Türk ihraç ürünleri Çin’in batısına Urumçi’den girecek

Egeli ihracatçılar Çin’e 1 milyar dolar ihracat hedefi belirledi .

2024 yılında Çin’e ihracatını yüzde 54’lük artışla 302 milyon dolardan 465 milyon dolara çıkaran Ege İhracatçı Birlikleri önümüzdeki 3 yıllık vadede Çin’e ihracatını 1 milyar doların üzerine taşımak için Çin’deki pazarlama faaliyetlerini yoğunlaştırıyor.

Türk ihraç ürünleri Çin’in batısına Urumçi’den girecek. 2025 yılında Çin’de 3 fuarda milli katılım organizasyonu planlayan Ege İhracatçı Birlikleri, 16-19 Mart 2025 tarihlerindeki Xiamen Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’ndan sonra, 26–30 Haziran 2025 tarihleri arasında Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti olan Urumçi’de gerçekleştirilen “2025 Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı”nda yerini aldı.  

Ege İhracatçı Birlikleri, Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı’nda Türk ürünlerini Çinli ithalatçılarla buluşturdu.

EİB’nin Çin’deki üçüncü milli katılım organizasyonu 5-10 Kasım 2025 tarihlerinde Şanghay’daki Çin Uluslararası İthalat Fuarı olacak.

2025 Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı’nın açılışı 26 Haziran’da “Asya-Avrupa İş birliği ve İpek Yolu refahını paylaşmak” temasıyla Xinjiang Uluslararsı Kongre ve Sergi Merkezi’nde Özerk Bölge Parti Sekreteri Ma Xingrui ve Özerk Bölge Valisi Erkin Tuniyaz’ın konuşmalarıyla gerçekleştirdi.

Pekin Ticaret Başmüşaviri Atakan Özdemir’in de teşrifleriyle gerçekleşen açılış töreninde, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan ile Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon Birliği Başkanı Burak Sertbaş da yer aldı. Etkinlik, açılış konuşmalarının ardından protokolün sergi alanlarını ziyareti ile sonlanarak fuar ziyaretçilere açıldı.

2800’den fazla yerli ve yabancı katılımcının yer aldığı fuarda, Ege İhracatçı Birlikleri tarafından düzenlenen Milli Katılım Organizasyonu kapsamında BSA Professional Management Services, Oba Global Logistics, Kırlıoğlu Tarım firmalarının yanı sıra Ege Tarım Birlikleri, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ile Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği info stantları yoğun ziyaretçi ilgisiyle karşılandı.

Ertan; “Türk ürünlerinin Çin’e girişi için stratejik bir nokta”

Fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Çin’in Batıya açılan kapısı olan Urumçi’de Ege İhracatçı Birlikleri olarak gerçekleştirdiğimiz Milli Katılım Organizasyonumuz, sürdürülebilir, uzun soluklu ve karşılıklı güven içeren iş birlikleri kurma hedefimize büyük katkı sağlamıştır. Son yıllarda büyük bir gelişim gösteren ve lojistik bir hub haline gelen Sincan Uygur Özerk Bölgesi Türk ürünlerinin Çin’e girişi için stratejik bir konumda yer alıyor. Biz de bu fuar vesilesiyle Türk ürünlerinin güvenilirliğini, kalitesini ve rekabetçiliğini Urumçi pazarına tanıtmayı amaçladık. Türkiye’nin ihracat hedeflerini destekleyerek bölgesel iş birliği ve ticari çeşitliliği artırmayı amaçlayan Birliğimiz, önümüzdeki süreçte de uluslararası pazarlarda Türk sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinin görünürlüğünü güçlendirmeye devam edecektir” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında Çin’in 2024 yılında 3,1 milyar dolarlık ihracatla 18. sırada yer aldığı bilgisini veren Ertan şöyle devam etti; “2024 yılı sonunda Ege İhracatçı Birlikleri’nin en çok ihracat yaptığı ülkelere baktığımızda Çin, 6 sıra birden yükselerek 15. sıradan, 9. sıraya ilerledi. Çin’e yaptığımız ihracat yüzde 54’lük artışla 302 milyon dolardan 465 milyon dolara yükseldi. Çin ile ticari temaslarımızı artırarak önümüzdeki 3 yılda EİB’den Çin’e 1 milyar dolar ihracat hedefliyoruz.”

Sertbaş; “Hazır giyimde yeni pazarlar bulmak için buradayız”

Hazır giyim sektörünün ana ihracat pazarı olan Avrupa’daki ekonomik daralma nedeniyle yeni pazarlara yönelmelerinin kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Sertbaş, “Bu doğrultuda pazar çeşitliliğimizi artırmayı ve özellikle Çin ile olan ticari ilişkilerimizi hazır giyim özelinde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Burada bulunmamızın temel amacı da bu. Amacımız, Çin pazarını daha yakından tanıyarak, uzun vadede Avrupa Birliği dışındaki ülkelerle de güçlü ticari ortaklıklar kurmak.” ifadelerini kullandı.

Özdemir; “Türkiye-Çin arasındaki dış ticaret 50 milyar dolara yaklaşıyor”

Fuarın ikinci günü gerçekleşen toplantıda söz alan Pekin Ticaret Başmüşaviri Atakan Özdemir yaptığı konuşmada, Çin ve Türkiye arasındaki ekonomik iş birliğinin güçlendiğini vurgulayarak Çin ile 50 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmine ve Türkiye’nin yüksek katma değerli ürün ihracatına dikkat çekerek “Çin ve Türkiye arasındaki ticaret ve yatırım ilişkileri, ekonomik iş birliğini derinleştirme konusundaki karşılıklı taahhüdümüzü yansıtan yeni zirvelere ulaşmıştır. Neredeyse 50 milyar ABD dolarına yaklaşan ikili ticaretimiz, Türkiye’nin Çin’e sadece hammadde veya maden ihraç etmekle kalmayıp, aynı zamanda makine, otomotiv parçaları ve tekstil gibi yüksek katma değerli ürünler ihraç ederken, ileri teknoloji ve endüstriyel ekipman ithal etmesiyle de gelişmeye devam etmektedir. Bu ticaret, ekonomilerimizin birbirini tamamlayıcı niteliğini ve daha fazla büyüme için büyük potansiyeli vurgulamaktadır” dedi.

Bu yıl Türkiye’nin fuar katılımının her zamankinden daha güçlü olduğuna vurgu yapan Özdemir şöyle devam etti: “Çeşitli sektörlerden Türk şirketleri, ürün ve hizmetlerini sergileyerek ihracat kapasitemizin çeşitliliğini ve gücünü gösteriyor. Bu genişletilmiş varlık, Sincan ve daha geniş Çin pazarı ile bağları güçlendirme konusundaki güçlü taahhüdümüzü yansıtıyor.”

Fuar boyunca, Türk ürün ve hizmetlerini alıcılara tanıtma imkânı bulan milli katılımcılar; geniş bir yelpazede Türkiye’ye özgü ürün ve çözümleri potansiyel iş ortaklarına tanıttılar. Yeni iş bağlantıları, ortaklık görüşmeleri ve tanıtım faaliyetleri fuar programının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…