Mplus Türkiye, yapay zekâ ile müşteri deneyimi ve operasyonel verimliliğinde fark yaratıyor

Mplus Türkiye, müşteri deneyimi süreçlerinde yapay zekâdan yararlanarak daha öngörülebilir, kişiselleştirilmiş ve veri destekli bir hizmet modeli oluşturuyor. Böylece hem müşteri taleplerine daha hızlı ve tutarlı yanıt veriliyor hem de süreçlerdeki tekrar eden iş yükünün optimize edilmesi mümkün kılınıyor. Şirketin kendi Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen Graia ve diğer yenilikçi yapay zekâ çözümleri sayesinde operasyonel verimlilik ölçülebilir şekilde artırılırken, çalışanların karar alma ve problem çözme gibi yüksek katma değerli becerilere yönelmesi teşvik ediliyor. Teknolojiyi iş süreçlerinde sürdürülebilir gelişimin bir parçası olarak gören şirket, sektördeki dönüşüm dinamiklerine aktif olarak katkı sunuyor.

Müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilikte yapay zekânın dönüştürücü gücü, iş hayatının en kritik dinamiklerinden biri haline geldi. Türkiye’nin lider bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, 2020 yılından bu yana yapay zekâyı operasyonlarına entegre ederek hem verimliliği artırıyor hem de çalışanlarının yeteneklerini geliştiriyor. Şirketin Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen ve bu dönüşümün merkezinde yer alan Graia, çok dilli çeviri kabiliyetiyle müşteri iletişimini hızlandırıyor, entegre copilot modülleriyle eğitim sürelerini yüzde 40 azaltıyor ve temsilcilerin daha stratejik görevlere odaklanmasını sağlıyor. Bu güçlü teknoloji altyapısıyla Mplus Türkiye, müşterilerine daha hızlı, esnek ve etkili çözümler sunarken hem iç operasyonlarında sürdürülebilir bir dönüşüm gerçekleştiriyor hem de rekabet avantajını güçlendiriyor.

Yapay zekânın müşteri deneyimindeki performansı, araştırmalarla da destekleniyor

Araştırmalar, müşteri deneyimini etkileyen unsurlar arasında yapay zekânın önemli bir paya sahip olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, müşteri deneyimindeki farklılıkların yaklaşık yüzde 26,4’ü yapay zekâya bağlı olarak açıklanabiliyor; bu etkinin yüzde 22,9’u ise doğrudan kişiselleştirilmiş hizmetlerden kaynaklanıyor. Yapay zekâ destekli araçlar, ortalama işlem süresini yüzde 40’a kadar azaltabilirken, ilk çağrıda çözüm oranlarını yüzde 35 oranında artırabiliyor. Ayrıca, çağrı sonrası işlem sürelerinde yüzde 50’ye varan bir azalma sağlanabiliyor. İş ve teknoloji konularına odaklanan bir Amerikan araştırma ve danışmanlık firması Gartner, 2025 yılının sonuna kadar müşteri hizmetleri kuruluşlarının yüzde 80’inin üretken yapay zekâyı uygulamalarını sistemlerine entegre etmiş olacağını öngörüyor. Küresel araştırma ve danışmanlık şirketi Forrester Research ise yapay zekâyı, insan yeteneklerini tamamlayan ve onları güçlendiren bir destek aracı olarak tanımlıyor. KPMG tarafından 2024 Müşteri yılında yapılan Deneyimi Mükemmeliyeti Araştırması, yapay zekâ kullanımına yönelik kişisel veri güvenliği (yüzde 51 Türkiye) ve yapay zekânın insan duygularını yeterince anlayamaması (yüzde 50 Türkiye) gibi önemli müşteri endişelerini ortaya koyuyor. Mplus Türkiye, bu endişelere karşı şeffaflık, güçlü veri güvenliği önlemleri ve insan-yapay zekâ iş birliği modelini benimsiyor. Bu dengeyi sağlayan temel araçlardan biri olarak öne çıkan Graia, müşteri iletişiminde hız sağlarken, çok dilli altyapısıyla global operasyonlarda erişilebilirliği artırıyor.

“Müşteri deneyimini anlamak, yapay zekânın yanı sıra insan odaklı bakış açısıyla mümkün”

Günümüz rekabet ortamında müşteri deneyiminin hızla değil, zekâyla da kazanıldığının altını çizen Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, müşteri beklentilerinin giderek daha karmaşık, çok boyutlu ve duygusal hale geldiğini söyledi. Hızlı, “Müşteri deneyimi artık yalnızca müşteri memnuniyetine indirgenebilecek bir konu değil. Karar alma süreçlerinde sezgi, etkileşimlerde duygu, çözüm üretiminde veri ve tüm bunların arkasında stratejik bir zekâ yer almalı. Başarılı bir müşteri deneyimi yönetimi, teknolojiyi insan anlayışıyla birleştirebilen bütünsel bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. Sadece süreçlerin değil, ilişkilerin de dönüştüğü bir çağda müşteri deneyimini anlamak, yapay zekânın yanı sıra insan odaklı bakış açısıyla mümkün. Bu vizyon da Graia ile hayat buluyor. Graia, teknolojiyi insan anlayışıyla birleştirerek müşteri etkileşimlerinde hız ve empatiyi aynı platformda sunuyor” dedi.

“Yenilikçi çözümlerimizle yüzde 80’e varan verimlilik artışı sağlıyoruz”

Mplus Türkiye’nin, yapay zekâ entegrasyonuyla müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilik alanlarında kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdiğini ifade eden Hızlı, “Ar-Ge ekibimiz tarafından geliştirilen yenilikçi çözümler sayesinde, iç operasyonlarımızda yüzde 80’e varan verimlilik artışı elde ediyoruz. Aynı zamanda çalışanlarımızın yeteneklerini geliştirerek küresel hizmet ihracatına da önemli katkılar sunuyoruz.  Bu alandaki başarımız, 2025 US Customer Experience Awards’ta CX İnovasyonunda Altın; Yapay Zekâ Uygulamasında Gümüş ödüllerle ve 2025 Artificial Intelligence Excellence Awards’ta finalist olarak gösterilmemizle uluslararası ölçekte de tanınıyor. Mplus Türkiye olarak, geleceğin müşteri deneyimini şekillendirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“Yapay zekâ, müşteri ihtiyaçlarına proaktif çözümler sunmamıza imkân tanıyor”

Mplus Türkiye & MENA Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ogan Atasagun ise, yapay zekânın, operasyonlarının dokusuna yerleşmiş stratejik bir ortak olduğunu söyledi. Yapay zekânın, karar vermeden uygulamaya kadar iş süreçlerinin her alanında ölçek, hassasiyet ve dönüşüm sağladığına dikkat çeken Atasagun, “Yapay zekâ teknolojileri, süreçlerimizi daha esnek ve uyarlanabilir hale getiriyor ve operasyonel karmaşıklığı da azaltıyor. Bu sayede kaynaklarımızı daha etkin kullanabiliyor, hızlı ve doğru karar alma mekanizmalarını işleyişimize entegre edebiliyoruz. Yapay zekâ, hem otomasyon sağlıyor hem de veri analizi ve öngörü yetenekleriyle riskleri minimize ederek müşteri ihtiyaçlarına proaktif çözümler sunmamıza imkân tanıyor. Bu bütünsel dönüşüm sayesinde operasyonel verimliliğimizi artırırken, çalışanlarımız stratejik görevlere odaklanarak daha katma değerli işler yapıyor. Böylece, müşteri memnuniyeti ve iş sürekliliği arasında sağlam bir köprü kuruyoruz” dedi.

“Graia yazılı talepleri anında 30’dan fazla dile çeviriyor”

Mplus’ın kendi Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen Graia, SmartAgent, AllSpace ve Totti gibi yenilikçi yapay zekâ çözümleriyle birlikte operasyonel verimlilikte yüzde 80’e varan artışlar sağladığını ifade eden Atasagun, şunları söyledi: “Özellikle Graia ile yazılı talepler anında 30’un üzerinde dile çevrilerek dil bariyerleri ortadan kalkıyor, görüşme süreleri kısalıyor ve entegra copilot modülleri ile eğitim süreleri yüzde 40 oranında azalıyor. Yapay zekâ, insan temsilcilerin yeteneklerini artırarak ve onları daha stratejik görevlere yönlendirerek iş gücünün dönüşümüne katkıda bulunuyor. Rutin görevleri otomatikleştiren yapay zekâ destekli araçlar, temsilcilerin müşterilerle daha karmaşık ve empati gerektiren sorunlara odaklanmaları için daha fazla zaman yaratıyor.”

Mplus Türkiye Hakkında

Türkiye’nin en büyük bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, ilk olarak 2000 yılında CMC Türkiye adıyla İstanbul’da kuruldu. Ocak 2020’de, Avrupa’nın en hızlı büyüyen BPO, Teknoloji ve Danışmanlık şirketler grubu Mplus’ın en büyük üyesi olarak faaliyet göstermeye başladı. Günden güne büyüyen BPO alanının BPTO dönüşümüne öncülük eden Mplus Türkiye, farklı sektörlerden global iş ortaklarını; kendi geliştirdiği yenilikçi entegre çözümlerinin yanı sıra başarılı iş dönüşümlerini sağlayacak bütünsel danışmanlık hizmetleri ile 360° çok kanallı iletişim ve insan odaklı müşteri deneyimi sunma hedeflerine ulaştırıyor. Türkiye ve Avrupa’daki 62 lokasyonda, 57 farklı ülkeden 300ü aşkın kuruma 15 binin üzerinde çalışanı ile 32 dilde hizmet veren Mplus Group’un Türkiye kadrosunda 9 binin üzerinde kişi görev alırken, 100’ün üzerinde projede, 10’dan fazla dilde müşteri deneyimi ve müşteri iletişimi desteği sunuluyor.

Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin;

Ahmet Doğan
Medya Direktörü

Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/Beyoğlu
Tel: 0212 255 00 12
Gsm:0536 892 88 21
http://www.brandworks.com.tr

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…