2025 KASIM AYI İPA RAPORU

2025 KASIM AYI İPA RAPORU

İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) Kasım ayı İstanbul Barometresi verileri, kentte yaşam maliyetinin ulaştığı boyutu bir kez daha görünür kıldı. Araştırmaya göre İstanbul’da dört kişilik bir hanenin ortalama yaşam maliyeti 106 bin 34 liraya yükseldi. Bu rakam, yalnızca bir istatistikten ibaret değil; barınmadan gıdaya, ulaşımdan eğitime kadar uzanan geniş bir harcama sepetinde hissedilen baskının somut bir özeti niteliğinde.

100 bin lira eşiğinin ötesinde bir şehir

İstanbul’da ortalama yaşam maliyetinin 100 bin liranın üzerine çıkması, kentin artık yalnızca Türkiye ortalamasından değil, birçok büyük şehirden de belirgin biçimde ayrıştığını gösteriyor. Özellikle büyük metropollerde görülen “gelir–yaşam maliyeti makası”, İstanbul özelinde daha keskin hissediliyor. Ücret artışları ve gelirlerdeki yükseliş, harcama kalemlerindeki artış hızının gerisinde kaldıkça, hanelerin satın alma gücü reel olarak zayıflıyor.

İPA’nın Barometre çalışması, İstanbul’da yaşayanların gündelik hayatına dair algı ve beklentileri de ölçmesi bakımından önem taşıyor. Yaşam maliyetindeki artış, yalnızca ekonomik bir gösterge değil; aynı zamanda kentte yaşam kalitesi, refah algısı ve gelecek beklentileri üzerinde doğrudan etkili bir unsur olarak öne çıkıyor.

Harcama kalemlerinde birikimli baskı

Dört kişilik bir hanenin ortalama yaşam maliyetinin bu seviyeye yükselmesinde tek bir harcama kalemi belirleyici değil. Aksine, birikimli bir maliyet baskısı söz konusu:

  • Barınma giderleri, özellikle kira artışlarıyla birlikte hane bütçesinin en büyük kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Kira, aidat ve temel konut giderleri, gelir artışlarının çok üzerinde bir seyir izliyor.
  • Gıda harcamaları, fiyat artışlarının doğrudan ve en hızlı hissedildiği alanlardan biri. Günlük alışverişten dışarıda yeme içmeye kadar geniş bir yelpazede maliyetler yükseliyor.
  • Ulaşım, İstanbul gibi büyük bir metropolde kaçınılmaz bir gider. Toplu taşıma ücretleri ve özel araç kullanımına bağlı masraflar, hanelerin aylık bütçesinde önemli yer tutuyor.
  • Eğitim ve sağlık gibi zorunlu harcamalar ise özellikle çocuklu haneler için maliyet baskısını daha da artırıyor.

Bu kalemlerin her biri tek başına yönetilebilir görünse de tamamı bir araya geldiğinde hanelerin bütçe dengesini zorlayan bir tablo ortaya çıkıyor.

Orta gelir için daralan alan

106 bin liralık ortalama yaşam maliyeti, İstanbul’da orta gelirli haneler için bile ciddi bir eşik anlamına geliyor. Gelir dağılımındaki dengesizlik, bu ortalamanın arkasındaki farklı gerçeklikleri de işaret ediyor. Daha düşük gelirli haneler için bu rakam, ulaşılması güç bir seviyeyi temsil ederken; yüksek gelirli kesimler için dahi harcama kalemlerindeki artışlar dikkat çekici.

Bu durum, kentte yaşayanların tasarruf yapma kapasitesini sınırlarken, borçlanma eğilimini de artırıyor. Kredi kartı kullanımı ve taksitli harcamalar, hane bütçelerinin kısa vadede nefes almasını sağlasa da uzun vadede finansal kırılganlığı derinleştiriyor.

Sosyal ve ekonomik yansımalar

Yaşam maliyetindeki yükselişin etkileri yalnızca bireysel bütçelerle sınırlı değil. Bu tablo, aynı zamanda sosyal ve ekonomik davranışları da şekillendiriyor. İstanbul’da yaşayanlar, harcamalarını kısmak, tüketim alışkanlıklarını değiştirmek ya da daha ucuz alternatiflere yönelmek zorunda kalıyor. Kültür-sanat, sosyal yaşam ve kişisel gelişim gibi alanlara ayrılan payın daralması, kentin sosyal dokusu üzerinde de etkiler yaratıyor.

Öte yandan, yüksek yaşam maliyeti İstanbul’un göç dinamiklerini de etkileyen bir unsur haline geliyor. Kentte yaşamanın maliyeti arttıkça, özellikle gençler ve yeni mezunlar için İstanbul cazibesini kısmen yitirirken, çevre illere yönelim güçleniyor.

Barometre verileri ne söylüyor?

İPA’nın İstanbul Barometresi, yalnızca rakamsal bir maliyet hesabı sunmuyor; aynı zamanda İstanbulluların ekonomik koşullara dair algısını da ortaya koyuyor. Yaşam maliyetindeki artış, çoğu hane tarafından “geçim sıkıntısı” başlığı altında hissedilirken, geleceğe yönelik beklentilerin de temkinli hatta karamsar bir zemine kaydığı görülüyor.

Bu durum, yerel yönetimler ve merkezi politika yapıcılar açısından da önemli bir gösterge niteliğinde. Sosyal destek mekanizmaları, barınma politikaları ve kent içi ulaşım gibi alanlarda atılacak adımların, yaşam maliyeti baskısını hafifletmede kritik rol oynadığı bir kez daha ortaya çıkıyor.

Sonuç: Rakamın ötesindeki gerçeklik

İstanbul’da dört kişilik bir hanenin ortalama yaşam maliyetinin 106 bin 34 liraya yükselmesi, kentin ekonomik fotoğrafını net biçimde ortaya koyuyor. Bu rakam, yalnızca bugünün koşullarını değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir kent yaşamı için çözülmesi gereken yapısal sorunları da işaret ediyor.

Gelir artışları ile yaşam maliyeti arasındaki fark kapanmadıkça, İstanbul’da geçim meselesi önümüzdeki dönemde de en sıcak başlıklardan biri olmaya devam edecek. İPA’nın Kasım ayı Barometresi, bu gerçeği bir kez daha güçlü biçimde hatırlatıyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    290 milyar Euro değerindeki güzellik sektörünün dev buluşması BeautyEurasia’nın 21’inci yılı için hazırlıklar sürüyor  

    Avrasya coğrafyasının en kapsamlı uluslararası güzellik, kozmetik ve saç bakımı etkinliklerinden biri olan “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, 2–4 Eylül 2026 tarihleri arasında 21’inci kez kapılarını açacak. ICA Events organizatörlüğünde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerine yeni ticari iş birliği imkanları sunarken endüstrinin en güncel akımlarını tek bir çatı altında toplayacak. Geçtiğimiz yıl 114 farklı ülkeden 13 bin 314 profesyoneli ağırlayan fuar, bu dönemde de geniş kapsamı sayesinde yeni ortaklıkların kurulmasına aracılık edecek. Dünya genelinde ekonominin pek çok dalını kapsayan 50’den fazla organizasyona imza atan ICA Events, Avrasya’nın güzellik alanındaki en büyük zirvelerinden biri olan 21. BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı’nı 2–4 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek. Mevcut büyüklüğünün yanı sıra katılımcılarına nitelikli ticari ağlar, hedef odaklı B2B görüşmeler ve yüksek ticari verimlilik de sağlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nde yarattığı küresel çeşitlilikle bu yıl da somut ticari çıktılar sağlayacak. Güzellik sektörünün Türkiye’deki hacmi 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaştı Güzellik endüstrisinin, kişiye özel teknolojik imkanlar ve artan sağlıklı yaşam bilinciyle beraber sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu ifade eden BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova, “Markalardan üreticilere ve tüketicilere kadar bir bütün teşkil eden güzellik sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte gelişimini sürdürüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 290 milyar Euro’luk bir büyüklüğe erişen güzellik sektörü, 4,2 milyar civarında potansiyel kullanıcıya ulaşıyor. Diğer taraftan Türkiye piyasası da son dönemde endüstrinin en hızlı ivme kazanan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki güzellik pazarının hacmi 217 milyar TL seviyesine çıkarken, dijital platformların etkisi sektörün genişlemesinde giderek daha kritik bir rol oynamaya başlıyor. 20 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan BeautyEurasia ise yalnızca fiziksel ölçeğiyle değil, sunduğu kaliteli iş bağlantıları, stratejik B2B buluşmaları ve ticari verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Organizasyonumuzun küresel erişimi yerel pazar bilgisiyle harmanlayan yapısı, sektördeki etkili ortaklıkların tesis edilmesine olanak tanıyor.” açıklamasında bulundu. Standart kalıpların ötesinde bir fuar Fuarın geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen buluşmasında küresel etkisini bir kez daha kanıtladığını belirten Mehmedova, şu verileri paylaştı: “Dünya genelindeki ekonomik dalgalanmalara rağmen fuarımız geçtiğimiz yıl da başarılı bir grafik sergilemeyi başardı. Toplamda 114 ülkeden 13 bin 314 profesyonel isim fuarımızı ziyaret ederken, bu kitlenin 3 bin 406’sını yabancı konuklar oluşturdu. Bununla birlikte 180’i yurt dışından gelen toplam 302 katılımcının yer aldığı organizasyonda iş hacmi 305 milyon Euro’ya ulaşırken, katılımcı başına ortalama 1 milyon Euro’luk bir ticaret hacmi oluşturduk. Ayrıca BeautyEurasia, basit bir ürün sergileme alanının çok ötesinde, ölçülebilir ticari başarılar üreten bir platform olma niteliği taşıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz sene bin 486 sipariş ve ön protokole imza atılırken, katılımcı kurumlar ile uluslararası satın almacılar arasında doğrudan ticari köprüler kuruldu. Ek olarak fuar süresince 5 binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi. Bu sayede uzun vadeli ticari ortaklıkların kurulmasına çok değerli bir katkı sunulmuş oldu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektörün öncü isimlerini bir araya getirirken kalite odaklı vizyonumuzu koruyarak; Türkiye, Avrasya, Orta Doğu, Balkanlar ve BDT pazarlarına giriş yapmak isteyen profesyoneller için stratejik bir merkez olmaya devam edeceğiz.” ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı…