BÜYÜK SIFIRLAMA GİRİŞİMİ

BÜYÜK SIFIRLAMA GİRİŞİMİSon yıllarda küresel gündemi meşgul eden kavramlardan biri “Büyük Sıfırlama” (The Great Reset) oldu. İlk olarak 2020 yılında Dünya Ekonomik Forumu (WEF) çerçevesinde gündeme gelen bu girişim, pandemiyle birlikte dünya ekonomisinin ve sosyal yapısının yeniden dizayn edilmesi ihtiyacını vurguluyor. Ancak “sıfırlama” ifadesi, basit bir reformdan çok daha radikal bir dönüşümü çağrıştırıyor ve bu nedenle hem ekonomik hem de siyasal açıdan tartışmalara yol açıyor. Büyük Sıfırlamanın temel iddiası, mevcut küresel sistemin sürdürülebilir olmadığıdır. Dünya nüfusu hızla artarken, iklim krizi derinleşiyor, gelir eşitsizlikleri giderek büyüyor ve teknolojik dönüşümler ekonomiyi kökten değiştiriyor. WEF’in kurucusu Klaus Schwab, bu girişimi “daha adil, kapsayıcı ve yeşil bir dünya” yaratma amacıyla açıklıyor. Temel sloganlardan biri “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” cümlesi. Bu, pandeminin yarattığı ekonomik ve sosyal boşlukları bir fırsata çevirmeyi hedefleyen bir çağrı olarak da okunabilir. Ekonomik Boyut: Kapitalizmin Yeniden Şekillendirilmesi Büyük Sıfırlamanın ekonomik boyutu, mevcut kapitalist sistemin bazı unsurlarını radikal biçimde değiştirmeyi içeriyor. Teknoloji ve dijitalleşme odaklı bir ekonomik model öngörülüyor. Yapay zekâ, veri ekonomisi, dijital para birimleri ve sürdürülebilir enerji kaynakları, yeni dünyanın yapı taşları olarak sunuluyor. Bu çerçevede, şirketlerin ve devletlerin sürdürülebilirliği ölçme biçimleri yeniden tasarlanıyor; ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterleri yatırım kararlarının merkezi haline geliyor. Ancak bu dönüşüm, mevcut gelir ve servet dağılımını da kökten etkileme potansiyeli taşıyor. Büyük şirketler, özellikle teknoloji devleri, bu yeni düzenin en kazançlı aktörleri olabilirken, küçük ve orta ölçekli işletmelerin uyum sağlamakta zorlanması bekleniyor. Ayrıca, dijital ekonomiye hızlı geçiş, iş gücü piyasasında ciddi değişimlere yol açabilir. Otomasyon ve yapay zekâ, bazı meslekleri tamamen ortadan kaldırırken, yeni yetkinlikleri olan işgücüne olan talebi artıracak. Bu durum, eğitim ve beceri geliştirme politikalarının yeniden ele alınmasını kaçınılmaz kılıyor. Sosyopolitik Boyut: Toplumsal Yapının Dönüşümü Büyük Sıfırlama yalnızca ekonomik bir yeniden yapılanma değil, aynı zamanda sosyopolitik bir dönüşüm vizyonunu da içeriyor. Pandemi süreci, devletlerin vatandaş hayatına müdahale biçimlerini gözler önüne serdi ve bu müdahaleler bazı ülkelerde kalıcı normlara dönüştü. Dijital kimlikler, merkezi veri yönetimi ve sosyal kredi sistemleri gibi uygulamalar, bireylerin davranışlarını izleme ve yönlendirme potansiyeline sahip. Bu durum, bireysel özgürlükler ile toplumsal güvenlik arasında tartışmaları yoğunlaştırıyor. Büyük Sıfırlamanın çevre ve iklim odağı da toplumsal yapıyı yeniden şekillendiriyor. Fosil yakıtlardan uzaklaşma, yeşil enerji yatırımları ve karbon nötr ekonomiler, işgücü ve yaşam tarzı üzerinde ciddi etkiler yaratacak. Bu dönüşüm, düşük gelirli ülkelerde ve kırılgan ekonomilerde uyum sağlama güçlüğü nedeniyle küresel eşitsizlikleri artırabilir. Öte yandan, bu dönüşüm fırsatlarını erken benimseyen toplumlar, ekonomik ve teknolojik üstünlük kazanabilir. Tartışmalar ve Eleştiriler Büyük Sıfırlama, tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı çevreler, bu girişimi küresel elitlerin dünya ekonomisi ve siyaset üzerindeki kontrolünü artırma çabası olarak yorumluyor. “Sıfırlama” ifadesi, sistemin tümden değişeceği algısı yaratıyor ve bu da spekülasyonlara yol açıyor. Eleştirmenler, sürdürülebilirlik ve sosyal adalet söylemlerinin arkasında, dijital gözetim ve merkezi kontrol gibi risklerin yattığını iddia ediyor. Öte yandan destekleyenler, mevcut sistemin işleyişinin sürdürülemez olduğunu ve radikal değişimin kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Onlara göre, Büyük Sıfırlama, sadece ekonomik büyüme değil, aynı zamanda insan ve çevre odaklı bir kalkınmayı hedefliyor. Pandemi, iklim krizi ve teknolojik devrimler, tüm dünyada sistemlerin kırılganlığını ortaya koymuş durumda; bu nedenle daha kapsayıcı ve dirençli bir düzen ihtiyacı giderek belirginleşiyor. Sonuç: Küresel Bir Kavşakta İnsanlık Büyük Sıfırlama, sadece ekonomi veya politika değil, kültür ve değerler üzerine de etkisi olacak bir dönüşüm vizyonu sunuyor. Dünya, tarihsel olarak krizlerden…

ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI

Enerji, insanlığın ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişiminin kalbinde yer alan bir kavram. Küresel ölçekte artan enerji talebi, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji güvenliği ve yenilenebilir kaynaklara yönelim gibi başlıklar, ülkelerin gündeminde hiç olmadığı kadar öncelikli hale geldi. Bu bağlamda, 1974 yılında OECD çatısı altında kurulan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bugün sadece gelişmiş ekonomilerin değil, küresel enerji düzeninin tamamını ilgilendiren kritik bir kuruluş olarak öne çıkıyor.Kuruluş amacı, 1970’lerdeki petrol krizleriyle birlikte gelişmiş ülkelerin enerji arz güvenliğini sağlamak olsa da IEA günümüzde enerji dönüşümü, karbon nötr hedefleri, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik politikaları üzerine yoğunlaşmış durumda. Bu değişim hem uluslararası politikalara hem de enerji piyasalarının geleceğine yön veriyor. Tarihsel Arka Plan ve Gelişim Uluslararası Enerji Ajansı’nın ortaya çıkışı, 1973 petrol krizine dayanır. O dönemde petrol ihracatçısı ülkelerin uyguladığı ambargolar, Batı ekonomilerinde ciddi şoklar yaratmış, enerji fiyatlarının hızla artmasına yol açmıştı. Bu kriz, enerji arz güvenliğinin yalnızca ticari bir mesele değil, aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir konu olduğunu gösterdi. İşte bu noktada OECD üyesi ülkeler, kolektif bir mekanizma kurarak gelecekte benzer şoklara hazırlıklı olmak için IEA’yı hayata geçirdi.Ajansın ilk yıllardaki misyonu, petrol piyasasında yaşanabilecek ani kesintilere karşı üye ülkeler arasında zorunlu petrol stokları mekanizması oluşturmaktı. Bugün hâlâ üye ülkeler, acil durumlarda piyasaya sürülmek üzere 90 günlük petrol stoku bulundurmakla yükümlü. Ancak IEA, 1980’lerden itibaren görev alanını genişletmeye başladı. Doğal gaz, kömür, elektrik piyasaları ve yenilenebilir enerji kaynakları, kurumun raporlarında giderek daha fazla yer buldu.Günümüzde IEA’nın Rolü21.yüzyılda Uluslararası Enerji Ajansı, yalnızca enerji güvenliğiyle sınırlı bir kurum olmaktan çıkarak, küresel iklim gündeminin merkezine yerleşti. Ajansın her yıl yayımladığı World Energy Outlook (WEO) raporu, dünya enerji piyasalarının geleceğine ışık tutan en kapsamlı kaynaklardan biri. Bu raporlarda küresel enerji talebinin eğilimleri, yenilenebilir enerji teknolojilerinin yaygınlaşma hızı, fosil yakıtların rolü ve karbon emisyonları gibi konular ayrıntılı biçimde analiz ediliyor.Özellikle son yıllarda, IEA’nın “Net Sıfır 2050” senaryosu dikkat çekiyor. Ajansa göre, dünyanın iklim hedeflerine ulaşabilmesi için 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji yatırımlarının üç katına çıkması, fosil yakıt yatırımlarının ise kademeli olarak azaltılması gerekiyor. Elektrikli araçlar, enerji verimliliği ve hidrojen ekonomisi, ajansın geleceğe dönük öngörülerinde kritik başlıklar arasında yer alıyor.IEA ayrıca, enerji krizleri dönemlerinde de aktif rol üstleniyor. Örneğin Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’nın doğal gaz bağımlılığının yarattığı riskler karşısında, Ajans üye ülkelere enerji çeşitlendirmesi ve yenilenebilir kaynaklara hızla geçiş önerilerinde bulundu.Eleştiriler ve TartışmalarHer uluslararası kuruluş gibi, IEA da zaman zaman eleştirilerin hedefi olabiliyor. Özellikle çevre örgütleri, Ajans’ın uzun yıllar fosil yakıtları yeterince hızlı terk etmeye yönelik stratejiler geliştirmediğini savunuyor. 2000’li yılların başında yayımlanan raporlarında fosil yakıtların gelecekteki payını yüksek göstermesi, yenilenebilir enerji potansiyelini küçümsediği iddialarına yol açmıştı.Ancak son on yılda bu yaklaşımda bir değişim gözleniyor. Ajans artık güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakların hızla büyüyen rolünü açıkça kabul ediyor ve hükümetlere bu alanda daha fazla yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor. Buna rağmen, bazı eleştirmenler IEA’nın enerji dönüşümünde hâlâ “temkinli” davrandığını ve fosil yakıt şirketlerinin baskısından bütünüyle bağımsız hareket edemediğini ileri sürüyor.Türkiye ve IEA İlişkisiTürkiye, 1974’ten bu yana IEA’nın aktif bir üyesi. Hem coğrafi konumu hem de enerji tüketimindeki hızlı artış nedeniyle Türkiye’nin Ajans içindeki rolü her geçen yıl daha da önem kazanıyor. Türkiye, enerji çeşitlendirmesi, yenilenebilir kaynak yatırımları ve enerji verimliliği konularında IEA’nın uzmanlık birimleriyle yakın iş birliği yürütüyor.Son yıllarda Türkiye’nin enerji stratejisi, yerli ve yenilenebilir kaynakların artırılması, doğal gaz depolama kapasitelerinin geliştirilmesi ve…

