ABD-Afrika ticaret anlaşması bitiyor: Türkiye için yeni fırsat

Uzmanlar, ABD’nin Afrika ülkelerine gümrüksüz ihracat imkanı tanıyan AGOA anlaşmasının 2025’te sona ermesinin, Washington’un kıtadaki ekonomik etkisini zayıflatacağını ve bu boşluğu Türkiye, Çin ve Hindistan gibi rakiplerin doldurabileceğini belirtiyor.

AA

Giriş: 21.10.2025 – 14:57

Güncelleme: 21.10.2025 – 14:57Takip EtGoogle NewsPaylaş

ABD-Afrika ticaret anlaşması bitiyor: Türkiye için yeni fırsat

Uzmanlar, Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası’nın (AGOA) sona ermesinin, Washington’un kıtadaki ekonomik etkisini Çin, Türkiye ve Hindistan gibi rakiplerine kaptırabileceğini ifade ediyor.

Uzmanlar, Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası’nın (AGOA) sona ermesinin, Afrika’da milyonlarca kişinin işini kaybetmesine ve binlerce iş kolunun kapanmasına yol açabileceğini belirterek Washington’un kıtadaki ekonomik etkisini Çin, Türkiye ve Hindistan gibi rakiplerine kaptırabileceğini ifade ediyor.

AGOA, ABD Kongresi tarafından 2000 yılında, dönemin Başkanı Bill Clinton döneminde yürürlüğe girdi.

Eski ABD Başkanları George W. Bush ve Barack Obama yönetimleri tarafından da desteklenen yasa, 2015’te 10 yıl süreyle uzatılmıştı.

Yasa, mevcut haliyle 30 Eylül 2025’te süresini doldurdu.

Ancak Washington yönetimi, Sahra Altı Afrika ülkelerinin ABD pazarına gümrüksüz erişim olanağı tanıyan AGOA programını uzatma teklifine ilişkin görüşmelerini hala sürdürüyor.

Programın geleceğine dair tartışmalar, Afrika ülkelerinde endişeyle takip edilirken uzmanlar, anlaşmanın sona ermesinin özellikle tekstil, giyim ve otomotiv sektörlerinde ciddi istihdam kayıplarına neden olabileceğini vurguluyor.

AA muhabiri, ABD-Afrika ticaret programının sona ermesinin ekonomik ve diplomatik etkilerini derledi.

6 BİNDEN FAZLA ÜRÜNDE GÜMRÜKSÜZ İHRACAT TEHLİKEDE 
AGOA, uygun görülen ülkelere 6 binden fazla ürün kaleminde gümrüksüz ihracat imkânı tanıyor.

ABD Ticaret Temsilciliği verilerine göre, program sayesinde Sahra Altı Afrika’nın ABD’ye ihracatı 2022’de 20 milyar doları aştı.

Bu ihracatın büyük bölümünü tekstil, giyim, otomotiv ve imalat ürünleri oluşturdu.

Programın sona ermesi halinde, özellikle Lesotho, Esvatini ve Kenya gibi ülkelerde binlerce tekstil işçisinin işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.

Lesotho’da tekstil ürünlerinin yaklaşık yüzde 90’ının ABD’ye ihraç edilmesi, olası kayıpların büyüklüğünü gösteriyor.

Program kapsamında doğrudan veya dolaylı olarak 1,3 milyon kişinin istihdam edildiği tahmin ediliyor.

ÇİN, KITADAKİ ETKİSİNİ ARTTIRABİLİR 
ABD Kongresinde, bazı Demokrat ve Cumhuriyetçi üyeler AGOA’nın uzun vadeli uzatılmasını savunurken diğerleri programın bazı Afrika ülkeleriyle ABD çıkarları arasında uyumsuzluk yaratabileceği gerekçesiyle temkinli yaklaşıyor.

Washington yönetimi, geçmişte insan hakları ihlalleri nedeniyle Uganda ve Nijer gibi ülkeleri programdan çıkarmıştı.

Afrika liderleri, AGOA’nın uzatılmasını talep ederek programın sona ermesinin yalnızca Afrika’ya değil, ABD ekonomisine de zarar verebileceğini vurguluyor.

Uzmanlara göre programın bitmesi, Afrika ülkelerini alternatif ticaret ortaklarına yöneltebilir ve Çin’in bölgedeki etkisini artırabilir.

Çin, son yıllarda altyapı yatırımları, kredi paketleri ve koşulsuz ticaret anlaşmalarıyla Afrika’nın en büyük ticaret ortaklarından biri haline geldi.

Sivil toplum kuruluşlarına göre, AGOA’nın sona ermesi ABD’nin Afrika’daki ekonomik nüfuzunu Çin’e kaptırması anlamına geliyor.

Programın sona ermesinin kısa vadede istihdam kayıpları yaratmakla kalmayacağı, Afrika’nın küresel tedarik zincirindeki konumunu zayıflatabileceği belirtiliyor. Özellikle kobalt, lityum ve platin gibi kritik madenlerde Afrika’nın stratejik önemi nedeniyle ABD’nin ticari bağlarını sürdürmesinin önem taşıdığı ifade ediliyor.

“TÜRKİYE, AFRİKA İÇİN GÜÇLÜ BİR ALTERNATİF PARTNER HALİNE GELİYOR” 

 Anlaşma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Afrika İş Adamları Derneği (TABA) Sahra Altı Afrika Diplomatik İlişkiler Direktörü Olivia Rabearisoa, AGOA’nın sona ermesinin Afrika genelinde milyonlarca kişinin işini kaybetmesine yol açabileceğini söyledi.

Rabearisoa, programın Afrika’da yerel üretimi teşvik ettiğini ve binlerce kişiye istihdam sağladığını belirterek “Anlaşmanın sona ermesi durumunda en çok tekstil ve tarım sektörleri etkilenecek. Benim ülkem Madagaskar gibi giyim ve tarım ürünlerinde uzmanlaşmış ülkelerde gümrük vergilerinin yüzde 20’nin üzerine çıkması, küçük ihracatçılar için büyük bir yük oluşturacaktır.” dedi.

Bu süreçte kadınların ve gençlerin en fazla etkilenecek gruplar arasında aldığını ifade eden Rabearisoa, “Afrika genelinde tekstil, hazır giyim ve tarım sektörlerinde binlerce kadın ve genç çalışıyor. Anlaşmanın sona ermesiyle işsizlik oranı yüksek ülkelerde birçok kadının geçim kaynağı tehlikeye girebilir.” diye konuştu.

Rabearisoa, Afrika ülkelerinin ABD’nin olası gümrük vergileri karşısında alternatif ticari ortaklar arayabileceğini vurguladı.

Kenya gibi bazı ülkelerin anlaşmanın bir yıl uzatılması için görüşmeler yürüttüğü bilgisini paylaşan Rabearisoa, diğer bazı aktörlerin ise Afrika kıtası içinde ortak pazar oluşturulması yönünde çağrıda bulunduğunu aktardı.

Rabearisoa, “Afrika elbette yeni ticari ortaklar arayacaktır. Kıta ülkeleri ham madde ihracatına dönmek yerine işlenmiş ürünlerini ihraç etmeye devam etmek istiyor. Bu noktada Çin ve Türkiye gibi ülkeler öne çıkabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin Afrika ile ticaret hacminin 40 milyar doları aştığını aktaran Rabearisoa, son yıllarda Türkiye’nin kıtadaki diplomatik temsilciliklerinin sayısında da artış yaşandığını belirterek “Türkiye hem ekonomik hem diplomatik olarak Afrika için güçlü bir alternatif partner haline geliyor.” ifadesini kullandı.

“TÜRK ŞİRKETLERİ OLUŞACAK BOŞLUĞU DOLDURABİLİR” 
TABA Kurucusu ve Başkanı Mehmed Fatih Akbulut da ABD ile Afrika arasındaki ticaret programının sona ermesiyle kıtada yeni ortak arayışlarının başlayacağını belirterek Türkiye’nin bu süreçte güvenilir bir ticaret ortağı olarak öne çıkabileceğini söyledi.

Akbulut, AGOA’nın sona ermesinin ardından Afrika ülkelerinin hızlı ve güvenilir partnerlere yöneleceğini ifade etti.

Türkiye’nin, “Afrika’ya Açılım Politikası” ve ardından uygulamaya konulan “Afrika Ortaklık Politikası” sayesinde kıta ile yakın ilişkiler kurduğunu hatırlatan Akbulut, bu yeni dönemde Ankara’nın önemli bir aktör olarak öne çıkacağını vurguladı.

Türk şirketlerinin son yıllarda tekstil, mobilya ve gıda sektörlerinde Afrika ülkelerindeki yatırımlarını artırdığına dikkat çeken Akbulut, şöyle konuştu:

“AGOA’nın sona ermesiyle oluşabilecek istihdam boşluğunu Türk şirketleri önemli ölçüde doldurabilir. Türkiye, inşaat, sağlık, tekstil makineleri ve gıda işleme gibi alanlardaki tecrübesiyle Afrika için güvenilir bir sanayi ortağı haline geliyor.”

ABD’NİN KITADAKİ EKONOMİK NÜFUZUNU ZAYIFLATABİLİR 
Afrika kıtası üzerine çalışmalara yürüten Şanghay Üniversitesinden Dr. Hasan Aydın ise AGOA’nın sona ermesinin kıta ülkeleri için ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti.

AGOA kapsamında yaklaşık 30 Afrika ülkesinin 6 binden fazla ürünü gümrüksüz olarak ABD’ye satabildiğini, yasanın sona ermesiyle bu durumun ortadan kalktığını ve Afrika ihracatçılarının yüzde 10 ila 30 arasında değişen gümrük vergileriyle karşı karşıya kalabileceğini ifade eden Aydın, bunun özellikle tekstil, hazır giyim, otomotiv yan sanayisi ve tarım sektörlerinde ihracat kaybına ve istihdam sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Etiyopya örneğini de hatırlatan Aydın, AGOA’dan çıkarılan ülkelerde iş kayıplarının artması ve yabancı yatırımcıların çekilmesinin somut şekilde görüldüğünü, son üç yılda Etiyopya’da binlerce işin kaybolduğunu ve yaklaşık 45-50 milyon dolarlık ekonomik kaybın ortaya çıktığını söyledi.

Aydın, Güney Afrika’daki otomotiv, tarım, maden ve mineral sektörleri ile Kenya ve Lesoto’daki tekstil ve hazır giyim sektörlerinin de benzer risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

AGOA’nın sona ermesinin ABD’nin Afrika’daki ekonomik nüfuzunu zayıflatacağını ifade eden Aydın, şunları kaydetti:

“Anlaşmanın sona ermesi yalnızca ekonomik değil, jeopolitik sonuçlar da doğuracak. ABD’nin kıtadaki “güvenilir ortak” imajı zedelenirken Çin, Hindistan, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Türkiye gibi aktörler Afrika pazarında öne çıkabilir. Özellikle Çin, en az gelişmiş olarak kabul edilen Afrika ülkelerinden gelen ürünleri büyük oranda gümrüksüz kabul ettiği için bu rekabette avantajlı duruma geçebilir.”

Türkiye açısından da fırsatlar doğduğunu belirten Aydın, Kenya ve Lesoto gibi ülkelerin ABD’ye ihracatta eskisi kadar avantajlı olamayacak olmasının, Türkiye’nin özellikle tekstil ve hazır giyim sektörlerinde Afrika pazarına girme fırsatını artırdığını ifade etti.

Otomotiv ve sanayi ürünlerinde güçlü ihracata sahip Güney Afrika’nın da Türkiye ile iş yapma alternatiflerine yönelebileceğini belirten Aydın, AGOA’nın sona ermesinin yalnızca ihracat ve istihdam kaybı yaratmayacağını, aynı zamanda ABD’nin Afrika’daki güvenilir ortak imajının zayıflamasına ve Çin gibi rakiplerin kıtadaki ekonomik baskınlığının artmasına yol açabileceğini sözlerine ekledi.

Aydın, ABD’nin, Afrika ülkeleriyle çeyrek asırdır süren ekonomik bağlarını güçlendiren anlaşmanın sona ermesiyle oluşacak ticaret açığını ikili ticaret anlaşmalarıyla kapatmaya çalışabileceğini kaydetti.

