KAYSERİ, SIFIR ATIK HEDEFİYLE GELECEĞE YÜRÜYOR
Çevreyi korumak artık sadece devletlerin ya da belediyelerin görevi değil. Bugün her bireyin, her ailenin ve her işletmenin doğaya karşı önemli sorumlulukları bulunuyor. Çünkü dünyamız hızla kirleniyor, doğal kaynaklar tükeniyor ve iklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha fazla hissediliyor. İşte bu nedenle “Sıfır Atık” anlayışı son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük önem kazandı.
Bu kapsamda Kayseri’de düzenlenen “Sıfır Atık Hedefleri ve Stratejik Yol Haritası Sonuç Konferansı” büyük ilgi gördü. Konferansta kamuoyuyla paylaşılan hedefler, sadece Kayseri için değil, Türkiye’nin çevre politikaları açısından da önemli mesajlar içeriyor.
Sıfır atık denildiğinde birçok kişinin aklına yalnızca çöplerin ayrıştırılması geliyor. Oysa bu anlayış çok daha geniş bir sistemi ifade ediyor. Amaç, atık oluşumunu en baştan azaltmak, oluşan atıkları geri dönüştürmek, yeniden kullanmak ve doğal kaynakları gelecek nesillere sağlıklı şekilde bırakmak.
Kayseri’nin hazırladığı stratejik yol haritası da tam olarak bu düşünce üzerine kuruldu.
Bugün evlerimizde her gün kilogramlarca çöp üretiyoruz. Plastik ambalajlar, cam şişeler, metal kutular, kağıtlar, elektronik atıklar ve gıda artıkları çoğu zaman aynı çöp poşetinde buluşuyor. Halbuki bunların büyük bölümü ekonomiye yeniden kazandırılabilecek değerli malzemelerden oluşuyor.
Uzmanlara göre geri dönüştürülebilen atıkların çöplüklere gitmesi hem ekonomik kayıp oluşturuyor hem de çevre kirliliğini artırıyor.
Kayseri’nin yeni hedefleri işte bu kaybı önlemeyi amaçlıyor.
Konferansta açıklanan yol haritasında özellikle belediyeler, sanayi kuruluşları, üniversiteler, okullar ve vatandaşların ortak hareket etmesi gerektiği vurgulandı.
Çünkü sıfır atık yalnızca belediyelerin çöp toplama hizmeti değildir.
Bu sistemin başarılı olabilmesi için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.
Evde çöpleri ayıran vatandaş…
Geri dönüştürülebilir ambalaj kullanan üretici…
Atığını azaltan fabrika…
Kağıt tasarrufu yapan okul…
Atık yağları ayrı toplayan restoran…
Hepsi aynı zincirin önemli halkalarını oluşturuyor.
Kayseri aynı zamanda Türkiye’nin en güçlü sanayi şehirlerinden biri.
Mobilyadan metal sanayisine, tekstilden gıdaya kadar birçok üretim tesisi burada faaliyet gösteriyor.
Sanayi üretimi arttıkça ortaya çıkan atık miktarı da artıyor.
İşte bu nedenle sanayi kuruluşlarının çevre dostu üretim tekniklerine yönelmesi büyük önem taşıyor.
Artık dünyada “üret-kullan-at” modeli yerini “üret-kullan-geri dönüştür-yeniden üret” anlayışına bırakıyor.
Buna döngüsel ekonomi adı veriliyor.
Bu model hem çevreyi koruyor hem de işletmelerin maliyetlerini düşürüyor.
Çünkü geri kazanılan hammaddeler yeniden üretimde kullanılabiliyor.
Bu da ithalat ihtiyacını azaltırken ülke ekonomisine katkı sağlıyor.
Konferansta dikkat çekilen önemli konulardan biri de eğitim oldu.
Çevre bilinci küçük yaşlarda kazanılıyor.
Okullarda çocuklara geri dönüşüm alışkanlığı kazandırılması geleceğin daha temiz şehirlerini oluşturacak.
Bugün çöpünü ayrıştırmayı öğrenen bir çocuk, yarının çevreye duyarlı yetişkini olacak.
Aynı şekilde ailelerin de çocuklarına örnek olması gerekiyor.
Evde kullanılan bez çantalar…
Tek kullanımlık plastiklerin azaltılması…
İsrafın önlenmesi…
Gıda artıklarının değerlendirilmesi…
Bunların tamamı sıfır atık kültürünün temelini oluşturuyor.
Kayseri’nin hedefleri arasında dijital takip sistemlerinin geliştirilmesi de yer alıyor.
Böylece hangi bölgede ne kadar atık oluştuğu ne kadarının geri dönüştürüldüğü ve hangi alanlarda eksiklik bulunduğu daha kolay takip edilebilecek.
Veriye dayalı yönetim sayesinde kaynaklar daha verimli kullanılabilecek.
Bugün birçok gelişmiş ülkede atık yönetimi artık teknoloji destekli sistemlerle yürütülüyor.
Akıllı konteynerler…
Doluluk oranını gösteren sensörler…
Mobil uygulamalar…
Elektronik takip sistemleri…
Bütün bunlar daha temiz şehirlerin kurulmasına katkı sağlıyor.
Kayseri’nin de bu dönüşüme hazırlanması geleceğe yapılan önemli yatırımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Sıfır atığın ekonomik yönü de oldukça dikkat çekiyor.
Geri dönüşüm sektörü yeni istihdam alanları oluşturuyor.
Toplanan atıkların ayrıştırılması, işlenmesi ve yeniden ekonomiye kazandırılması binlerce kişiye iş imkanı sağlayabiliyor.
Aynı zamanda enerji tasarrufu da sağlanıyor.
Örneğin geri dönüştürülen alüminyumun üretimi, sıfırdan alüminyum üretimine göre çok daha az enerji tüketiyor.
Kağıdın geri dönüşümü ise milyonlarca ağacın kesilmesini önlüyor.
Cam ve plastik geri dönüşümü de doğal kaynakların korunmasına önemli katkılar sunuyor.
Elbette bu hedeflere ulaşmak kolay olmayacak.
Vatandaşların alışkanlıklarını değiştirmesi zaman alacak.
İşletmelerin yeni yatırımlar yapması gerekecek.
Yerel yönetimlerin altyapıyı güçlendirmesi önem taşıyor.
Ancak uzun vadede elde edilecek kazançlar, yapılacak yatırımların çok daha üzerinde olacak.
Daha temiz sokaklar…
Daha az çevre kirliliği…
Daha düşük karbon salımı…
Daha verimli kaynak kullanımı…
Ve daha yaşanabilir şehirler…
İşte sıfır atık hareketinin en büyük kazanımları bunlar olacak.
Sonuç olarak Kayseri’de açıklanan Sıfır Atık Hedefleri ve Stratejik Yol Haritası, yalnızca çevreyi korumaya yönelik bir proje değil; aynı zamanda ekonomik kalkınmayı, sürdürülebilir üretimi ve toplumsal bilinçlenmeyi hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm programı niteliği taşıyor.
Unutulmamalıdır ki doğa bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan ödünç alınmış en değerli emanettir. Bugün çöpe attığımız her geri dönüştürülebilir malzeme aslında geleceğimizden eksilttiğimiz bir değerdir. Buna karşılık geri dönüştürdüğümüz her atık ise hem ekonomimize hem çevremize hem de gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli yatırım olacaktır. Kayseri’nin attığı bu adımın, Türkiye’nin diğer şehirlerine de örnek olması en büyük temennidir. Çünkü temiz bir çevre, güçlü bir ekonomi ve sağlıklı bir gelecek ancak ortak sorumluluk bilinciyle mümkün olacaktır.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













