FRANSA’DAKİ ORMAN YANGINLARININ EKONOMİYE ETKİSİ
Yaz ayları geldiğinde sıcak havalar artık sadece tatili değil, aynı zamanda büyük bir tehlikeyi de akla getiriyor: orman yangınları. Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Fransa da bu felaketle mücadele ediyor. Ancak yangınların etkisi yalnızca ağaçların yanmasıyla sınırlı kalmıyor. Son yaşanan büyük yangınlarda yaklaşık 40 bin işletmenin olumsuz etkilendiği belirtiliyor. Bu tablo bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Doğa zarar gördüğünde ekonomi de ağır yara alıyor.
Bir orman yangını çıktığında ilk akla gelen kayıp, elbette binlerce hektarlık orman alanının yok olmasıdır. Oysa görünmeyen daha büyük bir kayıp daha vardır. O ormanların çevresinde yaşayan insanlar, çiftçiler, turizmciler, restoran sahipleri, oteller, küçük esnaf, nakliyeciler ve üreticiler de bu felaketin ekonomik yükünü taşımak zorunda kalıyor.
Fransa gibi turizm gelirleri yüksek olan bir ülkede yaz aylarında çıkan büyük yangınlar, tatil bölgelerini doğrudan etkiliyor. Yangın nedeniyle yollar kapanıyor, bazı bölgeler boşaltılıyor, rezervasyonlar iptal ediliyor. Tatil için gelmeyi planlayan turistler başka ülkelere yöneliyor. Bunun sonucunda otellerde boş odalar artıyor, restoranlarda müşteri sayısı azalıyor, hediyelik eşya satan dükkânlar satış yapamıyor.
Bir turistin gelmemesi yalnızca oteli etkilemiyor. Taksi şoförü de kazanamıyor, market de satış yapamıyor, yerel üreticinin ürünü rafta kalıyor. Zincirin bir halkası koptuğunda tüm ekonomi bundan etkileniyor.
Yangınlardan zarar gören işletmeler sadece turizm sektöründe faaliyet göstermiyor. Tarım işletmeleri de büyük kayıplar yaşıyor. Bağlar, zeytinlikler, meyve bahçeleri ve hayvancılık yapılan alanlar yangınlardan zarar görüyor. Çiftçiler yıllarca emek vererek yetiştirdikleri ürünlerini birkaç saat içinde kaybedebiliyor.
Üstelik zarar sadece o yılın hasadıyla sınırlı kalmıyor. Özellikle meyve ağaçlarının yeniden verim vermesi yıllar alabiliyor. Bu da çiftçinin gelir kaybının uzun süre devam etmesine neden oluyor.
Sanayi ve lojistik sektörü de yangınlardan nasibini alıyor. Bazı fabrikalar üretime ara vermek zorunda kalıyor. Ulaşım yollarının kapanması nedeniyle ürünlerin teslimatı gecikiyor. Tedarik zinciri aksayınca yalnızca yangın bölgesi değil, ülkenin farklı şehirlerindeki işletmeler de etkileniyor.
Ekonomide buna “zincirleme etki” deniliyor. Küçük gibi görünen bir aksama, kısa sürede çok daha büyük ekonomik sorunlara dönüşebiliyor.
Fransa’da yangınlardan etkilenen yaklaşık 40 bin işletme arasında aile şirketleri önemli bir yer tutuyor. Bu işletmelerin çoğu büyük sermayeye sahip değil. Birkaç hafta iş yapamamaları bile mali dengelerini bozabiliyor. Kira, personel maaşı, vergi ve kredi ödemeleri devam ederken gelirlerin düşmesi, birçok işletmeyi zor durumda bırakıyor.
Bazı işletmeler sigorta sayesinde zararlarının bir bölümünü karşılayabiliyor. Ancak her zararın sigorta kapsamında olmaması veya ödemelerin zaman alması, toparlanma sürecini uzatabiliyor.
İklim değişikliği de bu felaketlerin daha sık yaşanmasının önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Daha uzun süren sıcak hava dalgaları, kuraklık ve düşük nem oranı, orman yangınlarının daha kolay başlamasına ve daha hızlı yayılmasına yol açıyor.
Eskiden birkaç gün süren yangınlar artık haftalarca devam edebiliyor. Bu durum hem söndürme çalışmalarını zorlaştırıyor hem de ekonomik kayıpları katlayarak artırıyor.
Yangınlarla mücadele yalnızca itfaiyenin görevi değildir. Erken uyarı sistemleri, ormanların düzenli bakımı, bilinçli arazi kullanımı ve vatandaşların dikkatli davranması büyük önem taşıyor. Atılan küçük bir izmarit, kontrolsüz yakılan ateş veya ihmal edilen bir kıvılcım milyonlarca avroluk zarara dönüşebiliyor.
Devletlerin de bu süreçte önemli sorumlulukları bulunuyor. Yangından etkilenen işletmelere düşük faizli kredi imkânı sağlanması, vergi ertelemeleri yapılması, sigorta sistemlerinin güçlendirilmesi ve hızlı destek paketlerinin hazırlanması ekonomik toparlanmayı hızlandırabiliyor.
Aslında bu yaşananlar yalnızca Fransa’nın sorunu değil. Akdeniz iklim kuşağında bulunan Türkiye de benzer risklerle karşı karşıya. Son yıllarda ülkemizde yaşanan büyük orman yangınları, turizmden tarıma kadar birçok sektörü olumsuz etkiledi. Bu nedenle Fransa’nın yaşadığı deneyim, Türkiye için de önemli dersler içeriyor.
Ormanları korumak yalnızca çevreyi korumak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda istihdamı, üretimi, turizmi ve ekonomik büyümeyi de korumak anlamına geliyor. Çünkü bir orman yalnızca ağaçlardan oluşmaz; çevresindeki binlerce insanın geçim kaynağını da içinde barındırır.
Bugün yaşanan her büyük yangın, gelecekte karşılaşabileceğimiz daha büyük ekonomik sorunların habercisi olabilir. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadele, afetlere hazırlık, sürdürülebilir çevre politikaları ve güçlü afet yönetimi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Sonuç olarak Fransa’da yaklaşık 40 bin işletmenin yangınlardan etkilenmesi, doğal afetlerin ekonomik hayata nasıl derin izler bıraktığını açıkça gösteriyor. Doğa ile ekonomi birbirinden ayrı değildir. Ormanlar yandığında sadece ağaçlar değil; emek, yatırım, üretim, istihdam ve gelecek umutları da zarar görüyor. Bu nedenle doğayı korumak, aslında hepimizin ortak geleceğini ve ekonomik refahını korumaktır.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













