BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GIDA VE TARIM ÖRGÜTÜ(FAO)
1945 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın harap ettiği dünyada bir umut ışığı olarak kurulan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), insanlığın en temel ihtiyacını merkeze alarak “açlığa son verme” hedefiyle yola çıktı. Kuruluşundan bu yana FAO, yalnızca tarımın üretim yönüne değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlarına da odaklanan çok yönlü bir yapı haline geldi.Gıdanın bir güç unsuru haline geldiği 21. yüzyılda FAO, 194 üye ülke ve Avrupa Birliği’nin desteğiyle dünya nüfusunun artan gıda ihtiyacına cevap arıyor. Örgütün merkezinde yer alan temel amaç, “dünyada açlığı ortadan kaldırmak, beslenmeyi iyileştirmek ve tarımsal üretkenliği sürdürülebilir şekilde artırmak.” Ancak bu hedef, iklim değişikliği, savaşlar, ekonomik krizler ve doğal afetler gibi küresel tehditlerin arttığı bir çağda her geçen gün daha karmaşık hale geliyor.Gıda Güvencesi ve Sürdürülebilirlik Arasındaki Kırılgan Denge FAO’nun en önemli faaliyet alanlarından biri “gıda güvencesi” kavramıdır. Bu kavram, yalnızca insanların yeterli gıdaya erişimini değil, aynı zamanda o gıdanın besleyici, güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde üretimini de kapsar. Ancak bugün dünya genelinde yaklaşık 735 milyon insanın yetersiz beslendiği tahmin ediliyor. Bu sayı, küresel üretim kapasitesinin artmasına rağmen gıdanın adil dağılmadığını gösteriyor. FAO’nun yayımladığı “Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu” raporuna göre, açlığın en yoğun olduğu bölgeler Sahra Altı Afrika ve Güney Asya. Bu bölgelerdeki açlık yalnızca üretim eksikliğinden değil, aynı zamanda gelir dağılımındaki eşitsizlik, çatışmalar, su kaynaklarının azalması ve tarım altyapısının zayıflığından kaynaklanıyor. Bununla birlikte FAO, sürdürülebilir tarım uygulamalarını teşvik ederek bu dengesizliği gidermeye çalışıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı, su verimliliği teknolojileri, yerel tohum çeşitlerinin korunması ve küçük çiftçilerin desteklenmesi bu çabaların merkezinde yer alıyor. “Sürdürülebilir tarım olmadan kalıcı gıda güvenliği olmaz” ilkesi, FAO’nun stratejik vizyonunun özünü oluşturuyor. İklim Krizi, Tarımsal Üretim ve FAO’nun Müdahale Stratejileri İklim değişikliği, gıda üretimi üzerinde en yıkıcı etkilere sahip faktörlerden biri haline geldi. Kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları ve toprak bozulması birçok bölgede tarımsal üretimi doğrudan tehdit ediyor. FAO, bu noktada hem bilimsel hem de politik düzeyde önemli adımlar atıyor. Örgüt, “İklime Dayanıklı Tarım” (Climate-Smart Agriculture) yaklaşımıyla, üretim süreçlerinin iklim değişikliğine uyum sağlamasını hedefliyor. Bu kapsamda çiftçilere sürdürülebilir sulama sistemleri, verimli toprak yönetimi ve karbon ayak izini azaltan üretim teknikleri öğretiliyor. Ayrıca FAO, özellikle gelişmekte olan ülkelerde erken uyarı sistemleri ve afet sonrası tarımsal yeniden yapılanma projeleriyle gıda üretiminin devamlılığını sağlamaya çalışıyor. Türkiye de bu konuda FAO’nun bölgesel ortaklarından biri. FAO ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında yürütülen FAO-Türkiye Ortaklık Programı, Orta Asya’dan Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada iklim dostu üretim modellerinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor. Kırsal Kalkınma ve Kadının Rolü Dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri hâlâ kırsal alanlarda yaşıyor ve geçimini büyük ölçüde tarımdan sağlıyor. Ancak kırsal yoksulluk, özellikle kadınlar ve gençler açısından ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. FAO, kırsal kalkınmayı yalnızca üretim artışıyla değil, sosyal adalet ve cinsiyet eşitliğiyle de ilişkilendiriyor. Örgüt verilerine göre, kadın çiftçiler erkeklerle eşit imkânlara sahip olsaydı, tarımsal üretim %20’ye kadar artabilirdi. Bu fark, yalnızca ekonomik bir kazanç değil; aynı zamanda toplumsal dönüşümün de anahtarı anlamına geliyor. Bu nedenle FAO, “Kadınların Tarımdaki Rolünü Güçlendirme” programlarıyla, kadınların finansal destek, eğitim ve toprak mülkiyeti gibi alanlarda güçlenmesine katkı sağlıyor. Küresel İş birliği ve Dijital Tarımın Yeni Ufukları Günümüz tarımı artık yalnızca tarlada değil, aynı zamanda dijital platformlarda da şekilleniyor. FAO, “Tarımda Dijital Dönüşüm” stratejisiyle, küçük çiftçilerin veri temelli üretim kararları almasını kolaylaştıran sistemler…
Mplus Türkiye, yapay zekâ ile müşteri deneyimi ve operasyonel verimliliğinde fark yaratıyor
Mplus Türkiye, müşteri deneyimi süreçlerinde yapay zekâdan yararlanarak daha öngörülebilir, kişiselleştirilmiş ve veri destekli bir hizmet modeli oluşturuyor. Böylece hem müşteri taleplerine daha hızlı ve tutarlı yanıt veriliyor hem de süreçlerdeki tekrar eden iş yükünün optimize edilmesi mümkün kılınıyor. Şirketin kendi Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen Graia ve diğer yenilikçi yapay zekâ çözümleri sayesinde operasyonel verimlilik ölçülebilir şekilde artırılırken, çalışanların karar alma ve problem çözme gibi yüksek katma değerli becerilere yönelmesi teşvik ediliyor. Teknolojiyi iş süreçlerinde sürdürülebilir gelişimin bir parçası olarak gören şirket, sektördeki dönüşüm dinamiklerine aktif olarak katkı sunuyor. Müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilikte yapay zekânın dönüştürücü gücü, iş hayatının en kritik dinamiklerinden biri haline geldi. Türkiye’nin lider bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, 2020 yılından bu yana yapay zekâyı operasyonlarına entegre ederek hem verimliliği artırıyor hem de çalışanlarının yeteneklerini geliştiriyor. Şirketin Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen ve bu dönüşümün merkezinde yer alan Graia, çok dilli çeviri kabiliyetiyle müşteri iletişimini hızlandırıyor, entegre copilot modülleriyle eğitim sürelerini yüzde 40 azaltıyor ve temsilcilerin daha stratejik görevlere odaklanmasını sağlıyor. Bu güçlü teknoloji altyapısıyla Mplus Türkiye, müşterilerine daha hızlı, esnek ve etkili çözümler sunarken hem iç operasyonlarında sürdürülebilir bir dönüşüm gerçekleştiriyor hem de rekabet avantajını güçlendiriyor. Yapay zekânın müşteri deneyimindeki performansı, araştırmalarla da destekleniyor Araştırmalar, müşteri deneyimini etkileyen unsurlar arasında yapay zekânın önemli bir paya sahip olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, müşteri deneyimindeki farklılıkların yaklaşık yüzde 26,4’ü yapay zekâya bağlı olarak açıklanabiliyor; bu etkinin yüzde 22,9’u ise doğrudan kişiselleştirilmiş hizmetlerden kaynaklanıyor. Yapay zekâ destekli araçlar, ortalama işlem süresini yüzde 40’a kadar azaltabilirken, ilk çağrıda çözüm oranlarını yüzde 35 oranında artırabiliyor. Ayrıca, çağrı sonrası işlem sürelerinde yüzde 50’ye varan bir azalma sağlanabiliyor. İş ve teknoloji konularına odaklanan bir Amerikan araştırma ve danışmanlık firması Gartner, 2025 yılının sonuna kadar müşteri hizmetleri kuruluşlarının yüzde 80’inin üretken yapay zekâyı uygulamalarını sistemlerine entegre etmiş olacağını öngörüyor. Küresel araştırma ve danışmanlık şirketi Forrester Research ise yapay zekâyı, insan yeteneklerini tamamlayan ve onları güçlendiren bir destek aracı olarak tanımlıyor. KPMG tarafından 2024 Müşteri yılında yapılan Deneyimi Mükemmeliyeti Araştırması, yapay zekâ kullanımına yönelik kişisel veri güvenliği (yüzde 51 Türkiye) ve yapay zekânın insan duygularını yeterince anlayamaması (yüzde 50 Türkiye) gibi önemli müşteri endişelerini ortaya koyuyor. Mplus Türkiye, bu endişelere karşı şeffaflık, güçlü veri güvenliği önlemleri ve insan-yapay zekâ iş birliği modelini benimsiyor. Bu dengeyi sağlayan temel araçlardan biri olarak öne çıkan Graia, müşteri iletişiminde hız sağlarken, çok dilli altyapısıyla global operasyonlarda erişilebilirliği artırıyor. “Müşteri deneyimini anlamak, yapay zekânın yanı sıra insan odaklı bakış açısıyla mümkün” Günümüz rekabet ortamında müşteri deneyiminin hızla değil, zekâyla da kazanıldığının altını çizen Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, müşteri beklentilerinin giderek daha karmaşık, çok boyutlu ve duygusal hale geldiğini söyledi. Hızlı, “Müşteri deneyimi artık yalnızca müşteri memnuniyetine indirgenebilecek bir konu değil. Karar alma süreçlerinde sezgi, etkileşimlerde duygu, çözüm üretiminde veri ve tüm bunların arkasında stratejik bir zekâ yer almalı. Başarılı bir müşteri deneyimi yönetimi, teknolojiyi insan anlayışıyla birleştirebilen bütünsel bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. Sadece süreçlerin değil, ilişkilerin de dönüştüğü bir çağda müşteri deneyimini anlamak, yapay zekânın yanı sıra insan odaklı bakış açısıyla mümkün. Bu vizyon da Graia ile hayat buluyor. Graia, teknolojiyi insan anlayışıyla birleştirerek müşteri etkileşimlerinde hız ve empatiyi aynı platformda sunuyor” dedi. “Yenilikçi çözümlerimizle yüzde 80’e varan verimlilik artışı sağlıyoruz” Mplus Türkiye’nin, yapay…
Aktaşlar Lezzet Grubu, Anuga 2025’te geleneksel Türk lezzetlerini dünyaya tanıttı
Geleneksel Türk mutfağının özgün tatlarını yenilikçi üretim teknolojileriyle buluşturan Aktaşlar Lezzet Grubu, geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen dünyanın en büyük uluslararası gıda fuarlarından Anuga 2025’te yerini aldı. Aktaşlar Lezzet Grubu, zengin ürün çeşitliliğiyle birlikte özellikle 250 gramlık yeni pide seçeneği ve ilk kez uluslararası arenada tanıtılan mini pizzalarıyla dikkat çekti. İki yılda bir gerçekleşen fuar, global gıda endüstrisinin öncü markalarını buluştururken, Aktaşlar Lezzet Grubu, dünya markası olma yolunda güçlü bir adım daha attı. Aktaşlar Lezzet Grubu, yenilikçi yaklaşımı, kaliteli ürünleri ve güçlü markalarıyla Türk gıda sektörünü dünya arenasında temsil etmeyi sürdürüyor. 50’ye yakın ülkeye yaptığı ihracatla Türkiye’nin gıda sektöründeki önemli temsilcilerinden biri olan Aktaşlar Lezzet Grubu, Anuga 2025’te uluslararası pazardaki varlığını daha da pekiştirdi. Uluslararası gıda endüstrisi için ticaret fuarında globaldeki varlığını daha da pekiştiren Aktaşlar Lezzet Grubu, yenilikçi ürünleri ve güçlü markalarıyla hem profesyonel ziyaretçilerden hem de uluslararası iş ortaklarından beğeni aldı. İnovatif ürün portföyüyle öne çıktı Almanya’nın Köln kentindeki Koelnmesse Fuar Alanı’nda düzenlenen Anuga 2025’te; kaliteli yiyecek, içecekler, soğutulmuş ve taze yiyecek, et, dondurulmuş yiyecek, süt ürünleri, ekmek ve fırın, sıcak içecekler, organik ve alternatif ürünler gibi geniş ürün segmentleri sergilenirken, Donuk pidede rakipsiz olan Aktaşlar Lezzet Grubu, geniş ürün portföyüyle öne çıkarak profesyonel ziyaretçilerin ilgisini çekti. Aktaşlar Lezzet Grubu; 40 gram, 125 gram, 150 gram ve 170 gram (tam pişmiş) pidelerinin yanı sıra 250 gram pidelerini de ilk kez yurt dışında bir fuarda beğeniye sundu. Pidelerin yanı sıra Calzone, PizzaCup, Focaccia ve lezzet ödüllü Vegan Lahmacun da fuar standında yerini aldı. Pizzalarda ise hem ince kenarlı (thin crust) hem de Napoliten çeşitlerinin yanı sıra özel ürünü PizzaRoll ve mini pizzalar PizzaPicco fuar ziyaretçileriyle buluştu. Mini pizzalarını ilk kez sergileyen şirket, Pidemiss, Pizzamiss, Nelipide, Pizzacup ve Bonapita markalarında yer alan inovatif ürünleriyle Anuga 2025’te sahne aldı. “Türk mutfağının eşsiz tatlarını ve üretim gücümüzü dünya sahnesine taşıdık” Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, Anuga 2025’e Pidemiss, Pizzamiss, Nelipide, Pizzacup ve Bonapita markalarıyla katılarak Türk mutfağının en sevilen lezzetlerini uluslararası katılımcılarla buluşturduklarını söyledi. Özellikle farklı içerik ve gramaj seçenekleriyle hazırlanan pidelerin yanı sıra bu yıl ayrıca 250 gramlık pide ile mini pizzaların ilk kez uluslararası ziyaretçilerin beğenisine sunulduğunu ve büyük ilgi gördüğünü ifade eden Aktaş şöyle konuştu: “Anuga 2025, gıda ve içecek endüstrisinin lider üreticilerinden perakendecilere, ithalatçılardan gastronomi profesyonellerine kadar geniş bir hedef kitleyi ağırladı. Gıda ticareti, catering, otelcilik ve restoran sektörlerinden karar vericilerle buluşmamıza olanak sağlayan fuarda, mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirirken, yeni iş birliklerinin temellerini de attık. Bu kapsamda, Anuga 2025 Türk mutfağının eşsiz tatlarını ve üretim gücümüzü dünya sahnesine taşıdığımız benzersiz bir platform oldu. 50’ye yakın ülkeye ihracat yapan bir marka olarak, global pazarda daha güçlü bir yer edinme vizyonumuz doğrultusunda bu tür uluslararası organizasyonlarda yer almaya devam edeceğiz.” AKTAŞLAR Hakkında: Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, marka yolculuğuna 1981 yılında Ordu’da 40 kişiye hizmet veren mütevazı bir restoranla başladı. İkinci neslin liderliğinde, aile işletmesi bir başarı hikayesine dönüştü ve Aktaşlar, Pidemiss, Nelipide ve Pideor gibi sevilen markaları ve franchise modelleri ile dünya çapında beğeni kazandı. Yerli ve yabancı zincir marketler dahip 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren, vegan Lahmacun ve margarita pide gibi inovatif ürünleriyle dondurulmuş gıda ve fast-food sektöründe güçlenen Aktaşlar, Lufthansa, Delta Airlines, Singapur ve…
ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI
Enerji, insanlığın ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişiminin kalbinde yer alan bir kavram. Küresel ölçekte artan enerji talebi, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji güvenliği ve yenilenebilir kaynaklara yönelim gibi başlıklar, ülkelerin gündeminde hiç olmadığı kadar öncelikli hale geldi. Bu bağlamda, 1974 yılında OECD çatısı altında kurulan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bugün sadece gelişmiş ekonomilerin değil, küresel enerji düzeninin tamamını ilgilendiren kritik bir kuruluş olarak öne çıkıyor.Kuruluş amacı, 1970’lerdeki petrol krizleriyle birlikte gelişmiş ülkelerin enerji arz güvenliğini sağlamak olsa da IEA günümüzde enerji dönüşümü, karbon nötr hedefleri, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik politikaları üzerine yoğunlaşmış durumda. Bu değişim hem uluslararası politikalara hem de enerji piyasalarının geleceğine yön veriyor. Tarihsel Arka Plan ve Gelişim Uluslararası Enerji Ajansı’nın ortaya çıkışı, 1973 petrol krizine dayanır. O dönemde petrol ihracatçısı ülkelerin uyguladığı ambargolar, Batı ekonomilerinde ciddi şoklar yaratmış, enerji fiyatlarının hızla artmasına yol açmıştı. Bu kriz, enerji arz güvenliğinin yalnızca ticari bir mesele değil, aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir konu olduğunu gösterdi. İşte bu noktada OECD üyesi ülkeler, kolektif bir mekanizma kurarak gelecekte benzer şoklara hazırlıklı olmak için IEA’yı hayata geçirdi.Ajansın ilk yıllardaki misyonu, petrol piyasasında yaşanabilecek ani kesintilere karşı üye ülkeler arasında zorunlu petrol stokları mekanizması oluşturmaktı. Bugün hâlâ üye ülkeler, acil durumlarda piyasaya sürülmek üzere 90 günlük petrol stoku bulundurmakla yükümlü. Ancak IEA, 1980’lerden itibaren görev alanını genişletmeye başladı. Doğal gaz, kömür, elektrik piyasaları ve yenilenebilir enerji kaynakları, kurumun raporlarında giderek daha fazla yer buldu.Günümüzde IEA’nın Rolü21.yüzyılda Uluslararası Enerji Ajansı, yalnızca enerji güvenliğiyle sınırlı bir kurum olmaktan çıkarak, küresel iklim gündeminin merkezine yerleşti. Ajansın her yıl yayımladığı World Energy Outlook (WEO) raporu, dünya enerji piyasalarının geleceğine ışık tutan en kapsamlı kaynaklardan biri. Bu raporlarda küresel enerji talebinin eğilimleri, yenilenebilir enerji teknolojilerinin yaygınlaşma hızı, fosil yakıtların rolü ve karbon emisyonları gibi konular ayrıntılı biçimde analiz ediliyor.Özellikle son yıllarda, IEA’nın “Net Sıfır 2050” senaryosu dikkat çekiyor. Ajansa göre, dünyanın iklim hedeflerine ulaşabilmesi için 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji yatırımlarının üç katına çıkması, fosil yakıt yatırımlarının ise kademeli olarak azaltılması gerekiyor. Elektrikli araçlar, enerji verimliliği ve hidrojen ekonomisi, ajansın geleceğe dönük öngörülerinde kritik başlıklar arasında yer alıyor.IEA ayrıca, enerji krizleri dönemlerinde de aktif rol üstleniyor. Örneğin Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’nın doğal gaz bağımlılığının yarattığı riskler karşısında, Ajans üye ülkelere enerji çeşitlendirmesi ve yenilenebilir kaynaklara hızla geçiş önerilerinde bulundu.Eleştiriler ve TartışmalarHer uluslararası kuruluş gibi, IEA da zaman zaman eleştirilerin hedefi olabiliyor. Özellikle çevre örgütleri, Ajans’ın uzun yıllar fosil yakıtları yeterince hızlı terk etmeye yönelik stratejiler geliştirmediğini savunuyor. 2000’li yılların başında yayımlanan raporlarında fosil yakıtların gelecekteki payını yüksek göstermesi, yenilenebilir enerji potansiyelini küçümsediği iddialarına yol açmıştı.Ancak son on yılda bu yaklaşımda bir değişim gözleniyor. Ajans artık güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakların hızla büyüyen rolünü açıkça kabul ediyor ve hükümetlere bu alanda daha fazla yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor. Buna rağmen, bazı eleştirmenler IEA’nın enerji dönüşümünde hâlâ “temkinli” davrandığını ve fosil yakıt şirketlerinin baskısından bütünüyle bağımsız hareket edemediğini ileri sürüyor.Türkiye ve IEA İlişkisiTürkiye, 1974’ten bu yana IEA’nın aktif bir üyesi. Hem coğrafi konumu hem de enerji tüketimindeki hızlı artış nedeniyle Türkiye’nin Ajans içindeki rolü her geçen yıl daha da önem kazanıyor. Türkiye, enerji çeşitlendirmesi, yenilenebilir kaynak yatırımları ve enerji verimliliği konularında IEA’nın uzmanlık birimleriyle yakın iş birliği yürütüyor.Son yıllarda Türkiye’nin enerji stratejisi, yerli ve yenilenebilir kaynakların artırılması, doğal gaz depolama kapasitelerinin geliştirilmesi ve…
YENİLENEBİLİR ENERJİNİN YÜKSELİŞİ
Enerji Dönüşümünün KaçınılmazlığıDünya, enerji üretiminde fosil yakıtlara bağımlılığını azaltmaya çalışırken, gözler yenilenebilir enerji kaynaklarına çevrilmiş durumda. İklim değişikliği, artan enerji talebi, karbon salımının çevresel ve ekonomik maliyetleri; ülkeleri güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjiye daha fazla yatırım yapmaya yönlendiriyor. Türkiye’nin coğrafi konumu ise bu dönüşümde önemli avantajlar sunuyor. Zira ülkemiz hem güneş ışınımı potansiyeli hem de rüzgâr yoğunluğu bakımından Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri konumunda. Ayrıca yer altı kaynaklarıyla güçlü bir jeotermal enerji kapasitesine sahip.Bugün artık enerji politikaları yalnızca elektrik üretimini değil, aynı zamanda istihdamı, dış ticaret dengesini ve bölgesel kalkınmayı da doğrudan etkileyen stratejik bir alan haline geldi. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artışı, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmanın ötesinde, enerji arz güvenliği ve ekonomik çeşitlilik için de hayati bir öneme sahip.Güneş Enerjisi: Geleceğin IşıltısıGüneş enerjisi, temizliği, teknolojik esnekliği ve hızla düşen maliyetleriyle enerji dönüşümünün baş aktörü konumunda. Panellerin verimliliği son yıllarda ciddi şekilde artarken, kurulum maliyetleri dünya genelinde neredeyse yarı yarıya azaldı. Bu gelişme, güneş enerjisini yalnızca büyük ölçekli santrallerde değil, bireysel konutlarda ve küçük işletmelerde de cazip hale getiriyor.Türkiye, yıllık ortalama 2.700 saatten fazla güneşlenme süresiyle Avrupa’nın en avantajlı ülkelerinden biri. Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve İç Anadolu bölgeleri, güneş panelleri için adeta doğal bir laboratuvar niteliğinde. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için elektrik şebekelerinin modernleştirilmesi, depolama teknolojilerinin geliştirilmesi ve bürokratik engellerin azaltılması gerekiyor.Güneş enerjisinin yaygınlaşması yalnızca enerji üretiminde değil, tarım ve sanayide de verimlilik sağlıyor. Tarımsal sulamada güneş panelli sistemler, çiftçilerin maliyetlerini azaltırken kırsal kalkınmaya doğrudan katkı sunuyor. Fabrikalarda kurulan çatı panelleri ise işletmelerin hem enerji giderlerini düşürüyor hem de çevre dostu üretim imajı kazandırıyor.Rüzgâr Enerjisi: Doğanın GücüRüzgâr enerjisi, özellikle Ege ve Marmara bölgelerinde güçlü bir potansiyele sahip. Türkiye’nin rüzgâr haritasına bakıldığında, Çanakkale’den İzmir’e uzanan sahil şeridi adeta doğal bir enerji koridoru gibi görünüyor. Bu bölgelerde kurulan rüzgâr türbinleri hem yerel ekonomiye hem de ülkenin enerji arzına ciddi katkı sağlıyor.Rüzgâr enerjisinin en büyük avantajı, kesintisiz ve karbon salımı olmadan elektrik üretebilmesi. Teknolojik gelişmeler sayesinde türbinlerin boyutları büyüdükçe verimlilik artıyor, maliyetler düşüyor. Ayrıca Türkiye, rüzgâr enerjisi ekipmanlarının bir kısmını kendi içinde üreterek sanayisine yeni bir ivme kazandırmış durumda.Elbette rüzgâr enerjisinde de bazı tartışmalar mevcut. Türbinlerin kuş göç yollarına etkisi, yerel halkın gürültü ve görsel kirlilik şikâyetleri, planlamalarda dikkatle ele alınması gereken konular arasında. Ancak doğru çevresel değerlendirmelerle bu sorunların büyük kısmı aşılabiliyor. Nitekim Avrupa ülkelerinde rüzgâr enerjisi, uzun süredir yerel kalkınmanın önemli bir bileşeni haline gelmiş durumda. Türkiye’nin de bu deneyimlerden faydalanarak, daha katılımcı ve dengeli bir enerji politikası izlemesi mümkün.Jeotermal Enerji: Toprağın Derinliklerinden Gelen GüçTürkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki en büyük avantajlarından biri de jeotermal kaynakları. Özellikle Batı Anadolu kuşağı, jeotermal enerji bakımından dünyanın önde gelen bölgelerinden biri. Bugün Türkiye, kurulu güç bakımından dünyada ilk beş ülke arasında yer alıyor.Jeotermal enerji, sadece elektrik üretimiyle sınırlı değil; şehir ısıtmasında, seracılıkta, kaplıca turizminde ve endüstriyel uygulamalarda da kullanılıyor. Bu çok yönlülük, onu diğer yenilenebilir kaynaklardan farklı ve daha kapsayıcı hale getiriyor. Özellikle tarımsal üretimde seraların jeotermal ile ısıtılması, ürün çeşitliliğini artırırken maliyetleri düşürüyor. Ayrıca kış aylarında şehirlerin merkezi ısıtma sistemlerinde jeotermal kullanımının yaygınlaştırılması hem çevre dostu hem de ekonomik bir çözüm sunuyor.Ancak jeotermal yatırımlar da dikkatli planlama gerektiriyor. Kaynakların sürdürülebilir kullanımı için düzenli denetim şart. Aksi takdirde rezervuarların zamanla tükenmesi veya çevresel dengesizliklerin ortaya çıkması söz konusu olabilir. Bu nedenle jeotermal enerji yatırımlarının bilimsel…
Gayrimenkul Sektöründe Yeni Ufuklar: CCIM İstanbul’dan “Blue Friday” Etkinliği
Gayrimenkul sektörünün önde gelen profesyonellerini bir araya getiren CCIM In İstanbul, “Colorful Fridays for Real Estate” serisinin yeni durağı olan Blue Friday etkinliğini 24 Ekim 2025’te *İstanbul Kozyatağı Kültür Merkezi*’nde gerçekleştirecek. Eğitim ve deneyim paylaşımını bir arada sunan etkinlik, katılımcılara hem sektörel bilgi hem de network fırsatı sağlayacak. Gün boyu sürecek programda, alanında uzman isimler gayrimenkulün geleceğini çok yönlü biçimde ele alacak. Etkinlik, Yusuf Murat Genç’in “Gayrimenkul ve Ticaretin Yeni Gerçekleri” başlıklı oturumuyla başlayacak. Ardından Av. Cengiz Aydemir “Gayrimenkulde Türev Finansman Yöntemleri” konusunu aktaracak. Kısa bir network arası sonrasında, Sinan Şensivas “Yapay Zeka ile Ticaret Yapmak” başlıklı sunumuyla yapay zekânın ticari gayrimenkul alanındaki kullanımına ışık tutacak. Öğle arasının ardından *Ebru Zeybekoğlu* “Satış Psikolojisi” eğitimiyle katılımcılara etkili iletişim ve satış stratejileri sunacak. Günün ilerleyen saatlerinde *Yusuf Kurucu* “Hedef 2.0: Bütünsel Yaşam Vizyonu” konusuyla kişisel gelişim ve profesyonel denge arasındaki bağı ele alacak. Etkinlik, perakende sektöründen sürpriz bir konuşmacı ve *Steve Rich’in “*CCIM Global” başlıklı oturumuyla sona erecek. “Blue Friday”, sadece bilgi paylaşımının değil, aynı zamanda fikir alışverişi ve yeni iş birliklerinin doğacağı bir platform olmayı hedefliyor. Etkinlik Detayları: Tarih: 24 Ekim 2025 Yer: İstanbul Kozyatağı Kültür Merkezi İletişim: 0540 224 62 66 CCIM İstanbul hakkında: CCIM (Certified Commercial Investment Member), ticari gayrimenkul alanında dünya çapında kabul gören bir uzmanlık sertifikasyonudur. CCIM In İstanbul, sektör profesyonellerine analitik düşünme, veri temelli yatırım kararı alma ve finansal okuryazarlık becerileri kazandırmayı amaçlayan eğitimler ve etkinlikler düzenlemektedir.
EKONOMİDE ŞEFFAFLIK VE HESAP VERİLEBİLİRLİK
Ekonomi, yalnızca rakamların ve grafiklerin yönetildiği bir alan değildir; aynı zamanda toplumun güven duygusuna dayanan bir sistemdir. Bu güvenin sağlanmasında şeffaflık ve hesap verebilirlik kavramları kritik bir rol oynar. Hem kamu sektöründe hem de özel sektörde, ekonomik kararların nasıl alındığını ve kaynakların nasıl kullanıldığını şeffaf bir şekilde görmek, toplumun ekonomik süreçlere duyduğu güveni artırır. Şeffaflık, yalnızca bilgi paylaşımı değil; doğru ve zamanında bilgi sunma kültürünü ifade ederken, hesap verebilirlik bu bilgilerin sorumlulukla takip edilmesini ve yanlış uygulamaların düzeltilmesini kapsar.Şeffaflığın Ekonomideki RolüŞeffaflık, ekonomik faaliyetlerin görünürlüğünü artırır ve karar alma süreçlerinde belirsizliği azaltır. Örneğin, devlet bütçesi, vergi gelirleri, kamu harcamaları ve borçlanma konularının açık ve erişilebilir olması, vatandaşların yönetime duyduğu güveni pekiştirir. Bu sayede halk, kamu kaynaklarının nerelere harcandığını görebilir ve yönetim üzerinde doğal bir denetim mekanizması oluşur.Özel sektörde de durum benzerdir. Şirketlerin mali tablolarının şeffaf şekilde açıklanması, yatırımcı güvenini artırır ve sermaye piyasalarının etkinliğini güçlendirir. Şeffaf olmayan bir şirket, yatırımcılar açısından riskli görülür; bu da sermaye maliyetini artırır ve uzun vadede ekonomik büyümeyi olumsuz etkiler.Günümüzde küreselleşen dünya ekonomisinde, uluslararası yatırımcılar için şeffaflık bir tercih kriteri haline gelmiştir. Şeffaf ve düzenli bilgi akışı sağlayan ülkeler, yabancı sermaye çekmekte daha başarılıdır. Örneğin, Dünya Bankası ve IMF raporlarında şeffaflık endeksleri, ülkelerin yatırımcı algısını doğrudan etkileyen göstergeler arasında yer alır. Bu bağlamda, şeffaflık yalnızca etik bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik rekabet avantajıdır.Hesap Verebilirlik: Sorumluluk KültürüŞeffaflığın etkin olabilmesi için hesap verebilirlik şarttır. Hesap verebilirlik, ekonomik kararları alan kişi ve kurumların, bu kararların sonuçlarından sorumlu tutulması anlamına gelir. Kamu yönetiminde, yöneticilerin bütçe harcamaları ve yatırımlar konusunda vatandaşlara hesap verebilmesi, demokratik denetimin temelini oluşturur.Özel sektörde ise şirket yönetiminin hissedarlara ve paydaşlara karşı sorumlu olması, piyasa güvenliği açısından önemlidir. Hesap verebilirlik yalnızca hataların tespiti için değil; aynı zamanda karar alma süreçlerinin iyileştirilmesi için de kritik bir araçtır. Bağımsız denetim mekanizmaları ve yasal yaptırımlar, hesap verebilirliğin temel unsurlarını oluşturur.Örneğin, Türkiye’de son yıllarda kamu mali yönetiminde yapılan dijitalleşme adımları, şeffaflık ve hesap verebilirliği artırma yönünde önemli bir gelişmedir. E-devlet uygulamaları ve merkezi veri tabanları sayesinde vatandaşlar, devlet harcamalarını ve yatırımlarını daha kolay takip edebilmektedir. Bu sayede kamu yöneticileri üzerindeki denetim mekanizması güçlenmekte, hesap verebilirlik kültürü yaygınlaşmaktadır.Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Arasındaki DengeEkonomik yönetimde şeffaflık ve hesap verebilirlik birbiriyle yakından ilişkilidir. Şeffaf bir sistemde, kararların arka planı, mali kaynakların kullanım şekli ve performans ölçümleri herkesin erişebileceği şekilde sunulur. Ancak bu bilgiler, hesap verebilirlik mekanizmaları olmadan anlamını yitirir; şeffaflık tek başına yeterli değildir. Bir kurum ya da yönetici, yapılan hatalardan dolayı sorumlu tutulmuyorsa, açık bilgi paylaşımı yalnızca formaliteye dönüşür ve toplumsal güveni sağlayamaz.Dijitalleşme ve bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından büyük fırsatlar sunmaktadır. E-devlet uygulamaları, veri tabanlı kamu raporlamaları, online mali denetim araçları ve şirketlerin elektronik yatırımcı bilgilendirme platformları, şeffaflık ve hesap verebilirliği destekleyen örneklerdir. Bu teknolojik altyapılar hem vatandaşın hem de yatırımcının ekonomik süreçleri takip etmesini kolaylaştırır.Toplumsal ve Ekonomik KazanımlarŞeffaflık ve hesap verebilirliğin yüksek olduğu ekonomilerde güven kültürü gelişir. Bu güven, ekonomik büyüme için önemli bir sermaye haline gelir. Yatırımcılar ve girişimciler, belirsizliğin düşük olduğu ve karar alma süreçlerinin izlenebilir olduğu ortamları tercih eder. Bu durum, ekonomik istikrarı artırırken kaynakların verimli kullanılmasını da sağlar.Aksine, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin eksik olduğu sistemlerde yolsuzluk, yanlış yönetim ve ekonomik istikrarsızlık riski yükselir. Bu tür ortamlar, yatırımcıların uzak durmasına ve yerli girişimcilerin de kaynaklarını daha…
TÜRKİYE – KAZAKİSTAN YATIRIMCILAR BULUŞMASI İVEDİK OSB VE TEKNOPARK ANKARA’DA GERÇEKLEŞECEK
Türkiye ile Kazakistan arasındaki ekonomik, ticari ve teknolojik ilişkileri güçlendirmek amacıyla düzenlenen “Türkiye–Kazakistan Yatırımcılar Buluşması”, Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği öncülüğünde, İvedik Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Teknopark Ankara ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Etkinliğin medya sponsoru ise Sanayi Haber Ajansı olacak. İki ülke arasındaki yatırım, ticaret, teknoloji ve sanayi iş birliği altyapısını güçlendirmek amacıyla düzenlenen toplantı, 10 Ekim 2025 Cuma günü saat 10.00–12.00 arasında Teknopark Ankara Toplantı Salonu’nda yapılacak. Etkinlik, Türkiye’nin sanayi gücü ile Kazakistan’ın yatırım potansiyelini bir araya getirerek yeni iş fırsatlarının önünü açmayı hedefliyor. Büyükelçi Sapiyev ve Kazakistan Heyeti Ankara’da İş Dünyasıyla Buluşacak Toplantıya, Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev başkanlık edecek. Büyükelçi Sapiyev’e; Ayan Kolbay – Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği Müsteşarı Darkhan Beisenbay – Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği Müsteşarı Mansiya Bytymbayeva – Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği Başkatibi Erbol Sadyr – Abay Bölgesi Vali Yardımcısı Aybek Rakhimbekov – Abay Bölgesi Valiliği Girişimcilik ve Endüstriyel-İnovatif Kalkınma Dairesi Başkanı Aspandiyar Seisebayev – Jambıl Bölgesi Valiliği Girişimcilik ve Endüstriyel-İnovatif Kalkınma Dairesi Başkanı Alişer Sıranşı – Jambıl Bölgesi Valiliği Girişimcilik ve Endüstriyel-İnovatif Kalkınma Dairesi Baş Uzmanı Nurbol Kayranov – Zhambyl Invest Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nurjigit Myrzahmetov – Türkistan Bölgesi Valiliği Girişimcilik ve Endüstriyel-İnovatif Kalkınma Dairesi Başkanı Pikir Sansızbayev – Mangıstau Bölgesi Valiliği Girişimcilik ve Endüstriyel-İnovatif Kalkınma Dairesi Başkanı Marat Abdulov – “Kaspiy” Sosyal Girişimcilik Şirketi Başkan Yardımcısıeşlik edecek. Kazakistan heyeti, Türkiye’deki sanayi bölgeleri, teknoparklar ve girişimcilik merkezleriyle kurulabilecek iş birlikleri hakkında bilgi alışverişinde bulunacak. Toplantıda ayrıca, Kazakistan’daki yatırım fırsatları, üretim teşvikleri ve sanayi altyapısı hakkında detaylı sunumlar yapılacak. İki Ülke Arasında Güçlü Bir Sanayi ve Yatırım Köprüsü Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkiler son yıllarda diplomatik temasların ötesine geçerek sanayi, enerji, teknoloji ve girişimcilik alanlarında yeni bir ivme kazanıyor. Bu kapsamda düzenlenen Yatırımcılar Buluşması, iki ülkenin üretim kapasitelerini birleştirerek ortak Ar-Ge projeleri, teknoloji transferi ve yatırım iş birlikleri için yeni bir zemin oluşturacak. Toplantıda, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ile Kazakistan’ın stratejik konumu ve doğal kaynak zenginliği arasında kurulabilecek ortaklıklar, Orta Asya ile Anadolu arasında uzun vadeli bir ekonomik köprü oluşturulması vizyonu çerçevesinde değerlendirilecek. İş Dünyasına Açık Davet Etkinlik, iki ülke arasında yatırım, ticaret ve sanayi alanında yeni iş birlikleri geliştirmek isteyen tüm iş insanları, sanayiciler, girişimciler ve yatırımcılara açık olacak. Katılımcılar, Kazakistan heyetiyle doğrudan görüşme imkânı bularak potansiyel ortaklık ve yatırım fırsatlarını bulabilecek.
ÇALIŞANLARDA İŞ TATMİNİ
Modern iş dünyası, yalnızca finansal sonuçlarla değil, insan odaklı yaklaşımlarla şekilleniyor. Şirketlerin başarısı artık sadece kâr rakamlarıyla ölçülmüyor; çalışanların işlerinden duyduğu tatmin, kurumların sürdürülebilirliğinde ve rekabet gücünde belirleyici bir rol oynuyor. İş tatmini, basit bir “mutluluk” hissinden ibaret değil; motivasyonu artıran, bağlılığı güçlendiren ve verimliliği doğrudan etkileyen bir stratejik unsur olarak öne çıkıyor.İş tatmini, bir çalışanın iş ortamı, işin kendisi, yöneticileri ve iş arkadaşlarıyla olan ilişkilerinden ne derece memnun olduğunu ifade ediyor. Ancak bu memnuniyet, farklı boyutlarda değerlendirildiğinde şirketin genel performansı üzerinde şaşırtıcı derecede etkili sonuçlar ortaya çıkarıyor.İş Tatminini Şekillendiren Temel FaktörlerAraştırmalar, iş tatminini etkileyen unsurların oldukça çeşitli olduğunu gösteriyor. Bunlardan biri, işin niteliği ve anlamı. Çalışanlar, yaptıkları işin yalnızca bir görev olmadığını, aynı zamanda topluma veya organizasyona katkı sağladığını hissettiklerinde işlerine daha fazla bağlılık gösteriyor. İşin anlamı, özellikle genç nesil çalışanlar için kritik bir kriter haline geldi. Artık sadece maaş değil, “yaptığım işin bir değeri var mı?” sorusu, iş tatminini belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Ücret ve yan haklar, iş tatmininde uzun süredir klasik bir belirleyici olarak kabul ediliyor. Rekabetçi bir maaş politikası, çalışanların motivasyonunu artırırken, adil yan haklar ve sosyal destek mekanizmaları da çalışan bağlılığını güçlendiriyor. Ancak günümüz çalışanı, yalnızca maddi ödüllerle tatmin olmuyor; esnek çalışma saatleri, sağlık ve yaşam dengesi gibi unsurlar da iş tatmininin önemli bir parçası haline geliyor.Bir diğer kritik faktör ise iş ortamı ve ilişkiler. Çalışanların birbirleriyle kurduğu ilişkiler, yöneticilerden aldığı geri bildirimler ve kurum kültürü, iş tatmininin belirleyicileri arasında öne çıkıyor. Pozitif bir çalışma kültürü, çatışmaların minimum seviyede olduğu bir ortam ve açık iletişim kanalları, çalışanların işten keyif almasını sağlıyor. Özellikle ekip çalışmasının ön planda olduğu sektörlerde, sosyal bağlar iş tatminini ciddi şekilde etkiliyor.İş Tatmini ve Şirket Performansı Arasındaki Bağlantıİş tatmini yüksek çalışanlar hem bireysel hem de organizasyonel düzeyde ciddi katkılar sağlıyor. Tatmin düzeyi yüksek çalışanlar, devamsızlık oranlarını düşürür, işlerini daha özenli yapar ve şirketlerine uzun vadeli bağlılık gösterir. Bu durum, iş gücü maliyetlerini azaltırken, şirketin verimliliğini ve süreç istikrarını artırıyor.Ayrıca iş tatmini, müşteri deneyimi üzerinde de doğrudan etkili. Tatmin olmuş bir çalışan, müşterilere daha kaliteli hizmet sunar, sorunları çözmede daha etkili olur ve dolayısıyla şirketin marka değeri yükselir. İş tatmini, bu anlamda görünmeyen ama hissedilen bir güç olarak şirket performansını destekliyor.Zorluklar ve İş Tatminini Tehdit Eden FaktörlerGünümüz iş dünyası, iş tatminini olumsuz etkileyebilecek birçok zorlukla karşı karşıya. Uzun çalışma saatleri, yoğun iş yükü, teknolojinin sürekli bağlılık talebi ve iş güvenliğindeki belirsizlikler, çalışanların motivasyonunu düşürebiliyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, uzaktan çalışma ve hibrit modellerin getirdiği yeni düzenlemeler, çalışan memnuniyetini hem artıran hem de karmaşıklaştıran faktörler arasında yer alıyor.Genç nesil çalışanlar ise farklı beklentilere sahip. Sadece maaş değil, kariyer gelişimi, kişisel öğrenme fırsatları ve anlamlı projelerde yer alma isteği, iş tatmininde belirleyici bir unsur haline geldi. Şirketler, bu beklentileri karşılayamadığında yetenek kaybı ve düşük motivasyon gibi ciddi sonuçlarla karşılaşabiliyor.Yönetim Stratejileri ve İş TatminiÇalışan tatminini artırmanın en etkili yolu, çalışan odaklı yönetim anlayışı. Şirketler, düzenli performans değerlendirmeleri, kariyer planlamaları, esnek çalışma modelleri ve açık iletişim kanalları ile çalışanların memnuniyetini artırabilir. Özellikle geri bildirim mekanizmaları, çalışanların seslerinin duyulduğunu hissetmesini sağlar ve bu da bağlılığı güçlendirir.Hibrit ve uzaktan çalışma uygulamaları, çalışanların iş ve özel yaşam dengesini korumasına yardımcı olarak iş tatminini artırabilir. Bunun yanında, ödüllendirme sistemleri yalnızca maddi değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik ödülleri de…
%70 Teşvikli Suudi Arabistanda satış mağazası kiralama projesinde yerinizi ayırttın.
Suudi Arabistan’ın kalbinde, Mescid-i Nebevî’ye yalnızca 7 dakika mesafede konumlanan prestijli projemiz “Turkish Town – Medine”, Türk markaları için benzersiz bir vitrin, kültürel etkileşim alanı ve ticari merkez olarak yükseliyor. Toplam 35.000 m² büyüklüğe sahip, 100’den fazla mağazanin olduğu bu dev konseptte, Türk mimarisi, kültürü ve ürünleri, milyonlarca uluslararası ziyaretçiye tanıtılacak. Gelenek ile modernizmin harmanlandığı mimari yapısıyla öne çıkan projemiz, Grand Bazaar, Boğaziçi Köprüsü ve İstiklal Caddesi gibi simgelerden esinlenerek tasarlanmıştır.Sizi de bu vizyonun bir parçası olmaya davet ediyoruz.Projenin Size Ne katkısı olacak ? PROJEDE YER KİRALAMAK İÇİN BİZİMLE İLETİŞİM GEÇİN ;
Artık yatırımlarınız USTALAR OF AI ile değer katıyor.
Sayın Yetkili, Medine’de gerçekleştirmekte olduğunuz Turkish Town ticari kompleks projesi ile ilgili görüşmelerimiz kapsamında sizden bazı konularda net bilgi talebimiz bulunmaktadır. Kiralama Detayları Ticari ünitelerin m² büyüklükleri, konumları ve güncel krokileri tarafımıza iletilirse, yatırımcı ve kiracı adaylarıyla daha somut görüşmeler yapabiliriz. Ünitelerin “natamam teslim” edileceği belirtilmişti. Bu noktada hangi işlerin tamamlanmamış olacağına dair net bir liste (örneğin: elektrik, sıva, boya, altyapı vb.) paylaşmanızı rica ederiz. İstihdam Desteği Hâlihazırda inşaat sürecinizde gerek kaba inşaat gerekse ince işçilik alanlarında işçi ihtiyacınız olabileceğini öngörmekteyiz. Bu noktada sizden gelecek yazılı talep doğrultusunda gerekli işgücü istihdamında yardımcı olabilir, tarafınıza teklif sunabiliriz. Malzeme ve Ürün Tedariki İnşaatın tüm kalemleri için (kaba inşaat malzemeleri, ince işçilik ürünleri, elektrik, mekanik, dekorasyon vb.) ihtiyaç duyduğunuz malzeme ve ürünleri bize yazılı olarak bildirmeniz halinde, en uygun şartlarla teklif hazırlayabiliriz. Sözleşme ve Komisyon Modeli Şirketimiz yalnızca kiralama aracılığı değil, aynı zamanda istihdam ve malzeme satışları için de sözleşme hazırlamakta ve süreçleri profesyonel olarak yürütmektedir. Bu doğrultuda, tarafınızla komisyon bazlı veya proje bazlı işbirliği çerçevesinde netleşmiş bir anlaşma yapmaya hazırız. Sizden gelecek geri bildirim doğrultusunda, hem kiralama sürecinde hem de inşaatın tüm ihtiyaç kalemlerinde güçlü bir iş ortaklığı geliştirebileceğimize inanıyoruz. Görüş ve taleplerinizi bekliyoruz.
Ustalar e-katalogu hazırlandı.
Türkiyenin en kapsamlı içerisinde yapay zeka barındıran ustalar.com inşaat – usta platformu USTALAR.COM güncel gelişmelere yönetik yapı kataloğunu hazırladı . Arsadan bitime kadar tüm tahmini karını hesaplamayı amaçlayan USTALAR OF AI kullanacağınız malzemeleri ne kadar kullanmanız gerektiğiniz hesaplayanarak sizlere e-katalog ile beraber sunuyor. Yapı malzeme ürünleri inşaat standartlarda ve ihracat odaklı ürünlerdir. Fabrikada direkt sizlere zamanında kalite , hizmette ödün vermeyerek sizlere ulaştırıyoruz. 1- AYDINLATMA : Led Grubu – Işıklandırma Grubu 2- YAPIŞTIRICI GRUBU : Silikon Mastik Köpük – Mermer Yapıştırıcı – Hotmelt Yapıştırıcı – Yapı Kimyasalları.. Fayans Yapıştırıcısı 3- MOBİLYA GRUBU : Çelik Kapı – Oda Kapısı – ,Mutfak Dolabı – Banyo Dolabı – Özel Tasarım – Oturma Grubu – Banyo Dolabı 4- MERMER GRUBU : Mermer – Travertan – Granit 5- BOYA : İç ve Dış Boya – Dekoratif Boya – İnovasyon Boya 6- HIRDAVAT .Hırdavat ( Kataloğ 1– Kataloğ 2 –Kataloğ 3 ) Kapı Kolu – Mobilya Kulp – Süzgeç – Testere – Zımbara – Atık Su – Havalandırma Borusu Priz Grubu – PPR-C Boru – Musluk 7- ASANSÖR Asansör 8- ÇATI GRUBU Kermit – 9- ZEMİN DÖŞEME Parke – Süpürgelik 10- PEYZAJ GRUBU Çit Sistemleri – Şömine 11- YALITIM GRUBU Bitumunlu Yalıtım , Su & Isı Yalıtım 12- DEKORASYON Döner Kapı – Metal Dolaplar – PVC Panel – Raf Sistemleri – Sandaviç Panel – Dış Cephe PVC Kaplama – Cam – Radyatör – Duşakabin – 14- TEKNİK GRUBU Jeneratör – 15- TEMEL İNŞAAT Playmood , H20 Ahşap Kiriş, OSB , İnşaatlık Kereste , Mezanın Raf Sistemleri , Decowall , Hexa Wiremesh xxx << TALEP FORMU >> Soruları ve projelerinizi bizlere bildrebilirsiniz. 0 532 466 60 68
Fuar standın ziyaretçi etkisi ;
Fuar standı, sadece bir sergi alanı değil; markanızı temsil eden, yeni müşteri kazanmanızı sağlayan ve sizi rakiplerden ayıran en önemli tanıtım aracıdır. Fuar standı, bir firmanın fuardaki vitrini gibidir. Hem marka kimliğini hem de ürün/hizmetleri en etkili şekilde sergilemenin yoludur. Doğru tasarlanan ve hazırlanan bir stand, ziyaretçilerin dikkatini çekip firmanızla etkileşime geçmesini sağlar. Fuar Standının Önemi Fuar Standına Hazırlık Süreci FUARA HAZIRLIK İÇİN BİZLERİ ARAYIN : 0 532 466 60 68
TDT ülkeleriyle 5 yılda 62,6 milyar dolarlık ticaret
Türkiye’nin, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile son 5 yıldaki karşılıklı ticareti 62,6 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde Türkiye, söz konusu ülkelere 36,6 milyar dolarlık ihracat yaptı. Türkiye’nin, TDT üye ülkeleri Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile son 5 yılda karşılıklı ticareti 62,6 milyar dolar olarak gerçekleşirken, Zengezur ve Orta koridorlarının ticareti artırmadaki katkısı dikkat çekiyor. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları 12. Zirvesi, 7 Ekim’de Azerbaycan’ın Gebele kentinde düzenlenecek. “Bölgesel Barış ve Güvenlik” temalı zirvede, katılımcıların bölgesel ve küresel gelişmeleri ele alması, Türk dünyasında işbirliğini güçlendirmeye ve refahı artırmaya yönelik belgelerin imzalanması planlanıyor. Teşkilatın kurucu üyeleri olan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’nin yanı sıra Özbekistan da 2019 yılı itibarıyla üye ülkeler arasında yer alıyor. Macaristan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ise gözlemci statüsünde bulunuyor. KARŞILIKLI TİCARET SON YILLARDA HIZLANDI Türkiye’nin teşkilata üye ülkelerle stratejik ticaret ortaklığı bulunurken, bu ülkelerle karşılıklı ticareti son yıllarda ivme kazandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Genel Ticaret Sistemi verilerine göre, 2020-2024 döneminde Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a toplam ihracat 36,6 milyar dolar oldu. Aynı dönemde, söz konusu ülkelerden toplam ithalat da yaklaşık 26 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Böylelikle Türkiye’nin TDT üyesi bu ülkelerle son 5 yıldaki ticaret hacmi 62,6 milyar dolara ulaştı. EN FAZLA İHRACAT AZERBAYCAN’A YAPILDI Türkiye’nin, bu dönemde en fazla dış satım yaptığı ülke ise 12,8 milyar dolarla Azerbaycan oldu. Bu ülkeye ihracatta makineler, mekanik cihazlar, plastik ve mamulleri ile motorlu kara taşıtları öne çıktı. Aynı dönemde Azerbaycan’dan gerçekleştirilen dış alım 5,3 milyar dolar olurken, mineral yakıtlar, pamuk, alüminyum, demir ve çelik ithalatta ilk sırada yer aldı. İki ülke ticareti ilişkileri ise “tek millet, iki devlet” anlayışıyla, stratejik şekilde ilerliyor. Azerbaycan’ın zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarının, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı (BTC), Bakü-Tiflis-Erzurum Boru Hattı (BTE) ve Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) gibi adımlarla Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması, ülkeyi bölgesel bir enerji koridoru haline getiriyor. ZENGEZUR KORİDORU, TÜRKİYE VE AZERBAYCAN TİCARETİNİ DESTEKLEYECEK Azerbaycan’ın son yıllarda en çok elektrik ihraç ettiği ülkenin Türkiye olması da enerji işbirliğinin çeşitlenmesi ve arz güvenliği açısından önem taşıyor. Bölgesel ticarette önemli olan Zengezur Koridoru’nun da iki ülke ilişkilerine lojistik maliyetleri düşürme, transit kapasiteyi ve ticaret hacmini artırma noktasında katkılar sunması bekleniyor. Koridorun, Azerbaycan ve Türkiye arasında, elektrik enterkonneksiyonu (İletim ve dağıtım sistemlerinin toplamından oluşan ulusal elektrik sisteminin diğer bir ülkeye ait elektrik sistemine bağlanması) ya da dijital iletişim hatları için kullanılabilecek bir altyapı koridoru olması da değerlendiriliyor. Türk müteahhitleri, bu ülkede üstlendiği konut, havalimanı inşası, su, elektrik ve enerji nakil hatları gibi sahalarda, önemli projelere imza atmayı sürdürüyor. KAZAKİSTAN’A DIŞ SATIM 10,1 MİLYAR DOLARA ULAŞTI Türkiye’nin, Kazakistan ile karşılıklı ticaretindeki yükseliş de bu dönemde dikkat çekiyor. Son 5 yılda Kazakistan’a 10,1 milyar dolarlık ihracat yapan Türkiye, aynı dönemde bu ülkeden 13,2 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Bu ülkeye ihracatta makineler, örme giyim eşyası ve aksesuarları başta gelirken, ithalatta bakır ve bakırdan eşya, mineral yakıtlar, alüminyum ve alüminyumdan eşya öne çıktı. ORTA KORİDOR, TÜRKİYE VE KAZAKİSTAN’IN LOJİSTİK GÜCÜNÜ ARTIRACAK Kazakistan, Türkiye’nin Orta Asya’daki başlıca ticaret ortağı olarak öne çıkıyor. Türkiye, burada en çok yatırım yapan 5 ülke arasında yer alıyor. Avrasya’daki önemli ulaşım ve ticaret güzergahı olan Orta Koridor ise Türkiye ve Kazakistan ticareti açısından stratejik olarak değerlendiriliyor. Özellikle Kazakistan’la, temmuz ayında…
Türkiye’nin otomobil tercihi değişiyor: Satılan her 10 araçtan 4’ü hibrit veya elektrikli
Türkiye otomotiv pazarında büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Yılın ilk 9 ayında benzinli ve dizel otomobil satışları gerilerken, elektrikli ve hibrit otomobillerin toplam satıştaki payı yüzde 44,7’ye ulaşarak 331 bin 955 adede yükseldi. Türkiye’nin otomobil tercihi değişiyor: Satılan her 10 araçtan 4’ü hibrit veya elektrikli Türkiye otomotiv pazarında büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Yılın ilk 9 ayında benzinli ve dizel otomobil satışları gerilerken, elektrikli ve hibrit otomobillerin toplam satıştaki payı yüzde 44,7’ye ulaşarak 331 bin 955 adede yükseldi. AA Giriş: 03.10.2025 – 15:09 Güncelleme: 03.10.2025 – 15:11Takip EtGoogle NewsPaylaş Türkiye’de yılın 9 ayında benzinli ve dizel otomobil satışlarında düşüş sürerken, elektrikli ve hibrit otomobil satışları yüzde 44,7’lik pazar payıyla 331 bin 955’e yükseldi. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerinden derlenen bilgilere göre, otomobil satışları bu yıl ocak-eylülde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,98 artarak 742 bin 687, hafif ticari araç satışları da yüzde 5,92 yükselerek 184 bin 960 oldu. Söz konusu dönemde Türkiye otomobil pazarında 345 bin 838 benzinli otomobil, 198 bin 174 hibrit otomobil satıldı. Dizel otomobil satış sayısı 58 bin 695, otogazlı otomobil satış sayısı ise 6 bin 199 oldu. Sadece elektrikle çalışan tam elektrikli otomobil satışları ise 132 bin 640 olarak kayıtlara geçti. Benzinli bir jeneratörün bataryayı şarj ettiği ve sürüşün elektrik motoruyla sağlandığı “uzatılmış menzil” sistemlere sahip araçlar da dahil edildiğinde yılın 9 ayında elektrikli otomobil satış sayısı yüzde 18’lik pazar payıyla 133 bin 781’e yükseldi. Bu arada, uzatılmış menzil otomobiller de Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu olarak “elektrikli” sınıfında yer alıyor. BENZİN VE DİZEL OTOMOBİL SATIŞLARINDA DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR Yılın 9 ayında benzinli otomobil satışlarında yüzde 19,1, dizellerde ise yüzde 17,7 düşüş gerçekleşti. Bu dönemde otogazlı otomobil satışları yüzde 26,9, hibrit otomobil satışları yüzde 78,6 ve tam elektrikli otomobil satışları yüzde 133,9 arttı. Dizel otomobil satışlarındaki azalışın ana nedeninin global üreticilerin dizel otomobil üretimini sonlandırma sürecinin devam etmesi, dolayısıyla pazara yeni dizel otomobil sunulmaması olduğu belirtiliyor. TAM ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLERİN PAZAR PAYI YÜZDE 17,8’E ÇIKTI Benzinli otomobillerin satışlarda geçen yılın ocak-eylül döneminde yüzde 63,3 olan payı, bu senenin aynı döneminde yüzde 46,6’ya geriledi. Söz konusu dönemde dizel otomobillerin payı yüzde 10,6’dan yüzde 7,9’a düşerken, otogazlı otomobillerin payı ise yüzde 0,8 oldu. Aynı dönemde toplam satışlardan alınan pay, tam elektrikli otomobillerde yüzde 8,4’ten yüzde 17,8’e, hibritlerde yüzde 16,4’ten yüzde 26,7’ye yükseldi. Otomobiller tam elektrikli, uzatılmış menzil elektrikli ve hibrit olarak ele alındığında toplam pazarın yüzde 44,7’sini oluşturduğu, içinde elektrikli motor bulunan araçlardan oluştuğu ve toplam satışlarının 331 bin 955’e ulaştığı görüldü. Böylelikle Türkiye’de satılan her 10 otomobilden 4’ü elektrikli ya da hibrit araçlardan oluştu. Aynı dönemde hibrit araçlar içerisinde plug-in hibrit 35 bin 314’lük satışa ulaşarak yüzde 4,8 paya sahip oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre artış yüzde 1135,6 olarak gerçekleşti. Eylül ayında ise toplam 12 bin 706 “tam elektrikli” otomobil satıldı. Bu otomobillerin eylül ayındaki pazar payı yüzde 14,4 olarak hesaplandı. Aynı ayda 25 bin 808 hibrit otomobil satışı gerçekleştirilirken, bu araçların pazar payı yüzde 29,2 olarak kayıtlara geçti.
KİRA ARTIŞ ORANI SON DAKİKA: Kira zammı belli oldu! İşte Ekim 2025 hesaplama tablosu
Son dakika haberi: TÜİK’in eylül ayı enflasyon rakamlarını açıklamasıyla Ekim 2025 kira artış oranı da belli oldu. İşte merak edilen enflasyon verisi sonrası Ekim ayı kira artış zam oranı ile kira hesaplama tablosu… Son dakika haberleri: Eylül ayı enflasyon (TÜFE) rakamları TÜİK tarafından açıklandı. Bununla beraber kira artış oranı da belli oldu. Enflasyon rakamlarının on iki aylık ortalaması baz alınarak belirlenen kira artış oranı Ekim 2025 için yüzde 38,36 oldu. Peki kira artış oranı hesaplaması nasıl yapılıyor? İşte merakla beklenen haberin detayları… EKİM 2025 KİRA ARTIŞ ORANI YÜZDE 38,36 OLDU Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) eylül ayı enflasyon rakamlarını açıklanmasının ardından ekim 2025 kira artış oranı da belli olmuş oldu. Enflasyon (TÜFE) rakamlarının on iki aylık ortalaması baz alınarak belirlenen kira artış oranı ekim ayı için yüzde 38,36 olarak gerçekleşti. Eylül ayı enflasyon oranının belli olmasıyla birlikte Ekim 2025 kira artış oranı hesaplaması şu şekilde yapılıyor: EKİM 2025 KİRA ARTIŞ ORANI HESAPLAMA Örnek Konut Kirası: 30.000 TL Kira Artış Oranı: Yüzde 38,36 Ekim 2025 Kira Artış Tutarı: 11.508 TL Ekim 2025 Kira Artış Oranı Dahil Zamlı Kira Tutarı: 41.508 TL Açıklanan rakamlara göre kirası 30.000 TL olan bir kiracının ekim ayında ödeyeceği kira zammı 11 bin 508 TL olarak hesaplandı. Buna göre zamlı kira tutarı ise 41 bin 508 TL olarak gerçekleşecek. EYLÜL AYI ENFLASYON RAKAMLARI BELLİ OLDU Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) eylül ayı enflasyon (TÜFE) rakamlarını açıkladı. Buna göre enflasyon (TÜFE) aylık yüzde 3,23, yıllık ise yüzde 33,29 olarak gerçekleşti. Kaynak : internethaber
TÜİK, Eylül enflasyon rakamlarını açıkladı
TÜİK verilerine göre enflasyon eylülde, eğitim kalemindeki etkisiyle aylık yüzde 3,23 artarak yıllık 33,29 oldu.Piyasalar ve ocak ayında maaşlar yeniden şekilleneceği için vatandaşlar, eylül ayı enflasyon verisine odaklandı. Son dakika haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini paylaştı. TÜFE’deki değişim 2025 yılı Eylül ayında, bir önceki aya göre yüzde 3,23 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 25,43 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 33,29 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 38,36 artış olarak gerçekleşti. TÜFE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE YILLIK YÜZDE 36,06 ARTTI En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,06 artış, ulaştırmada yüzde 25,30 artış ve konutta yüzde 51,36 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların yıllık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 8,60, ulaştırmada yüzde 4,15 ve konutta yüzde 7,85 oldu. TÜFE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE AYLIK YÜZDE 4,62 YÜKSELDİ En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 4,62 artış, ulaştırmada yüzde 2,81 artış ve konutta yüzde 2,56 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,11, ulaştırmada yüzde 0,44 ve konutta yüzde 0,44 oldu. Endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5’li Düzey) 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla, 25 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 5 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 113 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti. ÖZEL KAPSAMLI TÜFE GÖSTERGESİ YILLIK YÜZDE 32,86 ARTIŞ YAŞADI İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 3,34 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 25,94 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,86 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 37,85 artış olarak gerçekleşti. 2025 ENFLASYON ORANLARI Enflasyon ocakta, aylık yüzde 5,03 artarak yıllık 42,12 oldu. Enflasyon şubatta, aylık yüzde 2,27 artarak yıllık 39,05 oldu. Enflasyon martta, aylık yüzde 2,46 artarak yıllık 38,10 oldu. Enflasyon nisanda, aylık yüzde 3, yıllık enflasyon ise yüzde 37,86’ydı. Enflasyon mayısta, aylık yüzde 1,53, yıllık enflasyon ise yüzde 35,41’ydı. Enflasyon haziranda, aylık yüzde 1,37 yıllık enflasyon ise yüzde 35,05 oldu. Enflasyon temmuzda, aylık yüzde 2,06 yıllık enflasyon ise yüzde 33,52 oldu. Enflasyon ağustosta, aylık yüzde 2,04 yıllık enflasyon ise yüzde 32,95 oldu. Enflasyon eylülde, aylık yüzde 3,23 artarak yıllık 33,29 oldu.
Global gastronomiyi ekonomi zirvesi için geri sayım başladı .
Gastronomiyi yalnızca bir lezzet alanı değil; ekonominin, kültürel mirasın, sürdürülebilir kalkınmanın ve toplumsal dönüşümün merkezinde konumlandıran Global Gastro Ekonomi Zirvesi, bu yıl beşinci kez kapılarını açıyor. Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) ev sahipliğinde ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TGA desteğiyle gerçekleşecek zirve, 8 Ekim 2025’te İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek. Bu yılın ana teması olan “Kesişme Noktası”, gastronominin yenilikçi ekonomilerle, yaratıcı endüstrilerle, kültürel hafızayla ve sürdürülebilir kalkınmayla kesiştiği vizyoner bir yolculuğu ifade ediyor. Zirvede; Ivan Brehm – Michelin yıldızlı şef ve “Crossroads Thinking” yaklaşımıyla yaratıcı mutfak filozofu, Eylül Görmüş – Hafıza ve edebiyat üzerinden gastronomiyi yorumlayan araştırmacı, Aslıhan Koruyan Sabancı – Sürdürülebilir gastronomi üzerine uluslararası ödüllü yazar ve akademisyen, Akan Abdula – FutureBright Group Kurucu Ortağı, coğrafi işaretli ürünlerin ekonomik-kültürel gücüne dair araştırma sunumu, Ahmet Özer – İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul’un özgün gastronomik ürünlerinin tescil değeri üzerine, Levon Bağış – Şehir ve balık kültürü üzerine, Volkan Narcı – Deniz yaşamını korumanın geleceğe etkileri üzerine, David Mora – İspanyol öno-turizm uzmanı, bağ rotaları ve gençlerin turizm trendleri, Oğul Türkkan, Oluş Molu, Can Ortabaş, Zeynep Arca Şallıel – Türkiye’nin bağ rotaları ve şarap üretimi üzerine, Ivano Mocetti – İtalya’nın yiyecek-içecek sektöründe küresel rekabet gücü, Danilo Zanna – İtalyan gastronomisinin uluslararası etkisi üzerine. Zirve, gastronominin ekonomiden kültürel diplomasiye, mavi ekonomiden sürdürülebilirliğe kadar uzanan çok boyutlu rolünü tartışmaya açacak. Siz değerli basın mensuplarını, Türkiye’yi geleceğe taşıyacak fikirlerin ve iş birliklerinin üretileceği bu güçlü ortak akıl platformunda aramızda görmekten mutluluk duyarız. Tarih: 8 Ekim 2025 Yer: Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul Saat: 09.00 – 17.00 Furkan Kır- Momentum İletişim
Türk markası Nishplas, Avrupa’ya açılıyor
Avrupa’da yapı sektörüne girmeye hazırlanan Türk markası iç cephe yeni nesil duvar kaplama sıvası Nishplas, cumartesi günü Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir toplantıyla tanıtıldı. ALMANYA’nın Leverkusen şehrinde uzun yıllardır iş insanı olan Asa Service GmbH CEO’su Ali İnceören, Avrupa baş bayiliğini üstlendiği Nishplas’ın tanıtımı için Düsseldorf’ta bulunan otel Kö59’da bir program düzenledi. Yeni nesil duvar giydirme markası Nishplas’ın Düsseldorf lansmanına, yapı sektöründe bulunan çok sayıda şirket temsilcileri ve medya mensupları davet edildi. Etkinlikte Nishplas’ın tanıtım sorumlusu Murat Şahinarslan, görseller eşliğide Nishplas’ın kuruluş sürecini, sektördeki yerini ve Avrupa’ya açılma planını davetlilere anlattı. Tanıtımda yer alan bir sıva ustası da, kova içerisinde hazırladığı Nishplas ile duvarın nasıl kaplandığını uygulamalı olarak davetlilere gösterdi. İLK TANZANYA’YA İHRAÇ EDİLDİÇevre dosttu ve ipek sıva olarakta bilinen Nishplas’ın üretim merkezi, İstanbul / Kartal’da bulunuyor. Duvar, tahta ve fayans üzerine yapılabilen yeni nesil sıva Nishplas, ilk olarak 2018 yılında Tanzanya’ya ihraç edildi ve 2022 itibariyle de Fildişi Sahili, Libya, Danimarka ve Avusturya gibi ülkelere bayilikler verildi. Doğaltaş ve tekstil geri dönüşümü pamuk karışımıyla hazırlanan Nishplas, yüzden fazla ayrı renkte yapılabiliyor. Isı yalıtımı, ses yalıtımı, rutubet ve nem yalıtımı sağlayan Nishplas, yapım aşamasında ve sonrasında herhangi bir kokusu olmuyor. Avrupa piyasasına girmeye hazırlanan Nishplas’ın bir paketine 8 litre su karıştırılarak, dört metrekare duvar kaplanabiliyor. Kaplama sonrası duvarda oluşabilecek çizik ve yırtılma gibi hasarlar, kolayca düzeltilebiliyor. Uygun bir fiyatla Avrupa’da satışa sunulması beklenen Nishplas için, bayilikler verilmesi planlanıyor. ARTILARI ÇOK OLAN BİR TÜRK ÜRÜNÜNishplas’ın Avrupa baş bayiliğini üstlenen Ali İnceören, “Tanıtım toplantısıyla Nishplas’ın Avrupa’ya açılmasının ilk adımını attık. Oldukça artıları olan Nishplas’ı, kısa sürede Avrupa piyasasıyla buluşturmayı amaçlıyoruz” dedi. Ali İnceören, Nishplas ile ilgili şunları söyledi: “Nishplas’ı, başta Almanya olmak üzere farklı Avrupa ülkelerinde bayilikler vererek pazarlamayı hedefliyoruz. Ürünümüz, yüzde 98 doğal, ses yalıtımı var, yanmıyor, kokusu yok. Hep artısı olan bir ürün. Ses geçirmiyor, mobilya çarpması ile çizilir, yırtılırsa anında kapatılması mümkün. Ayrıca fiyatını uygun olacak şekilde belirmeye çalışıyoruz. Yapımı oldukça kolay, eli yatkın ev sahibi ustaya ihtiyaç duymadan da yapabilir. Ev kadınlarının da yapabileceğini düşünüyoruz. Ürünün Türkiye’de üretilerek Avrupa pazarında yer almasıyla, ülkemizin ekonomisine de katkı sağlanmış olacak, bununla da büyük gurur yaşacağız.” kaynak : hürriyet gazetesi
NTB “Ticaret ve Networking Buluşması” Ankara Mamak’ta gerçekleşti
Etkinliğe yoğun katılım sağlandı. Katılımcılar arasında kamu, özel sektör, sivil toplum ve medya dünyasından birçok önemli isim yer aldı. *Etkinliğe katılan isimler arasında;* Türkiye Milli Değerler ve Medeniyetler Vakfı (TÜRDEM) Ankara İl Başkanı Recep Yurtsever, Mamak Belediye Başkan Danışmanı İsmail Gençkurt, Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Nusret Tuzak, Kırım Vatan Kültür Derneği Başkanı Doğru İnsanlar Derneği Başkanı Safiye Karaosman, Çorumlular Derneği Başkanı Duran Bey, Hanım Çanağı Kooperatif Başkanı Nimet Güneş, Aktar Kozmetik’ten Ali Asiltürk, yeniankara.com.tr adına Aysun Karakaya, Mali Müşavir Billur Yeniyer, Mobikap sahibi Cumhur Turgay Köseoğlu, TÜBİTAK Birim Şefi Figen Kaya, medya sektöründen Hidayet Özpolat, Kenan Alt ve İlayda Karaseki, Kozmik Kozmetik’ten Ömer Özçelik, Moden Ticaret’ten Sedat Güzel, Gayrimenkul Danışmanı Şaban Ateş, Dış Ticaret Uzmanı Yahya Ulutopçu, Yönetim Grup’tan Yusuf Kansu, Mustafa İpek, aydınlatma sektöründen Melek Çetinkaya, kozmetik sektöründen Kamil Tekel, danışman olarak Necati Bal ve Mustafa Yüceayvaz, emlak danışmanı Ayşe Keleş, öğretmen Gizem Çetinkaya, akademisyen Oğuzson Aydemir, gayrimenkul danışmanı Mustafa Gültekin, Tekha Basın’dan Saime Halaç, gayrimenkul danışmanı Nuran Aydın ve Avrupa Kültür Birliği İş Lobisi Vakfı Genel Başkanı Metin Genç gibi birçok değerli isim yer aldı. “TÜRKİYE ORTAK GÜÇ BİRLİĞİ PROJESİ” hakkında bilgi verildi Yakut, konuşmasında bir yıl önce temelleri atılan bu platformun artık hayata geçtiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: Bu platform aracılığıyla onların ihtiyaç duyduğu noktalara, çözüm ortaklığı yöntemiyle ulaşmayı hedefliyoruz. Hem dijital mecralarda hem de yüz yüze sahada düzenleyeceğimiz toplantılarla platformumuzu tanıtacak, faaliyetlerimizi paylaşacağız.” “BU YALNIZCA BİR İŞ AĞI DEĞİL, BİR VİZYON HAREKETİDİR” Yakut, konuşmasının devamında projeyi yalnızca bir iş ağı olarak değil, bir dönüşüm hareketi olarak gördüklerini vurguladı: “Küresel dengelerin yeniden şekillendiği, ekonomik ilişkilerin hızla dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz. Türkiye’nin üretim gücü ve girişimcilik enerjisi artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Küçük ve orta ölçekli üreticilerimizin, bilgiye ve olanaklara erişimde geri kaldığını görüyoruz. Biz bu firmaları tek bir çatı altında toplayarak, ihtiyaç duydukları bilgiye ve kaynaklara ulaşmalarını sağlamayı hedefliyoruz.” HEDEF: DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE EKONOMİSİ NTB hedeflerine kararlı adımlarla ilerleyeceğine inandıklarını belirtti ve tüm paydaşları bu dönüşüm yolculuğunun bir parçası olmaya davet etti. Program sonunda katılımcılara plaket takdim edildi ve toplu fotoğraflar çekilerek etkinlik ölümsüzleştirildi.































