İSRAİL VE LÜBNAN ARASINDA TARİHİ İMZA
Ortadoğu denildiğinde insanların aklına uzun yıllardır savaş, çatışma, füze saldırıları ve gözyaşı geliyor. Ancak bu kez dünya, umut veren bir gelişmeye tanıklık etti. İsrail ile Lübnan arasında, ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerin ardından bir çerçeve barış anlaşması imzalandı. Taraflar bu anlaşmayı “barışa giden ilk adım” olarak nitelendirirken, uzmanlar ise asıl sınavın bundan sonra başlayacağını söylüyor.
Washington’da gerçekleştirilen imza törenine ABD Dışişleri Bakanı da katıldı. İsrail ve Lübnan’ın Washington büyükelçilerinin imzaladığı anlaşmanın ayrıntıları henüz kamuoyuyla paylaşılmasa da bunun iki ülke arasında uzun süredir devam eden çatışmaları sona erdirmeye yönelik önemli bir diplomatik adım olduğu ifade ediliyor.
Peki bu gelişme neden bu kadar önemli?
Çünkü İsrail ile Lübnan arasındaki ilişkiler onlarca yıldır büyük gerginliklerle dolu. Özellikle Lübnan’ın güneyinde yaşanan çatışmalar, Hizbullah ile İsrail arasındaki karşılıklı saldırılar ve sınır hattındaki güvenlik sorunları binlerce insanın hayatını olumsuz etkiledi. Köyler boşaldı, insanlar evlerini terk etmek zorunda kaldı, ekonomiler zarar gördü.
Son aylarda ise çatışmalar yeniden şiddetlenmiş, bölgenin daha büyük bir savaşa sürüklenmesinden endişe edilmeye başlanmıştı. İşte tam bu noktada başlayan diplomatik görüşmeler, tarafları aynı masada buluşturmayı başardı.
Anlaşmanın ayrıntıları açıklanmamış olsa da yapılan resmi açıklamalar önemli mesajlar içeriyor.
Lübnanlı yetkililer, bu mutabakatın ülkenin egemenliğini yeniden güçlendirecek ilk adım olduğunu belirtiyor. Yerlerinden edilen insanların evlerine dönebilmesi, sınır bölgelerinde güvenliğin yeniden sağlanması ve ülkenin yeniden inşasının önünün açılması hedefleniyor.
İsrail tarafı ise anlaşmanın nihai hedefinin kalıcı barış olduğunu vurguluyor. Ancak aynı zamanda güvenlik kaygılarının devam ettiğini ve sürecin dikkatle yürütüleceğini ifade ediyor. Bu da gösteriyor ki masada atılan imza tek başına bütün sorunları çözmeye yetmeyecek.
Aslında bu anlaşma, bir binanın temelini atmaya benziyor.
Temel atıldı diye bina hemen tamamlanmaz.
İnşaatın dikkatle sürdürülmesi gerekir.
Barış da aynen böyledir.
İmzalar atılır ama güven zaman içinde oluşur.
Tarafların verdikleri sözlere sadık kalmaları gerekir.
Bölge halkı açısından bakıldığında ise en büyük beklenti silahların susmasıdır.
Çünkü savaşın en ağır yükünü hiçbir zaman siyasetçiler değil, sıradan insanlar taşır.
Tarlasına gidemeyen çiftçi…
Okuluna gidemeyen çocuk…
İşini kaybeden esnaf…
Evini terk etmek zorunda kalan aileler…
Hepsi yıllardır bu çatışmaların bedelini ödüyor.
Eğer bu anlaşma gerçekten uygulanabilirse, binlerce insan normal hayatına dönebilecek.
Ekonomik açıdan da olumlu etkiler bekleniyor.
Savaş ortamı yatırımcıyı uzaklaştırır.
Turizmi durdurur.
Ticareti azaltır.
Üretimi sekteye uğratır.
Barış ise tam tersini yapar.
Yeni yatırımlar gelir.
İnsanlar daha rahat ticaret yapabilir.
Sınır bölgeleri yeniden canlanabilir.
Uluslararası kuruluşlar yeniden inşa projelerine daha fazla destek verebilir.
Elbette herkes aynı derecede iyimser değil.
Ortadoğu’da geçmişte de birçok ateşkes ve anlaşma yapıldı.
Ancak bunların önemli bir kısmı uzun ömürlü olmadı.
Küçük bir sınır ihlali bile büyük çatışmaların yeniden başlamasına neden olabiliyor.
Bu nedenle uzmanlar, bu anlaşmanın başarılı olabilmesi için tarafların karşılıklı güven oluşturacak yeni adımlar atması gerektiğini vurguluyor.
Uluslararası toplum da gelişmeleri yakından izliyor.
Başta ABD olmak üzere birçok ülke, anlaşmanın kalıcı barışa dönüşmesini destekliyor.
Çünkü İsrail-Lübnan hattında yaşanacak istikrar yalnızca bu iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyebilir.
Bölgedeki enerji hatları, ticaret yolları ve güvenlik dengeleri açısından bu sürecin başarıya ulaşması büyük önem taşıyor.
Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var.
Bir anlaşmayı imzalamak kolaydır.
Onu yaşatmak ise çok daha zordur.
Gerçek barış sadece kağıt üzerindeki imzalarla kurulmaz.
Karşılıklı güvenle…
Sabırla…
Diyalogla…
Ve verilen sözlerin tutulmasıyla mümkün olur.
Bugün atılan imza belki de uzun yıllardır süren düşmanlığın sona ermesi için önemli bir başlangıç olabilir.
Fakat bu başlangıcın kalıcı bir barış hikâyesine dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecek.
Ortadoğu’nun artık silah sesleri yerine çocukların kahkahalarını, yıkılmış binalar yerine yeniden kurulan şehirleri konuşmaya ihtiyacı var.
Dünyanın da en büyük temennisi, “barışa giden ilk adım” olarak tanımlanan bu anlaşmanın gerçekten kalıcı bir barış yolculuğunun başlangıcı olmasıdır.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













