2025 YILI TEMMUZ-EYLÜL DÖNEMİ TURİZM İSTATİSTİKLER
2025 yılının Temmuz-Eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrek verileri, yurt içi turizmin niceliksel olarak canlılığını koruduğunu, ancak niteliksel olarak ciddi bir dönüşümden geçtiğini gösteriyor. Seyahate çıkan kişi sayısı, geceleme süresi ve toplam seyahat sayısında artış var; fakat asıl dikkat çekici olan unsur, harcamalardaki sert yükseliş ve bu harcamaların dağılımındaki değişim.
Seyahat Eden Kişi Sayısı Artıyor, Ama Davranışlar Değişiyor
Üçüncü çeyrekte yurt içinde ikamet eden 21 milyon 548 bin kişi seyahate çıktı. Bir ve daha fazla geceleme içeren toplam seyahat sayısı 27 milyon 99 bin olarak gerçekleşti. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre %5,5’lik bir artışa işaret ediyor.
Toplam 230 milyon 818 bin geceleme yapılırken, kişi başına ortalama geceleme süresi 8,5 gece oldu. Bu, Türk hane halkının seyahati hâlâ “kısa kaçamak” tan ziyade uzun kalışlı bir faaliyet olarak gördüğünü gösteriyor. Ancak bu uzun kalışların nerede ve hangi koşullarda gerçekleştiği, verinin asıl mesajını veriyor.
Harcamalarda Sert Artış: Enflasyonun Turizm Aynası
2025’in üçüncü çeyreğinde yerli turistlerin yurt içi seyahat harcamaları 276,1 milyar TL ile geçen yılın aynı dönemine göre %34,8 arttı. Bu artış, seyahat sayısındaki büyümenin çok üzerinde. Yani tablo net: Daha fazla seyahat edildiği için değil, seyahat etmek daha pahalı olduğu için toplam harcama büyüyor.
Seyahat başına ortalama harcama 10 bin 189 TL seviyesine yükselmiş durumda. Bu rakam, hane halkı bütçeleri açısından yurt içi turizmin artık “erişilebilir” bir faaliyet olmaktan uzaklaşmaya başladığını düşündürüyor.
Harcamaların dağılımı da bu tabloyu destekliyor:
- %84,5’i kişisel harcamalar
- %15,5’i paket tur harcamaları
Paket tur payının sınırlı kalması, tüketicinin hâlâ daha esnek, daha düşük maliyetli çözümler aradığını gösteriyor.
En Büyük Yük: Yeme-İçme, Konaklama ve Ulaştırma
Toplam harcamaların türlerine bakıldığında üç kalem öne çıkıyor:
- Yeme-içme: %29,4
- Konaklama: %23,8
- Ulaştırma: %19,3
Ancak asıl çarpıcı olan, bu kalemlerdeki yıllık artış oranları:
- Yeme-içme harcamaları: %31,6
- Konaklama harcamaları: %54,6
- Ulaştırma harcamaları: %25,7
Özellikle konaklama harcamalarındaki %54,6’lık artış, turizm sektöründe fiyatlama davranışlarının enflasyonun da ötesine geçtiğini gösteriyor. Bu durum, hane halkını alternatif konaklama biçimlerine yönlendiriyor.
Nitekim: Otel Değil, Akraba Evi
Geceleme türlerine bakıldığında tablo çok net:
- Arkadaş veya akraba evi: 132,4 milyon geceleme
- Kendi evi: 51,5 milyon geceleme
- Otel: 26,3 milyon geceleme
Yani yapılan her iki gecelemeden fazlası, ticari konaklama dışındaki alanlarda gerçekleşiyor. Oteller üçüncü sıraya gerilemiş durumda. Bu, yalnızca bir tercih meselesi değil; maliyet baskısının doğrudan sonucu.
Bu veriler, yurt içi turizmin giderek “otel merkezli” olmaktan çıkıp “sosyal ağlar üzerinden sürdürülen” bir yapıya evrildiğini gösteriyor.
Seyahat Amacı: Tatilden Çok Ziyaret
Seyahat amaçlarında da benzer bir dönüşüm var:
- Yakınları ziyaret: %47,9
- Gezi, eğlence, tatil: %46,2
- Sağlık: %2,5
Yakın ziyaretlerinin ilk sırada yer alması, turizmin sosyal boyutunun ekonomik koşullar karşısında daha baskın hale geldiğini gösteriyor. Tatil hâlâ önemli, ancak artık “tam anlamıyla dinlenme” değil, “idare edilen bir kaçış” biçiminde yaşanıyor.
Genel Değerlendirme: Turizm Var, Refah Sinyali Zayıf
2025’in üçüncü çeyrek yurt içi turizm verileri, yüzeyde canlı bir tablo çizse de derine inildiğinde refah artışından çok maliyet artışını yansıtıyor. İnsanlar seyahat ediyor; çünkü sosyal bağlarını koparmak istemiyor, psikolojik olarak buna ihtiyaç duyuyor. Ancak bunu yaparken:
- Otelden vazgeçiyor
- Paket turdan uzak duruyor
- Harcamalarını zorunlu kalemlerle sınırlıyor
Bu yönüyle yurt içi turizm, hane halkı için bir lüks tüketim alanı olmaktan çıkıp, zorunlu bir sosyal harcama alanına dönüşüyor.
Özetle; 2025 yazında Türkiye’de insanlar yollardaydı, evler doluydu, ama cüzdanlar rahat değildi. Turizm büyüyor gibi görünüyor; fakat bu büyüme, fiyatların gölgesinde, davranışların değiştiği bir büyüme.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar









