TIME DERGİSİ, BEKO’YU DÜNYANIN EN SÜRDÜRÜLEBİLİR 20 ŞİRKETİNDEN BİRİ SEÇTİ 

Ev teknolojileri sektörünün lider şirketi Beko, sürdürülebilirlik alanındaki başarılarıyla dünyanın saygın endekslerinde üst sıralarda yer almaya devam ediyor. TIME dergisinin bu yıl ikincisini yayımladığı ve 5 bin 700’den fazla şirketi değerlendirip, 500 şirketi sıraladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde Beko, 17’nci olma başarısını gösterdi. Bu sonuçla üst üste ikinci kez sektöründe de lider olurken, Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvede yer aldı. 

Beko CEO’su Hakan Bulgurlu, “Binlerce şirketin değerlendirildiği ve titizlikle hazırlanmış böylesine prestijli bir endekste yükselmek ve sektörümüzde liderliği korumak, doğru yolda olduğumuzun en güçlü göstergeleri arasında yer alıyor. Beko olarak sektörümüzü hızla karbonsuzlaştırmayı en büyük sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumluyor, tüm değer zincirimizi bu yaklaşımla kurguluyoruz. TIME ve Statista tarafından bu çabanın yeniden takdir edilmesi, sadece sürdürülebilirlik yaklaşımımızın değil, iş yapış biçimimizin, değerlerimizin ve vizyonumuzun da küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor” dedi.

‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Beko, çalışmalarıyla uluslararası kuruluşlardan takdir görmeye devam ediyor.  Dünyanın en köklü yayınlarından TIME dergisinin önde gelen istatistik kuruluşu Statista iş birliğinde ikincisini yayımladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde bu yıl 500 şirket arasında 44’üncü sıradan 17’nci sıraya yükselen Beko, endekste bu yıl da sektörünün lideri oldu ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvede yer aldı.

TIME dergisi ve Statista’nın “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesi 35 ülkeden 5 bin 700’ü aşkın şirketin karbon emisyonu, sürdürülebilirlik hedef ve girişimlerine bağlılık, iş güvenliği, çalışan bağlılığı ve uluslararası raporlama standartlarına uyum gibi sürdürülebilirlik yönetimi ve şeffaflığına ilişkin 20’den fazla temel performans göstergesine göre değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Endeks, sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarıyla fark yaratan ilk 500 şirketi Karbon Saydamlık Projesi (CDP) puanları, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) onaylı yakın ve uzun vadeli hedefleri, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi ve Bloomberg Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi (GEI) sıralamaları ile Küresel Raporlama Girişimi (GRI), Sürdürülebilirlik Muhasebesi Standartları Kurulu (SASB) ve İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TCFD) standartlarına uyum gibi göstergeleri de göz önüne alarak sıralıyor.  

Beko CEO’su Hakan Bulgurlu: “Çevreye duyarlı ve insan odaklı bir geleceği bugünden inşa etmek için çalışmaya devam edeceğiz”

Beko’nun gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle, faaliyet gösterdiği her coğrafyada çevresel ve toplumsal fayda yaratmayı amaçladığını vurgulayan Beko CEO’su Hakan Bulgurlu, “İklim krizinin etkilerini her geçen gün daha net ve daha yıkıcı bir şekilde hissediyoruz. 2024’te ilk kez bir takvim yılı boyunca 1,5°C eşiği aşılırken, bilim insanları 2025 için de sıcaklık rekorlarının devam edeceği uyarılarında bulunuyor. Bu durum, iklim krizinin artık geleceğe dair bir risk değil, bugün yönetilmesi gereken bir gerçeklik olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Beko olarak sektörümüzü hızla karbonsuzlaştırmayı en büyük sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumluyor, tüm değer zincirimizi bu yaklaşımla kurguluyoruz. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylanan yakın vadeli hedeflerimiz ve net sıfır yol haritamız doğrultusunda; yenilenebilir enerji yatırımlarımıza hız veriyor, üretim süreçlerimizde dijitalleşme ve verimlilik odaklı projelerle çevresel etkilerimizi azaltıyoruz. Döngüsel ekonomi prensiplerini ürün tasarımına entegre ediyor, geri dönüştürülmüş malzemelerle kaynak kullanımını daha verimli hale getiriyoruz.” diye konuştu. 

Hakan Bulgurlu sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa’nın en büyük beyaz eşya üreticisi olarak, düşük karbonlu üretim modellerimiz ve sürdürülebilir teknolojilerimizle yalnızca sektörümüzde değil, faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde sanayinin dönüşümüne de öncülük ediyoruz. Binlerce şirketin değerlendirildiği ve titizlikle hazırlanmış böylesine prestijli bir endekste yükselmek ve sektörümüzde liderliği korumak, doğru yolda olduğumuzun en güçlü göstergeleri arasında yer alıyor. TIME ve Statista tarafından bu çabanın yeniden takdir edilmesi, sadece sürdürülebilirlik yaklaşımımızın değil, iş yapış biçimimizin, değerlerimizin ve vizyonumuzun da küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu başarı, dünyanın dört bir yanında görev yapan 50 binden fazla çalışma arkadaşımızın emeği ve özverisi sayesinde mümkün oldu. Hedefimiz, 2050 yılında karbon sıfır bir şirket olmak. Kaynakları verimli kullanarak, çevreye duyarlı ve insan odaklı bir geleceği bugünden inşa etmek için çalışmaya devam edeceğiz.”

Beko, sürdürülebilirlik alanındaki performansıyla dünyanın en prestijli listelerinde üst sıralarda yer alıyor 

Beko, 2024 S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 100 üzerinden 87 puan alarak altıncı kez üst üste DHP Dayanıklı Ev Aletleri Sektörü’nde en yüksek skoru elde eden şirket oldu. Ayrıca, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’nde üst üste 8’inci kez yer aldı.  

Beko, Corporate Knights’ın yayınladığı “Global 100” listesine art arda beşinci kez girme başarısını göstererek, dünya genelinde 68’inci, sektöründe ve Türkiye’de 1’inci sırada yer aldı. Şirket ayrıca, Corporate Knights’ın hazırladığı Clean200 listesine üçüncü kez girdi.

Şirket, Real Leaders’ın “2025 Top Impact Companies” listesinde 1’inci sırada yer alırken, Karbon Saydamlık Projesi (Carbon Disclosure Project – CDP) 2024 İklim Değişikliği Programı’nda “A”, Su Güvenliği Programı’nda “A” skoru ile derecelendirildi. 2023 Bloomberg Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde (GEI) 485 şirket arasında ilk kez yer aldı.

Beko hakkında

Beko, dünya çapında 55’ten fazla ülkedeki iştiraki ve 50.000’in üzerinde çalışanıyla Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu gibi birçok farklı coğrafyada üretim tesisleriyle faaliyet göstermektedir. Beko’nun sahibi olduğu veya limitli marka kullanım hakkı olduğu 22 markası vardır (Arçelik, Beko, Whirlpool*, Grundig, Hotpoint, Arctic, Ariston*, Leisure, Indesit, Blomberg, Defy, Dawlance, Hitachi*, Voltas Beko, Singer*, ElektraBregenz, Flavel, Bauknecht, Privileg, Altus, Ignis, Polar). Beko, bugün Avrupa’nın en büyük beyaz eşya şirketi haline gelmiş olup; 2024 yılında 10,6 milyar Euro’luk bir konsolide ciroya ulaşmıştır. Beko’nun dünya çapında 30 ar-ge ve Tasarım Merkezi ve Ofisi, 2.300’den fazla araştırmacıya ev sahipliği yapmakta olup bugüne kadar 3.500’den fazla uluslararası tescilli patent başvurusuna sahiptir. Şirket, S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi (CSA) DHP Ev Aletleri endüstrisinde 6. yıl üst üste en yüksek skor alınmış (22 Kasım 2024 tarihli sonuçlara dayanarak) ve üst üste sekizinci kez Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’ne dahil edilmiştir.** Beko’nun vizyonu, ‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’dır. www.bekocorporate.com 

* Limitli marka kullanım hakkına sahiptir.
**Veriler Beko’nun ana şirketi olan Arçelik A.Ş.’ye aittir.

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…