Medya partneri olduğumuz INVESTPRO TURKIYE ISTANBUL 2025 12 Mayıs 2025 başlıyor.

Yılın en prestijli iş etkinliklerinden biri olan InvestPro Türkiye İstanbul 2025, farklı sektörlerden profesyonelleri bir araya getirerek eşsiz bir networking ve bilgi paylaşımı platformu sunuyor.

12 Mayıs 2025’te, İstanbul’un kalbinde yer alan lüks InterContinental Istanbul otelinde gerçekleşecek bu özel konferans, yalnızca bir iş etkinliği olmanın ötesine geçerek, katılımcılarına sektörel içgörüler, stratejik bağlantılar ve yeni iş fırsatları vadediyor.

Gayrimenkul, uluslararası vergi planlaması, varlık yönetimi, fintech, finansal danışmanlık ve kurumsal hizmetler gibi birçok kilit alanda uzman konuşmacıların yer alacağı konferans, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’dan sektörün önde gelen temsilcilerini ağırlayacak.

İstanbul’un Avrupa ile Asya’yı buluşturan stratejik konumu ve son yıllarda hızla gelişen pazar yapısı, etkinliğe katılımı daha da değerli kılıyor. Şehir; tekstil, otomotiv ve finans gibi sektörlerde gösterdiği büyümeyle, yatırımcılar için cazip fırsatlar sunuyor.

Etkinlik boyunca katılımcılar; iş dünyasının liderleri, yatırımcılar ve girişimcilerle doğrudan temas kurabilecek, B2B ve B2C formatında anlamlı bağlantılar geliştirebilecek. Ayrıca fuaye alanında yer alacak sergi bölümünde, en güncel iş çözümleri ve teknolojik yenilikler keşfedilebilecek.

İşinizi küresel ölçekte büyütmek, sektör trendlerini yakından takip etmek ve yeni iş ortaklıkları kurmak istiyorsanız, InvestPro Türkiye İstanbul 2025 size bu yolculukta ihtiyaç duyduğunuz bilgi, ilham ve bağlantıları sunacak.

Bu dönüştürücü deneyimin bir parçası olma fırsatını kaçırmayın!

Kayıt için link:

12 Mayıs 2025’te InterContinental Istanbul’da gerçekleşecek InvestPro Turkiye Istanbul 2025’e katılın. Bu prestijli iş konferansı, gayrimenkul, uluslararası vergi planlaması, varlık yönetimi, fintech ve daha fazlasında profesyonellere pratik çözümler sunan küresel uzmanları bir araya getirecek.

Dünyanın dört bir yanından gelen üst düzey karar vericiler, girişimciler ve yatırımcılarla ağ kurma fırsatını yakalayın. Son trendleri öğrenin ve işinizi ileriye taşıyacak somut bilgiler edinin. Şirketinizi genişletmek veya yeni ortaklıklar keşfetmek istiyorsanız, InvestPro Turkiye mükemmel bir büyüme platformu sunuyor.

Bu eşsiz deneyimin bir parçası olma şansını kaçırmayın!

Kayıt için link:

Türkiye’de Dijital Bankacılık: Büyüme ve Güvenlik Dengesi

Türkiye’de dijital bankacılık kullanımında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Bankalarla ilişkiler artık şube değil, ekran üzerinden kuruluyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre mobil bankacılık işlemleri GSYİH’nin %49’unu, internet bankacılığı ise %26’sını oluşturuyor. Bu veriler yalnızca kullanıcı alışkanlıklarını değil, sektörün yeniden şekillendiğini de gösteriyor.

Mobil cihaz kullanımının yaygınlığı, bu değişimin merkezinde yer alıyor. Nüfusun %93’ünden fazlası cep telefonlarına bağlı ve bu durum bankalara daha fazla kişiye ulaşma fırsatı veriyor. Ancak büyüme, beraberinde riskleri de getiriyor. 2024 yılında, Türk finans sektörü artan siber tehditlerle karşı karşıya kaldı.

MASAK gibi düzenleyici kurumlar siber suçlara karşı denetimleri artırdı. Bankalar, güvenlik duvarlarını güçlendiriyor, veri şifreleme teknolojilerine yatırım yapıyor ve anlık tehdit izleme sistemleri kuruyor. Hedef, kullanıcıların güvenini kaybetmeden bu dönüşümü sürdürülebilir hale getirmek.

CyberTech Turkey’nin kurucusu ve ünlü siber güvenlik uzmanı Dr. Hüseyin Yılmaz şu şekilde belirtti: “Dijital dönüşüm, olağanüstü fırsatlar ve benzeri görülmemiş riskler getiriyor. Türkiye’nin finansal kurumları için zorluk, siber tehditlerin önünde kalırken, yeniliklere de açık olabilmektir. Güvenlik yalnızca bir BT problemi değildir, bu bir bankayla müşterisi arasındaki güvenin temelidir. Güçlü bir siber güvenlik olmadan dijital bankacılık gelişemez.”

Türk hükümeti, fintech sektörünü ekonomik modernleşmenin temel taşlarından biri olarak görmekte olup, bu vizyonun başarıya ulaşması, kullanıcı güveninin sağlanmasına dayanmaktadır. Müşteriler, hız ve kullanım kolaylığı talep ederken, güvenlikten taviz verilmesini kabul etmemektedir. Bu bağlamda, InvestPro Türkiye Istanbul 2025 gibi etkinlikler kritik bir öneme sahiptir. Bu tür organizasyonlar, bankalar, teknoloji firmaları, hukuk danışmanları, yatırımcılar ve girişimciler gibi farklı sektörlerden profesyonellerin bir araya gelerek, sektördeki en acil zorluklara yönelik çözümler geliştirebileceği ve alanında uzman kişilerden faydalı bilgiler alabileceği etkili bir platform sunmaktadır. Bu etkinlik, iş dünyasının liderlerine dijital bankacılığın güvenli geleceğini inşa etme noktasında değerli içgörüler sağlamakta ve bu bilgilerin kendi stratejilerine nasıl entegre edilebileceğini keşfetme fırsatı sunmaktadır.

Bağlantı:

Türkiye’de dijital bankacılık hızla büyüyor; mobil bankacılık GSYİH’nin %49’unu oluşturuyor. Ancak bu büyüme, beraberinde güvenlik risklerini getiriyor. 2024’te bankalara yönelik siber saldırılar arttı, bu da kurumları güvenlik önlemlerini güçlendirmeye itti.

InvestPro Türkiye Istanbul 2025 etkinliğinde, çeşitli sektörlerden uzmanlar dijital bankacılıkta güvenliği nasıl sağlayacağımızı tartışacak. Bu, tüm sektörlerden işletmelerin, daha güvenli bir dijital ortam oluşturmak için uzmanlardan bilgi edinmesi için önemli bir fırsat.

“Güvenlik sadece bir BT sorunu değil, bankalarla müşteriler arasındaki güvenin temelidir,” diyor siber güvenlik uzmanı Dr. Hüseyin Yılmaz.

Bağlantı:

Tarih: 12 Mayıs 2025
Mekân: InterContinental Istanbul

KAYIT İÇİN : KATILIMCI KAYIT İÇİN TIKLAYIN >>

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…