SAVUNMA SANAYİSİNE GÜÇ KATACAK

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, alanında dünyanın ilk 10’u arasında girecek İTÜ Kavistasyon Tüneli’ne ilişkin, “Kavitasyon tünelinde torpido gibi çok kritik ürünlerin testlerini önümüzdeki dönemde yapabileceğiz. Gerçekten çok güçlü bir altyapıdan bahsediyoruz.” dedi.

Varank, İTÜ’yü ziyaret ederek, açılışına kısa süre kalan ve savunma sanayisine önemli katkı sunacak Türkiye’nin ilk büyük kavitasyon tüneli başta olmak üzere, Ata Nutku Gemi Model Deney Laboratuvarı, Uydu Haberleşme ve Uzaktan Algılama UYG-AR Merkezi, Yenilikçi Teknolojilerin Akıllı Havacılık ve Uzay Uygulamaları Araştırma Merkezi’nde incelemelerde bulundu.

Ulusal Membran Teknolojileri Araştırma Merkezi ve Nano Teknoloji ve Araştırma Merkezi’ni de ziyaret eden Varank’a, İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu eşlik etti.

Bakan Varank, ilk olarak İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi bünyesinde dizayn ve inşa edilen Türkiye’nin ilk büyük ölçekli büyük kavitasyon tünelinde (İTÜ KAT) incelemelerde bulundu.

Ziyarette tünelle ilgili bilgi veren proje ekibinden Doç. Dr. Uğur Oral Ünal, kavitasyon tünelinin her türlü su üstü ve su altı deniz araçlarının ve sevk sistemlerinin yüksek akım düzenliliğine ve düşük türbülans seviyesine sahip, basıncın kontrollü biçimde değiştirilebildiği bir ortamda detaylı hidrodinamik ve hidroakustik testlerinin gerçekleştirilebilmesine olanak tanıyacağını söyledi.

Ünal, özelikle torpido, denizaltı, savaş gemisi, insansız taşıtlar gibi savunma sanayisinde kritik öneme sahip platformların ve sivil deniz taşıtlarının kapsamlı performans, gürültü ve akış görüntüleme gibi deneylerinin yapılmasına imkan sağlayacak tünelin, teknik özelikleri bakımından alanında dünyanın ilk 10 test merkezi arasında yer alacağını vurguladı.

Kavitasyon tünelinin, Savunma Sanayii Başkanlığının “Teknoloji Kazanım Yükümlülüğü” (TKY) programı çerçevesinde ASELSAN’ın destekleriyle finanse edildiğini kaydeden Ünal, tünelin yaz aylarından itibaren hizmete girmesinin beklendiğini anlattı.

PROJELERLE İLGİLİ BİLGİ ALDI, ÖĞRENCİLERLE GÖRÜŞTÜ

Ata Nutku Gemi Model Deney Laboratuvarı’nı ziyaret eden Varank, burada model tekneleri zımparaladı.

Uydu Haberleşme ve Uzaktan Algılama UYG-AR Merkezi’nde de incelemelerde bulunan Varank, yetkililerden, merkezin faaliyetleri, görüntü tahsisi, bugüne kadar hayata geçirdiği ve planladığı projeleri hakkında bilgi aldı.

Yenilikçi Teknolojilerin Akıllı Havacılık ve Uzay Uygulamaları Araştırma Merkezi ziyaretinde de Bakan Varank’a merkezle ilgili sunum yapıldı.

Merkezi gezerek burada hayata geçirilen projeler hakkında bilgi alan Varank, öğrenci, asistan ve öğretim üyeleriyle görüştü. Varank, Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’te ve ABD’de girdiği yarışmada derece alan İHA projelerini inceledi.

“BAKANLIK OLARAK İTÜ İLE YAKIN İŞ BİRLİĞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Bakan Varank, İTÜ’nün Türkiye’nin marka üniversiteleri arasında yer aldığını belirterek, “Gelecek dönemde hem eğitim-öğretim kalitesini artıran hem de dünya çapında ses getirecek araştırmaları daha fazla yapabilen bir üniversite olması için hocamızla (İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu) görüştük.” dedi.

İTÜ’nün Ar-Ge faaliyetlerine gelecek dönemde daha fazla vakit ve imkan ayırması için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak üniversite ile yakın iş birliği içerisinde çalışmaya devam edeceklerini dile getiren Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin en önemli teknoparklardan birisi burada. Önümüzdeki dönemde İTÜ’nün teknopark anlamında neler yapacağının, gelecek dönem planlarının üzerinden geçtik. Ar-Ge çok önemli. Türkiye ekonomisini daha katma değerli hale getirmenin yolu Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yapmaktan geçiyor. Bu da tabii ki Ar-Ge merkezleri ve üniversitelerle birlikte yapılacak bir çalışma. Şu anda içerisinde bulunduğumuz Yenilikçi Teknolojilerin Akıllı Havacılık ve Uzay Uygulamaları Araştırma Merkezi bu manada çok önemli projeler yapan, AB’den önemli fonları ülkemize kazandıran araştırma merkezlerinden birisi. Burada genç kardeşlerimiz önümüzdeki dönemde katılacakları yarışmaların hazırlıklarını da yapıyorlar. Daha önce TEKNOEST’te önemli başarıları vardı. Gelecekte dünyada başarılı olmak için hazırlıklarını yapıyorlar.”

“GENÇ ARAŞTIRMACILARIMIZLA ÇOK ÖNEMLİ İŞLERE İMZA ATACAĞIZ”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Milli Uzay Programı kapsamında özellikle ay misyonunda İTÜ ile birlikte yapmayı planladıkları çalışmalar olduğunu belirterek, bununla ilgili görüşmeleri yaptıklarını ve projeyle ilgili üniversitedeki altyapıları gezdiklerini söyledi.

Savunma sanayi anlamında çok önemli bir altyapının, daha önce Kalkınma Bakanlığı şimdi ise Strateji Bütçe Başkanlığı’nın katkılarıyla, kurulumunun tamamlandığını kaydeden Varank, şu açıklamalarda bulundu:

“Kavitasyon tünelinde torpido gibi çok kritik ürünlerin testlerini önümüzdeki dönemde yapabileceğiz. Orayı da ziyaret ettik. Gerçekten çok güçlü bir altyapıdan bahsediyoruz. Üniversiteler, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında en önemli paydaşlarımızdan. İTÜ de bunların başında geliyor. Üniversitemizde genç araştırmacılarımızla önümüzdeki dönemde çok önemli işlere beraber imza atacağız.”

“İTÜ’DE DERİN UZAY MİSYONUNA YÖNELİK ÇALIŞMALAR BAŞLADI”

İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu ise Türkiye Uzay Ajansı ile derin uzay misyonuna yönelik bir çalışmalarının bulunduğunu belirterek, İTÜ’de Türkiye Uzay Ajansı’nın bir operasyon merkezinin kurulmasının söz konusu olduğunu söyledi.

Koyuncu, “Şu anda bu konuda çalışmaları başlatmış bulunmaktayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın önderliğinde Türkiye Uzay Ajansı ile bu konuda bir protokol imzaladık. Önümüzdeki dönemde bunun sonuçlarını görmeye başlayacağız.” dedi.

Üniversitede çok sayıda merkez bulunduğunu dile getiren Koyuncu, içinde bulundukları uzay ve havacılık merkezinde mini İHA’lar ve küp uydular gibi çok önemli çalışmalar yürütüldüğünü anlattı.

Koyuncu, üniversite bünyesinde bulunan İTÜ Ulusal Membran Teknolojileri Araştırma Merkezi’ne değinerek, “Bu merkezimizde de deniz suyu arıtan filtreler başta olmak üzere atık suyu geri kazandıran filtreler gibi çok sayıda yerli ve milli teknolojilerin üretildiği çalışmalar yürütülüyor. Ar-Ge üniversitesiyiz. Araştırma bizim olmazsa olmazımız. Önümüzdeki dönemde teknik üniversite olarak ülkemizin Ar-Ge ekosistemine değer katmaya devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

AA

Görüntü için ftp adresi :  ftp://212.174.38.248/

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…