmasını sağlıyor. Bu yaklaşım, kaliteli hizmet sunan profesyonellerin öne çıkmasına imkan verirken, kullanıcı memnuniyetinin de artmasına katkı sağlıyor. Böylece platform, hem hizmet veren hem de hizmet alan taraf için sürdürülebilir bir değer yaratıyor. Büyüyen Pazarda Güçlü Konum Araştırmalar, Türkiye’de çevrimiçi hizmet pazarının önümüzdeki yıllarda büyümesini sürdüreceğine işaret ediyor. Özellikle…

WorldFood İstanbul, gıda sektörünün geleceğini 34 yıllık tecrübesiyle İFM’de buluşturmaya hazırlanıyor!

Dünyanın birçok noktasından gıda ve içecek üreticilerinin yanı sıra alıcılarının buluşma noktası olan Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı – WorldFood İstanbul, yeni tarihi 15–18 Aralık 2026’da 34’üncü kez kapılarını açarak küresel gıdanın geleceğini tasarlayan dev bir ekosisteme dönüşecek. Geçtiğimiz yıl 100 ülkeden 900’ün üzerinde satın almacıyı bir araya getirirken 20 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayarak rekor kıran fuar, bu yıl sektöre çok daha verimli ve güçlü bir iş ortamı sunmak için modern altyapıya sahip yeni adresi İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilerek 34 yıllık deneyimini katılımcılarla buluşturacak. İçerik kapsamını bu yıl daha da geliştirecek olan fuar, bu doğrultuda gıda teknolojilerini (Foodtech) ilave bir ürün grubu olarak yapısına dahil edecek. Uluslararası firmaları, bölgenin üst düzey temsilcilerini ve ekonominin tüm alanlarını kapsayan 50’den fazla fuar ve konferansa imza atan ICA Events tarafından organize edilen Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı – WorldFood İstanbul, yenilikçi vizyonuyla sektörü bu yıl 15–18 Aralık 2026 tarihleri arasında bir araya getirerek tüm ezberleri bozacak. Düzenlendiği ilk yıldan bu yana sektörün güven duyduğu prestijli bir yapıya bürünürken liderliğini de pekiştiren fuar, bölgesel ve uluslararası vizyon platformu olma kimliğiyle bu yıl yeni lokasyonu İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Bu sayede katılımcılar; gıda sektörünü keşfetme, sektördeki önemli kişilerle ve alıcılarla bağlantı kurma ve heyecan verici yeni bir pazarda ürünlerini tanıtmak için rotasını İstanbul’a çevirecek. Gıda sektörünün tartışmasız en büyük buluşma adresi bu yıl da WorldFood İstanbul olacak Fuarın bugünün dinamiklerine göre şekillenen adeta yaşayan bir organizma olduğunu vurgulayan Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı – WorldFood İstanbul Direktörü Semi Benbanaste, “Türkiye ekonomisinin önemli bir parçası olan gıda endüstrisi gerek üretim gerekse ihracat potansiyeli bakımından görünürlüğünü her geçen gün artıyor. Bu noktada her yıl artan ilgiyle sektörün globalle buluşmasına kapı aralayan WorldFood İstanbul, kendini sürekli yenilerken sürdürülebilir bir değer yaratıyor. Bunu da 30 yılı aşkın süredir sektörü yakından takip ederek, kendimizi sürekli yenileyerek başarıyoruz. Sektörün takipçisi değil, oyun kurucusuyuz ve gıda endüstrisinin rotasını biz çiziyoruz. Bu kapsamda artık kabuğuna sığmayan fuarımızı bu yıl modern altyapısı, merkezi konumu ve geniş alanlarıyla sektöre çok daha verimli ve güçlü bir iş ortamı sunacak İstanbul Fuar Merkezi’nde yeni tarihlerinde gerçekleştireceğiz. Bu bizim için bir mekân değişikliğinden ziyade fuarımızın sektöründeki tartışmasız liderliğinin getirdiği sorumluluğu ifade ediyor. Yeni lokasyonumuzda WorldFood İstanbul’un sunduğu ticari fırsatların çeşitliliğini, uluslararası iş birliklerinin kapsamını ve sektöre kattığı değeri 33 yıldır olduğu gibi ileri taşıyacağız. Böylelikle üreticiler, markalar, satın almacılar ve sektör profesyonelleri için benzersiz bir buluşma noktası yaratacağız. Bunun yanında fuarın kapsamı alanını genişleterek bu yıl gıda teknolojilerini (Foodtech) ilave bir ürün grubu olarak yapıya entegre edeceğiz. Türkiye ve çevreleyen bölge için stratejik bir buluşma noktası oluşturarak doğru hedef kitle ile yüksek iş potansiyelinin değişmeyen adresi olan WorldFood İstanbul, bu yıl da gıdanın geleceğine açılan stratejik bir platform olarak sektörü şekillendirecek. WorldFood İstanbul yaşayan, büyüyen ve rakiplerine yön veren dev bir organizma. Biz sadece bir buluşma noktası değil; üreticiler, markalar ve dev satın almacılar için milyarlarca dolarlık bir fırsat kapısıyız.” dedi. ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı her bir sektöre aktararak, düzenlediği fuarlarda yeni iş, iş birliği ve satın alma fırsatları yaratıyor, bu sektörlerin gelişmesine katkıda bulunuyor. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya…

RUMELİ’DEN İSTİKLAL YOLUNA GÖNÜL KÖPRÜSÜ: BAYRAMPAŞALI ÇOCUKLARIN ELLERİNDEN GAZZE’YE ANLAMLI DESTEK

İSTANBUL – İstanbul Bayrampaşa’da, milli mücadele ruhunu Balkanlardan Anadolu’ya taşıyan ve oradan da Gazze’ye uzatan tarihi bir programa imza atıldı. Bayrampaşa Tuna İlkokulu tarafından hazırlanan, Bayrampaşa Rumeli Balkan Platformu ve Kastamonulular Dayanışma Derneği (KAS-DER) iştirakiyle düzenlenen “Rumeli’den İstiklal Yoluna Gönül Köprüsü” projesi kapsamında gerçekleştirilen etkinlik büyük bir katılımla tamamlandı. Proje kapsamında düzenlenen “İstiklalimizin Kadın ve Çocuk Kahramanları” adlı program, katılımcılara duygu dolu anlar yaşatırken, mazlum Gazze halkı için de umut ışığı oldu. İstiklal Yolu’nun Kalbi Bayrampaşa’da AttıProjenin mimarı olan Tuna İlkokulu Müdürü Nejat Çağlayan öncülüğünde hayata geçirilen programa, milli mücadelenin en önemli simgelerinden olan İstiklal Yolu’nun kalbinden, Kastamonu İnebolu Evrenye Mehmet İnce İlk ve Ortaokulu öğretmen ve öğrencileri de misafir olarak katılarak tarihi bir bağ kurdu. Programa ayrıca Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Suat Mamur, Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın ve İlçe Emniyet Müdürü Abidin Erikli başta olmak üzere çok sayıda protokol üyesi, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve vatandaş katıldı. İstiklal Madalyalı Plaketler Takdim EdildiPrograma davet edilen ancak rahatsızlığı dolayısıyla katılamayan İnebolu Belediye Başkanı Engin Uzuner, gönderdiği özel selam ile birlikte anlamlı bir jestte bulundu. Belediye Başkanı’nın selamı eşliğinde gönderilen kıymetli İstiklal Madalyalı plaketler, misafir okulun müdürü tarafından Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Suat Mamur ve Tuna İlkokulu Müdürü Nejat Çağlayan’a sahnede takdim edildi. Zeytin Dallarıyla Barış Mesajı ve Gözyaşlarıyla İzlenen OratoryoMehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte sahne alan çocuk korosu öğrencileri, boyunlarında Filistin atkıları ve ellerinde barışın simgesi olan zeytin dallarıyla sahneye çıkarak tüm dünyaya anlamlı bir mesaj verdi. Programda sergilenen duygu yüklü oratoryo gösterisi ise salonda adeta zamanı durdurdu. Milli mücadele yıllarını ve kahraman kadınlarımızı canlandıran çocukların performansı karşısında birçok seyirci gözyaşlarına hakim olamadı. Büyük bir titizlikle hazırlanan çocuk korosu, oratoryo, mehteran takımı ve halk oyunları gösterilerinin her biri salonu dolduran misafirler tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Program kapsamında açılan özel fotoğraf sergisi de katılımcılardan tam not aldı. Müdür Nejat Çağlayan: “Bu Büyük Mirası Gelecek Nesillere Aktaracağız”Programın önemine değinen Tuna İlkokulu Müdürü Nejat Çağlayan yaptığı açıklamada şunları kaydetti:“Proje kapsamında düzenlediğimiz bu programın amacı; İstiklal Yolu’nun önemini ve tarihimizin onurlu sayfalarını yeni nesillere aktararak, çocuklarımızın milli bilinç ve vatan sevgisiyle yetişmesine katkı sağlamak olacaktır. Rumeli’den İstiklal Yolu’na uzanan bu gönül köprüsü; ortak tarihimizin ve ortak geleceğimizin sembolüdür. Bizlere düşen görev; bu büyük mirası anlamak, anlatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır.” Çocukların Dayanışma Ruhu: Kızılay Aracılığıyla Gazze’ye 110.750,00 TL YardımProgramın en anlamlı ve fedakâr yönü ise toplanan yardımlar oldu. Etkinlik kapsamında, Gazzeli kardeşlerimize ithaf edilerek toplanan 110.750,00 TL tutarındaki insani yardım, bölgedeki ihtiyaç sahibi ailelere ve çocuklara ulaştırılmak üzere Türk Kızılayı’na teslim edildi. Hem tarihi bilinci gelecek nesillere aktaran hem de sınırları aşan bir kardeşlik köprüsü kuran bu anlamlı proje, toplumsal dayanışmanın ve vefanın en güzel örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. İletişim Bilgileri:Kurum: Bayrampaşa Tuna İlkokulu MüdürlüğüWeb: tunaio.meb.k12.trYer: Bayrampaşa / İstanbul

KSTK Genel Başkanı Nevzat Duyar’ın mesajı

Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu, kısa adıyla KSTK; sivil toplum kuruluşlarını ortak akıl, dayanışma, iş birliği ve sürdürülebilir etki anlayışıyla bir araya getiren güçlü bir çatı yapı olarak faaliyet göstermektedir. KSTK; kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, akademi ve yerel aktörleri aynı masa etrafında buluşturarak toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretmeyi hedeflemektedir. Eğitimden çevreye, sosyal kalkınmadan uluslararası ilişkilere, dijital dönüşümden kadın, gençlik, sağlık, hukuk ve kültür alanlarına kadar birçok başlıkta komisyonlarıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu özel haberimizde, Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu’nun vizyonunu, misyonunu, topluma sunduğu değeri ve Türkiye’den küresel ölçekte oluşturmayı hedeflediği sivil toplum etkisini ele alıyoruz. HABER SPOTU Türkiye’de sivil toplum alanında yeni bir vizyon ortaya koyan Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu, farklı alanlarda faaliyet gösteren STK’ları, kamu kurumlarını, akademiyi, özel sektörü ve yerel aktörleri ortak akıl etrafında buluşturmayı hedefliyor. KSTK; dayanışma, sürdürülebilir iş birliği ve uluslararası etki vizyonuyla sivil toplumda güçlü bir çatı yapı olarak dikkat çekiyor. ANA HABER METNİTürkiye’de sivil toplum alanında yeni bir dönemin kapılarını aralayan Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu, kısa adıyla KSTK; farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ortak bir amaç, ortak akıl ve güçlü bir iş birliği zemini etrafında buluşturuyor. KSTK, yalnızca bir konfederasyon yapısı olmanın ötesinde; kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, akademi ve yerel aktörler arasında köprü kuran stratejik bir platform olarak konumlanıyor. Konfederasyonun temel yaklaşımı, toplumsal sorunlara tek yönlü çözümler üretmek yerine, farklı paydaşların bilgi, deneyim ve kaynaklarını aynı masa etrafında birleştirmek üzerine kuruluyor. Günümüzde sivil toplumun rolü artık yalnızca yardım faaliyetleriyle sınırlı değil. Toplumsal kalkınma, sosyal dayanışma, eğitim, çevre, kültür, gençlik, kadın, sağlık, hukuk, dijital dönüşüm, uluslararası ilişkiler ve sosyal projeler gibi birçok alanda sivil toplum kuruluşları daha güçlü, daha görünür ve daha etkili olmak zorunda. İşte KSTK bu noktada devreye giriyor. Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu; üye kuruluşlar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmeyi, ortak projeler geliştirmeyi, ulusal ve uluslararası iş birliklerini artırmayı ve sivil toplumun karar alma süreçlerinde daha etkin bir aktör haline gelmesini amaçlıyor. Konfederasyonun vizyonunda; yerelden küresele uzanan güçlü bir sivil toplum ağı oluşturmak, farklı ülkelerden ve farklı alanlardan paydaşları aynı hedef doğrultusunda buluşturmak ve sürdürülebilir sosyal etki üreten projeler geliştirmek yer alıyor. KSTK’nın çalışma alanları ise oldukça geniş bir perspektife sahip. Avrupa Birliği ve sosyal projelerden dijital dönüşüm ve yapay zekâ stratejilerine, eğitimden gençliğe, kadın çalışmalarından sosyal yardımlara, uluslararası ilişkilerden ticaret, ihracat ve iş geliştirmeye kadar birçok alanda komisyon yapılanmasıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Bu yapı, KSTK’yı yalnızca bugünün sorunlarına yanıt veren bir kurum değil; geleceğin sosyal, ekonomik ve insani ihtiyaçlarına hazırlık yapan vizyoner bir sivil toplum platformu haline getiriyor. KSTK Genel Başkanı Nevzat Duyar’ın liderliğinde şekillenen bu yaklaşım, sivil toplumun dönüştürücü gücüne olan inancı merkezine alıyor. Konfederasyon, birlikte hareket eden kurumların daha adil, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa edebileceğine vurgu yapıyor. KSTK’nın kurumsal sembolü olan logosu da bu vizyonu destekleyen güçlü bir anlam taşıyor. Dünya figürü, konfederasyonun küresel bakış açısını ve sınırları aşan sorumluluk anlayışını temsil ederken; güvercin barışı, zeytin dalı ise diyalog, uzlaşma ve ortak çözüm iradesini simgeliyor. Bugün Türkiye’de ve dünyada sivil toplum kuruluşlarının karşı karşıya kaldığı en önemli ihtiyaçlardan biri; dağınık çabaları ortak bir stratejiye dönüştürebilmek. KSTK, tam da bu ihtiyaca cevap vererek sivil toplumun enerjisini daha organize, daha etkili ve daha sürdürülebilir bir yapıya taşımayı hedefliyor. Küresel…

TÜKETİCİLERİN %74’Ü ALIŞVERİŞ YOLCULUĞUNDA YAPAY ZEKÂDAN YARARLANIYOR!

YAPAY ZEKÂ,HIZLI TÜKETİM ÜRÜNLERİNDEBÜYÜMENİN KURALLARINI YENİDEN YAZIYOR… TÜKETİCİLERİN %74’Ü ALIŞVERİŞ YOLCULUĞUNDA YAPAY ZEKÂDAN YARARLANIYOR! YAPAY ZEKÂ SATIN ALMA KARARINI ETKİLİYOR! NIQ ve Kearney analizine göre, yapay zekânın inovasyonu ve ürün keşfini yeniden şekillendirmesiyle birlikte, bu alana yatırım yapan markalar pay kazanıyor. Tüketici zekâsı alanında global lider NielsenIQ, “Büyümenin Yeni Sınırları” başlıklı araştırmasını yayınladı. Kearney iş birliğiyle hazırlanan çalışma, yapay zekânın hızlı tüketim ürünleri sektöründe markaların inovasyon ve faaliyet stratejilerini köklü şekilde dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu dönüşüm; inovasyon, ürün keşfi ve tüketicinin satın alma yolculuğu üzerinde derin etkiler yaratıyor. NIQ İletişimden Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi ve Global Pazarlama Lideri Marta Cyhan-Bowles, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: “Hızlı tüketim ürünleri sektöründe daha fazla veri, daha yüksek doğruluk, daha hızlı etkinin gündemde olduğu bir dönemdeyiz. Büyük markaların bugüne kadar büyüme için kullandıkları ve kaldıraç etkisi yaratan birleşme ve satın almaların artık eskisi kadar etkili olmadığını görmekteyiz. Bu stratejiler, sürdürülebilir ve uzun vadeli büyüme için tek başına yeterli değil. Stratejik değer yaratımı artık geçmiş ölçek avantajlarından ziyade, yapay zekâ ile güçlenen tüketici odaklı inovasyon kabiliyeti ve markaların akıllı platformlarda görünürlüklerini yönetme becerisine dayanıyor. Yapay zekâ destekli hız ile derin tüketici anlayışını, akıllı sistem yetkinliğini ve sürekli ölçümlemeyi bir araya getiren kuruluşlar başarıya ulaşmakta avantaj sağlayacaktır.” Yapay Zekâ Sektörde Tüm Firmalara Farklı Fırsatlar Sunuyor… Yapay zekâ; konsept testinden formül optimizasyonuna, yaratıcı içerik üretiminden senaryo modellemeye kadar geçmişte yüksek yatırım gerektiren yetkinlikleri erişilebilir hale getiriyor. Yükselişteki markalar, bu araçları kullanarak hızlı hareket etme, dijital liderlik ve güncel tüketici trendlerine odaklanma gibi güçlü yönlerini daha da pekiştiriyor. NielsenIQ verileri; özellikle evcil hayvan bakımı, kişisel bakım, sağlık ve iyi yaşam gibi, yapay zekâ destekli inovasyon ve keşfin hız kazandığı kategorilerde yeni markaların öne çıktığını gösteriyor. Aynı zamanda tüketici davranışlarında da hızlı bir değişim yaşanıyor. NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü ve Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika & Hindistan E-Ticaret Bölge Başkan Yardımcısı Didem Şekerel Erdoğan NielsenIQ’nun araştırmasına göre aşağıda öne çıkan bulguları paylaştı: Yapay zekâ araçlarının araştırma ve satın alma kararlarında artan rolüyle birlikte, keşfedilebilirlik en az dağıtım kadar kritik hale geliyor. Agentic Commerce, Ürün Keşfini Yeniden Şekillendiriyor… Yapılan çalışmalar, “agentic commerce” olarak tanımlanan yeni bir döneme de dikkat çekiyor. Bu modelde; perakende platformları ve büyük dil modeli (LLM) tabanlı ortamlar, seçenekleri filtreleyen, öneriler sunan ve satın alma kararlarını etkileyen yapay zekâ sistemleriyle çalışıyor. Yapay zekâ asistanları; perakendeci web siteleri, arama motorları ve alışveriş platformlarına giderek daha fazla entegre olurken, ürünlerin sıralamasını ve öne çıkarılmasını da etkiliyor. Bu yeni düzende, görünürlüğü belirleyen temel unsurlar arasında yapılandırılmış ürün verileri, bağlamsal uyum, kullanıcı yorumları ve güven sinyalleri yer alıyor. Kearney Ortağı Katherine Black’a göre yapay zekâ sistemlerinin önceliği “netlik” ve “içeriklerin alakalı olmasına” yöneliktir. Black, “Yapılandırılmış veriler, net ihtiyaç tanımları ve güvenilir sinyallerden faydalanarak ürünlerini yapay zekâya ‘okunabilir’ hale getiren markalar, bu yeni ekosistemde daha görünür hale geliyor.” diye ifade etti. Yapay Zekâ Hızlı Tüketim Ürünleri Ekosisteminde Çıtayı Yükseltiyor Yapay zekâ destekli inovasyon ile yapay zekâ etkileşimli keşfin kesişimi, hızlı tüketim ürünleri ekosisteminde çıtayı yükseltiyor. Büyük ve köklü markalar, ivmelerini korumak için inovasyon süreçlerini yeniden yapılandırıyor. Gelişmekte olan markalar, deneme ve öğrenme süreçlerini hızlandırmak için yapay zekâdan faydalanıyor. Perakendeciler, yapay zekâ entegrasyonları sonucunda gerçekleşen trafik, ürün çeşitliliği ve gelir modelleri değişimlerine uyum sağlamalılar. Didem Şekerel Erdoğan, yapılan çalışmalara göre, yapay zekâ çağında sürdürülebilir…

Deneyim mimarlığı, verimliliği ve müşteri sadakatini artıyor

Mplus Türkiye müşteri taleplerinin yüzde 40’ını yapay zekâ ile çözüyor Deneyim mimarlığı, verimliliği ve müşteri sadakatini artıyor Müşteri deneyiminin artık marka tercihinde belirleyici hale geldiği günümüzde, kurumlar süreçlerini uçtan uca yeniden tasarlamaya yöneliyor. Geliştirdiği yapay zekâ destekli teknolojilerle müşteri taleplerinin yaklaşık yüzde 40’ını insan müdahalesi olmadan, uçtan uca ve yüksek doğrulukla çözümleyebilen Mplus Türkiye, bu sayede iş gücü planlamasında yaklaşık yüzde 20 oranında optimizasyon sağlarken, yapay zekâ destekli asistanların kullanımıyla eğitim ve oryantasyon süreçlerinde yüzde 25’e varan zaman tasarrufu elde ediyor. Bu yaklaşımı “deneyim mimarlığı” modeliyle markalara entegre bir şekilde sunan Mplus Türkiye, müşteri, çalışan ve marka deneyimini tek bir ekosistem altında birleştirerek hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de sürdürülebilir müşteri memnuniyeti ve sadakati oluşturulmasına katkı sağlıyor. Günümüzde rekabet, sunulan ürün ya da hizmetten çok, ne kadar hızlı, kesintisiz ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunulduğu üzerinden şekilleniyor. Müşteriler ise, taleplerinin anında karşılandığı, farklı kanallar arasında kopukluk yaşamadıkları ve kendilerini tanıyan sistemlerle etkileşim kurdukları bir yapı bekliyor. Bu beklentilere yanıt verebilen kurumlar, rekabette ön plana çıkıyor. Mplus Türkiye Operasyon ve Müşteri İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (COO) Hakan Saran, bu dönüşümü “deneyim mimarlığı” yaklaşımıyla ele aldıklarını belirterek, müşteri deneyiminin artık sadece iyileştirilen bir alan değil, baştan sona tasarlanan stratejik bir yapı haline geldiğini vurguluyor. Deneyim mimarlığıyla uçtan uca dönüşüm Şirket olarak, deneyim mimarlığını müşteri yolculuğunun tüm temas noktalarını kapsayan, teknoloji, veri zekâsı ve insan odağını entegre eden stratejik bir yapı olarak konumlandırdıklarına dikkat çeken Hakan Saran, klasik müşteri deneyimi uygulamalarından farklı olarak mevcut süreçleri iyileştirmenin ötesine geçerek deneyimi proaktif şekilde yeniden kurgulamaya odaklandıklarını söyledi. Kendilerini sadece çözüm öneren bir danışman olarak değil, tasarladıkları deneyimi uçtan uca hayata geçiren, yöneten ve sürekli optimize eden bir iş ortağı olarak gördüklerini ifade eden Saran, “Bu da BPO modelinden BPTO modeline dönüşüm vizyonumuzun da temelini oluşturuyor. Mplus Türkiye olarak en büyük farkımız, 25 yıllık derin operasyonel tecrübemizi, kendi geliştirdiğimiz ileri teknolojilerle entegre edebiliyor olmamız. Dışarıdan teknoloji satın alan bir BPO şirketi değil, kendi teknolojisini üreten ve bu teknolojiyi 16 ülkede 36 farklı operasyon merkezinde test edip optimize eden global bir BPTO (Business Process and Technology Outsourcing) şirketi konumundayız” diye konuştu. “Yapay zekâ destekli teknolojiler iş gücü planlamasında yüzde 20 optimizasyon sağlıyor” Mplus Türkiye’nin deneyim mimarlığı yaklaşımının, operasyonel verimlilik ve müşteri memnuniyeti tarafında somut çıktılar sağladığının altını çizen Saran, “Geliştirdiğimiz yapay zekâ destekli teknolojiler sayesinde müşteri taleplerinin yaklaşık yüzde 35-40’lık bölümü insan müdahalesi olmadan, uçtan uca ve yüksek doğrulukla çözümlenebiliyor. Bu teknolojik dönüşüm, iş gücü planlamasında yaklaşık yüzde 20 oranında bir optimizasyon sağlarken, kaynakların daha stratejik ve karmaşık süreçlere yönlendirilmesine de olanak tanıyor. Ayrıca, yapay zekâ destekli asistanların aktif kullanımıyla eğitim ve oryantasyon süreçlerinde yüzde 25’e varan zaman tasarrufu elde ediliyor. Böylece hem maliyet avantajı sağlıyoruz hem de ilk temasta çözüm oranı ve hizmet sürekliliği üzerinde doğrudan pozitif etki yaratıyoruz. Bu sürdürülebilir etkinin temelinde ise, güçlü bir müşteri deneyiminin ancak doğru desteklenen ve donatılan çalışanlarla mümkün olduğu yaklaşımımız yer alıyor. Bu nedenle de deneyim mimarlığını müşteriyle sınırlı tutmuyor; çalışan deneyimi (EX) ve marka deneyimini (BX) de kapsayan bütünsel bir model olarak ele alıyoruz. Yapay zekâ destekli sistemlerle çalışanlarımızın iş süreçlerini kolaylaştırırken, markaların kültürünü tüm temas noktalarında doğru şekilde yansıtarak marka deneyimini güçlendiriyoruz. Böylece hem hizmet kalitesini hem de müşteri sadakatini sürdürülebilir şekilde artırıyoruz” dedi. “Başarının anahtarı, teknolojiyi insanın…

TÜRKİYE’DE YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN MİLAT NOKTASI

Türkiye, çevre ve iklim politikaları açısından önemli bir adım atarak tarihinin ilk İklim Kanunu’nuyürürlüğe koydu. Muhalefetin ve kamuoyunun eleştirileri üzerine düzenlemelere tabi tutulan teklif,Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yapılan oylama sonucunda kabul edildi. Bu yasa artıksadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda Türkiye’nin kalkınma anlayışını da yenidenşekillendirecek güçlü bir çerçeve sunuyor. ARTIK HAVA DEĞİL, KANUN DEĞİŞİYORYıllardır çevre konusunda yapılan çağrılar, uluslararası anlaşmalara verilen sözler ve halktan gelenbaskılar, sonunda karşılık buldu. Türkiye bu yasayla, iklim değişikliğiyle mücadelede hem kurumsalaltyapısını kuruyor hem de planlama ve uygulama süreçlerini bağlayıcı hale getiriyor. Bu da demekoluyor ki; artık iklimle ilgili konular “gönüllü çabalar” olmaktan çıkıp, yasal zorunluluklar halinegeliyor. KANUN NEYİ AMAÇLIYOR?Kanunun temel amacı, ülkemizin sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iklim değişikliğine uyumlu birkalkınma modeli oluşturmak. Bu kapsamda, sadece çevreyi değil, aynı zamanda ekonomiyi, tarımı,şehirleşmeyi, enerjiyi ve su kaynaklarını da içine alan çok geniş bir çerçevede dönüşüm hedefleniyor.Net sıfır emisyon hedefi, artık resmen Türkiye’nin kalkınma stratejisinin bir parçası.Adil geçiş ilkesiyle, dönüşümden etkilenecek sektörlerin ve emekçilerin hakları da korunacak.İklim adaleti, sadece çevreyi değil sosyal eşitsizlikleri de gözeten bir yaklaşım sunacak.KİM SORUMLU?Bu kanun yalnızca devletin değil, herkesin sorumluluğunu ortaya koyuyor:Kamu kurumları plan yapacak, uygulayacak ve denetleyecek.Özel sektör, üretim süreçlerini karbon ayak izine göre yeniden kurgulayacak.Yerel yönetimler kendi bölgelerine özel iklim eylem planlarını hazırlayacak.Vatandaş ise çevreye duyarlı tüketim alışkanlıklarıyla bu sürecin bir parçası olacak.İklim Değişikliği Başkanlığı tüm bu süreci koordine edecek ve yıllık ilerleme raporlarıyla hesapverecek.ETS SİSTEMİ: KİRLETEN ÖDEYECEK, TEMİZ ÜRETEN KAZANACAKYeni yasayla birlikte Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurulacak. Yani yüksek emisyon yapanişletmeler belirlenen sınırlar içinde salım yapabilecek ve bu hakları piyasada alıp satabilecek. Busistem sayesinde: Kirleten daha fazla ödeyecek,Temiz üretim yapan şirketler ekonomik avantaj elde edecek,Türkiye, Avrupa Birliği’nin sınırda karbon vergisi gibi uygulamalarına uyum sağlamış olacak.TARIMDAN SANAYİYE, ENERJİDEN SUYA HERKES DAHİLKanun sadece fabrikalara ya da enerji santrallerine yönelik değil. Aynı zamanda: Tarımda iklim dirençli ürün desenleri geliştirilecek,Su yönetiminde kuraklık ve taşkın gibi risklere karşı yeni stratejiler uygulanacak,Ormanlar ve doğal yutak alanlar korunarak karbon emilimi artırılacak,Sıfır atık sistemleri yaygınlaştırılacak,Yenilenebilir enerji ve temiz teknoloji yatırımları desteklenecek.YEŞİL EKONOMİ İÇİN MALİ DESTEK GELİYORİklim Kanunu sadece yasaklar ve yükümlülükler getirmiyor, aynı zamanda dönüşüm için ciddi destekmekanizmaları da içeriyor:Yeşil finansman ve teşvikler,Karbon kredisi sistemleri,Yeşil yatırım kriterleri,İklim dostu projelere öncelikli kamu desteği.Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede eğitimden müfredata, üniversite-sanayi iş birliğinden halkınbilinçlendirilmesine kadar birçok alanda düzenleme yapılacak.YEREL EYLEM PLANLARI ZORUNLU HALE GELİYORHer il, artık kendi iklim risklerine göre bir plan hazırlamak zorunda. Valilikler öncülüğünde kurulacak İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları, bu planların hazırlanmasından ve uygulanmasından sorumluolacak. Böylece iklimle mücadele sadece Ankara’dan yönetilmeyecek, yerel ihtiyaçlara göreşekillenecek.KARBON PİYASASI KURULUYORKanunla birlikte Karbon Piyasası Kurulu da oluşturuluyor. Bu kurulda çevre, enerji, finans, sanayi vetarım gibi farklı bakanlıklar temsil edilecek. Ayrıca özel sektör ve meslek kuruluşlarının da danışmakurullarıyla sürece katkı vermesi sağlanacak.SONUÇ: KâĞITTA DEĞİL, SAHADA DEVRİM ŞARTİklim Kanunu, Türkiye’nin bugüne kadar attığı en büyük çevresel adımlardan biri. Ancak bu yasanıngerçek anlamda başarıya ulaşması için üç temel unsur şart:Siyasi kararlılık ve kurumsal koordinasyon,Yerel düzeyde uygulama becerisi,Toplumun bu süreci sahiplenmesi ve bilinçlenmesi.Kısacası, artık iklim değişikliğiyle mücadele lafla değil, kanunla yapılacak. Türkiye hem ekonomik hemde çevresel olarak dönüşecekse, bu kanun milat olacak. Ama unutmayalım: Yasayı çıkarmak ilk adım,asıl iş şimdi başlıyor. “Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen…

Türkiye’nin Yabancı Müzikteki İlk Tercihi Metro FM, 33 Yıldır Zirvede!

“Limitsiz Hit Müzik” sloganıyla global müziğin nabzını tutan Metro FM, 33. yaşını büyük bir coşkuyla kutlamaya hazırlanıyor! 14 Temmuz 1992’de Queen’in “Radio Ga Ga” şarkısıyla yayın hayatına başlayan Metro FM, Türkiye’nin ilk özel radyolarından biri olmasının yanı sıra, ilk yabancı müzik radyosu olma özelliğini de taşıyor. Türkiye’nin yabancı müzikteki ilk ve en uzun soluklu tercihi Metro FM, sunduğu yenilikçi ve dinamik yayın akışıyla sektörün trend belirleyicisi olmaya devam ediyor. Sadece bir radyo istasyonu değil, milyonların hayatına dokunan bir ‘müzik ailesi’ olarak 33 yıldır zirvedeki yerini koruyan Metro FM, istatistiklerle taçlanan bir başarı hikâyesinin de sahibi. Pop’tan elektronik müziğe, hip-hop’tan R&B’ye uzanan yayın akışıyla sınırsız ve kesintisiz bir müzik deneyimi sunan Metro FM, 33. yaşını düzenleyeceği etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Bu kapsamda müzikseverlerle buluşmak için yola çıkan Metro FM aracı, 19-20 Temmuz tarihlerinde Beşiktaş’ta dinleyicilerle buluşacak. Cumartesi günü DJ Cengiz Ünsal’ın enerjik performansı, Pazar günü ise DJ Yağız Kahraman unutulmaz setiyle dinleyicilere keyif dolu anlar yaşatacak. “Yabancı müziğin değişmeyen zirvesi, yeni keşiflerin adresi” Müziğin evrensel dilini her nesle sevdiren Metro FM’in öncü kimliği ve kaliteyi merkezine koyan yayın politikasıyla dinleyicilerinin kalbinde özel bir yer edindiğini dile getiren Karnaval Medya Grubu COO’su Ali Şahinbaş, 33. yaş coşkusuna dair görüşlerini şu sözlerle paylaştı: “Bir radyonun 1992 yılından beri en çok dinlenen yabancı müzik radyosu konumunu koruması tesadüf değil; tutku, yenilikçilik ve samimiyetin eseridir. Bu süre zarfında sadece yayıncılıkla yetinmedik, aynı zamanda dinleyicilerimizin ruh haline, enerjisine ve beklentilerine de ortak olduk. Bu özel bağ, bizim en büyük gücümüz. ‘Limitsiz Hit Müzik’ felsefesiyle, dinleyicilerine her gün yeni bir dünya sunan radyomuz hem radyo frekanslarında hem de dijital platformlarda sınırları kaldırmaya, sürprizlere ve keşiflere imza atmaya devam edecek.  İstanbul’un çeşitli noktalarında dinleyicilerimizle bir araya gelecek Metro FM DJ’leri ile bu heyecanı paylaşmayı, müzik tutkunlarıyla buluşmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.” Karnaval Medya Grubu Hakkında Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu olan Karnaval Medya Grubu, Süper FM, Metro FM, JoyTürk, Virgin Radio Türkiye ve JoyFM gibi Türkiye’nin en çok dinlenen ulusal radyo frekanslarının yanı sıra, farklı müzik zevklerine hitap eden 30’a yakın dijital radyo frekansı ve 12 farklı konuda hazırlanmış podcast serileriyle dijital ses dünyasına yön vermektedir. Müzikten iletişime kadar sesin yaşamın farklı noktalarına dokunan halini geliştirdiği “Voice2Be” kavramı üzerinden yeniden tanımlayan grup, Triton Digital Webcast Metrics’e göre dünyanın en çok dinlenen dijital ses platformları arasında yer almaktadır. 2024 yılında gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarıyla “Karnaval’ı Başlat, Canlı Kal” mottosu ile ses dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralayan grup, reklam verenlere, U.S. Media Ratings Council tarafından akredite edilen Webcast Metrics ölçümlemesi ile dijital erişim verileri sağlamaktadır. Dijital audio, display ve preroll video, native reklamlar ve müşterilerine özel podcast ve dijital radyo projeleri ile hedef kitleye uygun çok sayıda reklam modeli de sunmaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12Gsm:0536 892 88 21http://www.brandworks.com.tr

Barilla, geleceğini topluma, onarıcı tarıma ve yenilenebilir enerjiye odaklanarak şekillendirecek

Küresel gıda lideri Barilla, 2024 yılı sürdürülebilirlik raporunu yayınladı. 148 yıllık şirket, geleceğini topluma yönelik çalışmalar, onarıcı tarım, çevre dostu üretim ve yenilenebilir enerjiye odaklanarak şekillendirecek. İlk adım olarak yenilenebilir enerjiye 300 milyon euro yatırım planlayan gıda devi, geçen yıl 2 milyon tondan fazla ürün üretirken 4,9 milyar euro ciro elde etti. Türkiye’deki Bolu fabrikası dahil olmak üzere dünya çapında toplam 30 tesiste ürettiği ürünlerle her gün 100’den fazla ülkede milyonlarca sofraya ulaşan Barilla; 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı. Rapor, çevre dostu üretimden sağlıklı tariflere, kapsayıcı iş gücü uygulamalarından toplumsal destek projelerine kadar pek çok alanda 17 yılı aşkın çalışmanın sonuçlarını ve şirketin geleceğe yönelik güçlü taahhütlerini içeriyor. Grubun yeni raporunda; daha sağlıklı ve dengeli ürünler geliştirilmesi, çiftçilere yönelik sürdürülebilir tarım programları, yenilenebilir enerji yatırımları, su tasarrufu projeleri ve kapsayıcı iş gücü uygulamaları gibi başlıklar yer alıyor. Barilla’nın sürdürülebilirlik yaklaşımı sadece çevreyi değil, insan sağlığını, toplumları ve çalışanları da odağına alıyor. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTEN İŞ STRATEJİSİNE DÖNÜŞÜM Sürdürülebilirliğin iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Barilla Grubu CEO’su Gianluca Di Tondo, “Sürdürülebilirlik artık sadece bir hedef değil, iş yapış şeklimizin bir parçası. Bu yaklaşım, 2030’a kadar bize rehberlik ederek vizyonumuzu günlük somut adımlara ve net taahhütlere dönüştürecek” dedi. Şirket yayımladığı yeni raporda, sağlıklı tarifleri tüketiciyle buluştururken lezzetten ödün vermediğini ve sağlıklı beslenmeyi teşvik eden uygulamaları güçlendirdiğini vurguluyor. 2024 yılı sonuçlarına göre satılan ürünlerin yüzde 88’i porsiyon başına en fazla 5 gram şeker ve 0,5 gram tuz içeriyor. Ayrıca ürünlerin yüzde 90’ı lif kaynağı olurken, porsiyonluk unlu mamullerin yüzde 65’i 150 kaloriyi aşmıyor. HEDEF: 250 BİN TON HAMMADDENİN ONARICI TARIMDAN TEDARİK EDİLMESİ Barilla, sürdürülebilir tedarik zinciri oluşturmak için 17 yıldır önemli çalışmalar gerçekleştiriyor. Dünya genelinde 7.000’den fazla çiftçi ile birlikte çalışan şirket, sürdürülebilir tarım zincirini her yıl genişleterek geliştiriyor. Uygulanan program kapsamında 815 bin ton hammadde tedarik edilirken, geliştirilen tarım modeli dijital araçlar ve çevre dostu yetiştirme kurallarıyla öne çıkıyor. Önümüzdeki 5 yıl içinde yıllık 250 bin ton hammaddenin onarıcı tarımdan temin edilmesini hedefleyen şirket, “Fesleğen Akademisi” gibi eğitim projeleriyle çiftçilere teknik destek sağlıyor. Hayvan refahına önem veren şirket, satın aldığı yumurtaların tamamını serbest gezen tavuklardan temin ediyor ve hiçbir şekilde hayvan deneyleri yürütmüyor. ELEKTRİĞİN YÜZDE 48’İ YENİLENEBİLİR KAYNAKLARDAN İtalya’daki Rubbiano tesisinde iki yeni güneş enerjisi santralini devreye alan Barilla, tükettiği elektriğin yüzde 48’ini yenilenebilir kaynaklardan karşıladığını paylaştı. Yaz aylarında bu santrallerin haftada bir günlük üretimin tüm enerjisini karşıladığını açıklayan şirket, 2030 yılına kadar 24 megawatt (MW) yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Su yönetimi konusunda da önemli adımlar atan Barilla, özellikle su sıkıntısı yaşanan bölgelerde geri kazanılan ve yeniden kullanılan su miktarını son iki yılda yüzde 164 artırdı. Rubbiano tesisinde geri dönüştürülen su miktarı, 24 olimpik havuz hacmine ulaştı. Barilla, 2030 yılına kadar su geri kazanımını yüzde 250 artırmayı planlıyor. YÖNETİCİ POZİSYONUNDAKİ KADIN ORANINI YÜZDE 40’A ÇIKARMAYI HEDEFLİYOR Barilla, sürdürülebilirlik yaklaşımını farklı alanlarda da kararlılıkla uyguluyor. Kapsayıcı insan kaynakları politikalarıyla dikkat çeken şirket, yaptığı düzenlemelerle 2020 yılında cinsiyetler arası ücret eşitliğini sağladı. Ayrıca 2023 yılında tüm ebeveynler için en az 12 hafta tamamen ücretli izin uygulamasını hayata geçirdi. Barilla’nın yeni hedefi, halen yüzde 35 seviyesinde olan orta ve üst yönetici pozisyonlarındaki kadın oranını 2030 yılına kadar yüzde 40’a çıkarmak. Toplumlara da destek sunan şirket, 2024 yılında yerel kuruluşlara 2 milyon euro ve 3.700 ton gıda bağışladı.…

Borusan Cat, Tecloman ile Enerji Depolama Alanında Stratejik İş Birliğine İmza Attı

Borusan Grup şirketlerinden Borusan Cat çatısı altındaki FG Wilson Enerji Çözümleri, global ölçekte batarya enerji depolama sistemleri (BESS) alanında uzmanlaşan Tecloman ile Türkiye’yi kapsayan münhasır distribütörlük anlaşmasına imza attı. Bu iş birliğiyle yenilenebilir enerji ve sanayi odaklı entegre depolama çözümleri sunulacak. “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacı ile operasyonlarını Türkiye’nin yanı sıra Kafkasya ve Orta Asya’da sürdüren Borusan Cat, enerji sektöründe sürdürülebilir dönüşümü hızlandıracak yeni bir iş birliğine imza attı. Borusan Cat çatısı altında faaliyet gösteren FG Wilson Enerji Çözümleri, enerji depolama sistemleri alanında global ölçekte uzmanlaşan Tecloman firması ile Türkiye pazarını kapsayan münhasır distribütörlük anlaşması gerçekleştirdi. Yeni iş birliği kapsamında FG Wilson Enerji Çözümleri, şebeke ölçekli BESS projelerinde aktif rol üstlenecek ve yenilenebilir enerji yatırımlarında entegre depolama sistemleri sunacak. Ayrıca yenilenebilir enerji, inşaat, turizm, madencilik ve sanayi gibi sektörlere özel enerji depolama çözümleri geliştirilerek müşterilere daha verimli ve çevreci teknolojiler sağlanacak. Harun Akçınar: “Bu iş birliği, enerji depolama teknolojilerindeki gücümüzü ve kapsama alanımızı daha da artıracak” Tecloman ile yapılacak iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Borusan Cat Enerji ve Ulaşım Endüstrisi’nden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Harun Akçınar, “Enerji sektöründe sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmak ve müşterilerimize yenilikçi çözümler sunmak için attığımız bu adımı önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Tecloman ile kurduğumuz iş birliği, enerji depolama teknolojilerindeki gücümüzü ve kapsama alanımızı daha da artıracak” ifadelerini kullandı. FG Wilson Enerji Çözümleri’nin “Herkes İçin Güvenilir Enerji” anlayışı ve Tecloman’ın uluslararası alandaki deneyimiyle güçlenen bu stratejik ortaklık, enerji depolama teknolojilerinde yenilikçi uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlayacak. Tecloman’ın ileri seviye BESS çözümleri; yüksek güvenlik, uzun ömürlü batarya teknolojisi ve zorlu iklim koşullarına uyum kabiliyetiyle öne çıkıyor. Borusan Cat, bu iş birliği ile enerji sektöründe sürdürülebilirlik, verimlilik ve ileri teknoloji odağında müşterilerine bütüncül çözümler sunmaya devam edecek. Borusan Cat Hakkında “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacı ile Türkiye dışındaki operasyonları Kafkasya ve Orta Asya’da bulunan Türkiye merkezli Borusan Cat, 3.000 çalışma arkadaşıyla inşaat, madencilik, enerji ve ulaşım endüstrilerinde faaliyet gösterir. Caterpillar ürünlerinin yanı sıra dünyanın önde gelen jeneratör markalarından FG Wilson’un da distribütörlüğünü yürütür. Sürdürülebilirliği işinin odağına alanın Borusan Cat, ‘‘Sıfır Atık’’ sertifikalı tesisleri ve CRC adını verdiği Revizyon Merkezleri’nde, aşınmış veya ömrünü tamamlamış makine ve/veya parçalara yeni bir hayat sunarak, her yıl binlerce ton atığı döngüsel ekonomiye kazandırır. Yalnızca bir distribütör değil, aynı zamanda güvenilir bir ‘’çözüm ortağı’’ olmak için çalışan ve dijital uygulamalarını bir dönüştürücü olarak kullanan Borusan Cat’in 10’dan fazla süreci tamamlanan/devam eden patent ve marka tescili bulunur. FG Wilson Hakkında FG Wilson Enerji Çözümleri, “Herkes için Güvenilir Enerji” şirket amacıyla, Avrupa’nın en büyük jeneratör seti üreticisi olan FG Wilson’ın Kuzey Irak ve Orta Asya distribütörlüğünü Türkiye merkezli olarak yürütür. Müşterilerinin sürdürülebilir güç ihtiyacını karşılamak için uzman ve yetkin teknik kadrosuyla farklı sektörlerdeki paydaşlarına kaliteli ve değer yaratan çözümler sunar. Projelerinde, tasarım, yapılandırma, montaj, devreye alma gibi anahtar teslim çözümler sunan FG Wilson Enerji Çözümleri, ikinci el ve kiralama çözümlerinin yanı sıra, müşterilerinin ihtiyacına uygun hazırladığı “Bakım Sözleşmeleri” ile satış sonrası periyodik bakım, onarım ve yedek parça tedariği ile müşterileri için güvenilir bir çözüm ortağı olmak için çalışır.