İHRAÇ EDİLEBİLİR YERLİ VE MİLLİ ULAŞTIRMA SİSTEMLERİ GELİŞTİRECEĞİZ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Boğaziçi Üniversitesi arasında Akıllı Ulaşım Sistemleri konusunda iş birliği protokolü imzalandı. Karaismailoğlu, “İş birliğimizin ilk çalışması olarak; dünyada gelişmekte olan otonom araç teknolojilerinin ülkemizde de yerli ve milli olarak üretilmesini desteklemek ve ulaştırma altyapılarımızı gelişen teknolojilere uyumlu hale getirmek istiyoruz. Gerekli altyapıyı oluşturacağız. Otonom/bağlantılı ve elektrikli araç test çalışmalarımızın başarılı şekilde tamamlanması sonrasında, bu araçları yolcu taşımacılığında kullanmaya başlayacağız” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Boğaziçi Üniversitesi ile İşbirliği Protokolü İmza Törenine katıldı. Ülkemizin Akıllı Ulaşım Sistemlerinde yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekleyerek, çok önemli bir çalışma başlatacaklarını belirten Karaismailoğlu, Bakanlık ile ülkenin köklü eğitim kurumlarından Boğaziçi Üniversitesi arasında, dünyada ilk denilebilecek ‘Otonom Araçlarla Sürüş Mimarisi ve Trafik Yönetimi’ konusunda iş birliği protokolüne imza attı. – “Yatırımlarımız ile yıllık ortalama 1 milyon 20 bin kişinin dolaylı ve doğrudan istihdamına katkı yapıldı” Kara, hava, deniz ve demiryollarının yanı sıra uzayda da uydularımızla çok büyük başarılara imza attığımızı belirten Bakan Karaismailoğlu, büyüyen ve gelişen dünyanın, hareketlenen ticari koridorları üzerinde hâkimiyet kurduğumuza dikkat çekti. Karaismailoğlu, “Başarılarımız bütün dünya tarafından takip ediliyor. Ülkemizde büyük projeleri tamamlamış yüklenicilerimiz bu sayede dünyanın pek çok ülkesinde büyük projelere imza atıyorlar. Bu projelerde ağırlıklı olarak da Türk mühendis ve işçilerini çalıştırmaktalar. Ulaşım ve haberleşmede kazandığımız bu iddianın çok önemli ekonomik sonuçları olmuştur. Bugüne dek toplam 1 triyon 86 milyar lira olarak gerçekleşen yatırımlarımızın 2003-2020 yılları arasında Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya toplam 395 milyar dolar ve üretime 838 milyar dolarlık etkisi oldu. Ayrıca Yıllık ortalama 1 milyon 20 bin kişilik dolaylı ve doğrudan istihdam gerçekleşmesine de katkı yapıldı.” – “Üniversitelerle dirsek temasında olmanız çok önemli ve zaruridir” 2021 yılı bütçesi içinde yüzde 31’lik orana sahip olan Ulaştırma ve Altyapı yatırımlarının, yapılan ve devam eden projelerle birlikte toplam 1 trilyon 555 milyar TL’ye ulaşacağını belirten Bakan Karaismailoğlu; hem özel sektör hem akademik camia ile birlikte çalışılarak, ülkenin geleceği için kalıcı eserlerin inşa edildiğini kaydetti. Karaismailoğlu, “Ulaştırma ve haberleşme gibi bir alanda ‘gündelik siyasi reflekslerle’ veya ‘popülizm’ ile hareket edemezsiniz. İşte bu yüzden devlet aklı ile hareket etmeniz, bunu yaparken bilimsellikten ödün vermemeniz ve üniversitelerle dirsek temasında olmanız çok önemli ve zaruridir. Bu nedenle siz kıymetli akademisyenlerimiz ve üniversitelerimizle birlikte çalışabilme fırsatlarını çok önemsiyor ve her aşamada birlikte ilerlemeye çalışıyoruz. Ülkemizin Akıllı Ulaşım Sistemlerinde yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekleyerek, çok önemli bir çalışma başlatıyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile ülkemizin köklü eğitim kurumlarından Boğaziçi Üniversitesi arasında, dünyada ilk diyebileceğimiz ‘Otonom Araçlarla Sürüş Mimarisi ve Trafik Yönetimi’ konusunda iş birliği protokolümüzün imzalarını atacağız.” -“İleri mühendislik teknolojilerinde takip eden değil, takip edilen ülke olacağız” Günümüzde akıllı ulaşım sistemleri alanında yapılacak; akademik, bilimsel, mühendislik ve benzeri perspektifteki her türlü teorik, teknolojik ve yenilikçi çalışmada, tüm dünyanın önünde ilerlediğimize dikkat çeken Bakan Karaismailoğlu, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Ağustos 2020’de kamuoyuna ilan ettiğimiz Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Strateji Belgesi ve 2020-2023 Eylem Planı çerçevesinde, 31 eylemi gerçekleştirme çalışmalarını başlattık. Bu hedeflerimize ulaşmamız için bugün başlattığımız işbirliğiyle, Akıllı Ulaşım Sistemleri alanında ve bu alanla doğrudan ilgili olan Otonom Araç Sistemleri, Bağlantılı Araç Teknolojileri, ulaşımda yenilebilir enerji kullanılması, hareketlilik ve birçok konuda dünyadaki gelişmeler doğrultusunda, ileri bilişim teknolojilerini kullanacağız. Yani; ileri mühendislik teknolojilerinin hayata geçirilmesinde takip eden değil, takip edilen ülke olacağız. Ülkemizin kapasitesini en üst seviyede kullanarak, katma değerli, dünya…
GELECEĞİN TAŞIMA TÜRÜ: HYPERLOOP
Önümüzdeki yıllarda hızlı teslimat pazarının güçlü bir şekilde büyümesi beklenmektedir. Ancak bu büyüme, hızlı taşıma kapasitesindeki yetersizliklerle sınırlanmakta ve artan talep, giderek yoğunlaşan bir şekilde yoğunluk sorunlarına neden olmaktadır. Söz konusu talep artışına bağlı olarak, taşımacılık sektörü sadece iş açısından değil, çevresel açıdan da birçok zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. Mevcut taşımacılık sistemlerinin sürdürülemez doğası ve sınırlı kapasite, yeni bir ulaşım türü olan Hyperloop’a olan ilgiyi artırmıştır. Hyperloop, yolcu ve/veya yük için yüksek hızda ve sürücüsüz operasyonlar sağlayan bir kara taşımacılığı türüdür. Hyperloop’un diğer temel özellikleri arasında yüksek düzeyde sürdürülebilirlik, güneş enerjisi kullanımıyla çevre dostu ve güvenli bir sistem olması sıralanabilir.Cargoloop, Hyperloop teknolojilerinin yük taşımacılığında kullanılan düşük maliyetli bir uygulamasıdır. Bu fikrin temel kavramı, yükün saatte yaklaşık 1000 kilometrelik yüksek hızlara ulaşılabilen, düşük basınçlı bir tüp içindeki araçlardan oluşan otonom bir yer tabanlı sistem aracılığıyla taşınmasıdır. Borudaki hava direncini azaltarak, basınçlı araçları harekete geçirmek için çok az enerji gerekmektedir ve bu da enerji açısından verimli bir taşıma yöntemi sağlamaktadır. Sürekli yük akışı, merkezi güvenlik prosedürleri, artan verimlilik, yileştirilmiş stok yönetimi, yüksek teslimat sıklıkları, hasarsız nakliye, teslimat süreleri üzerinde kontrol ve azaltılmış çevresel etkiler, Cargoloop sisteminin geleneksel taşımacılık türlerine kıyasla sunduğu çok sayıda avantajdan bazılarıdır. Dahası, Cargoloop’un Hyperloop aracılığıyla yolcu taşımaya yönelik bir basamak görevi görebileceği varsayılmaktadır. 2023 yılına kadar Cargoloop teknolojisinin kendisini kanıtlamasından sonra küresel bir kargo taşımacılığı ağının oluşturulması öngörülmektedir. Bunu başarmak için potansiyel Cargoloop rotalarının ticari uygulanabilirliğinin belirlenerek tanımlanması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Cargoloop’un bu hedefe ulaşabilmesi için Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle Brezilya, Italya, Polonya, Hollanda ve Norveç/Isveç ile birlikte pilot güzergah lokasyonlarından biri olarak hayati bir rol oynamaktadır. Bu vizyonla Hardt Global, Cargoloop’un Türkiye›ye entegrasyonu için ön çalışma olarak bir proje başlatmıştır. Proje, Istanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dilay Çelebi ve Görkem Kerem tarafından yürütülmektedir. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de Hyperloop teknolojisinin kullanılabilme olasılığı oldukça heyecan verici bir haberdir. Lojistikte yenilikçi teknolojiler kullanımında öncü bir vizyona sahip olan UTİKAD, geleceğin lojistiğinin bu çığır açan alanında çalışmaları takip etmek, yönetmek ve yürütmek için çeşitli çalışma grupları, endüstri üyeleri ve akademisyenlerin temsilcilerinden oluşan bir Hyperloop Odak Grubu oluşturmuştur. Hyperloop Odak Grubu; sektörün, akademisyenlerin ve hükümet yetkililerinin daha geniş katılımıyla 28 Nisan 2021’de kapsamlı bir çevrimiçi çalıştay planlanmıştır.UTİKAD ve Hardt Global tarafından desteklenen, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dilay Çelebi ile Görkem Kerem tarafından yürütülen “Türkiye’de Potansiyel Cargoloop Rotalarının Belirlenmesi” isimli projenin ilk aşamasında elde edilen çıktıları paylaşmak için 28 Nisan 2021 tarihinde 10.00 – 13.00 saatleri arasında Zoom platformu üzerinden çevrimiçi bir çalıştay düzenlenecektir. Çevrimiçi çalıştayda Cargoloop’un Türkiye’ye etkin entegrasyonu için fikirler üretilecek, çalışma sonuçları değerlendirelecek ve bu yeni ulaştırma türü kamu idaresi, akademi ve sanayi bakış açısından ele alınacaktır. Söz konusu proje kapsamında gerçekleştirilecek çalıştayın dili İngilizce olup LCV için Prof. Dr. Dilay Çelebi ile celebid@itu.edu.tr adresinden irtibata geçilmesi gerekmektedir. Çalıştay Bağlantı Bilgileri: Meeting ID: 910 9473 1647Şifre: 276717 Türkiye’de lojistik sektörünün gelişimi açısından değerli sonuçlar elde edileceğini umduğumuz çalıştayda siz değerli üyelerimizi de aramızda görmekten onur duyarız.
PANDEMİDEN DAHA GÜÇLÜ ÇIKMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ
Dış ticaret ve lojistiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu dolayısıyla lojistik sektörünü değerlendirirken dış ticaretimizin mevcut durumuyla paralel tespitler yapılması gerektiğinin altını geçtiğimiz makalelerimizde de belirtmiştim. Ancak 2020 yılını değerlendirirken sosyal yaşamımızda olduğu gibi profesyonel hayatımızda da COVID-19 pandemisi tüm dengeleri alt üst eden bir yıldırım gibi düştü. Bu küresel salgına bir de Brexit’in eklenmesi Türkiye’nin dış ticaretinde en önemli ve etkin pazarı olan Avrupa Birliği ülkeleri ile olan dış ticaretini dolayısıyla lojistik sektörünü özellikle 2020 yılının ilk çeyreğinden itibaren ciddi bir sıkıntıya uğrattı. Arka arkaya kapanan sınır kapıları, AB içindeki tüm ülkelerin salgına karşı aldıkları farklı tutumların sonucunda ortaya çıkan yasaklar ve kısıtlamalar lojistik sektörüne zorlu bir sınav verdirdi. Ancak geldiğimiz noktada her fırsatta belirttiğim üzere ‘Türk Lojistik Sektörünün’ bu sınavı başarıyla verdiğini düşünüyorum. Ve hem lojistik sektörü temsilcileri hem de canları pahasına sahada olmayı sürdüren sektör emekçilerimizle gurur duyuyorum. Zira lojistik sektörünün durması demek küresel tedarik zincirinin kopması demektir. Bu zincirleme olarak gıdadan tutun da bugün ‘umutla’ beklediğimiz corona aşısının dünyadaki dağıtımının mümkün olmamasıdır. Ki bu durum salgının atlatılamaması anlamına gelmektedir. AB ile ilişkilerimize yeniden dönecek olursak; 31 Aralık 1995 tarihinde Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi ile birlikte Türkiye ve AB arasında büyük bir ivme kazanan ticaret hacmi T.C. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2020 yılında 143 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve AB ülkemizin en önemli ticaret ortağı olmayı sürdürmüştür. Ülkemiz, AB’nin toplam ihracatından aldığı yüzde 3,4 pay ile 6. sırada yerini almıştır. AB, 2020 yılında 69 milyar dolar ile ihracatımızda yüzde 41,3 oranında pay almakta olup toplam ihracatımızda ilk sırada yer almaktadır. Yine Ticaret Bakanlığımızın verilerine göre; ülkemiz AB’nin toplam ithalatında ise yüzde 3,7’lik payla 6. sırada gelmektedir AB ülkelerinin kendi aralarında yaptığı ticaret hariç tutulduğunda). Ayrıca AB, ülkemizin ihracatında olduğu gibi ithalatında da ilk sırada yer almaktadır. 2020 yılı rakamlarına göre; Türkiye 219 milyar dolarlık toplam mal ithalatının 73 milyar dolarlık kısmını (yüzde 33,4’lük pay) AB’den gerçekleştirmiştir. 2020 yılında ülkemizin AB ile olan ticaretinde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 95,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Dış ticaret verilerini UTİKAD Sektörel İlişkileri Müdürü Alperen Güler tarafından hazırlanan UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2020’de yer alan taşımacılık faaliyetlerine ilişkin verilerle de örtüşmektedir. Türkiye’nin ihracatının ülke grupları bazında dağılımı incelendiğinde hem 2019 yılı sonunda hem de 2020 yılı üçüncü çeyreği sonunda AB-27 ülkelerinin ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmadan önce, örneğin 2018 verilerine göre, AB ülkelerinin Türkiye’nin ihracatındaki payı yüzde 50 civarındaydı. AB harici ülkeler ile birlikte 2019 yılı sonu Avrupa’ya ihracat tüm ihracatın yüzde 56’sını oluşturmakta iken 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda Avrupa’ya yapılan ihracat tüm ihracatın yüzde 55’ini oluşturdu. Avrupa ülkelerini 2019 yılında yüzde 19 ve 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 18 ile Yakın ve Orta Doğu ülkeleri takip etmektedir. İthalatta ise AB-27 ülkelerinin 2019 yılı ve 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 32 oranındaki payı değişmedi. AB harici Avrupa ülkelerinden 2019 yılında yapılan ithalat tüm ithalatın yüzde 18’ini teşkil ederken bu oran 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 16’ya geriledi. Yakın ve Orta Doğu ülkelerinden yapılan ithalat 2019 yılında tüm ithalatın yüzde 8’ini oluştururken bu oran 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 10’a yükseldi. 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda Türkiye’nin ihracat gerçekleştirdiği ilk 20 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yaklaşık yüzde 66, ithalat yapılan…
UİB’İN NİSAN İHRACATI YÜZDE 291 ARTIŞLA 2,6 MİLYAR DOLAR
BARAN ÇELİK: “BU RAKAMLAR, İHRACAT POTANSİYELİMİZİN GÖSTERGESİ” BURSA – Türkiye’nin Genel Sekreterlik bazında en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci birliği olan Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), nisan ayında yüzde 291 gibi yüksek bir oranda ihracat artışı gösterdi. UİB’in nisan ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 291 oranında artarak 2 milyar 599 milyon dolar oldu. UİB’in, geriye dönük 12 aylık dönemdeki ihracat tutarı ise 29 milyar 502 milyon 841 bin 929 dolar olarak gerçekleşti. UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik, ihracatta artış trendinin devam ettiğini, Türkiye’nin ve Bursa’nın nisan ayında sergilediği yüksek oranlı artışların gelecek dönemler için motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. “Nisan ayındaki yüksek artışta her ne kadar baz etkisi olsa da, pandeminin getirdiği tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen ihracatı artırmak için var gücüyle çalışan tüm firmalarımızı gösterdikleri üstün performanstan dolayı kutluyorum” diyen Başkan Çelik, UİB bünyesinde yer alan beş birliğin de ihracat rakamlarında artışlar olduğunu belirtti. UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik, “Covid-19 salgını tüm dünyayı başta sağlık ve ekonomi olmak üzere pek çok açıdan derinden sarstı. Böyle bir süreçte, yüksek bir ihracat artışına imza atmak güçlü ekonomik yapımızın, ihracat potansiyelimizin ve ihracatçılarımızın kararlı tutumlarının net bir göstergesi oldu. Tam kapanma sürecine paralel aşılama oranımızın yükselmesiyle pandeminin etkisinin giderek azalacağına ve piyasaların ikinci çeyrekle birlikte bir toparlanmaya gideceğine inanıyoruz. Kararlılıkla ve tüm gücüyle üreten, ihracatla büyüyen, sürdürülebilir modelle kalkınan ve istihdam yaratan daha güçlü bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. OİB’in ihracatı Nisan ayında 2,1 milyar dolar Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 379 gibi bir artışla 2 milyar 128 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB), geriye dönük 12 aylık performansı ise 24 milyar 815 milyon dolar olarak açıklandı. Tekstil ihracatı Nisan’da 121,6 milyon dolar oldu Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği de (UTİB), Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 251 artışla 121,6 milyon dolar ihracata imza attı. UTİB’in geriye dönük 12 aylık dönemdeki ihracatı ise 1 milyar 121 milyon dolar olarak gerçekleşti. UHKİB’den Nisan’da 83,7 milyon dolar ihracat Nisan ayında geçen yılın nisan ayına göre yüzde 200 artışla 83,7 milyon dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (UHKİB), geriye dönük 12 aylık ihracatı ise 839,2 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşti. UMSMİB’in ihracatı Nisan ayında 18,4 milyon dolar Nisan ayında bir önceki yılın nisan ayına göre yüzde 38 artışla 18,5 milyon dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB), geriye dönük 12 aylık dönemde ise 201,6 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiş oldu. UYMSİB’den Nisan’da 7,9 milyon dolarlık ihracat Nisan ayında geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 21 artışla 7,9 milyon dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), geriye dönük 12 aylık dönemde ise 152,8 milyon dolar seviyelerinde dış satışa imza attı. Öte yandan, UİB üzerinden ihracat kaydı yapılan ve ‘diğer’ başlığı altında listelenen sektörlerin Nisan ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 73 artışla 239,1 milyon dolar olarak açıklandı. kAYNAK : ULUDAĞ İHRACATCILAR BİRLİĞİ
BURSA SİYAHI İNCİRİ DÜNYA PAZARINI HEDEFLİYOR
PROF. DR. SENİH YAZGAN: “ÜRÜNÜN TANITIM VE PAZARLAMASI GELİŞTİRİLMELİ” Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), Ticaret Bakanlığı desteğiyle Bursa Siyahı İnciri Ur-Ge Projesi kapsamında yaptığı eğitimlerin dördüncüsünü gerçekleştirdi. UYMSİB, İngiliz Kraliyet Ailesinin mutfağına kadar giren, uzun raf ömrü, iri dış görüntüsü, tadı ve muhteşem lezzetiyle dünyanın en kaliteli inciri kabul edilen Bursa Siyahı İnciri’nin daha geniş kitlelere tanıtılması amacıyla yaptığı çalışmalara bir yenisini daha ekledi. İlki Şubat 2020’de, henüz ilk vakanın ülkemizde görülmediği dönemde fiziki olarak yapılan eğitimlerin son 3’ü pandemi şartlarından dolayı online ortamda gerçekleşti. Deneyimli danışman Nilüfer Arıak tarafından Ur-Ge kümesinde yer alan firmaların katılımcılarına verilen eğitime, UYMSİB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Senih Yazgan da katıldı. Gün boyunca online olarak düzenlenen ve 10 firmanın temsilcilerinin katıldığı toplantıda, ‘Dış Ticarette Teslim ve Ödeme Şekilleri’, ‘İhracat Finansmanı’ gibi ana başlıklar üzerinde duruldu. Eğitimde ayrıca akreditif ve akreditifte karşılaşılan sorunlar; açılmış, belgede yapılan hata nedeniyle rezerv konulmuş, bedeli tahsil edilememiş örnekler incelenirken, ihracatın finansmanı uluslararası finansman imkânları üzerinden de bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. “Doğru pazarlanması ülke tarımına büyük katkı sağlar” Prof. Dr. Senih Yazgan, şehirle özdeşleşen Bursa Siyahı İnciri’nin dünya pazarında rakibi ve ihracatında limiti olmayan özel ve önemli bir ürün olduğunu belirterek, rakipsiz olan bu ürünün uluslararası piyasalarda tanınması ve uygun maliyetlerle pazarlanmasının ülke tarımına büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Bu kapsamda Birlik olarak Bursa Siyahı İnciri’nin tanıtımı ve pazarlaması süreçlerinin daha da geliştirilmesi adına faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Yazgan, bu ürünün üretimi, tanıtımı ve pazarlamasının daha da geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. KAYNAK :https://www.immib.org.tr/
Plastik sektörü Mükemmeliyet Merkezi ile liderliğe oynayacak
PAGEV, 10 milyon tonluk üretim kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük ikinci dünyanın en büyük altıncı plastik üreticisi konumunda bulunan Türkiye plastik sektörünü liderliğe taşıyacak PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temelini attı. Sektörün katma değerli üretimini artırırken ithalatını azaltacak 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip dev projenin temel atma töreni PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ev sahipliğinde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) öncülüğünde T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın himayesinde hayata geçirilecek olan PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temel atma törenine Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ve çok sayıda plastik sektörü temsilcisi katıldı. Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yerleşkesinde konumlanan merkez, toplamda 30 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, üç etapta yapılacak. İlk etap 2021 yılı içinde tamamlanarak plastik sanayinde faaliyet gösteren firmalara hizmet vermeye başlayacak. PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, özelde plastik sektörünün, genelde Türkiye ekonomisinin gücüne güç katacak. Plastik sektörünün yanı sıra ürün, hammadde ve makine ekipman sektörlerine de hizmet vermesi planlanan merkez; araştırma, sertifikasyon, test ve laboratuvar hizmetleri verecek, en yeni teknolojiye sahip ürünlerin üretimi için sanayi kuruluşları, üniversiteler, araştırma kurumları, mesleki birlikler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapacak. Ayrıca mesleki ve teknik eğitim ile danışmanlık hizmetleri sağlayacak. Makine sektörüne de hizmet verecek olan merkez, teknolojik gelişmelerin yapılabilmesi için gerekli olan plastik makine, kalıp ve ekipman üretiminin hem miktar hem kalite olarak artırılmasını sağlayacak. Standart dışı plastik ürün ithalinin önüne geçecek… PAGEV Mükemmeliyet Merkezi, ihraç edilen ürünlere ilişkin bir kontrol mekanizması oluşturarak Türkiye’de üretilen plastik ürünlerin uluslararası pazarlardaki güvenirliğinin ve itibarının korunmasına da katkı sağlayacak. Merkezin çok önemli bir artısı ise ithal edilen plastik ürünlerin, kesin ithalatı yapılmadan laboratuvarlarda teknik uygunluğunun belirlenmesi ile ülkemize kalitesiz ve standart dışı ürün girişini engellemesi olacak. Sadece sanayicilere değil öğretmenlere ve öğrencilere de önemli fırsatlar sunuyor PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne komşu olacak Plastik Mükemmeliyet Merkezi, bu okuldaki öğretmenlere ve öğrencilere ileri teknoloji ile tanışma fırsatı sunacak. Bazı uygulama derslerini PAGEV Mükemmeliyet Merkezi’nde yapma şansını yakalarken merkezin eğitim ve konferans salonları da hizmetlerinde olacak. Sanayici ve akademisyenlerle yakın bağ kurulması noktasında da gerekli sinerjiyi yaratacak merkezde lise öğrencilerini staj fırsatı da bekliyor. Öğrenciler aynı zamanda başta PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin protokol imzaladığı İstanbul Üniversitesi olmak üzere farklı üniversite akademisyenlerinden mentorluk alma şansına da sahip olacak. Mükemmeliyet Merkezi, plastik sektörünün katma değerli üretimini artıracak Temel atma töreninde konuşan PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Türkiye plastik sektörü mevcut hacmi ve potansiyeli ile liderliğe çok yakın bir konumda bulunuyor. 37 milyar dolarlık cirosu ile ülke ekonomisine ciddi bir değer yaratan sektörümüz 10 milyon tonluk üretim gücü ile Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın en büyük altıncı üreticisi konumunda bulunuyor. Sektörümüzün mevcut konumunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Ülkemizin 2023 hedefi dünyadaki en büyük ilk 10 ekonomiden biri olmak. Plastik sektörümüz ise daha bugünden dünyanın 6.’ncı büyük üreticisi. Sektörümüzde 11 bin civarında üretici firma 250 bin kişiyi istihdam ediyor. Bu firmalarımız 150’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Görünen tablo bu kadar pozitifken Türkiye plastik sektörü neden lider konumda değil? Lider olamamamızın önündeki en büyük engel katma değeri düşük üretim. Katma değeri yüksek plastik mamulleri ithal ediyor ancak katma değeri düşük mamuller ihraç ediyoruz.…
Zorunlu Mesleki Yeterlilik Belgesi Yıl Sonuna Kadar Teşvikli!
Plastik sektörümüzün de içinde yer aldığı birçok sektörde çalışanları ve işletmeleri yakından ilgilendiren, çalışanlara Mesleki Yeterlilik Belgesi alınması uygulaması zorunlu bir uygulama olarak sürmektedir. Çalışma hayatında, yetkinlik belirleyici bir standardizasyonu sağlayan bu belge zorunluluğu, iş yaşamının da güvenli biçimde sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan tebliği ile; yüzbinlerce çalışanı yakından ilgilendiren, tehlikeli ve çok tehlikeli işler sınıflarındaki mesleklerde Mesleki Yeterlilik Belgesi (MYK) zorunlu kılınmış olup, söz konusu belgeyi almayanlar mesleklerinde çalışamayacak olup, aynı zamanda MYK Belgesi olmayan personel çalıştıran işverenlere de cezai yaptırım uygulanmaktadır. PAGEV, plastik sektörümüzü yakından ilgilendiren süreçle ilgili olarak; Plastik, Kimya, Petrol ve Lastik sektörlerinde ulusal meslek standartları olan; 12UY0069-3 Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı, 12UY0069-4 Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı, 13UY0142-3 Plastik Profil Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) ve 13UY0143-3 Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) meslek standartlarını kendi bünyesinde hazırlayarak Mesleki Yeterlilik Kurumu ve TÜRKAK tarafından ulusal meslek standartları olarak kabul edilmesini de sağlamıştır. Plastik sektörümüzün ulusal meslek standartlarının yazılması ve onaylanmasının yanı sıra PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi, sektörde istihdam edilen çalışanlara yönelik ülke çapında sınav ve personel belgelendirme hizmetlerini de sürdürmektedir. PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezimizde; TS EN ISO / IEC 17024 standardına uygun olarak Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı (Seviye 3), Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı (Seviye 4), Plastik Profil Ekstrüzyon Üretim Operatörü (Seviye 3) ve Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) (Seviye 3) ulusal yeterliliklerinin sınav ve belgelendirmeleri yapılmaktadır. Söz konusu alanlarda faaliyet gösteren işletmelerimizin çalışanları için zorunlu tutulan bu uygulama, çalışanların bir nevi ehliyet sahibi olmalarına da imkan tanımaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından zorunlu tutulan belgelendirme işlemlerinin yapılmaması durumunda olası denetimlerde cezai müeyyidelerle karşılaşılmaması için 31 Aralık 2021 tarihine kadar uygulanan teşvikli belgelendirme hizmetinden yararlanılması işletmelerimizin menfaatine olacaktır. Sınavlarında başarılı olan adayların sınav ve belgelendirme masrafları İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanmaktadır. 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 10. Madde kapsamında belirtilen şartları taşıyan ve MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi sahibi kişilerin sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmaktadır. Süreçle ilgili detaylı bilgi için, PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi Kalite Yönetim Temsilcisi Aykut EREN (0212 425 13 13 – aykut.eren@pagev.org.tr) ile iletişime geçebilirsiniz. PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.
Boykot ettiler, fiyatlar düştü
Petrokimya kartellerinin arzı kısması sonucu hammadde fiyatları fırladı. Bunun üzerine Türkiye ile Çin’deki plastik üreticileri dev şirketlere karşı boykot kararı aldı ve fiyatlar yüzde 15 geriledi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) benzeri kartel yapıya sahip petrokimya şirketlerinin arzı çeşitli bahanelerle kısmasının ardından ham madde fiyatları dolar bazında yüzde 150’den fazla arttı. Bunun üzerine plastik ham maddede dünyadaki en büyük ithalatçılar olan Çin ve Türkiye’deki üreticiler, kartel zamlarına karşı ortak akılla hareket edip boykot kararı aldı. Söz konusu hamle işe yaradı ve fiyatlar düşüşe geçti. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, ham madde fiyatlarına yüzde 150’nin üzerinde zam yapan petrokimya şirketlerine karşı ‘alımı durduralım’ çağrısı yaptıklarını söyledi. Eroğlu, “Boykota başladığımız martın ikinci yarısı sonrası ham madde fiyatları kısa sürede geriledi. Türkiye’nin aylık plastik ham madde kullanımının ortalama 600 bin ton olduğunu göz önüne aldığımızda ortaya çıkan yüzde 15’lik fiyat düşüşünün aylık karşılığı 180 milyon dolar” dedi. BİRÇOK ÜRÜNE ZAM Eroğlu, boykota, firmaların geniş katılım gösterdiğini kaydetti. Eroğlu, gıda ambalajından plastik ipliklerle dokunan kıyafetlere, temizlik malzemeleri ambalajından ayakkabıya, içecek şişelerinden mutfak eşyasına, inşaattan medikal sektörüne ve beyaz eşyaya birçok alanda tüketicilerin hayatına direkt etki eden plastik ürünlerin, ham maddedeki fiyat artışlarına bağlı olarak zamlandığını belirtti. DÜNYADA SES GETİRDİ Dünyadaki pek çok ülkenin medyası da hammadde zamlarına verilen tepkiye yer verdiler. Analiz ve haberler; Türkiye’deki süreci, ‘çözüm noktasındaki umut ışığı’ olarak yorumladılar. HAZİRANA KADAR DEVAM Elzem olmadıkça ham madde almayarak boykota hazirana kadar devam edeceklerini bildiren Eroğlu, “Yüzde 15’lik düşüş önemli ancak yüzde 150 artan fiyatlara göre henüz işin başındayız” dedi. Kaynak : Akşam Gazetesi*
TEKSTİLDE HAMMADDE SIKINTISI SEKTÖRÜN BELİNİ BÜKÜYOR
Türkiye’de tekstil sektöründe yaşanan hammadde ve ara malı fiyatlarındaki artıştan Asrın İşadamları Derneği (ASRİAD) bünyesinde sektörde hizmet veren iş insanları da fazlasıyla nasibini aldı. ASRİAD Tekstil Sektör Komisyonu tarafından yapılan açıklamada; pamuk ipliğinde fiyatların son 5 ayda yüzde 50’ye varan oranlarda arttığı, kilosu 20 lira olan ipliğin 30 TL’ye kadar yükseldiği belirtilirken, Eylül’de 9 buçuk lira olan pamuk fiyatının bugünlerde 17 TL’ye kadar çıktığı dile getirildi. Açıklamada, salgın ile birlikte örme giyime ilginin artmasıyla pamuk ipliğinin de global anlamda kıymete bindiği, bazı ülkelerin pamuk ipliği ihracatına sınır koyup, iç pazara odaklandığı, Avrupa’nın ise yükselen navlun fiyatları nedeniyle iplik almak için Türkiye’ye yöneldiği ifade edildi. Pamuk elyafı ve ipliği başta olmak üzere hazır giyim sektörünün kullandığı hammadde ve ara malların fiyatlarında dünyadaki artışın yüzde 20-25 düzeyindeyken, Türkiye’de doların da yükselmesi nedeniyle yüzde 50’lere kadar çıktığının altı çizildi. Bu durumun tekstil sektörünün rekabet gücünü bir hayli zayıflattığı, buna engel olmak adına bazı önlemler alınmasının elzem gözüktüğü belirtildi. Önlem olarak ise, içeride katma değerli ürüne dönüştürebileceğimiz elyaf ve ipliğinin yurtdışına ihracatına yönelik gözetim getirilmesi dışında, iplik ithalatında uygulanan ilave gümrük vergilerinin de en azından piyasalarda rahatlama olana kadar kaldırılması gerektiği vurgulandı. Lojistik sıkıntısı sektörü olumsuz etkiliyor Pandemi sürecinin başlamasıyla, dünyadaki lojistik zincirinde kopmalar ve yığılmalar olduğunun altı çizilirken, boş konteyner bulma sorununun ortaya çıktığı belirtildi. Yapılan açıklamada şu hususlara yer verildi: “Uzun süre çok düşük karlarla çalışan armatörler, pandemiden dolayı oluşan hızlı talep artışını fırsata çevirerek, konteyner nakliye fiyatlarında fahiş artışlar yapmaya başladı. Bunu fırsat bilen gemi sahipleri de gemi kiralama fiyatlarını ve kontrat sürelerini arttırdı. Bunların sonucu olarak, 2 bin dolar düzeyinde olan konteyner nakliye ücretleri 12-13 bin dolarlara çıktı. Libya’ya 800-900 dolara giden konteynerler 4500-5000 dolarlara çıktı. Bunun yanı sıra armatörlerin, sürekli çalıştıkları müşterilerine öncelik verdiği için, spot çalışan müşterilerine uzun terminler veya yüksek fiyatlar teklif ettiği ifade edildi. Nakliye fiyatlarının artması, maske lastik imalatındaki aşırı artış, evlerde rahat kıyafetlere yönelimden dolayı artan taleple ve Avrupa’da dünyanın en büyük likra hammadde üreticisinin pandemi dolayısıyla kapasitesini %30 civarında düşürmesiyle, likra fiyatları katlanarak arttı. 5 dolar olan likra 20-25 dolarlara kadar çıktı. Bu artışta aracıların ve bayilerin de kar marjlarını arttırmalarının etkisi oldu. Likra olarak adlandırılan elastanın Türkiye’ de tek üreticisi var ve kapasitesi Türkiye’ ye yetmiyor. Mevcut üretici, ürünlerinin bir kısmını yurtdışına ihraç ettiği ve daha önce yurtdışından takviye olarak getirdiği likraları yeteri kadar getiremediği için, ülkemizde likra fiyatları fahiş oranda artmış ve “20 denye likra” gibi kalemleri bulmak çok zor bir hale gelmiştir. Yıllık yaklaşık 100-120 bin ton ihtiyaç olan likranın bulunamaması ve fiyatlarının aşırı artmasından dolayı, birçok hazır giyim ve kumaş üreticisi, üretimi durdurmak veya kapasitesini düşürmek zorunda kalmış ve fiyat tutturmakta zorlanmıştır. TİM’in hazırladığı ihracat raporlarından elde edilen bilgilere göre, 2021 Ocak-Mart döneminde ihracat yapılan tekstil hammaddenin ortalama kg değeri 3,7$ iken, aynı dönemde hazır giyimde yapılan ihracatın ortalama kg değeri 13,2$ olarak gerçekleşmiştir. (tablo1). Yani hazır giyim ihracatının katma değeri, hammadde ihracatına göre yaklaşık 4 kat fazladır. Pamuk ipliğinde de, ham pamuk fiyatlarının dolar bazında uluslararası piyasalarda artması ve Çin, Rusya, Pakistan gibi ülkelerin Türkmenistan ve Özbekistan gibi ülkelerden yüksek miktarda satın aldıkları ipliklerden dolayı, Türkiye’ye gelen iplik miktarı azalmış ve fiyatlar artmıştır. Pandemi döneminde gümrük ithalat vergilerinin artmasını fırsat bilen bazı yerli iplik üreticileri, döviz kurunun da artmasıyla hem ihracata…
TUİD Başkanı Pehlivan: Kriz tecrübesi bulunan Türkiye ve Ukrayna’nın potansiyeli yüksek
Türk Ukrayna İşadamları Derneği (TUİD) Başkanı Burak Pehlivan, AA muhabirine pandemi sonrasında Türkiye ve Ukrayna arasında oluşacak iş fırsatları hakkında bilgi verdi. Koronavirüs pandemisi nedeniyle dünya ekonomisinde kartların yeniden dağıtıldığı, büyük değişim ve dönüşümlerin gerçekleşeceği bir dönemin yaşanacağını anlatan Pehlivan, bu dönemin aynı zamanda bilinmezliklerle dolu olduğunu söyledi. “Yeni şartlara hızla uyum sağlayanın bugüne kadar hiç olmadığı kadar avantajlı çıkacağı yeni bir döneme giriyoruz.” diyen Pehlivan, şunları kaydetti: “Kriz deneyimi olmayan, bu kadar çetin kriz şartlarıyla yaşayan hiçbir neslinin karşılaşmadığı batıya, gelişmiş ülkelere göre kriz deneyimi yüksek Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerin karşılaştırmalı üstünlükleri olabilecekleri bir ekosistem ile karşı karşıyayız. İmkan ve kabiliyetlerimizi doğru tanımlayabilir, yeni şartlara bekleyerek değil, stratejilerimizi doğru bir biçimde oluşturarak, çalışarak, her daim enerjimizi ve azmimizi koruyarak girebilirsek, kriz sonrası dönemde bambaşka bir dünyaya uyanabiliriz. Türkiye ve Ukrayna ekonomik ve ticari ilişkilerinin yeni bir evreye taşınması için önümüzde, bugüne kadar hiç olmadığı kadar büyük bir potansiyel var. Ve bu potansiyeli realize etmeye geçmişten çok daha hazır bir iş dünyasına ve elverişli ekosisteme sahibiz.” “Ukrayna’da ekonominin geri gelişi yine hızlı olacak” Koronavirüs krizinin tüm dünyayı derinden etkilediği gibi Ukrayna ekonomisi de etkilediğini belirten Pehlivan, hükümetin tahminine göre ekonominin 2020’de yüzde 3,6 küçüleceğini söyledi. İlk olarak 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla müthiş bir şok yaşayan, birkaç yılda ekonomisi yarıdan fazla küçülen Ukrayna’nın, 2009 yılında yüzde 16 küçüldüğünü hatırlatan Pehlivan, “Yaşadığı tüm krizler Ukrayna’nın serbest piyasa ekonomisine adaptasyonunu hızlandırmış, yapısal reformlar için katalizör etkisi yapmış, dış ticarette liberalleşmeye gidilmesini sağlamış, batı ile bütünleşme kadar aralarında Türkiye’nin de yer aldığı eski ve yeni ticaret ortaklarıyla ilişkileri güçlendirmişti. Krizlere alışkın, daha kötüsünü defalarca görmüş Ukrayna’da ekonominin geri gelişi de yine hızlı olacak, hatta ileriye dönük daha sağlıklı büyüme oranları yakalanabileceği, ülke için refah artışının ivmeleneceği bir ekosisteme girmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.” diye konuştu. Tarım potansiyeli Ukrayna’nın en büyük avantajı Pehlivan, Ukrayna’nın, dünyanın en değerli toprağı olan kara toprağın (çernozyom), Dünya rezervlerinin üçte birini ve yine Avrupa’nın ekilebilir, dikilebilir topraklarının yüzde 30’unu sınırları içerisinde bulundurduğunu söyledi. Ülkenin 42 milyon hektarlık tarım arazisine sahip bir tarım devi olduğunu aktaran Pehlivan, “Ukrayna, Avrupa Birliği’ne geçtiğimiz yıl yaptığı 7,26 milyar dolarlık tarım ihracatı ile birliğin, Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya’dan sonra en büyük 3. gıda tedarikçisi haline gelirken, AB’nin 2019 yılındaki tarım ve gıda ürünleri ithalatındaki artışın yarıdan fazlası Ukrayna’dan kaynaklandı. Geçtiğimiz yıl yüzde 18,8 artışla 22,4 milyar dolara ulaşan tarım ürünleri ihracatının Ukrayna’nın toplam ihracatındaki payı ise yüzde 39’dan, yüzde 44’e çıktı.” bilgilerini verdi. Tarım makine sanayisine Ukrayna çağrısı Ukrayna’da bu ay çıkan yasayla 2001 yılında kabul edilen ve tarım arazilerinin alım satımını yasaklayan moratoryumun iptal edildiğini aktaran Pehlivan, şöyle konuştu: “Ukrayna’da tarım arazilerinin alım satımının önü açıldı. İlk etapta 100 hektara kadar araziler alınıp satılabilecek. 2024’ten sonra ise bu sınır 10 bin hektara çıkarılacak. Bu yasa iki açıdan önemli. Birincisi 20 yıl sonra Ukrayna’da tarım arazisi piyasası oluşturuyor. İkincisiyse 100 hektarlık sınırlandırma mevcut tarım tekelleri dışında alternatif tarımın da önünü açacak. Mevcut durumda, araziler alınıp satılamadığı için çiftçi bankaya arazisini teminat olarak gösteremiyor ve finansmana ulaşamıyordu. Türk firmalarımız açısından böylece yeni konjonktürde iki fırsat ortaya çıkıyor. Seracılık, bağ, bostan tarımı konusunda müthiş bir altyapısı olan, know-howa, ticaret deneyimine ve sermayesine sahip Türk tarım firmalarımız Ukrayna’da müthiş potansiyeline rağmen emekleme noktasında olan bu alanda geniş iş birliği…
Güvenilir dezenfektan nedir ?
Zarflı virüsler; nükleik asitler, protein ve moleküler bağlarla bir arada tutulan yağlı bir dış zardan oluşur. Dezenfektanlardaki alkol, dış zarın üzerindeki yağı çözerek parçalar ve virüse ait proteinlerin, nükleik asitlerin zar dışına çıkmasına neden olur. Bu sayede zarflı virüslerin yapıları bozularak yok edilmeleri sağlanır. Dezenfektan kullanımı sadece içinde bulunduğumuz bu zor süreçte değil Covid-19 sonrasında da zararlı tüm mikroorganizmalardan ve çeşitli bulaşıcı hastalıklardan korunmak için kazanılması gereken en önemli alışkanlıklardan biri olmalıdır. Başta sağlık profesyonelleri olmak üzere pek çok kişi salgın öncesinde de dezenfektanları biliyor ve kullanıyordu; pandemi ile birlikte son tüketici tarafında da bu ürünlere talepte büyük bir artış söz konusu oldu. Talep bu kadar yoğun olunca haliyle arz da hızla beraberinde geldi ve dezenfektan üretiminde tecrübeli tecrübesiz pek çok kişi ya da firma krizi fırsata çevirme gayesi ile üretim işine girdi. Bu dönemde piyasada pek çok ruhsatsız ürün yerini alırken bundan yine en çok etkilenen insan sağlığı oldu. İnsanlar için doğru ve kaliteli ürünü ayırt edip seçmek ne yazık ki fazlasıyla zorlaştı. Işte bu sebeple hepimiz bilinçli tüketiciler olmalı, sağlığımızın en temel koruyucularından olan dezenfektan ürünlerini tercih ederken hassas ve özenli davranmalı, güvenilir ürünleri tercih etmeliyiz. Peki Güvenilir Dezenfektan Nedir? Öncellikle güvenilir bir dezenfektan mutlaka T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı biyosidal ruhsata sahip olmalıdır. Alkol oranı minimum %60 olmalı. Kullanılan alkol türü insan sağlığı için risk taşımamalıdır. Toksik etkiye sahip hiç bir bileşen içermemelidir. Bakterisidal, fungusidal ve virusidal etkinliğe sahip olmalıdır. Etkinliği bağımsız laboratuvarlarca kanıtlanmalıdır. Hızlı ve etkili koruyucu özellik gösterebilmelidir. Cilde zarar vermemeli, içeriğinde uygun nemlendiriciler barındırarak cildin dokusunu korumalıdır. Ellerde yapışkanlık hissi bırakmamalı, kullanıcıya kullanım konforu sağlamalıdır. Kötü kokmamalı, kokusu ile rahatsızlık hissi vermemelidir. Kalitesiz ve ucuz alkol kullanımının ürünün kötü kokmasına neden olduğu bilinmelidir. Ürün etiketinde üreticiye, içeriğe, üretim ve son kullanma tarihine ilişkin bilgiler muhakkak bulunmalıdır. Ürünün SKT’si geçmiş olmamalıdır. 20 Yıllık Medikal Tecrübe ile Üretilen KONIX… KONIX El Dezenfektan Jeli, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı Türkiye’nin ilk biyosidal ruhsatlı el dezenfektan jelidir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından “FDA” onaylıdır. Bakteri, virüs ve mantarlara karşı %99.9 koruma sağlar. EN 14476 standartlarına uygun test edilmiştir ve EN 14476 standartlarında belirtilen, MERS ve SARS ailesi virüsleri dahil tüm virüslerde, antiviral aktivite gösterdiği klinik çalışmalarca kanıtlanmıştır. Hızlı etki gösterir. 30 saniye’de antimikrobiyal etki ile hızlı korur. Cildinizi kurutmaz. Piyasadaki bir çok üründen farklı olarak, KONIX ürünleri içerdiği özel nemlendiriciler sayesinde alkolden kaynaklanan zararı gidererek ellerinizde yumuşak bir his bırakır. Yapışkanlık hissi vermez, hızlı kurur ve durulama gerektirmez. Hoş kokusu ile keyifli kullanım sağlar. Tüm bu özellikleri ile sağlık profesyonellerinin de tercihi olan KONIX dezenfektan ailesinin tüm ürünlerini güvenle kullanabilir; kendinizin ve sevdiklerinizin sağlığını korumak için gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz.
Araç Değer Kaybı Tazminatı Konusunda TÜSED’den Uyarı!
Son zamanlarda araç değer kaybı hususunda basında çıkan haberlerle ilgili olarak TÜSED Türkiye Sigorta Eksperleri Derneği’nden açıklama geldi. Kaza sonrası araç değer kaybı tazminatlarının araç sahipleri tarafından talep edilemediği, değer kaybı rapor tanzimlerinin sıra usulüyle ataması prosedürüne aykırı davranıldığı gibi ifadelere rastlandığını, fakat bunların doğru olmadığını dile getiren TÜSED ve TOBB SEİK Başkanı Ahmet Nedim Erdem “Birçok araç sahibi, araç değer kaybı konusunda yeterince bilgi sahibi değil. Araçlardaki değer kaybının, sigorta şirketleri tarafından hesaplandığı, hak kaybının yaşandığı ve hatta talep edilen tazminatların ödenmediği şeklinde söylemler var. Değer kaybı tazminatları, sigorta şirketleri tarafından değil; Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden sıra esasına göre atanan, ilgili branşta ruhsat sahibi, bağımsız ve tarafsız sigorta eksperleri tarafından hesaplanmaktadır.” dedi. Öte yandan Erdem, kaza geçmişi olan araçların alım-satımında; araç değer kaybı belgesinin zorunlu kılınması durumunda, özellikle ağır hasar kayıtlı, yüksek TRAMER kayıtlı, değişen-boyanan parçası fazla olan araçların fiyatlarının, orijinalliği korunmuş araçlara göre düşeceğine ve ikinci el araç alacak kişilerin mağduriyetinin önüne geçileceğine dikkat çekti. Araç sahipleri değer kaybını nasıl hesaplatabilir? Trafik kazalarının ardından araçta oluşan fiziksel zararların onarım bedelinin yanı sıra, sigorta poliçelerinin değer kaybı zararını da tazmin ettiğini belirten Erdem, “Eğer bir kaza yaptıysanız ve kaza nedeniyle aracınızda oluşan değer kaybının hesap edilmesini istiyorsanız, E-Devlet üzerinden ( https://www.turkiye.gov.tr/sbgm-eksper-atama ) veya Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ nin (SBM) web sayfası üzerinden ( www.sbm.org.tr ) online “İşlemler” menüsü altındaki “Eksper Atama” adımlarını takip ederek değer kaybı raporu için eksper ataması yapabilir, ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesini düzenlemiş olan sigorta şirketinden de talepte bulunulabilirsiniz. Vatandaşın talebi sonrasında sistem, sıra esasına göre dosyaya eksper ataması yapmakta; atanan ilgili branştaki ruhsat sahibi, tarafsız ve bağımsız sigorta eksperi hak sahibi ile temasa geçerek araç üzerindeki değer kaybını ilgili mevzuat çerçevesinde, tam, doğru ve eksiksiz olarak tespit ederek raporunu oluşturmaktadır. Ekspertiz raporunda tespit edilen tutar, Sigorta Şirketi tarafından değerlendirilerek tazminat ödemesi doğrudan hak sahibinin banka hesabına kesintisiz olarak yapılmaktadır.” diye ekledi. Değer kaybı rapor ücreti kusur oranına göre ilgili sigorta şirketleri tarafından karşılanmaktadır. Sigorta şirketinin, değer kaybı tazminat talebini tamamen veya kısmen reddetmesi veya talebe, başvuru tarihinden itibaren 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermemesi halinde; yine araç sahibinin, Sigorta Tahkim Komisyonu’na (http://www.sigortatahkim.org/ ) şahsen ya da posta yoluyla başvurabileceği belirtildi. Değer Kaybı Raporu tanzimi için eksperler nasıl görevlendiriliyor? Değer Kaybı Raporu tanziminde, ilgili tüm taraflar için güvenin tesis edilmesi amacıyla atamaların SBM sistemi üzerinden sıra esasına göre yapıldığını dile getiren Erdem, “Son zamanlarda sıra usulü atama yapılmadığı yönünde söylemlere de rastlamaktayız; bu söylemlere itibar edilmemesini rica ederiz. Sigorta eksperleri camiası olarak, sıra usulü atamayı, hak sahiplerinin menfaatlerinin korunması ve mesleğimizin saygınlığı için bir teminat olarak görmekte olduğumuz gibi, bu sistemin kurallar çerçevesinde sağlıklı işlemesi için verdiğimiz çaba da herkesin malumudur” dedi. “Kaza geçmişi olan her araç için yasal düzenleme getirilmeli” Öte yandan kaza geçmişi olan araçların ikinci el satışı esnasındaki değer düşüklüğünün hali hazırda mutlak bir hesabı bulunmadığına değinen Erdem, araçların alım-satımında, değer kaybı belgesinin zorunlu kılınması durumunda özellikle ağır hasar kayıtlı, yüksek TRAMER kayıtlı, değişen-boyanan çok parçası olan araçların fiyatlarının, orijinalliği korunmuş araçlara göre düşeceğine ve 3’üncü şahısların alım-satımdaki mağduriyetinin önüne geçileceğine de dikkat çekti. Erdem, açıklamalarına, “Kaza geçmişi olan aracın değer kaybı, alıcı ve satıcı arasında pazarlık usulü ile belirleniyor. Bu durum tarafların en azından birinin mağduriyetine sebep…
Yeni yılda çevre dostu ve rengarenk ambalaj tasarımları öne çıkacak
2021 yılının ambalaj tasarımı trendleri Yeni dünya düzeni ile birlikte tüketicilerin özellikle hızlı tüketim ürünlerinde satın alma davranışları şekil değiştirmeye başladı. Ambalaj tasarımı ofislerinin pandemiye bağlı olarak değişen tüketici beklentilerini analiz ederek bu doğrultuda yeni projeler ürettiklerini ifade eden B12 Creative Branding’in Kurucusu ve Kreatif Direktörü Bürkan Çiftçigüzeli, 2021 yılındaki ambalajlarda daha çok sağlık ve çevre unsurlarının tasarımların odak noktasını oluşturacağını belirtti. Pazarlama sektöründe fark yaratmanın önemli etkenlerinden biri olan ambalaj tasarımı, tüketici taleplerinin değişmesi ile birlikte daha da önemli hale geldi. Ambalaj tasarımlarının önümüzdeki dönemlerde çok daha doğal, sürdürülebilir materyallerden üretileceğini ve içeriğindeki ürünün daha doğal olacağını belirten B12 Creative Branding’in Kurucusu ve Kreatif Direktörü Bürkan Çiftçigüzeli, ambalajın çevreyi koruyan ve zarar vermeyen yapısı sayesinde tüketici için de daha tercih edilir olacağını vurguladı. Çevre dostu ambalaj örneklerinin dünyada hızla yaygınlaşmaya başladığını dile getiren Çiftçigüzeli, “Ünlü bir su markası, etiketsiz şişelerini satışa sunarken aynı zamanda tutkal ve daha fazla plastik kullanımını da otomatik olarak sonlandırmış oldu. Kuşkusuz bu markaların ufak gibi gözüken farkındalıkları yılda milyonlarca adet üretilen şişeleri ve başka markaların da bu gibi yenilikleri takip ettiğini düşündüğünüzde oldukça önemli boyutlara ulaşıyor. Yine uluslararası bir çorba markası geri dönüştürülebilir çorba ambalajlarını tüketicilerin beğenisine sundu. Dünyanın en büyük oyuncak üreticisi, artık kutularından çıkan plastik poşetler yerine kağıt poşetleri kullanma kararı aldı. Bu gibi örnekler ufak ufak ülkemizde de görülmeye başlandı, ancak yaygınlaşması biraz zaman alacak” dedi. Markalar artık daha şeffaf olmak zorunda 2021 yılında ambalajların yapısı ile ilgili önemli değişikliklere ek olarak ürün etiketlerinde de yeniliklerin olacağını öngören Çiftçigüzeli,“Sağlıklı yaşam kaygısıyla birlikte bilinçli tüketicilerin artması beraberinde ürün içeriklerini önemli hale getirdi. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde markalar, ambalajlarında ürünlerin içinde ne kadar şeker içerdiğini ya da doğal içeriklerle üretilip üretilmediğine dair bilgileri daha net ve kolay anlaşılır bir şekilde verecek” şeklinde değerlendirme yaptı. Ambalajlarda canlı renkler hakim olacak Ambalaj tasarımlarında doğallığın kendisini sıcak ve güçlü renklerle hissettireceğini söyleyen B12 Creative Branding’in Kurucusu ve Kreatif Direktörü Bürkan Çiftçigüzeli şu yorumda bulundu: “Bunaldığımız, sıkıldığımız şu günlerde tüketicilere kendilerini daha motive, enerjik ve canlı hissettiren renklerin hakim olduğu ve yine içerisinde kendilerini bulacakları illüstrasyonlu tasarımlara sahip ambalajlar pazarlama dünyasını daha da keyifli hale getirecek. Ambalajı ilk açtığınızda, yenilikçi güzel hisler ve deneyimler bırakan markalar bir sonraki seçimde tercih sebebi olacak.” Minimalist tasarımlara ilgi artıyor Ambalaj tasarımında minimalist etkilerin Avrupa’da birçok marka ve üründe uzun zamandır görüldüğünü fakat ülkemizde sosyo-ekonomik etkilerden dolayı biraz daha yavaş ilerlediğini belirten Bürkan Çiftçigüzeli,mesajları daha net verenminimalist tasarımların önümüzdeki dönem daha fazla kullanılacağını söyledi. Aynı zamanda “Az”ın etkisinin “Daha çok” olduğunun altını çizen Çiftçigüzeli, “Tüketici tercihlerinin ve etkilerinin bu denli değiştiği bir dönemde ambalaj tasarımının etkisini de çok daha iyi anlıyoruz” dedi. B12 Creative Branding Hakkında 2014 yılında İstanbul merkezli bir tasarım ofisi olarak kurulan B12, kısa sürede sektörünün lideri konumundaki ulusal ve uluslararası önemli perakende markalarına hizmet vermeye başladı. Bürkan Çiftçigüzeli ve Fulya Çiftçigüzeli önderliğinde yurt dışındaki tasarım ofislerinin hizmet kalitesini ve stratejik yaklaşımlarını Türkiye’de de sağlamak amacıyla yola çıkan B12, yaptığı çalışmalarla birçok ödül kazandı. Ambalaj tasarımı ve markalaşma konusunda uzmanlaşan tasarım ofisi, multidisipliner tasarımcı kadrosu ile hizmet veriyor.
Emlakçılıkta yeni zorunluluk ;
14 Ekim 2020 tarihinde Resmi gazetede yayınlanan ‘Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile emlakçılıkla ilgili yeni düzenlemeler getirildi. 14 Ekim 2020 tarihinde Resmi gazetede yayınlanan ‘Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile emlakçılıkla ilgili yeni düzenlemeler getirildi. Yeni düzenlemeyle sektördeki mağduriyetlerin ve kayıt dışılığın önüne geçilmesi hedefleniyor. Meslek mensuplarınca uzun süredir beklenilen bu uygulama sayesinde sektöre kalite ve disiplin getirdi. 14 Ekim 2020 tarihinde Resmi gazetede yayınlanan ‘Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile emlakçılıkla ilgili yeni düzenlemeler getirildi. Yetki belgesi olmayan ve kayıt dışı çalışan kişilerle iş yapan, komisyon paylaşan emlakçıya 10 katına kadar ceza kesilirken, yetki belgeleri de iptal edilebilecek. Artık yetki belgesiz online platformlara ilan verilemeyecek. Ayrıca bir taşınmaz için birden fazla online ilan verilemeyecek. Sahibinden olan ilanlarda vekaletname ya da tapu kaydı istenecek. Taşınmaz ticaretiyle iştigal eden emlak işletmelerinin faaliyetlerine devam edebilmeleri için artık 100 saatlik eğitim almaları gerekiyor. Bazı emlakçılar, sadece Mesleki Yeterlilik Belgesi’nin yeterli olduğunu zannederken, bu belge emlakçılık yapmak için yeterli olmuyor. MYK’dan belge almak yetki belgesi almak için şartlardan sadece bir tanesi. Bir diğer zorunluluk ise üniversitelerden veya MEB’den alınacak 100 saatlik eğitim. 100 saatlik eğitim sertifikası olmayan yetki belgesi için başvuruda dahi bulunamayacak. Kimler eğitim alacak? Meslek mensuplarının 100 saatlik eğitim alıp almayacağı 5 Haziran 2018 tarihinden önce oda kaydı veya vergi kaydı olmasına bağlı. 5 Haziran 2018’den sonra mesleğe başlayan tüm meslek mensupları 100 saatlik eğitimi almak zorunda. Oda kaydı, vergi kaydı veya MYK belgesi eğitimden muaf kılmıyor. 5 Haziran 2018’den önce oda kaydı veya vergi kaydı bulunan meslek mensupları ile yetki belgesini nasıl aldıkları da önemli. 5 Haziran 2018’den önce oda kaydı veya vergi kaydı bulunan meslek mensupları; yetki belgelerini MYK’dan aldıkları belge ile aldıysalar, 100 saatlik eğitimi de almak zorundalar. 5 Haziran 2018’den önce oda kaydı veya vergi kaydı bulunan meslek mensupları; yetki belgelerini MEB’ten aldıkları eğitim ile aldıysalar, onlar 100 saatlik eğitimden muaflar. Yüksek İhtisas Üniversitesi’ne eğitim talebi Emlakçılar, güçlü akademik kadrosu ve yüksek teknolojik alt yapısı nedeniyle Yüksek İhtisas Üniversitesi’nden konuyla ilgili eğitim programını açılmasını talep etti. Yüksek İhtisas Üniversitesi de meslek mensuplarının bu isteği doğrultusunda 100 saatlik “Taşınmaz Ticareti Eğitimi Sertifika Programı” programını hazırladı. Programa, emlakçılar, site yöneticileri, galericiler ve müteahhitlerin yanında emekliliğinde veya gelecekte sektörde olmayı düşünenler yoğun ilgi gösteriyor. Eğitim programı, tapu işlemlerinden gayrimenkul hukuku ve değerlemesine, müşteri ilişkileri yönetiminden imar hukuku ve vergilendirmeye kadar birçok önemli ve temel konuları kapsıyor. Eğitim programına özellikle mevcut emlakçılar ve gelecekte mesleği yapmayı düşünenler ilgi gösteriyor. Kontenjanların çabuk dolması sebebiyle üniversite yeni sınıflar açmak zorunda kaldı. Pandemi nedeniyle online eğitimi fırsat olarak gören meslek mensupları, üniversiteye yeni sınıfların açılması için baskı oluşturdu. Programa sınırlı sayıda başvuru, başvuru sırasına göre kabul ediliyor. Pandemi süreci sebebiyle internet üzerinden yapılan ve ülkemizin her noktasından rahatlıkla erişilebilen eğitimler, emlakçılara ve taşınmaz ticaretiyle uğraşan veya gelecekte bu alanda faaliyet göstermeyi düşünenlere çok ciddi bir fırsat sunuyor. İnternet üzerinden istenilen zamanda ve her noktadan rahatlıkla erişilebilen eğitimlere sem.yiu.edu.tr adresinden başvurulabiliyor.
Aytemiz Akaryakıt Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörlüğü’ne Duygu Deniz Kadıoğlu Atandı
Pazarlama, marka ve iletişim alanında farklı sektörlerde 20 yılı aşkın tecrübesi bulunan Duygu Deniz Kadıoğlu, 21 Aralık 2020 itibari ile Aytemiz Akaryakıt Dağıtım A.Ş.’de Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak göreve başladı. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nde aldıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimini tamamlayan Duygu Deniz Kadıoğlu, profesyonel kariyerine 1997 yılında Roche’da başlayarak Reckitt Benckiser, Brisa Bridgestone Sabancı Lastik gibi şirketlerde satış, pazarlama, iletişim, ürün yönetimi ve marka stratejileri oluşturulmasında önemli görevlerde bulundu. 2012-2019 yılları arasında Castrol’de Sponsorluk, PR, Pazarlama İletişimi, Marka ve İletişim Müdürlüğü sorumlulukları olan Kadıoğlu, son olarak Mutlu Akü’de İcra Kurulu üyesi olarak Pazarlama Müdürlüğü görevini üstlenmiştir. Evli olan Kadıoğlu, İngilizce ve Almanca bilmektedir. Aytemiz Hakkında: 1963 yılında kurulan ve faaliyetlerini aralıksız sürdüren Aytemiz Akaryakıt Dağıtım A.Ş.’nin %50 hissesi, 2015 yılında bir Doğan Holding iştiraki olan Doğan Enerji tarafından satın alınmıştır. Aytemiz ailesi ve Doğan Enerji’nin birleşmesi ile gücüne güç katan Aytemiz, yurt çapındaki akaryakıt dağıtımı ve bayilik oluşturma faaliyetlerini sahip olduğu 560’ı aşkın lisanslı istasyon ve artan büyüme ivmesiyle sürdürmektedir. Bugün itibari ile Türkiye’nin farklı coğrafyalarında konumlanmış 10 ikmal noktası ve 250.000 metreküplük depolama kapasitesi ile rekabetçi bir altyapıya sahip olan Aytemiz, yaptığı operasyonel iyileştirmelerle hizmet standardını her geçen gün yukarıya taşıyarak sürekli müşteri memnuniyeti ilkesiyle tüketicilere hizmet vermeye devam etmektedir. Detaylı bilgi için; Soylu ve Cengiz Danışmanlık Hande Pehlivan 0212 287 02 02 hande.pehlivan@soylucengiz.com.tr
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler’in Mesleki Sorumluluk Sigortaları Unico’ya Emanet!
Unico Sigorta, Mali Müşavirler – Muhasebeciler (MMM) Birliği Derneği ve Unico Sigorta’nın iş ortaklarından Korurlar Brokerlik arasında yapılan protokol çerçevesinde, derneğe üye Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) sigortalarını Unico’nun özel olarak hazırlanmış ürünleriyle Korurlar Brokerlik aracılığıyla yapacaklar. Unico Sigorta Genel Müdürü Ahmet Sertem Demir, Korurlar Brokerlik Genel Müdürü Mert Korur ve MMM Birliği Derneği Genel Başkanı Mahmut Şahin’in ve Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla Unico Sigorta Genel Müdürlüğü’nde gerçekleşen imza töreni sonrasında, tüm SMMM’ler ‘Mesleki Sorumluluk Sigortası’ ürününe Unico Sigorta’nın avantajlı fiyatlarıyla sahip olabilecekler. Sigorta sektörünün tecrübeli markası Unico Sigorta A.Ş., Unico Sigorta brokerlerinden Korurlar Sigorta ve Reasürans Brokerliği A.Ş., ve MMM Birliği Derneği (Mali Müşavirler – Muhasebeciler Birliği Derneği ve Şubeleri / Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları) arasında imzalanan protokol kapsamında, Türkiye genelinde; 3568 sayılı Meslek Yasasına göre ruhsat almış, iller bazında Odalara ve/veya Dernek Şubelerine üye olmuş, Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlere, MMM Birliği Derneği ‘Mesleki Sorumluluk Sigortası’ için sadece Unico Sigorta ve Korurlar Brokerlik’i yetkilendirdiğini imza altına aldı. Türkiye genelinde 120 bine yakın üyesi olan MMM Birliği Derneği, Unico Sigorta ve Korurlar Brokerlik arasında gerçekleşecek iş birliği doğrultusunda, 2021 yılında başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere toplam 14 ilde hizmet verilecek ve binlerce Mesleki Sorumluluk Sigortası satışı gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Ahmet Sertem Demir, “Ülkemiz için yüksek katma değer yaratmaya devam edeceğiz” Yapılan protokol sonrası kısa bir açıklama yapan Unico Sigorta Genel Müdürü Ahmet Sertem Demir, “Türkiye sigorta sektörüne yeni bir soluk getirmek hedefiyle çıktığımız yolda, Unico Sigorta olarak gece gündüz çalışıyoruz. Unico Sigorta bünyesinde Korurlar Brokerlik ile MMM Birliği Derneği üyelerine hizmet verme imkanı bulmuş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu protokolü ailemizin bir ferdi olarak gördüğümüz iş ortaklarımızla yaptığımız uyumlu çalışmaların bir yansıması olarak değerlendiriyoruz. Korurlar Brokerlik İzmir’in en köklü aracı şirketlerinden biri. Biz de Unico olarak bu tarz özel alanlara Korularlar gibi alanında uzmanlaşmış, derin birikimlere sahip aracılarla giriyoruz. Mesleki sorumluluk sigortası ürünü sayesinde Korurlar ile olan işbirliğimizi büyütürken yeni bir alana da girdiğimiz için mutluyuz. Unico Sigorta olarak bugün olduğu gibi, bundan sonra da ülkemiz ekonomisine ve sektörümüzün ekosistemine yüksek katma değer yaratmaya devam edeceğiz.” dedi. Mert Korur, “MMM Birliği Derneği portföyümüzü 2021 yılı itibariyle Unico Sigorta ile birlikte yöneteceğimiz için çok mutluyuz.” İmza töreni sonrasında Korurlar Brokerlik Genel Müdürü Mert Korur, “Brokerliğimiz bünyesinde hizmet vermekte olduğumuz ve büyük bir üretim potansiyeli olan MMM Birliği Derneği portföyümüzü 2021 yılı itibariyle Unico Sigorta ile birlikte yöneteceğimiz için çok mutluyuz. Resmi anlamda mali müşavirlerin sorumlulukları çerçevsinde verdiği tüm hizmetleri eksiksiz sigorta kapsamına alan tek şirketiz. Poliçemizin özel şartlarında mali müşavirler için ‘Hata, ihmal ve unutmayı‘ net bir biçimde yazan tek firmayız. Genel anlamda poliçelerdeki hatalar bu noktalardan geliyor. İş birliğimizin hem Unico Sigorta, hem MMM Birliği Derneği, hem de Korurlar Brokerlik için hayırlı olmasını diliyoruz. ” dedi. Mahmut Şahin, “Müşterilerimizin başı ağrırsa, bizim karnımız ağrır” Genç meslektaşlarının mesleki sorumluluk sigortası hakkında bilgilendirilmesinin önemine vurgu yapan Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği Genel Başkanı Mahmut Şahin, “Türkiye genelinde yaklaşık 120 bin civarı serbest muhasebeci mali müşavir var. Pandemi döneminde en çok çalışan, üreten ve ekonominin çarkının dönmesine birçok katkılar sunan meslek grubu olduk. Yine bu süreç içerisinde ekonomik anlamda etkilenen meslek grubu bizler olduk çünkü esnafın ekonomik anlamda sıkıntıları bize yansıdı. Müşterilerimizin başı ağrırsa, bizim karnımız ağrır çünkü…
Turizmin 2019’da büyümeye katkısının 37,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor
Turizm sektörünün Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasına doğrudan katkısının 2019’da 37,5 milyar dolara ulaşması beklenirken, turizm gelirlerinin bir önceki yıla göre %9,1 yükseliş göstereceği öngörülüyor. Turizmin 2019’da büyümeye katkısının 37,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY’ın 2019 yılının ilk yarısı için yayınladığı Turizm Sektörü Değerlendirmesi raporuna göre; turizm sektörü iyileşen politik durum, yoğun pazarlama faaliyetleri, avantajlı fiyatlandırma stratejileri, ulaşım altyapısının iyileştirilmesi ve otel yatırımlarındaki büyümenin etkisiyle sağlıklı gelişme trendini sürdürüyor. Turizm sektörünün Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasına doğrudan katkısının 2019’da 37,5 milyar dolara ulaşması beklenirken, turizm gelirlerinin bir önceki yıla göre %9,1 yükseliş göstereceği öngörülüyor. Dünyanın lider danışmanlık ve denetim şirketlerinden EY (Ernst & Young), Türkiye’nin turizm ve konaklama piyasasına ilişkin olarak hazırladığı Turizm Sektörü Değerlendirmesi raporunun sonuçlarını açıkladı. Türkiye turizm sektörünün 2017 yılından itibaren olumlu yönde göstermekte olduğu toparlanmanın sürdüğünün belirtildiği raporda, Türkiye’ye gelen turist sayısının 2019’un ilk yarısında 19,4 milyon kişi ile son 8 yılın en yüksek seviyesine ulaştığına dikkat çekiliyor. 16,2 milyar dolar sermaye yatırımı yapılması öngörülüyor 2018 yılında %4,3 olarak gerçekleşen Turizm sektörünün Türkiye’nin gayrisafi milli hasılası içindeki payının, 2019 yılında %4,5 seviyelerine yükselerek 37,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Turizm sektörünün Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasına doğrudan katkısı 2018’de 33,8 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Konaklama, yolcu transferi ekipmanları, restoran ve eğlence tesisleri gibi turizm varlıklarına sahip diğer sektörler tarafından gerçekleştirilen harcamaların dâhil olduğu sermaye yatırımlarının ise 2019’da bir önceki yıla göre %3,8 yükselerek 16,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. 2020’de Türkiye’ye gelen turist sayısı 46 milyonu aşacak 2017 yılına göre artış trendini sürdürmekte olan turist sayısı, 2018 yılının ilk yarısına göre %10 artış göstererek 2019 yılı ilk yarısında 19,4 milyona ulaştı. Türkiye’yi ziyaret eden ülke vatandaşları sıralamasında, 2019 yılının ilk yarısında da tıpkı geçmiş yılların aynı dönemlerinde olduğu gibi Rusya birinci, Almanya ise ikinci sırada yer aldı. Raporda, Rusya ile düzelen ilişkiler sonucunda Rusya’dan gelen turist sayısının 2017 yılı ile karşılaştırıldığında %60 oranında arttığı ve Türkiye’nin iyileşen politik durumu ve güvenlik koşullarının da Avrupalı turistler üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirtiliyor. Fitch Solutions’ın 2018 yılı için Türkiye’yi ziyaret etmesini öngördüğü turist sayısı 39,5 milyon iken, TUIK verilerine göre 45,6 milyon olarak gerçekleşti. Türkiye 2018 yılında 45,6 milyon turist ziyareti ile dünyada en çok ziyaret edilen 6. ülke, 2017 ile karşılaştırıldığında ise turist sayısını 37,6 milyondan %22’lik yükselişle en çok arttıran ülke oldu. Fitch Solutions’a göre Türkiye’ye gelen turist sayısının 2019 yılında 43 milyonu, 2020 yılında ise 46 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Turizm gelirinin 2020 yılında 43,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor EY’ın raporunda Türkiye’nin 2018 yılında 45,6 milyon turist ziyareti ile dünyada en çok ziyaret edilen 6. ülke iken, turizm gelirleri açısından ne yazık ki ilk 10’a giremediği belirtiliyor. Fitch Solutions tarafından 2018 yılı için öngörülen turizm geliri 37,9 milyar dolar iken TUIK tarafından açıklanan veriye göre 29,5 milyar dolar olarak gerçekleştiği belirtiliyor. Fitch Solutions’a göre turizm gelirinin 2019 yılında bir önceki yıla göre %9,1 yükseliş göstererek 41,3 milyar dolara, 2020 yılında ise 43,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor. “Kişi başı harcamayı arttırılmalıyız” Söz konusu turizm gelirlerinin elde edilebilmesi için, ortalama kişi başı harcamanın 950 dolar seviyelerine ulaşması gerektiğini belirten EY Türkiye Yönetici Ortaklarından, Turizm Sektör Lideri, Avukat Mehmet Küçükkaya şu değerlendirmede bulundu: “2019’un ilk yarısında ülkemize gelen turistlerin yaptığı harcama kişi başı ortalama 630 dolar seviyesinde gerçekleşti. 2017’de ise…
İtalyan tasarımcısı Pininfarina imzalı yatlar dikkat çekiyor
Denizin Çağrısı CNR Avrasya Boat Show, deniz hayranlarını aradıkları tekneye ve ekipmanla buluşturmaya devam ediyor! Amerika’nın büyük markalarından Schaefer Yachts, artık Avrupa piyasasına açılıyor; çıkış noktasını Türkiye ve distribütörünü ise Sofi Yacht olarak belirledi. PININFARINA tasarımlarını da kullanan ve 8-25 metre arası Amerikan tipi performans teknelerinin dizayn ve inşasında global liderlerden biri olan Schaefer Yachts, Güney Amerika’nın en büyük ve teknolojik tersanesidir. Yaklaşık 30 yıldır yatçılık sektörünü domine eden ve yüksek kalite standartlarını koruyan marka, şimdiye kadar sadece ana marketi olan ABD, Güney Amerika ve Avustralya bölgesine 3600’e yakın tekne teslim etmiştir ve hala yılda 200 adetin üzerinde tekne üretmektedir. 5/10 yıl gövde, 2 yıl da genel garanti veren Schaefer Yachts, sadece karinayı değil teknenin her yerini vakum infüzyon teknolojisi ile ürettiği için müşterilerine sağlamlığı yüksek, yakıt tüketimi düşük ve %30 daha hafif olan yatlar sunmaktadır. Ayrıca, tüm tekneler 5-eksen CNC makinesi ile modellendiği ve tek parça kalıptan çıkarıldığı için, yüzey kalitesi çok yüksek ve osmoz riski sıfırdır.
U&G Fashion farklı hizmet sunuyor.
U&G Reklam sahibi Güldoğan AYDİLEK ile reklam sektörü konusunda keyifli bir sohbet gerçekleştirdik ve ilk olarak; U&G Reklam kimdir? Doğuş öyküsünü sorduk kendilerine… İş hayatına 1996 yılında Global bir firmada Araştırma ve Danışmanlık sektöründe başladım. Uzun yıllar birçok sektörün, yurtiçi / yurtdışı markaların farklı araştırma metotlarında görev aldım. Yaptığımız araştırmalar arasında reklam araştırmaları, bu reklamların 7’ den 70’ e kişiler üzerindeki etkileri, markaların reklamlar sayesinde nasıl algılandığı, verilmek istenilen mesajların verilip verilmediği, kişilerin markaları nereye konumlandırdığı, markalara duyulan güven vs. gibi birçok konuda tespitinin yapılmasında çalıştım. Yıllar sonra bu bilgi birikimimi işin prodüksiyon kısmını da ekleyerek kendi markam olan U&G Reklamı 2014 yılında kurmuş oldum. U&G Reklam ilk önce sektörel olarak ve tekstil firmalarına hizmet vererek sektörde yerini aldı. Ancak ilerleyen zaman ve gelen talepler doğrultusunda sektör yelpazesini, hizmet çeşitliliğini genişleterek birçok sektöre hizmet verir hale geldi. Bu da motivasyonumuzu yüksek tutmamızı sağlıyor. Çalışma arkadaşlarınız, ekibiniz ile ilgili ne söylemek istersiniz? Kaliteli, nitelikli, tam kadro profesyonel bir personel yapımız var. Tüm çalışma arkadaşlarımız çok uzun yıllar kendi alanların da, konuların da tecrübeli, enerjik, pozitif kişilerdir. Fotoğrafçımız ödül almış, Web tasarımcımız global / kurumsal firmaların yazılım programcılıklarında çalışmış, Sosyal Medyacımız çeşitli kurumlarda kendi alanında eğitmenlik yapmış, Grafik Tasarımcımız yine kurumsal / global firmaların ve yayınların grafik tasarımlarını yapmış profesyonel kişilerdir. İşlerinde profesyonel olmalarının dışında etik, çözüm odaklı, yenilikleri takip eden, özveri ile çalışan bir ekibimiz bulunmaktadır. Sunduğumuz ürün ve hizmetlerle değişimi çok kolay yakalayabiliyor ve değişimin gücünü müşterilerimize de hemen yansıtıyoruz. U&G Reklamı diğer reklam firmalarından ayıran özellikleri nelerdir? U&G Reklam müşteri odaklıdır. Firmamızın değişmez prensipleri daima kaliteli hizmet, zamanında ürün teslim, müşteri memnuniyeti ve uygun fiyat politikasıdır. Çalışma felsefemiz ‘‘Başarı ve sürekliliğin teminatı, hizmette dürüstlük ve kalitedir’’ diyerek işimizi büyük bir aşk ile yapıyoruz. İşini sevgi, aşk ile yapmak başarıyı da beraberinde getiriyor. İşi almak, para kazanmak adına yapamayacağımız işlere evet demiyoruz, evet dediğimiz işleri de her koşulda uygun fiyat, yüksek kalite ile yerine getiriyoruz. Çünkü biz; · Müşteri odaklı çalışıyoruz, . İşimizi ciddiye alıyoruz ve severek yapıyoruz. · İşimizde daha iyi olmak için sürekli araştırıyoruz. · Yüzümüzü her zaman yeniliklere çeviriyoruz. · Bahane değil çözüm üretiyoruz. · Disiplinli ve programlı çalışıyoruz. . Enerjik, motivasyonu yüksek, sizleri dinliyor ve anlıyoruz… U&G Reklamın verdiği hizmetler nelerdir? Verdiğimiz hizmetler; Kurumsal kimlik / Sosyal Medya Danışmanlığı / Katalog Çekimleri / İmaj Çekimleri / Ürün çekimleri / Dergi / İlan tasarımları / Afiş tasarımları / Web Sitesi / Logo tasarımı / Kartvizit / Firma Tanıtım kitapçıkları – dosyaları / Promosyon (Kalem, defter, şapka, t-shirt…) / Kağıt Amerikan servisleri, ıslak mendil, magnet, çanta, poşet tasarım baskı / El broşürü, ürün dağıtımı vb. / Firma kısa tanıtım filmi / Vitrin Tasarımları / Cephe ve Araç Giydirmeleri vb. Ayrıca verdiğimiz hizmetler dışında müşterilerimizin talepleri olur ise çözüm üretiyoruz. U&G Reklamın Sektördeki kısa ve uzun vadeli hedefleri nelerdir? Açıkçası biz her hangi somut bir ürün üreten firma değiliz. Biz hizmet sunuyoruz. Reklâmda kullanılacak ses, söz, yazı, resim, görüntü ve renk unsurlarının hedef kitleye en uygun sunulacak şekilde bir araya getirerek müşterilerimizin ürünlerini, satış düşüncelerini, kendi hedef kitlelerine iletilmesine katkıda bulunuyoruz. Dolayısı ile bizim aslında kısa ve uzun vadeli hedeflerimiz açıkçası yok. Ama şunu söyleyebiliriz; Değişen, gelişen, yenilenen dünyada, tüm yenilikleri takip ederek işimize entegre edebileceklerimizi işimize entegre edip müşterilerimizi de bu doğrultuda doğru yönlendirmeler…
Dünyanın en büyük mobilya buluşması başladı
Dünyanın en büyük mobilya fuarı 16. CNR İMOB Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı 21 Ocak’ta, CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Mobilya sektörünün profesyonellerini buluşturan fuar, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da aralarında Çin, ABD, Almanya, İtalya, Hindistan, Polonya, Japonya, Fransa, Vietnam, Türkiye, Brezilya, Malezya, Rusya, Meksika ve Güney Afrika’nın bulunduğu mobilya devlerini bir araya getiriyor.. 750’nin üzerinde firmanın binlerce ürününü sergileyeceği fuarın, 150 bin metrekarelik alanda 50 bini yabancı, 150 binin üzerinde ziyaretçiye ev sahipliği yapması bekleniyor. 500 milyar dolara ulaşan dünya mobilya pazarı, 1 trilyon dolara koşan global ticaretini fuar ile birlikte yeni ufuklara taşıyacak. IMOB’da 2 milyar doların üzerinde iş hacmi hedefleniyor Salt mobilya fuarı olarak ele alındığında gerek metrekare, gerek katılımcı ve gerekse de ziyaretçi açısından dünyanın en büyük ev mobilyaları fuarı niteliği taşıyan CNR İMOB, 500 milyar dolarlık pazarın en büyük oyuncularını İstanbul’da buluşturuyor. 2 milyar doları aşkın ticaret hacminin hedeflendiği fuarı 150 binin üzerinde sektör profesyonelinin ziyaret etmesi bekleniyor. CNR Holding kuruluşlarından İstanbul Fuarcılık tarafından Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) işbirliği ve KOSGEB desteği ile düzenlenen CNR İMOB Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı 21 – 26 Ocak 2020 tarihleri arasında CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde 16’ncı kez kapılarını açıyor. Fuar aralarında Çin, ABD, Almanya, İtalya, Hindistan, Polonya, Britanya Krallığı, Japonya, Fransa, Vietnam, Türkiye, Brezilya, Malezya, Rusya, Meksika ve Güney Afrika’nın da yer aldığı ülkelerden sektör profesyonellerini bir araya getirecek. 750’nin üzerinde firmanın binlerce ürününü sergileyeceği fuar, 50 bini yabancı olmak üzere 150 binin üzerinde ziyaretçiye ev sahipliği yapacak. 2 milyar doların üzerinde iş hacmi hedefleniyor Tüm dünyanın merakla beklediği fuarın, CNR Holding’in 5 kıta ve 186 ülkede 10 milyon katılımcı ve ziyaretçi datasına sahip Business Intelligence Agency – BIA (Global Pazar İstihbarat Sistemi) big data yönetim sistemi sayesinde, bu yıl da yoğun bir katılıma sahne olacak. Salt mobilya fuarı olarak ele alındığında, gerek metrekare, gerek katılımcı ve gerekse de ziyaretçi açısından dünyanın en büyük ev mobilyaları fuarı niteliği taşıyan CNR İMOB, B2B Eşleştirme Programı ile profesyonel alıcı ve satıcıyı tek çatı altında bir araya getirecek. 160 bin metrekarelik alanda düzenlenecek fuarın, sağlanacak 2 milyar doları aşkın iş hacmiyle 2020 yılına damga vurması hedefleniyor. KDV indirimi nefes aldırdı Dövizdeki hareketlilik ve ham madde fiyatlarındaki zamlarla endişeli günler yaşayan Türk mobilya sektörü, KDV oranlarının yeniden yüzde 8’e düşürülmesiyle rahat bir nefes aldı. Global pazardan aldığı payı her geçen gün arttıran mobilya sektörü, CNR İMOB Fuarı‘nın da katkısıyla 2020 yılında ihracatını 5 milyar dolar seviyesine çıkaracak. 40 bin üreticisi, 210 bin kişilik istihdamı ve 180 ülkeye olan ihracatıyla, kendisi dışında 20 sektörün gelişimine katkı sağlayan Türk mobilya sektörü, fuarda yeni pazarların kapılarını aralayacak.



























