Gıda endüstrisinin global buluşması F İstanbul 2025 başladı.

Federal Fuar ve So Fuar iş birliği ile “Sürekli Yeni Ticaret Bağlantıları” mottosuyla düzenlenen F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri İhracat Fuarı, kapılarını açtı. T.C. Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat ve Türkmenistan Tekstil Sanayi Bakanı Sayın Nurmuhammet Orazgeldiyev’in teşrifleriyle ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan fuar, bu yıl 17 ülkeden katılımcı ve 120 ülkeden kayıtlı sektör profesyonelerine ev sahipliği yapıyor. 5 Temmuz’a kadar sürecek olan fuar, 700’den fazla stantta 17 ülkeden 1000’i aşkın katılımcı markaya ev sahipliği yapacak. Fuarın bu yılki onur ülkesi Türkmenistan oldu.

Türkiye’de organize edilen; işlenmiş gıda, içecek, şekerleme, gıda katkı maddeleri, gıda işleme ve ambalaj endüstrisi dahil gıda sanayisinin tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleşen en geniş kapsamlı fuar olan F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri İhracat Fuarı, kapılarını ziyaretçilerine açtı. 5 Temmuz’a kadar İstanbul Fuar Merkezi’nde devam edecek ve bu yılki onur ülkesi Türkmenistan olan fuarın açılışı; T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Türkmenistan Tekstil Sanayii Bakanı Nurmuhammet Orazgeldiyev’in teşrifleri, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gültepe, Türkmenistan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mergen Gordov ve So Fuar Grubu Kurucusu Özgür Sofuoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi.

“Gıda endüstrisinin en büyük paydaşlarını ‘Sürekli Yeni Ticaret Bağlantıları’ mottosuyla bir araya getiriyoruz”

Açılış konuşmasında F İstanbul’un gıda endüstrisindeki önemine değinen So Fuar Grubu Kurucusu Özgür Sofuoğlu, “Gıda endüstrisinin her yıl gerçekleştirdiği milyarlarca dolarlık ihracat başarısı sayesinde Türkiye’nin ekonomisine, üretimine ve istihdamına sağladığı katkı, fuarların yarattığı katma değer sayesinde her geçen gün daha da ivme kazanıyor. Bunda hiç kuşku yok ki sahip olduğumuz yüksek ürün çeşitliliği, iklim ve coğrafi avantaj, dört mevsimin yaşanması ve buna bağlı olarak verimlilik geliyor. Aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi büyük pazarlara olan lojistik yakınlık da ihracatta elimizi güçlendiriyor. Fuarımızda Çin, Mısır, El Salvador, Almanya, Hindistan, İran, Irak, Ürdün, Malezya, Polonya, Rusya, Slovakya, Güney Afrika, Türkmenistan, Ukrayna, Özbekistan, Vietnam ve ülkemizden katılımcı firmalar yer alıyor. Pavilyon ile katılım sağlayan ülkeler ise Çin, El Salvador, Hindistan, Slovakya, Türkmenistan ve Özbekistan olurken, Türkmenistan’ı aynı zamanda fuarımızın onur ülkesi olarak ağırlıyoruz” diye konuştu.

Türkiye ve Türkmenistan arasında ticaret hacmi yılın ilk altı ayında yüzde 26,3 arttı

Açılış konuşmasında Türkiye ve Türkmenistan’ın, tarihi ve kültürel bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlı iki dost ve kardeş ülke olduğunu belirten T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Türkmenistan ile 2,2 milyar dolar seviyesine ulaşan ticaret hacmimizin sergilediği dengeli görünüm bizleri memnun ediyor. Bu yılın ilk altı ayında da ticaret hacmimizde yaklaşık yüzde 26,3 artış sağlandığını görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine bir an önce ulaşılması asıl hedefimizdir.” dedi. Ülkemizin Türkmenistan’daki yatırımlarının 200 milyon doları aştığına dikkat çeken Bolat, sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca, bugüne kadar Türk müteahhitleri Türkmenistan’da 1.099 proje üstlenmiştir. Altyapıdan enerji santrallerine, konutlardan akıllı şehirlere kadar geniş bir alana yayılan müteahhitlik projelerinin değeri 54 milyar doları geçmiştir. Bu rakam, Türk müteahhitlerin dünya genelinde üstlendikleri projelerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturmaktadır.”

