ARALIK AYI TARIMSAL GİRDİ FİYAT ENDEKSİ

Toprak, işgücü ve sermayeyi etkin hale getiren unsur tarımsal girdilerdir. Bitkisel üretim faaliyetinde kullanılan girdiler; tohum, gübre, tarım ilacı, tarım alet ve makineleri, sulama ve tarımsal kredilerdir. Üretim genel olarak tanımlanması ise; üretim faktörlerinin bir araya getirilerek mamul elde edilmesidir. Tarım da sanayi üretimi gibidir. Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere tarımda üretim fide, zirai ilaç, tohum, mazot, makine ve teçhizat, sulama maliyeti, ihtiyaç durumunda kredi olanaklarının kullanılarak tarım ürünlerinin elde edilmesidir. Genel olarak tarım ürünleri üreticiliği ve hayvancılık ülkemizdeki en zor mesleklerdendir ve neredeyse bütün aile fertleri gece, gündüz demeden, tatil de yapmadan bu işi becermeye çalışırlar. Ülkemizde tarım ürünleri maliyetleri, enflasyonla birlikte maalesef artmaya devam ediyor. Tarım üreticilerimiz de bu durumdan olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz haldedir. Tarım girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı tarlasını ekmeyen, ekim alanlarını boş bırakan çiftçilerimizi yazılı ve görsel bakımdan izlemekteyiz. Son bir yıla bakıldığında zirai ilaç, mazot, gübre, fide gibi üreticinin olmazsa olmazı olan maliyetler katlanarak arttığını görüyoruz ve üreticilerimizin de gelirleri giderleri zor karşılıyor veya karşılamıyor. Günümüzde Adana’da üreticide 1 veya 3 TL olan patlıcan marketlerde 40-50 TL ye,3-5 TL olan limon ise 20-30 TL’den satılıyor. Bu kadar fark nereden geliyor veya bu kadar makas neden açılıyor? Araştırılması ve denetim altına alınması gereken bir konudur. Durum böyle olunca sebze ve meyve fiyatları yükseliyor ve fiyatlar bir çizgide tutulamıyor. Öncelikle dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın enflasyon oranı diğer yüksek gelirli vatandaşlarımızdan çok üzerinde olduğundan fakir ve yoksul vatandaşlarımız istediğini alıp yiyemiyor, sadece seyretmekle yetinmek zorunda kalıyor. Ülkemizde ekim alanlarının birçoğunun boş bırakıldığını belirtmiştim. Bazı ekim alanlarına ise siteler, fabrika binaları yapılıyor. Ne kadar tezat bir durum değil mi? Çünkü zirai alanlar zaten bir fabrika özelliğine sahiptir ve ektiğiniz zaman yılda bir veya birden fazla mahsul alabilirsiniz. Son üç yıl içinde ülkemizde ekilebilen alanların yüzölçümü azalma eğilimindedir. Tarım ürünleri üreticilerine devlet tarafından çeşitli destek verilmektedir ama verilen bu destekler bir kez daha gözden geçirilmeli, yeni önlemler alınmalıdır. Çünkü verilen destekler yetersiz kalmaktadır. Öncelikle yukarıda saydığım çiftçinin olmazsa olmazı olan zirai ilaç, tohum, gübre, fide maliyetleri makul bir seviyeye çekilmeli, bunlardan alınan KDV de sıfırlanmalıdır. Ayrıca mazottan alınan KDV ve ÖTV’den de çiftçilerimiz muaf tutulmalıdır. Bir başka konu ise sıkı ve sürdürülebilir bir tarım politikamızın mevcut olmamasıdır. Devlet destekli, hangi ürünün nereye, ne miktar ekileceğine yerel yönetimler yardımıyla devlet tarafından belirlenmelidir. İsteyen istediğini eker veya ekmez diyebilirsiniz ama makul ve mantıklı destek sunulduğunda çiftçilerimiz devletin öngörülerine uyacaktır. Sebze meyve ihracatımız oldukça yüksek rakamlara ulaşmıştır ve bu konuda Rusya ilk sıradadır. Döviz ihtiyacımız olduğu aşikardır. Ancak ihracatı arttırırken kendi vatandaşımızı unutmamamız, onlara yüksek fiyatlı ürünler sunmamalıyız. Gıda fiyatları, tüm dünyada düşme eğilimine girdiği halde ülkemizde uzun süreden bu yana sürekli olarak yükselişini sürdürmektedir. Bunda uygulanan para politikaların hatalı olduğu bir gerçektir. Son genel seçimlerden sonra vazgeçtiğimiz düşük faiz dönemi enflasyonun yükselmesinde en büyük etkendir ve vazgeçilse de dengeye gelmesi 3-5 yılımızı alacaktır. Çiftçiye verilen kredi desteklerini zaten zor ödemekte iken faizlerin yükselmesi sonucu değiştirilen faiz oranları çiftçilerimizi iyice zor duruma sokmuştur. En azından tarım ürünleri üreticileri bu uygulamanın dışında tutulmalıydı. Tarımda ve sanayide girdi maliyetlerinin yüksek seyretmesini önleyecek, üreticilere verilen kredilerin doğru alanda kullanılmasını sağlamadan ve çok sıkı denetlenmeden fiyatların düşmesi mümkün değildir. Bir başka ifade ile ekonomik olumsuzlukların sebebi yüksek seyreden enflasyondur. Ülkemizde yıllardan bu yana gündemde olan haller yasasından…

DEEPSEEK İN GÜVENLİĞİ

Son günlerde DeepSeek modelleriyle ilgili tartışmalar veri güvenliği etrafında şekillenmeye başladı. Çinli yapay zekâ laboratuvarı DeepSeek’in kendi adını taşıyan büyük dil modellerine (LLM) yönelik tartışma devam ediyor. Bu ay yayınlanan son DeepSeek modellerinin hem son derece hızlı hem de az maliyetle geliştirildiği söylenirken, aynı zamanda daha az sayıda çiple geliştirilen modellerin sonuncusu DeepSeek-R1, OpenAI, Google ve Meta gibi dev oyuncuların sektördeki hakimiyetine meydan okumuştu. R1 modelinin yayınlanmasının ardından Nvidia başta olmak üzere bazı teknoloji firmaları milyarlarca dolar değer kaybetmişti. Ancak son günlerde DeepSeek modelleriyle ilgili tartışmalar veri güvenliği etrafında şekillenmeye başladı. ‘Kullanıcı sohbetleri korunmasız’ Bulut güvenlik firması Wiz, DeepSeek’te kullanıcı sohbet geçmişlerini, API (Uygulama Programlama Arabirimi) kimlik doğrulama anahtarlarını, sistem günlüklerini ve diğer hassas bilgileri gösteren bir veritabanının “tamamen açık” halde bırakıldığını tespit etti. Wiz’in blog yazısına göre, DeepSeek’e bağlı bu ClickHouse veritabanı, 1 milyondan fazla satırdan oluşan veri içeriyordu. Bunlar arasında kullanıcıların sohbet geçmişi, uygulamanın çalışmasını sağlayan arka uç verileri, API anahtarları ve operasyonel ayrıntılar da vardı. Üstelik Wiz araştırmacıları bu açığı dakikalar içinde bulduklarını söylüyor. Bu açık kötü niyetli kişilerin şirketin dahili sistemlerine erişim sağlamasına olanak tanıyabilecek nitelikteydi. Wiz araştırmacıları şirkete ulaştıklarını ve hemen ardından DeepSeek’in bu veri tabanını kontrol altına aldığını bildirdi. Ancak bu süreçte başka birinin bu açık verilere erişip erişmediği henüz bilinmiyor. Araştırmacılar Wired’a, “Açığı keşfetmek basitti. Birilerinin erişmesi şaşırtıcı olmayacaktır,” dedi. Siber saldırıdan ABD’yi sorumlu tuttular DeepSeek bu hafta geniş çaplı bir siber saldırıya da maruz kalmıştı. Şirket saldırı nedeniyle yeni kullanıcı kayıtlarını durdurmak zorunda kalmış ve halihazırda kayıtlı olan kullanıcılar da sohbet botuna erişim sağlayamamıştı. Bu siber saldırı, yapay zekâ platformlarının güvenliği ve kullanıcılara yönelik riskler konusunda endişeleri artıran bir diğer olay olmuştu. Çin devlet medyası ise bu büyük çaplı siber saldırının ABD’de gerçekleştiğini iddia etti. CCTV’ye bağlı sosyal medya hesabı Yuyuan Tantian, saldırıların ABD’deki IP adreslerinden geldiği bilgisini paylaştı. Çinli siber güvenlik şirketi QAX Technology Group’a göre, ilk saldırılar DeepSeek’e sunucuları ve bant genişliğini alt üst edecek derecede yoğun bir internet trafiği gönderirken (bu saldırı biçimi DDOS diye biliniyor), daha sonraki saldırılar yapay zekâ modelinin nasıl çalıştığını anlamaya yönelikti. İkinci saldırılarda tüm olası parola kombinasyonları denenerek, kullanıcı kimlik bilgileri kırılmaya çalışıldı. QAX siber güvenlik uzmanı Wang Hui, CCTV’ye yaptığı açıklamada, “Saldırıya ilişkin tüm IP’ler kaydedildi ve hepsi ABD’den,” dedi. Pentagon çalışanları bile kullandı DeepSeek’le ilgili güvenlik endişelerinin bir diğer boyutu da Tik Tok kriziyle benzerlik gösteriyor. Avrupa ve ABD’de yetkililer, kullanıcı verilerinin Çin’de depolanmasından rahatsız. DeepSeek’in hizmet şartlarında, kullanıcı verilerinin Çin sunucularında saklandığı ve bu verilerin Çin yasalarına göre yönetildiği açıkça belirtiliyor. Bu yasalar, ülkenin istihbarat teşkilatlarıyla iş birliğini zorunlu kılıyor. Ancak buna rağmen, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) çalışanları, bu hafta DeepSeek çılgınlığına kapılıp iş bilgisayarlarından yapay zekâ hizmetini iki gün boyunca kullandı. Bloomberg’e göre, Pentagon, DeepSeek’i ağlarında engellemeye başladı, ancak bazı çalışanlar halen hizmete erişebiliyor. CNBC, ABD Donanması’nın da 24 Ocak’ta güvenlik ve etik kaygıları nedeniyle çalışanlarının DeepSeek’e erişimini yasakladığını duyurmuştu. İtalya’da yasaklanırken, Tayvan’da kısıtlandı İtalya ise DeepSeek’i kökten yasaklama yoluna gitti. Ülkenin veri koruma kurumu Garante, perşembe günü Çin yapımı yapay zekâ uygulaması DeepSeek’e erişimi engelledi. Ayrıca uygulamanın geliştirici şirketleriyle ilgili de soruşturma başlattı. Garante, DeepSeek’in kişisel verilerin ne şekilde toplandığı, nerede saklandığı ve kullanıcıların bu konuda nasıl bilgilendirildiğine dair şirketten bilgi istemişti. Şirketten gelen yanıtın “yetersiz” bulunması nedeniyle uygulamaya erişim…

YANGIN GÜVENLİĞİ KONUSUNDA UZMANLARIN GÖRÜŞLERİ

Aşağıda okuyacağınız metin, yangın güvenliği ve alınacak önlemler konusunda son derece değerli ve konunun uzmanı Metalurji mühendisi Sn. İbrahim Ekin tarafından kaleme alınmıştır. Ülkemizde geçtiğimiz günlerde yaşanan yangın faciasında 78 canımızın gittiği maalesef yönetmeliğe uygun koşulların sağlanmamasından dolayı olduğu gerçeği ile paylaşma ihtiyacı duydum ve aşağıda aynen yazıyorum. Yangın önlemleri konusunda deneyimli ODTÜ Makina / Bülent Özgür gelen bilgi; Değerli Arkadaşlarım, Geçtiğimiz günlerde meydana gelen feci Otel Yangını ile ilgili grupta, medyada çeşitli görüşler ortaya konuldu. Bu meslekte yaklaşık 45 sene Mekanik Tesisat Projeler (yurtiçi yurtdışı) kapsamın yangın önleme projeleri yapan bir arkadaşınız olarak ben de aşağıdaki hususları yazma ihtiyacını hissettim.2007 yılında yürürlüğe giren “Binaların Yangından Korunması Yönetmenliği ” nin hazırlık aşamasında TTMD olarak biz de katkıda bulunmuş; Amerikan ASHRAE ve Rus SNIP normlarından yararlanarak gayet başarılı bir Yönetmelik hazırlanmıştı. Söz konusu otelin, Yangın Yönetmeliği kurallarının dışında nasıl hizmet verebildiğini aşağıda özetlemeye çalışacağım. MADDE 38- (1) Yapının ortak merdivenlerinin yangın ve diğer acil hâllerde kullanılabilecek özellikte olanları, kaçış merdiveni olarak kabul edilir. (2) Kaçış merdivenleri, yangın ve diğer acil hâl tahliyelerinde kullanılan kaçış yolları bütününün bir parçasıdır ve diğer kaçış yolları öğelerinden bağımsız tasarlanamazlar.               (3) Kaçış merdivenlerinin duvar, tavan ve tabanında hiçbir yanıcı malzeme kullanılamaz ve bu merdivenler, yangına en az 120 dakika dayanıklı duvar ve en az 90 dakika dayanıklı duman sızdırmaz kapı ile diğer bölümlerden ayrılır. (4) Kaçış merdivenlerinin kullanıma uygun şekilde boş bulundurulmasından, bina veya işyeri sahibi ve yöneticileri sorumludur. OTELDE YANGIN MERDİVENİ YOK… MADDE 50- (1) Otellerin, motellerin ve diğer binaların yatakhane olarak kullanılan bölümlerinin aşağıda belirtilen şartlara uygun olması gerekir: a) Yatak odaları, iç koridordan en az 60 dakika yangına karşı dayanıklı bir duvar ile ayrılır. Toplam yatak sayısı 20’den fazla veya kat sayısı ikiden fazla olan otellerde her katta en az 2 çıkış sağlanır. Yatak sayısı 20’den az ve yapı yüksekliği 15.50 m’den az olan bina veya bloklarda ise, merdiven korunumlu yapıldığı veya basınçlandırıldığı takdirde, tek merdiven yeterli kabul edilir. MERDİVEN BASINÇLANDIRMA TESİSATI MEVCUT DEĞİL… MADDE 57- (1) Konutlar hariç olmak üzere, alışveriş merkezleri, yüksek binalar içinde bulunan mutfaklar ve yemek fabrikaları ile bir anda 100’den fazla kişiye hizmet veren mutfakların davlumbazlarına otomatik söndürme sistemi yapılması ve ocaklarda kullanılan gazın özelliklerine göre gaz algılama, gaz kesme ve uyarı tesisatının kurulması şarttır. MUTFAK DAVLUMBAZLARINDA YANGIN YOK.  YOK. MADDE 96- (1) Yağmurlama sisteminin amacı; yangına erken tepki verilmesinin sağlanması ve yangının kontrol altına alınması ve söndürülmesi için belirli bir süre içerisinde tasarım alanı üzerine belirlenen miktarda suyun boşaltılmasıdır. Yağmurlama sistemi, aynı zamanda bina içindekilere alarm verilmesi ve itfaiyenin çağrılması gibi çeşitli acil durum fonksiyonlarını da aktif hâle getirebilir. Yağmurlama sistemi; yağmurlama başlıkları, borular, bağlantı parçaları ve askılar, tesisat kontrol vanaları, alarm zilleri, akış göstergeleri, su pompaları ve acil durum güç kaynağı gibi elemanlardan meydana gelir. Yağmurlama sistemi elamanlarının TS EN 12259’a uygun olması şarttır. (2) Aşağıda belirtilen yerlerde otomatik yağmurlama sistemi kurulması mecburidir: a) Yapı yüksekliği 30.50 m’den fazla olan konut haricindeki bütün binalarda, b) Yapı yüksekliği 51.50 m’yi veya 17 katı geçen konutlarda, c) Araç kapasitesi 20’den fazla olan veya giriş ve çıkışları bağımsız olsa dahi birden fazla bodrum katı kullanan kapalı otoparklarda ve 10’dan fazla aracın asansörle alındığı kapalı otoparklarda, Ç) Birden fazla katlı bir bina içerisindeki yatılan oda sayısı 100’ü veya yatak sayısı 200’ü…

TRUMP IN TİCARET SAVAŞI VE ÇİN PİYASALARI

Başkan Donald Trump’ın yorumları, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşında gerilimin azalması umutlarını arttırdı. Bu durum, DeepSeek’in yapay zekâ modelinin sürpriz bir şekilde piyasaya sürülmesiyle ay boyunca değer kazanan Çin para birimini ve hisse senedi piyasalarını daha da güçlendirdi. ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde Air Force One uçağında gazetecilere verdiği demeçte, Çin ile bir ticaret anlaşmasının “mümkün olduğunu” açıkladı. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile “harika bir ilişkisi” olduğunu söyleyen Trump, “Ama unutmayın, o Çin’i seviyor, ben de ABD’yi seviyorum. Yani biliyorsunuz, burada biraz rekabet var ama Başkan Şi ile olan ilişkimin harika olduğunu söyleyebilirim,” dedi. Ayrıca ilk döneminde Çin ile bir ticaret anlaşması yaptığını da belirtti. ABD ve Çin’in 2020’de imzaladığı Birinci Aşama ticaret anlaşmasına atıfta bulunarak, “Çin ile harika bir anlaşma yaptık, çiftçiler için harika oldu, üreticiler için harika oldu,” dedi. “Ellerinde yaklaşık 50 milyar dolar değerinde ürünümüz vardı ve biz bunu onlara aldırıyorduk. Sorun şu ki Biden onları buna uymaya zorlamadı,” diye ekledi. ABD-Çin ticaret savaşı Trump ay başında Çin’den ithal edilen ürünlere yüzde 10 ek gümrük vergisi getirdi. İki gün sonra Çin Devlet Konseyi Tarife Komisyonu, 10 Şubat’tan itibaren geçerli olmak üzere ABD’den ithal edilen kömür ve sıvılaştırılmış doğal gaza (LNG) yüzde 15, Amerikan ham petrolüne, tarım ekipmanlarına ve bazı araçlara yüzde 10 vergi uygulayacağını açıkladı. The Wall Street Journal’da yer alan bir habere göre, Çin’in Trump’ın yeni gümrük vergilerine cevaben ilk önerisi, Birinci Aşama ticaret anlaşmasını yeniden tesis etmekti. Önerilen diğer tedbirler arasında Çin yuanının değerini düşürmeme taahhüdü ve fentanil bileşen maddelerinin ihracatını azaltma taahhüdü yer alıyordu. O zamandan bu yana başka bir gerilim yaşanmadı, ancak Trump, ABD tarifelerinden etkilenen ülkelerin herhangi bir misillemesinin ihracat maliyetlerinde artışa veya genişlemeye yol açabileceğinin sinyalini verdi. İki ülkenin başta fentanil olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele için sınır kontrollerini sıkılaştırmayı kabul etmesinin ardından Meksika ve Kanada’ya uygulanması planlanan yüzde 25’lik genel gümrük vergisini durdurdu. Çin yuanı ve hisse senedi piyasaları değer kazandı Çin yuanı, Trump’ın ticaret anlaşmasına ilişkin yorumlarının kısmen etkisiyle perşembe günü ABD doları karşısında keskin bir şekilde güçlendi. Doları Çin offshore Yuan’ı karşısında ölçen USD/CNH döviz kuru, 24 Ocak’ta kısa bir süre bu seviyeye dokunduktan sonra yüzde 0,65 düşerek Kasım 2024’ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Çin borsaları da haberlerin ardından yükselişe geçti ve Hang Seng Endeksi (HSI) gün içindeki kayıplarını azaltarak yüzde 1,6 düşüşle kapandı ancak dört aydan uzun bir sürenin en yüksek seviyesinde kaldı. Endeks, cuma günkü Asya seansında Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nın açılışında Alibaba’dan gelen olumlu kazançların da etkisiyle yüzde 2 artış gösterdi. Çinli e-ticaret devi, üç aylık kazançlarında beklentileri aştı ve şirketin yapay zekâ destekli bulut işi iki yıldaki en hızlı büyümesini gerçekleştirdi. Alibaba’nın hisseleri perşembe günü ABD’deki işlemlerde kazançlarını azaltmadan önce yüzde 15 artışla üç yılın en yüksek seviyesine çıktı. HSI, WeChat’in sahibi Tencent Holdings, Jack Ma’nın kurucusu olduğu Alibaba Group, Apple’ın Çinli rakibi Xiaomi ve Tesla’nın rakibi BYD gibi Çin’in önde gelen teknoloji şirketlerinin ağırlıkta olduğu Çin gösterge endeksidir. Çinli girişim DeepSeek’in ocak ayı sonunda R1 adlı yapay zekâ modelini tanıtmasından bu yana hem Çin yuanı hem de Çin borsaları yükselişte. Bu model OpenAI’nin ChatGDP’sine doğrudan bir rakip. Bu ayın başlarında, Çin’in en büyük elektrikli araç üreticisi BYD, DeepSeek’in yapay zekâ modelini operasyonlarına entegre etme planını açıkladı ve hisse…

E-bebek Birleşik Krallık’taki ikinci mağazasını açtı

Anne-bebek sektörünün öncü markası ebebek, uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda Birleşik Krallık’taki ikinci fiziksel mağazasını Londra’da Peninsular Retail Park’ta hizmete sundu. Bebeveynlerin ve bebeklerin ihtiyaç duyduğu tüm ürünleri tek bir çatı altında buluşturan 2 bin metrekarelik mağaza, ebebek’in yurt dışındaki mağazalaşma faaliyetlerinin önemli adımlarını temsil ediyor. Türkiye’nin anne ve bebek sektöründeki önde gelen perakende markalarından ebebek, Birleşik Krallık’taki ikinci mağazasını Greenwich’te açtı. Bu yeni mağaza, ebebek’in Birleşik Krallık’taki en büyük mağazası olma özelliğini taşıyor. Greenwich’teki mağaza, bebeklerin ve ebeveynlerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Sadece bir alışveriş noktası olmanın ötesine geçen ebebek Greenwich mağazasının içerisinde yer alan kafe, oyun alanı ve özel bebek bakım odası; bebeveynler için konforlu ve keyifli bir deneyim sunuyor. 2024 yılının sonunda Birleşik Krallık’taki ilk mağazasını açarak fiziksel perakende yatırımlarına güçlü bir adım atan ebebek, Greenwich’teki yeni mağazasıyla daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor. Yurt dışına yönelik büyüme yolculuklarına devam ettiklerini belirten ebebek Grup CEO’su Halil Erdoğmuş; “Peninsular Retail Park’ta açtığımız ikinci mağazamız, anne-bebek sektöründe globalleşme hedefimize yönelik attığımız önemli bir adım. Bebeklerin ve bebeveynlerin tüm ihtiyaçlarını karşılayan geniş ürün yelpazemizle, Birleşik Krallık’taki bebeveynleri, bebeği anlama ve anlatabilme bilimi olarak tanımladığımız ‘Bebekoloji Felsefesi’mizle buluşturmaya devam ediyoruz”. “Çevrimiçi deneyimi fiziksele taşıyoruz” Birleşik Krallık’ta çevrimiçi kanallarda elde ettikleri deneyimi fiziksel mağazalara taşıdıklarını belirten Erdoğmuş, “ebebek olarak, anne-bebek sektöründeki öncü konumumuzu korumaya ve güçlendirmeye özen gösteriyoruz. Fiziksel mağazalarımızla Birleşik Krallık’ta yaşayan bebeveynlere sadece ürün sunmayı değil, aynı zamanda onların hayatlarına dokunan bir deneyim yaşatmayı amaçlıyoruz. Peninsular Retail Park’taki mağazamız bu hedefin önemli bir adımını oluşturuyor” diye konuştu. ebebek Hakkında ebebek, annenin ve bebeğin, doğum öncesinden başlayıp 4 yaşa kadar uzanan süreçteki tüm ihtiyaçlarını; kaliteli ürünler, güler yüzlü kadro, yüksek hizmet standartları, hesaplı fiyatlar, uzman bilgisi ve alışveriş sonrası desteğiyle günün 24 saati karşılayan bir internet sitesi ve mağazalar zinciridir. 2001 yılında e-ticaret sitesi ile başladığı tecrübesini 2003 yılı başında fiziki mağazacılığa taşıyan ebebek; ebebek.com internet satış sitesi ve 68 ildeki 268 mağazasıyla bebevenylere hizmet vermeye devam ediyor. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Jülide ÇağlıMedya Grup DirektörüAdres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst. E-posta: julidecagli@brandworks.com.tr http://www.brandworks.com.tr

Geberit, EcoVadis Sürdürülebilirlik Sıralaması’nda Altın Madalya’nın sahibi oldu

Doğal kaynakların verimli kullanımı ve korunması konusundaki sürdürülebilirlik stratejisini 30 yılı aşkın süredir kararlılıkla yürüten Geberit, bu çabasının somut karşılığı olarak EcoVadis platformu tarafından Altın Madalya ile ödüllendirildi. EcoVadis tarafından listelenen Sürdürülebilirlik Sıralaması’nda tüm şirketler arasında böylelikle yüzde 5’lik dilimde yer alan Geberit, doğaya karşı sorumluluğu ve bu yönde yaptığı çalışmaları bir kez daha kanıtladı. Doğal kaynakların ve çevrenin geleceğine verdiği önemi suya yön veren teknolojilerle ileri taşıyan İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit; “çevre”, “adil çalışma ve insan hakları”, “etik” ve sürdürülebilir tedarik” ana temalarındaki değerlendirmeler ile şirketlerin sürdürülebilirlik performansını ölçen EcoVadis’te yüzde 5’lik dilimin içinde yer alarak Altın Madalya’nın sahibi oldu. Yıllık EcoVadis değerlendirmesinin bir parçası olarak verilen en yüksek ikinci ödülün sahibi olan Geberit, ayrıca listelenen tüm şirketler arasında yüzde 5’lik dilimde yer almayı başardı. Bu ödül, Geberit’in kapsamlı, sistematik ve uzun vadeli bir sürdürülebilirlik yönetim sistemine sahip olduğunu yeniden vurguladı. Sürdürülebilirlik, Geberit’in 30 yılı aşkın süredir yol göstericisi Sıhhi tesisat sektöründe yüksek sürdürülebilir standartlara ulaşmak ve kararlılıkla yönetmek adına EcoVadis Sürdürülebilirlik Sıralaması’nda üst dilimlerde yer almanın yeni hedefler belirlemeye de yardımcı olduğunu belirten Geberit Türkiye Genel Müdürü Ufuk Algıer, “Sürdürülebilirlik politikamızı yalnızca bugün için değil yarının dünyasını düşünerek gerçekleştiriyoruz. Bunu da 30 yılı aşkın süredir planlayıp ürünlerimizin Ar-Ge sürecinde ekolojik tasarım ilkelerine uygun hareket ediyoruz. Bu sayede bir öncekinden daha iyi duruma getirecek üretim stratejilerimizi kurguluyoruz. 1990 yılında ilk çevre stratejisini hazırlayıp uygulamaya koyduğumuzda sektöre öncülük etmek de istiyorduk. Yıllar geçtikçe bu stratejimizin kurumsal yapımızın bir parçası haline dönüşmesiyle takdir edilen bir konuma eriştik. Bu sayede Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne önemli bir katkı sağlıyoruz. İnovatif teknolojilerimiz bundan sonra da sürdürülebilir bir dünya için suya yön vermeye devam edecek” dedi. Editöre Not EcoVadis nedir? EcoVadis platformu, kurulduğu 2007 yılından bu yana şirketler için dünyanın en büyük sürdürülebilirlik derecelendirme sağlayıcılarından biri haline geldi ve 150 binden fazla derecelendirilmiş şirketten oluşan küresel bir ağ oluşturdu. EcoVadis, 250 sektör ve 185’ten fazla ülkede risk ve performans değerlendirmeleri yapmaktadır. Analiz sistemi dört tematik alana bölünmüş 21 kriterden oluşmaktadır: Çevre, Adil Çalışma ve İnsan Hakları, Etik ve Sürdürülebilir Tedarik. Bütünsel ve doğrulanabilir sürdürülebilirlik stratejileri şirketler için giderek daha önemli hale gelmektedir. EcoVadis gibi platformlar şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarının şeffaflığına önemli ölçüde katkıda bulunmakta ve böylece müşteriler için bir karşılaştırma zemini sağlamaktadır. Geberit Hakkında: Dünya çapında faaliyet gösteren Geberit Grubu, sıhhi tesisat ürünleri alanında Avrupa’nın lider şirketlerinden biridir ve 2024 yılında 150. yılını kutlamıştır. Geberit, Avrupa’nın çoğu ülkesinde güçlü bir yerel varlığa sahip olup sıhhi tesisat teknolojisi ve banyo vitrifiyeleri alanlarında benzersiz bir katma değer sunmaktadır. Şirketin 26 üretim tesisi bulunmaktadır ve bunlardan 4’ü Avrupa dışındaki ülkelerde yer almaktadır. Grubun merkezi İsviçre, Rapperswil-Jona’dadır. 50’den fazla ülkede yaklaşık 11.000 çalışanı bulunan Geberit, 2024 yılında 3,1 milyar İsviçre frangı net satış elde etmiştir. Geberit hisseleri, SIX İsviçre Borsası’nda işlem görmekte olup, 2012 yılından beri İsviçre Piyasa Endeksi (SMI) içerisinde yer almaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet Doğan Medya DirektörüAdres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst.Tel: 0212 243 08 07GSM: 0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr

Aktaşlar Lezzet Grubu, kadınların                  “Elinin Hamuruyla” büyümeye devam ediyor

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın istihdamı konusundaki başarı hikâyesini paylaşan Aktaşlar Lezzet Grubu, kadın istihdamını teşvik eden politikalarıyla sektördeki örnek şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor. 521 kişilik çalışan sayısını haziran ayı sonunda 1000’e çıkarmayı hedefleyen Aktaşlar Lezzet Grubu’nda çalışanların yüzde 74’ü kadınlardan oluşuyor. Kadın istihdamını artırarak bölgesel kalkınmaya da önemli bir katkı sağladıklarının altını çizen Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, kadın çalışanların şirketin büyümesine ve inovasyonuna sağladığı katma değere dikkat çekerek, “‘Elinin Hamuruyla’ sloganımız çerçevesinde, başarılarımızı dünyamızı güzelleştiren kadınlar sayesinde sürdürüyor ve ileriye taşıyoruz. Kadınların gücüyle büyüyen bir marka olmaktan gurur duyuyoruz” dedi. 40 yılı aşan birikim ve deneyiminden aldığı güçle Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, kadın istihdamını teşvik eden politikaları, kadın liderliğini destekleyici adımları ve iş-yaşam dengesi uygulamalarıyla sektördeki örnek şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor. Bu bakış açısıyla Aktaşlar Lezzet Grubu, 521 kişilik çalışan sayısını Haziran ayı sonunda 1000’e çıkarmayı hedefliyor. Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir kadın çalışan oranına sahip olan şirkette, çalışanların yüzde 74’ü kadınlardan oluşuyor. Bu oran, Aktaşlar Lezzet Grubu’nun kadınların iş gücüne katılımını destekleme ve toplumsal eşitliği teşvik etme vizyonunun bir yansıması olarak öne çıkıyor. “Yaşadığımız dünya, kadınların emeği ve yetkinlikleriyle daha iyi bir yere dönüşüyor” Mentorluk programları ve esnek çalışma saatleri gibi uygulamalarla kadınların kariyer gelişimini ve liderliğini desteklediklerini ifade eden Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, şirketin kadın istihdamı konusundaki başarı hikâyesini şu sözlerle dile getirdi: “Özel eğitim ve profesyonel sertifikasyon programlarıyla kadınların çalışma hayatında hak ettikleri yere ulaşmaları için cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sunuyoruz. ‘Elinin Hamuruyla’ sloganımız çerçevesinde kadın emeğiyle ürettiğimiz lezzetler sadece sofralarımıza değil, toplumumuza da değer katıyor. Kadın liderlerle büyüyen ve güçlenen bir markayız; bu vizyonumuz ile sektörde örnek olmayı hedefliyor, kadınların gücüyle büyüyen bir marka olmaktan gurur duyuyoruz.” “Kadın istihdamına dikkat çekmeyi ve bu konuda gündem oluşturmayı hedefliyoruz” Uluslararası kalite standartlarında üretilen ürünlerini, ülke genelindeki güçlü satış ağıyla tüketicilerle buluşturduklarını ve 30’u aşkın ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini vurgulayan Tamer Aktaş, kadınların iş hayatındaki rolünün güçlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları anlattı: “Şirketimiz yüzde 74 oranındaki kadın çalışanıyla Türkiye ortalamasının çok üzerinde kadın çalışan istihdam ediyor. Aktaşlar Lezzet Grubu, kadını önceliklendiren istihdam anlayışı, rotasyon programları ve güvenli çalışma ortamı ile tercih edilen bir işletme. İşe alım süreçlerimizde cinsiyet ayrımı yapmadan, yetenek ve becerilere odaklanıyor, hak ettikleri yere ulaşmaları için cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sunuyoruz. Kadın çalışanlarımızın deneyimlerine dayalı bakış açıları, müşteri ilişkilerindeki güçlü performansları ve liderlik vasıfları, Aktaşlar Lezzet Grubu’nu sektörde öne çıkarıyor.” AKTAŞLAR Hakkında: Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, marka yolculuğuna 1981 yılında Ordu’da 40 kişiye hizmet veren mütevazı bir restoranla başladı. İkinci neslin liderliğinde, aile işletmesi bir başarı hikayesine dönüştü ve Aktaşlar, Pidemiss, Nelipide ve Pideor gibi sevilen markaları ve franchise modelleri ile dünya çapında beğeni kazandı. Yerli ve yabancı zincir marketler dahip 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren, vegan Lahmacun ve margarita pide gibi inovatif ürünleriyle dondurulmuş gıda ve fast-food sektöründe güçlenen Aktaşlar, Lufthansa, Delta Airlines, Singapur ve Suudi Havayolları ile kurduğu iş birlikleri ile global pazarlardaki gücünü artırmakta, genişleyen ihracat ağıyla lider bir marka olmayı amaçlamaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr

OCAK AYINDA EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ ARTTI

Ekonomi bilimi bir derya gibi çok geniş bir kapsama alanındadır. Ülkelerde ve dünya genelinde sürekligüncelliğini korur. Öncelikle ekonominin temel ögelerinden bazıları Milli gelir, enflasyon, ihracat, parapolitikası, yoksulluk sınırı, üretim, ithalat sayılabilir.*Milli gelir bir ekonomide bir yıl içerisinde üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeridir.Bir ülkenin milli geliri ne kadar yüksekse kişi başına düşen milli gelir de o kadar yüksek olacaktır veülke halkı zenginleşecektir. Zenginleşen ülke halkı iktisat kuralı gereği (kişinin geliri arttıkçaharcamaları da artar.) harcamalarını arttıracak, halkın alım gücü yükselecek ve genel ekonomicanlanacaktır. Genel ekonominin hareketlenmesi basit ifadeyle yeni işyerlerinin açılmasına yolaçacaktır. Ve dolayasıyla devletin vergi gelirleri de artacağından devlet yatırımları hız kazanacak yeniistihdam sahaları oluşacaktır.*Enflasyon konusuna gelince ülke halkımızın en çok üzerinde durduğu, en çok etkilendiği ekonomikfaktördür. Maaş ve ücretlerin enflasyonun üzerinde olması çalışan ve emekli kesimin en büyükbeklentisidir. Enflasyonun düşük olması, ülkede yeterli miktarda üretim yapıldığını, halkın gelirseviyesinden yakınmadığını, stok maliyetlerinin düştüğünü işaret eder. Enflasyonu düşük olanülkelerde halkın ekonomi yönetimine olan bağımlılığı ve güveni tamdır. *İhracat en önemli iktisadi faktörlerinden biridir. Üretim olmazsa istihdam olmaz, üretim olmazsaihracat olmaz, üretim olmazsa ihtiyaçlar ithal girdileriyle karşılanmaya çalışılır; bu durumda cari açıkbüyür, ülkeden döviz çıkışı hızlanır ve merkez bankasının döviz rezervi düşer. İhracatın bir diğerözelliği de üretimde kalitenin artması, yeni ürünlerin hizmete girmesi şeklinde açıklanabilir.Dolayısıyla ihracat, üretimle doğru orantılıdır. Bir ülkede üretim çoksa ihracat da çok olacaktır ve enönemlisi ülkeye döviz girdisi sağlanacaktır.*Para politikaları: Ülkemizde para politikaları, her ülkede olduğu gibi merkez bankası tarafındanyönetilir. Hepimizin bildiği gibi faiz baz alınır. Başka bir deyişle faiz düşerse döviz kurları artar.Tasarruf sahipleri bankalardaki mevduatını TL’den döviz hesaplarına aktararak daha yüksek gelir eldeetmeyi amaç edinirler. Dövizin yükselmesiyle birlikte enflasyon da artışa geçer. Bu da halkın aleyhineolacağından halkın ekonomi yönetimine olan güven azalma eğilimine girer. Diğer taraftan faizinyükselmesi kredi maliyetlerini yükseltecektir ve üretim maliyetlerine olumsuz yansıyacaktır. Belki deüretim miktarının azalmasına yol açabilir. Bu konu oldukça hassas bir konudur. Faiz dengesini dövizkurlarıyla optimal dengede tutmak esas alınmalıdır. Örneğin ülkemizde kredi maliyetlerinin yüksekliğinedeniyle yaklaşık sekiz aydan bu yana üretimde düşme gözlenmektedir.*Yoksulluk sınırı bir kişinin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken minimum aylık değerdir.Yoksulluk sınırının altında yaşayan vatandaşların genel nüfusa oranı ne kadar yüksekse yoksulvatandaşların sayısı o kadar az olacaktır.*Üretim konusuna yukarıda değinmiştik. Ülkelerin ekonomik büyümesine katkı sağlayan en önemliunsurlardan biridir. Üretim, istihdam ve sağladığı ihracat girdileriyle ekonomik kalkınmaya etkiliolmaktadır.*İthalat ülke ihtiyaçlarının yeterli miktarda üretilmemesi durumunda başvurulan çözüm yoludur.Bazen yerli sanayi ile rekabet için de ithalat yoluna gidilebilir. İhracatın ithalatı karşılama oranı 1 iseülkeye ithal girdisi kadar ihracat çıktısı gerçekleşmiş demektir. Her zaman ihracatın ithalattan fazlaolması tercih edilir. Yukarıda anlatmaya çalıştığım ekonomi faktörlerinin dengede olması durumunda ekonomik istikraryerine gelmiş, halkın ekonomiye güveni artmış, dış yatırımcıların da ülkemize girişi çoğalacakdemektir. Bu bağlamda ekonomik güven endeksimiz de artacaktır. Çünkü temel faktör ekonomikgüvendir.Yabancı yatırımcıların ülkemize gelerek yatırım yapması için ekonomimize güvenmeleri gerek ve yeterkoşuldur. Ülkemizde çok kısa süre öncesine kadar yaklaşık -60 milyar dolar olan rezervlerimiz,günümüzde 161 milyar dolara kadar yükselmiştir. Yani dışardan para girişi, uygulanan sıkı parapolitikası sayesinde başlamıştır. Ancak bu girişler yatırımdan çok” carry trade” yoluylagerçekleşmektedir. Carry trade en basit tanımıyla faiz oranı düşük bir ülkeden ülkemize para getiripTL ye çevirerek yüksek faizden nemalanıp ülkesine geri götürmektir. Bu sırada kendisi de parakazanacaktır. Bu yöntemle ülkemize yurt dışından gelen para bir müddet sonra geri gidecektir.Burada önemli olan üretim kaynaklarını artırmak suretiyle ihracatı yükseltmek suretiyle yurt…