Mplus Türkiye, yüzde 71 genç çalışan profiliyle müşteri deneyimini dönüştürüyor

Türkiye’nin lider dış kaynak (BPO) hizmet sağlayıcılarından Mplus Türkiye, çağrı merkezi sektöründe genç yeteneklerin potansiyelini stratejik bir avantaja dönüştürüyor. Çalışanlarının yüzde 71’i Z kuşağından oluşan Mplus Türkiye, Mplus Academy çatısı altında sunduğu eğitim ve gelişim programlarıyla genç yeteneklerin becerilerini geliştirmeye odaklanıyor. Hibrit çalışma modeli ve dijital araçlarla desteklenen çalışma ortamıyla gençlerin hızlı öğrenme ve inovasyon yeteneklerini ön plana çıkaran Mplus Türkiye, insan odaklı yaklaşımıyla geleceğin iş gücünü şekillendiriyor.

Ar-Ge merkezinde geliştirdiği yapay zekâ destekli çözümlerle Business Process Technology Outsourcing (BPTO) dönüşümünde öncü rol üstlenen Mplus Türkiye, müşteri iletişiminde, genç yeteneklerin potansiyelini zirveye taşımayı amaçlıyor. Çalışanlarının yüzde 71’i Z kuşağından oluşan Mplus Türkiye, sektörde gençlerin tercih ettiği şirketler arasında yer alıyor. Z kuşağı çalışanlarının potansiyelini desteklemek için eğitim, mentorluk ve kariyer fırsatları sunan Mplus Türkiye, onların profesyonel gelişimlerini de destekliyor.

“Mplus Academy ile çalışanlarımızın becerilerini güçlendiriyoruz”

Gençlerin operasyonel verimliliği, teknoloji adaptasyonunu ve inovasyon hızını artırdığını belirten Mplus Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü (CHRO) Barış Şanlıoğlu, Z kuşağı çalışanlarının, çok kanallı ve dijital odaklı hizmet yapısına doğal bir uyum sağladığını söyledi. Gençlerin hızlı öğrenme, sorun çözme, sosyal medya ve dijital iletişim araçlarını etkin kullanma yeteneklerinin Mplus Türkiye için stratejik bir avantaj sunduğuna dikkat çeken Şanlıoğlu, “Genç yeteneklerin enerjisi ve dijital yetkinlikleriyle müşteri deneyimini yeniden tanımlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Mplus Academy çatısı altında sunduğumuz eğitim ve gelişim programlarıyla, genç çalışanlarımızın hem iş gücü verimliliğini artırıyor hem de bağlılık ve motivasyonlarını güçlendiriyoruz” dedi.

“Z kuşağıyla birlikte yarının müşteri deneyimi vizyonunu şekillendiriyoruz”

Z kuşağının iş hayatına getirdiği esneklik, açık iletişim ve anlamlı iş yapma disiplininin Mplus Türkiye’nin kurum kültürünün önemli bir rol oynadığını ifade eden Şanlıoğlu, “Gençlerin kendilerini ifade edebildiği bir çalışma ortamı sunmayı önemsiyoruz. Hibrit çalışma modelimiz ve insan odaklı yaklaşımımızla Z kuşağının beklentilerine yanıt veren, onların dinamizmini destekleyen bir yapı kurduk. Bugün genç yeteneklerin güçlü bir temsil oluşturduğu bir ekiple ilerliyoruz ve bu yapıyı onların etkisini artıracak şekilde büyütmek istiyoruz. Z kuşağının yenilikçi düşünme biçimi, teknoloji kullanımındaki çevikliği ve sorgulayıcı bakışı, müşteri deneyimi vizyonumuzu ileriye taşıyan en önemli unsurlardan biri ve onlarla birlikte yarının müşteri deneyimi vizyonunu şekillendiriyoruz. Bu kapsamda insan odaklı yaklaşımımız ve inovatif bakış açışımızla, Türkiye’de istihdam ve müşteri deneyimi dönüşümünün öncülerinden biri olmaya devam ediyoruz” diye konuştu.

Mplus Türkiye Hakkında

Türkiye’nin en büyük bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, ilk olarak 2000 yılında CMC Türkiye adıyla İstanbul’da kuruldu. Ocak 2020’de, Avrupa’nın en hızlı büyüyen BPO, Teknoloji ve Danışmanlık şirketler grubu Mplus’ın en büyük üyesi olarak faaliyet göstermeye başladı. Günden güne büyüyen BPO alanının BPTO dönüşümüne öncülük eden Mplus Türkiye, farklı sektörlerden global iş ortaklarını; kendi geliştirdiği yenilikçi entegre çözümlerinin yanı sıra başarılı iş dönüşümlerini sağlayacak bütünsel danışmanlık hizmetleri ile 360° çok kanallı iletişim ve insan odaklı müşteri deneyimi sunma hedeflerine ulaştırıyor. Türkiye ve Avrupa’daki 62 lokasyonda, 58’in üzerinde ülkeden 300’den fazla kuruma yaklaşık 15.000 çalışanı ile 32 dilde hizmet veren Mplus Group’un Türkiye kadrosunda 10.000’in üzerinde kişi görev alırken, 100’ün üzerinde projede, 10’dan fazla dilde müşteri deneyimi ve müşteri iletişimi desteği sunuluyor.

https://mplusgroup.eu/turkiye

Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin;

Ahmet Doğan
Medya Direktörü

Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/Beyoğlu
Tel: 0212 255 00 12
Gsm:0536 892 88 21
http://www.brandworks.com.tr

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…