Saklı cennet Geyikli tatil için sizleri bekliyor.

Geyikli Beldesi Çanakkale İli Ezine ilçesine bağlıdır. Geyikli Ezine ilçesine 12, Çanakkale’ye 54 kilometre mesafededir.

Geyiklimiz sınırlarında yeralan mutlaka görülmesi, gezilmesi gereken, tarih ve kültür hazinemiz Alexandria Troas…

ALEXANDRIA TROAS

resim117588

Alexandrıa Troas, İskenderin Troası demektir. Büyük İskender, bugünkü Bağdat yakınlarındaki Babylonıa da ölünce, imparatorluğu komutanları arasında paylaşılmıştır. Troya yarımadası dahil Anadolunun büyük kısmı, Suriye ve Lübnan komutan Antigonas’a (Tek gözlü Antigon) bırakılmıştır. M. Ö 310 yılında Antigonos şu anda bulunduğumuz kentin inşasını başlattı.

Kentin simgesi olarak, ÇIĞRI dağında kurulmuş olan dönemin at yetiştiriciliği ile ünlü NEANDRIA(Delikanlı nın yurdu) kentine ait ” otlayan at ” sembolü benimsenerek paraların üzerine basıldı.

Kent 390 hektarlık alanda kurulmuş, 8 km. Uzunluğunda, 3m.kalınlığında surlarla çevrelenmiştir. Liman, deniz feneri, mendirek inşa edilen kentin içinde iç sur, tiyatro, saray, çok amaçlı salon olan odeon, tapınak, çok sayıda ev, kilise olduğu düşünülen yapı bulunmaktadır. Bu yapıdan kazı alanına kadar gittiği tespit edilen gizli bir geçit bulunmuştur.

Antik dönem gezgin ve yazarlarından Strabon’a göre kentin nüfusu 100.000’i aşıyordu.

Roma imparatorluğu döneminde, Sezar’ın yeğeni olan İmparator Augustus döneminde şehrin önemi daha da arttı. Sezar’ın zamanında burayı başkent yapmak istediğini bilen Augustus, şehri canlandırma çalışmalarını başlattı.

Hz. İsa’dan sonra Hıristiyanlığı yaymaya çalışan Havarilerinden Aziz Paul(Tarsuslu Saul), üç kez Alexandrıa Troası ziyaret etmiştir.Bu ziyaretler İncilde anlatılmaktadır. Aziz Paul burada mucizelerinii göstermiş, kendisinin vaazını camdan sarkarak dinleyen bir çocuğun düşerek ölmesi sonucunda çocuğu diriltmesi, halkın Hıristiyanlığı kabul etmesi ile sonuçlanmıştır. Alexandrıa Troas, Hıristiyanlığı kabu eden ilk şehirdir.Bu nedenle İnanç Turizmi açısından bulunduğumuz Geyikli sınırları içindeki antik kent son derece önemlidir. Hıristiyanların hac merkezi olarak kabul edilir.

İmparator Hadrıan zamanında şehir altın çağını yaşar, susuzluk çeken şehre Herodos Atticus tarafından su getirilmesi, kentin kalkınmasında büyük rol oynar.

Hadrıanus döneminin en önemli olaylarından biri olimpiyat kurallarının yazılmasıdır. En ilginç kural, disiplini bozan sporcuların kırbaç cezasına çarptırılması, ancak sakatlanmamaları için dikkatli olunması gereğinin bertilmesidir.

Hadrıanus zamanından sonra kentin önemi azalır. Roma imparatoru Konstantinus İstanbulu başkent ilan edince Sezar’ın başkent yapmak istediği bu büyük şehir artık başkent olma ihtimalini kaybetmiştir. Halk arasında ise hala bu bölgeye Eski İstanbul denilmektedir.

Alexandrıa Troas ile Apollon Sımıntheus arasındaki 35 km. lik yol, kutsal yol olarak sayılmaktadır. Bu yol üzerinde Güneş Tanrısı Apollon a adaklar yapıldığı, altarlar sunulduğu görülmektedir. Bu altarlardan biri Alexandrıa Troas sakini olan Zoilos isimli bir kölenin azat edilince Apollon Sımıntheus a adadığı bir altardır. Hizmetlerine karşılık aldığı bir yıllık ücretle bu adağını gerçekleştirmiş olmalıdır.

Kentte Ay, gece ve büyü tanrıçası Hekate kültünün olduğu, Üç gövdeli Hekate heykellerinden anlaşılmaktadır. Hekate için 4 yılda bir anahtar taşıma törenleri düzenlenirdi.

Buluntular arasında 1500 yıl öncesine tarihlenen bir pitos içerisindeki tarım ve marangozluk aletleri, odeon yapısında Dıonysos sanatçılarına hitaben yazılmış bir yazıt(bu yazıtta kentte yerleşik bir tiyatro ekibi olduğu anlaşılmaktadır),ayrıca 1500 yıllık bir Pitostan yeşeren bir asma yeralmaktadır.

Kazılar Halen Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Erhan Öztepe başkanlığında yürütülmekte, İÇDAŞ sponsor olarak desteklemektedir. 

GEYİK BABA

     Geyikli, Geyik Baba tarafından kurulduğu rivayet edilen eski bir Türk yerleşimidir. Kabri Bursa’da bulunan Geyik Baba, Orhan Gazi zamanında 1275-1350 yılları arasında yaşadığı düşünülen erenlerdendir. Bursa’da Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu simgeleyen büyük çınarı diktiği, Orhan Gazi zamanında birçok talebe yetiştirdiği ve fetihlere bizzat katılarak askere moral verdiği Aşıkpaşazadede’den Hoca Saadeddin’in Tacüt Tevarihine, Taş Köprülüzade’nin Şakayık-ı Numaniyesi’nden Kamus-ul A’lam’a kadar birçok Osmanlı kaynalarında ifade edilen bir zattır. Rivayete göre savaş zamnında yanına devasa bir Bozgeyik ve talebeleri ile savaşlara katılıp düşmana korku saldığı ifade edilmektedir. Bu olağanüstü halinden dolayı da kendisine Geyikli Baba denilmiştir. Bursa’nın fethine de bu dev geyikle geldiği rivayet edilmektedir.Geyikli ve civarının fethine boz geyiği ve talebeleri ile katıldığı rivayet edilen Geyikli Baba’nın bölgedeki Bizanslıların yenilmesinden sonra Geyikli’ye dergah kurduğu rivayet edilmektedir.
     Geyikli’nin hemen çıkışında Kemallı Köyü’ne giden tali yolda makamı bulunmaktadır. Burada medfun bulunan kişinin Geyikli Baba dergahından olduğu tahmin edilmektedir.
Geyikli adı Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesinde ve 1530 tarihli Anadolu tahrir defterinde de görülmektedir. Dolayısıyla Geyikli’nin erken dönem Osmanlı yerleşimlerinden olduğu anlaşılmaktadır. 1530 tarihinde Ezine’ye bağlı bir belde olarak görünen Geyikli’de Osmanlı döneminden bir hamam ve bir kaç taş ev bulunmaktadır.

resim645042
resim318308

VAHİD MEHMET PAŞA

     Geyikli Yukarı Cami haziresinde iki kabir vardır. Bunlardan birisi Eski Halep Valisi Vahid Mehmet Paşa’ya aittir, diğeri ise Hasan Efendi’nindir. Şahide taşı Mısır üslubu ile süslüdür, üçü de aynı anlamda süslemeli yazılar dikkatleri kendi üstüne çeker. Yazının anlamı ” Sabık Halep Valisi merhum mağfur cennet mekan Vahid Esseyyid Mehmed Paşa ruhu içün rızaen lillahil Fatiha” Hicri 1244- Miladi 1828/1829.

     Vahid Mehmet Paşa, Kilis’te doğmuştur. Çocukken annesiyle birlikte İstanbul’a gelmiş, maliye bürokrasisine yükselmiştir. Osmanlı Devleti’nin çeşitli bölgelerinde vazife görmüştür. En sonunda Defter Eminliği makamına ulaşmış iken 1806’da Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart nezdinde murahhas tayin olmuştur. Yurda dönüşünde Defter Eminliği Reisülküptap Vekilliği, Tophane Nazırlığı ve tersane Eminliği gibi önemli görevlerde bulunduktan sonra Verazet rütbesiyle Tekke, Hamid ve Hanya valiliklerinde bulunmuş ve Mora ayaklanması sırasında Sakız muhafızlığı yapmıştır.

     Sakızz muhafızlığı sırasındaki birtakım olaylardan sorumlu tutularak azl ve sürgün edilmiştir. Sonradan gerçeklerin anlaşılmasıyla rütbesi iade edilerek Halep Valisi olarak atanmıştır. Bir süre sonra da Bosna Valiliğine tayin olmuştur. Bosnaya giderken yolda Geyikli’de vefat etmiştir. Vefat sebebi belli değildir. Geyikli İsklelesi o dönemlerde çok yoğun olarak Avrupa gidişlerinde kullanılan bir iskele olduğu için Halep’ten Bosna’ya giden valinin geçiş güzergahında yer almış olmalıdır.

     Kendisi Peygamber Efendimiz (SAV)’in soyundan gelen bir seydi olan Vahid Mehmet Paşa valiliğinin yanında iyi bir yazardır. Fransa görevi ile ilgili yazdığı Sefaretnamesi meşhurdur. Eserin adı Seferetname-i Fransa’dır. Eserinde, bu dönemde seferde bulunan İmparator Napolyon ile buluşmak üzere Lehistan’a yaptığı seyahat, burada Napolyon ile görüşmesinden sonra Viyana üzerinden Paris’e gidişini ve Paris’te kalışını, Napolyon tarafından ikinci defa kabul edilişini ve nihayet barış müzakereleri için Paris Büyükelçisi Muhid Efendi’nin tayin edilmesinden sonra anavatana dönüşünü anlatır. Bu eser dışında üç esri daha vardır.

resim877142
resim434708

ODUNLUK İSKELESİ

     Odunluk İskelesi, Osmanlılardan yakın zamana kadar faal olarak kullanılmış bir iskeledir. Özellikle 19.yy’de Avrupa’da başlayan Sanayi Devriminden sonra artan hammadde ihtiyacını karşılamak için bu bölgeden birçok ürünün Avrupa’ya ihraç edildiği bilinmektedir. İskelenin yakınındaki eski taş yapıların bir kısmı ya buı dönemi görmüş ya bu dönemden kalan binaların elden geçirilmesiyle günümüze ulaşmıştır. 19.yy ‘de bu iskeleden meşe palamudundan elde edilen teksitl boyasında kullanılan pelit veya doğrudan meşe palamudu ihraç edilmekteydi. Bunun dışında da çeşitli madenler, gıda maddeleri de ihraç edilmekteydi. Buharlı gemilerin giderek yaygınlaşması ile İstanbul yönünde giden ve Çanakkale Boğazı’na giren veya çıkan gemilere de odun satışının yapıldığı liman, bu özelliği sebebiyle Odunluk İskelesi veya Odun İskelesi olarak anılmıştır.

     Uzun yıllar boyunca Bozcaada’ya ulaşım da buradan sağlanmış daha sonra Yeni iskelenin yapılması ile burası turistik bir alan olarak kalmıştır.

     Bozcaada üzerinden gün batımının izleyerek, temiz ve berrak denizi, geniş kumsalında keyifli zaman geçirebilirsiniz.

resim104995

GEYİKLİDEN MANZARA VE YERLER

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…