Mekanların hava kalitesi performans ve verimliliği doğrudan etkiliyor!

pr

Kapalı mekanlardaki iç hava kalitesinin performans ve verimlilik üzerinde doğrudan bir etkisi bulunuyor. Doğru dizayn edilmiş ve doğru kullanılan havalandırma sistemleri ile ortam sıcaklığının yanı sıra optimal seviyide hava kalitesi elde edebilmek mümkün. Systemair Türkiye Satış Direktörü Şahin Büyükkaya, mekanların hava kalitesinin iyileştirilmesi için alınacak temel önlemleri ve doğru havalandırma sistemlerinin kullanımının kritik bir rol oynadığını vurguluyor.

Kapalı mekanlarda iç hava ölçümleri sürekli yapılmalı!

Ev ortamındaki iç hava kalitesinin kontrol altında tutulması genellikle  daha kolayken, iş yerleri ve endüstriyel tesislerde bu durum daha karmaşık hale geliyor. Büyükkaya, sağlıklı bir hava kalitesi için oksijen yoğunluğu düşük havanın dışarı atılması ve yerine taze, oksijen açısından zengin havanın verilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin en doğru şekilde yönetilmesi için iç hava kalitesinin sürekli ölçülmesi ve bu ölçüm değerlerine göre   ısı geri kazanım ünitesine sahip bir havalandırma sistemi ile mahal havalandırmasının yapılması gerektiğini belirtti.Doğru dizayn edilmiş havalandırma sistemleri, iç mekana yeterli miktarda taze hava sağlayarak ortam hava kalitesini optimal seviyede tutabileceğini ifade etti.

 Kayıp ve kaçağa dikkat!Büyükkaya, işletmelerde çalışan sağlığını korumak ve hava kalitesini artırmak için iki temel kriterin olduğunu belirtti. Büyükkaya’ya göre bunlardan ilki, mekan için gerekli taze hava miktarının doğru hesaplanması ve uygun yöntemlerle iç ortama verilmesi. İkincisi ise havalandırma sistemlerinin maksimum enerji verimliliği ile çalıştırılması. Bu noktada, işletmelerdeki havalandırma sistemlerinde kayıp ve kaçakların önlenmesi gerektiğini vurgulayan Büyükkaya, dışarıya atılan egzoz havasından maksimum ısı geri kazanımının sağlanmasının da kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti.

İç hava kalitesi uzun vadeli başarı için hayati önemde

Hem çalışanın beden ve ruh sağlığı hem de maksimum verimli çalışma ortamı için iç alan hava kalitesini sağlamanın bir zorunluluk olduğunu ifade eden Büyükkaya, “Havalandırma sistemlerinin maksimum fayda ile çalışması için yeterli taze havanın sağlanması ve kullanılan havalandırma sisteminin gerekli standartlara uygun şekilde filtasyon sistemlerine sahip olması gerektiğini belirtti.İç ortam konforu için mekanın ısıtma, soğutma ve nem ihtiyacının doğru hesaplanması ve bu ihtiyaçlara uygun cihazların seçilmesi gerek. Havalandırma sistemleri ,ısı geri kazanım sistemi ve yüksek verimli fan-motor uygulamaları ile maksimum verimlilikte çalıştırılabilir.Ayrıca  otomasyon sistem entegrasyonu da gerekli iç hava kalitesi için havalandırma sistemlerinin verimliliğini artıran önemli bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor.” diyerek mekanların hava kalitesinin ve havalandırma sistem verimliliğinin yalnızca çalışan sağlığı ve yaşam kalitesi için değil, işletmelerin uzun vadeli başarısı için de hayati bir öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor.

www.systemair.com/tr-tr

Systemair ve Systemair Türkiye Hakkında:

Gerald Engström tarafından 1974 yılında İsveç’te kurulan global iklimlendirme devi Systemair, dünya çapında başta klima santralleri olmak üzere fanlar, hava dağıtım ekipmanları, hava perdeleri ve soğutma ürünleri alanında üretim yapmaktadır. Avrupa, Kuzey Amerika, Ortadoğu, Asya, Avusturalya ve Afrika olmak üzere toplam 52 ülkede faaliyet gösteren Systemair’in 29 fabrikası bulunup küresel çapta yaklaşık 6 bin 600 kişiye istihdam sağlamaktadır. Global iklimlendirme devi Systemair, ismini faaliyet alanı olan Havalandırma, Soğutma ve Klima kelimelerinden alan Türk firma HSK’nin yüzde 90 hissesini 2012 yılında satın aldı. Fabrikalar, alışveriş merkezleri, havalimanları, şehir hastaneleri, acil durum hastaneleri, endüstriyel tesisler gibi dev projelerin iklimlendirmesini sağlayan klima santralleri sektöründe Türkiye pazarını domine eden Systemair; ofisler, fabrikalar, hastaneler, okullar, AVM’ler gibi toplu alanlara yaptığı yatırımlarla pazarın en çok talep gören firmaları arasında yer almaktadır. Özellikle de son zamanlarda veri merkezi soğutma çözümleriyle globalde adından söz ettiren Systemair, yaptığı yatırımlarla dünyadaki veri merkezi soğutma çözümlerine yeni bir soluk getirmeyi hedeflemektedir. Systemair’in, Dilovası Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde 2018 yılında yaklaşık 28 bin metrekare alan üzerinde kurduğu fabrikası, Türkiye’nin “Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik” anlamına gelen LEED Gold Sertifikası’na sahip ilk klima santrali fabrikası unvanına sahiptir. Temel misyonu “mekânların iç hava kalitesini artırıp insanlara temiz hava sağlamak” olan Systemair Türkiye, bu hizmeti sunduğu tüm cihazlarını Dilovası’ndaki fabrikasında üretmektedir. Türkiye’de klima santrali pazarını domine eden Systemair, modern fabrikası ile yılda 4 bin 500 adet klima santrali üretebilecek kapasiteye sahiptir. Ürünlerini 25’ten fazla ülkeye ihraç eden Systemair Türkiye, aynı zamanda şirketin global arenada 9 teknik merkezinden biri olarak yeniliklere öncülük etmektedir. Avrupa’nın en son teknolojiye sahip Veri Merkezi Test Laboratuvarı 365 Performance Center’ı da bünyesinde bulunduran Systemair Türkiye, fabrikası içinde hayata geçirdiği bu merkezle Avrupa’nın en yüksek kapasiteli veri merkezi test laboratuvarı konumunda bulunmaktadır

Kayıp ve kaçağa dikkat!Büyükkaya, işletmelerde çalışan sağlığını korumak ve hava kalitesini artırmak için iki temel kriterin olduğunu belirtti. Büyükkaya’ya göre bunlardan ilki, mekan için gerekli taze hava miktarının doğru hesaplanması ve uygun yöntemlerle iç ortama verilmesi. İkincisi ise havalandırma sistemlerinin maksimum enerji verimliliği ile çalıştırılması. Bu noktada, işletmelerdeki havalandırma sistemlerinde kayıp ve kaçakların önlenmesi gerektiğini vurgulayan Büyükkaya, dışarıya atılan egzoz havasından maksimum ısı geri kazanımının sağlanmasının da kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti

Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin;

Jülide Çağlı
Medya Grup Direktörü

Adres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst.
Tel: 0212 243 08 07

GSM: 0 530 944 71 76

E-posta: julidecagli@brandworks.com.tr

http://www.brandworks.com.tr

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…