TDT ülkeleriyle 5 yılda 62,6 milyar dolarlık ticaret

Türkiye’nin, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile son 5 yıldaki karşılıklı ticareti 62,6 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde Türkiye, söz konusu ülkelere 36,6 milyar dolarlık ihracat yaptı.

Türkiye’nin, TDT üye ülkeleri Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile son 5 yılda karşılıklı ticareti 62,6 milyar dolar olarak gerçekleşirken, Zengezur ve Orta koridorlarının ticareti artırmadaki katkısı dikkat çekiyor.

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları 12. Zirvesi, 7 Ekim’de Azerbaycan’ın Gebele kentinde düzenlenecek. “Bölgesel Barış ve Güvenlik” temalı zirvede, katılımcıların bölgesel ve küresel gelişmeleri ele alması, Türk dünyasında işbirliğini güçlendirmeye ve refahı artırmaya yönelik belgelerin imzalanması planlanıyor.

Teşkilatın kurucu üyeleri olan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’nin yanı sıra Özbekistan da 2019 yılı itibarıyla üye ülkeler arasında yer alıyor. Macaristan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ise gözlemci statüsünde bulunuyor.

KARŞILIKLI TİCARET SON YILLARDA HIZLANDI 
Türkiye’nin teşkilata üye ülkelerle stratejik ticaret ortaklığı bulunurken, bu ülkelerle karşılıklı ticareti son yıllarda ivme kazandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Genel Ticaret Sistemi verilerine göre, 2020-2024 döneminde Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a toplam ihracat 36,6 milyar dolar oldu.

Aynı dönemde, söz konusu ülkelerden toplam ithalat da yaklaşık 26 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Böylelikle Türkiye’nin TDT üyesi bu ülkelerle son 5 yıldaki ticaret hacmi 62,6 milyar dolara ulaştı.

EN FAZLA İHRACAT AZERBAYCAN’A YAPILDI 
Türkiye’nin, bu dönemde en fazla dış satım yaptığı ülke ise 12,8 milyar dolarla Azerbaycan oldu. Bu ülkeye ihracatta makineler, mekanik cihazlar, plastik ve mamulleri ile motorlu kara taşıtları öne çıktı. Aynı dönemde Azerbaycan’dan gerçekleştirilen dış alım 5,3 milyar dolar olurken, mineral yakıtlar, pamuk, alüminyum, demir ve çelik ithalatta ilk sırada yer aldı.

İki ülke ticareti ilişkileri ise “tek millet, iki devlet” anlayışıyla, stratejik şekilde ilerliyor. Azerbaycan’ın zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarının, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı (BTC), Bakü-Tiflis-Erzurum Boru Hattı (BTE) ve Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) gibi adımlarla Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması, ülkeyi bölgesel bir enerji koridoru haline getiriyor.

ZENGEZUR KORİDORU, TÜRKİYE VE AZERBAYCAN TİCARETİNİ DESTEKLEYECEK 
Azerbaycan’ın son yıllarda en çok elektrik ihraç ettiği ülkenin Türkiye olması da enerji işbirliğinin çeşitlenmesi ve arz güvenliği açısından önem taşıyor.

Bölgesel ticarette önemli olan Zengezur Koridoru’nun da iki ülke ilişkilerine lojistik maliyetleri düşürme, transit kapasiteyi ve ticaret hacmini artırma noktasında katkılar sunması bekleniyor. Koridorun, Azerbaycan ve Türkiye arasında, elektrik enterkonneksiyonu (İletim ve dağıtım sistemlerinin toplamından oluşan ulusal elektrik sisteminin diğer bir ülkeye ait elektrik sistemine bağlanması) ya da dijital iletişim hatları için kullanılabilecek bir altyapı koridoru olması da değerlendiriliyor.

Türk müteahhitleri, bu ülkede üstlendiği konut, havalimanı inşası, su, elektrik ve enerji nakil hatları gibi sahalarda, önemli projelere imza atmayı sürdürüyor.

KAZAKİSTAN’A DIŞ SATIM 10,1 MİLYAR DOLARA ULAŞTI 
Türkiye’nin, Kazakistan ile karşılıklı ticaretindeki yükseliş de bu dönemde dikkat çekiyor. Son 5 yılda Kazakistan’a 10,1 milyar dolarlık ihracat yapan Türkiye, aynı dönemde bu ülkeden 13,2 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi.

Bu ülkeye ihracatta makineler, örme giyim eşyası ve aksesuarları başta gelirken, ithalatta bakır ve bakırdan eşya, mineral yakıtlar, alüminyum ve alüminyumdan eşya öne çıktı.

ORTA KORİDOR, TÜRKİYE VE KAZAKİSTAN’IN LOJİSTİK GÜCÜNÜ ARTIRACAK 
Kazakistan, Türkiye’nin Orta Asya’daki başlıca ticaret ortağı olarak öne çıkıyor. Türkiye, burada en çok yatırım yapan 5 ülke arasında yer alıyor.

Avrasya’daki önemli ulaşım ve ticaret güzergahı olan Orta Koridor ise Türkiye ve Kazakistan ticareti açısından stratejik olarak değerlendiriliyor. Özellikle Kazakistan’la, temmuz ayında Orta Koridor’a ilişkin imzalanan demir yolu anlaşmasıyla, bu güzergahtaki demir yolu yük taşımacılığının hacim ve hizmet kalitesinin artırılmasını hedefleniyor. Bu işbirliğiyle Türkiye ve Kazakistan’ın, küresel lojistikteki rolünün daha da güçlendirilmesi bekleniyor.

Türkiye’nin teşkilata üye diğer ülkelerden Kırgızistan ile karşılıklı ticareti ise anılan dönemde 5,4 milyar dolar olurken, Özbekistan ile 15,8 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunuyor.

2020-2024 dönemini kapsayan son 5 yılda Türkiye’nin TDT üye ülkeleriyle karşılıklı ticareti (dolar) şöyle:

Yıllarİhracat(dolar)
AzerbaycanKazakistanKırgızistanÖzbekistan
20202.085.340.263985.614.991417.525.8161.154.082.216
20212.342.788.7371.288.142.381749.443.1671.841.623.051
20222.504.423.1091.606.302.977902.714.5941.877.542.885
20232.796.851.2652.960.336.8121.200.850.6431.872.527.779
20243.081.610.4653.315.526.7681.379.673.7342.228.046.869
Toplam12.811.013.83910.155.923.9294.650.207.9548.973.822.800
Genel Toplam36.590.968.522
Yıllarİthalat (dolar)
AzerbaycanKazakistanKırgızistanÖzbekistan
2020410.710.2781.180.549.08991.158.666969.980.923
2021751.290.0771.595.313.34186.460.8721.800.043.713
2022836.443.0483.514.908.374119.553.3261.682.538.414
20231.440.074.5013.501.132.450273.948.3701.209.312.591
20241.817.169.0133.385.643.534167.684.6521.134.187.795
Toplam5.255.686.91713.177.546.788738.805.8866.796.063.436
Genel Toplam25.968.103.027

kaynak : istanbul ticaret gazetesi

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…