NİTELİKLİ BİR KADRO İLE SAHADAYIZ …..

** Volkan bey, birkaç cümle ile kendinizden bahseider misiniz ?   1971  Zonguldak doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi Zonguldak Maden Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra 1993 yılında, Zonguldak Genel Maden İş’te İş Güvenliği Mühendisi olarak çalışma hayatına başladım. Ardından, İş Güvenliği Mühendisi ve Başmühendisi olarak 16 yıl EREĞLİ DEMİR ve ÇELİK FABRİKALARI’nda  görev yaptım. ERDEMİR de edindiğim tecrübe ve donanımla  Volkan GEMİCİ  İRİS EGE OSGB kuruldu, 1 yıl önce  de GEMİCİ TMGDK yi hizmete aldık. Çoğu, Firmamızın kuruluşundan beri, En azı 3 yıldır beraber çalıştığımız ekibimizle birlikte 6 yıldır İzmir’de iş sağlığı ve güvenliği konusunda hizmet veriyoruz. Firmalarımızın; İşyeri Hekimi ve İşyeri Hemşiresi hizmeti, A – B – C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı hizmeti, Mobil Sağlık Taramaları, Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı, Yönetim Sistemleri Belgelendirmeleri ve Danışmanlığı, Patlamadan Korunma Dokümanı hazırlanması, Beyaz Yaka ve Mavi Yaka İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri gibi bu alanda ihtiyaç duyabilecekleri tüm hizmetleri tek başımıza verebilecek, yeterlilik, donanım ve akreditasyona sahibiz.   ** İş güvenliği,  hangi ölçekli firmalar için gerekli ? İş güvenliği tek çalışanı da olsa, yüzlerce çalışanı da olsa işletmeler için önemli ve sürekli bir ihtiyaç. Sağlıklı ve güvenli iş koşullarının sağlanması yasalarla da kontrol altına alınan işverenin sorumluluğu bu OSGB’lerin hizmetleri ve denetimleri ile mümkün kılınıyor.     BİZİM İŞİMİZ,  SADECE DÖKÜMANTASYON  DEĞİL. İşinizi kısaca nasıl özetlersiniz ? Bizim işimiz sadece yasanın gerektirdiği dokümantasyonu hazırlamak değil. Sahada hayat kurtarmak. Sektörü ne olursa olsun; çalışma sahasındaki riskleri belirleyen, gerekli tedbirleri alarak, yapılması gerekenleri yapan, yaptıran, bilahare bu açıdan sahayı denetleyen, güvenli ve sağlıklı çalışma kültürünü sahada yerleştiren ve bununla ilgili bütün çalışmaları eksiksiz, işveren adına yapan bir ekibiz. Bu işi tam ve eksiksiz yapmak bizim için gerçekten çok önemli.   ** Çözüm ortaklarınıza nasıl ulaşıyorsunuz ? Herhangi bir pazarlama birimimiz yok. En önemli husus sıfır kaza, çalışan ve işveren memnuniyeti ile gelen referans. Dolayısıyla referanslarımız bizi çözüm ortaklarımıza ulaştırıyor.   ** Yoğun olarak, hangi sektördeki firmalar ile çalışıyorsunuz ? Sektör ayırımımız yok,  her kurumla çalışıyoruz. İnşaat sektörü, Döküm sektörü, Demir-Çelik sektörü Sağlık sektöründe hastaneler, laboratuvarları sayabiliriz.  Ayrıca tekstil fabrikaları ve atölyeleri KOBİ’ler, enerji sektörü, dolayısı ile her sektörden bir çok işverenimiz var.     Kazayı önlemenin ön şartı nedir sizce ?                                           Kazayı önlemenin en önemli yolu; farkında olmaktır. Bunun ön şartı ise “empati“  kurmak ve çalışana temas etmektir. Firmanızda, gerçek yaşamın nasıl olduğunu, çalışanlarınızın nasıl çalıştıklarını bilmezseniz her zaman iş kazaları sizin için sürpriz olacaktır. Hiçbir iş kazası, çalışan için sürpriz değildir, mutlaka daha önce benzer tehlikeleri yaşamış ama kaza meydana gelmemiştir. Yöneticiler için sürpriz oluyorsa, işyerinde çalışanlara temas etmiyorlar ve işyerindeki gerçek yaşamı göremiyorlar demektir. Bu anlayış ile saha denetimlerini yapar, tehlikeleri ve kazaya ramak kalaları yespit edebilirseniz kazaları önleyebileceksiniz demektir.   İşimizin ciddiyetini bilen, ne yapılması gerektiğini bilen ve bu sorumluluk ile hareket eden bir ekibiz.   ** Nasıl bir ekip ile sahadasınız ? Kendimizin yetiştirip sertifikalandırdığı ISG profesyonelleri de dahil olmak üzere, ciddi saha tecrübesi olan ve 5 yıldır birlikte çalıştığımız bir ekiple bu işi yapıyoruz. Ekip olarak; aynı gözle bakan, aynı dille konuşan ve aynı şeyi düşünen bir ekip olabilmek için en az 2 yıllık bir süreç gerekiyor. Bizim başarımızın en büyük sırrı da burada yatıyor. Bu yüzden; Hizmet verdiğimiz alanda saha tecrübesi ve öngörü çok önemli. Atığımız her adımda hayat kurtarabileceğimiz bilinci ile…

ENFLASYON İLE TOPYEKÜN MÜCADELEYE BİZDE KATILIYORUZ !….

MESCA YAPI İNŞAAT LTD. ŞTİ.  Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Sabri Özek, “Enflasyon ile Topyekün Mücadele “ programının başarısı için bizde “ SORUMLULUK ALMAYA HAZIRIZ”  dedi.  Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından başlatılan mücadele seferberliğine MESCA İNŞAAT da, yıl sonuna kadar fiyatlarını sabitleyerek dahil oldu. Kuveyt Türk Bankası ile yaptığımız anlaşma kapsamında da,   “ Müşterilerimiz 0,98 faiz oranı ile on yıl geri ödemeli  kredi kullanabilecek. “  diyerek müjdeyi verdi.   Kurda yaşanan büyük artışların fiyatlara yansıması kaçınılmazdı . İnşaat Sektörü bu yansımadan en fazla etkilenen sektörlerin başında geliyor. İnşaat m2 birim maliyetlerinin çok kısa bir zamanda  kontrol edilemeyen  bir şekilde hızla yükselmesi ve konut kredi faiz oranlarındaki hızlı artış, bizimle birlikte müşterilerimizi de olumsuz yönde etkilemişti. Bizde, Topyekün mücadele kapsamında aldığımız kararlar doğrultusunda, “ sektördeki konut satışlarına bir ivme kazandırabilirsek,  ne mutlu bize …” diyerek sözlerine devam eden ÖZEK,      “ Gelin, sizde İzmir’in yükselen değeri olan Kuzey bölgesindeki  Mesca Life    Evleri’nde  yerinizi alın. Yeşili , esintili ve temiz havası ,  sessizliği ile şehirden uzak,  bulunduğu nokta itibarı ile de merkeze , bir adım mesafede olmanın konforunu konfor unu yaşayın. “ dedi.    Ve şöyle devam etti. Şu an % 90 nı tamamlanmış MESCA LİFE EVLERİ’nde, tüm daireler 3+1 tipinde ve 160 m2 brüt kullanım alanına sahip. “ Çevre Düzenlenmesi “ çalışmalarının da hızla yürütüldüğü ve Şubat 2019 başında da teslimlerin başlayacağını belirterek ,   “Tercihinizi doğru yere yapın, Karlı çıkın.” diyerek sözlerini noktaladı.    Mesca Life Evleri …. www.mescalifeevleri.com https://emlakta24saat.com.tr/2018/07/13/mesca-life-evleri/ 0 232 480 09 90

Sertürk İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Işıldar, “KRİZ VAR DİYE OTURACAK DEĞİLİZ”

Sertürk İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Işıldar, 400 bağımsız bölümden oluşan yeni bir projeye başladıklarını belirterek, “Kriz var diye oturacak değiliz. milletimizin yanındayız.  Daha çok çalışarak, daha çok üreterek, hep birlikte krizi atlatırız” dedi. KRİZİ FIRSATA ÇEVİREN BİR KİTLE VAR Döviz ve Altında yükselişin durağanlaşmasının ardından,  bir  anda Satış ofisi Yatırımcı Müşteri ile doldu. Uzun zamandır  büyük emeklerle yaptıkları yatırımlarının,  bir anda  “ hayali, gerçeğe dönüştürmesinin şaşkınlığı “ ile  var olan krizi, kendi adlarına yatırıma dönüştürdüler. HERKES SUKÜNET BEKLERKEN BİZ SATŞLARA YETİŞEMEDİK Satış Ofisi yatırımcının akınına uğradı. Bir iki günde birkaç aylık satış yaptık. Fiyatlara kur farkını yansıtmadığımız için,  müşterilerimiz hem ucuza yatırım yaptılar,  hem de kazançlı çıktılar. Conutry Plus;  bölgenin en eski ve bilinen firması olduğu içim yatırımcı hiç tereddüt etmedi ve kazançlı cıktı. Seyrek’te FRH Yapı ile birlikte Country Plus projelerini hayata geçiren Sertürk İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Işıldar,  İnşaat sektöründeki kriz ve artan inşaat maliyetleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. SEYREK EN BÜYÜK KRİZİ YAŞADIĞINDA BİLE YATIRIMLARIMIZI DURDURMADIK Kriz dönemlerinin yatırımcılar için avantajlı dönem olduğunu belirten Işıldar, “Kriz dönemlerinde yeni yatırımlara başlamak çok kolay değil. Seyrek en büyük krizi Gediz Üniversitesi’nin kapanmasıyla yaşadı. O dönemde bile herkes yatırımlarını durdururken biz yeni projeler üretmeye devam ettik. Bitirdiğimiz projelerde şu anda 1 tane satılık daire kalmadı. bütün ülkeyi, hatta dünyayı kapsayan bir kriz ile karşı karşıyayız. Ancak kriz var diye oturacak değiliz. Bu ülke daha çok çalışmakla, daha çok üretmekle ayağa kalkar. Bizde kendi üzerimize düşen görevi yapıyoruz. Görüyorum ki müşterilerimiz de üzerine düşen görevi yapıyorlar. Yatırımlarına devam ediyorlar. Krizi ancak bu şekilde atlatabiliriz” dedi. KRİZ VAR DİYE CADDE PROJEMİZİ ERTELEMEDİK 350 konut ve 50 dükkandan meydana gelen Country Plus Cadde projesinin inşaat çalışmalarına başladıklarını ve taahhüt edilen sürede bitireceklerini ifade eden Işıldar “Kriz olmasına rağmen hedeflerimizi tutturduk. Şantiyelerimizde çalışmalarımız son sürat devam ediyor. Yeni projemiz Country Plus Cadde’yi kriz var diye ertelemedik. Zemin çalışmalarına başladık. Birkaç ay içerisinde de temelini atmış olacağız. Bizim projelerimiz Seyrek’in en iyi lokasyonlarında. Cadde projemizin çarşı dükkanları ile ilgili çok büyük kurumsal firmalar ve bankalar ile görüşme halindeyiz. Ticari alanlarımızın çoğunda şimdiden 10-15 senelik kiralama için anlaşma imzalamak istiyorlar. Pazarlıklarımız devam ediyor. Devam eden 2 projemizi taahhüt ettiğimi sürede tamamlayıp sahiplerine teslim edeceğiz” dedi. SEYREK SASALI GİBİ OLACAK Country Plus Trend ile Seyrek’teki ilk yaşam projesi olan Trend’i hayata geçirdiklerini belirten Işıldar sözlerini şu şekilde noktaladı, “Seyrek Sasalı’ya çok yakın bir bölge. Sasalı’da ilk villa projeleri yapıldığında insanlar kim burada yaşayacak, kim buradan villa alacak diyorlardı. Şu anda Sasalı’da yer kalmadı. Çok yüksek fiyatlarda olmasına rağmen satılık villa yok. Seyrek’te Trend projesiyle bir ilke imza atarak ilk villa projesinin hayata geçirdik. Seyrek çok yakında Sasalı gibi değerlenecektir. Şu anda daire fiyatına villa satıyoruz ve villalarımıza talep oldukça yüksek. Kaba inşaat aşamasında olmamıza rağmen villaların yarısından fazlası satıldı. Bu durum da bizim doğru bir yatırım yaptığımızı gösteriyor.   www.countryplus.com.tr 444 5 674  

KONSEPT MAHALLE ….

Aptullah bey; Firmanız ve Ana Faaliyet konularınızdan kısaca bahsedebilir misiniz ? 2010 yılının başında kurulan Bİ MİMARLIK ve MÜHENDİSLİK, sekiz yıldır İzmir bölgesinde İnşaat Uygulama projeleri üretmekte ve farklı ölçekli birçok Müteahhit firma ile çalışmalarını sürdürmektedir. Yılda yaklaşık 40.000 m2,  farklı tipte projeye imza atan bir firmayız. Uygulamasını yaptığınız en son projeniz hakkında bilgi verebilir misiniz ? Uzun süredir  “uygulama “  alanına girme kararı üzerinde tartıştıktan sonra teknik aksaklıklar ve gördüğümüz eksiklikleri gidermek adına ana faaliyet konumuzsun dışına çıkıp,ürettiğimiz projeyi uygulama noktasında hareket etmeye karar verdik. Bunun sonucunda ortaya “ MAHALLE KONSEPTİ “  adını verdiğimiz bir proje doğdu. Mahalle fikri nasıl gelişti ?  İnsanların aradığı lüks kullanımı, mahalle kültüründen çıkmadan, büyük sitelerdeki yabancılaşmanın yerine komşuluk ilişkilerinin ön plana çıkacağı ama site konforunda bir yaşam yaratma fikrinden esinlendik. Projenin artı ve eksilerden söz eder misiniz ? Projenin en büyük artısı; kalabalık ve birbirine yabancı yüzlerce kişinin değil, yalnızca on ailenin bir arada yaşayacağı eski mahalle dokusunun, modern seçimlerle, site konforunda çok daha ucuza satın alabilme fırsatı vermesi.       Biz eskisi gibi mahalle ve insanların seçimlerinin huzurlu bir yaşam için gerekliliğine inanıp, sitelerde çoğu zaman peşin satılan havuz ve sosyal alanların çok daha uygun ve ihtiyacımız kadar dışarıdan alınabilme imkanı olduğunu düşünüyoruz.       Mahalle konseptini yaşattığımız bu proje,  lokasyonu ile her mekana ulaşma imkanı sağlamakta.    www.bimimar.com.tr 0 232 368 90 60  

İZMİR’İN ÖDÜLLÜ PROJESİ ARYOM KORU’DA TESLİME ÇEYREK KALA

Gayrimenkul sektörünün önde gelen yarışmalarından biri olan 2017 Sign of the City’de 156 projeyi geride bırakarak birinci olan ARYOM KORU, “Türkiye’nin En İyi Konut Projesi” ödülünü almaya hak kazanarak, İzmir’e imzasının atan proje oldu. Aldığı ödülle birlikte sadece ev değil, insanlara yeni nesil evleri ile yepyeni bir yaşam konforu vadettiğini kanıtlayan ARYOM KORU, İzmir’e alanındaki en büyük ödüllerden birini getirdi. Aryom İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Günday, “Türkiye’nin En İyi Konut Projesi” ödülünü almaktan dolayı büyük mutluluk ve gurur duyduklarını belirtti. Etabı 2018 Aralık’da, 2.Etabı Haziran 2019’da teslimi planlanan İzmir’in en yeşil projesi ARYOM KORU, çam ve dağ kekiği kokusu ile taçlandırılmış doğası ile Gaziemir Çatalkaya Korusu eteklerinde, sunduğu yüksek sosyal donatıları sebebiyle beş yıldızlı otel konforunda, ailenizle hayalleriniz ötesinde kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sunuyor. Üstelik Havalimanına 10 dakika, Optimum AVM’ye 4 dakika, Konak’a 20 dakika, Çeşme’ye sadece 40 dakika mesafede.   Aryom Koru’da, 2+1, 3+1, 4+1 dışında bahçe ve çatı teraslı koru manzaralı yeni nesil evler yer alıyor. Açık ve kapalı yüzme havuzları, fitness ve spa wellnes merkezi, sauna, buhar, masaj ve terapi odaları, tenis kortu, basketbol ve voleybol sahası, açık ve kapalı çocuk oyun alanları, café – restaurant, kapalı otopark, market, bay-bayan kuaförü, kuru temizleme, lostra, house keeping hizmeti gibi içerdiği zengin sosyal donatıların yanı sıra; yüksek konfor taşıyan yeni nesil evleriyle diğerlerinden kolayca ayırt ediliyor. Konutlarda yerden ısıtma sistemi ile birlikte, elektrikli panjur sisteminden alüminyum pencere doğramalarına, ahşap güneşliklerden en son teknoloji akıllı ev otomasyon sistemine, 24 saat kameralı güvenlik sistemine, VRF klima iklimlendirme sisteminden her daireye depo alanına, Tıp Merkezi ve Kültür Sanat Merkezi’ne kadar farklı özellikler bulunuyor. Trafik karmaşası, korna gürültüsü ve hava kirliliğinden bıkan İzmirliler için Aryom Koru’nun mimarisi, sosyal donatıları, beş yıldızlı otel konforu ve doğayla iç içe konumu sebebiyle yoğun olarak tercih edildiğini ve Aryom’un farklılığını ortaya koymak için çalışarak Türkiye’de konutta yaşam standartlarını yükseltmek istediklerini kaydeden Mustafa Günday, ilk etabın %75’inin satışını tamamladıklarını ve ikinci etapta satışlarda % 55 seviyesine ulaştıklarını ifade etti. 444 3190 – www.aryomkoru.com

Mücadeleye varız … Kendi küçük, kazancı büyük yatırım…

20 yılı aşkın bir süredir Kurumsal Firmalara taahhüt işleri yapan ARKİ MİMARLIK MÜHENDİSLİK İNŞAAT, 2019 yılında birkaç tane kentsel dönüşüm projesini hayata geçirecekleri müjdesini verdi.  2018 yılının son çeyreğinde Türk lirasının değer kaybına uğramasının özellikle inşaat sektöründe büyük bir kriz yarattığını, bu krizden her firma gibi kendilerinin de etkilendiğini, ancak piyasaların kilitlenmemesi adına 2019 yılında hız kesmeyeceklerini belirtti.  Özellikle İnşaat sektörünün tekrar canlanması ve eski satış rakamlarını yakalayabilmek adına biz ARKİ MİMARLIK MUHENDİSLİK İNŞAAT olarak “ Mücadeleye varız . “ mesajını verdi.       2018 Nisan ayında “ Kazancın Merkezi “ sloganı ile satışa çıktıkları “ ARKİ LİFE SEYREK “ projesinde örnek daireyi tamamladıklarını vurgulayan ARKİ MİMARLIK MÜHENDİSLİK İNŞAAT Firma ortakları Seyfi Gürçay ve Murat Özükor , ev sahibi olmak veya yatırım amaçlı daire satın almak isteyen vatandaşlarımızın projeyi ziyaret etmeleri gerektiğini vurguladı.        Nisan 2019 da yaşamın başlayacağı ARKİ LİFE SEYREK’te , teslime kadar da firma bünyesi kapsamında ödeme seçenekleri sunuluyor.     Gelin sizde , ARKİ LİFE projeleri ile tanışın , 149.000 TL den başlayan fiyatlarla kazancın merkezinde yerinizi alın.   www.arkilifeseyrek.com 0 533 7057006 Kaynak : Emlakta24Saat

Türkiye’de kişi başı tasarruf 15 bin liraya dayandı

Türkiye’de tasarruf mevduatları, ocak-eylül döneminde geçen yılın sonuna göre yüzde 26,6 artarak 1,2 trilyon liraya yükselirken, kişi başı tasarruf miktarı 15 bin liraya yaklaştı Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ( BDDK) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’de tasarruf mevduatları, ocak-eylül döneminde 2017 sonuna kıyasla yüzde 26,6 arttı ve 1 trilyon 177 milyar 489 milyon 632 bin lira oldu. Geçen yıl için nüfusu 80,8 milyonu aşan Türkiye’de, böylece kişi başına ortalama tasarruf miktarı da 14 bin 571 lira olarak hesaplandı. Bu rakam geçen yılın sonunda 11 bin 512 lira düzeyinde bulunuyordu. 9 aylık süreçte Türkiye’de vatandaşlar tasarrufunu ortalama 3 bin 59 lira artırırken, bu da yatırımlar ve cari açık üzerinde önemli etkisi bulunan tasarrufa ilişkin alınan tedbirlerin etkili olduğunu ortaya koydu. KİŞİ BAŞI TASARRUF 23 İLDE 10 BİN LİRAYI AŞTI Türkiye’de yaklaşık 15 bin lira olan kişi başı tasarrufların İstanbul’da, eylül ayı itibarıyla 34 bin 38 lira düzeyinde bulunduğu görüldü. İstanbul, bu rakamla kişi başına en yüksek tasarruf edilen il oldu. İstanbul’un ardından en yüksek kişi başına tasarruf edilen iller, 22 bin 159 lirayla Muğla, 21 bin 332 lirayla Ankara, 19 bin 265 lirayla İzmir, 15 bin 954 lirayla Antalya olarak sıralandı. Böylece 5 ilde kişi başı tasarruf miktarı Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Söz konusu 5 ilin yanı sıra Tunceli, Yalova, Uşak, Aydın, Balıkesir, Denizli, Eskişehir, Trabzon, Edirne, Bursa, Kırklareli, Nevşehir, Zonguldak, Isparta, Çanakkale, Kırşehir, Aksaray ve Mersin olmak üzere toplam 23 ilde kişi başı tasarruf miktarı 10 bin lirayı aştı. Kişi başı tasarruf miktarı açısından son sırada ise bin 705 lirayla Hakkari yer aldı. Hakkari’nin ardından vatandaşın en az tasarruf ettiği il bin 709 lirayla Muş ve bin 751 lirayla Şırnak oldu. EN YÜKSEK TASARRUF İSTANBUL’DA Türkiye’deki toplam tasarruf mevduatlarının yüzde 43,4’ü İstanbul’da birikti. 15 milyonu aşkın kişiye ev sahipliği yapan İstanbul’da, 9 ayda toplam 511 milyar 559 milyon 152 bin liralık tasarruf mevduatı toplandı. Geçen yılın sonunda 400 milyar 647 milyon 572 bin liralık tasarruf mevduatı bulunan İstanbul’da, geçen 9 aylık süreçte biriken tutar yüzde 27,7 artmış oldu. Tasarruf mevduatı miktarında İstanbul’u, 116 milyar 153 milyon 433 bin lirayla Ankara izledi. Tasarruf mevduatı miktarında 82 milyar 446 milyon lirayla İzmir üçüncü, 37 milyar 721,2 milyon lirayla Antalya dördüncü sırada yer aldı. Türkiye’de en düşük tasarruf mevduatının bulunduğu illerde başı 362,2 milyon lirayla Bayburt çekti. Bayburt’un ardından 390,6 milyon lirayla Ardahan, 470,1 milyon lirayla Hakkari, 511,2 milyon lirayla da Kilis son sıralarda yer alan iller oldu. İller bazında tasarruf mevduatı ve nüfus rakamları, 2017 sonu ve 2018’in ocak-eylül dönemi itibarıyla şöyle: