Türk markası Nishplas, Avrupa’ya açılıyor

Avrupa’da yapı sektörüne girmeye hazırlanan Türk markası iç cephe yeni nesil duvar kaplama sıvası Nishplas, cumartesi günü Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir toplantıyla tanıtıldı.

ALMANYA’nın Leverkusen şehrinde uzun yıllardır iş insanı olan Asa Service GmbH CEO’su Ali İnceören, Avrupa baş bayiliğini üstlendiği Nishplas’ın tanıtımı için Düsseldorf’ta bulunan otel Kö59’da bir program düzenledi. Yeni nesil duvar giydirme markası Nishplas’ın Düsseldorf lansmanına, yapı sektöründe bulunan çok sayıda şirket temsilcileri ve medya mensupları davet edildi. Etkinlikte Nishplas’ın tanıtım sorumlusu Murat Şahinarslan, görseller eşliğide Nishplas’ın kuruluş sürecini, sektördeki yerini ve Avrupa’ya açılma planını davetlilere anlattı. Tanıtımda yer alan bir sıva ustası da, kova içerisinde hazırladığı Nishplas ile duvarın nasıl kaplandığını uygulamalı olarak davetlilere gösterdi.

İLK TANZANYA’YA İHRAÇ EDİLDİ
Çevre dosttu ve ipek sıva olarakta bilinen Nishplas’ın üretim merkezi, İstanbul / Kartal’da bulunuyor. Duvar, tahta ve fayans üzerine yapılabilen yeni nesil sıva Nishplas, ilk olarak 2018 yılında Tanzanya’ya ihraç edildi ve 2022 itibariyle de Fildişi Sahili, Libya, Danimarka ve Avusturya gibi ülkelere bayilikler verildi. Doğaltaş ve tekstil geri dönüşümü pamuk karışımıyla hazırlanan Nishplas, yüzden fazla ayrı renkte yapılabiliyor. Isı yalıtımı, ses yalıtımı, rutubet ve nem yalıtımı sağlayan Nishplas, yapım aşamasında ve sonrasında herhangi bir kokusu olmuyor. Avrupa piyasasına girmeye hazırlanan Nishplas’ın bir paketine 8 litre su karıştırılarak, dört metrekare duvar kaplanabiliyor. Kaplama sonrası duvarda oluşabilecek çizik ve yırtılma gibi hasarlar, kolayca düzeltilebiliyor. Uygun bir fiyatla Avrupa’da satışa sunulması beklenen Nishplas için, bayilikler verilmesi planlanıyor.

ARTILARI ÇOK OLAN BİR TÜRK ÜRÜNÜ
Nishplas’ın Avrupa baş bayiliğini üstlenen Ali İnceören, “Tanıtım toplantısıyla Nishplas’ın Avrupa’ya açılmasının ilk adımını attık. Oldukça artıları olan Nishplas’ı, kısa sürede Avrupa piyasasıyla buluşturmayı amaçlıyoruz” dedi. Ali İnceören, Nishplas ile ilgili şunları söyledi: “Nishplas’ı, başta Almanya olmak üzere farklı Avrupa ülkelerinde bayilikler vererek pazarlamayı hedefliyoruz. Ürünümüz, yüzde 98 doğal, ses yalıtımı var, yanmıyor, kokusu yok. Hep artısı olan bir ürün. Ses geçirmiyor, mobilya çarpması ile çizilir, yırtılırsa anında kapatılması mümkün. Ayrıca fiyatını uygun olacak şekilde belirmeye çalışıyoruz. Yapımı oldukça kolay, eli yatkın ev sahibi ustaya ihtiyaç duymadan da yapabilir. Ev kadınlarının da yapabileceğini düşünüyoruz. Ürünün Türkiye’de üretilerek Avrupa pazarında yer almasıyla, ülkemizin ekonomisine de katkı sağlanmış olacak, bununla da büyük gurur yaşacağız.”

kaynak : hürriyet gazetesi

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…