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    290 milyar Euro değerindeki güzellik sektörünün dev buluşması BeautyEurasia’nın 21’inci yılı için hazırlıklar sürüyor  

    Avrasya coğrafyasının en kapsamlı uluslararası güzellik, kozmetik ve saç bakımı etkinliklerinden biri olan “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, 2–4 Eylül 2026 tarihleri arasında 21’inci kez kapılarını açacak. ICA Events organizatörlüğünde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerine yeni ticari iş birliği imkanları sunarken endüstrinin en güncel akımlarını tek bir çatı altında toplayacak. Geçtiğimiz yıl 114 farklı ülkeden 13 bin 314 profesyoneli ağırlayan fuar, bu dönemde de geniş kapsamı sayesinde yeni ortaklıkların kurulmasına aracılık edecek. Dünya genelinde ekonominin pek çok dalını kapsayan 50’den fazla organizasyona imza atan ICA Events, Avrasya’nın güzellik alanındaki en büyük zirvelerinden biri olan 21. BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı’nı 2–4 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek. Mevcut büyüklüğünün yanı sıra katılımcılarına nitelikli ticari ağlar, hedef odaklı B2B görüşmeler ve yüksek ticari verimlilik de sağlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nde yarattığı küresel çeşitlilikle bu yıl da somut ticari çıktılar sağlayacak. Güzellik sektörünün Türkiye’deki hacmi 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaştı Güzellik endüstrisinin, kişiye özel teknolojik imkanlar ve artan sağlıklı yaşam bilinciyle beraber sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu ifade eden BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova, “Markalardan üreticilere ve tüketicilere kadar bir bütün teşkil eden güzellik sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte gelişimini sürdürüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 290 milyar Euro’luk bir büyüklüğe erişen güzellik sektörü, 4,2 milyar civarında potansiyel kullanıcıya ulaşıyor. Diğer taraftan Türkiye piyasası da son dönemde endüstrinin en hızlı ivme kazanan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki güzellik pazarının hacmi 217 milyar TL seviyesine çıkarken, dijital platformların etkisi sektörün genişlemesinde giderek daha kritik bir rol oynamaya başlıyor. 20 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan BeautyEurasia ise yalnızca fiziksel ölçeğiyle değil, sunduğu kaliteli iş bağlantıları, stratejik B2B buluşmaları ve ticari verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Organizasyonumuzun küresel erişimi yerel pazar bilgisiyle harmanlayan yapısı, sektördeki etkili ortaklıkların tesis edilmesine olanak tanıyor.” açıklamasında bulundu. Standart kalıpların ötesinde bir fuar Fuarın geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen buluşmasında küresel etkisini bir kez daha kanıtladığını belirten Mehmedova, şu verileri paylaştı: “Dünya genelindeki ekonomik dalgalanmalara rağmen fuarımız geçtiğimiz yıl da başarılı bir grafik sergilemeyi başardı. Toplamda 114 ülkeden 13 bin 314 profesyonel isim fuarımızı ziyaret ederken, bu kitlenin 3 bin 406’sını yabancı konuklar oluşturdu. Bununla birlikte 180’i yurt dışından gelen toplam 302 katılımcının yer aldığı organizasyonda iş hacmi 305 milyon Euro’ya ulaşırken, katılımcı başına ortalama 1 milyon Euro’luk bir ticaret hacmi oluşturduk. Ayrıca BeautyEurasia, basit bir ürün sergileme alanının çok ötesinde, ölçülebilir ticari başarılar üreten bir platform olma niteliği taşıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz sene bin 486 sipariş ve ön protokole imza atılırken, katılımcı kurumlar ile uluslararası satın almacılar arasında doğrudan ticari köprüler kuruldu. Ek olarak fuar süresince 5 binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi. Bu sayede uzun vadeli ticari ortaklıkların kurulmasına çok değerli bir katkı sunulmuş oldu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektörün öncü isimlerini bir araya getirirken kalite odaklı vizyonumuzu koruyarak; Türkiye, Avrasya, Orta Doğu, Balkanlar ve BDT pazarlarına giriş yapmak isteyen profesyoneller için stratejik bir merkez olmaya devam edeceğiz.” ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı…