Continental AllSeasonContact 2, Dört Mevsim Lastik Testinde Avrupa’nın Zirvesinde

ADAC, TCS ve ÖAMTC’nin ortak gerçekleştirdiği testlerde AllSeasonContact 2,
 16 rakibi arasından birinci seçildi. AllSeasonContact 2; buz, kar ve ıslak zemin performansıyla editörlerden tam not aldı. Islak zeminde frenleme testinde Continental, en zayıf performans gösteren rakibine göre 11,3 metre daha kısa mesafede durmayı başardı. 

Avrupa’nın önde gelen otomobil kulüpleri ADAC (Almanya), TCS (İsviçre) ve ÖAMTC (Avusturya), Continental’in AllSeasonContact 2 modelini, gerçekleştirdikleri kapsamlı dört mevsim lastik testinin galibi ilan etti. Yapılan açıklamaya göre AllSeasonContact 2, 225/45 R17 ebatında Avrupa, Asya ve Amerika merkezli üreticilere ait toplam 16 lastik modeli arasında 2,3 genel puanla en yüksek skoru elde ederek zirveye yerleşti.

Özellikle ıslak zeminde frenleme testinde AllSeasonContact 2 dikkat çekici bir başarı sergiledi. Continental, en zayıf performans gösteren rakibine göre 11,3 metre daha kısa mesafede durmayı başardı. Editörler; “Test edilen diğer lastiklere kıyasla Continental, buzda ve karda iyi fren mesafesi, karla kaplı yollarda ise güçlü çekiş ve güvenli yol tutuşu sunuyor. Continental lastiği takılı araç hâlihazırda durmuşken, ekonomik lastik takılı araç henüz 41 km/s hızla önüne çıkan bir engele çarpma riskine sahipti. Bunun da muhtemel ciddi sonuçları olabilirdi” şeklinde sürüş güvenliği açısından kritik bir örnekle açıklama yaptı.

Test sonuçlarına göre AllSeasonContact 2, kış koşullarındaki performansıyla da öne çıkarak buzlu ve karlı zeminlerde iyi fren mesafesi, karla kaplı yollarda ise üstün çekiş ve yol tutuşu sağladı. Bu özellikleriyle hem sürüş güvenliği hem de çevresel performans kriterlerinden “iyi” not alabilen tek lastik oldu.

Öte yandan testler, markasız veya düşük fiyatlı lastiklerin performans açısından ciddi yetersizliklerini de ortaya koydu. ADAC yetkilileri; “Çoğunlukla internet üzerinden satılan ucuz lastiklerden söz etmeye bile gerek yok. Testte yer alan dört ucuz lastiğin tamamı ‘yetersiz’ not aldı ve kesinlikle tavsiye edilmiyor. Yalnızca fren mesafelerinin uzun olması bile bu lastikleri önermemek için yeterli bir sebep. Ayrıca iyi bir lastikten beklenen diğer performans kriterlerini de karşılamaktan çok uzaklar” diyerek değerlendirmelerde bulundu.

Continental, AllSeasonContact 2’yi geliştirirken selefine kıyasla kilometre ömrünü önemli ölçüde artırdı ve güvenlikten ödün vermeden yuvarlanma direncini düşürmeyi başardı. Her türlü tahrik ve konseptte binek ve SUV araçlara uygun olan lastik, 15 ila 22 inç arası jant boyutlarında geniş bir ürün yelpazesiyle sunuluyor.

Continental, insanların ve eşyalarının sürdürülebilir ve birbiriyle bağlantılı hareketliliğini sağlayan ileri teknolojiler ve hizmetler geliştirmektedir. 1871 yılında kurulan teknoloji şirketi, araçlar, makineler, trafik ve ulaşım için güvenli, verimli, akıllı ve uygun maliyetli çözümler sunmaktadır. 2024 yılında 39,7 milyar Euro satış rakamına ulaşan Continental, halen 55 ülkede ve pazarda yaklaşık 190.000 kişiyi istihdam etmektedir.

Lastik Grubunun lastik çözümleri, hareketliliği daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, tır, otobüs, bisiklet ve motosiklet lastikleri ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir en iyi performansı sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2024 mali yılında 13,9 milyar Euro satış rakamına ulaşan Continental lastik grubu, dünya genelinde 20 üretim ve 16 araştırma geliştirme tesisinde 56.000 üzerinde kişiyi istihdam etmektedir.

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…