Şekib Avdagiç’ten turizm çağrısı: Bir haftada, 3 ayı kazanabiliriz
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç yazılı açıklama yaptı. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, “Aylık 7.5 milyar dolar gelir elde ettiğimiz ve feda edemeyeceğimiz turizm sezonuna 20 gün kaldı. Turist rezervasyonlarının hızlanması için 5 bin vaka hedefine ulaşmamız şart” ifadesini kullandı. Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada, Kovid-19 tedbirleri kapsamında 29 Nisan’da başlayan ve bir haftalık süresi kalan tam kapanma sürecini değerlendirdi. Kalan 1 haftada 3 ayı kazanabiliriz “Tam kapanma sonrası açılmanın kıymetini bilmek zorundayız” ifadesini kullanan Avdagiç, “17 Mayıs’ta büyük fedakarlıklarla açılacağımızı unutmamalıyız. O yüzden de her birimiz salgına karşı tedbirlerimizi artırıp, 5 bin vaka hedefinin altına inmeliyiz. Kalan bir haftada, 3 ayı kazanabiliriz” değerlendirmesinde bulundu. 17 Mayıs’tan sonra tedbirlere uymazsak 50 bin vakayla baş başa kalabiliriz Avdagiç, 30 milyon turist hedefi için hep birlikte çalışılmasının önemine değinerek, şunları söyledi: “Şimdi ve 17 Mayıs’tan sonra eğer tedbirlere uymazsak, 40 bin, 50 bin vaka ile birlikte baş başa kalabiliriz. Bugün yaşadığımız zorlukların çok ötesinde sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Dolayısıyla empati yapmamız ve bu sürecin en etkin şekilde aşılması için gayret göstermemiz gerekiyor.” Türkiye’ye kısıtlama koyanların eline koz vermeyelim Türkiye’nin salgını Avrupa ile eş zamanlı, hatta daha önde çözmesi gerektiğine dikkati çeken Avdagiç, “Türkiye’ye kısıtlama koyanların eline kozlar vermeyelim. Böylece hem ülkemize seyahat kısıtlaması olmaz, hem de işimiz için Avrupa’ya giderken 10 gün otelde kapalı kalmayız” açıklamasını yaptı. Türkiye’nin aşı hızının artmasıyla yaz aylarına rahat bir nefes alarak gireceğine inandığını aktaran Avdagiç, şunları kaydetti: “İstiyoruz ki 17 Mayıs’tan sonraki süreç, yazı hepimize kazandıracak bir süreç olsun. Çünkü hizmet sektörlerimiz için gözden çıkarılamayacak bir sezonun başındayız. Bu sebeple kısıtlamaları delmeyi ısrarla sürdürenleri, bu gayretlerinden vazgeçmeye bir kez daha çağırıyorum. Kimse ısrarla kısıtlamaları delmeye çalışmasın.”
TOPLU İŞTEN ÇIKARMALARIN SUÇLUSU SADECE YAPAY ZEKâ MI?
Küresel teknoloji devleri işten çıkarmaların faturasını yapay zekaya kesiyor; peki gerçek bundan mı ibaret?Son yıllarda teknoloji dünyasında adeta bir yapay zekâ rüzgârı estiğini görüyoruz. Yeni nesil üretken yapay zekâ araçları, bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, diğer yandan da milyonlarca çalışanı tedirgin ediyor. Çünkü şirketler, yapay zekâ alanında daha hızlı hareket etmek ve “dijital çağa” ayak uydurmak adına toplu işten çıkarmalara gidiyor. Ancak uzmanlar, bu işten çıkarmaların tek sebebinin yapay zekâ olmadığını; işin arkasında çok daha karmaşık, çok katmanlı bir tablo olduğunu söylüyor. Düşünün; bir teknoloji devinin CEO’sundan gelen tipik bir 2025 işten çıkarma e-postasını okuduğunuzda, ilk akla gelen “yapay zekâ yüzünden binlerce kişi işsiz kaldı” oluyor. Oysa gerçekte bu adımlar, yalnızca insan kaynağını kesmek değil, aynı zamanda şirketin genel giderlerini azaltarak daha verimli ve yatırımcıların gözünde “daha kârlı” görünme çabasının bir parçası. Kısacası işten çıkarma dalgalarının arka planında; yüksek teknoloji yatırımları, dev veri merkezleri ve maliyet baskıları da yer alıyor.Veriler tek başına konuşuyor mu?İş ilan sitesi Indeed’in yaptığı araştırma, 2025 Temmuz itibarıyla teknoloji sektöründeki iş ilanlarının 2020’nin başına göre yüzde 36 oranında azaldığını ortaya koydu. Bu ciddi bir rakam. Ancak rapor, işten çıkarmaların ve ilan sayısındaki düşüşün tek sorumlusunun yapay zekâ olmadığını açıkça vurguluyor.Indeed Hiring Lab’den Ekonomist Brendon Bernard’a kulak verelim: “Teknoloji iş piyasası şu anda görece zayıf bir dönemde; ama aynı yavaşlama ekonominin diğer alanlarında da var. Yani bu tablo sadece yapay zekâya bağlanamaz.” Bernard’ın anlattığına göre, teknoloji sektöründe iş ilanları tıpkı ekonominin geri kalanındaki gibi, pandemi sonrası istihdam patlamasının ardından doğal bir düzeltme evresine girdi.Aslında pandeminin ilk dönemlerinde, dijitalleşme zorunluluğu yüzünden teknoloji şirketleri olağanüstü hızlı büyüdü, çok sayıda personel aldı. Şimdi ise şirketler, özellikle finansal baskıları azaltmak ve kârlılığı artırmak adına daha “düşük hacimli” ve “daha verimli” ekiplerle yollarına devam etmeye çalışıyor. Yapay zekâ neden manşette?Peki CEO’lar neden işten çıkarmaları duyururken hep yapay zekâdan söz ediyor? Bu durumun iki temel nedeni var: Birincisi, yatırımcılara “biz de çağın gerisinde kalmıyoruz, yenilikçi adımlar atıyoruz” mesajını vermek. İkincisi ise şirket içindeki ve kamuoyundaki tepkiyi bir nebze olsun yumuşatmak.Mesela Workday CEO’su Carl Eschenbach, bu yıl başında gönderdiği bir e-postada, “Her yerde şirketler işleri yeniden tasarlıyor” diyerek, yapay zekâya olan talebin artmasını gerekçe gösterdi. Hindistan’ın teknoloji devi Tata Consultancy de, 12 bin kişiyi işten çıkarırken “müşterilerimiz için daha geniş ölçekte yapay zekâ kullanmaya hazırlanıyoruz” dedi.Bu açıklamalar kulağa mantıklı gelse de uzmanlara göre şirketlerin asıl hedefi yalnızca çalışanları “yapay zekâ ile değiştirmek” değil; aynı zamanda artan yapay zekâ yatırımlarına kaynak yaratmak. Veri merkezleri, yüksek kapasiteli çipler ve gelişmiş yazılımlar ciddi bir maliyet gerektiriyor. Bu da kaçınılmaz olarak tasarruf baskısını artırıyor.Hangi işler daha çok etkileniyor?, Yapay zekânın etkisi özellikle giriş seviyesi pozisyonlarda çok daha güçlü hissediliyor. Pazarlama, idari işler ve insan kaynakları gibi alanlarda, üretken yapay zekâ araçları birçok temel görevi kısa sürede yerine getirebiliyor. Bu nedenle yeni mezun veya deneyimsiz adaylara yönelik ilanlarda daha büyük bir düşüş yaşanıyor.Indeed raporu, en az beş yıllık deneyim aranan pozisyonlarda düşüşün daha sınırlı olduğunu söylüyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Yapay zekâ “bazı” işleri hızla dönüştürüyor; ancak belirli bir deneyim ve uzmanlık gerektiren pozisyonlar, hâlâ görece daha güvenli.Yine de herkesin aklındaki soru şu: “Yapay zekâ işleri tamamen elimizden alacak mı?” Uzmanlar bu soruya daha temkinli yanıt veriyor: Bazı işleri evet; ama aynı zamanda yeni işler de yaratacak. Örneğin yapay zekâyı…
Akıllı Tarım Uygulamaları
1959 yılında Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı ÜRÜNLÜ köyünde doğdu. İnşaat ustası baba ve ev hanımı annenin yedi çocuğunun en küçüğüdür. Antalya’da ilk, orta ve lise öğrenimi sırasında inşaat işçiliği, sebze meyve işçiliği yaptı.1978 yılında İstanbul Üniversitesi işletme fakültesini kazandı ve 1982 yılında mezun oldu. Üniversite öğreniminin ikinci sınıfında İstanbul Tahtakale’de hırdavat ticaretine başladı.21 yıl hırdavat ticareti yaptıktan sonra ülkenin ekonomik koşullarından dolayı büyük bir fabrikaya satış müdürü oldu. Daha sonraki süreçte başka işletmelerde satış direktörlüğü, grup satış müdürlüğü ve sektör başkanlığı yaptı. 2008 yılında yakalandığı kronik böbrek yetmezliği ve 2013 yılında diyaliz tedavisine başladıktan sonra emekli olmak durumunda kaldı. Emekli olduktan sonra kendi bilim dalı olan ekonomi konusunda çalışmalar yaptı. SATIŞIN TEMELLERİ ve Ürünlü köyünü anlatan İŞTE KÖYÜM İŞTE KÖYLÜM kitabına ilaveten EV HEMODİYALİZİ kitaplarının yazarıdır. Halen DÜNYA GAZETESİ-SANAYİ HABER AJANSI,TÜNAYDIN GAZETESİ NALBUR TEKNİK DERGİSİ-İŞ GELİŞTİRME DERGİSİ VE MADE IN TURKEY dergilerinde ekonomik ve sosyal makaleler yazan ZAFER ÖZCİVAN evli ve iki çocuk babasıdır. Bir zamanlar sadece çiftçinin elindeki kürek ve gözüyle görebildiği kadarını bilmek yeterliydi. Oysa artık tarlalarda sensörler, uydular, drone’lar ve yapay zekâ destekli sistemler var. Tarımda dijital dönüşüm, ‘akıllı tarım’ adı altında sessiz ama derin bir devrim yaratıyor. Bu devrim, sadece çiftçilerin değil; şehirdeki tüketicinin, gıda sanayisinin ve hatta çevrenin geleceğini de doğrudan etkiliyor. Topraktan Sofraya Dijital Yolculuk Geleneksel tarım yöntemleri, yüzlerce yıldır benzer şekilde uygulana geldi. Hava durumuna bakarak ekim yapmak, gözle hastalık tespiti ve sezgilerle sulama gibi yöntemler, geçmişte belki yeterliydi. Ancak günümüzde nüfusun artması, iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması ve gıda talebindeki hızlı artış; tarımda daha bilimsel, veriye dayalı ve sürdürülebilir çözümleri zorunlu kılıyor.İşte tam bu noktada “akıllı tarım” kavramı devreye giriyor. Gelişmiş sensörler, GPS tabanlı takip sistemleri, drone teknolojileri ve yapay zekâ algoritmaları, tarladaki bitkinin büyümesini anbean izliyor. Çiftçiler, cep telefonlarına gelen bildirimlerle toprağın nem durumunu, hava koşullarını ve bitkinin gelişim sürecini takip edebiliyor. Bu sayede, tarlalar suya ihtiyaç duyduğunda sulama yapılabiliyor; gereksiz gübre veya ilaç kullanımı azaltılıyor. Bu teknolojilerin en önemli faydalarından biri de kayıpların önüne geçmek. Örneğin, bitkilerde erken hastalık tespiti sayesinde verimde ciddi düşüşlerin önlenmesi mümkün hale geliyor. Tüm bu veriler, hasat zamanının da daha isabetli belirlenmesini sağlıyor. Sadece Büyük Çiftçilere Değil, Küçük Ölçekli Üreticiye de Umut Akıllı tarım uygulamaları ilk başta maliyetli gibi görünse de uzun vadede ciddi kazanç sağlıyor. Daha az su, daha az gübre ve ilaç kullanımı hem çevreyi koruyor hem de üretim maliyetlerini düşürüyor. Bu da özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçilerin rekabet gücünü artırıyor.Türkiye’de de son yıllarda birçok girişim, kooperatif ve teknoloji şirketi, küçük çiftçilere özel düşük maliyetli çözümler sunuyor. Tarımsal drone kiralama hizmetleri, cep telefonu tabanlı uygulamalar ve yerli sensör sistemleri, çiftçilere teknolojiyi erişilebilir hale getiriyor.Bu gelişmeler, tarımda “büyük balık küçük balığı yutar” anlayışının yerini, “bilgiyi kullanan kazanır” yaklaşımına bırakıyor. Yani artık tarlasında dijital sensör kullanan küçük bir çiftçi, büyük bir holding kadar verimli üretim yapabiliyor. Sürdürülebilirlik ve Çevresel Etkiler Akıllı tarım uygulamalarının bir diğer önemli yönü de çevresel sürdürülebilirlik. Bilinçsizce yapılan sulama ve gübreleme işlemleri, toprağın verimsizleşmesine ve su kaynaklarının tükenmesine neden oluyor. Oysa akıllı sistemler, gerçek zamanlı verilerle tam ihtiyacı kadar sulama ve gübreleme yapılmasını sağlıyor. Böylece hem üretim maliyetleri düşüyor hem de doğaya verilen zarar en aza iniyor. Ayrıca, doğru veriler sayesinde ilaç ve pestisit kullanımı da azaltıldığı için hem bitki sağlığı…
Binavlun, Lojistik süreçlerini yeniden yapılandırıyor .
Lojistik, mal ve hizmetlerin tedarik zinciri boyunca verimli bir şekilde taşınması, depolanması ve dağıtılması süreçlerini kapsayan bir alandır. Lojistik süreçleri, bir ürünü üreticiden nihai tüketiciye kadar taşımak, depolamak ve yönetmek için izlenen adımların tamamını içerir. Bu süreçler, verimlilik, hız ve maliyet kontrolü açısından önemlidir. Lojistik süreçleri genellikle şu başlıklar altında toplanabilir: 1. Tedarik Zinciri Yönetimi (Supply Chain Management – SCM) 2. Envanter Yönetimi (Inventory Management) 3. Taşıma (Transportation) 4. Depolama ve Dağıtım (Warehousing and Distribution) 5. Sipariş İşleme (Order Processing) 6. Geri Dönüşüm ve İade İşlemleri (Reverse Logistics) 7. Bilgi Yönetimi (Information Management) 8. Risk Yönetimi 9. Müşteri Hizmetleri ve İletişim Sonuç olarak, lojistik süreçleri, tedarik zincirinin başlangıcından ürünlerin nihai tüketiciye ulaşmasına kadar olan her aşamayı kapsar. Bu süreçlerin verimli bir şekilde yönetilmesi, şirketlerin maliyetlerini azaltmasına, teslimat sürelerini kısaltmasına ve müşteri memnuniyetini artırmasına yardımcı olur.
Kuveyt Türk Katılım Bankacılığında Bir İlke İmza Atarak Eximbank İş Birliğiyle Yeni İhracat Destek Finansmanı Programını Başlattı
Kuveyt Türk, Türk Eximbank iş birliği ile “Katılım Bankaları Aracılığıyla İhracat Destek Finansmanı” programını öncü olarak müşterileriyle buluşturdu. Program, ihracatçılara Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kaynaklı, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. İhracatçı firmaların uygun maliyetli finansmana erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen Kuveyt Türk, katılım bankacılığı sektöründe bir ilke imza atarak Türk Eximbank iş birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) desteğiyle “Katılım Bankaları Aracılığıyla İhracat Destek Finansmanı” programını devreye aldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hazırladığı uygulama talimatı doğrultusunda geliştirilen bu yeni finansman modeli, faiz hassasiyeti olan ihracatçılara reeskont kredisine alternatif, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Kuveyt Türk, ihracat yapan firmalara TL bazlı finansmana daha kolay erişim imkânı sağlarken dış ticaretin finansmanında daha kapsayıcı ve erişilebilir bir yapı hedefliyor. “İhracatçılarımıza maliyet avantajı sunan yeni bir dönem başlıyor” Kuveyt Türk Kurumsal ve Ticari Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. R. Ahmet Albayrak, programın önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kuveyt Türk olarak, Türk Eximbank iş birliğiyle sunduğumuz bu yeni finansman programını hem kurumumuz hem de sektörümüz adına tarihi bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. İhracatçılarımıza ciddi bir maliyet avantajı sunan bu ürünün, ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağına, reel sektörün büyümesini destekleyeceğine ve katılım bankacılığının dış ticaret finansmanında daha etkin bir rol üstlenmesine zemin hazırlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde, ihracatçılarımızı güçlü bir şekilde desteklemeye ve Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik büyümesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.” Kuveyt Türk Hakkında Kuveyt Türk, 1989 yılında kurulmuştur. Seçkin finansal ürün ve hizmetlerini etkin şekilde tasarruf sahipleri ve yatırımcılarla buluşturan Kuveyt Türk, müşteri odaklı yaklaşımı, teknoloji-inovasyon çalışmaları ve dijital dönüşüm yolunda attığı adımlarla sektöründeki öncü konumunu sürdürmektedir. Altın bankacılığı alanında adım atan ilk katılım finans kuruluşu olan Kuveyt Türk, ayrıca dünyada ve Türkiye’de ilk sürdürülebilir sukuk işlemini gerçekleştirmiştir. Altı yıl üst üste Türkiye’nin En İyi İşvereni ödülüne layık görülen Kuveyt Türk, 2021’de de ilk sırada Avrupa’nın En İyi İşvereni seçildi. Bugün itibarıyla Türkiye genelinde 452 şube ve dijital kanallarıyla müşterilerine hizmet veren Kuveyt Türk’ün merkezinde yer aldığı Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altında Neova Katılım Sigorta, Architecht, Kuveyt Türk Portföy, Kuveyt Türk Yatırım, Körfez GYO, Katılım Emeklilik, Sağlam Finansal Teknolojiler, KT Sağlam Gayrimenkul ile Almanya’daki KT Bank AG yer alıyor. Operasyonel çalışmalarının yanı sıra toplumsal değerleri temel alarak ve kültürel varlıklara sahip çıkarak önemli sosyal sorumluluk projelerine imza atan Kuveyt Türk, “Değerlerimizle büyüyoruz” yaklaşımı doğrultusunda birçok restorasyon projesi üstlenmiş, insani yardım kampanyalarına destekte bulunmuş, kitap ve belgesel gibi kalıcı eserler ortaya koymuştur.
Naturelgaz’ın, yılın ilk yarısında satış hacmi yüzde 25 artı; net karı 429 milyon TL’ye yaklaştı.
Taşımalı doğal gaz pazarında faaliyet gösteren Naturelgaz, 2025 yılının ilk yarısına yönelik finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre satış hacmini yüzde 25 artırarak, 195 milyon Sm3’e çıkardı. Şirket operasyonel verimlilikteki iyileşmeler ve etkin maliyet yönetimiyle, FAVÖK’ünü yüzde 40 artarak 871,7 milyon TL’ye çıkarırken, net karını da yüzde 311 artışla 428,9 milyon TL’ye yükseltti. Şirket’in 2025 yılının ilk yarısına yönelik finansal ve operasyonel performansını değerlendiren Naturelgaz Genel Müdürü Hasan Tahsin Turan “Yılın ilk yarısı itibarıyla satış hacmimizi yüzde 25 artırarak 195 milyon Sm³ seviyesine taşıdık; verimlilik odaklı yatırımlarımız sayesinde güçlü ve istikrarlı finansal performansımızı sürdürdük” dedi. Naturelgaz, 2025 yılının ilk yarısına ilişkin açıkladığı finansal sonuçlarda güçlü bir performans sergiledi. Şirket, bu dönemde satış hacmini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artırarak 195 milyon Sm³’e yükseltti. Maliyet optimizasyonu ve operasyonel süreçlerdeki etkinlik artışı sayesinde FAVÖK yüzde 40 artışla 871,7 milyon TL’ye ulaştı. Net kar, yüzde 311 oranında artarak 428,9 milyon TL’ye çıkarken, vergi öncesi kar da yüzde 303 artışla 735,4 milyon TL oldu. Gelirler ise yüzde 16’lık artışla 3.662 milyon TL seviyesine yükseldi. Şehir gazı iş kolunda, 2024 yılı sonu itibarıyla 132 ilçe ve beldeye hizmet verilirken, bu sayı boru hattına geçen ilçeler ve yeni kazanılan ihaleler ile 2025 yılının ilk yarısı sonunda 126 ilçe ve belde olarak gerçekleşti. Buna karşın şirketin şehir gazı iş kolu satış hacmi abone artışı etkisiyle büyümeye devam etti. ‘Sürdürülebilir büyüme stratejilerimize kararlılıkla devam edeceğiz’ Şirket’in 2025 yılının ilk yarısına ilişkin finansal ve operasyonel performansını değerlendiren Naturelgaz Genel Müdürü Hasan Tahsin Turan “Taşımalı doğal gaz pazarındaki güçlü konumumuzu yılın ilk yarısında daha da pekiştirdik. Satış hacmimizi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artırarak 195 milyon Sm³ seviyesine taşıdık. Bu büyümeyi, verimlilik odaklı yatırımlarımız ve etkin maliyet yönetimimizle destekledik. Operasyonel verimlilikteki iyileşmeler sayesinde FAVÖK’ümüzü yüzde 40 artışla 871,7 milyon TL’ye, net kârımızı ise yüzde 311 artışla 428,9 milyon TL’ye yükselttik. Elde ettiğimiz bu güçlü finansal performans, sürdürülebilir büyüme hedeflerimize kararlılıkla ilerlediğimizin bir göstergesidir. Ayrıca Temmuz ayında Muş’taki GES projemizi tamamladık ve devreye aldık. Bu yatırım önemli ölçüde enerji maliyetlerinde tasarruf sağlamamızı sağlayacak ve operasyonel verimliliğimize katkıda bulunacak. Yatırımımızın etkilerini gelecek dönemdeki finansal sonuçlarda göreceğiz” dedi.
EIF 2025 YENİLENEBİLİR ENERJİ SEKTÖRÜNÜ TÜM YÖNLERİYLE AĞIRLAYACAK
Enerji sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan 19. EIF Enerji Kongresi ve Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi’nde bu yıl 30 binden fazla yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı enerji buluşması EIF 2025; güneş, rüzgar, hidroelektrik, jeotermal ve tüm yenilenebilir enerji kaynaklarına dair kapsamlı bir platform sunuyor. Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen nitelikli yurtiçi fuarlar arasında yer alan EIF, yalnızca bir fuar olmanın ötesinde; enerji sektöründe küresel ölçekte iş birlikleri kurmak, yatırım fırsatlarını değerlendirmek ve sektörel vizyon geliştirmek isteyen profesyoneller için stratejik bir buluşma noktası niteliği taşıyor… Bu yıl 19. kez düzenlenecek olan EIF 2025’e uluslararası arenadan; Almanya, İspanya, Hollanda, Danimarka, İsviçre, İtalya, Fransa, İngiltere, Norveç, Avusturya, Yunanistan, Çin, Bosna Hersek, Macaristan, Romanya, Belçika, Kıbrıs, Lübnan, Japonya, Rusya, Portekiz, Bulgaristan, Sırbistan, Moldova, Kosova, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, İsrail, Pakistan, Katar, Güney Afrika, Tunus, Mısır, Libya, Letonya, Azerbaycan, Makedonya, Malezya, Moritanya, Kolombiya, Hindistan ve Fas başta olmak üzere birçok ülkeden ziyaretçi bekleniyor. Ayrıca İklim Kanunu ile birlikte yenilenebilir enerji yatırımlarının teşvik edilmesi ve karbon ayak izinin azaltılması gibi adımlarla, ekonomik büyümenin çevresel sürdürülebilirlikle uyumlu hale getirilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda Türkiye’nin ilk ve tek Karbon Piyasaları etkinliği olan Karbon Piyasaları Kongresi 8-10 Ekim 2025 tarihlerinde 19. EIF Enerji Kongresi ve Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek. EIF’te 30 farklı oturum, 150’yi aşkın yerli ve yabancı uzman konuşmacı; enerji dönüşümü, sürdürülebilirlik, yeşil enerji yatırımları ve teknolojik gelişmeler gibi sektörün kritik başlıklarına dair bilgi ve öngörülerini katılımcılarla paylaşacak. ENERJİ SEKTÖRÜNDE YATIRIM FIRSATLARI İÇİN ULUSLARARASI PLATFORM OLUŞTURDUK Global Enerji Derneği Başkanı ve EIF Yürütme Kurulu Başkanı Murat Dilek: “EIF, Türkiye’nin enerji alanında küresel bir buluşma noktası haline geldi. Bu dev organizasyonda farklı ülkelerden gelen ticaret heyetleriyle gerçekleştirilen görüşmeler, ülkemize yeni yatırım fırsatları kazandırırken, sektörün ihracat kapasitesini de önemli ölçüde artırıyor. Kongrede düzenlenen oturumlar, güneş enerjisinden rüzgar enerjisine, enerjinin dağıtımından depolamaya kadar geniş bir yelpazede ele alınan konularla, katılımcılara sektörün en son gelişmelerini doğrudan ilk ağızdan dinleme fırsatı sunuyor. Geçtiğimiz yıl başta İngiltere, Kosova, İsviçre, Avusturya, Almanya, Rusya ve Çin olmak üzere toplam 53 ülkeden ticari heyetlerin katıldığı bu büyük buluşma, bilgi ve deneyim paylaşımının ötesinde birçok ticari anlaşmanın da temelini oluşturdu. Türkiye’nin en büyük enerji buluşması olan EIF, yenilikçi teknolojileri takip etmek, sektörde kalıcı bir yer edinmek ve daha geniş kitlelere ulaşmak için kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor” ifadelerini kullandı. SPOTLIGHT COUNTRY STRATEJİSİ GLOBAL İŞBİRLİKLERİ SAĞLIYOR Dünyadaki birçok fuarda uygulanan bir yöntem olan “Spotlight Country” (Odak Ülke) stratejisinin Türkiye’de ilk uygulayıcılarından olduklarını belirten Dilek: “Bu sistem ile ulusal ve uluslararası işbirlikleri için önemli bir platform oluşturuyoruz. Geçtiğimiz yıl İngiltere Ticaret Ateşeliği iş birliğiyle İngiliz firmalarını özel bir pavilyonda ağırladık. Ülkemizdeki enerji sektörü profesyonelleri ile iş bağlantıları oluşturulmasını sağladık. Bu yıl Almanya’daki firmalardan yoğun bir ilgi görüyoruz. EIF 2025, enerji sektöründeki mevcut dinamikleri yakından takip etmek, yeni yatırımlar için stratejik iş birlikleri geliştirmek ve markalaşma yolunda büyük adımlar atmak isteyen tüm paydaşlara eşsiz bir fırsat sunuyor. Yerli ve yabancı yatırımcıların aynı çatı altında buluşacağı fuarda, sektörel gelişmelerin yanı sıra yeni teknolojiler, sürdürülebilir çözümler ve yeşil enerji yatırımları da detaylı şekilde ele alınacak” açıklamasında bulundu. Detaylı bilgi ve kayıt için: www.eif2050.com Domino Fuarcılık Hakkında: Domino Organizasyon, 1999 yılından beri Ulusal ve Uluslararası kongre, seminer, sempozyum, fuar düzenliyor. Takım çalışması ruhunu benimsemiş, gelişime açık, tecrübeli kadrosu ile modern, yenilikçi ve kaliteli hizmet sunarak , koşulsuz müşteri memnuniyetini hedefliyor. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı,…
TEMMUZ 2025 KAPASİTE KULLANIM ORANI
TTEMMUZ 2025 KAPASİTE KULLANIM ORANITürkiye imalat sanayisinin kalp atışını ölçen en önemli göstergelerden biri olan kapasite kullanım oranı (KKO), temmuz ayında da aşağı yönlü seyrini sürdürerek, reel sektörde temkinli duruşun güçlendiğini gösterdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı verilere göre, mevsimsel etkilerden arındırılmamış KKO, Temmuz’da bir önceki aya göre 0,4 puan gerileyerek %74,2 seviyesine indi. Mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO ise 0,3 puanlık düşüşle %74,1 olarak kaydedildi.Bu veriler, üretim hatlarının yaklaşık dörtte birinin hâlen boş kaldığını, yani firmaların “tam kapasite” yerine “kısmen kapasiteyle, talepten emin olmadan ve riskleri minimize ederek çalıştığını ortaya koyuyor.Geçmişten Günümüze Seyir: 2024 ve 2025 KarşılaştırmasıSon iki yılın verileri daha geniş bir perspektiften incelendiğinde tablo daha çarpıcı hâle geliyor:Ay 2024 2025Ocak 76,2 74,6Şubat 76,4 74,5Mart 76,2 74,4Nisan 76,7 74,3Mayıs 76,3 75,0Haziran 76,3 74,6Temmuz75,9 74,22024 yılında KKO, dalgalanmakla birlikte %76 bandında güçlü bir şekilde tutunurken, 2025’in ilk aylarından itibaren bu seviye kademeli olarak geriledi ve temmuz ayında son 19 ayın en düşük noktası olan %74,2’ye indi.Bu tablo, firmaların 2025 yılına daha zayıf bir talep ve daha yüksek belirsizlik ortamında girdiğini ve üretim planlarını daha ihtiyatlı şekilde yaptığını gösteriyor.Sektör Bazında Görünüm: Kim Daha Fazla Fren Yaptı?KKO verileri toplam ortalamayı verse de asıl hikâye sektörlerin detayında saklı:*Otomotiv ve yan sanayi: Avrupa pazarındaki yavaşlama ve artan maliyet baskısı nedeniyle siparişlerde duraksama, bazı fabrikaların vardiya azaltmasına yol açtı.*Tekstil ve hazır giyim: Hem iç piyasada alım gücü düşüşü hem de ihracatta siparişlerdeki azalma, kapasite kullanımında gerilemeyi tetikledi.*Kimya ve plastik: Hammadde fiyatlarındaki dalgalanma ve enerji maliyetlerinin yüksek seyretmesi, firmaları üretim kısıntısına itti.*Makine ve teçhizat: Kısmen daha dirençli kaldı; özellikle yatırım mallarına olan talebin zayıf da olsa sürmesi sayesinde kapasite kullanımında daha sınırlı düşüş görüldü.Bu tablo, özellikle ihracat bağımlı ve enerji-yoğun sektörlerin 2025’in ilk yarısında daha kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.Düşüşün Arkasında Ne Var?Kapasite kullanım oranındaki düşüş tek başına bir mevsimsel dalgalanma değil; ardında pek çok faktör var:*İç talepteki soğuma: Yüksek enflasyon ve kredi maliyetleri, tüketicilerin dayanıklı mal ve otomobil gibi yüksek tutarlı harcamalarını ertelemesine yol açtı.*Dış pazarda zayıflık: Avrupa başta olmak üzere ana ihracat pazarlarındaki ekonomik büyümenin yavaşlaması, sipariş akışını zayıflattı.*Maliyet baskısı: Enerji, işçilik ve hammadde maliyetlerinin hâlen yüksek seyretmesi, firmaları “daha az kapasiteyle, daha seçici üretim” modeline itti.*Belirsizlik: Kur oynaklığı, küresel ticaretteki riskler ve iç siyasetteki beklentiler, firmaların yeni yatırımlarını ve üretim artışı planlarını frenlemesine neden oldu.Dünya ile Karşılaştırma: Türkiye Nerede Duruyor?Türkiye’de kapasite kullanım oranı Temmuz itibarıyla %74,2 seviyesindeyken, Euro Bölgesi’nde son açıklanan veriler %80 civarında. Almanya ve İtalya gibi sanayi devlerinde de 2025’in ilk yarısında hafif düşüş görülse de oran hâlen Türkiye’nin 5-6 puan üzerinde.Bu fark; daha yüksek teknoloji ve katma değerli üretimin, istihdam ve yatırımda devam eden istikrarın, sanayinin kapasitesini daha verimli kullanmasını sağladığını gösteriyor.Geleceğe Bakış: Temkinli İyimserlikPeki, yılın kalanında ne bekleniyor?*İç talepte toparlanma ihtimali: Turizm gelirlerinin artışı ve yaz sonu harcamaları, yılın son çeyreğinde üretime destek verebilir.*İhracatta yeni pazarlar: Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya ülkelerine açılma girişimleri, kapasitenin daha etkin kullanılmasına katkı sağlayabilir.*Yatırım ortamı: Kur ve faiz beklentilerindeki istikrar, ertelenen yatırımların devreye alınmasını hızlandırabilir.*Teknoloji ve verimlilik yatırımları: Dijitalleşme ve enerji verimliliği projeleri, özellikle büyük ölçekli firmalarda üretim kapasitesini daha etkin hâle getirebilir.Ancak tüm bu olumlu senaryoların gerçekleşmesi, küresel ekonomide ciddi bir şok yaşanmaması ve iç piyasada enflasyonist baskıların kontrol altında tutulmasına bağlı olacak.Sonuç: Yavaşlayan Çarklar, Bekleyen FırsatlarTemmuz 2025 verileri, Türkiye imalat…
DUBAİ, VERGİSİZ YATIRIM CENNETİ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR
Vergisiz yatırım imkânları ve yüksek kira getirileriyle dikkat çeken Dubai, 2024 yılında yüzde 17’lik fiyat artışıyla yatırımcıların gözdesi oldu. Türkiye’den de birçok şirket bölgeye yöneliyor. Dünyanın dört bir yanından yatırımcıları kendine çeken Dubai, vergi politikasıyla adeta yeni bir yatırım modeli sunuyor. Bireysel yatırımcılar ve şirketler için hayati önem taşıyan vergi yükünü ortadan kaldıran Dubai Emirliği, gelir vergisi, kira vergisi ve değer artış kazancı vergisi almıyor. Yalnızca tapu işlemlerinde yüzde 4’lük bir işlem bedeli alınması, şehri yatırım açısından daha da cazip kılıyor. Her gün en az iki yeni gayrimenkul projesinin lansmanının yapıldığı şehirde, halihazırda satışta olan proje sayısı 4.500’ü buluyor. Bu projelerle beraber Dubai, çölün ortasında yükselen bir yatırım üssüne dönüştü. Projeler Her Bütçeye Hitap Ediyor Dubai’de geliştirilen projelerde fiyatlar 160-200 bin dolardan başlarken, bazı ultra lüks konutlar 100 milyon doları aşıyor. Satılan her 100 konuttan 55’inin, halen devam eden projelerden oluştuğu belirtiliyor. Bu durum, yatırımcıların proje aşamasındaki gayrimenkullere olan yüksek ilgisini gösteriyor. Türk Yatırımcılar Dubai’yi Radarına Aldı Türkiye’den de birçok şirket Dubai’de yatırım fırsatlarını değerlendirmeye başladı. Dubai’de iki proje ofisi açan gayrimenkul yatırım uzmanı Parcell Estates’in kurucusu Özden Çimen, bölgedeki yükselen talebi şöyle değerlendiriyor: “Dubai’de gayrimenkul fiyatları 2024 yılında dolar bazında ortalama yüzde 17 arttı. Projeden alan yatırımcılar yüzde 40 peşinatla ödeme yapıp kalanı taksitlendirerek sahip olabiliyor. Kira getirileri oldukça tatmin edici. Yatırımın geri dönüş süresi 8-12 yıl arasında. Açıkçası bizi bile şaşırtan bir yatırımcı ilgisiyle karşı karşıyayız.” Yatırımcı Akını Sürüyor Dubai’nin yatırımcılara sunduğu düşük riskli ve yüksek getirili fırsatlar, sadece Ortadoğu’dan değil, Avrupa ve Asya’dan da yoğun ilgi görmesini sağlıyor. Şehir, yalnızca gayrimenkul yatırımlarıyla değil, aynı zamanda şirket kuruluşları açısından da cazip hale geldi. Kurumlar için vergi avantajı sunması, Dubai’yi uluslararası bir iş ve yatırım merkezine dönüştürdü.
İşletmelerin dijital dönüşümünde Karel IPX dönemi Karel IPX Santral ile Yeni Nesil İletişim Deneyimi
Küçük ve orta ölçekli işletmeler için dijital dönüşüm, artık bir tercih değil, rekabette ayakta kalmanın ve büyümenin vazgeçilmez bir yolu haline geldi. Özellikle birden fazla şubeye veya saha ekiplerine sahip işletmeler için dijitalleşme, operasyonel verimlilikten müşteri memnuniyetine kadar birçok alanda fark yaratıyor. Karel’in yeni IPX Santral çözümü, farklı konumlardaki ekiplerin tek bir sistem üzerinden kesintisiz iletişim kurmasını sağlayan, farklı telefonlarla uyumlu, bulut yönetim sistemi üzerinden erişilebilen donanım tabanlı bir IP iletişim sistemi olarak tüm bu ihtiyaçlara yanıt veriyor. Özellikle çok şubeli yapıya sahip işletmeler için dijitalleşme, süreçlerin merkezileştirilmesi, kaynakların etkin kullanımı ve karar alma mekanizmalarının veri odaklı hale gelmesi açısından kritik rol oynuyor. Dijital altyapılar sayesinde müşteri ilişkileri, satış operasyonları ve hizmet yönetimi çok daha entegre, ölçeklenebilir ve esnek bir yapıya kavuşurken işletmeler hem mevcut pazar koşullarına uyum sağlama hem de geleceğe yönelik stratejik avantaj elde etme imkânına kavuşuyor. Bugün birçok işletme, farklı şubelerde çalışan veya sahada çalışan ekiplerle, fiziksel sınırları aşan bir iş modeli kuruyor. Bu yeni düzende, her yerden erişilebilen ve maliyet avantajlı iletişim altyapıları da önem kazanıyor. Dijital dönüşümün yeni adresi Karel IPX Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Karel’in yeni IPX Santral ürünü, bu ihtiyaçlara yanıt olarak geliştirildi. Karel, daha önce de bulut tabanlı ve entegre müşteri ilişkileri yönetimi çözümü Karel CRM ile KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğuna güçlü katkılar sunmuştu. IPX ile bu katkıyı bir adım daha ileri taşıyan Karel, Türkiye’de kurumsal haberleşme trafiğinin yüzde 50’sini yönetmeye devam ediyor. “İşletmelerimiz için dijital dönüşüm ekosistemini büyütmeye devam edeceğiz” Karel IPX hakkında açıklamalarda bulunan Karel İletişim Teknolojileri Grup Başkanı Burak Yağcıoğlu, “İşletmelerimiz için dijital dönüşüm sürecinin ilk büyük adımını, donanım veya yazılım kurulumu gerektirmeyen, bulut altyapılı iletişim çözümümüz Karel Connect ile atmıştık. Ardından bulut tabanlı ve entegre müşteri ilişkileri yönetimi çözümü Karel CRM ile KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğuna güçlü katkılar sunmaya başladık. Şimdi Karel IPX ile bu katkımızı bir adım daha ileri taşıyoruz. Bu ürünlerimizle birlikte santral ve bulut çözümlerimiz arasında uçtan uca entegrasyon sağlayarak, KOBİ’lerin dijital dönüşümünü 360 derece destekleyebilen, bütüncül bir ekosistem oluşturduk. Önümüzdeki dönemde yeni modül ve entegrasyonlarla bu ekosistemi daha da büyüteceğimize inanıyorum. Karel olarak, iletişim teknolojilerindeki liderliğimizi, işletmelere daha fazla verimlilik ve maliyet avantajı sağlayacak çözümlerle sürdürmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Farklı sektörler, tek çözüm Karel IPX, medikal klinikler ve sağlık turizmi, hukuk büroları, restoran ve kafeler, turizm acenteleri, oteller, kamu kurumları, otomotiv bayileri gibi küçük ve orta ölçekli tüm işletmelerin iletişim giderlerini minimuma indirerek tasarruf ve yüksek verimlilik sağlıyor. Karel’in diğer iletişim çözümleriyle de entegre olabilen sistem, bunun yanında markalara ait IP telefonlarla sorunsuz çalışıyor. Otomatik kurulum desteği sayesinde cihazların hızlı ve zahmetsiz şekilde yapılandırılmasını sağlıyor. Remote Access Service (RAS) özelliği sayesinde kullanıcılar sisteme, bulunduğu her yerden güvenli şekilde bağlanabiliyor. TLS/SRTP protokolleriyle şifrelenen iletişim trafiği, işletmelere güvenli bir bağlantı altyapısı sağlıyor. Bunun yanı sıra sistem yöneticileri, FQDN üzerinden santrale her yerden erişebiliyor. Böylece ekipler coğrafi olarak farklı noktalarda çalışsa bile, iletişim altyapısı tek merkezden yönetilebiliyor. Farklı şube veya sahadaki ekipler için kesintisiz iletişim Dahili konferans özelliği sayesinde harici bir yazılım veya ek lisans gerekmeden aynı anda 15 katılımcıya kadar sesli veya görüntülü görüşme yapılmasına olanak tanıyan Karel IPX’in sunduğu temel avantajlardan biri de farklı cihazlar ve konumlar üzerinden sisteme erişim imkânı tanıması. Cihazın mobil uygulama desteği sayesinde kullanıcılar, ofis dışında bulunsalar bile şirket içi iletişime kesintisiz şekilde dahil olabiliyor. iOS ve…
EGSD-EİB İzmir ve sektör için işbirliği yapacak Fuarların Başarısı için EGSD-EİB el ele verecek
Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) ile Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) başta fuar katılımlarının artırılması olmak üzere tekstil ve hazır giyim sektöründe proje ve işbirliği imkanlarını daha da geliştirecek. EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, Başkan Yardımcıları Okay Şimşek ve Zeynep Tecellioğlu San, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Tahir Özdemir ile birlikte EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ve EİB Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş’ı ziyaret etti. Fuarlar için birlikte hareket edecekler Hazır giyim ve tekstil sektöründeki son gelişmelerin ele alındığı ziyarette, EİB ve EGSD’nin işbirliği imkanlarını daha da artırarak, ortak projelerde daha çok bir arada yer alması fikri benimsendi. EGSD organizasyonunda gerçekleşen IF Wedding Fashion İzmir Gelinlik Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı ile Fashion Prime ve Fashion Tech İzmir Fuarlarını yurt içi ve yurtdışından katılımın artırılması için birlikte çalışma kararı alınırken, yurtdışı fuarları içinde birlikte hareket edilmesi kararı verildi. Ortak projelerle sektöre ve İzmir’e daha çok katkı Ziyarette konuşan EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, Ege İhracatçı Birlikleri Üyesi önde gelen firmaların da derneklerinin üyesi olduğuna dikkat çekerek, EİB ile birçok zeminde bir arada olduklarını söyledi. EİB’nin bugüne kadar dernek faaliyetlerine her zaman destek olduğunu bu ziyaret ile işbirliği imkanlarını daha da artırmayı amaçladıklarını belirten Akçakaya, “EGSD olarak İzmir’de başarı sağlamış birçok fuarın organizasyonunda Dernek olarak yer alıyoruz. Fuarların başarısı sadece sektörün daha ileriye taşınmasına değil aynı zamanda kentin de gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Bu amaçla sektörel fuarlarımıza daha çok firma ve ziyaretçi katılımı için EİB ile bundan sonra daha çok iç içe çalışacağız. Sektörümüzle ilgili ortak projeleri de yine EİB ile birlikte hayata geçirmek istiyoruz. Bu konuda EİB Koordinatör Başkanımız Jak Eskinazi’den bugün büyük bir destek gördük. Bu desteği daha da ileriye taşıyarak sektörümüze ve kentimize daha fazla katkı sağlamak istiyoruz” dedi. Eskinazi: “İşbirliği yaparak sinerji oluşturacağız” EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi de kuruluşundan bu yana EGSD üyesi olmaktan büyük onur duyduğunu belirterek, sektör ve İzmir için daha yakından çalışmaya her zaman hazır olduklarını söyledi. Bugüne kadar EGSD ile hep iç içe olduklarını ancak bu ziyaretle birlikte ortak projeler de üretilmesinin son derece gerekli olduğuna inandığını vurgulayan Eskinazi, “Fuarların başarısı için birlikte çalışacağız. Güçlerimizi birleştireceğiz. Aynı zamanda birçok alanda işbirliği yaparak sinerji oluşturabiliriz. Önümüzdeki günlerde iki kurum olarak beyin fırtınası yaparak yeni projeler üretmeyi planlıyoruz. İki kurumun işbirliğinden çok güzel projelerin doğacağına inanıyorum” diye konuştu. Sertbaş: “Birlikte çalışmalıyız” Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş ise Fuar organizasyonlarına büyük önem verdiklerine dikkat çekerek, “İhracatçılarımıza yeni pazar arayışı doğrultusunda en son gittiğimiz ABD fuarı katılımcı olan sektör temsilcilerimiz için başarılıydı. Yurt içi ve yurt dışı fuarların önemini bir kez daha gözlemlemiş olduk. Kentimizdeki fuarlara yeni alıcıların davet edilmesi de bu anlamda büyük önem taşımaktadır. Bu konuda hep birlikte çalışmalıyız” dedi. Ziyaretin ardından EGSD Başkanı Yasin Akçakaya, EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ile EİB Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş’a günün anısına zeytin fidanı ve Ege Orman Vakfı fidan bağışı sertifikası hediye etti.
İhracatta temmuz bereketi .EİB’nin temmuz ihracatı yüzde 8’lik artışla 1 milyar 650 milyon dolar oldu
EİB’nin temmuz ihracatı yüzde 8’lik artışla 1 milyar 650 milyon dolar oldu Ege İhracatçı Birlikleri 2025 yılının ikinci yarısına başarılı bir giriş yaptı. 2024 yılı temmuz ayında 1 milyar 533 milyon dolarlık ihracat yapan Egeli ihracatçılar, 2025 yılı temmuz ayında yüzde 8’lik artışla 1 milyar 650 milyon dolarlık ihracata imza attılar. Türkiye’nin temmuz ayı ihracatıysa yüzde 11’lik artışla 22 milyar 475 milyon dolardan, 24 milyar 951 milyon dolara ulaştı. Ege İhracatçı Birlikleri’nin ocak – temmuz döneminde ihracatı yüzde 1’lik artışla 10 milyar 525 milyon dolardan 10 milyar 653 milyon dolara çıkarken, son 1 yıllık dönemdeki ihracatı yüzde 2’lik artışla 18 milyar 120 milyon dolardan 18 milyar 522 milyon dolara ilerledi. Sanayi sektörleri ihracatlarını yüzde 8’lik artışla 821 milyon dolardan 889 milyon dolara yükseltirken, tarım sektörleri 2024 yılı temmuz ayında 601 milyon dolar olan ihracatlarını 2025 yılı temmuz ayında yüzde 9 büyüterek 654 milyon dolara ilerletti. Madencilik sektörü ise; 107 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı. Demir ve demirdışı metaller sektörü 2,5 milyar doları aştı Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde ihracat lideri olan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, temmuz ayında ihracatını yüzde 29’luk artışla 189 milyon dolardan 243 milyon dolara çıkarırken, 7 aylık ihracatı yüzde 12’lik yükselişle 1 milyar 365 milyon dolardan 1 milyar 530 milyon dolara ilerledi. EDDMİB’in son 1 yıllık ihracatı da yüzde 5’lik artışla 2 milyar 515 milyon dolara ulaştı. Su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatında çifte mutluluk Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, yumurta ihracatındaki 1,5 dolarlık fonun kalkmasıyla moral depolarken temmuz ayında ihracatını yüzde 32’lik rekor artışla 128,6 milyon dolardan 169,5 milyon dolara taşıdı. ESÜHMİB, EİB çatısı altında hem ihracatta ikinci hem de ihracat artış rekortmeni oldu. Çifte mutluluk yaşadı. Moda endüstrisi üçüncü oldu Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 128,5 milyon dolarlık ihracat performansıyla zirvenin üçüncü sırasına adını yazdırdı. EHKİB’in son 1 yıllık ihracatı 1 milyar 341 milyon dolar oldu. ETİB, ihracatta 1 milyar doları aştı 2025 yılına başarılı bir giriş yapan Ege Tütün İhracatçıları Birliği, ihracattaki artış seyrini temmuz ayında da sürdürdü. Temmuz ayında ihracatını yüzde 24’lük artışla 90 milyon dolardan 112 milyon dolara çıkaran Ege Tütün İhracatçıları Birliği son 1 yıllık dönemde yüzde 14’lük yükselişle 882 milyon dolardan 1 milyar 9 milyon dolara çıktı ve 1 milyar doları aşma mutluluğu yaşadı. EMİB’ten yıllık 1 milyar 365 milyon dolar ihracat Ege Maden İhracatçıları Birliği, temmuz ayında yüzde 4’lük ihracat kaybıyla 107 milyon dolarlık ihracata imza atarken, yıllık ihracatı yüzde 16’lık artışla 1 milyar 179 milyon dolardan 1 milyar 365 milyon dolara ulaştı. Hububat bakliyat bitkisel yağ ihracatı yüzde 22 arttı 2024 yılındaki ihracat kayıplarını, 2025 yılında telafi eden Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği temmuz ayında ihracatını yüzde 22 geliştirerek 81,5 milyon dolardan 99,3 milyon dolara taşıdı. EHBYTİB son 1 yıllık dönemde 1 milyar 53 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Mart ve nisan aylarındaki don ve soğuk hava nedeniyle başta kiraz olmak üzere ihraç ürünlerinde rekolte kaybı yaşayan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği temmuz ayında yüzde 10’luk kayıpla 95,2 milyon dolarlık ihracat yapma başarısı gösterdi. Kuru meyve ihracatında yüzde 21’lik artış Türkiye’de kuru meyve ihracatının lideri olan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin temmuz ayı ihracatı yüzde 21’lik artışla 64,5 milyon dolardan 78 milyon dolara ulaştı. Ege…
Saklı cennet Geyikli tatil için sizleri bekliyor.
Geyikli Beldesi Çanakkale İli Ezine ilçesine bağlıdır. Geyikli Ezine ilçesine 12, Çanakkale’ye 54 kilometre mesafededir. Geyiklimiz sınırlarında yeralan mutlaka görülmesi, gezilmesi gereken, tarih ve kültür hazinemiz Alexandria Troas… ALEXANDRIA TROAS Alexandrıa Troas, İskenderin Troası demektir. Büyük İskender, bugünkü Bağdat yakınlarındaki Babylonıa da ölünce, imparatorluğu komutanları arasında paylaşılmıştır. Troya yarımadası dahil Anadolunun büyük kısmı, Suriye ve Lübnan komutan Antigonas’a (Tek gözlü Antigon) bırakılmıştır. M. Ö 310 yılında Antigonos şu anda bulunduğumuz kentin inşasını başlattı. Kentin simgesi olarak, ÇIĞRI dağında kurulmuş olan dönemin at yetiştiriciliği ile ünlü NEANDRIA(Delikanlı nın yurdu) kentine ait ” otlayan at ” sembolü benimsenerek paraların üzerine basıldı. Kent 390 hektarlık alanda kurulmuş, 8 km. Uzunluğunda, 3m.kalınlığında surlarla çevrelenmiştir. Liman, deniz feneri, mendirek inşa edilen kentin içinde iç sur, tiyatro, saray, çok amaçlı salon olan odeon, tapınak, çok sayıda ev, kilise olduğu düşünülen yapı bulunmaktadır. Bu yapıdan kazı alanına kadar gittiği tespit edilen gizli bir geçit bulunmuştur. Antik dönem gezgin ve yazarlarından Strabon’a göre kentin nüfusu 100.000’i aşıyordu. Roma imparatorluğu döneminde, Sezar’ın yeğeni olan İmparator Augustus döneminde şehrin önemi daha da arttı. Sezar’ın zamanında burayı başkent yapmak istediğini bilen Augustus, şehri canlandırma çalışmalarını başlattı. Hz. İsa’dan sonra Hıristiyanlığı yaymaya çalışan Havarilerinden Aziz Paul(Tarsuslu Saul), üç kez Alexandrıa Troası ziyaret etmiştir.Bu ziyaretler İncilde anlatılmaktadır. Aziz Paul burada mucizelerinii göstermiş, kendisinin vaazını camdan sarkarak dinleyen bir çocuğun düşerek ölmesi sonucunda çocuğu diriltmesi, halkın Hıristiyanlığı kabul etmesi ile sonuçlanmıştır. Alexandrıa Troas, Hıristiyanlığı kabu eden ilk şehirdir.Bu nedenle İnanç Turizmi açısından bulunduğumuz Geyikli sınırları içindeki antik kent son derece önemlidir. Hıristiyanların hac merkezi olarak kabul edilir. İmparator Hadrıan zamanında şehir altın çağını yaşar, susuzluk çeken şehre Herodos Atticus tarafından su getirilmesi, kentin kalkınmasında büyük rol oynar. Hadrıanus döneminin en önemli olaylarından biri olimpiyat kurallarının yazılmasıdır. En ilginç kural, disiplini bozan sporcuların kırbaç cezasına çarptırılması, ancak sakatlanmamaları için dikkatli olunması gereğinin bertilmesidir. Hadrıanus zamanından sonra kentin önemi azalır. Roma imparatoru Konstantinus İstanbulu başkent ilan edince Sezar’ın başkent yapmak istediği bu büyük şehir artık başkent olma ihtimalini kaybetmiştir. Halk arasında ise hala bu bölgeye Eski İstanbul denilmektedir. Alexandrıa Troas ile Apollon Sımıntheus arasındaki 35 km. lik yol, kutsal yol olarak sayılmaktadır. Bu yol üzerinde Güneş Tanrısı Apollon a adaklar yapıldığı, altarlar sunulduğu görülmektedir. Bu altarlardan biri Alexandrıa Troas sakini olan Zoilos isimli bir kölenin azat edilince Apollon Sımıntheus a adadığı bir altardır. Hizmetlerine karşılık aldığı bir yıllık ücretle bu adağını gerçekleştirmiş olmalıdır. Kentte Ay, gece ve büyü tanrıçası Hekate kültünün olduğu, Üç gövdeli Hekate heykellerinden anlaşılmaktadır. Hekate için 4 yılda bir anahtar taşıma törenleri düzenlenirdi. Buluntular arasında 1500 yıl öncesine tarihlenen bir pitos içerisindeki tarım ve marangozluk aletleri, odeon yapısında Dıonysos sanatçılarına hitaben yazılmış bir yazıt(bu yazıtta kentte yerleşik bir tiyatro ekibi olduğu anlaşılmaktadır),ayrıca 1500 yıllık bir Pitostan yeşeren bir asma yeralmaktadır. Kazılar Halen Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Erhan Öztepe başkanlığında yürütülmekte, İÇDAŞ sponsor olarak desteklemektedir. GEYİK BABA Geyikli, Geyik Baba tarafından kurulduğu rivayet edilen eski bir Türk yerleşimidir. Kabri Bursa’da bulunan Geyik Baba, Orhan Gazi zamanında 1275-1350 yılları arasında yaşadığı düşünülen erenlerdendir. Bursa’da Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu simgeleyen büyük çınarı diktiği, Orhan Gazi zamanında birçok talebe yetiştirdiği ve fetihlere bizzat katılarak askere moral verdiği Aşıkpaşazadede’den Hoca Saadeddin’in Tacüt Tevarihine, Taş Köprülüzade’nin Şakayık-ı Numaniyesi’nden Kamus-ul A’lam’a kadar birçok Osmanlı kaynalarında ifade edilen bir zattır. Rivayete göre savaş…
ÜLKEMİZDE ZEYTİN, ZEYTİNYAĞI ÜRETİMİ VE İHRACATI
Akdeniz güneşiyle yıkanmış topraklarda asırlardır kök salan zeytin ağaçları, Anadolu’nun bereket ve kültür sembollerinden biri olmayı sürdürüyor. Türkiye, dünyanın önde gelen zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden biri olarak hem iç piyasada hem de küresel pazarda güçlü bir konuma sahip. Son yıllarda özellikle ihracatta yaşanan artış, sektörde yeni bir dönemi de beraberinde getiriyor. Kökleri Binlerce Yıla Dayanan Bir Hikâye Zeytin ağacı, Anadolu’da yaklaşık 5 bin yıllık bir tarihe sahip. Ege ve Akdeniz kıyılarında taş duvarlarla çevrili, yüzyıllık ağaçların oluşturduğu zeytinlikler, yalnızca tarımsal üretimin değil; aynı zamanda kültürel mirasımızın da bir parçası. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, köy ekonomilerinden modern tesislere uzanan bu yolculuk, bugün Türkiye’yi dünyanın önemli zeytin ve zeytinyağı üreticileri arasında ilk sıralara taşımış durumda. 2024/2025 sezonu verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 190 milyon zeytin ağacı bulunuyor. Bu ağaçlardan her yıl 1,7-2 milyon ton civarında sofralık ve yağlık zeytin elde ediliyor. Bu üretimin önemli bir bölümü Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden geliyor. Özellikle Aydın, Muğla, Balıkesir, Manisa ve Mersin gibi iller, üretimin kalbi sayılıyor. Üretimden Sofraya ve Dünya Pazarına Uzanan Yol Türkiye’de zeytinin en önemli iki kullanım alanı sofralık zeytin ve zeytinyağı olarak öne çıkıyor. Sofralık zeytin üretiminde Gemlik, Domat, Uslu, Memecik gibi yerli çeşitler dünya genelinde de tanınıyor. Ancak zeytinyağında asıl değer, kalitede ve coğrafi işaretlerde saklı. Ayvalık, Milas, Edremit gibi bölgelerin zeytinyağları, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret alarak marka değerini artırdı. Son yıllarda, modern sıkım tesislerinin ve erken hasat soğuk sıkım teknolojilerinin yaygınlaşması, kalitenin yükselmesini sağladı. Artık daha düşük asit oranına sahip, aroması ve tadı güçlü butik yağlar hem iç pazarda hem de ihracatta dikkat çekiyor. İhracatta Rekorlar ve Yeni Hedefler Türkiye’nin zeytinyağı ihracatı 2023/24 sezonunda yaklaşık 160 bin ton ile tarihi bir rekor kırdı. İhracat gelirleri ise 700 milyon dolar seviyesine ulaştı. Başlıca pazarlar arasında ABD, İspanya, İtalya, Japonya ve Suudi Arabistan yer alıyor. ABD, Türkiye’den zeytinyağı ithal eden en büyük ülke konumunda. Sofralık zeytin ihracatı da yıllık yaklaşık 90-100 bin ton civarında gerçekleşiyor ve bu alanda da Almanya, Irak, Romanya ve Yunanistan gibi ülkeler öne çıkıyor. Özellikle ABD pazarında Türk zeytinyağına ilgi artarken, markalaşma ve paketli ürün ihracatı sayesinde katma değerin de yükseldiği görülüyor. Artık dökme yerine, cam şişede, tenekede veya özel ambalajlarda sunulan ürünlerin payı artıyor. Bu da Türkiye’nin litre başına ihracat gelirini artırıyor. Fiyat ve Rekabet Zorlukları Bütün bu başarı hikâyesine rağmen sektörün önünde önemli zorluklar da var. İklim değişikliği, kuraklık ve don olayları nedeniyle yıllara göre ciddi üretim dalgalanmaları yaşanıyor. 