2025 ARALIK AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ

2025 ARALIK AYI EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ

Aralık 2025 dönemine ilişkin Ekonomik Güven Endeksi, bir önceki ayla aynı düzeyde kalarak 99,5 değerini aldı. Bu görünüm, ekonomide genel havanın ne iyimserliğe ne de belirgin bir kötümserliğe yöneldiğini; daha çok bekle-gör yaklaşımının hâkim olduğunu ortaya koyuyor. Endeksin 100 eşik değerinin hemen altında kalması, ekonomik aktörlerin temkinli duruşunu sürdürdüğüne işaret ediyor.

Ekonomik güven endeksi; tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ilişkin güven endekslerinin bileşik bir göstergesi niteliği taşıyor. Aralık ayında alt endeksler arasındaki ayrışma, ekonomide sektörel bazda farklılaşan beklentilerin belirginleştiğini gösteriyor.

Tüketici Cephesinde Güven Zayıflıyor

Aralık ayında tüketici güven endeksi, bir önceki aya göre %1,8 azalarak 83,5 seviyesine geriledi. Tüketici güveninin görece düşük seviyelerde seyretmesi yeni bir durum değil; ancak aralık ayındaki düşüş, yılın son döneminde hane halkı beklentilerinin daha da temkinli hale geldiğini gösteriyor.

Tüketici güvenindeki gerilemenin arkasında;

  • Yaşam maliyetlerindeki baskı,
  • Geleceğe ilişkin gelir beklentilerindeki belirsizlik,
  • Tasarruf eğiliminin güçlenmesi

Gibi unsurlar öne çıkıyor. Tüketici endeksinin 100’ün oldukça altında seyretmesi, iç talep açısından kırılgan bir zemine işaret ediyor. Bu durum, özellikle dayanıklı tüketim malları ve konut gibi ertelenebilir harcamalarda ihtiyatlı davranışların sürebileceğine işaret ediyor.

Reel Kesimde Temkinli İyimserlik

Reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi ise aralık ayında %0,5 artarak 103,7 seviyesine yükseldi. Endeksin 100’ün üzerinde kalması, sanayi tarafında genel iyimserliğin korunduğunu gösterse de artış oranının sınırlı kalması, güçlü bir ivmeden ziyade kontrollü bir toparlanmaya işaret ediyor.

İmalat sanayinde güvenin görece olumlu seyretmesinde;

  • İhracat pazarlarının kısmen destekleyici etkisi,
  • Üretim ve sipariş beklentilerinde sınırlı iyileşme,
  • Stok seviyelerinin daha dengeli algılanması

Etkili oluyor. Bununla birlikte, finansman koşulları ve maliyet baskılarının reel sektör üzerindeki etkisi tamamen ortadan kalkmış değil. Bu nedenle sanayi kesimi, iyimserliğini temkinle sınırlı tutuyor.

Hizmet ve Perakende Sektörleri Gücünü Koruyor

Aralık ayında en dikkat çekici tablo, hizmetler ve perakende ticaret sektörlerinde görülüyor. Hizmet sektörü güven endeksi %0,4 artışla 112,3, perakende ticaret sektörü güven endeksi ise %1,1 artışla 115,4 değerine yükseldi.

Bu iki sektör, ekonomik güven endeksini yukarıda tutan temel unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle hizmetler tarafında;

  • Turizm ve ulaştırma faaliyetlerinin canlılığı,
  • Yıl sonu harcamalarının etkisi,
  • İç talepteki görece hareketlilik

Güvenin yüksek seyretmesini sağlıyor. Perakende ticaret sektöründe ise satış hacmi beklentilerinin korunması ve stok değerlendirmelerinin daha olumlu olması, endekse yukarı yönlü katkı sunuyor.

Ancak bu tablo, tüketici güvenindeki zayıflıkla birlikte değerlendirildiğinde, hizmet ve perakende sektörlerindeki iyimserliğin kalıcı mı yoksa geçici mi olduğu sorusunu da gündeme getiriyor.

İnşaat Sektöründe Kırılganlık Devam Ediyor

İnşaat sektörü güven endeksi aralık ayında %0,5 azalarak 84,5 seviyesine geriledi. Bu seviye, inşaat sektöründe kötümserliğin sürdüğünü net biçimde ortaya koyuyor. Endeksin 100’ün oldukça altında kalması, sektörün genel ekonomik görünümden olumsuz ayrıştığını gösteriyor.

İnşaat sektöründe güveni baskılayan başlıca unsurlar arasında;

  • Maliyet artışlarının devam etmesi,
  • Talepteki zayıf seyir,
  • Finansmana erişim koşulları

Öne çıkıyor. Konut tarafında talebin sınırlı kalması, sektörün toparlanma sürecini geciktiren temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Genel Değerlendirme: Denge Arayışı Sürüyor

Aralık 2025 itibarıyla ekonomik güven endeksinin 99,5 ile yatay seyretmesi, ekonomide belirgin bir yön değişiminin henüz oluşmadığını gösteriyor. Bir yanda hizmetler ve perakende gibi iç talep ağırlıklı sektörlerde görece iyimser bir tablo varken; diğer yanda tüketici ve inşaat cephesinde süren temkinli duruş, genel güveni sınırlıyor.

Bu görünüm, Türkiye ekonomisinde denge arayışının sürdüğüne işaret ediyor. Ekonomik aktörler, mevcut koşulları dikkatle izlerken, beklentilerini güçlü bir iyimserlik yerine kontrollü adımlarla şekillendiriyor.

Önümüzdeki dönemde ekonomik güvenin seyrinde;

  • Enflasyon beklentileri,
  • Gelir ve istihdam görünümü,
  • Finansman koşulları

Belirleyici olacak. Özellikle tüketici güvenindeki toparlanma, ekonomik güven endeksinin yeniden 100 eşiğinin üzerine çıkması açısından kritik önem taşıyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    290 milyar Euro değerindeki güzellik sektörünün dev buluşması BeautyEurasia’nın 21’inci yılı için hazırlıklar sürüyor  

    Avrasya coğrafyasının en kapsamlı uluslararası güzellik, kozmetik ve saç bakımı etkinliklerinden biri olan “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, 2–4 Eylül 2026 tarihleri arasında 21’inci kez kapılarını açacak. ICA Events organizatörlüğünde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerine yeni ticari iş birliği imkanları sunarken endüstrinin en güncel akımlarını tek bir çatı altında toplayacak. Geçtiğimiz yıl 114 farklı ülkeden 13 bin 314 profesyoneli ağırlayan fuar, bu dönemde de geniş kapsamı sayesinde yeni ortaklıkların kurulmasına aracılık edecek. Dünya genelinde ekonominin pek çok dalını kapsayan 50’den fazla organizasyona imza atan ICA Events, Avrasya’nın güzellik alanındaki en büyük zirvelerinden biri olan 21. BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı’nı 2–4 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek. Mevcut büyüklüğünün yanı sıra katılımcılarına nitelikli ticari ağlar, hedef odaklı B2B görüşmeler ve yüksek ticari verimlilik de sağlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nde yarattığı küresel çeşitlilikle bu yıl da somut ticari çıktılar sağlayacak. Güzellik sektörünün Türkiye’deki hacmi 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaştı Güzellik endüstrisinin, kişiye özel teknolojik imkanlar ve artan sağlıklı yaşam bilinciyle beraber sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu ifade eden BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova, “Markalardan üreticilere ve tüketicilere kadar bir bütün teşkil eden güzellik sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte gelişimini sürdürüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 290 milyar Euro’luk bir büyüklüğe erişen güzellik sektörü, 4,2 milyar civarında potansiyel kullanıcıya ulaşıyor. Diğer taraftan Türkiye piyasası da son dönemde endüstrinin en hızlı ivme kazanan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki güzellik pazarının hacmi 217 milyar TL seviyesine çıkarken, dijital platformların etkisi sektörün genişlemesinde giderek daha kritik bir rol oynamaya başlıyor. 20 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan BeautyEurasia ise yalnızca fiziksel ölçeğiyle değil, sunduğu kaliteli iş bağlantıları, stratejik B2B buluşmaları ve ticari verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Organizasyonumuzun küresel erişimi yerel pazar bilgisiyle harmanlayan yapısı, sektördeki etkili ortaklıkların tesis edilmesine olanak tanıyor.” açıklamasında bulundu. Standart kalıpların ötesinde bir fuar Fuarın geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen buluşmasında küresel etkisini bir kez daha kanıtladığını belirten Mehmedova, şu verileri paylaştı: “Dünya genelindeki ekonomik dalgalanmalara rağmen fuarımız geçtiğimiz yıl da başarılı bir grafik sergilemeyi başardı. Toplamda 114 ülkeden 13 bin 314 profesyonel isim fuarımızı ziyaret ederken, bu kitlenin 3 bin 406’sını yabancı konuklar oluşturdu. Bununla birlikte 180’i yurt dışından gelen toplam 302 katılımcının yer aldığı organizasyonda iş hacmi 305 milyon Euro’ya ulaşırken, katılımcı başına ortalama 1 milyon Euro’luk bir ticaret hacmi oluşturduk. Ayrıca BeautyEurasia, basit bir ürün sergileme alanının çok ötesinde, ölçülebilir ticari başarılar üreten bir platform olma niteliği taşıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz sene bin 486 sipariş ve ön protokole imza atılırken, katılımcı kurumlar ile uluslararası satın almacılar arasında doğrudan ticari köprüler kuruldu. Ek olarak fuar süresince 5 binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi. Bu sayede uzun vadeli ticari ortaklıkların kurulmasına çok değerli bir katkı sunulmuş oldu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektörün öncü isimlerini bir araya getirirken kalite odaklı vizyonumuzu koruyarak; Türkiye, Avrasya, Orta Doğu, Balkanlar ve BDT pazarlarına giriş yapmak isteyen profesyoneller için stratejik bir merkez olmaya devam edeceğiz.” ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı…