Büyük onur ; Omsan Logistics’e iki ödül birden aldı.
Omsan Logistics, bu yıl 13’üncüsü düzenlenen ve lojistik sektörününen prestijli ödülleri arasında yer alan Atlas Lojistik Ödülleri’nde intermodal hizmetleri ve kurduğu yeşil lojistik hatları ile etkinliğin en önemli ödülü olan Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Omsan Logistics Uluslararası Deniz Taşıması Firmaları kategorisinde de ödül alan firmalar arasında yer aldı. Türkiye’de lojistik sektörü medyası ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle 13 yıldır verilen Atlas Lojistik Ödülleri bu yılki sahiplerini buldu. OYAK Grubu Şirketlerinden Omsan Logistics, geçtiğimiz eylül ayında, Avrupa’nın güçlü taşımacılık firmalarından Metrans ile Türkiye ve Slovakya arasında kurduğu ortak ithalat – ihracat hattı projesiyle etkinliğin en önemli ödülü olan Jüri Özel Ödülü’ne layık görülürken, Uluslararası Deniz Taşıması Firmaları Ödülü’nün de sahibi oldu. Omsan Logistics entegre, çevreci ve müşteri odaklı lojistik hizmetler sunmayı sürdürürken, yurt içi ve yurt dışında karayolu, denizyolu, havayolu, demiryolu taşımacılığı, serbest ve gümrüklü depo yönetimi, mikro dağıtım, proje taşımacılığı, ev ve ofis lojistiği, gümrükleme ve sigorta hizmetleri gibi birçok hizmeti müşterileriyle buluşturuyor. Omsan Logistics Hakkında OYAK Grubu Şirketleri bünyesinde yer alan Omsan Logistics, 45 yıla yakın tecrübesiyle entegre, çevreci ve müşteri odaklı lojistik hizmetler sunuyor, insan odaklı dijitalleşme süreçlerini büyüme stratejisinin merkezine koyuyor. Sektördeki köklü yapısını bu strateji ile birleştirerek global bir şirket olma vizyonu ile emin adımlarla ilerliyor. Karayolu, denizyolu, havayolu, demiryolu taşımacılığı, depolama ve dağıtım hizmetleri ve bu faaliyetlerin kombinasyonu ile multimodal hizmetler sunuyor. Yurt dışında Fransa, Romanya ve Fas’ta bulunan şirketleri, Türkiye’de Marmara, Akdeniz, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz Bölge Müdürlükleri ve farklı hizmet alanlarına göre yatırım yaptığı uzman insan kaynağıyla geniş bir coğrafyaya yayılarak global bir oyuncu olmak için yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyor. ;
ÜRETİM SÜREÇLERİNDE VERİYE DAYALI HİZMETLERİ KULLANMAK İÇİN 5 NEDEN: Atlas Copco Endüstriyel Teknik, verinin önemine dikkat çekiyor
Büyük veri, nesnelerin interneti, bulut teknolojisi ve artırılmış gerçeklik gibi günümüz dünyasında en çok konuşulan teknolojilerin bir araya getirilme yöntemi, akıllı fabrikaların hayata geçirilmesini sağlıyor. Gelişen otomasyon teknolojisinin sonucu olan akıllı fabrikalarda tüm üretim sürecinde insandan kaynaklı problemlerin ortadan kaldırılması ve üretimin sürekliliğinin sağlanması için de “veri” büyük önem taşıyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik, veriye dayalı hizmetlerin önemine dikkat çekiyor ve üretim süreçlerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamada veriye dayalı hizmetleri kullanmanın önemini 5 temel neden ile sunuyor. Değerlendirmenize sunar, iyi bir hafta dilerim Saygılarımla VERİYE DAYALI HİZMETLERİ KULLANMAK İÇİN 5 NEDEN Endüstriye yüksek kaliteli endüstriyel elektrikli aletler, kalite güvence ürünleri, montaj çözümlerinin yanı sıra yazılım ve hizmet sunan Atlas Copco Endüstriyel Teknik, veriye dayalı hizmetlerin önemine dikkat çekiyor. Atlas Copco endüstriye, üretim süreçlerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamada veriye dayalı hizmetleri kullanmanın önemini 5 temel neden ile sunuyor. Büyük veri, nesnelerin interneti, bulut teknolojisi, artırılmış gerçeklik gibi günümüz dünyasında en çok konuşulan teknolojilerin bir araya getirilme yöntemi, akıllı fabrikaların hayata geçirilmesini sağlıyor. Gelişen otomasyon teknolojisinin sonucu olan akıllı fabrikalarda tüm üretim sürecinde insandan kaynaklı problemlerin ortadan kaldırılması ve üretimin sürekliliğinin sağlanması için de “veri” büyük önem taşıyor. Verinin etkin kullanımı verimliliğin ve kalite iyileştirmelerinin yolunu açıyor Günümüzde tüm cihazlar mümkün olduğunca fazla veri toplamayı hedeflese de verilerin yalnızca çok küçük bir kısmı ek değer oluşturmak için kullanılıyor. Üretim verileri; verimlilik kazanımları ve kalite iyileştirmeleri sağlama konusunda büyük bir potansiyel taşırken bu verilerin değer yaratacak şekilde kullanılabilmesi işletme maliyetlerini olumlu yönde etkiliyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik, üretim proseslerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamak adına endüstriye, veriye dayalı hizmetleri kullanmaları için 5 temel neden sunuyor. Veriye dayalı hizmetlerin kullanılması için 5 neden Şirketlerin veriye dayalı sisteme geçmesi için ilk sebep, bu sistemlerin gerçekçi hedefler belirlemeye yardımcı olmasıdır. Elde edilen bilgiler, hedefleri tanımlamaya ve onlara ulaşmak için stratejiler geliştirmeye olanak sağlar. Verilere güvenerek ulaşılabilir hedefler belirlenebilir ve doğru bilgiler sayesinde bunları uzun vadede uyarlayıp optimize edecek bilgiye sahip olunabilir. Buna “veriye dayalı kararlar” denir. Veriye dayalı bilgiler, karar alma süreçlerinin temelidir. Verilerden sağlanan analizleri uzman bilgisiyle birleştirmek, doğru karar alma süreçlerini güçlendirerek işletmelerin iş hedeflerine ulaşmasına yardımcı olur. Veriye dayalı servisler, ilk günden itibaren işletmelerin üretim kalitesinin takip edilmesine yardımcı olur. Veriye dayalı servislerden yararlanıldığında hat mühendisleri, kalite mühendisleri ve ekip liderleri sorunlar ortaya çıktıkça sürekli bilgilendirilir. Bu bilgi hızı, ekibinizin daha iyi seçimler yapmasına ve sorunları çalışma süresinde kayıp yaşamadan çözüm üretilmesini sağlar. Kullanılacak servisler, üretimde kayıplar yaşanmadan çözümler üretilmesine, ekibinizin daha iyi kararlar alarak hızlı aksiyon almasına olanak sağlar. Veriye dayalı servis çözümleri, operatör eğitimi veya proses optimizasyonu gibi üretimi iyileştirecek gerçek zamanlı bilgiler ve öneriler sağlar. Şirketteki herkes, verilerin sağladığı gerçek zamanlı bilgiler sayesinde yeni fikirler üretme olanağına sahiptir. Veriye dayalı hizmetler, işletmeye işle ilgili stresi azaltma konusunda yardımcı olur. Bu stres, genellikle gerçekçi olmayan hedeflere ulaşmaya çalışmaktan, beklenmeyen kalite sorunlarını düzeltmekten ve performansı nasıl artıracağınızı bilmemenin yarattığı hayal kırıklığından kaynaklanan baskıdan oluşur. Zaman içinde sistemde sunulan veri eğilimlerini takip eden yöneticiler; bireysel performansı izleyip değerlendirebilir, üretimdeki riskli alanları tespit edebilir ve sorunları çözmek için girişimler başlatabilir. Çağla Şenyürek Medya Direktörü +90 0535 332 25 04 +90 216 381 10 67 Burgazada Mah. Çınarlık Sok. No:6 Burgazadası / Adalar / İstanbul
Yapı Fuarı- Turkeybuild İstanbul %50 devlet desteği aldı.
17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde bu yıl 46’ncısı gerçekleşecek olan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul Balkanlar, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan bölgedeki en büyük, dünyada ise beş büyük yapı fuarından biri olma özelliğini taşıyor.Fuar hem yerel hem de yabancı katılımcıları bir araya getiren önemli bir platform görevi görüyor. Ziyaretçilerini cezbeden fuar, yeni iş birliklerinin kurulmasında da büyük rol oynuyor. İtalya, Rusya, Avusturya, Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden 319 katılımcıyı ağırlayacak olan fuar bu yıl %50 devlet teşviği ile destekleniyor. Bölgedeki en etkili iş platformu olmasının yanı sıra, Türk yapı sektörünün en uzun süredir düzenlenen fuarı olma niteliğini de taşıyan Turkeybuild İstanbul, 60’tan fazla ülkeden 400’ün üzerinde VIP satın almacıya da ev sahipliği yapacak. Fuara aynı zamanda bu sene 10.000’den fazla profesyonel alıcı bekleniyor. İKSD İş birliğiyle Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul 2024’te Özel İskele-Kalıp Salonu! İKSD ve ICA Build Fuarcılık A.Ş. iş birliğiyle, bu yılki Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul 2024 fuarında İskele Kalıp firmalarına özel bir salon oluşturuluyor.ICA Build Fuarcılık A.Ş. ve İKSD arasında yapılan bu iş birliği anlaşması ile fuara katılan firmaların daha fazla etkileşim yaratması amaçlanıyor. İskele-Kalıp Sanayicileri Derneği üye firmalarının da yer alacağı bu özel salon ile katılımcılar ürünlerini sergileme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı bulacak. Yapı Fuarı Direktörü Banu Keskin, “46. yılı deviren Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’a yabancı katılımcı, alıcı ve ziyaretçi ilgisinin katlanarak devam ettiğini özellikle belirtmek isterim. Stant satışlarının daha şimdiden %90’ı tamamlandı. Yoğun talebin devam etmesiyle birlikte bir salon daha açma imkânımız olabilir. Ekonominin canlılığını koruması, iş birliklerin sürdürülebilirliği için fuarlar kritik başarı faktörü. Bu durumu desteklemek adına oldukça verimli ve yol gösterici bir etkinlik programı hazırladık. Sektör önderleri tecrübeleriyle yeni fırsatları, sektörün gittiği yönü anlatırken, girişimcilerimiz yapı sektörünün geleceğine dair yeni iş modellerini, ürünlerini ve fikirlerini bizlere sunacak. Fuara katılımı teşvik etmek ve sektörümüzün daha da güçlenmesini sağlayan %50 devlet teşviği sektöre olan desteğin bir göstergesidir ve katılımcılara ekonomik açıdan önemli avantajlar sunmaktadır. Bu teşvik, sektörümüzün sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunacak ve Türkiye’nin yapı alanındaki güçlü kaslarını daha da güçlendirecektir. Bu önemli teşviği değerlendirerek sektördeki yenilikçi projelere katkıda bulunmak isteyen tüm katılımcıları fuarımıza bekliyoruz. Sektörün girişimcilerle bir araya gelerek daha yenilikçi, çözüm odaklı ve verimli sonuçlar elde edebilmesi, Türkiye’nin yapı alanındaki güçlü kaslarının daha da güçlenmesi adına oldukça önemli.ICA Build Fuarcılık A.Ş. olarak inşaat sektöründeki deneyimimiz ve bilgi birikimimiz ile sektörün öncülerine bu yıl yeni fırsatlar sunmak istiyoruz. 46. yılına giren Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’ da aynı zamanda İKSD ile yapmış olduğumuz iş birliğinin de diğer ilgili sektörler içinde örnek olacağı inancındayız. Sektöre değer katmaya ve birlikte daha başarılı projelere imza atmaya kararlıyız.” FUAR ZİYARETCİ OLMAK İÇİN TIKLAYIN :)) kaynak : ISTANBUL YAPI FUARI
BAŞKAN YILMAZ: “KADINLARLA YENİ BİR ÜRETİM HİKAYESİ YAZACAĞIZ”
Silivri Belediyesinin Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında yürütmüş olduğu “Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi” projesinin kapanış toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Yılmaz, “Silivri’de kadınlar üretiyor anlayışımızın bir gereği olarak, kalıcı ve köklü çözümler geliştirebilmek amacıyla, kooperatifçiliğin yaygınlaşmasını hedefleyerek birçok çalışma yaptık” dedi. Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın “Kadın varsa üretim var, üretim varsa hayat var” vizyonu doğrultusundaki çalışmaları sürüyor. Silivri Belediyesi, geliştirdiği projelerle ilçede yaşayan kadınları üretime teşvik etmeye devam ediyor. Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında 134.324 euro hibe almayı hak ettiği, 2021-1-TR01-KA220-ADU-000029357 numaralı “Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi” (Women Emprowerment In Agricultural Cooperatives) projesinin kapanış toplantısı, Silivri Eser Diamond Otel’de yapıldı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir’in hitaplarıyla başlayan program, Silivri Belediyesinin tarım alanındaki hizmetleri ve Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünün kooperatifçilikle ilgili video gösterileriyle devam etti. Toplantı kapsamında Silivri Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü Ziraat Yüksek Mühendisi Aslı Uçman, proje faaliyetine ilişkin sunum yaptı. Ardından Mimi Yenilebilir Çiçek Çiftçiliği Kurucusu Nesrin Demirer ve Grandma Akören Çiftçiliği Yetkilisi Özgün Akbayır tarafından konuşmalar gerçekleştirildi. ÖZDEMİR: “SİLİVRİ’NİN KADINLARI ÇOK ŞANLI” Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir, “Öncelikle bu projeye, tarıma ve kadınlara verdiği desteklerden dolayı Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Silivri’nin kadınlarının çok şanslı olduğunu belirtmek istiyorum. Buradaki yöneticiler Silivri’deki kadınlar için gayretle çalışıyor. Bizlerin görevi öğrenci yetiştirmek ve meslek edindirmek olsa da diğer bir görevimiz de halkımıza bilgiyi aktarabilmektir. Bu nedenle böyle bir projenin parçası olmak bizleri son derecek mutlu etti” dedi. ERTUĞRUL: “SİLİVRİ CİDDİ BİR TARIM VE HAYVANCILIK KENTİDİR” Özdemir’in ardından konuşan Silivri İlçe Tarım Müdürü Nuri Ertuğrul, “Silivri İlçe Tarım Müdürlüğü’müzde 2.200 adet kadın çiftçimiz ve 2.000’e yakın hayvansal işletmemiz kayıtlıdır. Silivri bu anlamda 60.000’e yakın hayvan varlığı ve 400.000 dönümlük arazisiyle ciddi bir tarım ve hayvancılık kentidir. Silivri, tarım ve hayvancılık adını önümüzdeki yıllara da taşıyacaktır diye düşünüyoruz. Silivri’ye Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yıllık 130 milyon TL’ye yakın destek vermekteyiz. Silivri Belediyesi de bizim en büyük çiftçilerimizden biridir. 4.000 dönüme tarımsal alan işletmektedir. Bu durum Türkiye içinde üreticilik anlamında büyük bir rakamdır. Silivri Belediyesi ile ortaklaşa birçok projelerimiz devam ediyor. Belediyemiz son 2 yıldır hayvancılarımızın aşılarını ücretsiz bir şekilde karşılıyor. Tarım ve hayvancılık konularındaki desteklerinden dolayı Başkanımız Volkan Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Kadınlarımızın başımızın üstünde yeri vardır diyor ve programımızın hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. BAŞKAN YILMAZ: “KADINLARIN GÜÇLENMESİNDE KOOPERATİFLERİN ÖNEMLİ ROLÜ VARDIR” Toplantıda bir konuşma yapan Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, “Avrupa Birliği Erasmus Projemiz olan Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi Projesinin kapanış toplantısında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Hayatın bütün yükünü omuzlamış ve bu yükle beraber dimdik yürüyen, cesaretiyle şanlı tarihimize damga vuran, günümüzün Nene Hatun’larına, Kara Fatma’larına, Şerife Bacı’larına, vatan, millet ve bayrak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan kadınlarımıza, en kalbi duygularla sevgilerimi iletiyorum. Günümüz, kadınların ekonomi ve kalkınmaya yön veren aktörleri olduğu bir sürece sahne oluyor. Kadınlar artık yalnızca anne ve çalışan değil, girişimciler olarak da karşımıza çıkıyor. İş dünyasında ve siyasette kadınları karar mekanizmalarında görüyoruz. Bu durumun tüm çevremize sirayet eden olumlu etkilerini tecrübe ediyoruz. Çağımızda güçlü bir ülkenin üç bileşeni vardır; güçlü kadın, güçlü aile ve güçlü toplumdur. Dolayısıyla, kadınları girişimci olmaya cesaretlendirmek ve imkân sağlamak, kalkınmada hızla yol almak demektir. Kadınların güçlendirilmesinde, kooperatiflerin…
Yeni Yatırım Fırsatı : Kazakistan
Kazakistan hakkında neden yatırım yapmalıyım cevabı aşağıdaki sunumda belirtilmiştir. Sunum Dosyası için Tıklayınız >>> Detaylı bilgi ve sunum için bizimle iletişim geçin . GSM : 0 532 466 60 68
İSTOÇ, ‘40. Olağan Genel Kurul’u ile yeni yönetimini belirledi.
“İSTOÇ’u dünya markası yapmayı hedefliyoruz” 1979 yılında 52 kurucu üye tarafından kurulan ve bugün züccaciyeden hırdavata, kırtasiyeden 2.el otomobile kadar 35 meslek grubunu barındıran Türkiye’nin en büyük toptancılar merkezi İSTOÇ, 40. Olağan Genel Kurulu’nu 20 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl vefat eden İSTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay’ın yerine, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Öner Yüksel getirildi. Öner Yüksel, İSTOÇ Saray Projesi’nde otel projesini iş merkezi projesine dönüştürüp AVM projesiyle beraber bağımsız bölüm halinde satmayı hedeflediklerini, tapuların alınmasının akabinde ise İSTOÇ’un yapı kooperatifinden işletme kooperatifi statüsüne geçmesi için adım atacaklarını kaydetti. Yüksel, “İSTOÇ’u dünya markası yapmak istiyoruz. Reklam ve tanıtım çalışmalarını bu yönde artıracağız” dedi. 1979 yılında 52 kurucu üye tarafından kurulan ve bugün züccaciyeden hırdavata, kırtasiyeden 2.el otomobile kadar 35 meslek grubunu barındıran Türkiye’nin en büyük toptancılar merkezi İSTOÇ, 40. Olağan Genel Kurulu’nu 20 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl vefat eden İSTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay’ın yerine, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Öner Yüksel getirildi.Genel Kurul’da Yönetim Kurulu’na seçilen diğer isimler, Aydın Deli, Ahmet Koç, Mehmet Duyulmuş, M. Mustafa Gönül, Muğdat Kargun, Tuncay Aslan, Kısmet Şener, İsmail Yanmaz, Mesut Öksüz, Kazım Zer olurken Denetim Kurulu’nda ise Fuat Çiftçi, Hasan Karakuş ve Necati Yaşar yer aldı. Faaliyet ve denetim kurulu raporlarının ele alınarak oy çokluğuyla onaylandığı Genel Kurul kapsamında İSTOÇ S.S. İstanbul Toptan Ticaret Depolama ve Küçük Sanayi Toplu İş Yeri Yapı Kooperatifi 2019 ve 2020 yıllarına ait bilançolar ve 2021’in tahmini bütçesi de paylaşıldı. Oylanan bütçe oy çokluğu ile Genel Kurul’da kabul edildi. Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, İSTOÇ’a uzun yıllar başkanlık eden ve yakın geçmişte hayatını kaybeden Nahit Kemalbay başta olmak üzere kuruma emek veren üyeleri anan İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Öner Yüksel, yeni yönetimin önümüzdeki dönemdeki hedeflerini aktardı. “Tapular alınınca işletme kooperatifine geçiş yapacağız” Öner Yüksel, yeni dönemde İSTOÇ’u dünya markası yapmayı amaçladıklarını kaydederek, bu yönde reklam ve tanıtım çalışmalarını artıracaklarını ve satış kanallarını geliştireceklerini açıkladı. Öner Yüksel, “Tüm dünyada rekabet dengelerinin değiştiği 21. yüzyıl tablosunda İSTOÇ, 1979 yılında bir hayalin peşinden atılan adımın gerçeğe dönüşerek bugüne değin varlığını sürdürdüğü, başarılı bir ticaret merkezi olma özelliğini koruyor. Biz de bu yıl 42. yılına giren İSTOÇ’un barındırdığı 35 ayrı sektörün zenginliğini dünya ticaretine taşıması ve marka olması vizyonuyla çalışacağız” değerlendirmesini yaptı. Yeni dönemde 1 milyar TL değerindeki İSTOÇ Saray Projesi’nde otel projesini iş merkezi projesine dönüştürüp AVM projesiyle beraber bağımsız bölüm halinde satmayı hedeflediklerini kaydeden ÖnerYüksel, “Projenin sonlandırılıp kooperatifi tasfiye ederek üye tapu sahiplerimizin hisselerini düşen geliri dağıtarak verdiğimiz sözü yerine getirmenin gururunu yaşamak istiyoruz” dedi. İSTOÇ’un yapı kooperatifi statüsünden işletme kooperatifine geçmesinin de hedeflendiğini açıklayan ÖnerYüksel, “Bu konuda gerekli hazırlıklarımızı tamamladık. Yaklaşık 300 işyerimizin tapusunu almayışı bu sürecin önünü tıkadı. Ancak tapuların alınmasının akabinde gereken adımları atacağız” diye konuştu. Trafik ve güvenlikle ilgili çalışmalar en üst düzeyde İSTOÇ’un en önemli sorunlarının başında trafiğin geldiğini hatırlatan Öner Yüksel, trafik sorununa karşı gerekli çalışmaların yapıldığını belirterek “İşlek bir ticaret merkezi olması dolayısıyla İSTOÇ’ta trafik sıfırlanamayacaktır ancak ticaret merkezinden transit geçiş yapan araçların giriş ve çıkışlarını azaltmamızın trafiğe etkisi çok olumlu oldu” dedi. 2019-2020 döneminde güvenlik önlemlerinin artırıldığına değinen Öner Yüksel, şöyle devam etti: “Güvenlik ekibine kalifiye personel alımı yapıldı. Ekibin ihtiyaç duyduğu araç, ekipman ve donanımın satın alınmasıyla güvenlik sorunları en aza indirildi. İSKİ ile yapılan çalışma sayesinde ise artık su saatleri…
DOĞAL AFET SADECE DEPREM DEMEK DEĞİL!
Türkiye’de uzun yıllardır deprem ile ilişkilendirilen doğal afet sigortasının algısını değiştirmeye yönelik çalışmalar başladı. DASK’ın teminat sunduğu risklere başta “sel” olmak üzere deprem dışındaki diğer tüm doğal afetler dahil edilecek. Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olmasına paralel zorunlu deprem sigortası sahibi olma bilinci de son yıllarda artış gösteriyor. Ancak genel sigortalılık oranına bakıldığında ise, nüfusun hala sadece yarısının doğal afet sigortası yaptırmış olduğu görülüyor. DASK’ın son açıkladığı verilere göre; Afet Sigortaları Kanunu kapsamında geçen yıl Ekim ayında 8,1 milyon olan poliçe sayısı, bu yıl aynı dönem itibarı ile 8.5 milyona ulaşarak %4,7’lik bir artış göstermiştir. Geçen Ekim ayında %56 olan sigortalılık oranı ise bu yıl aynı dönem itibarı %58,8 olmasının en önemli nedenlerinden biri ise DASK’ın sadece depremden kaynaklı hasarları teminat altına alması olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl ülkemizde yaşanan sel ve yangın felaketleri gösteriyor ki iklim krizi dünya genelini olduğu gibi ülkemizi de ciddi bir şekilde tehdit ediyor. İklim bilimcilerin de söylediği gibi iklim krizinden kaynaklı yaşanacak doğal afetler önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecek. Bu durum, sadece hayatlarımızı değil aynı zamanda ekonomik olarak da bizleri etkiliyor ve her sektörü olduğu gibi sigorta sektörünü de değişime yönlendiriyor. Monopoli Sigorta Kurucu Ortağı Erol Esentürk, “Doğal afetlerin sebep olduğu ve olacağı ekonomik kayıpların en aza indirilmesinde sigorta büyük rol oynuyor. Her ne kadar rakamlar geçen yıla göre daha iyi bir yerde olduğumuzu gösterse de yüzde 58,8 olan sigortalılık oranı gösteriyor ki hala önlem alma ve hasarın giderilmesinde beklenen noktada değiliz. Bu verilere baktığımızda, DASK poliçesinin kapsadığı risklerin genişletilmesinin mecburi olduğunu görüyoruz. Poliçenin genişletilmesi ile birlikte sigortalılık oranında da artış olacağını düşünüyorum.” dedi. Türkiye Doğal Afet Sigortasında Önemli Değişikliklere Gidiyor! Ülkemizde yaşanan doğal afetlerin sonucunda Türkiye, DASK poliçesinin teminatı altına aldığı riskleri genişletmek için çalışmalara başladı. Resmi Gazete’de yayımlanan 2022 YılıCumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortası tasarımına ilişkin çalışmalar hızlandırılacak. Aynı zamanda zorunlu deprem sigortası beyanı ve ödemesinin etkin şekilde takip edilmesi ile birlikte doğal afet sigorta poliçe sayısının artırılması hedefleniyor. Esentürk,“İklim krizinin etkilerini ülkemizde de derinden hissettiğimiz günlerde DASK’ın teminat sunduğu risklere, başta sel olmak üzere deprem dışında kalan diğer doğal afetlerin de dahil edilmesine yönelik yapılan çalışmalar, hem sigorta sektörü hem de ülkemiz adına önemli bir adım olma niteliği taşıyor. Bu durum hem sigorta bilincini artırmaya etken olacak hem de doğal afetlerin doğuracağı riskleri minimize edecektir.” diye belirtti. Doğal afet sigortasına karşı olan algının değiştirilmesi ve sigortalılık oranının yükseltilmesi konusunda sigorta firmalarına da büyük iş düştüğünü belirten Erol Esentürk, “Biz Monopoli Sigorta olarak dünyanın ve doğanın sürdürülebilirliği için artık her ticari girişimin sosyal fayda yaratan projeler üretmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu bilinçle kurduğumuz “Monopoli ile Değer Katanlar Platformu” çatısı altında gerçekleştireceğimiz faaliyetlerimizde, tüm paydaşlarımız ve iş ortaklarımız ile beraber daha iyi bir dünya için kendi sektörlerimizde neler yapabileceğimize dair tecrübe ve fikir paylaşımı gerçekleştirmeyi ve sonucunda değer yaratan projeler üretmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Perakende sektörü 2021 yılında dijitale odaklanıyor
Analistlere göre 2021 yılı, moda sektöründe tüketicilerin gardıroplarını yenilemeye odaklandığı bir yıl olacak. Covid-19 salgınının sona yaklaşması da bunda büyük bir etken olacak. Bu çerçevede moda sektörü perakendecilerinin de dijital yöntemlere odaklandığı bir yıl göreceğiz. 2020 yılı, herkesin tahmin ettiğinden farklı bir yıl oldu. Covid-19 salgını ortaya çıktı, insanlar karantina altına alındı, hastalığa karşı aşılar geliştirildi. Bu durum, tüketicilerin her anlamda endişe duymalarına sebep oldu. Perakende sektörü ve analistler ise, bu gelişmeler ışığında 2021 yılının nasıl bir yıl olacağını tahmin etmeye çalışıyor. Koronavirüs aşıları, 2020’nin ortaya çıkardığı alışveriş trendlerinin çoğunu değiştirebilir. Dünyada yeni bir normal oluşmaktayken, bazı değişikliklerin yerinde kalması ve hızlanması da muhtemel. “2020’de ilgi gören kategoriler 2021’de güç kaybedebilir” NPD Group Endüstri Danışmanı Marshal Cohen, 2020 yılında giyim, güzellik ve ayakkabı gibi perakende sektörü kategorilerine talebin azaldığını hatırlattı. Bununla birlikte, 2021 yılında bu kategoriler “güçlü” bir talep görebilir. Aynı zamanda, 2020 yılında ev eşyaları ve evde yaşama hitap eden diğer kategoriler ilgi görmesine rağmen, 2021 yılında bu kategoriler güç kaybedebilir. NPD Group’a göre, oyun ve evde üretim alanı gibi diğer büyüme alanları, salgın sonrası büyümelerini sürdürebilir. Bununla birlikte özellikle perakende sektöründe 2021 yılında bazı yeni alışveriş alışkanlıklarının sürmesi de muhtemel. Cohen’in belirttiğine göre, 65 yaş üstü tüketicilerin e-ticaret alışverişleri yıl boyunca güçlü bir şekilde sürdü. Bazı yaşlı tüketiciler aşılamadan sonra geleneksel alışverişe geri dönebilir. Bununla birlikte, “yaşlı tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını uzun vadeli takip etmenin önemli olacağı” vurgulanıyor. Bu sayede 65 yaş üstü tüketicilerin e-ticareti benimseyip benimsemediği daha iyi anlaşılacak. Ek olarak, bu yaş grubu için online alışverişin geleneksel alışverişin yerini ne ölçüde aldığını izlemek de faydalı olacak. B. Riley Menkul Kıymetler Analisti Susan Anderson, 2021 yılında “gardıropların yeni deneyimler için güncelleneceği” bir yıl olacağını tahmin ediyor. Moda perakende sektörü pazar büyüklüğünün yüzde 40’tan yüzde 25’e düştüğü bir yılın ardından Anderson, 2021 yılında tüketicilerin ‘get out’ olarak tanımlanan modanın geri dönüş yapmasını beklediğini söyledi. Perakende sektöründe dijital hala en önemli öncelik Deloitte anket verilerine göre, dijital alandaki hızlanma, 2021’e giren perakende sektörü yöneticilerinin yüzde 88’i için bir öncelik olmaya devam ediyor. Bu durum perakendenin nasıl dönüşeceğine dair en önemli ayrıntılardan biri. Geçtiğimiz yılda da, Deloitte InSightIQ harcama verisi analizine göre, ilkbahar ve tatil sezonunda online alışveriş harcama payı, perakende sektörü pazarının yüzde 40’ına ulaşmıştı. Deloitte’nin yakın tarihli bir raporunda, “Virüs salgını, dijital etkileşim hacmini eşi görülmemiş seviyelere taşıdı. Perakendecilerin çoğu 2021 yılına kadar dijital etkileşimlere yönelik talebin artmasını bekliyor.” bilgisi yer aldı. Çok kanallı satış ve “kaldırımdan teslim” Geçtiğimiz yıl artan tek şey dijital dönüşüm olmadı. Çok kanallı satış kavramı, dijital ve mağaza operasyonlarının harmanlanmasıyla da alışveriş konseptinin tam merkezinde yer aldı. Çok kanallı satış, perakende sektöründe büyük bir güç olmaya devam edecek gibi görünüyor. NPD’nin kasım ayında yaptığı bir araştırmaya göre, tüketicilerin yüzde 34’ü Covid-19 kısıtlamaları başladığından beri ürünleri e-ticaret yoluyla satın aldı. Ayrıca, ürünlerini mağazadan teslim almayı tercih ettiler. Tüketicilerin yüzde 31’i ise yeni bir konsept olan “curbside pickup” yöntemini kullandıklarını söyledi. Türkçeye “kaldırımdan teslim” şeklinde çevrilebilecek bir kavram olan “curbside pickup” yönteminde, insanlar arabalarından dahi inmeden ürünlerini teslim alabilecek. McDonalds’ın arabaya servis hizmetine benzer bir kaldırım teslim sistemi Walmart tarafından başlatıldı ve bu bir ilk oldu. “Çok kanallı satış konsepti sona erebilir” AlixPartners Başkan Yardımcısı Alexa Driansky, bir blog yazısında, 2021 yılında çok kanallı satış konseptinin üstüne düşünülüp sona ereceği bir konsept gibi göründüğünü yazdı.…
Yeni dünyanın akıllı otelleri geliyor
COVID-19 salgınıyla hayatımıza bir daha çıkmamak üzere giren akıllı otel uygulamaları birçok eski alışkanlıklarımızla ile vedalaşmamızı sağlıyor. Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, kişiselleştirilmiş hizmetler ve elbette robotlar… Önümüzdeki yıllarda oteller, bambaşka özellikler ve sıra dışı bir hizmet anlayışıyla hizmet verecek. İşte baş döndüren özellikleriyle akıllı otel uygulamaları… Hizmetler (Akıllı Telefon Otel Uygulaması) Gelişmiş arayüz ile sunulan zengin kriter seçeneği ile uygun otel arama Resepsiyonisti beklemek zorunda kalmadan otele giriş yapabilme NFC özellikle akıllı telefonu kimliğin tanınması ve telefonu oda anahtarı olarak kullanabilme Otel odasının ısı, ışık, mini bar v.b. kaynaklarını yönetebilme Konsiyerj hizmeti olarak restoran, spa, havuz, fitness salonu gibi otelin farklı departmanlarının yanı sıra turistik yerlerin açıklamaları da dâhil olmak üzere sunulan otel rehberi hizmetine erişebilme Daha kapsamlı görselleştirme sağlamak amacıyla kullanılan multimedya içerikten faydalanabilme Otel ortamını ses ve grafikler şeklinde sanal bilgisayar tarafından üretilen arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile görüntülemek ve çevredeki yerler hakkında telefonun ekranını tutarak arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile bilgi alabilme Otelde çıkış işlemlerini yaparak, mini barda tükettikleri içkiler ve ekstra ödemelerin de eklendiği faturayı uygulama aracılığıyla ödeyebilme Temassız ödeme ile otel içinde ödemeleri yapabilme Kişiselleştirilmiş Servisler Akıllı otel sistemi, müşterilerin TV, klima, mini bar kullanımı ve kullanılan hizmetler hakkında geçmiş tercihlerini müşteri profili veri tabanında tutar ve sonraki gelişlerinde bu verilere göre hizmetlerini kişiselleştirir. (Otel odasındaki mini bar önceden en çok tercih edilen içeceklerin konması) Akıllı Kart Önceden para yüklenen kart ile otel içinde alışveriş yapabilme Kiosk Mobil uygulama ile sağlanan tüm hizmetlere erişebilme Akıllı karta para yükleme Akıllı Servis Personeli Restorandaki otel personelinin el cihazına yüklü yazılımı kullanarak, müşterilerin geçmiş tercihlerinin yanı sıra demografik bilgilerini de kullanarak müşteriye menü öğeleri tavsiyesi yapabilme Akıllı Oda Müşteri, odada sesli komut ile oteldeki aktiviteler hakkında bilgi almak istediğini söylediğinde, akıllı büyük ekranlara oteldeki günlük aktiviteler, kahvaltı/öğle yemeği zamanlarının ve menülerin yansıtılması. Sonrasında, akıllı büyük ekranların değiştirilebilen duvar kağıdı görünümü alması Ses komutları ile banyodaki suyun sıcaklığının ve basıncının ayarlanabilmesi ve banyodaki akıllı büyük ekranlardan istediği videoyu ses komutlarıyla açabilmesi Odadaki sensörlerin oda koşullarını sürekli takip ederek gerekli durumlarda konuklar uyurken bile klimayı sıcaklık ve nem için otomatik olarak ayarlaması Konukların sağlık durumlarında acil bir durum oluştuğunda, sistemin doktora haber vermesi. Tuvaletteki sensörlerin idrardaki kan ve şekeri ölçerek sorunlu bir durum algılandığında gerekli ilk yardım önlemlerinin alınması. Çocuk Takip Bileklikleri Müşterinin RFID özellikli bileklikleri takan çocuğunu, büyük ve kalabalık oyun alanında cep telefonu aracılığı ile hem kameradaki görüntülerinden hem de kolundaki bileklik aracılığı ile konumundan takip edebilmesi Personel Performans Yönetim Sistemi Gerçek zamanlı servis ve bekleme sürelerinin sensörler ve servis personelinin kullandığı el cihazı aracılığı ile alınması. Performansı yönetilen ve ücretlendirilen personelin verimliliğinin artması ve bu veriler sayesinde sistemde sorunlu yerlerin kısa sürede tespit edilip gerekli çözümlerin geliştirilmesi ve böylece hizmet hızının artması. Akıllı Otel Kaynakları Yönetimi Mini barda yer alan RFID okuyucularından alınan bilginin, ilgili otel personelinin el cihazına bu içeceğin yenisini koy şeklinde görev bilgisine dönüştürülmesi. Stoğa dair gerçek zamanlı verilerin tutulması, böylece herhangi bir müşterinin bir şeyin bitmesi sebebi ile herhangi bir problemle karşılaşmaması. Hayaller gerçeğe dönüşürken zamanın ruhunu yakalayanlar ancak geleceği öngörecek şekilde bir yol haritası planlayabilir. Ünlü fütürist Dr. James Canton geleceğin otelleri araştırmasında öne çıkan yardımcı robotlar konuklarına güler yüzle ve en içten şekilde hoş geldiniz diyebilir mi? Bizim bu yeniliklerin tamamını görmeye ömrümüz yeter…
Bakan Ersoy’da katıldı… Turizmin geleceği için 7 ilke belirlediler
G20 Dönem Başkanı İtalya’nın ev sahipliğinde, aralarında Türkiye’den Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da bulunduğu G20 ülkelerinin Turizm Bakanları, video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Toplantının ardından İtalya Başbakanı Mario Draghi ve Turizm Bakanı Massimo Garavaglia basın toplantısı düzenledi. Açık ve sade kurallar uygulamalıyız Başbakanı Draghi, “Turistlerin bize güvenli şekilde gelmelerini sağlamak için açık ve sade kurallar sunmalıyız. ‘Avrupa Yeşil Geçiş Belgesi’, haziranın ikinci yarısından itibaren hazır olacak. Bu arada, İtalyan hükümeti, mayıs ayının ikinci yarısından itibaren yürürlüğe girecek olan ulusal düzeyde yeşil geçiş belgesi belirledi.” dedi. Kovid-19 salgınının kendilerini kapanmaya yönelttiğini ama yeniden dünyanın dört bir yanından turistleri ağırlamaya hazır olduklarını dile getiren Draghi, “İtalya’da turizmin eskisinden daha güçlü şekilde geri döneceğinden şüphem yok.” diye konuştu. Bakan Garavaglia, Kovid-19 salgınından ağır şekilde etkilenen turizm sektörünün geleceğini ele aldıklarını belirterek, “Bugünkü toplantının en önemli sonucunun dünya turizminin ilkelerinin belirlenmesi olduğuna inanıyorum. Gururla söyleyebilirim ki; ‘Turizmin geleceği için G20 Roma İlkeleri’ olarak bilinecek bu ilkeler 7 alana odaklanıyor.” ifadelerini kullandı. 7 ilke belirlendi Garavaglia, 7 ilkeyi şöyle açıkladı: “Bunlar; uluslararası güvenli seyahat girişimlerini destekleme ve koordine etmeye yönelik güvenli seyahat ilkesi. Turizmin geleceğindeki krizlerin etkisini azaltmak için kriz yönetimi. Sağlam bir turizm sektörü için dayanıklılık. Turizmin tüm paydaşlarını bir araya getirmek için kapsayıcılık. Küresel ve yerelde sürdürülebilir turizm için yeşil dönüşüm. Sektör paydaşlarının dijital fırsatlardan yararlanması için dijital geçiş ve kaynakları turizmde sürdürülebilir bir geleceğe yoğunlaştırmak için yatırım ve altyapı.” İtalyan bakan, toplantıda Avrupa Birliği (AB) İç Pazar Komiseri Thierry Breton’dan, Kovid-19 salgınıyla mücadele için getirilen seyahat kısıtlamalarına karşı serbest seyahat için hazırlanan “Dijital Yeşil Sertifika”nın tanıtımının hızlandırılmasını ve bunun Avrupa’ya gelmek isteyen üçüncü ülke vatandaşlarına da genişletilmesini istediğini de ifade etti. Garavaglia ayrıca, Kovid-19 salgını dolayısıyla İtalya’da turizm sektörünün zararının 28 milyar avroyu bulduğu bilgisini de paylaştı. G20 Turizm Bakanlarının toplantısının ardından çıkan sonuç bildirgesinde de bakanların turizmin toparlanması ve küresel büyümeye katkısını desteklemek, buna yönelik somut yönlendirici ilkeleri görüşmek ve fikir birliği oluşturmak üzere İtalya’nın G20 Dönem Başkanlığı’nda bir araya gelindiği belirtildi. Bildirgede, turizmin Kovid-19 salgınından en çok etkilenen sektörlerden biri olmaya devam ettiği vurgulanırken, uluslararası turist varışlarının 2020’de yüzde 73 oranında azaldığına ve küresel düzeyde seyahat sektöründe yaklaşık 62 milyon istihdam kaybı yaşandığına dikkat çekildi. Bildirgede, hükümetlerin söz konusu krizin turizm sektörü üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve sektörü desteklemek için etkileyici adımlar attığı kaydedilirken “Suudi Arabistan’ın 2020 Dönem Başkanlığı sırasında kararlaştırılan eylemlere bağlılığımızı yineliyor ve daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini kabul ediyoruz.” ifadesi yer aldı. Kaynak : Turizm Ajansı
25 ülkede yapılan ‘Tatil’ araştırmasının sonuçları açıklandı
25 ülkede 3 bin 500’den fazla kişinin katılımıyla yapılan tatil araştırmasının sonuçları yayınlandı. Son 1 yılda pandemi ve kısıtlamalar nedeniyle seyahat edemeyen milyonlarca kişinin, 2021 yılında aşılama çalışmalarının giderek yaygınlaşmasıyla seyahat ve tatil konusunda harekete geçeceği öngörülüyor. Bu bağlamda sektörün, bu yıl toparlanmaya geçmesi bekleniyor. Her 100 kişiden 71’i önümüzdeki dönemde seyahat etmeyi düşünüyor Simon-Kucher Partners’ın salgın sonrası otel, turizm ve eğlence sektöründeki değişen tüketici alışkanlıklarını inceleyen araştırma sonuçları, 2021’de seyahat talebinin önemli ölçüde artacağını gösteriyor. 25 ülkede 3 bin 500’den fazla kişinin katılımıyla yapılan araştırmaya göre tatil amaçlı seyahat eden her 100 kişiden 71’i önümüzdeki dönemde seyahat etmeyi düşünebileceğini açıkladı. Katılımcıların yüzde 29’u seyahat için kendilerinin veya halkın çoğunluğunun aşı olmasını bekleyeceğini dile getirirken, yüzde 30’u da seyahatle ilgili kısıtlamaların kaldırılmasının yeterli olduğunu söyledi. Ekonomistler ve turizm sektörünün öncüleri ise otel, turizm ve eğlence şirketlerinin değişen tüketici alışkanlıklarına uyum sağlamaları ve 2021 ile 2022 yılı için gerekli hazırlıkları yapmalarının büyük önemini vurguluyor.
Turizm sektörüne yardımı 28 milyar euroyu buldu
Dünyanın en fazla ziyaret edilen ülkesi olan Fransa koronavirüs salgınından büyük darbe yiyen turizm sektörü için kesenin ağzını açtı. Avrupa’da Covid-19 salgınından en fazla etkilenen ülkelerden olan Fransa’da ekonominin çarklarının dönmesini sağlayan sektörlerden biri de turizm. Turizm sektörüne yardım miktarı 28 milyar euroyu buldu Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı Jean-Baptiste Lemoyne koronavirüs salgını döneminde turizm sektörüne yapılan yardımın 28 milyar euroyu bulduğunu açıkladı. Lemoyne, Şubat ayındaki açıklamasında ülkeye turist gelememesi nedeniyle sektörde büyük kayıp yaşandığını belirterek, korona krizi nedeniyle 2020 yılındaki turizm gelirlerinde 60 milyar euro düşüş yaşandığını kaydetmişti. Dünyanın en fazla ziyaret edilen ülkesi olan Fransa ekonomisinde turizm en önemli sektörlerden biri konumunda. Turizm sektörü ve sektörle bağlantılı harcamaların OECD’nin 2018 verilerine göre gayrisafi yurtiçi hasıladaki payı yüzde 7’yi buluyor. Sektör 1,4 milyon kişiyi doğrudan istihdam ederken, dolaylı istihdam edilenlerle beraber bu rakam 2 milyon kişiyi buluyor. Fransa 89,4 milyon turist sayısı ile 2018 yılında rekor kırmıştı. 2018’de 40 milyondan fazla turist sadece Paris’i ziyaret etmişti. Ülke salgından önce 2020 yılı için 100 milyon turist hedefi koymuştu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre Fransa’da koronavirüs salgınında toplam vaka sayısı 5,68 milyonu geçerken, salgında 105 binden fazla kişi de yaşamını yitirdi. Fransa ABD, Hindistan ve Brezilya’nın ardından dünyada en fazla vaka sayısına sahip dördüncü ülke konumunda bulunuyor. Türkiye beşinci sırada yer alıyor. (Deutsche Welle Türkçe)
Engin Sertoğlu: Antalya, 20 Haziran’dan itibaren yoğun taleple karşılaşacak
İngiltere – Türk Seyahat Acentaları Birliği (BTTAA) Başkanı Engin Sertoğlu turizm sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. İngiltere Türkiye’yi gelişlerde 10 gün otelde karantina zorunluluğu uygulanan “kırmızı listeye” dahil etti. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan BTTAA Başkanı Engin Sertoğlu beklentilerinin 17 Mayıs’tan sonra 3 haftalık periyodlarla yapılacak değerlendirmeler olduğunu söyledi. 20 Haziran’da Türkiye’nin ‘Yeşil’ listeye alınmasını bekliyoruz 7 Haziran tarihinde listelerle ilgili tekrar bir değerlendirme yapılacağını belirten Sertoğlu, ” 7 Haziran tarihindeki değerlendirmede beklentimiz Türkiye’nin tekrar sarı ülkeler seviyesine alınması. Sarı ülkeler seviyesine alındığı zamanda Türkiye’den dönüşte evlerde 10 günlük zaruri bir karantina uygulamasını ve ikinci, sekizinci günlerde PCR testi yapılma zorunluluğu getiriyor. Bu da farklı bir maliyet oluşturuyor. Bu nedenle turizm hareketliliğinin düzenli şekilde başlayamayacağını düşünüyoruz. Fakat yine 3 hafta sonrasında Haziran’ın 20’si gibi bu uygulamanın tekrar gözden geçirilmesi ve Türkiye’nin yeşil ülkeler konumuna gelmesini bekliyoruz” diye konuştu. Antalya, 20 Haziran’dan itibaren yoğun bir taleple karşılaşacak 20 Haziran’dan itibaren Antalya’nın yoğun bir taleple karşılaşacağını söyleyen Engin Sertoğlu “Pandemi kısıtlamalarının ortadan kalkmasını ve yolcuların rahatlıkla turistik hareketlerine başlamasını temennimiz. Bu anlamda düzenli turizmin 20 Haziran itibari ile başlaması ve Kasım ayının son günlerine kadar devam etmesini bekliyoruz. Antalya 20 Haziran itibari ile yoğun bir talep ile karşılaşacak. Belli hava yolu şirketleri, her gün uçuş şeklinde seferler planladı. Bu sayılar daha önce yoktu, bu uygulama yeni. Antalya’ya her gün İngiltere’den düzenli uçuşlar gerçekleşecek. En yoğun şekilde İngiltere’nin farklı şehirlerinden de uçuşlar gerçekleştirecek. Hızlıca kaybettiğimiz sezonun ilk periyodunu, son periyod ile yakalayıp sayılara ulaşmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu. İngiliz turistin Türkiye’yi seçeceğini söyleyen Sertoğlu, “Türkiye’nin vaka sayılarının güvenliği ve düzgünlüğü bu bağlamda önem teşkil ediyor. İngiltere, bu konuda çok hassas davranıyor. Kısıtlamaların kalkmasından sonra çok yoğun bir hareket olacaktır. Kaybettiğimiz Nisan-Mayıs ve Haziran ayının ilk 3 haftasını sezonun sonuna ekleyerek toparlamayı planlıyoruz. İngiliz turist yoğun bir şekilde Türkiye’yi seçecektir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin kırmızı listeye alınmasının bir sebebi de Şampiyonlar ligi finali Kırmızı listeye Türkiye’nin dahil olmasının bir diğer sebebinin de Şampiyonlar Ligi finali olduğunu söyleyen Sertoğlu, “Türkiye’nin acilen kırmızı listeye alınmasının bir önemli sebebi de 29 Mayıs’ta oynanması planlanan Şampiyonlar Ligi finalidir. Şampiyonlar Ligi finali İstanbul’da gerçekleşecek. Bu anlamda İngiliz Hükümeti, var gücüyle bastırıyor ve maçın İngiltere’ye alınması için elinden gelen çabayı gösteriyor. Kırmızı çizgiye girişimizdeki bir diğer etken bu maçın var olma sebebi. Bu bize 1 aylık bir zaman kaybına sebep oldu, ciddi büyük mali kayıp meydana geldi” açıklamalarında bulundu.
Türkiye o ülkeyle anlaştı: Test ve karantina yok
Türkiye, Avrupa ülkesiyle aşı olanlar için anlaşmaya vardı. Türkiye ile Macaristan’ın PCR testi ve karantina zorunluluğu olmadan girişler konusunda anlaştıkları bildirildi. Bugünden itibaren aşı olanlar PCR testi ve karantina olmadan Macaristan’a gidip gelebilecek Macaristan Büyükelçiliği’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, iki ülke arasında yapılan anlaşma gereği uygulamaya yarından itibaren başlayacağı belirtildi. Açıklama şöyle: “11 Mayıs 2021 tarihinden itibaren, Schengen vizesi alan veya halihazırda geçerli bir Schengen vizesine sahip olan, yetkili Türk makamları tarafından verilmiş bir Covid-19 aşılama sertifikasına sahip olan Türk vatandaşları veya Türkiye’de yasal olarak ikamet eden üçüncü ülke vatandaşları, PCR testi ve karantina olmadan Macaristan’a girebileceklerini bildirmek isteriz. Bu şartın başka Schengen ülkeye giriş yapmak için değil, sadece Macaristan sınırlarının içinde uygulanacağını bildirmek isteriz. Vize alabilmek için önceden satın alınmış uçak bileti ve önceden ödenmiş onaylanmış konaklama belgesi şarttır. Ayrıca, yetkili Macar makamları tarafından verilen Covid-19 aşılama sertifikasına sahip olanlar, PCR testi ve karantina zorunluluğu olmadan Türkiye’ye giriş yapabildiklerini, ve Macaristan’a döndükten sonra sınır geçişindeki tıbbi muayene Covid-19 hastalığının semptomlarını göstermedikleri sürece karantina zorunluklarını olmayacağını bildirmek isteriz.Ayriyeten, pandemi döneminde Türkiye ve Macaristan’a giriş koşulları değişmediğini bildirmek isteriz.”
‘Avrupa’nın En Yeni 25 Oteli’ arasında gösterildi… Sezonu bu ay açıyor
İngiltere’nin önde gelen gazetesi The Telegraph tarafından ‘Avrupa’nın En Yeni 25 Oteli’ arasında Türkiye’den de bir otel gösterildi. Bodrum Loft, İngiltere’nin önde gelen gazetesi The Telegraph tarafından ‘Avrupa’nın En Yeni 25 Oteli’ arasında gösterildi. Bodrum Loft’tan yapılan açıklamaya göre, Bodrum’da Göltürkbükü ile Torba arasındaki Cennet Koyu’na komşu bölgede yer alan ve açıldığı geçen yıldan bu yana Bodrum’un vazgeçilmezleri arasına giren Bodrum Loft, Avrupa’nın en yeni 25 oteli arasındaki yerini aldı. The Telegraph’ın ‘Avrupa’nın En Yeni 25 Oteli’ listesinde İtalya, İspanya, Fransa otelleri başı çekerken, Türkiye’den sadece Bodrum Loft yer aldı. The Telegraph’ın yazısında , ‘Yamaç üzerinde geleneksel bir Ege balıkçı köyü gibi konumlandırılmış Bodrum Loft’ta dış mekan yaşam alanları deniz meltemlerinin içeri girmesine izin veriyor. Öte yandan, binaların yapım malzemesi manzarayla uyumlu bir şekilde rüstik bir incelikle kullanılmış. Tamamı villalardan oluşan Bodrum Loft, bu mayıs Türkiye kıyısından önemli bir sıçrama yapacak.’ ifadeleri kullanıldı. Sezon’u Mayıs’ta açıyor Akfen İnşaat’ın yaptığı, Tabanlıoğlu Mimarlık’ın projelendirdiği ve Akfen Turizm’in işlettiği Bodrum Loft’ta 2021 yaz sezonu mayıs ayı ile birlikte açılıyor. Bodrum Loft’ta, sosyal izolasyona imkan veren bağımsız ve mutfakları da içerisinde yer alan otel villaları, kısa ve sezonluk kiralama seçenekleri ile sunuluyor.
Mehmet Dahaoğlu: Ukrayna yüzümüzü güldürüyor
11-13 Mayıs’ta Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlenen turizm fuarı UITT’ye Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) ve Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD)’de katıldı. ALTAV ve ALTİD Başkan Yardımcısı Mehmet Dahaoğlu, “Pegasus Havayolları 28 Mayıs’tan itibaren haftada 3 kez Kiev’den Alanya–Gazipaşa Havalimanı’na sefer düzenleyecek” dedi. Ukrayna’nın en büyük şehri ve başkenti Kiev’de Alanya tanıtımı yapıldı. Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) ve Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkan Yardımcısı Mehmet Dahaoğlu, fuar izlenimlerini aktardı ve yapmış olduğu temaslar sonrasında şu bilgileri verdi: 11-13 Mayıs 2021 tarihleri arasında Kiev’de 26’ncısı düzenlenen turizm fuarı UITT’ye Turizm Bakanlığı ile birlikte katıldık. Turizm Bakanlığı 300 metrekarelik bir Türkiye adası ile fuarda yerini alıyor. Coral Travel, TUI ve Pegas Touristik fuarda tur operatörleri olarak yerlerini aldı. Türkiye’nin Kiev Büyükelçisi Yağmur Ahmet Güldere de standımızı ziyaret etti. Geçen yıllarda çok yoğun ziyaretçi alan fuara pandeminin etkisiyle ilgi düşük oldu. Pandemi yasakları sebebiyle daha önce 2 kez ertelenmiş olan fuarın gerçekleşebilmiş olması bile başarı olarak düşünülmeli. Nüfusu 44 milyon olan Ukrayna’dan 2019 yılında 800 bin civarında turist gelmiş iken 2020’de Antalya ve bölgesine 560 bin turist geldi. Yani pandemi nedeniyle Ukrayna, turist sayısına göre en az etkilenen ülkelerden biri oldu. ‘THY’den haftada 73 sefer var’ Hali hazırda, 22 Nisan’da Sağlık Bakanlığımızın tavsiye niteliğinde göndermiş olduğu yazıya göre 16 ülke vatandaşı için 15 Mayıs itibari ile Covid 19-PCR testi zorunluluğunun kaldırılacağı söylenmişti. Türk Hava Yolları bunu kendi web sitesinde duyurmaya başladı ve satışlarına biraz da olsa hareketlilik kazandırdı. Fakat henüz bu karar hayata geçmedi, zira bu yazıyı İçişleri Bakanlığının genelge ile Sivil Havacılık Kurumuna bildirmesi gerekiyor ki onlar da diğer ülkelerdeki sivil havacılık kurumlarına, sınır kapılarına, emniyete ve konuyla alakalı ülke giriş çıkışlarında sorumlu kişilere de göndersinler. Halen Türk Hava Yollarının Ukrayna’dan Türkiye’ye haftada 73 uçuşu var. Bunların 63’ü İstanbul, geri kalanlar Dalaman ve Ankara olarak gerçekleşiyor. Umarız bu uçuşlara Alanya-Gazipaşa Havalimanı (GZP) veya Antalya uçuşu da eklenir. Güzel bir gelişme de Pegasus Havayolları’nın 28 Mayıs’tan itibaren GZP’ye uçuş başlatıyor olması. Uçuşlar haftada 3 kez Kiev’den GZP’ye olacak. Pandemide dahi yüzümüzü güldüren Ukrayna’dan umarız çok daha fazla turist alırız. Kaynak: Turizm Ajansı
Mehmet İşler: Haziran’ı da kaybettik, en iyi ihtimalle…
Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı ve Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler çarpıcı açıklamalar yaptı. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı ve Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın sorularını cevaplandırdı. İşler, şu anda tüm otellerin borçlu olduğunu, kenara koydukları parayı da 2020’de tükettiklerini söyledi. Birçok tesis yok pahasına Körfez ülkelerindeki finans şirketlerinin avı haline gelecek İşler, “2021’de bu gemiyi 2022’nin turizm sezonuna yüzdürebilmeleri gerekecek. Destek verilmezse geminin yüzdürülmesi zor. Sektörün ciddi finans riski var. Birçok tesis yok pahasına özellikle Körfez ülkelerindeki finans şirketlerinin birer avı haline gelecek” uyarısında bulundu. Haziran’ı da kaybettik Sezonun ne zaman başlayabileceğine yönelik açıklamada yapan İşler şöyle konuştu: ” İstanbul’da Şampiyonlar Ligi finali yapılacaktı. İngiltere birdenbire Türkiye’yi kırmızı listeye aldı. İyimser hava kendini tekrar kötümserliğe bıraktı. İngiltere ile yakaladığımız olumlu hava şu anda bekle gör durumuna geçti. Onlarla konuştuğumuzda iyi senaryoya göre en erken gelişlerin temmuz başında olacağını söylüyorlar. Zaten temmuzdan önce Almanya’dan veya herhangi bir Avrupa ülkesinden uçuş beklemiyoruz. Yani haziran ayını da kaybetmiş gibi görünüyoruz. Ağustosta Rusya ve diğer ülkeler gelmeye başlarsa ne âlâ. Bunlar iyi senaryo. Mart ayındaki vaka ve ölüm sayılarının artmasından dolayı turizm sektörünün bu sezonu kaybetme riski var. 15 Temmuz gibi turist gelmeye başlar İşler, ” Eğer şu andaki vaka ve ölüm sayısını kapanmanın biteceği 17 Mayıs’a kadar düşürebilirsek, aşılamayı artırabilirsek bile en erken turist gelişleri haziran ayı ortasını ya da sonunu bulur. Aşılamaları hızlandırırsak iyi ihtimalle yabancı turist Temmuz 15 gibi gelmeye başlar. Bu da turizmcinin istediği rakamlar olmaz ve umudu var diye göstermez.” diye konuştu. Turizm sektörüne destek ve teşvikler verilmesi gerekiyor Geçen yıl açmayan tesislerin bu yıl açıldığını belirten İşler, ” Açılacak tesis sayısı daha çok ama turist sayısı ne olacak belli değil. Geçen yıl 16 milyon turist gelmişti, bu yıl 30 milyon hedefleniyor. Diyelim ki 20 milyon geldi, açılan otel sayısıyla oranlarsak turizmci 2020’yi de arar olacak. Çünkü 2020’de açmayanlar birikimlerini yediler, 2021’de bu gemiyi 2022’nin turizm sezonuna yüzdürebilmeleri gerekecek. Sektörün bu gemiyi yüzdürebilmesi için devletin turizm sektörünü öncelikli sektör ilan etmesi, destek ve teşvikler vermesi gerekiyor. Bu yapılmadığı ve yeni bir finans modeli geliştirilmediği takdirde 2021 sezonundan sonra birçok turizm tesisi zorda kalabilir, el değiştirebilir.” ifadelerini kullandı.
Pes etti: Bir şekilde Türkiye’ye gidiyorlar
Rusya’da Federal Halk Sağlığı Dairesi Başkanı olduğu eski zamanlardan beri Ruslara yaptığı ısrarlı “Türkiye’ye gitmeyin” çağrıları ile bilinen şimdiki Duma milletvekili Gennadi Onişenko, tüm sınırlama ve yasaklara rağmen Rusların Türkiye’ye gideceğini ilginç bir örnekle kabul etti. Rusya’da Federal Halk Sağlığı Dairesi Başkanı olduğu eski zamanlardan beri Ruslara yaptığı ısrarlı “Türkiye’ye gitmeyin” çağrıları ile bilinen şimdiki Duma milletvekili Gennadi Onişenko, tüm sınırlama ve yasaklara rağmen Rusların Türkiye’ye gideceğini ilginç bir örnekle kabul etti. K. Pravda radyosunda canlı yayına katılan iktidar partisi Birleşik Rusya’nın milletvekili Onişenko, tüm engellemelerin sonuçsuz kaldığını şu cümleyle özetledi: İnsanımız her halükarda Türkiye’ye gidiyor, uçakla, otobüsle… “Bizim insanımız her halükarda Türkiye’ye gidiyor. Minsk’e uçuyorlar. Minsk’den otobüsle Kiev’e gidiyorlar. Kiev’den uçakla (Türkiye’ye) uçuyorlar. İşte bu kadar!” Onişenko geçen yaz yaptığı açıklamada, “Türkiye elbette herkesi heyecanlandırıyor. Resmi olarak bu ülkeye gidilebilir ancak gayri resmi olarak bunu tavsiye etmiyorum. Zira Ruslar bu yıl pandemi nedeniyle yeterince stres yaşadı, uçuşlar diğer bir stres unsuru olacak” demişti. Daha sonra, “Diyelim ki, yaz sonunda Türkiye’ye gittik, sıcak sularda rahatladık, ‘her şey dahil’ sistemini yüzde 200 oranında kullandık ve ağustos sonu veya eylül başında evimize döndük. Eylül başında ülkemiz o kadar sıcak olmuyor. Yani kendimiz için daha fazla stres yaratacağız. Bunun yerine Moskova Bölgesi’ne gidin, organizmanızın kendine gelmesine izin verin” diye tavsiyede bulunmuştu. (Turkrus) Kaynak :Turizm Ajansı
İstanbullu otelcilere çifte şok!
İstanbullu otelcilerin müşteri beklediği dünyaca önemli iki önemli etkinlik Türkiye’nin elinden alındı. Türkiye’nin Covid-19’la mücadelesi ve rakamların Avrupalıları tatmin etmemesi, İngiliz hükümetinin de Türkiye’yi ‘kırmızı liste’ye almasının ardından iki büyük spor organizasyonu elden gitti: 29 Mayıs’taki Şampiyonlar Ligi finali ve 13 Haziran’da yapılması planlanan Formula 1 Türkiye GP’si. Şampiyonlar Ligi Finali İstanbul’dan Portekiz’e alındı İngiliz yayın kuruluşu Sky Sports, 29 Mayıs’ta Manchester City ve Chelsea’nin İstanbul’da karşılaşacağı Şampiyonlar Ligi finalinin UEFA tarafından Porto’nun stadı Estadio do Dragao’ya alındığını duyurdu. İstanbul, Haziran’daki Formula 1 takviminden çıkarıldı Formula 1’in yayıncı kuruluşu S Sport da Türkiye GP’sinin takvimden tamamen çıkarıldığını açıkladı. İngiliz hükümetinin kararına göre Türkiye’den İngiltere’ye giden herkesin 10 gün boyunca karantinada kalması gerekiyor. Bu durumdan binlerce kişi etkileneceği için, mevcut şartlarda iki organizasyonun da Türkiye’de gerçekleştirilmesi mümkün görünmüyordu.
Türkiye’nin Ruslara ne zaman açılacağına yönelik yeni tahmin!
Rusya Turizm Endüstrisi Birliği (RST) Başkan Yardımcısı Yuriy Barzıkin Türkiye uçuşlarının ne zaman başlayabileceğine yönelik tahminde bulundu. Rusya Turizm Endüstrisi Birliği (RST) Başkan Yardımcısı Yuriy Barzıkin, Türkiye, Tunus ve Yunanistan gibi tatil noktalarının Ruslar için yaz sonunda veya sonbaharın başlangıcında açılabileceği tahmininde bulundu. Yaz sonu veya sonbahar başında NSN radyosunda konuşan Barzıkin, tatil noktalarının açılmasının salgınla ilgili duruma bağlı olduğunu belirtti. Barzıkin Rusya’nın Türkiye, Tunus ve Yunanistan’la uçuşları büyük ihtimalle yaz sonunda veya sonbaharın başında yeniden başlatacağını düşündüğünü ifade etti. Sputnik’in haberine göre Barzıkin, Avrupa’daki başka noktalar için de benzer tahminlerde bulunulduğunu ekledi.(Turkrus) Kaynak : Turizm Ajnası




























