BAŞKAN YILMAZ: “KADINLARLA YENİ BİR ÜRETİM HİKAYESİ YAZACAĞIZ”

Silivri Belediyesinin Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında yürütmüş olduğu “Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi” projesinin kapanış toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Yılmaz, “Silivri’de kadınlar üretiyor anlayışımızın bir gereği olarak, kalıcı ve köklü çözümler geliştirebilmek amacıyla, kooperatifçiliğin yaygınlaşmasını hedefleyerek birçok çalışma yaptık” dedi.

Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın “Kadın varsa üretim var, üretim varsa hayat var” vizyonu doğrultusundaki çalışmaları sürüyor.  Silivri Belediyesi, geliştirdiği projelerle ilçede yaşayan kadınları üretime teşvik etmeye devam ediyor. Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında 134.324 euro hibe almayı hak ettiği, 2021-1-TR01-KA220-ADU-000029357 numaralı “Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi” (Women Emprowerment In Agricultural Cooperatives) projesinin kapanış toplantısı, Silivri Eser Diamond Otel’de yapıldı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir’in hitaplarıyla  başlayan program, Silivri Belediyesinin tarım alanındaki hizmetleri ve Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünün kooperatifçilikle ilgili video gösterileriyle devam etti. Toplantı kapsamında Silivri Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü Ziraat Yüksek Mühendisi Aslı Uçman, proje faaliyetine ilişkin sunum yaptı. Ardından Mimi Yenilebilir Çiçek Çiftçiliği Kurucusu Nesrin Demirer ve Grandma Akören Çiftçiliği Yetkilisi Özgün Akbayır tarafından konuşmalar gerçekleştirildi.

ÖZDEMİR: “SİLİVRİ’NİN KADINLARI ÇOK ŞANLI”

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir, “Öncelikle bu projeye, tarıma ve kadınlara verdiği desteklerden dolayı Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Silivri’nin kadınlarının çok şanslı olduğunu belirtmek istiyorum. Buradaki yöneticiler Silivri’deki kadınlar için gayretle çalışıyor. Bizlerin görevi öğrenci yetiştirmek ve meslek edindirmek olsa da diğer bir görevimiz de halkımıza bilgiyi aktarabilmektir. Bu nedenle böyle bir projenin parçası olmak bizleri son derecek mutlu etti” dedi.

ERTUĞRUL: “SİLİVRİ CİDDİ BİR TARIM VE HAYVANCILIK KENTİDİR”

Özdemir’in ardından konuşan Silivri İlçe Tarım Müdürü Nuri Ertuğrul, “Silivri İlçe Tarım Müdürlüğü’müzde 2.200 adet kadın çiftçimiz ve 2.000’e yakın hayvansal işletmemiz kayıtlıdır. Silivri bu anlamda 60.000’e yakın hayvan varlığı ve 400.000 dönümlük arazisiyle ciddi bir tarım ve hayvancılık kentidir. Silivri, tarım ve hayvancılık adını önümüzdeki yıllara da taşıyacaktır diye düşünüyoruz. Silivri’ye Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yıllık 130 milyon TL’ye yakın destek vermekteyiz. Silivri Belediyesi de bizim en büyük çiftçilerimizden biridir. 4.000 dönüme tarımsal alan işletmektedir. Bu durum Türkiye içinde üreticilik anlamında büyük bir rakamdır. Silivri Belediyesi ile ortaklaşa birçok projelerimiz devam ediyor. Belediyemiz son 2 yıldır hayvancılarımızın aşılarını ücretsiz bir şekilde karşılıyor. Tarım ve hayvancılık konularındaki desteklerinden dolayı Başkanımız Volkan Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Kadınlarımızın başımızın üstünde yeri vardır diyor ve programımızın hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

BAŞKAN YILMAZ: “KADINLARIN GÜÇLENMESİNDE KOOPERATİFLERİN ÖNEMLİ ROLÜ VARDIR”

Toplantıda bir konuşma yapan Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, “Avrupa Birliği Erasmus Projemiz olan Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi Projesinin kapanış toplantısında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Hayatın bütün yükünü omuzlamış ve bu yükle beraber dimdik yürüyen, cesaretiyle şanlı tarihimize damga vuran, günümüzün Nene Hatun’larına, Kara Fatma’larına, Şerife Bacı’larına, vatan, millet ve bayrak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan kadınlarımıza, en kalbi duygularla sevgilerimi iletiyorum. Günümüz, kadınların ekonomi ve kalkınmaya yön veren aktörleri olduğu bir sürece sahne oluyor. Kadınlar artık yalnızca anne ve çalışan değil, girişimciler olarak da karşımıza çıkıyor. İş dünyasında ve siyasette kadınları karar mekanizmalarında görüyoruz. Bu durumun tüm çevremize sirayet eden olumlu etkilerini tecrübe ediyoruz. Çağımızda güçlü bir ülkenin üç bileşeni vardır; güçlü kadın, güçlü aile ve güçlü toplumdur. Dolayısıyla, kadınları girişimci olmaya cesaretlendirmek ve imkân sağlamak, kalkınmada hızla yol almak demektir. Kadınların güçlendirilmesinde, kooperatiflerin son derece önemli bir rolü vardır. Kadınlarımız, kooperatifler aracılığıyla ekonomik güçlerini bir araya getiriyor. Ürünlerine hak ettiği değeri alabildikleri pazarlar bulabiliyor. Biraz önce seyretmiş olduğumuz video gösteriminde, Silivri Belediyesi olarak 2019 yılından bugüne yaptığımız destekleme projelerimizin, tarımsal ve hayvansal üretim çalışmaların özetini hep birlikte izledik. Silivri’de hep beraber bir hikâye yazıldı. Bu hikâyenin yazılmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Her şey hayal etmekle başlar. Eğer inanıp yılmadan, yorulmadan mücadele ederseniz başarılı olursunuz. ‘Silivri’de Kadınlar Üretiyor’ anlayışımızın bir gereği olarak, kalıcı ve köklü çözümler geliştirebilmek amacıyla, kooperatifçiliğin yaygınlaşmasını hedefleyerek birçok çalışma yaptık. Göreve geldiğimiz günden beri inançla, azimle, kararlılıkla Silivri’mizin İstanbul’un gıda ve hayvancılık üssü olabilecek potansiyelleri içerisinde barındırdığını söylüyoruz. Öyle verimli topraklar üzerinde yaşıyoruz ki bu durum bize çok büyük sorumluluklar yüklüyor. Bu topraklar üzerinde üretimin yapılması, bolluğun, bereketin, refahın artırılması aynı zamanda da bütün İstanbul’un ucuz, sağlıklı ve güvenli ürünlerle tanıştırılması için bizlere bir fırsat sunuyor. Müthiş bir potansiyelin içerisinde olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Dedelerimiz ve atalarımız, zamanında 6-7 milyon nüfuslu İstanbul’un tüm gıda ihtiyacını bu topraklardan karşılanmıştır. Biz de aynı hikâyeyi yazabiliriz. Buna inanırsak ve bu topraklara değer verirsek, aynı şeyi başarabileceğimizi ve bolluğun, bereketin, refahın arttığı bir Silivri’yi hep beraber inşa edebiliriz” ifadelerini kullandı.

“SİLİVRİ BELEDİYESİNİN ÇALIŞMALARI TÜRKİYE’DE PARMAKLA GÖSTERİLEN PROJELERDİR”

Silivri Belediyesinin tarımsal faaliyetleri hakkında bilgi veren Başkan Yılmaz, “Silivri Belediyesi olarak üretimden vazgeçmeye yüz tutmuş çiftçilerimizi ve hayvancılarımızı nasıl cesaretlendirebiliriz ve onlara nasıl destek olabiliriz diye düşündük. İlk yılımızda yerli ve milli bir şekilde 300 dönümle bu hikâyeye başladık. 300 dönümle başlayan hikayemiz bugün 4.000 dönümde tüm Türkiye’ye örnek ve önder olabilecek bir kapasiteye ulaştı. Silivri Belediyesinin yaptığı çalışmalar Türkiye’de parmakla gösterilen projelerdir. Yine Silivri Belediyesi olarak, Kadir Has Üniversitesi iş birliğiyle bir Teknopark kurduk. Bu, bir belediye ve üniversite iş birliğiyle Türkiye’de kurulan ilk Teknopark oldu. Merkezin faaliyet alanlarında; bilişim, yazılım ve afet yönetimleri gibi birçok proje var. Ama bizim burada lokomotif gördüğümüz bir Tarım Teknoparkı olacak. İçerisinde ıslahçıların, tohumcuların, modernize edilmiş tarım aletlerinin ve yine tarımla ilgili yazılım programları bu teknoparkımızın ana lokomotifi olacak. Kolektif bir üretim anlayışıyla, katma değeri yüksek ürünlerin, kent tarımının ve aile işletmelerinin sayısının artması lazım. Genç ve kadın çiftçilerin desteklenmesi lazım. Çiftçiler olarak bir birliktelik oluşturulması ve kooperatif modelinin hayata geçirilmesi lazım. Kooperatifleşme yönünde atacağınız her adımda sizleri hem destekleyeceğiz hem de yüreklendireceğiz. Silivri Belediyesi olarak Danamandıra ve Sayalar’da yeni bir üretim modeli oluşturduk. Danamandıra’nın meşhur barbunyasını, Sayalar’ın meşhur kırmızı biberini tekrar üretime kazandırarak bu ürünlerin pazara sunulmasını sağladık. Yozgat’ın ya da Nevşehir’in bir köyünde bu üretimi yapsanız pazar problemi yaşama ihtimaliniz var ama nüfusu 20 milyona yaklaşan İstanbul’un hemen yanı başında ürettiğiniz hiçbir ürünün pazar problemi olmaz. Ne kadar üretirsek o kadar satabiliriz. Satılamayan ve evde kalan ürün olursa Silivri Belediyesi olarak biz buradayız” dedi.

“HERKESİN GIPTA ETTİĞİ HİKAYELERE İMZA ATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Kadın üreticilere destek vermeye devam edeceklerini belirten Başkan Volkan Yılmaz, “Doğru pazarlama kanalıyla ve doğru bir yönetim anlayışıyla başarılı olabiliriz. Önümüzdeki süreçte hem kooperatifçilik hem de ürettiklerimizi değerinde satabilmemiz adına ortak hareket edeceğimiz modellerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Gerekirse belediyenin öncülüğünde el sanatları, yoğurt üretimi, et ve süt entegre tesislerine varıncaya kadar birçok yatırımı yapabilecek enerjiye sahibiz. Kadınlarımızla yol yürümeye ve herkesin gıpta ettiği hikayelere imza atmaya devam edeceğiz. Avrupa Birliği projesi olarak hayata geçirdiğimiz ve bugün bir arada olmamıza konu olan ‘Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi’ projemizle birlikte; kadınlara kişisel gelişim yollarını öğreterek girişimcilik eğitimleri vermek, kooperatifçilikle ilgili eğitim etkinlikleri düzenleyerek teşvik etmek, kadın üreticileri bir araya getirerek fikir ve deneyimlerini paylaşmalarına fırsat sağlamak ve tarımda dijitalleşmenin önemini vurgulamak amacıyla çalışmalarımızı tamamladık. Silivri Belediyesi ile anlamlı bir iş birliği yapan Türkiye Ulusal Ajansına, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesine, çiftçi kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Dürüst olarak yürüyeceğimiz bir yol vardır. O da büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla yürütmek ve en büyük desteğimizi onlara yapmak yoludur’ Buradan hareketle Türk kadınıyla beraber yol yürümeye, Silivri kadınına inanmaya, Silivri kadınına güvenmeye, Silivri kadınına destek vermeye ve Silivri kadınına kendimizi emanet etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Toplantıya Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, Silivri İlçe Tarım Müdürü Nuri Ertuğrul, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Görevlileri, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, STK temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Toplantı, toplu fotoğraf çekimini ardından sona erdi.

Benzer Haberler

Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…