IFCO, MODANIN RİTMİNİ İSTANBUL’UN ENERJİSİYLE BULUŞTURUYOR!

Sektörün merak ile beklediği buluşması IFCO İstanbul Fashion Connection, moda dünyasının nabzını tutmaya devam ediyor. Moda endüstrisinin merakla beklenen yeni sezon tasarımlarına ev sahipliği yapacak olan IFCO, 5-8 Şubat 2025’te ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Avrupa’nın en büyük Hazır Giyim ve Moda Fuarı IFCO, her zaman olduğu gibi yenilikçi tasarımları, güncel trendleri, lider tasarımcıları ve markaların üst düzey isimlerini modanın kalbi olan İstanbul’da bir araya getiriyor.

Söz konusu fuara kadın, erkek, çocuk giyim, deri ve kürk konfeksiyon, denim ve spor giyim, abiye ve damatlık, iç giyim ve çorap ürün grupları ile hazır giyim perakende sektörünün öncü firmalarından 500’ün üzerinde firma katılım sağlayacak.

IFCO; yerli ve yabancı büyük hazır giyim üreticileri, uluslararası zincir mağaza, department store satın alma yöneticileri, kendi markası için koleksiyon yaptıran uluslararası marka ve zincirlerin yöneticileri, belli ürün gruplarında uzmanlaşmış mağazaların yöneticileri, online satış platformlarının yöneticileri, ithalatçı, toptancı firmalar, distribütörler, tasarımcılar, kendi markasıyla üretim yaptıranlar gibi geniş bir yelpazeye sahip ürün gruplarını bir çatı altında birleştiriyor.

Markalar Özel Bölümünde, hazır giyim sektöründe markalaşmış, dünyanın birçok noktasına ihracat yapan ve koleksiyonları ile ön palana çıkan firmalar yer alıyor. Önceki yıllarda dünyanın her yerine ihracat yapma kapasitesi olan çok sayıda yerli markaya ev sahipliği yapan IFCO, bu sezon da İpekyol, Kiğılı, Damat, Naramax, Rojbey, Armine, Markahub, Jimmy Key, Kayra, NCS, Jakamen ve Sabri Özel gibiuluslararası müşteri ağlarını genişletmek isteyen yerli markaların buluşma noktası olacak.

IFCO fuarında ziyaretçiler, Türk moda tasarımcılarına özel olarak ayrılan The Core İstanbul alanını da gezerek Türk modacıların son trend tasarımlarını da inceleyebiliyor. Türkiye’nin önde gelen moda tasarımcılarını ve hazır giyim markalarını uluslararası alıcılar ile bir araya getirerek marka ve tasarımcıların koleksiyonlarını ticari faaliyete dönüştürme olanağı sağlayan IFCO Fuarı’nda bulunan The Core İstanbul, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor.

IFCO, 2025’in ilk edisyonunda bebek ve çocuk giyim firmalarının da yoğun katılımı ile sektörü bir araya getirecek. Bebek ve çocuk giyim üreticileri, ihracat hacmini Hazır Giyim ve Moda Fuarı IFCO ile artırmayı hedefliyor. 

IFCO çatısı altında yer alan Fashionist bölümünde ise, abiye, gelinlik, damatlık kategorisindeki önemli markalar birbirinden farklı tasarımları, yenilikçi renkleri ve dinamik stilleri ile fuara renk katıyor. Hazır giyim ve tekstil sektöründe uzun yıllara dayanan tecrübe, tasarım gücü ve üretim kalitesi ile öne çıkan abiye giyim firmaları sergiledikleri ürünler ile yurt içi ve yurt dışından gelen alıcıların yoğun ilgisini çekiyor.

IFCO çatısı yer alan Linexpo’da ise sektörün önde gelen iç giyim, gecelik, çorap, tayt, mayo firmaları son moda ürünlerini ziyaretçilerine sunuyor. Linexpo, defile ve görsel şovlarla ziyaretçilere görkemli bir görsel şölen sunuyor.

8 holde 30 binden fazla ziyaretçisini ağırlayamaya hazırlanan 550’nin üzerindeki IFCO katılımcıları ile AB ülkeleri, İngiltere, Rusya ve Orta Doğu başta olmak üzere dünya genelindeki birçok firmadan gelen alıcılar firmalar ile yeni iş birliklerine imza atacaklar.

Fuar Davetiyesi için tıklayın >>>

https://www.ifco.com.tr/tr/fuar/yaka-karti-olustur?visitor
  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…