Türkiye’nin yıllık tarım ve gıda ihracatı 32,6 milyar dolara ulaştı

Türkmenistan’da gerçekleştirilen Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nda olduğu gibi ülkemizde de bir Türkmenistan Ticaret Fuarı düzenlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğüne dikkat çeken Ömer Bolat, “İnanıyorum ki ‘Türkmenistan Ticaret Fuarı’ hem Türkmen ürünlerinin ülkemizde tanıtılması hem de Türkmen iş çevrelerinin ülkemizdeki yatırım fırsatlarını yerinde görmesi açısından büyük fayda sağlayacak.” dedi. Gıda sektörü ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Bolat, “Ülke olarak, hamdolsun ki, Anadolu’nun bereketli topraklarında kök salmış eşsiz bir tarım medeniyetine sahibiz. 2002 yılında 3,7 milyar dolar seviyesinde olan tarım ve gıda ihracatımızın, bugün 32,6 milyar dolara ulaşması yalnızca bir başarı değil, aynı zamanda stratejik bir iradenin, planlamanın ve çalışmanın sonucudur. Tarım ürünlerinde verdiğimiz 10,8 milyar dolarlık dış ticaret fazlası, bu alandaki rekabetçiliğimizin ve stratejik potansiyelimizin somut göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

Bolat, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “2024 yılında tarım ürünleri sektörüne yönelik olarak 11 adet sektörel ticaret heyeti, 1 adet sektörel alım heyeti, 198 adet bireysel, 66 adet milli ve 7 adet yurt içi tarım ve gıda fuarları ile 5 adet aktif (kapsama alınan) UR-GE Projesi Destekleri hayata geçirildi. Gıda sanayinin tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirilen F İstanbul’un bu anlamda, alıcılar ile yerli üreticimizi buluşturarak ihracatımıza ve ekonomimize önemli bir katkıda bulunacağına yürekten inanıyorum.”

Türkmenistan ile olan ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkaracak bir potansiyel mevcut

Fuarın açılışında konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gültepe, “Biz, fuarları ‘ticaret insanlarının bayram yeri’ olarak görüyoruz. Bu platformlarda bir yandan mevcut iş birlikleri geliştiriliyor. Diğer yandan yeni iş birliklerinin temelleri atılıyor. Bu yıl, Türkmenistan’ın partner ülkesi olması fuarımıza farklı ve çok daha güçlü bir değer ve anlam katıyor” dedi. F İstanbul’da Türkmenistan’dan 50’yi aşkın katılımcı firmanın yer aldığını belirten Gültepe, tekstilden gıdaya, üretim teknolojilerinden ambalaja geniş yelpazedeki bu güçlü katılımın iki ülke arasındaki ticari potansiyeli açıkça gösterdiğine dikkat çekti.

Türkiye ile Türkmenistan arasında dengeli bir ticaret bulunduğuna da dikkat çeken Mustafa Gültepe, “2024’te Türkmenistan’a 1,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. İthalatımız da yine yaklaşık 1,1 milyar dolar seviyesinde. İhracatımızda ilk beş sektör arasında; kimya 171 milyon dolarla ilk sırada yer alıyor. Kimyayı, 142 milyon dolarla elektrik-elektronik, 107 milyon dolarla çelik, 101 milyon dolarla demir ve demir dışı metaller, 71 milyon dolarla iklimlendirme sektörlerimiz izliyor. Geçen yıl 2 bin 865 firmamız Türkmenistan’a ihracat yaptı. Bu çok önemli bir sayı. Biz ülkelerimiz arasında halen 2,2 milyar dolar düzeyindeki ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkaracak bir potansiyelin olduğunu biliyoruz” diye konuştu. Kardeş Türkmenistan’la enerji gibi stratejik alanlarda da karşılıklı iş birliğimizin giderek derinleştiğini ifade eden Gültepe, “Son dönemde atılan adımlar, ortak vizyonumuzu ve bölgesel dayanışmamızı daha da pekiştiriyor. Türkmenistan, Türk dünyasıyla ticari bütünleşme sürecinde büyük önem arz ediyor. Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altındaki iş birliğimizin derinleşmesinin ticaretimize de pozitif yansımaları olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

“F İstanbul, iki kardeş halk arasında mevcut olan dostluk ve iş birliğini daha da pekiştirecek”

Konuşmasına “Türkmenistan’ın ihracat ürünlerine ilişkin fuarın İstanbul’da düzenlenmesinden büyük memnuniyet duyuyorum” diyerek başlayan Türkmenistan Tekstil Sanayii Bakanı Nurmuhammet Orazgeldiyev, şu ifadeleri kullandı: “İnanıyorum ki, bugün açılışı gerçekleştirilen F İstanbul, iki kardeş halk arasında mevcut olan dostluk ve iş birliğini daha da pekiştirecek, devletlerarası ekonomik ilişkilerimize yeni bir ivme kazandıracak. Bu vesileyle fuarın gerçekleşmesinde emeği geçen tüm yetkililere şükranlarımı sunuyorum.”

“F İstanbul, Türkmenistan ile Türkiye arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik kararlılığın bir nişanesidir”

Türkmenistan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mergen Gordov ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Türkmenistan, ekonomik kapasitesini istikrarlı bir şekilde artırırken modernleşmeye yönelik stratejik kalkınma hedeflerini de kararlılıkla hayata geçiriyor. Ekonominin çeşitli sektörlerinde uygulanan geniş çağlı reformlar, ülkemizin yatırım ortamının cazibesini artırırken dış ekonomik ilişkilerin gelişmesi için de elverişli bir ortam hazırlıyor. Bu kapsamda, dinamik Türk pazarında güçlü bir yer edinmeyi hedefleyen yabancı yatırımcılar ile Türkmen iş dünyasının temsilcileri arasında, yeni iş birliği fırsatlarına yönelik ilgiyi artırıyor. F İstanbul, Türkmenistan ile Türkiye arasındaki ticaret ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik kararlılığın bir nişanesidir. Bu kapsamda fuara Türkmenistan’dan 19 kamu kurumu ile Türkmenistan Sanayiciler ve Girişimciler Birliği’ne mensup 30’dan fazla özel sektör kuruluşu iştirak ediyor. Fuar katılımcıları, bu vesileyle Türkmenistan’da üretilen gıda, tekstil, kimya, tarım ve sanayi ürünlerini yakında tanıma fırsatı bulacaklar.”

F İstanbul, söyleşi ve workshop’lar ile dopdolu bir programa sahip

Gıda endüstrisinin zengin çeşitliliğinin 5 Temmuz’a kadar altı farklı bölümde sunacak olan F İstanbul’da fuar deneyimini zenginleştirecek etkinlikler de ilk gün itibarıyla başladı. Fuarın ilk gününde gerçekleştirilen oturumlar arasında “Restoran Teknolojileri”, “Şeflerle Sürdürülebilir Mutfak”, “Anadolu Mutfağı Reçeteleri”, “Gıda Üretiminde Yeni Teknolojiler ve Sürdürülebilirlik” ve “Teknolojinin Gıda Sektöründeki Rolü & İhracat Yolculuğu” yer aldı. İlk gün fuar alanında interaktif workshop’lar gerçekleştiren şefler ise Yıldız Öz Samaha, Kayhan Tarhan, Bülent Tokatlı ve Bülent Dilbağı oldu.

Fuarın ikinci günkü oturumları “Dijital Yolculuk, İçerikle Tat Bırakmak, Hikaye Anlatıcılığı ve Influencer İş Birlikleri”, “Markaların Cost Control Geleceği & Finansı ve Kahve Sohbetleri”, “Mutfağın Ritmi: Ustalıkla Modernin Buluştuğu Lezzetler”, “Gıdanın Geleceği: Bilim, Sağlık ve Doğallık Üçgeninde Yeni Denge”, “Gıda Güvenliği ve Teknolojide Yenilikler: Sağlıklı Nesiller İçin Kritik Adımlar” ve “Gastronomi ile Yolculuk: Türkiye’nin Tabağında Dünya Var” olacak. İkinci günün workshoplarını ise şef Kemal Özcan, Mehmet Fatih Kalaycıoğlu, Hazer Amani, Esra Tokelli, Hamza Kalkan, Eray Aksungur ve Muhittin Kaplan gerçekleştirecek.

F İSTANBUL FUARI HAKKINDA:

Federal Fuar ve So Fuar iş birliği ile düzenlenen F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri İhracat Fuarı, 2-5 Temmuz 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) gerçekleşecek. Avrupa, Orta Kuzey Afrika ve Ortadoğu pazarlarını hedefleyen fuar, 1000’in üzerinde markanın ürünlerini sergileyeceği kapsamlı bir ticaret platformu sunuyor. 120’den fazla ülkeden kayıtlı profesyonel ziyaretçinin katılımının beklendiği F İstanbul, gıda endüstrisi için önemli bir uluslararası buluşma noktası olacak.

Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin;

Ahmet Doğan
Medya Direktörü


Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/Beyoğlu
Tel: 0212 255 00 12

Gsm:0536 892 88 21

http://www.brandworks.com.tr

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…