TEMİZLİK KÂĞITLARI VE TEKNOLOJİLERİ SEKTÖRÜNÜN LİDERLERİ İLK KEZ İSTANBUL’DA BULUŞTU!

Temizlik kâğıdı ve teknolojileri sektörünün dünyadaki en büyük paydaşları, Paper & Tissue Expo İstanbul’da ilk kez aynı çatı altında buluştu. Sektöre dikkat çekmek, ekonomik büyüklüğünü ve çevresel sürdürülebilirlikteki rolünü vurgulamak amacıyla hayata geçirilen fuar, daha ilk gününden büyük ilgi gördü. Kâğıt Sanayi Vakfı Başkanı ve Lila Kâğıt Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Öğücü, kâğıt ve karton sanayiinin son 5 yılda yapılan yatırımlarla birlikte kapasitesinin %36 artarak 7,8 milyon ton seviyesine ulaştığını vurguladı. Fuar, 3 gün boyunca sektörün önde gelen katılımcılarını ve profesyonel ziyaretçilerini aynı çatı altında buluşturacak.

İstanbul, Küresel İş Birliklerinin Yeni Buluşma Noktası

26-28 Mayıs tarihlerinde gerçekleşen, toplam 18 ülkeden sektör liderlerinin yer aldığı fuarda, ABD, Çin, Almanya, Fransa ve Hindistan gibi ülkelerden katılımcılar yer aldı. İstanbul’un stratejik konumu ve güçlü altyapısı, şehri bu alanda küresel iş birliklerinin yeni merkezi haline getirmeye aday gösterdi. Dünyanın dört bir yanından, alanında öncü firmaların katılım gösterdiği etkinlikte temizlik kâğıdı ve teknolojileri alanındaki en yeni ürün ve çözümler üç gün boyunca sergilenecek. Dash Fuarcılık organizasyonuyla gerçekleştirilen fuar, yalnızca sektördeki en son teknolojileri tanıtmakla kalmadı, aynı zamanda temizlik kâğıdı sektörünün ekonomik hacmini ve geleceğe dair hedeflerini de gündeme taşıdı.

“Fuarı Her Yıl Düzenleyerek İstanbul’u Bir Merkez Yapmak İstiyoruz”

Fuarın açılış konuşmasını yapan Fuar Direktörü Sinem Akgöl, “Temizlik kâğıdı sektörü, ekonominin en önemli yapı taşlarından biri. Paper & Tissue Expo İstanbul, lider yerli firmaların yanı sıra küresel ölçekte firmaları da ağırlayacak. İstanbul’un kolay ulaşılabilir konumu, çevre ülkelerden gelen ziyaretçiler için büyük lojistik avantaj sağlıyor. Fuarımız, her yıl düzenlenerek bölge ülkelerdeki potansiyel alıcılarla üreticileri buluşturan stratejik bir merkez hâline gelecek.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sektör Hacminin 2029 Yılına Kadar 10 Milyon Tona Ulaşması Bekleniyor”

Fuarda üç gün boyunca sektörün nabzının tutulacağına işaret eden ve sektördeki büyümeye dikkat çeken İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, “Temizlik kâğıdı sektöründeki yatırımların %80’i son 15 yıl içinde gerçekleşmiş, genç ve potansiyeli son derece yüksek bir sektördür. Bütün dünyada temel ihtiyaç malzemesi olan temizlik kâğıtları ürünlerinin tüketimindeki artış trendi hızla yükseliyor. Bu doğrultuda, Türkiye’deki temizlik kâğıdı sektörü sanayisi de son 10 yılda üretim kapasitesini %60, üretim hacmini ise %50 oranında artırdı. 2024 yılında 8 milyon ton üretim gerçekleştiren temizlik kâğıdı sektörü paydaşlarını yürekten tebrik ediyorum. Sektördeki hacminin 2029 yılına kadar 10 milyon tona ulaşması bekleniyor” dedi.

“Sektördeki Geri Dönüşüm Oranı %53 Seviyelerinde”

Fuarın ana sponsoru Essel, sektörün önde gelen markalarından biri olarak etkinlikte yer aldı. Türkiye genelinde birçok tesise sahip Lilla Kâğıt, geniş üretim ağıyla dikkat çekerken; İzmir merkezli Viking Kâğıt, kahverengi ve mavi temizlik kâğıtları gibi niş ürünlerle fark yaratıyor.

Kâğıt Sanayi Vakfı ve Lilla Kâğıt Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Öğücü, son 5 yılda yatırımlarla sektör kapasitesinin %36 artarak 7,8 milyon tona ulaştığını belirtti. Üretimin 5,7 milyon ton, tüketimin ise 6,9 milyon ton seviyelerinde olduğunu ifade eden Öğücü, “Tüketim üretimden fazla. İhracatta temizlik kâğıtları %47, ambalaj kâğıtları ise %25 paya sahip” dedi.

Sektörün girdilerinin %74’ü atık kâğıt, %24’ü selüloz ve %2’si dolgu malzemelerinden oluştuğunu söyleyen Öğücü, “Atık kâğıt toplama oranımız %73, geri dönüşüm oranımız ise %53 seviyesinde. Bunu en az %60’a çıkarmayı hedefliyoruz. %20’lik kaybı teknoloji ve inovasyonla azaltmalıyız” diye ekledi.

“Türkiye’de Geri Dönüştürülmüş Kâğıt Kullanımını Yaygınlaştırmamız Gerekiyor”

ICM Makine Genel Müdürü Çınar Ulusoy da sektördeki gelişmelere ve geri dönüşümden yararlanma oranlarına değinerek, şu bilgileri aktardı:

“Türkiye sürdürülebilirlik konusunda biraz geri kaldı. Türkiye’deki müşteriler geri dönüştürülmüş kağıtları kullanmaya pek sıcak bakmıyor. Kullandıkları kâğıdın daha beyaz renkli olmasını ve temiz görünmesini tercih ediyorlar. Gelişmiş ülkelerdeki müşteri alışkanlıkları daha farklı; kahverengi, koyu yeşil renkli geri dönüştürülmüş kağıtlar daha çok tercih ediliyor. Tüketicileri bu konuda daha fazla bilinçlendirmemiz gerekiyor.”

Selüloz Yok, Ama Geri Dönüşümde Lider

Türkiye’de selüloz üretimi yapılmamasına rağmen, sektör geri dönüşüm odaklı üretim modeliyle sürdürülebilirlikte örnek teşkil ediyor. Kullanılmış kâğıtların yeniden işlenmesiyle elde edilen hammaddeler, üretim süreçlerinde başarıyla kullanılıyor. Bu da hem çevresel etkiyi azaltıyor hem de ekonomiye ciddi katkı sağlıyor.

Medya İletişimi için;

Emrecan Çalışkan – 0530 345 62 26

emrecan.caliskan@brandistanbulpr.com

Batuhan Serim – 0530 345 43 15

batuhan.serim@brandistanbulpr.com

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…