ETYD, Tesis Yönetiminde Kurumsal Standartları Yükseltiyor

Entegre Tesis Yönetim Derneği (ETYD), üyelerine sunduğu eğitim, dayanışma ve standart geliştirme çalışmalarıyla sektörün kurumsallaşmasına öncülük ediyor. Dernek, insanı merkeze alan yaklaşımıyla uluslararası standartlara uyum, personel eğitimi, inovasyon ve teknolojik dönüşüm konularına odaklanıyor. ETYD Başkanı Özcan Aksu, “ETYD için yönetime konu olan tüm kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesini sağlamak en önemli yeniliktir.” diyor. Entegre Tesis Yönetim Derneği olarak tesis yönetimi alanında üyelerinize sunduğunuz destek ve hizmetleri bizimle paylaşır mısınız? Sektörümüzde temel unsur insandır. İnsanın pozitif yönde değişmesi ve gelişmesi ancak sürekli eğitim ile mümkün olmaktadır. Eğitime önem veren bir dernek olarak tesis yönetim firmaları ve üyelerimizin eğitiminin anlamını ve performansa katkısını bilmekteyiz. Sektör temsilcilerinin en önemli amacı, sektör ve bu sektörün temsilcileri arasında var olan dayanışmayı en üst seviyeye çıkarması, bu ilke çerçevesinde, tüm sektörü temsil eden dernek, firma, meslek mensupları görev ve sorumluluklarını icra ederken bireysellikten, özel amaç ve kişisel çıkarlardan uzak kalmayı kabul, beyan ve taahhüt etmelidirler. Bu ilkeler doğrultusunda; tesis yönetim sektöründe, proje bazlı ürün/ hizmet üreten firmaları bir çatı altında toplayarak, doğruluk ilkesine sahip çıkan, yeniliklere açık olunmalıdır. Teknoloji ve iletişim çağında yaşanan gelişmelerin tesis yönetim hizmetleri sektörünü kökten etkilediğini bildiğimiz için teknolojik gelişmelere gerekli önemi vermekteyiz. Önümüzdeki dönemde tesis yönetimi sektöründe inovasyon veya standart geliştirme adına hangi projelere odaklanmayı planlıyorsunuz? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı düzenlediği sektör ile ilgili güncel gelişmeleri, yasal düzenlemelerin ve birçok başlıkların ele aldığı zirvelere ve çalıştaylara katılmak projelerimizin başında geliyor. ETYD için yönetime konu olan tüm kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesini sağlamak en önemli yeniliktir. Yönetim ve işletme hizmetlerinin diğer bir önemli alt başlığı altında; teknik işletim ve onarım destekçileri, temizlik ve güvenlik hizmetlerinin desteklenmesi ve birlikte yol alınmasının sağlanmasıdır. ETYD sektöründe inovasyon veya standart geliştirme dikkat ettiğimiz başlıklar: Kaynak : Mallport Dergisi

Gaziantep’te ‘Dijitalleşmede Yeni Fırsatlar’ Paneli: TÜYAFED ve Sektör Liderlerinden Önemli Mesajlar

Gazintep’te organize edilen Türkiye’de İş Dünyası, “Dijitalleşmede Yeni Fırsatlar” başlıklı etkinliğe Türkiye’de İş Dünyası Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Celal Toprak Moderatörlüğün’de Tüyafed Başkanı Sayın Mustafa Çalış panelist olarak “Yazılım ve Digital Dönüşüm” hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Ayrıca Hizmet İhracatcılar Birliği Başkan Vekili ve Gaib Başkanı Sayın Fikret Kileci ve Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Sayın Aykut Gökmen önemli açıklamalatda bulundular. Birçok konuğun yoğun katılım sağladığı güzel program için Türkiyede İş Dünyası Ailesine ve nazik davetlerinden dolayı teşekkür ederiz. TÜYAD HAKKINDA TÜYAFED, Yazılım ve Bilişim sektöründe faaliyet gösteren dernekler tarafından bir araya gelinerek kurulan bir çatı kuruluştur. Federasyon olarak üç temel amacımız bulunmaktadır; Ekonomik, Sosyolojik politikalar ve stratejiler ile yurtiçi ve yurtdışında güçlü, büyük bir yönetim kadrosu ile hedeflerini oluşturmaktadır. Yurt içi faaliyetlerimiz olarak hedeflerimiz Yazılımda sektör birliği sağlayarak odalaşmak, Dijital Dönüşümü hızlandırmak, Akademi ve Sanayi Birliği, Türkiye geneli ticaret odalarında yazılım meclislerinin kurulması ve firmalar ile entegrasyonu, Endüstri 4.0 ve 5.0 Entegrasyonu, Gelişmekte olan bölgelerin kalkınması, Eğitim çalışmaları, Ar-ge Kuluçka merkezlerini oluşturulması, Yeni buluşlar ile birlikte Melek yatırımcıları bir araya getirmek olacaktır. Bu kapsamda oluşturulan komitelerin sağlıklı çalışmaları ile birlikte ülkemizin ekonomik refaha kavuşmasında TÜYAFED gerekli katkıları sağlayacaktır. Yurtdışı hedeflerimiz olarak Asya ve Avrupa’yı birleştirecek büyük proje ile birlikte  Türkiye Cumhuriyeti, Balkan Ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri, Kafkas ülkelerini ve Komşu ülkeleri tek bir çatı altında toplayarak yerli-yabancı yazılımları bir araya getirerek başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ülkelere  yazılım ve donanım ihracatlarının  önünü açmak ve ülkemize döviz girdisi sağlamaktır. Teknoloji transferleri sağlayarak ve katma değerli hale gelen  ihracatların yolunu açmak ve Yurt dışına açılmak isteyen mikro, kobi veya büyük ölçekte olan bütün üreticilerimize kurmuş olduğumuz yurt dışı temsilcilikleri ile birlikte kılavuz olmak. Ülkemizde yer alan şirketlerin Global ölçekli birer şirket olması için gerekli alt yapıyı oluşturmak temel hedefimizdir. Çalıştay hedeflerimiz olarak ta bütün sektörün duayenlerini ve deneyimli firmalarını bir araya getirerek katma değerli çalışmalar ile sektörel  bazlı  çalıştaylar yaparak dış pazarlarda üyelerimize ve üyelerine  rekabet edebilir koşullar oluşturmak temel  hedefimizdir.

İSTOÇ, ‘40. Olağan Genel Kurul’u ile yeni yönetimini belirledi.

“İSTOÇ’u dünya markası yapmayı hedefliyoruz” 1979 yılında 52 kurucu üye tarafından kurulan ve bugün züccaciyeden hırdavata, kırtasiyeden 2.el otomobile kadar 35 meslek grubunu barındıran Türkiye’nin en büyük toptancılar merkezi İSTOÇ, 40. Olağan Genel Kurulu’nu 20 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl vefat eden İSTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay’ın yerine, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Öner Yüksel getirildi. Öner Yüksel, İSTOÇ Saray Projesi’nde otel projesini iş merkezi projesine dönüştürüp AVM projesiyle beraber bağımsız bölüm halinde satmayı hedeflediklerini, tapuların alınmasının akabinde ise İSTOÇ’un yapı kooperatifinden işletme kooperatifi statüsüne geçmesi için adım atacaklarını kaydetti. Yüksel, “İSTOÇ’u dünya markası yapmak istiyoruz. Reklam ve tanıtım çalışmalarını bu yönde artıracağız” dedi. 1979 yılında 52 kurucu üye tarafından kurulan ve bugün züccaciyeden hırdavata, kırtasiyeden 2.el otomobile kadar 35 meslek grubunu barındıran Türkiye’nin en büyük toptancılar merkezi İSTOÇ, 40. Olağan Genel Kurulu’nu 20 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl vefat eden İSTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay’ın yerine, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Öner Yüksel getirildi.Genel Kurul’da Yönetim Kurulu’na seçilen diğer isimler, Aydın Deli, Ahmet Koç, Mehmet Duyulmuş, M. Mustafa Gönül, Muğdat Kargun, Tuncay Aslan, Kısmet Şener, İsmail Yanmaz, Mesut Öksüz, Kazım Zer olurken Denetim Kurulu’nda ise Fuat Çiftçi, Hasan Karakuş ve Necati Yaşar yer aldı. Faaliyet ve denetim kurulu raporlarının ele alınarak oy çokluğuyla onaylandığı Genel Kurul kapsamında İSTOÇ S.S. İstanbul Toptan Ticaret Depolama ve Küçük Sanayi Toplu İş Yeri Yapı Kooperatifi 2019 ve 2020 yıllarına ait bilançolar ve 2021’in tahmini bütçesi de paylaşıldı. Oylanan bütçe oy çokluğu ile Genel Kurul’da kabul edildi. Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, İSTOÇ’a uzun yıllar başkanlık eden ve yakın geçmişte hayatını kaybeden Nahit Kemalbay başta olmak üzere kuruma emek veren üyeleri anan İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Öner Yüksel, yeni yönetimin önümüzdeki dönemdeki hedeflerini aktardı. “Tapular alınınca işletme kooperatifine geçiş yapacağız” Öner Yüksel, yeni dönemde İSTOÇ’u dünya markası yapmayı amaçladıklarını kaydederek, bu yönde reklam ve tanıtım çalışmalarını artıracaklarını ve satış kanallarını geliştireceklerini açıkladı. Öner Yüksel, “Tüm dünyada rekabet dengelerinin değiştiği 21. yüzyıl tablosunda İSTOÇ, 1979 yılında bir hayalin peşinden atılan adımın gerçeğe dönüşerek bugüne değin varlığını sürdürdüğü, başarılı bir ticaret merkezi olma özelliğini koruyor. Biz de bu yıl 42. yılına giren İSTOÇ’un barındırdığı 35 ayrı sektörün zenginliğini dünya ticaretine taşıması ve marka olması vizyonuyla çalışacağız” değerlendirmesini yaptı. Yeni dönemde 1 milyar TL değerindeki İSTOÇ Saray Projesi’nde otel projesini iş merkezi projesine dönüştürüp AVM projesiyle beraber bağımsız bölüm halinde satmayı hedeflediklerini kaydeden ÖnerYüksel, “Projenin sonlandırılıp kooperatifi tasfiye ederek üye tapu sahiplerimizin hisselerini düşen geliri dağıtarak verdiğimiz sözü yerine getirmenin gururunu yaşamak istiyoruz” dedi. İSTOÇ’un yapı kooperatifi statüsünden işletme kooperatifine geçmesinin de hedeflendiğini açıklayan ÖnerYüksel, “Bu konuda gerekli hazırlıklarımızı tamamladık. Yaklaşık 300 işyerimizin tapusunu almayışı bu sürecin önünü tıkadı. Ancak tapuların alınmasının akabinde gereken adımları atacağız” diye konuştu. Trafik ve güvenlikle ilgili çalışmalar en üst düzeyde İSTOÇ’un en önemli sorunlarının başında trafiğin geldiğini hatırlatan Öner Yüksel, trafik sorununa karşı gerekli çalışmaların yapıldığını belirterek “İşlek bir ticaret merkezi olması dolayısıyla İSTOÇ’ta trafik sıfırlanamayacaktır ancak ticaret merkezinden transit geçiş yapan araçların giriş ve çıkışlarını azaltmamızın trafiğe etkisi çok olumlu oldu” dedi. 2019-2020 döneminde güvenlik önlemlerinin artırıldığına değinen Öner Yüksel, şöyle devam etti: “Güvenlik ekibine kalifiye personel alımı yapıldı. Ekibin ihtiyaç duyduğu araç, ekipman ve donanımın satın alınmasıyla güvenlik sorunları en aza indirildi. İSKİ ile yapılan çalışma sayesinde ise artık su saatleri…

TUİD Başkanı Pehlivan: Kriz tecrübesi bulunan Türkiye ve Ukrayna’nın potansiyeli yüksek

Türk Ukrayna İşadamları Derneği (TUİD) Başkanı Burak Pehlivan, AA muhabirine pandemi sonrasında Türkiye ve Ukrayna arasında oluşacak iş fırsatları hakkında bilgi verdi. Koronavirüs pandemisi nedeniyle dünya ekonomisinde kartların yeniden dağıtıldığı, büyük değişim ve dönüşümlerin gerçekleşeceği bir dönemin yaşanacağını anlatan Pehlivan, bu dönemin aynı zamanda bilinmezliklerle dolu olduğunu söyledi. “Yeni şartlara hızla uyum sağlayanın bugüne kadar hiç olmadığı kadar avantajlı çıkacağı yeni bir döneme giriyoruz.” diyen Pehlivan, şunları kaydetti: “Kriz deneyimi olmayan, bu kadar çetin kriz şartlarıyla yaşayan hiçbir neslinin karşılaşmadığı batıya, gelişmiş ülkelere göre kriz deneyimi yüksek Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerin karşılaştırmalı üstünlükleri olabilecekleri bir ekosistem ile karşı karşıyayız. İmkan ve kabiliyetlerimizi doğru tanımlayabilir, yeni şartlara bekleyerek değil, stratejilerimizi doğru bir biçimde oluşturarak, çalışarak, her daim enerjimizi ve azmimizi koruyarak girebilirsek, kriz sonrası dönemde bambaşka bir dünyaya uyanabiliriz. Türkiye ve Ukrayna ekonomik ve ticari ilişkilerinin yeni bir evreye taşınması için önümüzde, bugüne kadar hiç olmadığı kadar büyük bir potansiyel var. Ve bu potansiyeli realize etmeye geçmişten çok daha hazır bir iş dünyasına ve elverişli ekosisteme sahibiz.” “Ukrayna’da ekonominin geri gelişi yine hızlı olacak” Koronavirüs krizinin tüm dünyayı derinden etkilediği gibi Ukrayna ekonomisi de etkilediğini belirten Pehlivan, hükümetin tahminine göre ekonominin 2020’de yüzde 3,6 küçüleceğini söyledi. İlk olarak 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla müthiş bir şok yaşayan, birkaç yılda ekonomisi yarıdan fazla küçülen Ukrayna’nın, 2009 yılında yüzde 16 küçüldüğünü hatırlatan Pehlivan, “Yaşadığı tüm krizler Ukrayna’nın serbest piyasa ekonomisine adaptasyonunu hızlandırmış, yapısal reformlar için katalizör etkisi yapmış, dış ticarette liberalleşmeye gidilmesini sağlamış, batı ile bütünleşme kadar aralarında Türkiye’nin de yer aldığı eski ve yeni ticaret ortaklarıyla ilişkileri güçlendirmişti. Krizlere alışkın, daha kötüsünü defalarca görmüş Ukrayna’da ekonominin geri gelişi de yine hızlı olacak, hatta ileriye dönük daha sağlıklı büyüme oranları yakalanabileceği, ülke için refah artışının ivmeleneceği bir ekosisteme girmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.” diye konuştu.  Tarım potansiyeli Ukrayna’nın en büyük avantajı  Pehlivan, Ukrayna’nın, dünyanın en değerli toprağı olan kara toprağın (çernozyom), Dünya rezervlerinin üçte birini ve yine Avrupa’nın ekilebilir, dikilebilir topraklarının yüzde 30’unu sınırları içerisinde bulundurduğunu söyledi. Ülkenin 42 milyon hektarlık tarım arazisine sahip bir tarım devi olduğunu aktaran Pehlivan, “Ukrayna, Avrupa Birliği’ne geçtiğimiz yıl yaptığı 7,26 milyar dolarlık tarım ihracatı ile birliğin, Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya’dan sonra en büyük 3. gıda tedarikçisi haline gelirken, AB’nin 2019 yılındaki tarım ve gıda ürünleri ithalatındaki artışın yarıdan fazlası Ukrayna’dan kaynaklandı. Geçtiğimiz yıl yüzde 18,8 artışla 22,4 milyar dolara ulaşan tarım ürünleri ihracatının Ukrayna’nın toplam ihracatındaki payı ise yüzde 39’dan, yüzde 44’e çıktı.” bilgilerini verdi.  Tarım makine sanayisine Ukrayna çağrısı Ukrayna’da bu ay çıkan yasayla 2001 yılında kabul edilen ve tarım arazilerinin alım satımını yasaklayan moratoryumun iptal edildiğini aktaran Pehlivan, şöyle konuştu: “Ukrayna’da tarım arazilerinin alım satımının önü açıldı. İlk etapta 100 hektara kadar araziler alınıp satılabilecek. 2024’ten sonra ise bu sınır 10 bin hektara çıkarılacak. Bu yasa iki açıdan önemli. Birincisi 20 yıl sonra Ukrayna’da tarım arazisi piyasası oluşturuyor. İkincisiyse 100 hektarlık sınırlandırma mevcut tarım tekelleri dışında alternatif tarımın da önünü açacak. Mevcut durumda, araziler alınıp satılamadığı için çiftçi bankaya arazisini teminat olarak gösteremiyor ve finansmana ulaşamıyordu. Türk firmalarımız açısından böylece yeni konjonktürde iki fırsat ortaya çıkıyor. Seracılık, bağ, bostan tarımı konusunda müthiş bir altyapısı olan, know-howa, ticaret deneyimine ve sermayesine sahip Türk tarım firmalarımız Ukrayna’da müthiş potansiyeline rağmen emekleme noktasında olan bu alanda geniş iş birliği…

Araç Değer Kaybı Tazminatı Konusunda TÜSED’den Uyarı!

Son zamanlarda araç değer kaybı hususunda basında çıkan haberlerle ilgili olarak TÜSED Türkiye Sigorta Eksperleri Derneği’nden açıklama geldi. Kaza sonrası araç değer kaybı tazminatlarının araç sahipleri tarafından talep edilemediği, değer kaybı rapor tanzimlerinin sıra usulüyle ataması prosedürüne aykırı davranıldığı gibi ifadelere rastlandığını, fakat bunların doğru olmadığını dile getiren TÜSED ve TOBB SEİK Başkanı Ahmet Nedim Erdem “Birçok araç sahibi, araç değer kaybı konusunda yeterince bilgi sahibi değil. Araçlardaki değer kaybının, sigorta şirketleri tarafından hesaplandığı, hak kaybının yaşandığı ve hatta talep edilen tazminatların ödenmediği şeklinde söylemler var. Değer kaybı tazminatları, sigorta şirketleri tarafından değil; Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden sıra esasına göre atanan, ilgili branşta ruhsat sahibi, bağımsız ve tarafsız sigorta eksperleri tarafından hesaplanmaktadır.” dedi. Öte yandan Erdem, kaza geçmişi olan araçların alım-satımında; araç değer kaybı belgesinin zorunlu kılınması durumunda, özellikle ağır hasar kayıtlı, yüksek TRAMER kayıtlı, değişen-boyanan parçası fazla olan araçların fiyatlarının, orijinalliği korunmuş araçlara göre düşeceğine ve ikinci el araç alacak kişilerin mağduriyetinin önüne geçileceğine  dikkat çekti. Araç sahipleri değer kaybını nasıl hesaplatabilir? Trafik kazalarının ardından araçta oluşan fiziksel zararların onarım bedelinin yanı sıra, sigorta poliçelerinin değer kaybı zararını da tazmin ettiğini belirten Erdem,  “Eğer bir kaza yaptıysanız ve kaza nedeniyle aracınızda oluşan değer kaybının hesap edilmesini istiyorsanız, E-Devlet üzerinden ( https://www.turkiye.gov.tr/sbgm-eksper-atama ) veya Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ nin (SBM) web sayfası üzerinden ( www.sbm.org.tr ) online “İşlemler” menüsü altındaki “Eksper Atama” adımlarını takip ederek değer kaybı raporu için eksper ataması yapabilir, ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesini düzenlemiş olan sigorta şirketinden de talepte bulunulabilirsiniz. Vatandaşın talebi sonrasında sistem, sıra esasına göre dosyaya eksper ataması yapmakta; atanan ilgili branştaki ruhsat sahibi, tarafsız ve bağımsız sigorta eksperi hak sahibi ile temasa geçerek araç üzerindeki değer kaybını ilgili mevzuat çerçevesinde, tam, doğru ve eksiksiz olarak tespit ederek raporunu oluşturmaktadır. Ekspertiz raporunda tespit edilen tutar, Sigorta Şirketi tarafından değerlendirilerek tazminat ödemesi doğrudan hak sahibinin banka hesabına kesintisiz olarak yapılmaktadır.” diye ekledi. Değer kaybı rapor ücreti kusur oranına göre ilgili sigorta şirketleri tarafından karşılanmaktadır. Sigorta şirketinin, değer kaybı tazminat talebini tamamen veya kısmen reddetmesi veya talebe, başvuru tarihinden itibaren 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermemesi halinde; yine araç sahibinin, Sigorta Tahkim Komisyonu’na (http://www.sigortatahkim.org/ ) şahsen ya da posta yoluyla başvurabileceği belirtildi.  Değer Kaybı Raporu tanzimi için eksperler nasıl görevlendiriliyor? Değer Kaybı Raporu tanziminde, ilgili tüm taraflar için güvenin tesis edilmesi amacıyla atamaların SBM sistemi üzerinden sıra esasına göre yapıldığını dile getiren Erdem, “Son zamanlarda sıra usulü atama yapılmadığı yönünde söylemlere de rastlamaktayız; bu söylemlere itibar edilmemesini rica ederiz.  Sigorta eksperleri camiası olarak,  sıra usulü atamayı, hak sahiplerinin menfaatlerinin korunması ve mesleğimizin saygınlığı için bir teminat olarak görmekte olduğumuz gibi, bu sistemin kurallar çerçevesinde sağlıklı işlemesi için verdiğimiz çaba da herkesin malumudur” dedi. “Kaza geçmişi olan her araç için yasal düzenleme getirilmeli” Öte yandan kaza geçmişi olan araçların ikinci el satışı esnasındaki değer düşüklüğünün hali hazırda mutlak bir hesabı bulunmadığına değinen Erdem, araçların alım-satımında, değer kaybı belgesinin zorunlu kılınması durumunda özellikle ağır hasar kayıtlı, yüksek TRAMER kayıtlı, değişen-boyanan çok parçası olan araçların fiyatlarının, orijinalliği korunmuş araçlara göre düşeceğine ve 3’üncü şahısların alım-satımdaki mağduriyetinin önüne geçileceğine de dikkat çekti. Erdem, açıklamalarına, “Kaza geçmişi olan aracın değer kaybı, alıcı ve satıcı arasında pazarlık usulü ile belirleniyor. Bu durum tarafların en azından birinin mağduriyetine sebep…