2022/23 sezonunda İspanya ve İtalya’daki üretim düşüşü, dünya fiyatlarını rekor seviyelere taşırken; Türkiye’de üretim iyi gidince fırsata dönüştü. Ancak küresel fiyat dalgalanmaları, ihracat politikaları ve iç piyasada fiyat artışları tüketicileri de zorluyor. Diğer taraftan, bazı dönemlerde getirilen dökme zeytinyağı ihracat yasakları, üretici ve ihracatçı arasında tartışmalara yol açıyor. Sektör temsilcileri, yüksek katma değer için paketli ihracatın desteklenmesini savunurken, dökme ihracat kısıtlamalarının uzun vadede üretici ve ihracatçının gelirini azaltabileceğini belirtiyor. Katma Değer ve Sürdürülebilirlik İçin Yeni Adımlar Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında litre başına gelir hâlen 3-4 dolar civarında. İtalya ve İspanya gibi ülkelerde bu rakam 8-10 dolara kadar çıkabiliyor. Bunun temel nedeni ise marka değeri, coğrafi işaret, kalite algısı ve tanıtım yatırımları. Son dönemde ihracatçı birlikleri ve üretici kooperatifleri bu konuda önemli adımlar atıyor. Uluslararası fuarlar, tadım etkinlikleri ve dijital pazarlama çalışmaları, Türk zeytinyağının dünyada daha bilinir hale gelmesini sağlıyor.…
Azerbaycan Gazının Türkiye Üzerinden Suriye’ye İhracatı Başladı
2 Ağustos 2025 tarihinde, Türkiye’nin Kilis ilinde, Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Suriye’ye sevkine başlanmasıyla ilgili bir tören düzenlendi. Törene Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve Katar hükümet temsilcileri ile resmi yetkililer katıldı. Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı ve SOCAR Denetleme Kurulu Başkanı Mikayıl Cabbarov, 11 Nisan 2025 tarihinde Antalya’da ve ardından 12 Temmuz’da Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed El Şaraa arasında gerçekleştirilen görüşmelerde varılan mutabakatlar doğrultusunda, kısa bir süre içinde Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Suriye’ye ihraç edilmeye başlandığını ifade etti. Bakan, bu gelişmenin Suriye’nin enerji güvenliğine katkı sağlayacağını belirterek, kardeş ülkeler olarak Azerbaycan ve Türkiye’nin enerji sektörü dahil olmak üzere tüm alanları kapsayan stratejik iş birliklerinin bu tarihi öneme sahip projenin kısa sürede hayata geçirilmesini mümkün kıldığını vurguladı. İki ülkenin, Suriye’nin yeniden inşası ve kalkınmasına yönelik ortak çalışmalar yürüttüğünü ve önemli adımlar attığını dile getirdi. Mikayıl Cabbarov, Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Suriye’ye taşınmasının ülkenin enerji ihracatı tarihinde önemli bir aşama olduğunu ve Güney Kafkasya ile Orta Doğu arasında yeni bir enerji köprüsünün temelini attığını belirtti. Azerbaycan’ın gaz ihraç ettiği ülke sayısının 14’e ulaştığını aktaran Bakan, SOCAR’ın planlarının daha da büyük olduğunu, şirketin yurt dışındaki doğalgaz üretim projelerinde paylar elde ederek gazını yeni tüketici ülkelere ulaştırmayı hedeflediğini ifade etti. SOCAR Denetleme Kurulu Başkanı, Azerbaycan’ın gerçekleştirdiği stratejik enerji projelerinden söz ederek, bu girişimlerin ülkenin bölgesel ve küresel enerji güvenliğinin sağlanmasında paha biçilemez bir rol oynadığını belirtti. Türkiye-Suriye Doğal Gaz Boru Hattı’nın açılışı ile Azerbaycan’dan Suriye’ye doğalgaz sevkiyatının başlamasının, Azerbaycan’ın güvenilir ve stratejik bir enerji tedarikçisi olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getirdi. Bu projenin, Azerbaycan’ın doğalgaz ihracat coğrafyasını yeni yönlerde genişletmesine önemli katkılar sunacağını söyledi. Suriye Enerji Bakanı Muhammed El Beşir, uzun yıllar süren savaştan etkilenen Suriye’de refahın artırılması ve ülkenin yeniden inşası yönünde gösterdikleri destek için Azerbaycan ve Türkiye devletlerine teşekkür etti. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, SOCAR ile Azerbaycan’dan gelen gazın Türkiye-Suriye sınırında teslimine yönelik bir swap anlaşması imzaladıklarını belirterek “Kederde ve sevinçte bir olduğumuz Azerbaycan, bu projede de desteğini bizden esirgemedi.” dedi. Azerbaycan’dan gelen doğalgazı Kilis üzerinden Suriye’ye ihraç edeceklerini kaydeden Bakan Bayraktar, “Yavuzlu Ölçüm İstasyonu’ndan günde 6 milyon metreküplük kapasite ile gaz sevkiyatı gerçekleştireceğiz. Bu sayede oradaki elektrik santralleri de yakın bir zaman içinde devreye alınacak. İlk aşamada Suriye’ye yılda 2 milyar metreküpe kadar doğalgaz ihracı sağlanabilecek. Bu doğalgaz ile yaklaşık bin 200 megavatlık kurulu güç faal hale gelecek. Bu proje Suriye’de hayatın normalleşmesine çok ciddi bir katkı yapacak, insanların yaşam standardını yükseltecek ve ülkeye dönüşleri hızlandıracak.” diye konuştu. Azerbaycan heyetinin ziyareti kapsamında, Türkiye ve Suriye heyetleriyle ikili görüşmeler de gerçekleştirildi. Görüşmelerde enerji sektöründe iş birliğinin genişletilmesi imkanları değerlendirildi ve karşılıklı ilgi duyulan konular üzerinde fikir alışverişinde bulunuldu.
Geyikli’de “Kuzey Ege Zeytincilik ve Kırsal Yaşam Fuarı” düzenlenecek.
Kuzey Ege’nin tarımsal zenginliğini ön plana çıkaran Kuzey Ege Zeytincilik ve Kırsal Yaşam Fuarı, 29-31 Ağustos 2025 tarihlerinde Geyikli Pazar Yerinde gerçekleştirilecek. Fuar, bölgedeki zeytin üreticileri, zeytinyağı firmaları, doğal ürün üreticileri ve tarım teknolojileri firmalarını bir araya getirecek. Ziyaretçiler, kaliteli zeytin ve zeytinyağı ürünlerini inceleme fırsatı bulurken, kırsal yaşam ve tarım teknolojilerine dair yenilikleri keşfedebilecek. Ayrıca, zeytin üretim ekipmanları, el yapımı doğal ürünler ve karavan tutkunları için özel alanlar da fuarın öne çıkan bölümleri arasında yer alacak. Alanında uzman isimlerin katılacağı bilgilendirici etkinlikler ve panellerle zeytincilik sektörüne dair önemli konular ele alınacak. Zeytinciliğin kalbinin atacağı bu etkinlik, Kuzey Ege’nin tarımsal ve ekonomik potansiyelini gözler önüne serecek. EMEL UĞUR KIRICI
Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatında Hedef 1,5 Milyar Dolar
Türkiye’de 41 ilde, 500 bin aile zeytincilik yapıyor. Yıllık ortalama 450 bin ton sofralık zeytin üretimi yapılırken, 200 bin ton zeytinyağı üretimi yapılıyor. 500 bin aile zeytinden geçimini sağlıyor. Zeytinin hasadında, budamasında, sofralık zeytin ve zeytinyağına dönüşüm sürecinde fabrikalarda önemli bir istihdam ortaya çıkıyor. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe ihracat istatistiklerini ise; sezon bazında değerlendirmekte fayda var. 31 Ekim itibariyle biten 2019/20 zeytinyağı sezonunu 45 bin ton’luk ihracatla geride bıraktık. Geçtiğimiz sezon ise 52 bin ton zeytinyağı ihraç etmiştik. Zeytinyağı ihracatında yüzde 13’lük bir azalış söz konusu. Toplamda 110 milyon ABD$ da döviz girdisi elde edilmiş oldu. 30 Eylül tarihinde sona eren sofralık zeytin ihracatımız ise, bir önceki sezona göre miktar bazında %7 azalarak 84 bin ton olurken, tutar bazında %3 artarak 145 milyon ABD$ döviz geliri elde ettik. Bu ihracat rakamı sektörümüzün yeni ihracat rekoru olarak kayıtlara geçti. Miktar bazındaki düşüşe rağmen, döviz gelirimizin artmasının altındaki en önemli etken sofralık zeytinde birim fiyatımızın 1, 55 dolardan 1, 73 dolara yükselmesi oldu. 2020/21 ihracat sezonuna ise başarılı bir giriş yaptık. Yeni sezonda iki ay geride kalırken zeytinyağı ihracatı önceki sezonun aynı dönemine göre yüzde 20’lik artış yakalayarak 23, 1 milyon dolardan, 27, 8 milyon dolara yükseldi. Zeytinyağı ihracatı miktar bazında bakıldığında ise; yüzde 13’lük artışla 9 bin 734 tondan, 10 bin 951 tona yükseldi. Türk zeytinyağı ihracatçıları, 2020/21 sezonunda sağlık iksirini dolar bazında yüzde 7 daha fazla fiyata ihraç etme başarısı gösterdi. Türkiye zeytinyağı ihracatında en büyük artışı Amerika Birleşik Devletleri’nde yakaladı. ABD’ye sağlık iksirinin ihracatı yüzde 112’lik artışla 5, 9 milyon dolardan 12, 6 milyon dolara yükseldi. Zeytinyağı ihracatında ABD’nin aldığı pay yüzde 25’ten yüzde 45’e yükseldi. 1 Ekim 2020 tarihinde başlayan sofralık zeytin ihracatı yatay bir seyir izledi. Sofralık zeytin ihracatı 2019/20 sezonun ilk çeyreğindeki 40 milyon dolarlık ihracat seviyesini korudu. Sofralık zeytin ihracatında siyah zeytin ihracatı 31 milyon 753 bin dolar olurken, yeşil zeytin ihracatı 8 milyon 241 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Türkiye, 1 Ekim – 31 Aralık 2020 tarihleri arasında 23 bin 208 ton sofralık zeytin ihraç etti. Zeytincilik sektörünün 2020/21 sezonunun geride kalan dilimindeki toplam ihracatı yüzde 6’lık artışla 65 milyon dolardan 69 milyon dolara yükseldi. Zeytinyağı ihracatımızın 2019/20 sezonunda en çok olduğu ülkeler ABD, Suudi Arabistan, İspanya, Japonya ve İtalya olurken, hedef pazarlarımız ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Çin, Hindistan, Irak, Iran, Japonya, Rusya ve Suudi Arabistan olarak sıralanabilir. Zeytinyağı ihraç ettiğimiz ülke ve serbest bölge sayısı 131 olarak kayıtlarımıza geçti. Sofralık zeytinde ihracatımızın en çok olduğu ülkeler Almanya, Irak, Romanya, ABD ve Bulgaristan şeklinde sıralanırken, önemli hedef pazarlarımız, ABD, Almanya, BAE, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Irak, Iran, Romanya, Rusya ve Suudi Arabistan’dır. Sofralık zeytin ihraç ettiğimiz ülke sayısı ise 119 oldu. Zeytinyağı ve sofralık zeytin ihracatında hedefimiz ambalajlı ürün ihracatını arttırmak ve 2025’te 1.5 milyar dolar dövizi ülkemize kazandıracak konuma gelmek. 2019/20 sezonunun tamamında 21 bin ton ambalajlı zeytinyağı ihraç ettik, bu da toplam zeytinyağı ihracatımızın yaklaşık %57’sine denk gelmekte. Sofralık zeytinde ise toplam zeytin ihracatımızın %95’ini ambalajlı olarak yapıyoruz. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı sektöründe dünya genelinde domine eden bir oyuncu olabilmesi için üretimde sürekliliğin ve verimliliğin olması gerekiyor. Dünya’da zeytin ve zeytinyağı sektörünü İspanya domine ediyor. Bunun en önemli nedeni de, dünya genelinde 3, 2 milyon ton seviyesindeki zeytinyağı üretiminin yüzde 50’den fazlasını tek başına…
Aksigorta’dan Özel Sağlık Sigortası Müşterilerine Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nda %30 İndirim Fırsatı!
Müşteri odaklı yaklaşımıyla sigortalılarının her an yanında olan Aksigorta, Özel Sağlık Sigortası (ÖSS) müşterilerine yönelik bambaşka bir kampanyaya daha imza atıyor. Aksigorta’nın tüm Özel Sağlık Sigortası müşterileri, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) yenilemelerinde ve yeni poliçe alımlarında %30 indirim fırsatından yararlanabiliyor. Sağlık sigortacılığında sunduğu yenilikçi çözümler ve geniş hizmet ağı ile sektörde fark yaratan Aksigorta, avantajlı kampanyalarıyla müşterilerinin yanında olmaya devam ediyor. Kampanya kapsamında; Aksigorta’nın tüm Özel Sağlık Sigortası (Akbireysel, Aksağlık) müşterileri, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’na %30 indirim fırsatıyla sahip olabiliyor. Üstelik bu kampanya hem ayakta tedavi hem de yatarak tedavi teminatlarını içeren tüm TSS planlarını kapsıyor. Aksigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile Sağlığınızı Güvence Altına Alın Aksigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, Türkiye genelinde yaygın anlaşmalı özel hastane ve uzman doktor ağı ile sigortalılarına diledikleri kurumda kaliteli sağlık hizmeti alma imkânı tanıyor. Aksigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile doktor muayenesi, laboratuvar ve görüntüleme hizmetlerinden fizik tedaviye kadar birçok ihtiyaç SGK anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarında %100 karşılanıyor. Yatarak tedavi teminatı kapsamında ise ameliyat, hastane tedavileri, refakatçi hizmeti ve evde bakım gibi birçok başlıkta geniş bir güvence sunuluyor. Ayrıcalıklı Hizmetler ve Esnek Kullanım İmkânı ile Tanışın Aksigorta, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, sigortalıların hayatını kolaylaştıran önemli avantajlarıyla da dikkat çekiyor. 18 yaş altı çocukların tek başına sigortalanabilmesi, aileler için büyük bir avantaj sunarken; anlaşmasız kurumlarda geri ödeme seçeneği ile sigortalılar sağlık hizmetine erişimde daha özgür hale geliyor. Aksigorta Her An Yanınızda Aksigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası yalnızca hastalık halinde değil, sağlıklı yaşamı destekleyen ayrıcalıklarla da fark yaratıyor. Hediye check-up, birçok branşta online uzman doktor danışmanlığı, iki kişilik poliçelerde %5, üç kişi ve üzeri poliçelerde %10 aile indirimi gibi avantajlar sayesinde kullanıcılar hem sağlıklarını koruma altına alabiliyor hem de ekonomik çözümlerden faydalanabiliyor. Size ve ailenize özel sağlık çözümleri için detaylı bilgi: https://tinyurl.com/35drn63e Aksigorta Hakkında: 1960 yılından bu yana müşteri odaklı ve yenilikçi yaklaşımıyla Türkiye sigortacılık sektörünün gelişimine öncülük eden Aksigorta, bugün 10 bölge müdürlüğü, yaklaşık 1.000 çalışanı, 3.600’ün üzerinde bağımsız acentesi, 693 Akbank şubesi, 146 broker ve 6 bine yakın anlaşmalı kurumu ile sigortalılarına ‘bambaşka’ bir sigortacılık deneyimi sunuyor. Sürdürülebilir bir yaşam için yeni nesil çözümler sunarak değerli olanı koruma amacıyla hareket eden Aksigorta, elementer branşlardaki geniş ürün ve hizmet yelpazesiyle müşterilerinin hayat boyu risk yoldaşı olmayı sürdürüyor. Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) kriterlerini iş stratejisinin merkezine alarak sürdürülebilir bir geleceği destekleyen Aksigorta, aynı zamanda teknoloji ve dijitalleşme yatırımlarıyla sigortacılığı daha erişilebilir, yalın ve hızlı hale getiriyor. Ana hissedarları %36 oranla H.Ö. Sabancı Holding ve %36 oranla Ageas Insurance International N.V. olan şirket, Borsa İstanbul’da AKGRT sembolüyle işlem görüyor.
The Marmara Taksim: İstanbul’un Kalbinde Kurumsal Etkinlikler İçin Mükemmel Adres
İstanbul’un en ikonik meydanında konumlanan The Marmara Taksim, iş dünyasının buluşma noktası olmaya devam ediyor. Merkezi lokasyonu, kapsamlı toplantı altyapısı ve bünyesinde yer alan seçkin yeme-içme alternatifleriyle otel, kurumsal organizasyonlar için ayrıcalıklı bir ev sahipliği sunuyor. Geniş çaplı iş toplantılarından butik çalıştaylara kadar her tür etkinliğe uyum sağlayacak şekilde tasarlanmış 18 farklı toplantı salonu, gün ışığı alan ve son teknoloji ekipmanlarla donatılmış esnek yapısıyla dikkat çekiyor. En büyüğü ortalama 500 kişi kapasiteli Ballroom olmak üzere, geniş toplantı alanları, kurumsal etkinliklerinize özel bir atmosfer katıyor. The Marmara Taksim’in eşsiz avantajlarından biri de konuklarına zengin bir gastronomik deneyim sunması. Otelin içinde yer alan; dünya mutfaklarının seçkin örneklerini sunan Cafe Marmara, Boğaz manzaralı roof lounge konseptiyle öne çıkan Upperist, Hint mutfağının özgün tatlarını sunan Dubb Indian Bosphorus ve çağdaş yorumlarla hazırlanan Anadolu lezzetleriyle Okra Istanbul, toplantılara keyifli molalar ya da özel davetler için benzersiz seçenekler sunuyor. İstanbul’a ister yurtiçinden ister yurtdışından gelen iş insanları için ulaşım kolaylığı sağlayan The Marmara Taksim hem Atatürk Havalimanı’na hem de Sabiha Gökçen’e direkt ulaşım imkânı sunan merkezi konumuyla da öne çıkıyor. Kurumsal etkinliklerinizin merkezinde yer almak ve iş dünyasına ilham veren bir ortam sunmak için The Marmara Taksim sizi bekliyor.
MİMAR FİLİZ CİNGİ YURDAKUL: “DOĞAYLA BAĞINI KOPARAN KENTLER GRİLEŞİYOR”
Kentlerin insan sağlığı, hafıza ve toplumsal bağlarla yeniden ilişki kurması gerektiğini vurgulayan Mimar Filiz Cingi Yurdakul, mimarlığın yalnızca inşa süreci değil; hatırlama, dönüştürme ve bağ kurma sanatı olduğunun altını çiziyor. “Mimar olmak, yalnızca bir unvan taşımak değil; hayata başka türlü bakmak, mekânları başka türlü duymak ve insana yaşamak, hissetmek, hatırlamak için bir zemin hazırlamak demektir.” açıklamasında bulunan Mimar Filiz Cingi Yurdakul “Bugün Türkiye’de şehirlerimiz, hatırlamak ile unutmak arasında sıkışmış durumda. Ankara bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Başkent olmanın taşıdığı sembolik yük, ne yazık ki mekânsal anlayış eksikliği, parçalı planlamalar ve rant odaklı yapılaşma nedeniyle gün geçtikçe zayıflıyor. Oysa şehirler sadece içinde yaşadığımız yerler değildir; bizi dönüştüren, davranışlarımızı ve etkileşimlerimizi şekillendiren canlı organizmalardır.” dedi. Dünya kentlerinin de benzer bir sınavdan geçtiğini aktaran Yurdakul “İnsanlar artan gürültü, kirlilik ve stres yüzünden şehirlerden kaçmayı düşünmeye başlıyor. Kent merkezlerini canlandırmak isteyen yerel yönetimler artık sadece binalar inşa ederek yetinemez; insanın sağlığını, mutluluğunu ve mekânla bağını güçlendiren projelere odaklanmak zorundadır.” diye konuştu. Şehirleri İyileştirmek: İnsan ve Doğa Arasında Yeniden Bağ Kurmak “Kentlerimiz doğayla bağını kaybettikçe grileşiyor, nefessiz kalıyor. Ankara’da yıllar içinde tüm doğal akarsuların yer altına alınması, yalnızca bir mühendislik kararı değil; kentsel belleğin de yok edilmesi anlamına geliyor.” diyen Yurdakul şunları söyledi: “Oysa su yolları, yeşil koridorlar, yürüyüş ve bisiklet hatları şehirlerin nefes borusudur. Yeni kentsel projeler bu doğal damarları yeniden görünür kılmalı, insanları doğayla buluşturan kamusal alanlara dönüştürmelidir. Her yerde çıplak ayakla yürümek pratik olmayabilir; fakat kum, taş, ahşap gibi dokuları çocuk oyun alanlarına, park yollarına, meydanlara entegre ederek insanın doğayla tensel bağını canlandırmak mümkün. Yumuşak yürüyüş parkurları, kokulu bitki koridorları, taş havuzlar… Hepsi stresin azaldığı, bağ kurmanın güçlendiği mekânlar yaratır.” İyi tasarlanmış şehirler bağ kurmaya teşvik eder İyi tasarlanmış şehirlerin insanları oturmaya veya kapalı kalmaya değil; hareket etmeye, keşfetmeye, bağ kurmaya teşvik ettiğinin altını çizen Filiz Cingi Yurdakul “Alışveriş sokakları, meydanlar, yaya yolları; hepsi sosyal ve ticari etkileşimi planlamayla biçimlenir. Araştırmalar gösteriyor ki, hareketi destekleyen, merak uyandıran mekânlar hem insan psikolojisini güçlendirir hem de ekonomik canlılık sağlar. Kent içinde planlanmış yürüyüş rotaları, interaktif sanat enstalasyonları, günün saatine göre değişebilen kamusal meydanlar… Bunların hepsi kentlilerin ‘oyun alanını’ zenginleştirir. Oyun ve keşif sadece çocuklara özgü değildir; her yaştan insanın mekâna bağlanma biçimidir.” Gökyüzüyle Bağlantı Kurulmalı “Bir şehri dönüştürmenin belki de en şiirsel yolu, insanları gökyüzüne baktırmaktır.” diyerek gökyüzüne bakmanın ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine değinen Filiz Cingi Yurdakul “Basit bir ‘yukarı bakmak’ bile stresi azaltır, yaratıcılığı artırır, insana durup nefes alma fırsatı verir. Oysa çoğu şehirde bu en doğal, bedava iyi hissetme aracı göz ardı ediliyor. Yüksek yapılar tasarlanırken gökyüzünü gizlemek yerine, yansıtıcı cepheler, kinetik yüzeyler, gökyüzü terasları ve sky-lounge alanlarıyla bu bağlantıyı güçlendirmek mümkün.” açıklamasında bulundu. Mimarlık: Hatırlamak, Bağlanmak, Dönüştürmek Bugün şehirlerin en çok ihtiyacı olan şeyin, mimarlığı sadece inşa etmekten ibaret görmemek olduğunu ve her yeni projenin, ‘Bu yapı hafızayı nasıl korur?’ İnsanı doğayla nasıl barıştırır? ‘Toplumsal bağları nasıl güçlendirir?’ gibi sorularla yola çıkması gerektiğini aktaran Yurdakul “Şehirler, hatırladıkları sürece yaşar. Mimarlık, o hatıraları koruyan ve yeni hikâyeler üreten bir bağ kurma sanatıdır. Bugün şehir merkezlerini canlandırmak, insanları yeniden mekânla buluşturmak ve kalıcı aidiyetler üretmek için iyi tasarlanmış kamusal alanlara, duyuları harekete geçiren tasarım anlayışına, sağlığı ve iyiliği odağına alan stratejilere ihtiyacımız var. Geleceğin şehirleri, yalnızca beton duvarlarla örülü değil; gökyüzüne, suya, yeşile…

Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !
SITE GLOBAL BAŞKANLIĞI’NA İLK KEZ BİR TÜRK SEÇİLDİ
Bakanlık harekete geçti: ‘İyileştiren Hastane’ tedavi süresini kısaltıyor
Sektörün buluşma noktası Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul 48. yılına hazırlanıyor
Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor
482 Milyon Euro’luk Ticari Gücüyle Turizme Yön Veren EMITT, 2026’da Yeni Yerinde Kapılarını Açmaya Hazırlanıyor
Nelipide Gurme, Ordu Pidesi’ni İstanbulda buluşturuyor
Boltas, daha sürdürülebilir bir geleceğe “yeşil lojistik” ile adım atıyor
“Üretimin Süper Ligi” Taksim’de Buluştu
İnşaat alanında güçlü birliktelik ;
Entegre Tesis Yönetim Derneği Kuruluşunun 5. Yılını Sektör Toplantısıyla Kutladı
Chakra Hikâyenin Başladığı Yerde
Mplus Türkiye, yüzde 71 genç çalışan profiliyle müşteri deneyimini dönüştürüyor
AHLAKİ ASİMETRE
RİSKLERİN ÖNCELİKLENDİRİLMESİ
İNGİLTERE’DE YENİ VERGİ DÜZENLEMELERİ
TÜRKİYE’DE ENGELLİ HAKLARI
İNSAN EKONOMİ ÜRETİM
SERMAYENİN KALICILIĞI
İÇ TASARRUF ORANI
Avrasya’nın Kalbinde Lojistik Sektör Buluşması: logitrans 2025 BaşarıylaTamamlandı
İNSAN AKLININ YENİLİKÇİ GÜCÜ
GELİR TUZAĞI
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU
DİJİTAL SERMAYE
ULUSAL YAPAY ZEKA TEKNOLOJİSİ
ELEKTRİKTE DESTEK UYGULAMASINDA YENİ DÖNEM
AB’DE KÜÇÜK KOLİ DÖNEMİ SONA ERİYOR
ÜCRET-FİYAT SARMALI
AVRUPA İSTATİSTİK SİSTEMİ
VERİYE DAYALI ANALİZ
YERLİ ÜRETİM KAPASİTESİNİN ARTIRLMASI
Geri Sayım Başladı: logitrans 2025, 19 Kasım’da Yenikapı’da Kapılarını Açıyor!
ETYD, Tesis Yönetiminde Kurumsal Standartları Yükseltiyor
DİJİTAL ALTYAPI YATIRIMLARI
Ekonominin Sesi : BÜYÜK SIFIRLAMA GİRİŞİMİ .
FİNANSAL REGÜLASYONLAR
BASEL KOMİTESİ
Şenpiliç, İTÜ’de Dijital Dönüşüm Yolculuğunu Gençlerle Paylaştı
UTİKAD’dan 200 Milyar Dolar Sektör Büyüklüğü Hedefiyle İki Stratejik Adım
TÜKİD, yurt dışı kaynaklı sahte ve güvensiz ürünlerle mücadeleye etkin destek veriyor
AVRUPA-AKDENİZ ORTAKLIĞI.
BÜYÜK SIFIRLAMA GİRİŞİMİ
ABD-Afrika ticaret anlaşması bitiyor: Türkiye için yeni fırsat
Bakan Şimşek rakamlarla açıkladı: İhracatçılara 53 milyar dolarlık finansman desteği!
TOKİ SON DAKİKA: 81 ile sosyal konut! İşte İstanbul dahil il il rakamlar
Yapay Zekâ Enerjiye Akıl Katıyor!
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GIDA VE TARIM ÖRGÜTÜ(FAO)
Mplus Türkiye, yapay zekâ ile müşteri deneyimi ve operasyonel verimliliğinde fark yaratıyor
CLOUD 34, SONBAHAR AKŞAMLARINA CANLI MÜZİKLE YENİ BİR RİTİM KATIYOR
Aktaşlar Lezzet Grubu, Anuga 2025’te geleneksel Türk lezzetlerini dünyaya tanıttı
ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI
YENİLENEBİLİR ENERJİNİN YÜKSELİŞİ
Gayrimenkul Sektöründe Yeni Ufuklar: CCIM İstanbul’dan “Blue Friday” Etkinliği
EKONOMİDE ŞEFFAFLIK VE HESAP VERİLEBİLİRLİK
Gaziantep’te ‘Dijitalleşmede Yeni Fırsatlar’ Paneli: TÜYAFED ve Sektör Liderlerinden Önemli Mesajlar
TÜRKİYE – KAZAKİSTAN YATIRIMCILAR BULUŞMASI İVEDİK OSB VE TEKNOPARK ANKARA’DA GERÇEKLEŞECEK
ÇALIŞANLARDA İŞ TATMİNİ
%70 Teşvikli Suudi Arabistanda satış mağazası kiralama projesinde yerinizi ayırttın.
Artık yatırımlarınız USTALAR OF AI ile değer katıyor.
Ustalar e-katalogu hazırlandı.
Fuar standın ziyaretçi etkisi ;
5G’den ekonomiye 100 milyar dolarlık katkı bekleniyor: 1,5 milyon yeni istihdam sağlayacak
TDT ülkeleriyle 5 yılda 62,6 milyar dolarlık ticaret
Türkiye’nin otomobil tercihi değişiyor: Satılan her 10 araçtan 4’ü hibrit veya elektrikli
İstanbul’da kiralık sosyal konut projesinin detayları belli oldu! Şartları neler?
100 milyar dolarlık yol haritası
Aktaşlar Lezzet Grubu, Anuga 2025’te geleneksel Türk lezzetlerini dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor
ÜRETİM FAKTÖRLERİNİN ANALİZİ
Feriye’de açık hava sineması ekim ayındaki gösterilecek La La Land filmiyle sona eriyor
EKONOMİDE SOSYAL MOBİLİTE
“Yapay Zekâ ve Otomasyon, Mühendisliğin Yeni Rotasını oluşturuyor!”
Geberit, suyun yönünü belirleyen en güncel teknolojileriyle ISK-SODEX’te sahne alacak
Türk markası Nishplas, Avrupa’ya açılıyor
NTB “Ticaret ve Networking Buluşması” Ankara Mamak’ta gerçekleşti
Dubai’de gayrimenkul projeleri şimdi daha da cazip ; 250.000 $ dan başlıyor.
Kazakistan Yatırım ve Ticaret Fırsatları Toplantısı İş Dünyasını Bir Araya Getirecek
AĞUSTOS 2025 TÜFE ORANLARI
BÜTÇE AÇIĞININ AZALTILMASI
Sırbistan-Azerbaycan Ticaret Misyonu: Yeni Ufuklar, Yeni Fırsatlar
TÜRKİYE’NİN EĞİTİM İHRACATI
Temmuz 2025 Kredi Kartı Kullanımı
EKONOMİDE TOPLUMSAL MUTABAKAT
AĞUSTOS 2025 AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI
PRIVEXPO’ nun Seçkin, Uluslararası Özel Markalı Ürünler ve Fason Üretim Endüstrisi İş Ağına Katılın!
LİBYA BİNGAZİ HÜKÜMETİ, HAFTER VE AKDENİZ BÖLGELERİ
EKONOMİDE TOPLUMSAL REFAH
KURAK YAZIN TARIM ÜRÜNLERİNE ETKİLERİ
Yapay Zekâ Destekli İnşaat Yönetimi: Projelerde Verimlilik, Karlılık ve Marka Gücü
Üretimde arkanızdaki güçlü destek ; Makineci TV sizlere kolaylık sağlıyor.
Bi’Navlun, Lojistikte Aklını kullanacak.
JoyTürk, yeni yaşını Zeynep Bastık ile kutladı!
Continental AllSeasonContact 2, Dört Mevsim Lastik Testinde Avrupa’nın Zirvesinde
ZAFER BAYRAMI COŞKUSU İSTANBUL CEVAHİR’DE
Lenovo, ilk çeyrekte gelirini %22 artırarak rekor seviyeye ulaştı
Türkiye’de Bir İlk: Muhafazakâr Cruise Gemisi ile Umre Seyahati Başlıyor
Planlı üretimin yıldızı Sözleşmeli Tarım hakkında herşey ;
EKONOMİDE DOT-COM BALONU
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASININ EKONOMİ AÇISINDAN ÖNEMİ
BORSADA ALIM YAPARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
BLOKZİNCİR Nedir ?
AKILLI TELEFONLARLA PAZAR FİYATLARININ YENİ YÜZÜ
ZENGEZUR KORİDORU
Simülasyon Tanımı ve İş Dünyasındaki Stratejik Önemi
SİBER GÜVENLİK
BULUT TEKNOLOJİSİ
Azerbaycan – Sırbistan İthalat-İhracat Ticaret Misyonu Başlıyor.
Piyasa ve Türleri
ULUSLARARASI KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ ÖNEMİ VE ÜLKEMİZE VERDİĞİ NOTLAR
2025 Haziran Konut Satış İstatistikleri
TRUMP-PUTİN GÖRÜŞMESİ VE TÜRKİYE’YE OLASI ETKİLERİ
TÜRKİYE’DE YATIRIM ARAÇLARI
TÜRKİYE’DE İNŞAAT MALZEMESİ SANAYİSİ
TÜRKİYE’DE DEMİR ÇELİK SEKTÖRÜ
TRUMP’IN GÜMRÜK VERGİLERİNİN KÜRESEL TİCARET VE SERBEST BÖLGELERE OLASI ETKİLERİ
ABD HİNDİSTAN ARASINDA YENİ GÜMRÜK KRİZİ
ÜRKİYE’DE KİLİT VE EMNİYET SİSTEMLERİNDE 20 YILLIK DÖNÜŞÜM
Türkiye’de Hırdavat Piyasasının Dünü ve Bugünü Giriş ve Tarihsel Gelişim
Tether, Bit2Me’de azınlık hissesi alarak 30 milyon avroluk yatırım turuna liderlik etti
TEMMUZ 2025 VERİLERİYLE FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARININ REEL GETİRİSİ
Range Rover, Defender ve Discovery Müşterilerine Özel Ayrıcalık Programı, Yeni Mobil Uygulamada
Şekib Avdagiç’ten turizm çağrısı: Bir haftada, 3 ayı kazanabiliriz



































































