2025 ARALIK AYI REEL GETİRİ ORANLARI
2025 yılının son ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri performansı hem kısa vadeli tercihlerde hem de yılın tamamına yayılan yatırım davranışlarında dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Yüksek enflasyon ortamında “nominal kazanç” ile “gerçek kazanç” arasındaki farkın daha da belirginleştiği bu dönemde, yatırımcılar açısından asıl belirleyici unsur yine reel getiri oldu. Aralık 2025 verileri, özellikle devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) ve külçe altının farklı vadelerde öne çıktığını gösterirken; hisse senedi piyasası ve döviz cephesinde ise ayrışan bir performans söz konusu.
Aylık Perspektif: Aralık Ayının Sürprizi DİBS Oldu
Aralık 2025’te aylık bazda en yüksek reel getiri, enflasyondan arındırılmış hesaplamalarla DİBS’te gerçekleşti. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 4,13, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 3,98’lik reel getiri, kamu borçlanma araçlarının kısa vadede yatırımcıya sağladığı güvenli liman algısını güçlendirdi.
Bu tablo, yüksek faiz ortamının özellikle sabit getirili enstrümanları yeniden cazip hale getirdiğini gösteriyor. Para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle faiz oranlarının yüksek seyrini koruması, DİBS’lerin sadece nominal değil, reel anlamda da güçlü bir performans sergilemesine imkân tanıdı.
Aynı dönemde külçe altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,75, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,61 oranında reel getiri sağlayarak güçlü seyrini sürdürdü. BİST 100 endeksi yüzde 2,81 (Yİ-ÜFE) ve yüzde 2,67 (TÜFE) ile pozitif bir tablo çizse de getirinin sınırlı kalması dikkat çekti. Mevduat faizi (brüt) ise aylık bazda reel olarak yüzde 2 civarında getiri sunarak, riskten kaçınan yatırımcıların tercihlerini doğrular nitelikte bir performans sergiledi.
Döviz cephesinde ise tablo daha zayıf. Euro sınırlı da olsa reel getiri sağlarken, Amerikan Doları aylık bazda neredeyse başa baş bir performans gösterdi. Bu durum, kur artışlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığını bir kez daha ortaya koydu.
Üç Aylık Değerlendirme: Altın Açık Ara Önde
Son üç aylık verilere bakıldığında, külçe altının açık ara öne çıktığı görülüyor. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 17,42, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 16,16 oranında reel getiri sağlayan altın hem küresel belirsizliklerin hem de yurt içi enflasyonist baskıların etkisiyle yatırımcının en çok kazandıran aracı oldu.
Bu dönemde BİST 100 endeksi ise dikkat çekici bir şekilde negatif ayrıştı. Yİ-ÜFE bazlı hesaplamada yüzde 0,76, TÜFE bazlı hesaplamada ise yüzde 1,82 oranında reel kayıp, hisse senedi piyasasında kısa vadeli dalgalanmaların yatırımcıyı zorladığını gösteriyor. Özellikle finansman maliyetlerinin yüksek seyri, şirket kârlılıkları üzerindeki baskı ve küresel risk iştahındaki dalgalanmalar, Borsa İstanbul’un performansını sınırlayan temel unsurlar arasında yer aldı.
Altı Aylık Görünüm: Güvenli Liman Algısı Güçleniyor
Altı aylık değerlendirme, yatırımcı davranışlarındaki daha yapısal eğilimleri ortaya koyması açısından önem taşıyor. Bu dönemde de külçe altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 27,14, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 25,05 oranlarında reel getiri sağlayarak zirvedeki yerini korudu. Altının bu performansı, yalnızca fiyat artışlarından değil, aynı zamanda diğer yatırım araçlarının enflasyon karşısında yetersiz kalmasından da kaynaklanıyor.
Aynı dönemde Amerikan Doları’nın reel olarak yatırımcısına kaybettirmesi ise dikkat çekici. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 1,98, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,59 oranındaki reel kayıp, dövizde “koruma” algısının tek başına yeterli olmadığını bir kez daha gösterdi. Kur artışlarının, enflasyonun gerisinde kalması, dolar yatırımcısı açısından reel erime anlamına geldi.
Yıllık Sonuçlar: 2025’in Şampiyonu Külçe Altın
Yıllık bazda değerlendirildiğinde 2025’in açık ara kazananı yine külçe altın oldu. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 55,60, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 51,77 oranındaki reel getiri, altını yalnızca bir “koruma aracı” değil, aynı zamanda güçlü bir kazanç aracı haline getirdi.
Yıl genelinde mevduat faizi (brüt), DİBS ve Euro da reel olarak pozitif getiri sağlayan araçlar arasında yer aldı. Özellikle mevduat faizinin Yİ-ÜFE bazında yüzde 8,93, TÜFE bazında yüzde 6,25 oranında reel getiri sunması, tasarruf sahibinin yeniden bankacılık sistemine yöneldiğini gösteriyor.
Buna karşılık Amerikan Doları ve BİST 100 endeksi yıllık bazda yatırımcısına reel kayıp yaşattı. Borsa İstanbul’da reel kaybın yüzde 13’ü aşması, 2025’in hisse senedi yatırımcısı açısından zor bir yıl olduğunu ortaya koyuyor.
Sonuç: Enflasyonla Yarışta Kazananlar ve Kaybedenler
Aralık 2025 verileri, yatırımcının artık yalnızca nominal kazançlara değil, reel getirinin sürdürülebilirliğine odaklandığını net biçimde ortaya koyuyor. Altın, tüm vadelerde enflasyona karşı en güçlü korumayı sunarken; DİBS ve mevduat faizi gibi araçlar, yüksek faiz ortamında yeniden ön plana çıkıyor. Buna karşılık döviz ve hisse senedi yatırımlarında seçici olunmadığı takdirde reel kayıplar kaçınılmaz hale geliyor.
Önümüzdeki dönemde para politikasının seyri, enflasyonun düşüş hızı ve küresel finansal koşullar, yatırım araçları arasındaki bu dengelerin yeniden şekillenmesine neden olabilir. Ancak 2025’in bilançosu açık: Enflasyonla mücadelede kazanan, doğru enstrümanı doğru vadede seçen yatırımcı oldu.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar









