Mplus Türkiye’den, iş ortaklarına yönelik‘Liderlik Gelişim Programı’ ile yapay zekâ çağında, geleceğin liderlerine yatırım!

Mplus Türkiye, Yapay Zekâ Çağında Liderleri Geleceğe Hazırlıyor

Mplus Türkiye, Avrupa’nın en hızlı büyüyen BPO ve danışmanlık grubu Mplus’ın bir üyesi olarak yalnızca hizmet değil, gelişim ortağı olmayı hedefliyor. Bu vizyon doğrultusunda Mplus Group’un “BPO’dan BPTO’ya” (Business Process to Technology Orchestration) dönüşüm yolculuğunu, insan kaynağına yapılan stratejik yatırımlarla daha da güçlendiriyor. Bu kapsamda hayata geçirilen “Liderlik Gelişim Programı” hem bugünün hem de yarının liderlerine yatırım niteliğinde. Mplus Türkiye, bu programla başta kendi çalışanları olmak üzere, iş ortaklarının da stratejik yetkinliklerini geliştirerek, dijital çağın liderlik tanımını yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor. Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları iş birliğiyle başlatılan bu özel program, eğitim kalitesi kapsamı ile sektörde bir ilk olma özelliğini taşıyor.

Mplus Türkiye ve Koç Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Liderlik Gelişim Programı’; liderlik, stratejik düşünme, yaratıcı problem çözme, veri temelli karar alma ve yapay zekâ farkındalığı gibi konulara odaklanan dört ana modülden oluşuyor. Büyük düşünme ve farklı bakış açıları geliştirme gibi Mplus değerleriyle örtüşen bu içerikler, yöneticilerin teknik becerilerinin yanı sıra , yenilikçi iş birlikleri kurma, müşteri deneyimini dönüştürme ve ekiplerine ilham veren liderler olma yetkinliklerini de güçlendiriyor.

Program, yöneticiler tarafından 4.97 puan aldı

Koç Üniversitesi’nin kurumlara özel olarak geliştirdiği yüksek standartlı metodolojiyle yürütülen eğitimler, aynı zamanda üniversitenin 2025 Financial Times Executive Education Custom sıralamasında Türkiye birinciliği ve dünya 38’inciliği gibi güçlü referanslarla destekleniyor. Katılımcılara program sonunda Koç Üniversitesi onaylı sertifika sunulması, uygulamanın kurumsal gelişim açısından taşıdığı stratejik önemi pekiştiriyor. Açılış modülünün ardından yapılan değerlendirmelerde, yöneticiler programı 5 üzerinden 4.97 puanla değerlendirdi. Katılımcılar, eğitmenin bilgi ve deneyimiyle tüm grubu aktif tuttuğunu, stratejik düşünme becerilerini geliştirdiğini ve farklı sektörlerden katılımcılarla gerçekleşen bilgi paylaşımının oldukça değerli olduğunu belirtti. Programın genel yapısı, içeriği ve planlaması ise yüksek memnuniyetle karşılandı.

“Sektörde bir ilk olan bu adım, uzun soluklu bir dönüşüm sürecinin başlangıcı”

Mplus Türkiye Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hakan Saran, programın açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Sadece hizmet sunan değil, süreçleri birlikte geliştiren; sadece çözüm üreten değil, sektörün geleceğine yön veren bir yapının parçasıyız. Bu program da bu vizyonun en somut örneklerinden biri. Her bir iş ortağımız bizim için yalnızca bir müşteri değil; ortak akılla sektöre yön verdiğimiz, birlikte büyüdüğümüz güçlü bir yol arkadaşı. Bu sektörde bir ilk olan bu adımın, uzun soluklu bir dönüşüm sürecinin başlangıcı olduğuna inanıyoruz.”

Programın açılış konuşmacılarından Mplus Türkiye İnsan Kaynakları, Hizmet Kalitesi & Eğitim, İdari İşler ve Satın Alma Genel Müdür Yardımcısı Barış Şanlıoğlu ise, “Kendi organizasyonlarımızın gelişimini desteklerken, hizmet verdiğimiz güçlü iş ortaklarımızı da bu sürece dâhil etmek istedik. Kaliteli eğitimin, ortak başarının en önemli yapıtaşlarından biri olduğuna inanıyoruz” dedi

Katılımcılara, değişken piyasa koşullarına uygun strateji oluşturma becerileri kazandırıldı

İlk modül, 24 Haziran’da Tayfun Uğur’un eğitmenliğinde gerçekleşti. “Stratejik Düşünme, Strateji Geliştirme ve Uygulama” başlıklı eğitimde, yöneticilerin stratejik düşünme yetkinliklerini geliştirerek iş hedeflerine daha bütünsel ve analitik yaklaşımla ulaşmaları hedeflendi. Eğitimin ilk bölümünde stratejik düşünmenin temel ilkeleri, liderlik perspektifiyle stratejik bakış açısı geliştirme, çevresel ve iç değerlendirme konuları işlendi. Ardından, stratejik planlamanın yapısı, organizasyon genelinde planlamaya katılımın önemi, uygulama sorumlulukları ve performans takibi gibi pratik adımlara geçildi. Katılımcılar, stratejik bakış açısıyla hareket etme, ekiplerini hedef odaklı yönlendirme ve değişken piyasa koşullarına uygun strateji oluşturma becerilerini uygulamalı olarak geliştirme fırsatı buldu.

Yöneticiler, yapay zekâ destekli karar alma süreçlerini deneyimleyecek

Bir sonraki modül, Prof. Dr. Mehmet Gönen tarafından verilecek “Yapay Zekâ ve Veri Analizi Farkındalığı” eğitimiyle, yöneticilerin dijital dönüşüm çağında ihtiyaç duyduğu veri okuryazarlığı ve yapay öğrenme farkındalığını artırmaları hedefleniyor. Katılımcılar; gözetimli ve gözetimsiz öğrenme, sınıflandırma, regresyon, öbekleme ve boyut azaltma gibi temel yapay zekâ tekniklerini örneklerle tanıyacak. Ayrıca, iş problemlerine uygun algoritma seçimi ve etkili model oluşturma gibi konular da gündeme alınacak. Bu eğitimle yöneticiler, veri odaklı karar alma süreçlerini daha iyi kavrayarak yapay zekâ tabanlı çözümleri iş süreçlerine entegre etme becerisi kazanacak.

Katılımcılar, yaratıcı düşünme kaslarını geliştirecek

Engin Özören’in liderliğinde düzenlenecek “Yaratıcı Düşünme ve Yenilikçi Fikir Geliştirme Atölyesi” ise, katılımcılara yaratıcı problem çözme becerileri katmayı hedefliyor. Programın sabah oturumunda, yaratıcı düşünmenin temelleri “Collage”, “Crazy Brands” ve “Brainwriting” gibi pratik uygulamalarla ele alınacak. Öğleden sonraki oturumda ise grup çalışmalarıyla birlikte, “5 How” ve “Double Diamond” gibi yapılandırılmış fikir geliştirme teknikleri uygulanacak. Eğitim sonunda katılımcılar hem yeni fikir üretme hem de ekiplerinde demokratik fikir toplama, fasilitasyon ve katılımcı liderlik yaklaşımlarını hayata geçirme konusunda da yetkinlik kazanacak.

Eğitim, günlük yönetim becerilerini güçlendirmeye odaklanacak

Programın kapanış modülü, Uğur Akar tarafından verilecek “Etkin Yönetim ve Liderlik Becerileri” eğitimi olacak. Lider yöneticiliğin temel ilkeleri, duygusal zekânın liderlik performansı üzerindeki etkisi, strateji belirleme ve ekip motivasyonu gibi başlıklar bu modülde işlenecek. Ayrıca zaman yönetimi, etkili yetki devri, koçluk ve geri bildirim verme gibi uygulamalı içerikler yer alacak. Katılımcılar, farklı gelişim seviyelerindeki ekip üyeleri için uygun liderlik tarzlarını belirleyerek durumsal liderlik modelini uygulamayı öğrenecek. Eğitim sonunda, daha ilham veren, kapsayıcı ve stratejik bir liderlik anlayışıyla ekiplerine yön verme becerilerini pekiştirmiş olacaklar.

Mplus Türkiye Hakkında

Türkiye’nin en büyük bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, ilk olarak 2000 yılında CMC Türkiye adıyla İstanbul’da kuruldu. Ocak 2020’de, Avrupa’nın en hızlı büyüyen BPO, Teknoloji ve Danışmanlık şirketler grubu Mplus’ın en büyük üyesi olarak faaliyet göstermeye başladı. Günden güne büyüyen BPO alanının BPTO dönüşümüne öncülük eden Mplus Türkiye, farklı sektörlerden global iş ortaklarını; kendi geliştirdiği yenilikçi entegre çözümlerinin yanı sıra başarılı iş dönüşümlerini sağlayacak bütünsel danışmanlık hizmetleri ile 360° çok kanallı iletişim ve insan odaklı müşteri deneyimi sunma hedeflerine ulaştırıyor. Türkiye ve Avrupa’daki 62 lokasyonda, 58’in üzerinde ülkeden 300’den fazla kuruma yaklaşık 15.000 çalışanı ile 32 dilde hizmet veren Mplus Group’un Türkiye kadrosunda 9.000’in üzerinde kişi görev alırken, 100’ün üzerinde projede, 10’dan fazla dilde müşteri deneyimi ve müşteri iletişimi desteği sunuluyor.

Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin;

Ahmet Doğan
Medya Direktörü

Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/Beyoğlu
Tel: 0212 255 00 12
Gsm:0536 892 88 21
http://www.brandworks.com.tr

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…