Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor
Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor. Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor. “Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor” Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi. “Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz” Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi. Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. 2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden…
Bakan Şimşek rakamlarla açıkladı: İhracatçılara 53 milyar dolarlık finansman desteği!
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla atılan destek adımlarını duyurdu. Şimşek, bu yıl Eximbank’ın ihracatçılara nakdi ve gayrinakdi toplam 53 milyar dolar destek sağlamasının beklendiğini açıkladı. Giriş: 25.10.2025 – 12:23 Güncelleme: 25.10.2025 – 12:23Takip EtGoogle NewsPaylaş Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak adımları atmaya devam ediyoruz.” ifadesini kullandı. Reeskont kredi limitlerinin önemli ölçüde artırıldığını belirten Şimşek, bu sayede ihracatçılara düşük maliyetli finansman imkânı sunulduğunu vurguladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek şu ifadeleri kullandı: İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak adımları atmaya devam ediyoruz. Piyasa faizinin yaklaşık yarısı maliyetle kullandırdığımız reeskont kredi limitlerini artırıyoruz. Reeskont kredileri günlük limitini program döneminde 300 milyon TL’den 4,5 milyar TL’ye 15 kat yükselttik. Yabancı para reeskont toplam limiti 1 milyar dolara çıkarıldı. Eximbank’ın sermayesi 5 kattan fazla artışla 88,4 milyar TL’ye ulaştı. Bu sene Eximbank’ın ihracatçılarımıza nakdi ve gayrinakdi toplam 53 milyar dolar destek sağlamasını bekliyoruz. Küresel değer zincirlerinde daha üst sıralara çıkmak için ihracatı ve katma değerli üretimi desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.
KİRA ARTIŞ ORANI SON DAKİKA: Kira zammı belli oldu! İşte Ekim 2025 hesaplama tablosu
Son dakika haberi: TÜİK’in eylül ayı enflasyon rakamlarını açıklamasıyla Ekim 2025 kira artış oranı da belli oldu. İşte merak edilen enflasyon verisi sonrası Ekim ayı kira artış zam oranı ile kira hesaplama tablosu… Son dakika haberleri: Eylül ayı enflasyon (TÜFE) rakamları TÜİK tarafından açıklandı. Bununla beraber kira artış oranı da belli oldu. Enflasyon rakamlarının on iki aylık ortalaması baz alınarak belirlenen kira artış oranı Ekim 2025 için yüzde 38,36 oldu. Peki kira artış oranı hesaplaması nasıl yapılıyor? İşte merakla beklenen haberin detayları… EKİM 2025 KİRA ARTIŞ ORANI YÜZDE 38,36 OLDU Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) eylül ayı enflasyon rakamlarını açıklanmasının ardından ekim 2025 kira artış oranı da belli olmuş oldu. Enflasyon (TÜFE) rakamlarının on iki aylık ortalaması baz alınarak belirlenen kira artış oranı ekim ayı için yüzde 38,36 olarak gerçekleşti. Eylül ayı enflasyon oranının belli olmasıyla birlikte Ekim 2025 kira artış oranı hesaplaması şu şekilde yapılıyor: EKİM 2025 KİRA ARTIŞ ORANI HESAPLAMA Örnek Konut Kirası: 30.000 TL Kira Artış Oranı: Yüzde 38,36 Ekim 2025 Kira Artış Tutarı: 11.508 TL Ekim 2025 Kira Artış Oranı Dahil Zamlı Kira Tutarı: 41.508 TL Açıklanan rakamlara göre kirası 30.000 TL olan bir kiracının ekim ayında ödeyeceği kira zammı 11 bin 508 TL olarak hesaplandı. Buna göre zamlı kira tutarı ise 41 bin 508 TL olarak gerçekleşecek. EYLÜL AYI ENFLASYON RAKAMLARI BELLİ OLDU Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) eylül ayı enflasyon (TÜFE) rakamlarını açıkladı. Buna göre enflasyon (TÜFE) aylık yüzde 3,23, yıllık ise yüzde 33,29 olarak gerçekleşti. Kaynak : internethaber
TÜİK, Eylül enflasyon rakamlarını açıkladı
TÜİK verilerine göre enflasyon eylülde, eğitim kalemindeki etkisiyle aylık yüzde 3,23 artarak yıllık 33,29 oldu.Piyasalar ve ocak ayında maaşlar yeniden şekilleneceği için vatandaşlar, eylül ayı enflasyon verisine odaklandı. Son dakika haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini paylaştı. TÜFE’deki değişim 2025 yılı Eylül ayında, bir önceki aya göre yüzde 3,23 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 25,43 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 33,29 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 38,36 artış olarak gerçekleşti. TÜFE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE YILLIK YÜZDE 36,06 ARTTI En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,06 artış, ulaştırmada yüzde 25,30 artış ve konutta yüzde 51,36 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların yıllık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 8,60, ulaştırmada yüzde 4,15 ve konutta yüzde 7,85 oldu. TÜFE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE AYLIK YÜZDE 4,62 YÜKSELDİ En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 4,62 artış, ulaştırmada yüzde 2,81 artış ve konutta yüzde 2,56 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,11, ulaştırmada yüzde 0,44 ve konutta yüzde 0,44 oldu. Endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5’li Düzey) 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla, 25 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 5 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 113 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti. ÖZEL KAPSAMLI TÜFE GÖSTERGESİ YILLIK YÜZDE 32,86 ARTIŞ YAŞADI İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 3,34 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 25,94 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,86 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 37,85 artış olarak gerçekleşti. 2025 ENFLASYON ORANLARI Enflasyon ocakta, aylık yüzde 5,03 artarak yıllık 42,12 oldu. Enflasyon şubatta, aylık yüzde 2,27 artarak yıllık 39,05 oldu. Enflasyon martta, aylık yüzde 2,46 artarak yıllık 38,10 oldu. Enflasyon nisanda, aylık yüzde 3, yıllık enflasyon ise yüzde 37,86’ydı. Enflasyon mayısta, aylık yüzde 1,53, yıllık enflasyon ise yüzde 35,41’ydı. Enflasyon haziranda, aylık yüzde 1,37 yıllık enflasyon ise yüzde 35,05 oldu. Enflasyon temmuzda, aylık yüzde 2,06 yıllık enflasyon ise yüzde 33,52 oldu. Enflasyon ağustosta, aylık yüzde 2,04 yıllık enflasyon ise yüzde 32,95 oldu. Enflasyon eylülde, aylık yüzde 3,23 artarak yıllık 33,29 oldu.
Temmuz 2025 Kredi Kartı Kullanımı
Türkiye ekonomisinin nabzını tutan en önemli göstergelerden biri hiç şüphesiz kredi kartı kullanımı. Temmuz 2025 verileri, bu alanda adeta yeni bir rekoru işaret ediyor. Bankalararası Kart Merkezi’nin açıkladığı rakamlara göre yalnızca bir ay içinde kredi kartıyla yapılan alışverişlerin toplam hacmi 1,2 trilyon TL’ye ulaştı. Geçen yılın aynı ayında bu tutar 740 milyar TL idi. Yani tüketici, sadece bir yılda neredeyse iki katına yakın daha fazla kart kullanmaya yöneldi. Bu artış sadece teknik bir veri değil; vatandaşın içinde bulunduğu ekonomik şartların, harcama psikolojisinin ve alışveriş alışkanlıklarının da güçlü bir göstergesi. Çünkü kart, artık sadece bir ödeme aracı değil; adeta günlük yaşamı sürdürmenin en kritik dayanağı haline gelmiş durumda. Neden Bu Kadar Artış Oldu? Kredi kartı kullanımındaki yükselişin ilk nedeni elbette ki enflasyon. Vatandaş, maaşıyla ayı çıkarmakta zorlanıyor. Nakit ödeme yerine, taksit seçeneğini tercih ederek ödemelerini zamana yaymak istiyor. Bugün bir market alışverişi bile taksitlendirilir hale gelmişken, beyaz eşyadan elektronik eşyaya, tatilden giyime kadar neredeyse tüm harcamalarda kart kullanımı zorunluluk halini aldı. Bir diğer neden ise dijitalleşme. Temassız ödeme, mobil bankacılık, QR ile ödeme gibi kolaylıklar sayesinde kartla harcama yapmak her zamankinden daha pratik hale geldi. Eskiden yalnızca büyük alışverişlerde kart kullanılırken, artık en küçük bakkal ya da kahve zincirinde bile 50-100 liralık harcamalar kart üzerinden yapılıyor. Ayrıca genç kuşakların alışkanlıkları da bu artışı besliyor. Gençler, kredi kartını yalnızca bir ödeme aracı olarak değil, aynı zamanda puan, kampanya ve avantaj sağlayan bir finansal araç olarak görüyor. Bankaların sunduğu taksit imkanları, hediye çeki kampanyaları ya da nakit iade fırsatları, tüketiciyi kart kullanımına yönelten cazip unsurlar haline geldi. Temmuz 2025 Tablosu: Kart Her Alanda Başrolde Temmuz ayında kredi kartıyla yapılan harcamaların en büyük payını market ve gıda alışverişleri aldı. Bu tablo, temel ihtiyaçların dahi artık kart üzerinden karşılandığını açıkça gösteriyor. İkinci sırada akaryakıt yer aldı. Artan benzin ve motorin fiyatları karşısında tüketici, tek seferde yüksek nakit çıkışı yapmak yerine kredi kartına yöneliyor. Yaz aylarının etkisiyle turizm harcamaları da dikkat çekti. Uçak biletleri, otel rezervasyonları ve tatil harcamalarının neredeyse tamamı kredi kartı üzerinden gerçekleşti. Taksitli alışverişlerde ise elektronik ürünler başı çekiyor. Örneğin akıllı telefon alımlarında ödemelerin yüzde 85’i kartla yapıldı. Bankaların özel kampanyaları, tüketiciyi peşin fiyatına taksitli alışverişe yönlendirdi. Ekonomi İçin İki Uçlu Bir Bıçak Kredi kartı kullanımındaki artışın ülke ekonomisine iki farklı yansıması var. Olumlu tarafı şu: Kartlı harcamalar kayıt dışılığı azaltıyor. Her işlem sistemde görünür hale geliyor ve bu da devletin vergi gelirlerini artırıyor. Ayrıca dijitalleşen ekonomi, ödeme sistemlerinde verimlilik sağlıyor. Olumsuz tarafı ise daha ağır. Temmuz 2025 itibarıyla bireysel kredi kartı borç bakiyesi 950 milyar TL’ye çıktı. Bunun yaklaşık 180 milyar TL’si ise yapılandırmaya girmiş durumda. Yani her beş kart kullanıcısından biri, borcunu düzenli ödeyemiyor ve borç sarmalına giriyor. Bu tablo, ilerleyen dönemde bankacılık sektörü için ciddi bir risk sinyali veriyor. Önümüzdeki Dönem: Daha Fazla Kart, Daha Fazla Borç? Ekonomistler, önümüzdeki aylarda kredi kartı kullanımının daha da artacağı görüşünde. Enflasyonun kalıcı şekilde düşürülememesi, vatandaşın nakit harcama yerine borçlanarak harcama yapma eğilimini güçlendirecek. Hükümetin ve BDDK’nın bu süreçte atacağı adımlar kritik önem taşıyor. Taksit sınırlamaları, faiz oranı düzenlemeleri veya borç yapılandırma kampanyaları yeniden gündeme gelebilir. Diğer yandan bankaların sunduğu yeni finansal teknolojiler –örneğin dijital kart, harcama kontrol araçları, anlık limit artışları– kart kullanımını daha da cazip hale getirecek. Yani tüketicinin kartla alışveriş yapması her…
AĞUSTOS 2025 AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI
Türkiye’de çalışan kesimin yaşam koşullarını gözler önüne seren TÜRK-İş’in her ay düzenli olarak yayımladığı “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”, Ağustos 2025 sonuçlarıyla bir kez daha toplumun gündemine oturdu. Açıklanan rakamlar, hanelerin artan enflasyon ve gıda fiyatları karşısında ayakta kalma mücadelesini rakamlarla ortaya koydu. Buna göre, dört kişilik bir ailenin “açlık sınırı” 27 bin 111 liraya, “yoksulluk sınırı” ise 88 bin 310 liraya yükseldi. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise 34 bin 981 liraya ulaştı.Bu veriler, Türkiye’de ortalama gelirin giderek yetersiz kaldığını, özellikle asgari ücret ve sabit gelirle geçinen milyonlarca ailenin yaşam standardının hızla düştüğünü gösteriyor.Açlık ve Yoksulluk Sınırı Neyi İfade Ediyor? Araştırmada kullanılan “açlık sınırı”, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken asgari gıda harcamasını gösteriyor. “Yoksulluk sınırı” ise gıda harcamalarının yanında barınma, giyim, ulaşım, eğitim, sağlık ve kültürel ihtiyaçlar gibi temel yaşam masraflarının toplamını kapsıyor.Bu rakamların yüksekliği, Türkiye’de bir ailenin insanca yaşayabilmesi için yalnızca gıda değil, bütün zorunlu harcamalar dikkate alındığında aylık yaklaşık 90 bin liraya ihtiyaç duyulduğunu gözler önüne seriyor.Gıda Fiyatlarındaki Yükseliş: Temel Ürünlerde Çarpıcı ArtışlarAğustos ayı raporunda öne çıkan en dikkat çekici unsur, gıda fiyatlarındaki artışların hız kesmeden devam etmesi oldu. TÜRK-İş’in saha araştırmasına göre:Süt ve süt ürünleri: Süt fiyatları yükselmeye devam etti. Yoğurt ve peynirde aylık %4 artış yaşandı.Et ürünleri: Dana etinde kayda değer bir düşüş olmadı. Tavuk etinin kilogram fiyatı ise %8 zamlandı. Balık fiyatları kültür ürünlerinde sabit kaldı.Baklagiller: Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi ürünlerde fiyat artışları gözlendi. En yüksek artış %9 ile yeşil mercimekte görüldü.Temel tahıllar: Ankara’da 200 gram ekmeğin fiyatı %20 artışla 12,5 liradan 15 liraya çıktı. Pirinç %6 zamlandı, makarna ve bulgurda da artış kaydedildi.Yağ ürünleri: Ayçiçek yağı, tereyağı ve margarin yükselirken zeytinyağında kısmi bir düşüş oldu. Siyah zeytin pahalanırken yeşil zeytin ucuzladı.İçecekler ve yan ürünler: Çay fiyatı %8,5 artarken, ıhlamur %10 zamlandı. Salça fiyatları da ortalama %10 arttı.Kısacası, ailelerin en çok tükettiği ürünlerde artış sürerken, düşen ürün sayısı oldukça sınırlı kaldı.Aile Bütçesine Etkiler: Gelirler Erirken Giderler ArtıyorAnkara’da dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamaları bir ayda %2,64 artış gösterdi. Yıllık bazda değişim oranı %40,68, yıllık ortalama artış ise %41,46 oldu. Bu oranlar, ücret artışlarının özellikle gıda ve enerji gibi kalemlerdeki yükseliş karşısında yetersiz kaldığını gösteriyor.Özellikle dar gelirli kesimler, temel ihtiyaçlarını karşılamakta büyük zorluk yaşıyor. Artan ekmek, et, baklagil ve süt ürünleri fiyatları karşısında aileler, daha ucuz ve düşük besin değerine sahip ürünlere yönelmek zorunda kalıyor. Bu da hem sağlıklı beslenmeyi hem de yaşam kalitesini doğrudan olumsuz etkiliyor.Toplumsal Yansımalar: Orta Gelir Grubu da DaralıyorUzmanlara göre açlık sınırının 27 bin lirayı aşması, yalnızca dar gelirliler için değil, orta gelir grubundaki aileler için de ciddi bir uyarı niteliğinde. Zira, gelirler ile giderler arasındaki makas her geçen ay açılıyor. Bu tablo, orta gelir grubunun da hızla eridiğini, toplumun büyük kesiminin yoksulluk sınırına doğru itildiğini ortaya koyuyor.Ücretlilerin satın alma gücünün düşmesi, yalnızca bireysel refahı değil, genel ekonomik dengeyi de etkiliyor. Hane halkı tüketiminin azalması, piyasalarda durgunluk riskini artırıyor. Bu nedenle sosyal politikaların güçlendirilmesi, ücret artışlarının enflasyon oranlarıyla uyumlu hale getirilmesi ve özellikle gıda üretiminde maliyetleri düşürücü önlemler alınması kritik önem taşıyor.Geleceğe Yönelik BeklentilerEkonomistler, önümüzdeki aylarda gıda fiyatlarında belirgin bir gerileme beklemenin zor olduğunu vurguluyor. Tarımsal üretim maliyetlerindeki artış, lojistik giderler ve kur etkisi fiyatları yukarı yönlü baskılamaya devam ediyor. Bu eğilimin sürmesi halinde…
Şekib Avdagiç’ten turizm çağrısı: Bir haftada, 3 ayı kazanabiliriz
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç yazılı açıklama yaptı. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, “Aylık 7.5 milyar dolar gelir elde ettiğimiz ve feda edemeyeceğimiz turizm sezonuna 20 gün kaldı. Turist rezervasyonlarının hızlanması için 5 bin vaka hedefine ulaşmamız şart” ifadesini kullandı. Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada, Kovid-19 tedbirleri kapsamında 29 Nisan’da başlayan ve bir haftalık süresi kalan tam kapanma sürecini değerlendirdi. Kalan 1 haftada 3 ayı kazanabiliriz “Tam kapanma sonrası açılmanın kıymetini bilmek zorundayız” ifadesini kullanan Avdagiç, “17 Mayıs’ta büyük fedakarlıklarla açılacağımızı unutmamalıyız. O yüzden de her birimiz salgına karşı tedbirlerimizi artırıp, 5 bin vaka hedefinin altına inmeliyiz. Kalan bir haftada, 3 ayı kazanabiliriz” değerlendirmesinde bulundu. 17 Mayıs’tan sonra tedbirlere uymazsak 50 bin vakayla baş başa kalabiliriz Avdagiç, 30 milyon turist hedefi için hep birlikte çalışılmasının önemine değinerek, şunları söyledi: “Şimdi ve 17 Mayıs’tan sonra eğer tedbirlere uymazsak, 40 bin, 50 bin vaka ile birlikte baş başa kalabiliriz. Bugün yaşadığımız zorlukların çok ötesinde sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Dolayısıyla empati yapmamız ve bu sürecin en etkin şekilde aşılması için gayret göstermemiz gerekiyor.” Türkiye’ye kısıtlama koyanların eline koz vermeyelim Türkiye’nin salgını Avrupa ile eş zamanlı, hatta daha önde çözmesi gerektiğine dikkati çeken Avdagiç, “Türkiye’ye kısıtlama koyanların eline kozlar vermeyelim. Böylece hem ülkemize seyahat kısıtlaması olmaz, hem de işimiz için Avrupa’ya giderken 10 gün otelde kapalı kalmayız” açıklamasını yaptı. Türkiye’nin aşı hızının artmasıyla yaz aylarına rahat bir nefes alarak gireceğine inandığını aktaran Avdagiç, şunları kaydetti: “İstiyoruz ki 17 Mayıs’tan sonraki süreç, yazı hepimize kazandıracak bir süreç olsun. Çünkü hizmet sektörlerimiz için gözden çıkarılamayacak bir sezonun başındayız. Bu sebeple kısıtlamaları delmeyi ısrarla sürdürenleri, bu gayretlerinden vazgeçmeye bir kez daha çağırıyorum. Kimse ısrarla kısıtlamaları delmeye çalışmasın.”
Kuveyt Türk Katılım Bankacılığında Bir İlke İmza Atarak Eximbank İş Birliğiyle Yeni İhracat Destek Finansmanı Programını Başlattı
Kuveyt Türk, Türk Eximbank iş birliği ile “Katılım Bankaları Aracılığıyla İhracat Destek Finansmanı” programını öncü olarak müşterileriyle buluşturdu. Program, ihracatçılara Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kaynaklı, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. İhracatçı firmaların uygun maliyetli finansmana erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen Kuveyt Türk, katılım bankacılığı sektöründe bir ilke imza atarak Türk Eximbank iş birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) desteğiyle “Katılım Bankaları Aracılığıyla İhracat Destek Finansmanı” programını devreye aldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hazırladığı uygulama talimatı doğrultusunda geliştirilen bu yeni finansman modeli, faiz hassasiyeti olan ihracatçılara reeskont kredisine alternatif, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Kuveyt Türk, ihracat yapan firmalara TL bazlı finansmana daha kolay erişim imkânı sağlarken dış ticaretin finansmanında daha kapsayıcı ve erişilebilir bir yapı hedefliyor. “İhracatçılarımıza maliyet avantajı sunan yeni bir dönem başlıyor” Kuveyt Türk Kurumsal ve Ticari Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. R. Ahmet Albayrak, programın önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kuveyt Türk olarak, Türk Eximbank iş birliğiyle sunduğumuz bu yeni finansman programını hem kurumumuz hem de sektörümüz adına tarihi bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. İhracatçılarımıza ciddi bir maliyet avantajı sunan bu ürünün, ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağına, reel sektörün büyümesini destekleyeceğine ve katılım bankacılığının dış ticaret finansmanında daha etkin bir rol üstlenmesine zemin hazırlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde, ihracatçılarımızı güçlü bir şekilde desteklemeye ve Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik büyümesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.” Kuveyt Türk Hakkında Kuveyt Türk, 1989 yılında kurulmuştur. Seçkin finansal ürün ve hizmetlerini etkin şekilde tasarruf sahipleri ve yatırımcılarla buluşturan Kuveyt Türk, müşteri odaklı yaklaşımı, teknoloji-inovasyon çalışmaları ve dijital dönüşüm yolunda attığı adımlarla sektöründeki öncü konumunu sürdürmektedir. Altın bankacılığı alanında adım atan ilk katılım finans kuruluşu olan Kuveyt Türk, ayrıca dünyada ve Türkiye’de ilk sürdürülebilir sukuk işlemini gerçekleştirmiştir. Altı yıl üst üste Türkiye’nin En İyi İşvereni ödülüne layık görülen Kuveyt Türk, 2021’de de ilk sırada Avrupa’nın En İyi İşvereni seçildi. Bugün itibarıyla Türkiye genelinde 452 şube ve dijital kanallarıyla müşterilerine hizmet veren Kuveyt Türk’ün merkezinde yer aldığı Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altında Neova Katılım Sigorta, Architecht, Kuveyt Türk Portföy, Kuveyt Türk Yatırım, Körfez GYO, Katılım Emeklilik, Sağlam Finansal Teknolojiler, KT Sağlam Gayrimenkul ile Almanya’daki KT Bank AG yer alıyor. Operasyonel çalışmalarının yanı sıra toplumsal değerleri temel alarak ve kültürel varlıklara sahip çıkarak önemli sosyal sorumluluk projelerine imza atan Kuveyt Türk, “Değerlerimizle büyüyoruz” yaklaşımı doğrultusunda birçok restorasyon projesi üstlenmiş, insani yardım kampanyalarına destekte bulunmuş, kitap ve belgesel gibi kalıcı eserler ortaya koymuştur.
Fuara katılma ile ilgili püf noktaları
Bir fuara hazırlanmak, etkili bir tanıtım ve başarılı bir katılım için oldukça önemlidir. Aşağıda adım adım bir fuar hazırlık rehberi bulabilirsin: 1. Hedef Belirleme Fuar katılımından ne bekliyorsun? Hedefin net değilse, hazırlık süreci verimsiz olur. 2. Fuar Öncesi Hazırlıklar Katılım Kararı ve Kayıt Bütçe Planlaması Stand Tasarımı ✅ Tanıtım Materyalleri ✅ Dijital Hazırlık 3. Fuar Sırasında Yapılacaklar Ekip Organizasyonu Ziyaretçi Bilgilerini Topla Sunum ve Etkileşi 4. Fuar Sonrası Aşamalar Takip Et Ekstra İpuçları
İstanbul’da güncel inşaat maliyetleri artıyor.
2025 yılı itibarıyla İstanbul’da 100 m² bir dairenin inşaat maliyeti, kullanılacak malzeme kalitesine, işçilik ücretlerine, yapı tipine ve bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Ancak ortalama değerler üzerinden genel bir tablo verebilirim: İstanbul 100 m² Daire İnşaat Maliyeti (2025 Tahmini) Kalite Seviyesi m² Birim Fiyat (TL) Toplam Maliyet (100 m²) Ekonomik 8.000 – 10.000 TL 800.000 – 1.000.000 TL Orta 10.000 – 13.000 TL 1.000.000 – 1.300.000 TL Lüks 13.000 – 18.000 TL 1.300.000 – 1.800.000 TL Bu maliyete neler dahildir? Dahil olanlar: Dahil olmayanlar: Not: kaynak : Chatgpt
MERKEZ BANKASI’NDAN ZORUNLU KARŞILIK ORANLARINDA ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), geçtiğimiz günlerde kısa vadeli dış borçlanma araçlarına uyguladığı zorunlu karşılık oranlarında önemli bir güncelleme yaptı. Bu karar, ülke ekonomisinin finansal istikrarını güçlendirmek ve para politikalarının etkinliğini artırmak amacıyla alındı. Peki, zorunlu karşılık oranı nedir, bu değişiklikler neden yapıldı ve Türkiye ekonomisine nasıl etkiler yaratabilir? İşte detaylı açıklaması… Zorunlu Karşılık Nedir? Öncelikle, zorunlu karşılık bankaların veya finansal kuruluşların, mevduat veya yurt dışı kaynaklardan sağladıkları fonların belirli bir kısmını Merkez Bankası’nda tutmaları zorunluluğudur. Bu uygulama, Merkez Bankası’nın piyasadaki likiditeyi kontrol etmesine yardımcı olur. Yani, bankaların ellerinde ne kadar para bırakacaklarını belirleyerek, ekonomiye ne kadar kredi verilebileceğini dolaylı olarak düzenler. TCMB’nin Yeni Kararı: Vadeye Göre Farklılaştırılan Zorunlu Karşılık Oranları Daha önce, Türk lirası cinsi yurt dışı repo işlemlerinden sağlanan fonlar ve yurt dışından kullanılan krediler için 1 yıla kadar vadede zorunlu karşılık oranı yüzde 12 olarak uygulanıyordu. Ancak TCMB, kısa vadeli dış borçlanmaların ekonomide yaratabileceği riskleri azaltmak ve parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek için bu oranları vadeye göre farklılaştırmaya karar verdi. Yeni düzenleme şu şekilde: 1 aya kadar vadeli işlemlerde zorunlu karşılık oranı %18’e yükseltildi. 3 aya kadar vadeli işlemlerde ise oran %14 olarak belirlendi. 1 yıla kadar vadede ise önceki oran olan %12 geçerli olmaya devam ediyor. Neden Böyle Bir Değişiklik? Yurt dışından kısa vadeli borçlanma, finansal piyasalarda ani dalgalanmalara neden olabilen bir unsurdur. Özellikle kısa vadeli fonlar ekonomiye hızla girip çıkabildiğinden, ani sermaye çıkışlarında ekonomik istikrarı zedeleyebilir. TCMB’nin bu kararında temel amaç, kısa vadeli dış kaynaklardan sağlanan fonların maliyetini artırarak, bu tür fonların ekonomiye girişini sınırlamak ve böylece finansal istikrarı korumaktır. Özellikle 1 aya kadar olan kısa vadelerde zorunlu karşılık oranının yükseltilmesi, bankaların bu tür fonlardan yararlanmasını daha maliyetli hale getirecek. Bu da kısa vadeli yabancı fonların ekonomideki payını düşürerek, piyasalarda ani hareketlerin önüne geçilmesine katkı sağlayacak. Parasal Aktarım Mekanizması ve Makro İhtiyati Politikalar Parasal aktarım mekanizması, Merkez Bankası’nın politika faiz oranlarında yaptığı değişikliklerin ekonomiye ve nihayetinde enflasyon ile büyümeye nasıl yansıdığını ifade eder. TCMB, makro ihtiyati çerçeve kapsamında aldığı bu kararlarla parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini artırmayı hedefliyor. Zorunlu karşılık oranlarının vadeye göre artırılması, para politikasının piyasaya yansımasını hızlandırabilir. Çünkü finansal kuruluşların kullandığı kaynakların maliyetinin artması, kredi verme iştahını azaltabilir ve böylece aşırı ısınan ekonomide talep yönlü baskılar hafifletilebilir. Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri Bu yeni uygulamanın kısa ve orta vadede birkaç önemli etkisi olabilir: Likidite Yönetimi: Bankaların ellerinde tutmaları gereken zorunlu karşılık artacağından, piyasaya verilen likidite azalabilir. Bu da kredi büyümesini yavaşlatabilir. Sermaye Akımları: Kısa vadeli dış borçlanmanın maliyetinin yükselmesi, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye kısa vadeli sıcak para getirme iştahını azaltabilir. Ancak bu, finansal kırılganlıkları azaltıcı bir etki olarak değerlendirilebilir. Kur Baskısının Azalması: Yüksek zorunlu karşılık oranları, döviz kurlarındaki ani dalgalanmaların önüne geçebilir. Çünkü kısa vadeli borçlanmanın azalması, döviz talebini dengeleyebilir. Finansal İstikrar: Makro ihtiyati tedbirlerin amacı, finansal piyasaların ani şoklara karşı dayanıklılığını artırmak ve sistem risklerini azaltmaktır. Bu karar, Türkiye’nin finansal istikrarını güçlendirmek için atılmış önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Sonuç Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranlarında vadeye göre farklılaştırmaya gitmesi, Türkiye ekonomisinin istikrarını korumaya yönelik önemli bir hamledir. Bu adım, kısa vadeli dış borçlanmanın maliyetini artırarak finansal dalgalanmaların önüne geçmeyi ve para politikası etkinliğini yükseltmeyi hedefliyor. Özellikle küresel piyasalarda artan belirsizliklerin ve dalgalanmaların olduğu bir dönemde, böyle makro ihtiyati önlemler ekonomik dengelerin korunması açısından kritik önem taşıyor. Önümüzdeki…
NİSAN AYI YURT DIŞI ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ
TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) 2025 yılı Nisan ayına ait verilerine göre, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) hem aylık hem yıllık bazda artışını sürdürdü. Bu endeks, yurt dışına mal satan üreticilerin fiyatlarının ne yönde değiştiğini gösteriyor. Yani ihracat yapan üreticilerin maliyetleri artıyor mu, azalıyor mu, bunu anlamamıza yardımcı oluyor. Hem ihracatçı firmalar hem de dış ticaret dengesi açısından önemli bir gösterge olan YD-ÜFE, genel ekonomik eğilimleri de yansıtır nitelikte. Nisan 2025’te YD-ÜFE bir önceki aya göre %4,41 oranında artış gösterdi. Bu artış, sadece bir ayda üretici maliyetlerinin ne kadar yükseldiğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda yılbaşından bu yana, yani 2024 Aralık ayına göre toplamda %13,10’luk bir artış yaşandı. Geçen yılın aynı ayına kıyasla yıllık bazda artış oranı ise %22,92 oldu. Ayrıca, son 12 ayın ortalamasına bakıldığında da fiyatlarda %28,57 oranında artış görülüyor. Bunları biraz daha sade bir dille anlatmak gerekirse: Üreticiler yurt dışına mal satarken geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık dörtte bir oranında daha yüksek fiyatlardan satış yapıyorlar. Bu durum, maliyetlerin artmasının yanında döviz kurlarındaki oynaklık ve dış piyasadaki koşulların da etkisiyle şekilleniyor. Bu artışlara rağmen, geçen seneki artış hızının bu yıl azaldığı da göze çarpıyor. 2024 Nisan ayında YD-ÜFE yıllık bazda tam %65,53 artmıştı. Oysa 2025 Nisan’ında bu oran %22,92 ile daha düşük seviyede gerçekleşti. Bu da bize fiyat artışlarının hız kestiğini, yani maliyet baskısının geçen yıl kadar sert olmadığını gösteriyor. Sanayi sektörleri bazında baktığımızda; madencilik ve taş ocakçılığı sektörü yıllık bazda %19,96, imalat sanayi ise %22,97 oranında arttı. İmalat sektörü Türkiye’nin ihracatında çok büyük bir paya sahip olduğu için bu alandaki fiyat artışları doğrudan dış ticareti etkiliyor. Ana sanayi gruplarına göre yıllık fiyat değişim oranlarına bakacak olursak: Ara mallarında %21,15, Dayanıklı tüketim mallarında %30,42, Dayanıksız tüketim mallarında %25,64, Enerji grubunda %11,03 azalış, Sermaye mallarında %28,07 artış görüldü. Burada en dikkat çekici nokta enerji grubunda yaşanan %11’lik düşüş. Bu, küresel enerji fiyatlarının Türkiye’ye olumlu yansıdığını gösteriyor. Enerjideki bu düşüş, endeksteki genel artışı yavaşlatan en önemli etkenlerden biri. Diğer taraftan, özellikle dayanıklı tüketim mallarındaki %30’un üzerindeki artış, üretim maliyetlerinin hâlâ ciddi seviyelerde seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu grup içinde mobilya, beyaz eşya, otomotiv gibi uzun ömürlü ürünler yer alıyor ve bu sektörler açısından maliyet baskısı devam ediyor. Aylık bazda da sanayi gruplarındaki artış dikkat çekici seviyelerde. Nisan ayında: Madencilik ve taş ocakçılığı %2,10, İmalat sanayi %4,45 oranında arttı. Ana gruplarda ise: Ara malları %4,00, Dayanıklı tüketim malları %7,50, Dayanıksız tüketim malları %4,93, Sermaye malları %5,37 oranında artarken, Enerji fiyatları aylık bazda da %3,76 oranında düştü. Özellikle dayanıklı tüketim mallarındaki %7,50’lik artış, kısa vadede yüksek maliyet artışlarına işaret ediyor. Bu durum, üreticilerin ihracat fiyatlarını artırmasına neden olabilir. Ancak fiyatların yükselmesi aynı zamanda dış pazarlarda rekabetçiliği azaltabilir. Sonuç olarak; YD-ÜFE verileri bize, Türkiye’den yurt dışına ürün satan üreticilerin fiyatlarının artmaya devam ettiğini gösteriyor. Artış hızı geçen yıla göre düşmüş olsa da özellikle dayanıklı tüketim ve sermaye mallarındaki yüksek oranlı artışlar, maliyet baskısının sürdüğünü ortaya koyuyor. Enerji fiyatlarının düşmesi sevindirici bir gelişme olsa da genel fiyat baskısı ihracatçılar açısından hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Bu gelişmeler hem üreticilerin fiyat politikalarını hem de Türkiye’nin dış ticaret dengesini doğrudan etkileyebilir.
ESSAOUİRA DÜNYAYA TANITILIYOR
Fas’ın tarihi ve doğal güzellikleriyle Atlas Okyanusu üzerindeki, Unesco Dünya Mirası şehirleri korumasında olan Essaouira ile ilgili bir belgesel film hazırlanıyor. Uluslararası belgesel filmleriyle ünlü yapımcı-yönetmen Fehmi Gerçeker Essaıuira üzerine bütün dünyaya dağıtılacak olan İngilizce bir belgesel film çalışmasına başlamıştır. İngilizce den sonra Arapça, Fransızca, İspanyolca ve Türkçe kopyaları hazırlanacak olan bu filmin ilk gösterim galası Essaouira da yapılacaktır. Daha sonra Rabat, Marakesh, Kazablanka, İstanbul. Paris,Berlin, New York’ta özel gösterimleri yapıldıktan sonra film, dünya TV lerine dağıtılacaktır. Belgesel filmin çekim öncesi çalışmaları devam etmektedir. Uluslararası üne sahip konu uzmanlarının yer aldığı özel çekimlerle detaylı olarak seyirciye tanıtılacak olan Essaouira için ön çekimler temmuz ayı içinde planlanmaktadır. Filmin çekimleri eylül ayında Fas Krallığı ve Fransa’da yapılacaktır. Essaourira belgesel filmi yapımı çalışmaları; Fas ve Afrikalı Sanayici İşadamları Derneği (FASTİAD) ile birlikte gerçekleştirilecektir. Bu proje ile detaylı bilgiler www.essaouirafilm.com linkinden elde edilebilir. GSM:+90 539 724 31 17
Medya partneri olduğumuz INVESTPRO TURKIYE ISTANBUL 2025 12 Mayıs 2025 başlıyor.
Yılın en prestijli iş etkinliklerinden biri olan InvestPro Türkiye İstanbul 2025, farklı sektörlerden profesyonelleri bir araya getirerek eşsiz bir networking ve bilgi paylaşımı platformu sunuyor. 12 Mayıs 2025’te, İstanbul’un kalbinde yer alan lüks InterContinental Istanbul otelinde gerçekleşecek bu özel konferans, yalnızca bir iş etkinliği olmanın ötesine geçerek, katılımcılarına sektörel içgörüler, stratejik bağlantılar ve yeni iş fırsatları vadediyor. Gayrimenkul, uluslararası vergi planlaması, varlık yönetimi, fintech, finansal danışmanlık ve kurumsal hizmetler gibi birçok kilit alanda uzman konuşmacıların yer alacağı konferans, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’dan sektörün önde gelen temsilcilerini ağırlayacak. İstanbul’un Avrupa ile Asya’yı buluşturan stratejik konumu ve son yıllarda hızla gelişen pazar yapısı, etkinliğe katılımı daha da değerli kılıyor. Şehir; tekstil, otomotiv ve finans gibi sektörlerde gösterdiği büyümeyle, yatırımcılar için cazip fırsatlar sunuyor. Etkinlik boyunca katılımcılar; iş dünyasının liderleri, yatırımcılar ve girişimcilerle doğrudan temas kurabilecek, B2B ve B2C formatında anlamlı bağlantılar geliştirebilecek. Ayrıca fuaye alanında yer alacak sergi bölümünde, en güncel iş çözümleri ve teknolojik yenilikler keşfedilebilecek. İşinizi küresel ölçekte büyütmek, sektör trendlerini yakından takip etmek ve yeni iş ortaklıkları kurmak istiyorsanız, InvestPro Türkiye İstanbul 2025 size bu yolculukta ihtiyaç duyduğunuz bilgi, ilham ve bağlantıları sunacak. Bu dönüştürücü deneyimin bir parçası olma fırsatını kaçırmayın! Kayıt için link: 12 Mayıs 2025’te InterContinental Istanbul’da gerçekleşecek InvestPro Turkiye Istanbul 2025’e katılın. Bu prestijli iş konferansı, gayrimenkul, uluslararası vergi planlaması, varlık yönetimi, fintech ve daha fazlasında profesyonellere pratik çözümler sunan küresel uzmanları bir araya getirecek. Dünyanın dört bir yanından gelen üst düzey karar vericiler, girişimciler ve yatırımcılarla ağ kurma fırsatını yakalayın. Son trendleri öğrenin ve işinizi ileriye taşıyacak somut bilgiler edinin. Şirketinizi genişletmek veya yeni ortaklıklar keşfetmek istiyorsanız, InvestPro Turkiye mükemmel bir büyüme platformu sunuyor. Bu eşsiz deneyimin bir parçası olma şansını kaçırmayın! Kayıt için link: Türkiye’de Dijital Bankacılık: Büyüme ve Güvenlik Dengesi Türkiye’de dijital bankacılık kullanımında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Bankalarla ilişkiler artık şube değil, ekran üzerinden kuruluyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre mobil bankacılık işlemleri GSYİH’nin %49’unu, internet bankacılığı ise %26’sını oluşturuyor. Bu veriler yalnızca kullanıcı alışkanlıklarını değil, sektörün yeniden şekillendiğini de gösteriyor. Mobil cihaz kullanımının yaygınlığı, bu değişimin merkezinde yer alıyor. Nüfusun %93’ünden fazlası cep telefonlarına bağlı ve bu durum bankalara daha fazla kişiye ulaşma fırsatı veriyor. Ancak büyüme, beraberinde riskleri de getiriyor. 2024 yılında, Türk finans sektörü artan siber tehditlerle karşı karşıya kaldı. MASAK gibi düzenleyici kurumlar siber suçlara karşı denetimleri artırdı. Bankalar, güvenlik duvarlarını güçlendiriyor, veri şifreleme teknolojilerine yatırım yapıyor ve anlık tehdit izleme sistemleri kuruyor. Hedef, kullanıcıların güvenini kaybetmeden bu dönüşümü sürdürülebilir hale getirmek. CyberTech Turkey’nin kurucusu ve ünlü siber güvenlik uzmanı Dr. Hüseyin Yılmaz şu şekilde belirtti: “Dijital dönüşüm, olağanüstü fırsatlar ve benzeri görülmemiş riskler getiriyor. Türkiye’nin finansal kurumları için zorluk, siber tehditlerin önünde kalırken, yeniliklere de açık olabilmektir. Güvenlik yalnızca bir BT problemi değildir, bu bir bankayla müşterisi arasındaki güvenin temelidir. Güçlü bir siber güvenlik olmadan dijital bankacılık gelişemez.” Türk hükümeti, fintech sektörünü ekonomik modernleşmenin temel taşlarından biri olarak görmekte olup, bu vizyonun başarıya ulaşması, kullanıcı güveninin sağlanmasına dayanmaktadır. Müşteriler, hız ve kullanım kolaylığı talep ederken, güvenlikten taviz verilmesini kabul etmemektedir. Bu bağlamda, InvestPro Türkiye Istanbul 2025 gibi etkinlikler kritik bir öneme sahiptir. Bu tür organizasyonlar, bankalar, teknoloji firmaları, hukuk danışmanları, yatırımcılar ve girişimciler gibi farklı sektörlerden profesyonellerin bir araya gelerek, sektördeki en acil zorluklara yönelik çözümler…
Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet ŞİMŞEK’in Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYH) Büyümesine İlişkin Değerlendirmesi
Ekonomimiz 2024 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3, çeyreklik yüzde 1,7 büyüdü. Böylece 2024 yılı büyümesi yüzde 3,2 gerçekleşti. Milli gelirimiz 1,3 trilyon doları aşarken kişi başı gelir 15 bin 463 dolara ulaştı. İşgücü ödemelerinin gayri safi katma değer içindeki payı son çeyrekte tarihi yüksek seviyesi olan yüzde 40,5’e yükseldi. Sanayi katma değeri iki çeyreğin ardından pozitife döndü ve son çeyrekte üretim tarafından tüm sektörler büyümeyi destekledi. Potansiyel büyümemiz için önemli olan makine teçhizat yatırımları son çeyrekte yüzde 4,2 büyüdü. 2024 yılında iç talebin 2,1 puan, net dış talebin 1,1 puan katkısıyla dengeli bir büyüme gerçekleşti. Böylece cari açığın milli gelire oranı 2,8 puan gerileyerek 2024’te yüzde 0,8 oldu. Azalan cari açık; dış finansman ihtiyacının gerilemesine, rezerv birikimine ve ekonomik istikrarın güçlenmesine önemli katkı sağladı. Ekonomik aktivitedeki ılımlı seyre rağmen işgücü piyasasında güçlü görünüm devam etti. 2024 yılında istihdam yaklaşık bir milyon kişi arttı, işsizlik oranı 2012’den sonraki en düşük seviyesi olan yüzde 8,7’ye geriledi. 2025 yılında ticaret ortaklarımızın büyümesindeki artış, daha destekleyici küresel finansal koşullar ve ılımlı emtia fiyatı beklentileri büyümeyi olumlu etkileyecek unsurlar olarak ön plana çıkarken küresel ticarette artan korumacı politikalar ve jeopolitik gelişmeler risk faktörleri arasında yer alıyor. Yurt içinde dezenflasyonla uyumlu olarak oluşacak daha elverişli finansal koşullar, politikalarımızla artan öngörülebilirlik ve iyileşen güvenin ekonomik aktiviteyi olumlu etkileyeceğini değerlendiriyoruz. Programımızla bugüne kadar birçok alanda önemli başarılar elde ettik, kırılganlıklarımızı azalttık ve makro temellerimizi sağlamlaştırdık. Tüm bu kazanımlarımızı kalıcı hale getirmek için ülkemizin yapısal dönüşümünü hızlandıracak politikalarımıza devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı
Türkiye – Suudi Arabistan arasında köprü oluşturuyoruz.
Suudi Arabistan ile B2B çalışması başlatmak, birçok iş fırsatı ve potansiyel sunmaktadır. Bu tür bir iş ilişkisi, Suudi Arabistan’ın büyük pazar büyüklüğü ve gelişen sektörleri göz önünde bulundurulduğunda, oldukça stratejik bir karar olabilir. İşte Suudi Arabistan ile B2B çalışması başlatmak için tanıtım yazısı ve pazar bilgileri: Suudi Arabistan ile B2B İşbirliği Fırsatları Suudi Arabistan, Orta Doğu’nun en büyük ekonomisine sahip olup, hem bölgesel hem de küresel anlamda önemli bir ticaret ve iş merkezi haline gelmiştir. Bu ülkede iş yapmanın birçok avantajı vardır; yüksek gelirli tüketici kitlesi, hükümetin ekonomik çeşitlendirme stratejileri, ve büyüyen sektörler, Suudi Arabistan’ı iş dünyası için cazip bir pazar haline getirmektedir. Suudi Arabistan ile B2B ilişkileri başlatmak, ürünlerinizi daha geniş bir pazara sunmanın yanı sıra, ekonomik büyüme ve sektörel çeşitlenmeden yararlanmanızı sağlar. Özellikle sağlık, inşaat, teknoloji, enerji ve sanayi sektörlerinde önemli fırsatlar bulunmaktadır. Suudi Arabistan Pazar Büyüklüğü ve Popüler İthalat Ürünleri Suudi Arabistan, büyük bir pazar kapasitesine sahip olup, stratejik konumu sayesinde dünya genelinden birçok ürünün ithalatını gerçekleştirmektedir. Ülkenin en popüler ithalat ürünleri şu şekildedir: Suudi Arabistan’ın Büyüyen Sektörleri Suudi Arabistan, “Vizyon 2030” planı çerçevesinde, ekonomisini çeşitlendirmeyi ve yeni sektörel fırsatlar yaratmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede öne çıkan büyüyen sektörler şunlardır: Suudi Arabistan ile B2B İlişkilerini Nasıl Başlatabilirsiniz? Sonuç olarak, Suudi Arabistan ile B2B çalışması başlatmak, doğru strateji ve yerel iş ortaklıklarıyla son derece karlı olabilir. Gelişen sektörler ve büyüyen pazar, iş dünyasında pek çok fırsat sunmaktadır. Suudi Arabistan’da Hızlı ve Güvenilir Ticaret köprüsü kuruyoruz. Suudi Arabistan, Orta Doğu’nun en büyük ekonomilerinden biri ve e-ticaret sektörü hızla büyümektedir. Suudi Arabistan’daki e-ticaret hacmi, internet ve mobil cihaz kullanımının artması, dijital ödeme yöntemlerinin yaygınlaşması ve hükümetin dijital ekonomiyi destekleyen politikaları sayesinde önemli ölçüde giderek genişlemekte. Suudi Arabistan, yüksek gelirli bir tüketici tabanına sahiptir. Bu da kaliteli ve premium ürünlere olan talebin yüksek olduğu anlamına gelir. E-ticaretin ulusal ekonomiyi geliştirmedeki öneminin farkındalığıyla Suudi Arabistan, e-ticaret alanında en hızlı büyüyen ilk 10 ülkeden birisidir. Suudi Arabistan Ticaret Bakanlığı’nın iş bültenine göre en fazla ticaret sicili sırasıyla Riyad, Mekke, Medine Doğu Vilayet’lerinden çıkmaktadır. Suudi tüketicilerin %77’si aktif olarak online alışveriş yapıyor. Suudi Arabistan pazarında işini büyütmek veya Suudi Arabistan pazarına girmek isteyen e-ticaret işletmeleri için siparişlerini hızlı ve etkili bir şekilde işlemelerini, müşteri memnuniyetini artırmalarını ve rekabet avantajı elde etmelerini sağlıyoruz. Suudi Arabistan’da sunduğumuz profesyonel fullfilment hizmetimizle müşterilerimizin e-ticaret operasyonlarını yüksek kaliteli standartta gerçekleştiriyoruz. Suudi Pazarı ile ilgili geniş araştırma için Tıklayınız >> Geniş bilgi almak ve B2B KATILMAK İÇİN BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN. WHATSAPP : 0 532 466 60 68 – CEVDET AKIF USTA
ARALIK AYI TARIMSAL GİRDİ FİYAT ENDEKSİ
Toprak, işgücü ve sermayeyi etkin hale getiren unsur tarımsal girdilerdir. Bitkisel üretim faaliyetinde kullanılan girdiler; tohum, gübre, tarım ilacı, tarım alet ve makineleri, sulama ve tarımsal kredilerdir. Üretim genel olarak tanımlanması ise; üretim faktörlerinin bir araya getirilerek mamul elde edilmesidir. Tarım da sanayi üretimi gibidir. Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere tarımda üretim fide, zirai ilaç, tohum, mazot, makine ve teçhizat, sulama maliyeti, ihtiyaç durumunda kredi olanaklarının kullanılarak tarım ürünlerinin elde edilmesidir. Genel olarak tarım ürünleri üreticiliği ve hayvancılık ülkemizdeki en zor mesleklerdendir ve neredeyse bütün aile fertleri gece, gündüz demeden, tatil de yapmadan bu işi becermeye çalışırlar. Ülkemizde tarım ürünleri maliyetleri, enflasyonla birlikte maalesef artmaya devam ediyor. Tarım üreticilerimiz de bu durumdan olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz haldedir. Tarım girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı tarlasını ekmeyen, ekim alanlarını boş bırakan çiftçilerimizi yazılı ve görsel bakımdan izlemekteyiz. Son bir yıla bakıldığında zirai ilaç, mazot, gübre, fide gibi üreticinin olmazsa olmazı olan maliyetler katlanarak arttığını görüyoruz ve üreticilerimizin de gelirleri giderleri zor karşılıyor veya karşılamıyor. Günümüzde Adana’da üreticide 1 veya 3 TL olan patlıcan marketlerde 40-50 TL ye,3-5 TL olan limon ise 20-30 TL’den satılıyor. Bu kadar fark nereden geliyor veya bu kadar makas neden açılıyor? Araştırılması ve denetim altına alınması gereken bir konudur. Durum böyle olunca sebze ve meyve fiyatları yükseliyor ve fiyatlar bir çizgide tutulamıyor. Öncelikle dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın enflasyon oranı diğer yüksek gelirli vatandaşlarımızdan çok üzerinde olduğundan fakir ve yoksul vatandaşlarımız istediğini alıp yiyemiyor, sadece seyretmekle yetinmek zorunda kalıyor. Ülkemizde ekim alanlarının birçoğunun boş bırakıldığını belirtmiştim. Bazı ekim alanlarına ise siteler, fabrika binaları yapılıyor. Ne kadar tezat bir durum değil mi? Çünkü zirai alanlar zaten bir fabrika özelliğine sahiptir ve ektiğiniz zaman yılda bir veya birden fazla mahsul alabilirsiniz. Son üç yıl içinde ülkemizde ekilebilen alanların yüzölçümü azalma eğilimindedir. Tarım ürünleri üreticilerine devlet tarafından çeşitli destek verilmektedir ama verilen bu destekler bir kez daha gözden geçirilmeli, yeni önlemler alınmalıdır. Çünkü verilen destekler yetersiz kalmaktadır. Öncelikle yukarıda saydığım çiftçinin olmazsa olmazı olan zirai ilaç, tohum, gübre, fide maliyetleri makul bir seviyeye çekilmeli, bunlardan alınan KDV de sıfırlanmalıdır. Ayrıca mazottan alınan KDV ve ÖTV’den de çiftçilerimiz muaf tutulmalıdır. Bir başka konu ise sıkı ve sürdürülebilir bir tarım politikamızın mevcut olmamasıdır. Devlet destekli, hangi ürünün nereye, ne miktar ekileceğine yerel yönetimler yardımıyla devlet tarafından belirlenmelidir. İsteyen istediğini eker veya ekmez diyebilirsiniz ama makul ve mantıklı destek sunulduğunda çiftçilerimiz devletin öngörülerine uyacaktır. Sebze meyve ihracatımız oldukça yüksek rakamlara ulaşmıştır ve bu konuda Rusya ilk sıradadır. Döviz ihtiyacımız olduğu aşikardır. Ancak ihracatı arttırırken kendi vatandaşımızı unutmamamız, onlara yüksek fiyatlı ürünler sunmamalıyız. Gıda fiyatları, tüm dünyada düşme eğilimine girdiği halde ülkemizde uzun süreden bu yana sürekli olarak yükselişini sürdürmektedir. Bunda uygulanan para politikaların hatalı olduğu bir gerçektir. Son genel seçimlerden sonra vazgeçtiğimiz düşük faiz dönemi enflasyonun yükselmesinde en büyük etkendir ve vazgeçilse de dengeye gelmesi 3-5 yılımızı alacaktır. Çiftçiye verilen kredi desteklerini zaten zor ödemekte iken faizlerin yükselmesi sonucu değiştirilen faiz oranları çiftçilerimizi iyice zor duruma sokmuştur. En azından tarım ürünleri üreticileri bu uygulamanın dışında tutulmalıydı. Tarımda ve sanayide girdi maliyetlerinin yüksek seyretmesini önleyecek, üreticilere verilen kredilerin doğru alanda kullanılmasını sağlamadan ve çok sıkı denetlenmeden fiyatların düşmesi mümkün değildir. Bir başka ifade ile ekonomik olumsuzlukların sebebi yüksek seyreden enflasyondur. Ülkemizde yıllardan bu yana gündemde olan haller yasasından…
ABD’de ‘Yumurta’ krizi! Fiyatlar fırladı: Raflar boşaldı
ABD’de kuş gribi alarmı yaşanıyor. Salgın nedeniyle milyonlarca tavuğun itlaf edilmesi ‘Yumurta’ krizini beraberinde getirdi. Fiyatlar bir anda fırlarken, marketlerde raflar boşaldı. Fed 2025’te faiz indirimine devam edecek mi? Kararlılık mesajı dikkat çekti ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından ABD Kongresi için yılda iki kez hazırlanan yarı yıllık Para Politikası Raporu’nun şubat sayısı yayımlandı. Fed, enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu belirtti. AA Giriş: 08.02.2025 – 08:27 Güncelleme: 08.02.2025 – 08:27Takip EtGoogle NewsPaylaş Fed, maksimum istihdamı destekleme ve enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu belirterek, politika faizinde yapacağı ek ayarlamalarda verileri dikkate alacağını açıkladı. Fed Başkanı Jerome Powell’ın haftaya Kongre’de sunacağı raporda, enflasyonun 2023’te belirgin bir şekilde yavaşladıktan sonra geçen yıl biraz daha ılımlılaştığı ancak Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) hedefi olan yüzde 2’nin bir miktar üzerinde kalmayı sürdürdüğü ifade edildi. “BÜYÜK ÖLÇÜDE TUTARLI” Tüketici enflasyonundaki düşüşün son dönemde inişli çıkışlı olduğuna işaret edilen raporda, uzun vadeli enflasyon beklentilerine ilişkin ölçümlerin FOMC’nin hedefiyle büyük ölçüde tutarlı olmaya devam ettiği kaydedildi. Raporda, iş gücü piyasasının bir gevşeme döneminin ardından istikrar kazandığı vurgulanarak, işsizlik oranının geçen yılın ilk yarısında yükseldiği ancak daha sonra çoğunlukla yatay seyrettiği belirtildi. Reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) geçen yıl tüketici harcamalarındaki gücün desteğiyle sağlam bir şekilde arttığı kaydedilen raporda, konut piyasasında da mortgage faiz oranlarının hala yüksek seyrettiği aktarıldı. Raporda, finansal koşulların bir miktar kısıtlayıcı görünmeye devam ettiği belirtilerek, kısa vadeli Hazine tahvili faizlerinin eylül ayından bu yana para politikasındaki gevşemeye paralel olarak gerilediği, ancak uzun vadeli tahvil faizlerinin geçen yılın son çeyreğinde belirgin şekilde arttığı ifade edildi. Bankanın raporunda, iş gücü piyasasındaki sıkılığın azalmaya devam etmesi ve enflasyonun bir miktar daha ılımlı seyretmesi üzerine FOMC’nin eylül, kasım ve aralık toplantılarında politika faizini toplam 100 baz puan düşürerek yüzde 4,25-4,50 aralığına çektiği anımsatıldı. Fed’in menkul kıymet varlıklarını azaltmaya devam ettiğine değinilen raporda, “FOMC, maksimum istihdamı destekleme ve enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip.” ifadesine yer verildi. Raporda, Bankanın buna yönelik risklere karşı dikkatli olmayı sürdürdüğü vurgulanarak, politika faizinde yapılacak ek ayarlamaların kapsamı ve zamanlaması değerlendirilirken, gelen veriler, gelişen görünüm ve risk dengesinin ele alınacağı aktarıldı. ABD’de ‘Yumurta’ krizi! Fiyatlar fırladı: Raflar boşaldı ABD’de kuş gribi alarmı yaşanıyor. Salgın nedeniyle milyonlarca tavuğun itlaf edilmesi ‘Yumurta’ krizini beraberinde getirdi. Fiyatlar bir anda fırlarken, marketlerde raflar boşaldı. Giriş: 08.02.2025 – 09:58 Güncelleme: 08.02.2025 – 09:58Takip EtGoogle NewsPaylaş ABD’de kuş gribi salgını yumurta tedarikini olumsuz etkiledi. Özellikle New York ve çevresindeki marketlerde yumurta alımı kısıtlandı. 12 adet yumurta fiyatı 10 dolara (Yaklaşık 350 TL) kadar yükseldi. “MAKSİMUM 3 KARTON YUMARTA ALINABİLİR” UYARISI New York’ta kuş gribini önlemek amacıyla bazı ilçelerdeki canlı kümes hayvanı pazarları geçici kapatıldı. Bazı marketler, yumurta reyonlarına bir müşterinin en fazla 3 karton yumurta alabileceğini belirten uyarı notları astı. Tavuk ürünlerinin bulunduğu rafların çoğunun boş olduğu gözlenirken, bazı market yönetimlerinin astığı uyarı notlarında, kuş gribi nedeniyle “sağlık standartlarına uygun yumurta bulmakta zorluk çektiklerini” belirten ifadeler kullanıldı. KUŞ GRİBİ ALARMI VERİLDİ ABD’de bazı yumurta üreticileri ve çiftlik hayvanları üretici birlikleri tarafından yapılan açıklamalarda, yüksek derecede patojenik kuş gribinin (HPAI) yayılması nedeniyle her ay milyonlarca tavuğun itlaf edildiğini ve bunun ülke çapındaki kümes hayvanı çiftliklerindeki üretimi ciddi şekilde etkilediği bilgilerine yer verildi. 3 YILDA 110 MİLYON TAVUK…
Fed 2025’te faiz indirimine devam edecek mi? Kararlılık mesajı dikkat çekti
ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından ABD Kongresi için yılda iki kez hazırlanan yarı yıllık Para Politikası Raporu’nun şubat sayısı yayımlandı. Fed, enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu belirtti. Fed, maksimum istihdamı destekleme ve enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu belirterek, politika faizinde yapacağı ek ayarlamalarda verileri dikkate alacağını açıkladı. Fed Başkanı Jerome Powell’ın haftaya Kongre’de sunacağı raporda, enflasyonun 2023’te belirgin bir şekilde yavaşladıktan sonra geçen yıl biraz daha ılımlılaştığı ancak Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) hedefi olan yüzde 2’nin bir miktar üzerinde kalmayı sürdürdüğü ifade edildi. “BÜYÜK ÖLÇÜDE TUTARLI” Tüketici enflasyonundaki düşüşün son dönemde inişli çıkışlı olduğuna işaret edilen raporda, uzun vadeli enflasyon beklentilerine ilişkin ölçümlerin FOMC’nin hedefiyle büyük ölçüde tutarlı olmaya devam ettiği kaydedildi. Raporda, iş gücü piyasasının bir gevşeme döneminin ardından istikrar kazandığı vurgulanarak, işsizlik oranının geçen yılın ilk yarısında yükseldiği ancak daha sonra çoğunlukla yatay seyrettiği belirtildi. Reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) geçen yıl tüketici harcamalarındaki gücün desteğiyle sağlam bir şekilde arttığı kaydedilen raporda, konut piyasasında da mortgage faiz oranlarının hala yüksek seyrettiği aktarıldı. Raporda, finansal koşulların bir miktar kısıtlayıcı görünmeye devam ettiği belirtilerek, kısa vadeli Hazine tahvili faizlerinin eylül ayından bu yana para politikasındaki gevşemeye paralel olarak gerilediği, ancak uzun vadeli tahvil faizlerinin geçen yılın son çeyreğinde belirgin şekilde arttığı ifade edildi. Bankanın raporunda, iş gücü piyasasındaki sıkılığın azalmaya devam etmesi ve enflasyonun bir miktar daha ılımlı seyretmesi üzerine FOMC’nin eylül, kasım ve aralık toplantılarında politika faizini toplam 100 baz puan düşürerek yüzde 4,25-4,50 aralığına çektiği anımsatıldı. Fed’in menkul kıymet varlıklarını azaltmaya devam ettiğine değinilen raporda, “FOMC, maksimum istihdamı destekleme ve enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip.” ifadesine yer verildi. Raporda, Bankanın buna yönelik risklere karşı dikkatli olmayı sürdürdüğü vurgulanarak, politika faizinde yapılacak ek ayarlamaların kapsamı ve zamanlaması değerlendirilirken, gelen veriler, gelişen görünüm ve risk dengesinin ele alınacağı aktarıldı. Kaynak : İstanbul Ticaret Gaztesi
Haftanın kazandıranı altın oldu: İşte yatırım araçlarının performansları
Bu hafta yatırım araçlarının performansı belli oldu. Buna göre Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 0,53 azalırken, altının gram fiyatı yüzde 2,63, dolar/TL yüzde 0,34, avro/TL yüzde 0,27 artış kaydetti. BIST 100 endeksi, en düşük 9.619,83 puanı ve en yüksek 9.962,68 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,53 altında 9.951,65 puandan tamamladı. Kapalıçarşı’da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,63 artışla 3 bin 321 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,59 yükselişle 22 bin 500 liraya çıktı. Geçen hafta sonu 5 bin 420 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 2,64 artarak 5 bin 563 liraya yükseldi. Bu hafta ABD doları yüzde 0,34 değer kazanarak 35,9810 liraya, avro yüzde 0,27 artışla 37,3210 liraya çıktı. Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,02, emeklilik fonları yüzde 0,47 değer kaybetti. Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 3,11 ile “kıymetli maden” fonları oldu.




























