“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN TEKNOLOJİ” ARAŞTIRMASININ SONUÇLARI AÇIKLANDI

 Aralıksız 22 yıldır düzenlenen, bu yıl 24 Kasım 2022’de gerçekleştirilecek Bilişim Zirvesi’nin bu yılki “Dünya’yı Teknoloji Kurtaracak” teması; teknoloji uğruna kirlettiğimiz doğanın ancak teknoloji ile temizlenebileceği, doğru ve akıllı kullanımla pek çok sorunu yine teknolojinin çözeceğinin altını çiziyor. Etkinlik öncesinde M2S Araştırma Şirketi tarafından yapılan “Sürdürülebilirlik İçin Teknoloji Araştırması”, şirketlerin karar vericileri ve teknoloji liderlerinin konuya dair görüşlerini ortaya koydu. Dikkat çeken yanıtların alındığı araştırmada; katılımcılar yüzde 78,96 oranında “Dünyanın gündeminde olan sürdürülebilirlikte başarıyı yakalamada en büyük etkenin bilişim teknolojileri olacağı” konusunda hem fikir oldu.

Günümüzde kamunun ve şirketlerin ana gündem maddelerinin başında “Sürdürülebilirlik” kavramı yer alıyor. Dünyanın, doğanın ve tüm canlıların geleceği için önlem almak büyük önem taşırken, çözüm yolları teknolojiyi adresliyor. Teknoloji kendi verdiği zararı azaltmak için hızla dönüşürken, doğru amaçlar için kullanılan teknolojinin insanlığa ve doğaya en faydalı araç olduğu öne sürülüyor. Toplam 309 karar verici ve teknoloji liderlerinin online ortamda görüşünün alındığı “Sürdürülebilirlik için Teknoloji Araştırması”, bugünü yansıtırken gelecek öngörüsünü de ortaya koyuyor.

“Sürdürülebilirlikte en büyük etken teknoloji olacak”

“Dünyanın gündeminde olan sürdürülebilirlikte başarıyı yakalamada en büyük etken bilişim teknolojileri olacak” tanımına dair görüşlerin sorulduğu araştırmada, katılımcıların yüzde 78,96’sı ‘Katılıyorum’, yüzde 14,24’ü ‘Karasızım’ derken ‘Katılmıyorum’ diyenlerin oranı yüzde 6,80’ oldu.

“Günümüzde teknoloji, doğayı-dünyayı nasıl etkiliyor?” sorusu ile bugünün de sorgulandığı araştırmada; alınan yanıtlar şuan ulaşılan seviyeden çok da memnun olunmadığını ortaya koyuyor. İlgili soruya yüzde 51,46 oranında ‘Yeteri kadar faydanılmıyor’ yanıtı verilirken, yüzde 30,42 oranında ‘Zarar veriyor’, yüzde 16,83 oranında ‘Fayda sağlıyor’ cevabı alındı. ‘Etkisi yok’ diyenlerin oranı ise yüzde 1,29.

“Teknolojinin doğru kullanımı, en hızlı ekolojik dengeye ve karbon emisyonuna etki edecek”

Sürdürülebilirlik çatısında listelenen iyileştirme alanlarına teknolojinin hızlı etkisinin ele alındığı araştırmada; “Teknolojinin doğru kullanımı sizce en hızlı hangi alanı iyileştirecek?” sorusuna en yüksek oranda belirtilen iki yanıt ‘Ekolojik denge ve Karbon emisyonu’ oldu. Yüzde 26,21 oranında belirtilen ‘Ekolojik denge’ ve yüzde 21,68 oranında belirtilen ‘Karbon emisyonu’ yanıtını, ‘Birey güvenliği (%18,77)’, ‘Çevresel atıklar ve kirlilik (%16,83)’ takip etti.

İki kişiden biri “Henüz yolun başındayız” dedi

“Günümüzde tüm dünyada geliştirilen teknolojinin ‘sürdürülebilirlik’ özelinde olumlu katkısını” değerlendiren katılımcılar, süreci yüzde 50,49 oranında ‘henüz yolun başındayız’ olarak tanımladı. ‘İlerleme aşamasında’ diyenlerin oranı yüzde 43,04 iken ‘Gelişmeler oldukça iyi durumda’ diyenlerin oranı yüzde 6,47 oldu.

“Yapay Zekâ” açık ara önde

“Dünyayı kurtaracak teknolojinin merkezinde sizce hangi alan/alanlar yer alacak?” sorusuna yüzde 69,58 ile en yüksek oranda verilen yanıt ‘Yapay Zeka’ oldu. Ardından ‘Iot (%47,25)’, ‘Büyük veri (%44,98)’, ‘Robotik süreç otomasyonu (%44,01)’, ‘Analitik teknolojiler (% 41,42)’ ve ‘Diğer (%10,3)’ yanıtları alındı.

Türkiye’nin yol haritası ne olmalı?

Teknolojinin merkezinde ‘Yapay Zeka’ yer alacak görüşünün alındığı araştırmada, “Ülkemizde sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak bilişim teknolojilerinin hızlanmasında Türkiye’nin yol haritası, öncelikli eylemleri neler olmalı?” sorusuna bir önceki soruyu destekleyen nitelikte yüzde 76,05 oranında ‘Yapay zeka yatırımının artması’ cevabı alındı. Yüzde 67,31 ile ‘Milli ve yerli teknolojilere ağırlık vermek’ gerektiği belirtilirken, ‘5/6G’ye hızlı geçiş’ diyenlerin oranı yüzde 37,86 oldu.

“Teknoloji üretiminde sürdürülebilirlik yeteri kadar ön planda değil”

“Dünyayı kurtaracak teknolojinin üretiminde sürdürülebilirlik yeteri kadar ön planda değil” tanımına katılımcıların katılma oranları da alındı. Katılımcıların yüzde 60,19’u ‘Katılıyorum’ derken, yüzde 29,45’i ‘Kararsızım’, yüzde 10,36’sı ‘Katılmıyorum’ dedi.

“Dünyaya duyarlı teknolojiler, tüketiciler tarafından artık daha çok tercih ediliyor” tanımına ise katılımcılar yüzde 43,04 oranında ‘Katılıyorum’, yüzde 34,63 ‘Kararsızım’ ve yüzde 22,33 oranında ‘katılmıyorum’ cevabını verdi.

Bilişim teknolojileri alanında gelecek öngörüsünün de sorgulandığı araştırmada katılımcılara “Gelecek 5 ila 10 yılı düşündüğünüzde, Türkiye’nin teknoloji ve bilişim alanında hangi konularda hızlı ilerleme kaydedeceğini / hangi konunun ön planda olacağını düşünüyorsunuz?” sorusu yöneltildi. Katılımcıların yüzde 29,45’u en yüksek oranda ‘Yapay Zeka’ derken, ‘Siber Güvenik’ yüzde 27,51, ‘Bulut Çözümleri’ yüzde 23,95 ile ilk üç sırada yer aldı.

“Sürdürülebilirliğe en büyük katkı sağlayacak gelişme ‘tam dijitalleşme’ ile olacak”

“Önümüzdeki 5 yılda sürdürülebilirliğe en büyük katkı sağlayacak gelişme” ise yüzde 38,19 ile ‘Tam dijitalleşme’ olarak belirtildi. Yüzde 37,86 ile ikinci sırada yer alan ‘Elektrikli Araçlar’ cevabını, ‘Kuantum teknolojileri (%8,74)’ ve ‘Blockchain (%8,74)’ takip etti.

“İlerlemenin önündeki en büyük engel, insan kaynağı özelinde yaşanan sorunlar”

“Ülkemizde bilişim teknolojilerinin ilerlemesinin önündeki en büyük engel, gerekli nitelikli insan kaynağını bulamamak ve elde tutamamak” tanımının katılımcılara yöneltildiği araştırmada, tanıma ‘Kesinlikle katılıyorum’ (%41,75)’ ve ‘Katılıyorum (%34,95)’ diyenlerin toplam oranı yüzde 76,7 oldu. ‘Kararsızım’ yüzde 4,85, ‘Katılmıyorum’ yüzde 12,30 ve ‘Kesinlikle katılmıyorum’ yanıtı yüzde 6,15 oranında alındı.

“Bilişim Zirvesi 2022’de Yaşanabilir Bir Dünya İçin Yeni Teknolojiler Konuşulacak”

Kamu, bilişim, akademi ve iş dünyasını 22 yıldır bir araya getiren, bu yıl “Dünya’yı Teknoloji Kurtaracak” teması ile 24 Kasım Perşembe günü Fişekhane’de gerçekleştirilecek Bilişim Zirvesi’nde yaşanabilir bir dünya için yeni teknolojiler konuşulacak. SAP Türkiye ana sponsorluğunda ve Turkcell Dijital İş Servisleri, Schneider Elektrik, Roksit, GlassHouse ve Knowledge Club Premium sponsorluğunda düzenlenen zirve fiziksel olacak ve online kayıt yaptıranlar etkinliğe bedelsiz olarak katılabilecekler.

Bilişim Zirvesi Etkinlik Şirketi Genel Müdürü Neslihan Aksun, “M2S Araştırma Şirketi ile gerçekleştirdiğimiz “Sürdürülebilirlik İçin Teknoloji Araştırması” da ortaya koydu ki dünyamızın geleceğinde en büyük rol teknolojide olacak. Teknoloji sayesinde dünyanın her yeri ile iletişim kurabiliyor, istediğimiz verileri toplayabiliyor, bu verileri işleyebiliyor ve anlamlı sonuçlar çıkartabiliyoruz. Sürdürülebilirlik için teknolojinin, iletişimin ve verinin gücünü kullanmamız gerekiyor. Teknoloji, dünyayı değiştirirken kendisi de değişmek zorunda. Bu nedenle teknolojinin hem kendi dönüşümünü hem de yaşanabilir bir dünyadaki büyük rolünü her açıdan Bilişim Zirvesi’nde konuşacağız” dedi.

Ayrıntılı Bilgi için: ETİ Danışmanlık / Dilber Müge Uygur dilber@etidanismanlik.com 0533 724 85 83

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…