ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİN HAKLARINDA YENİ DÖNEM
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen yeni düzenleme, şehit aileleri ve gaziler açısından önemli bir dönemin kapısını aralıyor. Yıllardır farklı dönemlerde gündeme gelen maaş, sosyal destek, ulaşım, eğitim ve diğer haklarla ilgili beklentilerin bir bölümüne yeni düzenlemeyle cevap verilmesi hedefleniyor. Çünkü şehit yakınları ve gaziler için mesele sadece para veya sosyal yardım meselesi değildir. Bu konu, devletin vefa borcunun ve toplumun ortak sorumluluğunun bir parçasıdır.
Vatan uğruna canını veren bir insanın geride bıraktığı ailesine sahip çıkmak, yaralanarak hayatını sürdüren bir gazinin yaşamını kolaylaştırmak devletin en temel görevlerinden biridir. Anayasa da şehit yakınları ve gazilerin korunmasını ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesinin sağlanmasını devletin sorumlulukları arasında saymaktadır.
Yeni düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri şehit yakınlarına yapılan ödemelerle ilgili. Hazırlanan düzenlemede şehit yakını aylıklarının aile başına iki asgari ücret seviyesine çıkarılması hedeflenmiş, şehidin anne ve babasına yönelik ödemelerde de önemli bir artış öngörülmüştü. Mevcut ödemelerin hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler dikkate alındığında, bu değişikliğin aile bütçelerine önemli bir katkı sağlaması bekleniyor.
Burada önemli olan nokta şudur: Şehit ailesine verilen destek, bir lütuf olarak görülmemelidir. Bu destek, devletin sosyal devlet anlayışının doğal bir sonucudur. Çünkü şehit ailesi, hayatının en ağır yüklerinden birini taşımaktadır. Bir annenin evladını, bir eşin hayat arkadaşını, bir çocuğun babasını kaybetmesinin maddi karşılığı olmaz. Ancak devlet, hiç olmazsa geride kalanların ekonomik sıkıntılarla ikinci kez sınanmamasını sağlamalıdır.
Düzenlemede şehit çocukları açısından da dikkat çekici haklar bulunuyor. Şehit çocuklarına yönelik kimlik ve ulaşım haklarının genişletilmesi gündeme gelirken, bazı hakların 25 yaş sonrasında da devam etmesi planlandı. Böylece eğitim veya çalışma hayatı nedeniyle belirli bir yaş sınırını aşan şehit çocuklarının desteklerden tamamen kopmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Gaziler açısından ise mesele biraz daha geniş. Gazilerimizin bir bölümü yıllardır sağlık hizmetleri, maaşlar, istihdam, araç ve sosyal haklar konusunda farklı sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Meclis tutanaklarında da gazilerin ikinci istihdam hakkı, ÖTV’siz araç imkânının genişletilmesi ve yaralanmasına rağmen mevzuat nedeniyle gazi sayılmayanların durumunun çözülmesi gibi başlıklar uzun süredir gündeme getiriliyor.
Bu nedenle yeni dönemde sadece kanunun çıkması değil, kanunun sahada nasıl uygulanacağı da büyük önem taşıyor. Çünkü vatandaş açısından önemli olan Resmî Gazete ‘de yayımlanan bir düzenlemeden çok, o düzenlemenin hayatına nasıl yansıdığıdır.
Bir şehit yakını hakkını almak için kurum kurum dolaşmak zorunda kalıyorsa, bir gazi sağlık hizmetine ulaşırken bürokrasiyle mücadele ediyorsa veya hak sahibi olduğu bir destek için aylarca bekliyorsa, burada hâlâ çözülmesi gereken sorunlar var demektir.
Asıl hedef, bütün işlemleri mümkün olduğunca kolaylaştırmak olmalıdır. Şehit aileleri ve gaziler için tek noktadan hizmet veren, başvuruları elektronik ortamda takip edebilen ve hak sahibinin hangi desteklerden yararlanabileceğini açıkça gösteren daha güçlü bir sistem kurulabilir. Böylece insanlar haklarını öğrenmek için kapı kapı dolaşmak zorunda kalmaz.
Bir başka önemli konu da haklarda adalet ve eşitlik meselesidir. Farklı dönemlerde çıkarılan kanunlar nedeniyle benzer durumda bulunan şehit yakınları ve gaziler arasında farklı uygulamalar ortaya çıkabiliyor. Bu durum zaman zaman ciddi bir adaletsizlik duygusuna yol açıyor. TBMM görüşmelerinde de gaziler arasında farklı uygulamaların bulunduğu ve bu sorunların giderilmesi gerektiği defalarca dile getirildi.
Yeni dönem, bu farklılıkların da gözden geçirilmesi için bir fırsat olmalıdır. Çünkü şehidin rütbesi, gazinin görevi veya olayın gerçekleştiği tarihin farklı olması, vatan için yapılan fedakârlığın değerini değiştirmez.
Şehit aileleri ve gaziler konusunda toplumun beklentisi aslında çok açık: Hak kaybı olmasın, bürokrasi azaltılsın, destekler hayat şartlarına göre güncellensin ve hiçbir aile kendisini unutulmuş hissetmesin.
Devletin büyüklüğü sadece güçlü ekonomisiyle, yüksek bütçesiyle veya büyük projeleriyle ölçülmez. Devletin büyüklüğü, en zor gününde vatandaşının yanında olup olmadığıyla da ölçülür.
Şehit aileleri ve gazilerimizin haklarının genişletilmesi bu açıdan yalnızca bir sosyal politika düzenlemesi değildir. Aynı zamanda toplumun vicdanını rahatlatan bir adımdır. Şimdi önemli olan, kabul edilen düzenlemelerin gecikmeden ve eksiksiz biçimde uygulanmasıdır.
Çünkü bu ülkenin huzuru için bedel ödeyenlere sahip çıkmak, sadece devletin değil, 86 milyon insanın ortak vefa borcudur. Şehit ailelerimizin yüzünün gülmesi, gazilerimizin kendisini yalnız hissetmemesi, çocuklarının geleceğe güvenle bakabilmesi hepimizin ortak dileği olmalıdır.
Unutmayalım: Şehitlerimizin emaneti, gazilerimizin onuru bizim ortak değerimizdir. Onlara verilen her hak, aslında Türkiye’nin kendi vicdanına verdiği değerin göstergesidir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar













