TİM, LOJİSTİK SORUNLARI ‘PORTAL’ İLE AŞACAK
TİM Başkanı İsmail Gülle, “Portal, lojistik firmalarıyla ihracatçılarımız arasında bir köprü vazifesi görecek. Ürünlerimiz, dünyanın dört bir köşesine artık daha hızlı, daha ucuz ve daha güvenli bir şekilde ulaşacak” dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), İhracat 2021 Raporu’nu gerçekleştirdiği basın toplantısıyla tanıttı. Raporda; küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisinin 2020 yılı performansı ve 2021 beklentileri yer alıyor. Küresel ticarette orta ve uzun vadeli trendler, Türkiye için fırsatlar ve riskler, küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm süreci ve TİM’in 2021 ajandası rapordaki önemli başlıklar arasında dikkat çekiyor. 100 bin ihracatçının gerekli potansiyel ve enerjiye sahip olduğunu belirten TİM Başkanı İsmail Gülle, “Bu yıl artık geleneksel bir yapıya kavuşan raporumuzun 3’üncüsünü yayımlıyoruz. 2021’de tekrar yükselen talep ve ekonomilerdeki normalleşmeyle, ihracatta yıllık rekorumuzu tazelemek ve 2021 yılı ihracat hedefimiz olan 184 milyar doları aşmak adına durmadan çalışacağız.” dedi. Lojistik sorunları çözebilmek adına oluşturdukları lojistik komitesi ile Türkiye Lojistik Portalı’nı kuracaklarını belirten Gülle, şu bilgileri verdi: “TİM olarak, lojistikte küresel olarak yaşanan sorunları dikkatle takip ediyoruz. Bu küresel soruna, ulusal bir çözüm getirmek adına hazırlıklarımızı tamamladık. Çok yakında, Türkiye Lojistik Portalımızı faaliyete geçirerek, bu portalı İhracatçılarımızın dünyaya açılan kapısı haline getireceğiz. Türkiye Lojistik Portalı ile ihracat hacmimiz artarken, lojistik noktasında önemli avantajlar elde edeceğiz. Portal, lojistik firmalarıyla ihracatçılarımız arasında bir köprü vazifesi görecek. Ürünlerimiz, dünyanın dört bir köşesine artık daha hızlı, daha ucuz ve daha güvenli bir şekilde ulaşacak. Önümüzdeki günlerde, portalımızın detaylarını paylaşacağız.”İmam GÜNEŞ – DÜNYA Kaynak: lojiport.com
TEKSTİLDE HAMMADDE SIKINTISI SEKTÖRÜN BELİNİ BÜKÜYOR
Türkiye’de tekstil sektöründe yaşanan hammadde ve ara malı fiyatlarındaki artıştan Asrın İşadamları Derneği (ASRİAD) bünyesinde sektörde hizmet veren iş insanları da fazlasıyla nasibini aldı. ASRİAD Tekstil Sektör Komisyonu tarafından yapılan açıklamada; pamuk ipliğinde fiyatların son 5 ayda yüzde 50’ye varan oranlarda arttığı, kilosu 20 lira olan ipliğin 30 TL’ye kadar yükseldiği belirtilirken, Eylül’de 9 buçuk lira olan pamuk fiyatının bugünlerde 17 TL’ye kadar çıktığı dile getirildi. Açıklamada, salgın ile birlikte örme giyime ilginin artmasıyla pamuk ipliğinin de global anlamda kıymete bindiği, bazı ülkelerin pamuk ipliği ihracatına sınır koyup, iç pazara odaklandığı, Avrupa’nın ise yükselen navlun fiyatları nedeniyle iplik almak için Türkiye’ye yöneldiği ifade edildi. Pamuk elyafı ve ipliği başta olmak üzere hazır giyim sektörünün kullandığı hammadde ve ara malların fiyatlarında dünyadaki artışın yüzde 20-25 düzeyindeyken, Türkiye’de doların da yükselmesi nedeniyle yüzde 50’lere kadar çıktığının altı çizildi. Bu durumun tekstil sektörünün rekabet gücünü bir hayli zayıflattığı, buna engel olmak adına bazı önlemler alınmasının elzem gözüktüğü belirtildi. Önlem olarak ise, içeride katma değerli ürüne dönüştürebileceğimiz elyaf ve ipliğinin yurtdışına ihracatına yönelik gözetim getirilmesi dışında, iplik ithalatında uygulanan ilave gümrük vergilerinin de en azından piyasalarda rahatlama olana kadar kaldırılması gerektiği vurgulandı. Lojistik sıkıntısı sektörü olumsuz etkiliyor Pandemi sürecinin başlamasıyla, dünyadaki lojistik zincirinde kopmalar ve yığılmalar olduğunun altı çizilirken, boş konteyner bulma sorununun ortaya çıktığı belirtildi. Yapılan açıklamada şu hususlara yer verildi: “Uzun süre çok düşük karlarla çalışan armatörler, pandemiden dolayı oluşan hızlı talep artışını fırsata çevirerek, konteyner nakliye fiyatlarında fahiş artışlar yapmaya başladı. Bunu fırsat bilen gemi sahipleri de gemi kiralama fiyatlarını ve kontrat sürelerini arttırdı. Bunların sonucu olarak, 2 bin dolar düzeyinde olan konteyner nakliye ücretleri 12-13 bin dolarlara çıktı. Libya’ya 800-900 dolara giden konteynerler 4500-5000 dolarlara çıktı. Bunun yanı sıra armatörlerin, sürekli çalıştıkları müşterilerine öncelik verdiği için, spot çalışan müşterilerine uzun terminler veya yüksek fiyatlar teklif ettiği ifade edildi. Nakliye fiyatlarının artması, maske lastik imalatındaki aşırı artış, evlerde rahat kıyafetlere yönelimden dolayı artan taleple ve Avrupa’da dünyanın en büyük likra hammadde üreticisinin pandemi dolayısıyla kapasitesini %30 civarında düşürmesiyle, likra fiyatları katlanarak arttı. 5 dolar olan likra 20-25 dolarlara kadar çıktı. Bu artışta aracıların ve bayilerin de kar marjlarını arttırmalarının etkisi oldu. Likra olarak adlandırılan elastanın Türkiye’ de tek üreticisi var ve kapasitesi Türkiye’ ye yetmiyor. Mevcut üretici, ürünlerinin bir kısmını yurtdışına ihraç ettiği ve daha önce yurtdışından takviye olarak getirdiği likraları yeteri kadar getiremediği için, ülkemizde likra fiyatları fahiş oranda artmış ve “20 denye likra” gibi kalemleri bulmak çok zor bir hale gelmiştir. Yıllık yaklaşık 100-120 bin ton ihtiyaç olan likranın bulunamaması ve fiyatlarının aşırı artmasından dolayı, birçok hazır giyim ve kumaş üreticisi, üretimi durdurmak veya kapasitesini düşürmek zorunda kalmış ve fiyat tutturmakta zorlanmıştır. TİM’in hazırladığı ihracat raporlarından elde edilen bilgilere göre, 2021 Ocak-Mart döneminde ihracat yapılan tekstil hammaddenin ortalama kg değeri 3,7$ iken, aynı dönemde hazır giyimde yapılan ihracatın ortalama kg değeri 13,2$ olarak gerçekleşmiştir. (tablo1). Yani hazır giyim ihracatının katma değeri, hammadde ihracatına göre yaklaşık 4 kat fazladır. Pamuk ipliğinde de, ham pamuk fiyatlarının dolar bazında uluslararası piyasalarda artması ve Çin, Rusya, Pakistan gibi ülkelerin Türkmenistan ve Özbekistan gibi ülkelerden yüksek miktarda satın aldıkları ipliklerden dolayı, Türkiye’ye gelen iplik miktarı azalmış ve fiyatlar artmıştır. Pandemi döneminde gümrük ithalat vergilerinin artmasını fırsat bilen bazı yerli iplik üreticileri, döviz kurunun da artmasıyla hem ihracata…
Türkiye ve Ukrayna arasında e-ticaret yolu neden inşa edilmesin?
Çok değil bundan 7-8 yıl evvel, Ukrayna’da başkent Kiev’de dahi benzin istasyonlarında kredi kartıyla ödeme yapmak istediğinizde kart hesabınızda para var mı diye sorulması alışık olmanız gereken bir durumdu, zira kredi kartı kullanımı yok denecek kadar azdı ve birçok kasiyer kredi kartını, banka kartıyla aynı olarak değerlendiriyordu. O günlerden bugüne köprünün altından çok sular aktı, Ukrayna’da her alanda olduğu gibi finans ve ödeme altyapısında, iletişim teknolojililerinde, tüketici alışkanlıklarında köklü değişiklikler gerçekleşti. Bugün cep telefonuyla ödeme yapmak sıradan bir durum. Ukrayna’da bırakın yeniliklere açık Ukrayna halkı tarafından kredi kartının benimsenmesini, ülke geçtiğimiz yıl mobil ödeme sistemlerinde 35 katlık büyüme ile Avrupa’da en çok büyüme kaydeden ikinci ülke oldu. Teknolojik değişimlerden, inovatif gelişmelerden ticaretin gerçekleştiği yerler ve biçimler de etkileniyor ve özellikle son 5 yılda Ukraynalı tüketiciler alım yaptıkları alanları hızla alışveriş merkezi, mağaza, dükkan gibi klasik kanallardan online platformlara döndürüyorlar. 2019 yılında e-ticaret pazarı ülkede 3 milyar $’lık büyüklüğe ulaşırken, bunun %20’lik kısmı yani 600 milyon $’ı ise sınır ötesi alımlardan, ithalattan oluştu. Ukrayna, Dünya’da en çok yazılım uzmanı olan ilk 5 ülkeden biri Ukrayna’da nüfusun teknolojik gelişmelere adaptasyonunu kolaylaştıran, dijitalleşmeyi teşvik eden, tüketiciyi online platformlara, mobil uygulamalara yönlendiren elverişli bir ekosistem var. Her şeyden önce ortalama eğitim düzeyi olarak dünyanın ilk on ülkesi arasında. Okullaşma oranı %99,7, toplumda neredeyse yüksekokul mezunu ya da bir meslek sahibi olmayan bir insan yok. Ukrayna üniversiteleri Avrupa’da en çok mühendis mezun eden eğitim kurumları arasında yer alırken, Sovyetler Birliği’nde teknolojik gelişmelerin öncüsü, sanayileşme oranında %50 ile Birliğin lider ülkesi olan, ilk bilgisayarın icat edildiği Ukrayna’da araştırma merkezleri, enstitüleri ve nitelikli üniversiteleriyle bugünlere taşınan müthiş bir matematik altyapısı oluşmuş. Bu da özellikle son on yıllarda bilişim ve bilgi teknolojileri sektörlerinin ihtiyaç duyduğu uzmanların yetişmesine olanak sağladı. Bugün Ukrayna yazılım mühendisi sayısında dünyada ilk 5 ülke arasında ki önünde yalnızca Amerika, Çin, Hindistan ve Rusya Federasyonu gibi nüfusu Ukrayna’nın en az üç katı olan ülkeler var. Aynı şekilde ülke, IT outsource’unda ise Avrupa birincisi. Yazılım ve bilişim sektörü, ekonomide kümülatifte %17 küçülme yaşanan 2014 ve 2015 yıllarında bile kan kaybetmedi ve çift haneli büyüdü. Ukrayna’nın bu alandaki geleceği ise bugünkünden de parlak. Zira hem ülkenin değeri zamanla daha çok anlaşılıyor hem de Ukrayna üniversiteleri özellikle mühendis kökenli yazılımcı yetiştirmeye büyük bir hızla devam ediyorlar. Ukrayna’da 180 bin kişilik yazılım ve bilişim ordusuna yılda en az 15 bin kişi daha ekleniyor. 4000 binden fazla bilgiişlem firması faaliyet gösterirken, elektronik ticaret, oyun, iletişim ve yazılım gibi alanlarda yerel ve global 150’den fazla AR-GE merkezinin bulunduğu ülkede, son olarak bu AR-GE merkezleri arasında dünya devi Google da katıldı. 2018 yılında yazılım ve bilişim ihracatından 4.5 milyar dolar gelir edilirken, 2019’da ise ihracat 5 milyar $’ı aştı ve sektör ülkenin başat döviz kazanç kalemlerinden biri haline geldi. İşte bu ekosistem zaten bugün büyüklüğü 3 milyar doları aşan e-ticaret sektörünün sürdürülebilir bir biçimde büyümesinin ve sınır ötesi ticaretin de bu sistemin önemli bir parçası olmasının hızlandırıcısı, kolaylaştırıcısı hatta garantörü. Ukrayna’da sınır ötesi e-ticaretin ve özellikle de Çin’den bu yolla gelen ithalatın patlaması 2016’da devlet posta şirketi Ukrpoşta’nın Çin’e gitmesi ve Alibaba Group’un kargo şirketi Cainiao ile antlaşma imzalamasıyla oldu. Her yıl Çin’den gelen ürün miktarı artarken, 2019’da bu sayı 32 milyon parsele ulaştı. Kargo sistemi iki ülke arasında adeta yeni İpekyolu’nu inşa…
Güvenilir dezenfektan nedir ?
Zarflı virüsler; nükleik asitler, protein ve moleküler bağlarla bir arada tutulan yağlı bir dış zardan oluşur. Dezenfektanlardaki alkol, dış zarın üzerindeki yağı çözerek parçalar ve virüse ait proteinlerin, nükleik asitlerin zar dışına çıkmasına neden olur. Bu sayede zarflı virüslerin yapıları bozularak yok edilmeleri sağlanır. Dezenfektan kullanımı sadece içinde bulunduğumuz bu zor süreçte değil Covid-19 sonrasında da zararlı tüm mikroorganizmalardan ve çeşitli bulaşıcı hastalıklardan korunmak için kazanılması gereken en önemli alışkanlıklardan biri olmalıdır. Başta sağlık profesyonelleri olmak üzere pek çok kişi salgın öncesinde de dezenfektanları biliyor ve kullanıyordu; pandemi ile birlikte son tüketici tarafında da bu ürünlere talepte büyük bir artış söz konusu oldu. Talep bu kadar yoğun olunca haliyle arz da hızla beraberinde geldi ve dezenfektan üretiminde tecrübeli tecrübesiz pek çok kişi ya da firma krizi fırsata çevirme gayesi ile üretim işine girdi. Bu dönemde piyasada pek çok ruhsatsız ürün yerini alırken bundan yine en çok etkilenen insan sağlığı oldu. İnsanlar için doğru ve kaliteli ürünü ayırt edip seçmek ne yazık ki fazlasıyla zorlaştı. Işte bu sebeple hepimiz bilinçli tüketiciler olmalı, sağlığımızın en temel koruyucularından olan dezenfektan ürünlerini tercih ederken hassas ve özenli davranmalı, güvenilir ürünleri tercih etmeliyiz. Peki Güvenilir Dezenfektan Nedir? Öncellikle güvenilir bir dezenfektan mutlaka T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı biyosidal ruhsata sahip olmalıdır. Alkol oranı minimum %60 olmalı. Kullanılan alkol türü insan sağlığı için risk taşımamalıdır. Toksik etkiye sahip hiç bir bileşen içermemelidir. Bakterisidal, fungusidal ve virusidal etkinliğe sahip olmalıdır. Etkinliği bağımsız laboratuvarlarca kanıtlanmalıdır. Hızlı ve etkili koruyucu özellik gösterebilmelidir. Cilde zarar vermemeli, içeriğinde uygun nemlendiriciler barındırarak cildin dokusunu korumalıdır. Ellerde yapışkanlık hissi bırakmamalı, kullanıcıya kullanım konforu sağlamalıdır. Kötü kokmamalı, kokusu ile rahatsızlık hissi vermemelidir. Kalitesiz ve ucuz alkol kullanımının ürünün kötü kokmasına neden olduğu bilinmelidir. Ürün etiketinde üreticiye, içeriğe, üretim ve son kullanma tarihine ilişkin bilgiler muhakkak bulunmalıdır. Ürünün SKT’si geçmiş olmamalıdır. 20 Yıllık Medikal Tecrübe ile Üretilen KONIX… KONIX El Dezenfektan Jeli, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı Türkiye’nin ilk biyosidal ruhsatlı el dezenfektan jelidir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından “FDA” onaylıdır. Bakteri, virüs ve mantarlara karşı %99.9 koruma sağlar. EN 14476 standartlarına uygun test edilmiştir ve EN 14476 standartlarında belirtilen, MERS ve SARS ailesi virüsleri dahil tüm virüslerde, antiviral aktivite gösterdiği klinik çalışmalarca kanıtlanmıştır. Hızlı etki gösterir. 30 saniye’de antimikrobiyal etki ile hızlı korur. Cildinizi kurutmaz. Piyasadaki bir çok üründen farklı olarak, KONIX ürünleri içerdiği özel nemlendiriciler sayesinde alkolden kaynaklanan zararı gidererek ellerinizde yumuşak bir his bırakır. Yapışkanlık hissi vermez, hızlı kurur ve durulama gerektirmez. Hoş kokusu ile keyifli kullanım sağlar. Tüm bu özellikleri ile sağlık profesyonellerinin de tercihi olan KONIX dezenfektan ailesinin tüm ürünlerini güvenle kullanabilir; kendinizin ve sevdiklerinizin sağlığını korumak için gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz.
GSYH 3. çeyrekte beklentilerin çok üzerinde toparlandı
GSYH, şimdiden salgın öncesi seviyelerinin üzerine çıktı. TÜİK, GSYH’nin 3Ç20’de %5,0-5,5’lik piyasa beklentileri ve bizim %4,2’lik beklentimizin üzerinde %6,7 büyüdüğünü açıkladı. Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış GSYH ise çeyreklik bazda %11,0 daralmanın ardından %16,2 artış gösterdi. GSYH böylece, salgın öncesi seviyelerinin %3,4 kadar üzerine çıktı. İç talepteki canlanma turizm kaynaklı daralmanın çok üzerine çıktı. Kredi teşviki kaynaklı iç talep canlanmasına bağlı olarak, özel tüketim harcamalarının (beklentimize paralel) %9,2 büyüdüğü görülüyor. Bunda da belirleyici faktörün dayanıklı harcamalarındaki %55 ve yarı dayanıklı mal harcamalarındaki %17’lik artış olduğu, hizmet sektörü harcamalarındaki %8’lik daralmanın ise büyümeyi önemli ölçüde aşağı çektiği görülüyor. Sabit sermaye yatırımlarında ise beklentilerin çok üzerinde %22’lik artış olduğu görülüyor ki, bunun büyük ölçüde düşük faizlere bağlı olarak ticari araç satışlarından kaynaklandığını düşünüyoruz. Buna göre, yatırımlardaki büyüme trendinin kalıcılığına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu söyleyebiliriz. Buna karşın, yatırımlar kalemindeki artışın 3. çeyrek GSYH büyümesine %5,2’lik bir katkı yaptığını belirtmek lazım. Öte yandan, mal ve hizmet ihracatının %22 daraldığı görülüyor, ki bu da tamamen turizm gelirlerindeki düşüşten kaynaklanıyor. İç talepteki canlanmayla mal ve hizmet ithalatının ise %16 arttığını görüyoruz. Buna göre, net dış talebin GSYH büyümesini %9,1 gibi ciddi bir oranda aşağı çektiğini söyleyebiliriz. Kamu harcamalarının ise büyümeye %0,1’lik çok sınırlı bir katkı yaptığı görülüyor. Bu sonuçlara göre, stoklardaki değişimin (stok biriktirme eğiliminin) de GSYH büyümesine %5,1’lik bir katkı yaptığı anlaşılıyor. 2020 GSYH büyümesinin %1,0’e ulaşması olası görünüyor. Özetle, turizm kaynaklı ekonomik aktivitedeki ciddi daralmaya karşın, kredi teşvikli iç talep sayesinde, GSYH’nin salgın öncesi seviyelerini şimdiden aştığı görülüyor. Ancak bunun TL’de hızlı değer kaybı ve faizlerde artış gibi ciddi bir maliyet ile başarıldığını da dikkate almak gerekiyor. TL’deki değer kaybı ve parasal sıkılaştırmaya bağlı olarak, iç talepte önümüzdeki dönemde kayda değer bir yavaşlama (gerileme) bekliyoruz. Öte yandan, elektrik tüketimi, kapasite kullanımı, imalat PMI ve ihracat/ithalat rakamları ile birlikte haftalık yayınlanan kredi kartı harcamaları henüz böyle bir yavaşlamaya işaret etmiyor. Buna göre, eldeki rakamlarla 2020 yılı GSYH büyümesinin %1,0’e ulaşması olası görünüyor. Bu rakamın, salgının ilk aylarında hiç de gerçekçi görünmediğini belirtmek lazım. 2020’de büyümede beklenenden hızlı toparlanma 2021 yılı GSYH büyümesini sınırlayabilir. Salgın sonrası toparlanmanın, ilk beklentilerin çok üzerine çıktığını, ancak buna bağlı olarak da 2021 için daha önce öngördüğümüz olumlu baz etkisinin, üçüncü ve dördüncü çeyrekler için ortadan kalktığını söyleyebiliriz. 2021’in çok büyük bölümünde hakim olmasını beklediğimiz yüksek faiz ortamı ile birleştiğinde, 2021 yılı GSYH büyümesinin %2,0-2,5 civarında gerçekleşebileceğini düşünüyoruz. Ancak bu tahmini her iki yönde de etkileyebilecek ciddi belirsizlikler olduğunu da not etmek lazım. Öncelikle, salgının gelişimi ve aşı haberleri en kritik konular olmaya devam ederken, bu taraftaki olumlu gelişmelerle turizm ve bağlantılı sektörlerde örneğin 2019 seviyelerine geri dönülebilirse, bu tahmin üzerinde ciddi yukarı yönlü riskler ortaya çıkabilir. Öte yandan, TL’deki istikrar da GSYH üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. TL’de 2021’de ek değer kayıpları yaşanması durumunda, GSYH büyümesinin hiç arzu edilmeyen noktalara da gidebilir.
Günde en az 8 bardak su içmek için 10 önemli neden: Sağlığınız için su için!
Sağlıklı bir erkeğin vücut ağırlığının yüzde 60’ı, sağlıklı bir kadının ise vücut ağırlığının yüzde 50’si sudan oluşur. Hepimiz suyun sağlığımız için ne kadar yararlı olduğunu biliyoruz fakat yeteri kadar su içiyor muyuz? Yetişkin bir insanın günde en az 8 bardak su içmesi gerekir. Bu sayı kişinin günlük aktivitesine, cinsiyetine ve ne kadar terlediğine bağlı olarak değişir. Yeterli su içmenin vücudumuz için yararlarını Avrasya Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Seda Dursun anlattı. Neden su içmeliyiz? Su, yediğiniz besinlerin parçalanmasına yardımcı olarak sindirim sisteminin mükemmel çalışmasını sağlar, Cilt hücrelerini tamir ederek, cildin esnekliğini arttırır. Bu da cildin daha parlak ve daha canlı görünmesiyle sonuçlanır. Aynı zamanda saçların daha yumuşak ve parlak görünmesine yardım eder, Susuz kalmaya bağlı olarak gelişen unutkanlık, dikkat problemi gibi beyin fonksiyonlarını düzenler, Vücut ısısını dengeler ve kişilerde büyük sıkıntı veren ödemin atılmasına yardımcı olur, Kan dolaşımınızı kolaylaştırarak daha sağlıklı olmanızı sağlar, Bağırsak sağlığını düzenler, Metabolizmayı daha fazla çalıştırır. Böylece daha fazla kalori yakmış olursunuz. Ilık su, aynı zamanda vücuttaki yağların parçalanmasını sağlar, Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler, Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur, Vücut direnci ve bağışıklığının güçlenmesini sağlar. Yetişkin biri günde ortalama kaç litre su içmelidir? Sağlıklı bir insan 1,5 litresi idrar yoluyla 1 litreye yakını ise nefes, terleme ve eklem hareketleriyle olmak üzere toplam 2,5 litreye yakın sıvı kaybeder. Kaybedilen sıvının yüzde 20’ye yakın kısmı gün boyunca yediklerimizden karşılanır. Kalan 2 litreyi de su içtiğimizde yerine koymuş oluruz. Her gün 1 bardak su ile güne başlamayı alışkanlık haline getirin. Kişilerin günlük tüketmesi gereken su miktarı yaptığı aktiviteye ve ne kadar terlediğine göre değişir. Her gün tüketilmesi gereken, evrensel olarak kabul edilmiş bir su miktarı yoktur, ancak sağlıklı miktarın ne olduğu konusunda genel bir fikir birliği vardır. Buna göre erkekler için yeterli miktar günde yaklaşık 3 litre, kadınlar için ise yaklaşık 2 litredir. Çay, kahve suyun yerini tutmaz! İçeceklerin hiçbiri suyun yerine geçemez. Aksine bu tür içeceklerin fazla tüketilmesi susama hissini baskılayarak, suya olan ihtiyacı azaltmaktadır. Susama hissinin olmaması vücudun günlük su ihtiyacının karşılandığı anlamına gelmez. Su kalori içermez ve asiditesi yoktur. Kafeinli içeceklerin fazla tüketilmesi çarpıntıya neden olurken bu içeceklerin beraberinde kullanılan fazla şeker de kilo alımına neden olur. Suyu olması gerekenden fazla tüketmek sağlığa zararlı! Normal şartlar altında farkında olmadan gerektiğinden fazla su tüketmek nadiren gerçekleşir. Ancak her şeyin fazlasının zarar olduğunu bildiğimiz gibi suyunda fazlası zarardır. Vücut alması gerekenden fazla su aldığı takdirde kişi su zehirlenmesi yaşayabilir. Su zehirlenmesi, vücutta bulunan sıvılar içindeki elektrolitlerin dengesini bozup, normal beyin fonksiyonlarına zarar verir. Su içmeyi eğlenceli hale getirin Çalışma masasında ya da evdeyken sürekli görülebilecek bir yerde renkli ve şık bir sürahi, bardak veya şişe bulundurulabilir, Suyun içine elma, tarçın, nane yaprağı, zencefil, çilek, üzüm gibi meyveler eklenerek lezzeti artırılabilir, Çalışma ortamında ve evde belirlenecek bölümlere “Su iç” yazılı notlar asılabilir, Ofis bilgisayarına ve cep telefonlarına su hatırlatması programları kurulabilir. ETİKETLER: avrasya hastanesi, avrasya hospital, beslenme, çay, dahiliye, diyet, hastalık, iç hastalıkları, kahve, sağlık, sağlıklı beslenme, su içmek, tedavi, üroloji
Sinema Filmi Nasıl Çekilir ?
A dan Z ye BİR FİM NASIL YAPILIR. SİNEMA FİLMİ ÇEKİM AŞAMALARI SİNEMA FİLMİ ÇEKİLİRKEN BİLİNMESİ GEREKENLER Yapımcı | Yönetmen | Senarist | Yazar Hasan GÜREL ‘in Kaleminden SİNEMA FİLMİ NASIL ÇEKİLİR Her gün bir yenisi çekilen, hayatınızda önemli bir yer edinen sinema filmlerinin nasıl yapıldığını ve bazı filmlerin sizde uyandırdığı merak ‘’ gerçek mi? veya nasıl yapılıyor?’’ Perde arkasında profesyonel bir kadro ve son teknoloji bilgisayar ve bilgisayar programları yer almaktadır sizde bunları öğrenip sektörde işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmek istiyorsanız veya sektöre adım atmak istiyorsanız gelin beraber inceleyelim .. Öncelikler sinema filminin oluşumunda Yönetmen, Yapımcı, Yönetmen yardımcıları, Bütçe sorumlusu, Senarist, Görüntü yönetmeni, Sanat yönetmeni, Kostüm Tasarımcısı, Set dekoratörü, Dublörler, Kameramanlar ve bir yapım şirketi ile kişi ve şirket yerini aldıktan sonra artık sinema filmi çekilmeye hazırdır .. Bir sinema filmi kaç aşamadan oluşur? 1) Development – Geliştirme Aşaması 2) Pre production – Üretim Öncesi 3) Production – Üretim 4) Post Production – Üretim Sonrası 5) Distribution – Dağıtım 1) Development – Geliştirme Aşaması En önemli aşama olan geliştirme aşaması aklınızda olan bir projenin nasıl gelişeceğine dair yapmış olduğunu, sinema filminin senaryo haline gelmesi ve kaliteli bir proje çıkartmanız için en önemli etkenlerden biridir. Çünkü ne kadar iyi bir senaryo çıkarırsanız diğer aşamalarda size hem yol gösteren, hem de kolaylık sağlamış oluğunu göreceksiniz. Senaryonuzun hazır ve artık bütçe (finans ) kaynağı oluşturmanız gerekmektedir Bunun içinde bir yapımcı bulmanız şart yapımcıyı da bulduğunuzu varsayarsak şimdi diğer ekibe karar vermek gerekiyor ( oyuncu kadrosu ve Yönetim ve Kurgucu ) sizi rahatlatan bir evre olacak bundan sonraki aşamayı oturarak kâğıt üzerinde hallede bileceksiniz. 2) Pre production – Üretim Öncesi Senaryo hazır, Finans belirlendi veya bir yapım şirketiyle anlaşıldı ,ekip ayarlandı ve artık oyuncu seçmelerini yapabiliriz. Oynatılması düşünülen oyuncuları davet ederek oynayacağı role uygunluğunu audition da karar verilir ve sözleşmeler imzalanır gerekli mekanlar ayarlanır çekim takvimi oluşturulur ve production aşamasına geçilir. 3) Production – Üretim Finans sağlanmış mekan bulunmuş set kurulmuş ve ekip hazır halde ve start verilir .setin ilk günkü devanlılığını yardımcı yönetmen sağlar . Çekimler yapılmaya başlarken yan oyuncular ve makyaj konusunu Sanat yönetmeninin kontrolünden geçerken diye yandan kamera ve ışık Görüntü yönetmeni tarafından kurulur. ilk çekimler başlar ve bu çekim genelde prova adı verilir. Sonrasında gerçek çekimler başlar. BİR YÖNETMEN HER HANGİ BİR SAHNEYİ DİLEDİĞİ KADAR ÇEKEBİLİR.. Her alınan görüntüyü takip eden ve bu görüntüleri klaket üstünde sahne sahne işaretlemeli Çekim tahtası sahneleri, alınanı, yönetmeni, görüntü yönetmenini, tarihi, filmin adını kayıt eder ve kamerayı gösterir. Ayrıca çekim tahtası senkronize etmek ve sesleri almak için gerekli işaretleme fonksiyonlarına yardım eder. Sesler filmden ayrı bir cihaza kayıt edilir ve üretim sonrasında senkronize edilmelidir. Her sahne bittikten sonra set sökülür ve yeni sahne için set çalışmaları ekip tarafından tekrar başlanır.Bu arada günlük çekim bittiğinde yönetmen günlük ilerlemeleri rapor olarak saklar sahneler her gün büyük bir disiplinle yönetmen. sanat yönetmeni görüntü yönetmeni ve yapımcı ile incelenir Çekimler bittiğinde Production bölümü tebrik etmek amacıyla bir parti düzenlenir ve filimi bitişini kutlarlar. Post Production – Üretim Sonrası Bütün kareler alınmış ve hazırda beklerken kurgucu devreye girer alınmış görüntüleri birleştirip filimi oluşturur ve arada göze hoş görünmeyen beğenilmeyen sahneler çıkarılır .film müziği ve seslendirmeleri de yaptıktan sonra görüntüler senkronize hatası var mı diye kontrol edilir . 5) Distribution –…
Dünyanın en büyük mobilya buluşması başladı
Dünyanın en büyük mobilya fuarı 16. CNR İMOB Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı 21 Ocak’ta, CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Mobilya sektörünün profesyonellerini buluşturan fuar, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da aralarında Çin, ABD, Almanya, İtalya, Hindistan, Polonya, Japonya, Fransa, Vietnam, Türkiye, Brezilya, Malezya, Rusya, Meksika ve Güney Afrika’nın bulunduğu mobilya devlerini bir araya getiriyor.. 750’nin üzerinde firmanın binlerce ürününü sergileyeceği fuarın, 150 bin metrekarelik alanda 50 bini yabancı, 150 binin üzerinde ziyaretçiye ev sahipliği yapması bekleniyor. 500 milyar dolara ulaşan dünya mobilya pazarı, 1 trilyon dolara koşan global ticaretini fuar ile birlikte yeni ufuklara taşıyacak. IMOB’da 2 milyar doların üzerinde iş hacmi hedefleniyor Salt mobilya fuarı olarak ele alındığında gerek metrekare, gerek katılımcı ve gerekse de ziyaretçi açısından dünyanın en büyük ev mobilyaları fuarı niteliği taşıyan CNR İMOB, 500 milyar dolarlık pazarın en büyük oyuncularını İstanbul’da buluşturuyor. 2 milyar doları aşkın ticaret hacminin hedeflendiği fuarı 150 binin üzerinde sektör profesyonelinin ziyaret etmesi bekleniyor. CNR Holding kuruluşlarından İstanbul Fuarcılık tarafından Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) işbirliği ve KOSGEB desteği ile düzenlenen CNR İMOB Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı 21 – 26 Ocak 2020 tarihleri arasında CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde 16’ncı kez kapılarını açıyor. Fuar aralarında Çin, ABD, Almanya, İtalya, Hindistan, Polonya, Britanya Krallığı, Japonya, Fransa, Vietnam, Türkiye, Brezilya, Malezya, Rusya, Meksika ve Güney Afrika’nın da yer aldığı ülkelerden sektör profesyonellerini bir araya getirecek. 750’nin üzerinde firmanın binlerce ürününü sergileyeceği fuar, 50 bini yabancı olmak üzere 150 binin üzerinde ziyaretçiye ev sahipliği yapacak. 2 milyar doların üzerinde iş hacmi hedefleniyor Tüm dünyanın merakla beklediği fuarın, CNR Holding’in 5 kıta ve 186 ülkede 10 milyon katılımcı ve ziyaretçi datasına sahip Business Intelligence Agency – BIA (Global Pazar İstihbarat Sistemi) big data yönetim sistemi sayesinde, bu yıl da yoğun bir katılıma sahne olacak. Salt mobilya fuarı olarak ele alındığında, gerek metrekare, gerek katılımcı ve gerekse de ziyaretçi açısından dünyanın en büyük ev mobilyaları fuarı niteliği taşıyan CNR İMOB, B2B Eşleştirme Programı ile profesyonel alıcı ve satıcıyı tek çatı altında bir araya getirecek. 160 bin metrekarelik alanda düzenlenecek fuarın, sağlanacak 2 milyar doları aşkın iş hacmiyle 2020 yılına damga vurması hedefleniyor. KDV indirimi nefes aldırdı Dövizdeki hareketlilik ve ham madde fiyatlarındaki zamlarla endişeli günler yaşayan Türk mobilya sektörü, KDV oranlarının yeniden yüzde 8’e düşürülmesiyle rahat bir nefes aldı. Global pazardan aldığı payı her geçen gün arttıran mobilya sektörü, CNR İMOB Fuarı‘nın da katkısıyla 2020 yılında ihracatını 5 milyar dolar seviyesine çıkaracak. 40 bin üreticisi, 210 bin kişilik istihdamı ve 180 ülkeye olan ihracatıyla, kendisi dışında 20 sektörün gelişimine katkı sağlayan Türk mobilya sektörü, fuarda yeni pazarların kapılarını aralayacak.
OPPO RENO TÜRKİYE’DE SATIŞA ÇIKTI
Lider telefon markası OPPO’nun yepyeni serisi Reno, Türkiye pazarında kullanıcılarla buluşmaya başladı. Reno, tasarımda ve donanımda birçok yenilikçi özelliği ile fark yaratarak, gördüklerimizin ötesinde deneyimler vadediyor. OPPO’nun merakla beklenen yeni serisi Reno, Türkiye’de akıllı telefon pazarında boy göstermeye başladı. “Gördüklerimizin ötesinde” mottosuyla sunulan Reno serisi, yaratıcı yeniliklerle tasarım, fotoğraf ve performansta yüksek beklentileri karşılayacak şekilde geliştirildi. Reno serisinin ilk telefonu “Reno”, benzersiz pop-up kamerası ile dikkat çekiyor. Çekim sırasında otomatik olarak açılıp kapanabilen pop-up kamera, bu özelliği ile eğlenceli bir deneyim yaşatıyor. Pop-up mekanizma, 200.000’den fazla kez başarıyla kullanılabiliyor. Bir kullanıcı kamerayı günde yaklaşık 100 kez açarsa, pop-up yapı 5 yıllık kullanım boyunca çalışmaya devam ediyor. Ayrıca, düşmeye karşı koruma mekanizması, telefonun düşmesini gerçek zamanlı olarak algılayabiliyor ve herhangi bir hasarı önlemek için kamerayı otomatik olarak geri çekebiliyor.16 megapiksel çözünürlüğe sahip pop-up kamera, 1080p 30 fps hızında video kaydı da yapılabiliyor. Reno’da arkada yer alan iki kamera, 3D camın altına tamamen gizlendi. Herhangi bir çıkıntı olmadan kusursuz bir görünüm sağlandı. Arkadaki ana kamera 48 megapiksel çözünürlüğünde performans gösteriyor. Reno, 4K videoların 60 fps’ye kadar çekilmesini destekliyor. Cihaz, OIS ile net ve istikrarlı bir görüntü yakalayabiliyor. Audio Focus teknolojisi, çevredeki sesleri 360 derece kaydetmek için telefonda çoklu mikrofonlar kullanıyor. Bu teknoloji, hareket halindeyken adeta taşınabilir bir sinema sunmak için stereo hoparlörler ve Dolby Atmos ile eşleştiriliyor. Reno’nun arka kısmında,lensleri herhangi bir çizilmeden korumak için seramik cevheri O-dot bulunuyor. O-dot, lensleri yüzeyle doğrudan temas etmekten korumak için telefonu hafifçe kaldırıyor. Reno, 6,4 inç büyüklüğünde panoramik ekran ile geldi. 2340×1080 piksel çözünürlüğe ve ince bir çerçeveye sahip. Aynı zamanda % 93,1’e varan bir ekran / gövde oranına ile tamamen çentiksiz olarak tasarlandı. Snapdragon 710 işlemcisi bulunan OPPO Reno modeli, 6GB RAM ve 256GB dahili hafıza özelliklerini taşıyor. Android 9.0 Tabanlı ColorOS 6 Sistemi bulunan Reno’nun pil gücü ise 3765mAh (Typ). Şık tasarımları ile beğeni toplayan Reno’nun, “Okyanus Yeşili” veya “Karbon Siyah” renk seçenekleri bulunuyor. OPPO Reno, KDV dahil tavsiye edilen tüketici fiyatı 4.999 TL ile zincir mağazalarda ve operatörlerde satışa sunuldu.
2019 MONACO GRAND PRİX EN YAVAŞ PİST EN YUMUŞAK LASTİKLER
Milano, 23 Mayıs 2019 – Formula 1 takviminin en farklı ve en ünlü yarışı Monaco’da koşuluyor. Geçmişi 1920’lere uzanan yavaş ve dar pist, prensliğin merkezinden geçerken ünlü bariyerleri hiçbir hatayı affetmiyor. Pirelli, her zaman olduğu gibi Monaco’ya C3, P Zero Beyaz, C4, P Zero Sarı orta ve C5, P Zero Kırmızı yumuşak olmak üzere en yumuşak hamurlu lastiklerini getiriyor.Pist özellikleriMonaco, en yavaş ortalama tur hızı ve en yavaş viraj gibi pek çok ‘en’ ile tanımlanıyor. En başta ve öncelikle maksimum mekanik tutuş gerektirdiği için en yumuşak hamurlar öneriliyor.Bu yıl pistin bazı bölümlerinde yüzey yenilendi ama önceki haline çok benzeyen bir yol asfaltı olduğu için fazla bir fark yaratmayacağı söylenebilir.Monaco’da normal olarak tek pit stop stratejisi uygulanır ve olağan dışı bir durum olmadıkça bu sene de aynı olacağı öngörülebilir. Diğer araçları geçmek son derece zor olduğu için pit stop zamanlaması önem kazanıyor.Yol tutuşunun düşük olduğu Monaco pistinde nispeten fazla değişim oluşmuyor (pistin her akşam ve Cuma gün boyu trafiğe açık olacağı da dikkate alınmalı). Yolların dar olmasının getirdiği sınırlamalar da düşünüldüğünde güvenlik aracı büyük olasılıkla devreye girecektir.Bir önceki sokak pisti olan Bakü’den farklı olarak Monaco’da lastikler sürekli hareket ediyor çünkü bir viraj hemen bir başkası takip ediyor. Dolayısıyla, hamurun ısınması da oldukça kolay oluyor.Mario Isola – F1 ve Otomobil Yarışları Başkanı:“Beklendiği gibi Monaco’ya en yumuşak lastiklerimizi getiriyoruz. C5, geçen yılın hiper yumuşak hamuruna büyük ölçüde benzemekle birlikte daha serin havalarda daha az topaklanma yaratacak ve pilotlara her turun başından sonuna kadar zorlamaları için daha çok olanak sunacak şekilde tasarlandı. Bu durum, 2018 hiper yumuşak kadar lastik yönetimi gerektirmemesi ama bir yandan da mükemmel performansın korunması anlamına geliyor. Dolayısıyla, özellikle geçen seneye kıyasla daha hızlı bir yarış bekleyebiliriz. Monaco, başka hiçbir yarışa benzemez ama özellikle güvenlik aracı devreye girerse her stratejik fırsatın değerlendirilmesi gereken bir Grand Prix’dir. Geçen sene Daniel Ricardo’nun ilk sırada başlayıp ciddi bir teknik arızaya rağmen kazanarak kanıtladığı gibi sollamanın neredeyse imkansız olduğu bu pistte, pit stoplarda kazanılan ve kaybedilen süreler kritik önem taşıyor.”Diğer Pirelli haberleriDaha yumuşak hamurların güçlü bir şekilde vurgulandığı Monaco’da çok sayıda pilot maksimum 11 set yumuşak lastiği tercih etti.Geçen haftaki yarışın ardından tüm araçlar Barcelona’da iki günlük testleri tamamladı ve Mercedes pilotu Valtteri Bottas, en hızlı dereceleri elde etti. Ayrıca, her iki gün, Ferrari ve Racing Point, ikinci bir araçla Pirelli’nin 2020 prototip lastiklerini test etti.Gelecek yıl yarışacak yeni 18 inç Formula 2 lastiklerinin testleri başladı. Mugello’da (İtalya) tamamlanan ‘shakedown’ oturumunun ardından önümüzdeki haftalar için ilave testler planlanıyor.Pirelli’nin 2020 ıslak zemin lastik prototiplerinin ilk özel testi, Monaco Grand Prix’nin ardından gerçekleştirilecek. Gelecek sene için potansiyel orta ve tam ıslak zemin lastikleri, 28-29 Mayısta Ferrari ve Red Bull tarafından Fransa’daki Paul Ricard pistinde denenecek. Ferrari, sadece ilk gün, Red Bull ise her iki gün sürüşlerde yer alacak. Osman KurtMedia Director Ogilvy Public Relations Istanbul Harman Sokak, Harmanci Giz Plaza, M1-2 Levent 34394 Istanbul, TurkeyOffice: +90 212 339 8360Mobile: +90 535 979 5591Email: osman.kurt@ogilvy.comwww.ogilvy.com.tr
Shell & Turcas enerjisini güneşten alan ilk istasyon yatırımını Ankara’da gerçekleştirdi.
Enerjisini güneşten alan Shell istasyonunda karbon salınımı yaklaşık yüzde 30 azalacak Shell & Turcas enerjisini güneşten alan ilk istasyon yatırımını Ankara’da gerçekleştirdi Gerçekleştirdiği yenilikçi yatırımlarıyla Türkiye’de akaryakıt sektörüne öncülük eden Shell & Turcas, Ankara’daki Shell Küçükesat istasyonunu elektriğini güneş enerjisinden sağlayan istasyona dönüştürdü. Shell Küçükesat istasyonu karbon salınımını yaklaşık yüzde 30 azaltacak. Ayrıca enerjisini güneşten alan bu istasyon sayesinde her yıl çevreye olan katkı katlanarak büyüyecek ve 10 yılda yaklaşık 1000 ağaç doğaya kazandırılacak. Yıllık yaklaşık 200 bin kilovatsaat olan enerji tüketiminin yüzde 32’sini güneş enerjisinden sağlayacak olan Shell Ankara Küçükesatistasyonunun dönüşümü için 270 watt gücünde 160 adet güneş paneli kullanıldı. Ankara’daki Shell Küçükesat istasyonunu elektriğini güneş enerjisinden sağlayan istasyona dönüştürenShell & Turcas CEO’su Felix Faber; “Ankara’da güneş enerjisine dönüşümünü sağladığımız Shell Küçükesat istasyonu, Türkiye’de elektrik ihtiyacını güneş enerjisinden sağlayan ilk istasyonumuz oldu. Bu sayede istasyonumuz karbon salınımınıyaklaşık yüzde 30 azaltacak. Shell & Turcas olarak Net Karbon Ayak İzimizi azaltmaya yönelik yürüttüğümüz faaliyetlerimizi çeşitlendirmeye ve Türkiye çapında yaygınlaştırmaya devam edeceğiz” dedi. Shell’in dünya çapında yürüttüğü “daha düşük karbonlu bir gelecek” programı kapsamında, Türkiye’deki istasyonlarını da net karbon ayak izini azaltmaya yönelik dönüştürmeye başladıklarını vurgulayan Faber, “Küresel çapta yürüttüğümüz inisiyatif doğrultusunda Shell & Turcas olarak Türkiye’de de birçok çalışmayı hayata geçiriyor, karbon ayak izimizi azaltmak için çalışıyoruz. Bu anlamda, karbon emisyon salınımını yüzde 20’ye varan oranda azaltan çevre dostu LNG yakıtını Türkiye lojistik sektörünün kullanımına sunuyoruz. Hedefimiz; lojistik sektörünü geleceğin ekonomik ve çevreci yakıtları ile tanıştırarak, Türkiye’de Shell LNG istasyon ağı oluşturmak.Enerji dönüşüm sürecindekiyatırımlarımızı, misafirlerimizin ihtiyaç ve beklentilerini dikkate alarak Shell’in uzmanlığı ile en hızlı şekilde devreye alıyoruz”diye konuştu. Net karbon ayak izini azaltma çalışmaları çerçevesinde istasyonlarında birçok yeniliği hayata geçiren Shell & Turcas, bugüne kadar Türkiye’deki istasyonlarında aydınlatma sistemlerini değiştirerek, toplam karbon salınımı yılda 1.200 ton azalttı ve 2.601,5 MWh enerji tasarrufu sağladı. Shell & Turcas,gerçekleştirdiği bu proje ile Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) tarafından düzenlenen İstanbul Karbon Zirvesi’nde ‘Düşük Karbon Kahramanı’ ödülüne layık görüldü. Editöre Notlar: Dünya çapında net karbon ayak izini azaltmaya yönelik hedeflerini belirleyen ilk uluslararası petrol ve gaz şirketi olan Shell, ürünlerdeki Net Karbon Ayak İzini 2050 yılına kadar yüzde 50 azaltmayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşabilmek için Shell, yenilenebilir enerji, biyoyakıt, hidrojen, LNG ve elektrik gibi karbon yoğunluğunu azaltmak üzere tüm dünyada portföyünü çeşitlendiriyor. Aynı zamanda enerji kaynaklarının daha verimli kullanılmasına ve orman, sulak alan ve diğer ekosistemlere büyük ölçekli yatırım yapıyor. Önümüzdeki üç yıl boyunca doğal ekosistemlerin yenilenmesine ve küresel çapta orman varlığının artırılmasına yönelik çalışmaları için toplam 300 milyon dolar harcayacak. Bu yatırım kapsamında; Shell, Hollanda’da gelecek 12 yıl içerisinde 5 milyondan fazla ağaç, İspanya’da ise 2019 yılının sonuna kadar 300 hektarlık alanda 300 bin ağaç dikimini gerçekleştirecek. Shell’in Hollanda ve İspanya’daki projelerinin beş yıl içerisinde karbon kredisine dönüşmesi bekleniyor. Bunlara ek olarak Shell, Avusturalya’dayok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan 800 hektarlık bir orman gençleştirme projesi ve Malezya’da tabiatın korunması, restorasyonu ve iyileştirilmesine yönelik de çalışmalar başlattı.
Akbank’tan 2 Bayram Arası Ödemesi Olmayan İhtiyaç Kredisi
“2 Bayram Arası Ödemesi Olmayan İhtiyaç Kredisi” Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla artacak harcamalara kolaylık sağlamak isteyen Akbank, “2 Bayram Arası Ödemesi Olmayan İhtiyaç Kredisi” kampanyasını başlattı. Kampanya kapsamında Akbank’tan ihtiyaç kredisi kullanacak müşterilerin kredilerinin ilk taksitini 3 aya kadar erteleyebileceklerini ve 5 yıla varan vade seçeneklerinden yararlanabileceklerini kaydeden Akbank Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz: “Bayramın yaklaşması ve yaz döneminin de gelmesi ile beraber müşterilerimizin ihtiyaçlarının dolayısıyla da harcamalarının arttığı bir dönemdeyiz. Bayram alışverişi yapacak, sevdiklerini ziyaret edecek ya da tatile çıkacak müşterilerimiz için bütçelerine uygun farklı ödeme seçenekleri oluşturabilecekleri ve ayrıca 2 bayram arasında da hiç ödeme yapmayacakları bir kredi kampanyası sunuyoruz. Kredi kullanmak isteyen müşterilerimiz tercih ettikleri bir Akbank şubesine gelerek, cep telefonlarından “Akbank Direkt” uygulaması üzerinden veya 4442525 Akbank Telefon Şubesi’ni arayarak kolayca kredi başvurusunda bulunabilir, 5 yıla kadar vade seçenekleri ile kredilerini kullanabilirler ” diye sözlerini tamamladı.
Hedef Yapı İflas Etti
Çamlıca Camisi, Dünya Ticaret Merkezi ve Bakü Tiflis Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı başta olmak üzere birçok önemli projede yer alan ve 3 ay önce konkordato için başvuru yapan Hedef Yapı’nın iflasına karar verildi.İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2018/1179 sayılı kararı kapsamında üç ay süre verilen Hedef Yapı için süre sona erdi ve iflas kararı çıktı. Hedef Yapı, 23 Eylül 1997 tarihinde 500 bin TL sermaye ile Fatih Kalpakçı, Tunis Kalpakçı ve Erkan Özdemir ortaklığında kurulmuştu. Sözcü’nün haberine göre; 1997 yılında kurulan şirket Çamlıca Camii inşaatı, İstanbul Atatürk Havalimanı, Dünya Ticaret Merkezi, Bakü Tiflis Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Susesi Otel ve Kongre Merkezi, Adana Hilton ve Sabancı Üniversitesi inşaatlarında yer almıştı. Şirket Rusya, Ukrayna, Kazakistan ve Libya’da da bazı projelerde görev aldı.İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2018/1179 sayılı kararı kapsamında üç ay süre verilen Hedef Yapı için süre sona erdi ve iflas kararı çıktı. Hedef Yapı, 23 Eylül 1997 tarihinde 500 bin TL sermaye ile Fatih Kalpakçı, Tunis Kalpakçı ve Erkan Özdemir ortaklığında kurulmuştu. Sözcü’nün haberine göre; 1997 yılında kurulan şirket Çamlıca Camii inşaatı, İstanbul Atatürk Havalimanı, Dünya Ticaret Merkezi, Bakü Tiflis Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Susesi Otel ve Kongre Merkezi, Adana Hilton ve Sabancı Üniversitesi inşaatlarında yer almıştı. Şirket Rusya, Ukrayna, Kazakistan ve Libya’da da bazı projelerde görev aldı. Kaynak yapi.com.tr
Millet Bahçesi’nden Sonra Millet Konağı Geliyor
2023 yılına kadar 81 ilde en az bir Millet Bahçesi yapmayı planlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, köy ve mahallelerde ise 5 bin tane ‘Millet Konağı’ inşa etmeyi planlıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2023 yılına kadar ülke genelindeki mahalle ve köylerde 5 bin Millet Konağı inşa edecek. Karar, Bakanlığın ilkini Antalya’da düzenlediği ‘2023’e Doğru Türkiye’de Çevre ve Şehirciliğin Geleceği İstişare Toplantısı’nın sonuç bildirgesinde açıklandı. Sonuç bildirgesinde ayrıca 2023 yılına kadar 81 ile en az birer Millet Bahçesi’nin inşa edilmesi, 1,5 milyon konuta kentsel dönüşüm uygulanması ve Emlak Bankası’nın yeniden kurulması gibi hedeflere yer verildi. 2B ve Hazine arazilerinin satışı, korunan alanların artırılması ve 250 bin yeni sosyal konut inşa edilmesi de Bakanlığın hedefleri arasında yer alıyor. 81 ile millet bahçesi, 5 bin mahalle ve köye millet konağı geliyor OdaTv’den Yusuf Yavuz’un haberine göre; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2023 yılına kadar uygulamayı planladığı projeler arasında 5 bin adet ‘Millet Konağı’ da bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı 100 günlük icraat programının ikincisinde de yer verilen Millet Konağı projesi, köy ve mahallelerdeki sosyal dokuyu güçlendirmeyi amaçlıyor. Proje, konak, kıraathane ve kütüphane gibi üninetelerden oluşacak. Bakanlık ayrıca 2023’e kadar 81 ilde en az bir tane Millet Bahçesi yapmayı planlıyor. Kaynak yapi.com.tr
Türkiye, 63 Ülke Arasında 60’ıncı Oldu
2015’te dünya fiyat liginde zirvede olan Türkiye, konut piyasasındaki düşüşünü sürdürüyor. IMF’ye göre konut fiyatları 2018’de yüzde 7.6 düştü. Uluslararası Para Fonu (IMF) dünyada konut fiyatlarının en çok arttığı ve en fazla düştüğü ülkeleri sıraladı. 63 ülkeyi kapsayan IMF Küresel Konut İzleme Raporu verilerine göre, 2018 yılında konut fiyatlarının en çok yükseldiği ülke, yüzde 13.1’lik artışla Hong Kong oldu. 2017 yılına göre konut fiyatlarının en çok gerilediği ülke sıralamasında ise yüzde 15.2’lik düşüşle Ukrayna ilk sırada yer aldı. Önceden ilk üçteydik Sözcü’den İsmail Şahin’in haberine göre; geçmiş dönemlerde yüksek oranda fiyat artışıyla sıralamada hep ilk üçte yer alan Türkiye’de yüzde 7.6’lık düşüş görüldü. 2015 yılında yüzde 14’lük fiyat artışıyla zirvede olan Türkiye o tarihten bu yana küresel konut liginde ivme kaybediyor. IMF’nin 2016 raporunda 39’uncu, 2017’de ise 51’inci sırada yer bulabilen Türkiye, 2018’de ise 60’ıncı oldu. Fiyat-kira makası da daraldı IMF’nin son verileri, yatırım için ev alacakları sevindirecek bir gelişmeyi de ortaya koydu. Uzun yıllardır dünyada konut fiyatı artışının kira artış hızından daha fazla olduğu Türkiye sıralamada geriledi. Konut fiyat artışıyla kira bedellerinin artışını karşılaştıran endekste, 2010 yılı 100 kabul edildiğinde, 2016 yılında 148.8 ile birinci sırada yer alan Türkiye’de bu rakam 2018 itibarıyla 104.6’ya indi. Satılık konut fiyatlarının kira bedellerine göre en fazla arttığı ülke Letonya olurken, kiraların ev fiyatlarına göre en fazla arttığı ülke ise Rusya oldu. Haberin tamamına linkten ulaşılabilir.. Kaynak yapi.com.tr
2019 Şubat Ayı Kira Artış Oranları Belli Oldu
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından enflasyon oranları açıklandı. Böylece 2019 Şubat ayı kira artış oranları belli oldu. Gayrimenkul kira sözleşmesi yenilenen kiracılara senelik zam yapılıyor. Bu zammın nasıl hesaplanması gerektiği de Borçlar Kanunu kapsamında yer alıyor. Kanunen meskendeki kiracıya üretici fiyat endeksi oranlarından yüksek oranda zam yapılamıyor. Buna karşın, geçtiğimiz yıl içerisinde enflasyon oranlarında yaşanan yükselişin kiralara olumsuz yansıması sebebi ile kira artışı hesaplamasında değişikliğe gidildi. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan Orta Vadeli Ekonomi Programı (2019-2021) Eylül ayında duyuruldu. Yeni Ekonomi Paketi gereğince kira zammı artık üretici fiyat endeksi oranlarına göre hesaplanamayacak, kira artış oranına dair üst sınır tüketici fiyat endeksi (TÜFE) oranlarına göre belirlenecek. Yapılan değişikliğe göre Türk Borçlar Kanunu’nun Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (TÜFE) 12 aylık ortalamalara göre değişim oranının esas alınacağına ilişkin hüküm, kira sözleşmeleriyle akdedilmiş diğer kira sözleşmelerinin yenilenmesinde uygulanacak. 2019 Şubat ayı kira artış oranları Emlak Kulisi’nde yer alan habere göre; konut veya iş yeri kira sözleşmesi bu ay yenilenen kiracılara ne kadar zam yapılacağı bugün belli oldu. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1.06 arttı. Yurt içi üretici fiyat endeksi aylık yüzde 0.45 arttı. TÜFE’de (2003=100) 2019 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 1,06, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,06, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20,35 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 17,16 artış gerçekleşti. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), 2019 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 0,45, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 0,45, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,93 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,70 artış gösterdi. Buna göre mal sahipleri kiracısına yüzde 17.16 oranında zam yapacak. Hesaplama örneği Mevcut kira bedeli: 1000 lira Zam oranı: yüzde 17,16 Zam bedeli: 171 lira Zamlı kira bedeli: 1.171 lira
Türkiye’de Kenevir Yetiştiriciliği – Üretimi Yeniden Başlıyor! Nasıl Yapılır?
Türkiye’de Kenevir yetiştiriciliği ve üretimi devlet teşviği ile yeniden başlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan açıklamaya göre, Gıda Tarım Bakanlığı yeniden Türkiye’de kenevir üretimi yapabilmek için harekete geçecek. Esrar’ın hammaddesi olarak bilinen Kenevir son yıllarda ise çeşitli tıbbi ürünler ve endüstride yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı ve son olarak da Türkiye’nin 19 ilinde ekimi yasallaştı. Ancak yeni düzenleme ile birlikte kenevir ekimine teşvik gelmesi planlanıyor. Kenevir artık yeni çalışmalar ile birlikte, sağlık alanında en çok baş ağrısı, bulantı giderici, iştah artırıcı ve kanser tedavisi için kullanılan ilaçlarda yer alıyor. Ayrıca kenevir sadece sağlık amacıyla değil, çeşitli endüstriyel amaçlı ürünlerde de kullanılabilecek şekilde yetiştirilebiliyor. Kenevir yetiştiriciliği ile elde edilen hammadde kağıt ve lif ürünlerinin yapımında da kullanılabiliyor. Türkiye’de çok uzun yıllardır kenevir yetiştiriciliği yasak, ancak 2016 yılında yapılan bir düzenleme ile kenevir 19 şehirde kontrollü bir şekilde yetiştirilebiliyor. Ancak yasalar çerçeveside 2017 yılında sadece 70 dekar alanda kenevir yetiştiriciliği yapıldı ve bu Türkiye’nin erişebileceği potansiyel göz önüne alındında çok düşük bir rakam. DÜZENLEME YAPILACAK Kenevir ekiminin yasallaşacağı ve yeni düzenleme ile teşvik getirileceği yönünde açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konu ile ilgili olarak, “Ülkemizde keneviri yok ettik. Kenevirden atlet, fanila dokunurdu. Çünkü teri emmesi çok farklı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı. Şu anda biz de bunun çalışmasını yapıyoruz.” ifadelerini kullandı. KENEVİR YETİŞTİRİCİLİĞİ NASIL YAPILIR İKLİM İSTEĞİ Genellikle tercih edilen ‘Lif tipi kenevir’ yetiştiriciliği için yüksek nispi nem, uygun bir sıcaklık ve asgari 700 mm’lik yağış gerekiyor. Özellikle ekim öncesi yağış gereksinimi çok fazladır. İlkbahar geç donlarına karşı hassas olduğundan, -5 C0 den daha düşük sıcaklıklarda fideler büyük ölçüde zarar görür. Genelde kenevir adaptasyon kabiliyeti iyi olduğundan her türlü ekolojik koşullarda rahatlıkla yetişebiliyor. Tohum üretimi için sıfır derecenin altında olmayan asgari 5 aylık ve lif eldesi için de 4 aylık bir gelişme süresine gereksinimine ihtiyaç duyuyor. Kuraklık ve yüksek sıcaklık gelişmeyi büyük ölçüde hızlandırıyor. Toprakta devamlı ve fazla bir nem olursa yapraklarda sararmalar oluşur ve kenevir bitkisi bu sararma sonrasında zarara uğrar. TOPRAK İSTEĞİ Hemen hemen bütün yetiştirme bölgelerinde derin sürülmüş, besin maddelerince zengin, nötr toprak reaksiyonundan zayıf alkali reaksiyona kadar pH= 7-7,5 arasında olan topraklar kenevir yetiştiriciliği için uygundur. Dere ve nehir yatakları zengin, kireçli, gevşek ve organik maddece fakir olmayan aluviyal topraklarda en iyi verim elde edilir. TARLANIN HAZIRLANMASI Yaz aylarında ekilen tüm bitkilerde olduğu gibi öncelikle tarlanın derin bir şekilde işlenmesi gerekiyor. Derin toprak işleme kurak bölgelerde özellikle sonbahar aylarında yapılmalıdır. İlkbaharda ekimden önce tarla üzerinde oluşan yabancı otları temizlemek ve üstteki toprak tabakasını gevşek bir yapıya kavuşturmak için hafif sürüm gerçekleştirilebilir. Ortaya çıkan toprak kesekleri diskaro geçirilerek parçalanmalı ve bundan sonra toprağın tesfiyesini sağlayan ekipmanlarla tarla toprağı ekime uygun hale getirilir. KENEVİRİN EKİMİ Kenevir tarımında ilkbahar son don tehlikesi geçtikten sonra yapılacak en erken ekimle yüksek verim alınabiliyor. Genelde kenevir bitkisinin ekim zamanı Mart ayıdır. Ekim mibzerle sıraya ekim şeklinde yapılmalıdır. Serpme ekim modern tarımda önerilmemektedir. Sıraya ekim yapıldığında uygulanan sıra aralıkları lif için üretimde 15-25 cm , tohum için üretimde 30-40 cm ‘dir. Zira sık ekim lif kalitesinin artışına, seyrek ekim ise dallanmayı teşvik edeceğinden tohum veriminin artışı için…
Param Yok Bayilik Almak İstiyorum | Bedelsiz
Ücretsiz bayilik almak için detaylı bir rehber hazırladık. Karlı İş Fikirleri’nin soru cevap bölümüne gelen sorulara sık sık yanıtları mail olarak veriyoruz, ancak bazı sorular sık sorulması nedeniyle rehber oluşturmaya çalışıyoruz. Sık sık girişimcilerden “Param Yok Bayilik Almak İstiyorum” sorusu geliyor. Türkiye gibi bayilik ve franchise sisteminin çok aktif olduğu bir ülkede sermayesiz bayilik fırsatınız kesinlikle var. Paranız yani sermayeniz yoksa sizler için birçok şirketin bayilik fırsatı tanıdığını belirtelim. Ancak bu tür sermayesiz bayiliklerde haliyle kar marjı da düşük olabilir. Ayrıca birçok şirket sermaye istemiyor ancak ipotek yada sözleşme imzalamanızı istiyor. Yani bazı şirketler tamamen üzerinde maddi değeri olmayan girişimciler ile çalışmak istemiyor. Tüm bunların dışında parasız bayilik veren bazı şirketler ise var. Bu şirketlerin bayilikleri hakkında ek bilgileri almak için iletişim numaralarını paylaştık. 1-2 dakikalık bir görüşme ile tüm sorularınıza ek yanıtlar bulabilirsiniz. Ayrıca sermayeniz yoksa SERMAYESİZ İŞ FİKİRLERİ adlı kategorimizdeki işlere göz atmanızı mutlaka öneriyoruz! Usta Dönerci Bayilik Meal Box Bayilik Kahve Deryası Bayilik Etçi Mehmet Bayilik Tudors Gömlek Bayilik Dynobil Ekspertiz Bayilik Labarba Börek Bayilik Dois Döner Bayilik Enty Car Central Oto Kiralama Bayilik Dadya Parfüm Bayilik Rotto Pizza Bayilik Paşa Döner Bayilik Eyfel Parfüm Bayilik Burger Sound Bayilik BUT’S Fried Chicken Türkiye’de 3 şubesi bulunan BUT’S Fried Chicken restoranları kısa sürede şube sayısını artırabilmek amacıyla bayilik veriyor, üstelik bayilerden bayilik bedeli dahi talep etmiyor. Firma AVM’ler için minimum 40, AVM dışında da minimum 80 metrekare alana sahip dükkanlar ile ilgileniyor. Firmanın sattığı ürünlerde ortalama kar marjı ise yüzde 100’ü aşıyor. Bayilik hakkında bilgiler için telefon 0543 697 62 94. LEXA ÇELİK KAPI 30 yılı aşkındır çelik kapı sektöründe yer alan Lexa Çelik Kapı, yeni bayilik talepleri için bayilik bedeli talep etmeyen firmalar arasında yer alıyor. Ancak sektör deneyimi bulunan yatırımcılara bayilik vermeyi planlayan firmanın, satışa sunduğu ürünlerde ortalama kar marjı yüzde 20 civarında bulunuyor. Lexa’nın bayilik sistemi hakkında merak edilenler için 0312 473 22 55 numaralı telefondan bilgi alınabiliyor. SARAY DÖNER Bayilik bedeli istemeyen Saray Döner firması, Türkiye’de halihazırda bulunan 8 bayi sayısını kısa sürede 50’ye çıkarmayı planlıyor. Firmanın bayilik sistemi hakkında bilgiler için 05308272918 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz. RAV – KİMLİK BELGESİ Bayilik için sermaye talep etmeyen Rav Mühendisliğin bayiliğine ulaşmak için 0312 381 00 18 numaralı telefona ulaşabilirsiniz. SABUN DÜNYAM Sabun bayiliği veren Sabun Dünyam adlı şirket bayiliklerini bedelsiz yani sermayesiz olarak veriyor. Şirketten bayilik almak için info@sabundunyam.com mail adresine ulaşabilirsiniz. AUTOCLUP Araçlar için özel hizmetler sunan AutoClup’un bayiliği de bedelsiz. Şirketten bilgi almak için 0216 371 6010 numaralı telefondan bilgi almanız mümkün. PAN ÇİĞKÖFTE Çiğköfte bayiliği arıyorsanız iyi bir alternatif olabilir. Şirket bayiliklerinden sermaye talep etmiyor. Sermayesiz çiğköfte bayiliği konusunda iyi bir şans olabilir. Şirkete ulaşmak için 0 312 387 40 80 numaralı telefona ulaşabilirsiniz. GREEN PIK Organik Gübre bayiliği veren Green Pik sermaye talep etmiyor. Hızla büyüyen bir sektör olması nedeniyle tavsiye ediyoruz. Green Pik iletişim numarası +90 212 863 13 21. NASREDDİN ET VE PİDE Nasreddin Et ve Pide bayilik vermeye başlayan yeni firmalardan biri. Sermayesiz bayilik veren şirket isim hakkı için ise 50 bin lira talep ediyor. Şirkete ulaşmak için 05323368781 numaralı telefonu kullanabilirsiniz. Şirket ürünlerinde yüzde 40 kar marjı fırsatı tanıyor. KÖYİÇİ SÜT ÇİFTLİĞİ Süt çiftliği şirketi olan Köyiçi bayilik dağıtımına başladı. Şirket bayilerinden sermaye talep etmiyor. Ayrıca isim hakkı bedeli de istemeyen…
POŞET DÜZENLEMESİ KULLANILARAK YAPILAN ALGI OYUNLARINI GÖRÜYORUZ
Plastik poşetlerin ücretlendirilmesine ilişkin düzenlemeyi bazı lobi çevrelerinin kendi algı oyunları için kullandığını belirten Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Gülsün: “36,5 milyar dolar cirosu olan ve 30’dan fazla sektörü besleyen bir sanayiye kötü çocuk muamelesi yaptıramayız” dedi. “Plastik Poşet”, Kullan-At Toplum Düzeninin Günah Keçisi Yapıldı Kendi ağırlığından 1.000 kat daha fazla ağırlık taşıyabilen, hafif, hijyenik ve su geçirmez olan plastik poşetlerin kullan-at toplumların sembolü haline getirildiğini ifade eden Selçuk Gülsün, bu nedenle kullanımının azaltılmasına yönelik Avrupa Birliği’nde de düzenlemelerin mevcut olduğunu ancak bizdeki son düzenlemenin AB’deki düzenlemeyle uyuşmadığını belirtti. Şu Çok Net: Plastik Poşetleri Geri Dönüştürebiliriz “Doğaya bırakmak yerine plastik poşetleri geri dönüştürmeliyiz” diyen PAGDER Başkanı: “yönetimler, hijyenik olmayan file ve bez çantadan çok atık yönetim ve geri dönüşüm sistemlerinin iyileştirilmesine hatta süpermarketler de poşetten kar elde edeceğine depozitolu sistemleri uygulamaya başlasalar daha efektif olur kanaatindeyiz. Her süpermarket, AB’de uygulanabildiği gibi depozitolu poşet geri dönüşüm kutuları yerleştirsin” dedi. Biyobozunur’dan Kimsenin Haberi Yok “1980’lerden beri dünyada marketlerde kullanıma giren biyobozunur plastik poşetler var, ancak böyle bir gerçek yokmuş gibi hareket ediliyor” şeklinde sözlerine devam eden Gülsün: “tabii ki arzu edilen plastik poşetlerin geri dönüştürülmesi ancak biyobozunur ürünlerin yasal düzenlemelerde aynı AB’de olduğu gibi ücretlendirilmemesi gerekir” dedi. Tüm Sektörün Kötü Çocukmuş Gibi Muamele Görmesi Kabul Edilemez Selçuk Gülsün ardından şu açıklamalarda bulundu: “plastik işleyicileri 30’dan farklı sektörün verimlilik ve karbon ayak izi azaltma hedeflerine katkı sağlıyor. Otomotiv, medikal, ileri teknoloji içeren plastikler, yeni nesil inşaat malzemeleri, elektrik-elektronik, inovatif ambalaj gibi 30’dan farklı sektör 21. yüzyılın malzemesinden istifade ediyor. Zira bu yüzyılda verimli, ekolojik ve hijyenik bir malzemeden yararlanmayan veya buna duyarsız kalan bir sektör ayakta kalamaz. Plastik borular olmasa sıhhi altyapınız çöker. Kablolama olmasa elektrik altyapınız ve internetiniz çöker. Plastik medikal malzemeler olmasa hijyeniniz çöker. Bu çöküş örnekleri saymakla bitmez. Bu sektör hammadde üreticisi ile, mamul üreticisi ile makine ve ekipman üreticisi ile 7 milyar dolar ihracat hedefliyor bu yıl. Geçen yıl 6,2 milyar dolar doğrudan ihracat yapıldı. Dolaylı ihracat 12 milyar dolar. 330 bin kişi istihdam ediliyor 7.500 işletmede. İşleme kapasitesi olarak Dünya’da yedinci ve Avrupa’da ikinci sırada yer alıyor. Dolayısıyla koskoca sektörü algı oyunları ile karalamaya çalışmak yenilir yutulur bir iş değil. Ben bu noktada kamuoyunun bu tür gündeme itibar etmemesini, gerçekleri göz önünde bulundurmasını arzu ediyorum. Kamunun da sağduyu ile imalatçıları dinlemesi gerektiğine inanıyorum. Belli sektörleri etkileyecek düzenleme yapılırken, o sektörün görüşlerine de kulak verilebilmeli. Örneğin son poşet düzenlemesinde kanun değişikliği yapıldıktan sonra birçok kere tekrar düzenlemeler yapıldı. Neden? Zira öngörülemeyen, cevabı bilinmeyen konular açıkta bırakılmıştı. Bugün de hali hazırda açıklıklar var. Mesela Avrupa Birliği’nde 15-50 mikron arası plastik poşetler için ücret zorunluyken Türkiye’deki mevzuatta bu neden dikkate alınmıyor, anlaşılır gibi değil. Yine AB’deki yasal düzenleme 200 metrekarenin üzerindeki satış noktalarını kapsıyor. Bizim düzenlemede bu husus ta dikkate alınmadı. Yani mahalle esnafından alınacak poşet için de ücret ödenecek. Bu halde mağazada alışveriş yaparken kullandığımız poşetten de devlet gelir elde etmek istiyor o zaman diye düşünüyoruz. Bu kez söz konusu düzenleme çevre hassasiyeti ile mi yoksa gelirlerin arttırılması hassasiyeti ile mi yapıldı soru işaretleri oluşuyor. Diğer taraftan toplanacak fonun nasıl değerlendirileceğine, atık yönetim sisteminde ya da geri dönüşüm sistemimizde hangi projelerin devreye alınacağına dair en küçük bilgi yok. İşsiz kalan insanlar, işlemeyen boş kalan makinalar ne olacak, bu…
İİstanbul Havalimanı’na Taşınma 3 Mart’tan Sonra
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Funda Ocak, Atatürk Havalimanı’ndan İstanbul Havalimanı’na yapılacak olan kademeli taşınmanın 3 Mart tarihi itibariyle tamamlanacağı ve o tarihten itibaren büyük taşınmanın gerçekleşeceğini açıkladı İstanbul Havalimanı’nda açılışı gerçekleştirilen Duty Free mağazalarının ikinci fazının açılışına katılan DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Atatürk Havalimanı’ndan İstanbul Havalimanı’na yapılması planlanan taşınmayı, kış şartları nedeniyle Mart ayına kadar kademeli geçiş olarak karar verdiklerinin altını çizen Ocak, “29 Ekim tarihinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yaptığı bu güzide eserde önce iki aylık bir test sürecimiz oldu. Bu konuda Türk Hava Yolları’nın çok büyük destekleri oldu. Bu iki aylık test sürecinden sonra tekrar kısa bir süreye ihtiyacımız oldu. Kış sezonunda taşınma olmasın diye Mart ayına kadar kademeli geçişe karar verdik. Bu kademeli geçişi inşallah 3 Mart tarihinde noktalayacağız. Bu tarihte büyük taşınmayı yapacağız. Bundan sonra ticari uçuşlarımız Atatürk Havalimanı yerine inşallah İstanbul Havalimanı’ndan devam edecek” dedi. Atatürk Havalimanı çok büyük ihtiyacı karşılayacak DHA’da yer alan habere göre; 3 Mart tarihinden itibaren Atatürk Havalimanı’nın ticari uçuşlara kapalı olacağını ifade eden Ocak,“Buradan sadece genel havacılık, bakım onarım hangarları, müstakil kargo uçuşlar ve fuarlar Atatürk Havalimanı’nda faaliyetlerine devam edecek. Bu çok büyük bir ihtiyaçtı ve Atatürk Havalimanı işlevini bu yönde devam edecek. Bu arada hava seyrüsefere ilişkin tesislerimiz minimum 2022-2023 yılına kadar faaliyetlerine orada devam edecek.” şeklinde konuştu.Süreç tamamlandı İstanbul Havalimanı’nın uluslararası uçuş izinlerinin de tamamlandığını belirten DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak “Herkes hazır, bizim artık büyük açılışa davetimizi bekliyorlar. 3 Mart’tan birkaç gün önce ORAT sürecini başlatacağız. Arkadaşlar sektör paydaşlarıyla bu toplantılarını yapıyorlar. Bir aksilik olmazsa 3 Mart’a göre planlamalar yapıldı” dedi. KAYNAK yapi.com.tr


























