DÜNYAYI SARSAN YAPAY Zekâ ARCI DEEP SEEK HAKKINDA BİLGİLER

Az sayıda çip ve az maliyetle geliştirilen modellerin sonuncusu DeepSeek-R1, OpenAI, Google ve Meta gibi dev oyuncuların sektördeki hakimiyetine meydan okuyor.

Çinli yapay zekâ laboratuvarı DeepSeek’in kendi adını taşıyan büyük dil modeli (LLM), ABD’li OpenAI firmasının ChatGPT’sinin en büyük rakiplerinden biri haline gelirken, Silikon Vadisi’ni şaşkınlığa uğrattı.

Bu ay yayınlanan son DeepSeek modellerinin hem son derece hızlı hem de az maliyetle geliştirildiği söyleniyor.

Aynı zamanda daha az sayıda çiple geliştirilen modellerin sonuncusu DeepSeek-R1, OpenAI, Google ve Meta gibi dev oyuncuların sektördeki hakimiyetine meydan okuyor.

İşte sekiz soruda DeepSeek:

1. Nereden çıktı bu DeepSeek?

Çin’in Hangzhou kentindeki şirket, Temmuz 2023’te Zhejiang Üniversitesi mezunu, bilgi ve elektronik mühendisi Liang Wenfeng tarafından kuruldu. Liang’ın 2015’te kurduğu bir fon olan High-Flyer’ın kuluçka programında yer aldı. Liang da sektörün diğer ileri gelen isimleri gibi, çeşitli görevlerde insanlara yetişebilen veya onları geçebilen “yapay genel zekâ” seviyesine ulaşmayı hedefliyor.

Bağımsız faaliyet gösteren DeepSeek’in finansman modeli, dış yatırımcıların baskısı olmadan iddialı yapay zekâ projelerini sürdürmesine ve uzun vadeli araştırma ve geliştirmeye öncelik vermesine olanak tanıyor. DeepSeek ekibi, Çin’in en iyi üniversitelerinden mezun genç ve yetenekli kişilerden oluşuyor ve yenilikçilik kültürünü teşvik ediyor. Şirketin işe alım sürecinde iş deneyiminden çok teknik becerilere öncelik veriliyor. Kısacası yapay zekâ modelleri geliştirme sürecinde yeni bir bakış açısına sahip olduğu düşünülüyor.

DeepSeek’in yolculuğu, Kasım 2023’te kodlama görevleri için tasarlanmış açık kaynaklı bir model olan DeepSeek Coder’ın piyasaya sürülmesiyle başladı. Bunu, diğer büyük dil modelleriyle rekabet etmeyi amaçlayan DeepSeek LLM izledi. Mayıs 2024’te piyasaya sürülen DeepSeek-V2, güçlü performansı ve düşük maliyeti nedeniyle ilgi gördü. ByteDance, Tencent, Baidu ve Alibaba gibi diğer büyük Çinli teknoloji devlerini de yapay zekâ modellerinin fiyatlarını düşürmeye zorladı.

2. DeepSeek modellerinin kapasitesi ne durumda?

DeepSeek-V2, daha sonra 236 milyar parametreye sahip daha gelişmiş bir model olan DeepSeek-Coder-V2 ile değiştirildi. Karmaşık kodlama istemleri için tasarlanan model 128.000 token’a varan yüksek bir bağlam penceresine sahip. 128.000 token’lık bağlam penceresi, modelin aynı anda işleyebileceği maksimum giriş metni uzunluğunu ifade ediyor.

Daha geniş bir bağlam penceresi, bir modelin daha uzun metinleri anlamasına, özetlemesine veya analiz etmesine olanak tanır. Bu, örneğin uzun belgeler, kitaplar veya karmaşık diyaloglar üzerinde çalışırken büyük bir avantaj sağlar.

Token ise metindeki bir birim anlamına geliyor. Bu birim genellikle kelime, kelime parçacığı (örneğin “yapay” ve “zekâ” gibi) veya hatta bir karakter olabilir. Örneğin: “Yapay zekâ harika!” cümlesi dört tokendan oluşabilir: “Yapay,” “zekâ,” “harika,” “!”.

Şirketin en son modelleri DeepSeek-V3 ve DeepSeek-R1 ise konumunu daha da sağlamlaştırdı. 671.000 parametreli bir model olan DeepSeek-V3, akranlarından önemli ölçüde daha az kaynak gerektirirken diğer markalarla çeşitli kıyaslama testlerinde etkileyici bir performans sergiliyor. Ocak 2025’te piyasaya sürülen DeepSeek-R1 de akıl yürütme, kodlama ve matematik gibi karmaşık görevlere odaklanıyor. Bu alandaki yetenekleriyle ChatGPT’nin son modellerinden biri olan o1’e meydan okuyor.

DeepSeek kısa sürede önemli bir başarı yakalamış olsa da Forbes, şirketin öncelikli olarak araştırmaya odaklandığını ve yakın gelecekte ticarileştirmeye yönelik detaylı planları olmadığını yazdı.

3. Son kullanıcı için ücretsiz mi?

DeepSeek’in ilgi çekmeyi başarmasının temel nedenlerinden biri son kullanıcılar için ücretsiz olması. Hatta bu, kullanıcılara ücretsiz olarak sunulan bu denli gelişmiş ilk yapay zekâ sistemi. OpenAI o1 ve Claude Sonnet gibi diğer güçlü sistemler ücretli abonelik gerektiriyor. Hatta bazı aboneliklerde bile kullanıcılara kota konuyor.

Google Gemini da ücretsiz olarak sunuluyor, ancak ücretsiz sürümleri eski modellerle sınırlı. DeepSeek’in şimdilik herhangi bir sınırlaması yok.

4. Nasıl kullanılır?

Kullanıcılar, son kullanıcı için geliştirilen DeepSeek sohbet arayüzüne “chat. Deepseek” adresinden erişebiliyor. Buradaki Chat ekranına komutları girmek ve internette arama yapmak için “search” butonuna basmak yeterli oluyor.

Herhangi bir konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgiler elde etmek içinse “deep think” seçeneği var. Bu seçenek kullanıcıların istemlerine daha detaylı yanıtlar sunarken, arama motorunda da daha fazla sitede arama yapabiliyor. Ancak sadece belirli kaynaklara güvenerek arama yapan ChatGPT’nin aksine bu özellik, bazı ufak sitelerdeki yanlış bilgileri de kullanıcıların karşısına çıkarabilir. Bu yüzden kullanıcıların bu sohbet botunda da elde ettikleri bilgileri teyit etmesi gerek.

5. Güvenli mi?

DeepSeek kullanımıyla ilgili bir önemli soru başlığı da güvenli olup olmadığı. DeepSeek de tıpkı diğer hizmetlerde olduğu gibi kullanıcının verilerini istiyor ve bunlar muhtemelen Çin’deki sunucularda saklanıyor.

Kullanıcıların herhangi bir LLM’de olduğu gibi burada da sohbet botuna hassas verilerini vermemesi önemli.

DeepSeek de açık kaynaklı olduğu için bağımsız araştırmacılar modelin kodlarına bakıp güvenli olup olmadığını belirlemeye yönelik çalışmalar yapabilir. Güvenlik konusundaki endişelere yönelik daha ayrıntılı bilgilerin ilerleyen günlerde çıkması bekleniyor.

6. Açık kaynak kodlu olması ne anlama geliyor?

DeepSeek-R1 dahil olmak üzere modeller, büyük ölçüde açık kaynaklı olarak yayınlandı. Yani isteyen herkes aracın kodlarına erişebiliyor ve bu kodları kullanarak LLM’i kişiselleştirebiliyor. Eğitim verileri ise patentli.

Öte yandan OpenAI, o1 modelini kapalı olarak piyasaya sürmüştü ve halihazırda sadece kullanıcılara bile aylık 20 ila 200 dolarlık paketlerle satıyor.

7. ABD kısıtlamalarına rağmen nasıl böyle bir model üretti?

Şirket teknolojik yeteneklerini ve pazar erişimini geliştirmek için stratejik ortaklıklar da kurdu. Dikkat çeken iş birliklerinden biri, ABD’li çip firması AMD ile yapıldı. Forbes’a göre DeepSeek, özellikle DeepSeek-V3 için model geliştirmenin temel aşamalarında AMD Instinct GPU’larını (grafik işlem birimleri) ve ROCM yazılımını kullandı.

MIT Technology Review dergisi ise ABD’den Çin’e yönelik çip yaptırımlarının gelmesinden çok önce Liang’ın, şu anda Çin’e ihracatı yasaklanmış bir tür olan Nvidia A100 çiplerinden önemli miktarda stok satın aldığını yazdı. Çinli medya kuruluşu 36Kr, şirketin stoklarında 10.000’den fazla birim olduğunu tahmin ediyor. Bazıları bu rakamın 50.000 olduğunu söylüyor. Bu stokun yapay zekâ eğitimi açısından önemini fark eden Liang, DeepSeek’i kurdu ve modellerini geliştirmek için bunları düşük güçteki çiplerle birlikte kullanmaya başladı.

Ancak burada önemli olan bir nokta da Liang’ın az sayıda kaynakla yetkin modeller inşa etmenin yolunu bulmuş olması. ABD’nin çip ihracat kısıtlamaları, DeepSeek geliştiricilerini hesaplama gücü eksikliklerini telafi etmek için daha akıllı, daha enerji verimli algoritmalar oluşturmaya zorladı. ChatGPT’nin eğitim verilerini işlemek için 10.000 Nvidia GPU’ya ihtiyaç duyduğu düşünülüyor. DeepSeek mühendisleri sadece 2.000 GPU ile benzer sonuçlara ulaştıklarını söylüyor.

8. DeepSeek’in yenilikçi teknikleri neler?

DeepSeek’in başarısı birkaç önemli yeniliğe bağlanabilir.

Pekiştirmeli öğrenme: Teknolojist Janakiram MSV’ye göre, büyük ölçüde gözetimli ince ayara dayanan geleneksel yöntemlerin aksine, DeepSeek saf RL kullanıyor. Gözetimli ince ayar yönteminde ince ayar yapılmadan önce, model genellikle geniş bir veri kümesi üzerinde eğitilmiştir. Saf RL kullanmak ise bir yapay zekâ sisteminin yalnızca pekiştirmeli öğrenme yöntemlerini kullanarak eğitilmesi anlamına gelir. Bu, modelin insan tarafından ayıklanmış veriler veya gözetimli öğrenme yöntemleri olmaksızın, yalnızca ödül ve ceza mekanizmaları üzerinden öğrenmesi demek. Bu yaklaşım, DeepSeek-R1’in muhakeme yeteneklerini geliştirmede özellikle etkili.

MoE mimarisi: Açılımıyla Mixture of Experts, yani Uzmanlar Karışımı mimarisi yapay zekâ modellerinde farklı uzmanlardan oluşan yenilikçi bir sistem. Burada kullanıcının girdisi için en uygun birkaç uzman seçiliyor ve sadece onlar çalışıyor. Bu sayede hem büyük modellerin performansı artırılıyor hem de işlem maliyeti düşürülüyor. Bunu her biri farklı bir alanda uzmanlaşmış bir uzman ekibi olarak düşünmek mümkün. Bir görevle karşı karşıya kaldığında, yalnızca ilgili uzmanlar çağrılıyor ve kaynakların ve uzmanlığın verimli kullanımı sağlanıyor.

Multi-Head Latent Attention: Bu yöntem, bir modelin farklı dikkat başlıklarını kullanarak gizli temsiller ile girişler arasındaki ilişkileri öğrenmesini sağlıyor. Bilgiyi daha esnek, güçlü ve ayrıntılı şekilde işlemek için kullanılıyor. Bunu, girdi verilerinin farklı bölümlerine odaklanabilen ve modelin bilgiyi daha kapsamlı şekilde anlamasını sağlayan birden fazla “dikkatli kafa” olarak düşünmek mümkün.

Damıtma: DeepSeek, daha büyük modellerin bilgi ve yeteneklerini daha küçük, daha verimli olanlara aktarmak için damıtma tekniklerini kullanıyor. Bu, bir öğretmenin bilgisini bir öğrenciye aktarmasına benziyor. Öğrencinin benzer yeterlilikteki görevleri ancak daha az deneyim veya kaynakla gerçekleştirmesine olanak tanıyor. DeepSeek’in damıtma süreci, daha küçük modellerin daha büyük muadillerinin gelişmiş akıl yürütme ve dil işleme yeteneklerini devralmasını sağlayarak onları daha çok yönlü ve erişilebilir hale getiriyor.

Kısacası DeepSeek, RL ve MoE gibi verimli mimarileri kullanarak eğitim için gereken hesaplama kaynaklarını önemli ölçüde azaltıyor ve daha düşük maliyetlerle tamamlayabiliyor. Örneğin DeepSeek-V3, Meta’daki modellerin maliyetinin çok daha az bir kısmıyla eğitildi.

OpenAI ve Google gibi önemli oyuncuların yapay zekâ modellerine eğitim verileri sağlayan ScaleAI firmasının CEO’su Alexandr Wang, perşembe günü İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) yaptığı konuşmada DeepSeek’in ürününü “dünyayı sarsacak bir model” diye nitelendirdi.

(Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.)

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

zozcivan@hotmail.com

  • Benzer Haberler

    EKONOMİK KARAR ALMA SÜREÇLERİ

    EKONOMİK KARAR ALMA SÜREÇLERİ Ekonomi çoğu insanın gözünde karmaşık rakamlar, grafikler ve televizyonda konuşan uzmanlardan ibaret gibi görünür. Oysa ekonomi dediğimiz şey aslında her gün verdiğimiz kararların toplamıdır. Sabah pazara giderken ne alacağımıza karar vermek de ekonomidir, bir fabrikanın yatırım yapması da devletin vergi artırması da. Çünkü ekonomik karar alma süreçleri, “eldeki sınırlı kaynaklarla en doğru tercihi yapma çabasıdır.” Bugün milyonlarca insan aynı sorularla karşı karşıya kalıyor:“Bu ay kredi çekmeli miyim?”“Ev almak mantıklı mı?”“Dolar yükselir mi?”“İş değiştirmeli miyim?”“Çocuğun eğitimine mi yatırım yapayım yoksa borç mu kapatayım?” Aslında ekonomi tam da bu soruların içinde yaşıyor. HAYATIN TAM ORTASINDAKİ EKONOMİ Ekonomik karar alma süreçleri sadece bakanlıkların ya da büyük şirketlerin işi değildir. Bir ev hanımı markette ürün seçerken de ekonomik karar verir. Bir öğrenci harçlığını harcarken de. Bir esnaf dükkânını açıp açmamaya karar verirken de. Çünkü herkesin ortak sorunu aynıdır: Kaynak sınırlıdır ama ihtiyaçlar sınırsızdır. Örneğin bir aile düşünelim. Evin geliri belli. Elektrik faturası var, kira var, çocukların masrafı var, mutfak gideri var. Aynı anda her isteği karşılamak mümkün olmayınca öncelik sırası belirlenir. İşte ekonomik karar alma süreci tam olarak burada başlar. Bazı aileler tasarrufu seçer. Bazıları borçlanır. Bazıları harcamayı kısar. Bazıları ek iş arar. Her tercih başka bir sonucu beraberinde getirir. Ekonomi aslında tercihlerin bilimidir. İNSAN HER ZAMAN MANTIKLI KARAR VERİR Mİ? Kitaplarda insanlar çoğu zaman “rasyonel” yani mantıklı kabul edilir. Ama gerçek hayat pek öyle değildir. İnsan sadece cebiyle değil, duygularıyla da karar verir. Mesela markete “sadece ekmek alacağım” diye girip poşeti doldurarak çıkmak oldukça yaygındır. Çünkü reklamlar, kampanyalar ve psikolojik etkiler kararlarımızı değiştirir. Ekonomide buna “davranışsal ekonomi” denir. İnsan bazen korkuyla hareket eder. Bazen sürü psikolojisine kapılır. Bazen geleceği düşünmeden anlık karar verir. Özellikle kriz dönemlerinde bu durum daha belirgin hale gelir. Bir ülkede insanlar ekonomiye güvenmiyorsa dövize yönelir. Bankaya güvenmiyorsa parasını evde tutar. Fiyatlar sürekli artıyorsa insanlar ihtiyaçları olmasa bile alışveriş yapmaya başlar. Çünkü “yarın daha pahalı olur” düşüncesi davranışları değiştirir. Yani ekonomik kararlar sadece matematik değildir. Güven, beklenti ve psikoloji de işin içindedir. ŞİRKETLER NASIL KARAR ALIYOR? Ekonomik karar alma süreçlerinin önemli bir bölümü şirketlerde yaşanır. Bir fabrikanın yatırım yapıp yapmayacağı, yeni işçi alıp almayacağı ya da üretimi azaltıp azaltmayacağı ülke ekonomisini doğrudan etkiler. Şirketler karar verirken birçok unsura bakar: Örneğin faizlerin çok yükseldiği bir ortamda yatırım yapmak zorlaşır. Çünkü kredi maliyeti artar. Döviz kuru aşırı oynaksa ithalat yapan şirket önünü göremez. Elektrik fiyatları hızla yükselirse üretim maliyetleri artar. Bu nedenle şirketler sadece bugünü değil, geleceği de hesaplamaya çalışır. Fakat ekonomide geleceği kesin olarak bilmek mümkün değildir. Bu yüzden ekonomik kararların içinde her zaman risk vardır. DEVLETLERİN VERDİĞİ KARARLAR NEDEN ÖNEMLİ? Ekonomik karar alma süreçlerinin en büyük aktörlerinden biri devlettir. Çünkü devletin aldığı kararlar doğrudan halkın hayatını etkiler. Vergi artışı olduğunda fiyatlar değişir.Faiz indirildiğinde kredi piyasası hareketlenir.Asgari ücret yükseldiğinde milyonlarca kişinin geliri değişir.Akaryakıt zamları ulaşımdan gıdaya kadar her alanı etkiler. Devletler ekonomik karar alırken genellikle üç temel hedef arasında denge kurmaya çalışır: Ancak bu hedeflerin hepsini aynı anda yönetmek kolay değildir. Örneğin ekonomiyi canlandırmak için piyasaya fazla para verilirse enflasyon yükselebilir. Enflasyonu düşürmek için faiz artırılırsa bu kez yatırımlar yavaşlayabilir. Yani ekonomi çoğu zaman “zor tercihler” alanıdır. Bu nedenle ekonomi yönetimi bazen toplumun hoşuna gitmeyen kararlar almak zorunda kalabilir. Ama burada önemli olan şey, alınan kararların tutarlı, anlaşılır…

    BANKALARDA PARA BÜYÜYOR, KREDİDE TEMKİNLİ HAREKET SÜRÜYOR

    BANKALARDA PARA BÜYÜYOR, KREDİDE TEMKİNLİ HAREKET SÜRÜYOR Türkiye ekonomisinin nabzını tutan göstergelerden biri de Merkez Bankası’nın her hafta açıkladığı Para ve Banka İstatistikleri. 31 Temmuz 2026 haftasına ilişkin veriler; vatandaşın bankalardaki parasını, döviz tercihlerini, kredi kullanımını ve bankacılık sistemindeki genel hareketliliği anlamak açısından önemli ipuçları veriyor. Haftalık veriler yalnızca bankacıların ya da ekonomistlerin takip edeceği rakamlardan oluşmuyor. Çünkü bankalardaki mevduatın büyüklüğü, kredi hacminin seyri ve vatandaşın TL veya döviz tercihleri doğrudan günlük hayatımıza yansıyor. Mevduat artıyorsa toplumun elinde bankacılık sistemi içinde tutulan para büyüyor; kredi artıyorsa borçlanma ve harcama kapasitesi genişliyor. Tersi durumda ise hem vatandaşın hem de işletmelerin daha temkinli davrandığı anlaşılabiliyor. MEVDUATTA TRİLYONLARIN HAREKETİ Temmuz ayının son haftasında bankacılık sistemindeki para hareketliliği yüksek seviyesini korudu. Önceki haftalarda da toplam mevduatta önemli artışlar görülmüştü. 10 Temmuz haftasında toplam mevduat 31 trilyon 458 milyar TL’ye, 17 Temmuz haftasında ise 31 trilyon 909,6 milyar TL’ye kadar yükselmişti. Bu rakamların büyüklüğü ilk bakışta anlaşılması zor olabilir. Ancak burada önemli olan nokta şudur: Bankacılık sisteminde trilyonlarca liralık bir tasarruf havuzu bulunuyor. Bu paranın önemli bir bölümü vatandaşların, şirketlerin ve diğer ekonomik aktörlerin bankalardaki hesaplarında tutuluyor. 17 Temmuz haftasında toplam mevduattaki 451,5 milyar liralık artışın dikkat çekici olması, yüksek faiz ortamında tasarruf sahiplerinin parasını bankada tutmayı tercih ettiğini gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir. Aynı hafta TL mevduat 17 trilyon 639,8 milyar liraya, yabancı para mevduat ise 10 trilyon 320,6 milyar liraya ulaşmıştı. Burada vatandaş açısından kritik soru şu: Bankada para birikiyor ama bu para ekonomiye ne ölçüde kredi olarak dönüyor? KREDİLERDE VATANDAŞIN BORÇ YÜKÜ ÖNEMLİ Bankacılık sistemindeki ikinci büyük başlık krediler. 17 Temmuz haftasında bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi 26 trilyon 47,4 milyar TL olarak gerçekleşmişti. Aynı hafta tüketici kredileri 6 trilyon 591,6 milyar TL seviyesindeydi. Tüketici kredilerinin içinde konut, taşıt, ihtiyaç kredileri ve bireysel kredi kartları bulunuyor. Rakamların dağılımına bakıldığında özellikle ihtiyaç kredileri ile kredi kartlarının vatandaşın finansman ihtiyacında önemli yer tuttuğu görülüyor. 17 Temmuz haftasında tüketici kredilerinin 807,4 milyar TL’si konut, 41,3 milyar TL’si taşıt, 2 trilyon 515,2 milyar TL’si ihtiyaç kredisi ve 3 trilyon 227,7 milyar TL’si bireysel kredi kartlarından oluştu. Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Vatandaşın borçlanmasında kredi kartlarının payı oldukça yüksek. Günlük yaşam giderlerinin karşılanmasında kredi kartlarının daha fazla kullanılması, gelir ile gider arasındaki makasın açıldığı dönemlerde aile bütçesi açısından risk oluşturabiliyor. Çünkü kredi kartı bugün harcamayı kolaylaştırıyor, ancak borç gelecek ayın bütçesinden ödeniyor. DÖVİZ HESAPLARI DA YAKINDAN İZLENİYOR Haftalık istatistiklerde dikkat çeken bir başka konu da yabancı para mevduatları. 17 Temmuz haftasında bankalarda bulunan toplam yabancı para mevduatı 259,2 milyar dolar seviyesindeydi. Bunun 220,1 milyar doları yurt içinde yerleşiklerin hesaplarında bulunuyordu. Parite etkisinden arındırılmış hesaplamada ise yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatında haftalık 5,259 milyar dolarlık artış görülmüştü. Bu gelişme, vatandaşın tasarruf kararlarında dövizin hâlâ önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. Ancak burada yalnızca “vatandaş dövize yöneldi” şeklinde basit bir yorum yapmak doğru olmaz. Kur hareketleri, faiz oranları, enflasyon beklentileri ve ekonomik belirsizlikler birlikte değerlendirilmelidir. Nitekim aynı dönemde TL mevduat da güçlü şekilde büyümeye devam ediyordu. YÜKSEK FAİZİN İKİ FARKLI YÜZÜ VAR Yüksek faiz ortamının ekonomide iki farklı etkisi bulunuyor. Bir tarafta tasarruf sahibini bankada para tutmaya teşvik ediyor. Vatandaş, parasını harcamak yerine faiz getirisi elde etmek isteyebiliyor. Bu durum tüketimi sınırlayarak enflasyonla…