TEB’de üst düzey atamalar

TEB Grubu’nda değişiklikler ve bu doğrultuda üst düzey atamalar gerçekleşti. Buna göre, yasal sürecin tamamlanmasını takiben; 1 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla, TEB’de KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ali Gökhan Cengiz, 1997 yılında Türk Ekonomi Bankası’nın bir iştiraki olarak kurulan TEB Faktoring’in Genel Müdürü olarak atandı. Cengiz’den boşalan koltuğa ise TEB Arval Araç Filo Kiralama A.Ş. Genel Müdürü Ali Kağan Yaşa atanacaktır. Ağustos 2025 tarihi itibarıyla geçerli olacak atamalara göre; TEB Faktoring Genel Müdürü olarak Ali Gökhan Cengiz, TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı olarak ise Ali Kağan Yaşa görevini sürdüreceklerdir. Ali Gökhan Cengiz Ali Gökhan Cengiz, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olmuştur. Oklahoma Üniversitesi’nde MBA programını tamamlamıştır. Profesyonel kariyerine 1995 yılında İnterbank’ta başlamış, 1995-2016 yılları arasında sırasıyla Citibank, Dışbank ve Akbank’ta farklı görevler üstlenmiştir. 2016 yılında TEB ailesine katılmıştır. Bankamızda, Kurumsal Firmalar Satış Yönetimi Grup Direktörü görevini takiben 2019 yılından bu yana KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı görevini sürdürmektedir.  Ali Kağan Yaşa Kağan Yaşa, Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuştur. Birmingham Üniversitesi’nde Uluslararası Bankacılık ve Finans Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Profesyonel kariyerine 1991 yılında İktisat Bankası’nda başlamış, 1999 yılında TEB ailesine katılmıştır. Bankamızda, Kurumsal Bankacılık, Satış, Pazarlama Direktörlüğü görevlerini takiben 2007 yılında BNP Paribas Finansal Kiralama A.Ş.’de Genel Müdür olarak görev yapmaya başlamıştır. 2021 yılından bu yana TEB Arval Araç Filo Kiralama A.Ş. Genel Müdürlüğü görevini üstlenmiştir. 2024 yılından bu yana Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği’nde (TOKKDER) Yönetim Kurulu Başkanı olarak Grubumuzu temsil etmektedir.

Hun Yenilenebilir Enerji (HUNER), hisse geri alım programını KAP’ta duyurdu

HUN Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş. (HUNER), 22 Temmuz 2025 tarihli Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda hayata geçirdiği hisse geri alım programı kapsamında, 30 Temmuz 2025 tarihinde Borsa İstanbul’da toplam 500.000 adet HUNER payını, pay başına ortalama 4,44 TL fiyattan geri satın aldı. KAP’ta da yayımlanan bu işlemle birlikte geri alınan payların şirket sermayesine oranı yüzde 0,05’e ulaştı. Üç yıl süreyle geçerli olacak program kapsamında nominal değeri en fazla 30 milyon TL olan payın geri alımı planlanıyor. Bu süreçte kullanılmak üzere toplam 400 milyon TL’lik fon ayrılmış durumda. Geri alım kararı, HUN Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş. mali gücüne ve uzun vadeli stratejilerine duyulan güvenin somut bir göstergesi. Bu adımın yalnızca hisse fiyatına destek olmakla kalmayıp, yatırımcılara şirketin geleceğine olan bağlılığını ve istikrarlı büyüme hedefini de yansıtıyor. Şirket yönetimi, hissedarların çıkarlarını gözeten şeffaf ve sürdürülebilir bir yaklaşımı benimsediğini ifade ederek, alınan bu kararın uzun vadede pay sahiplerine değer yaratacağına inandığını belirtti.

Yelkenler Fora! İstanbul, Yelkenin En Büyük Festivaline Sahne Olacak!

13. TAYK – Eker Olympos Regatta’nın Yarış Takvimi Açıklandı   8-17 Ağustos 2025 Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü (TAYK), Türkiye Yelken Federasyonu ve Eker Süt Ürünleri iş birliğiyle düzenlenen 13. TAYK – Eker Olympos Regatta, 8-17 Ağustos 2025 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek. “Rüzgârı Yakala” mottosuyla yola çıkan organizasyon, bu yıl da deniz tutkunlarına Marmara’nın maviliklerinde unutulmaz bir yelken festivali yaşatacak. Sadece bir yelken yarışı olmanın ötesinde, aynı zamanda tutku, cesaret ve takım ruhunu yansıtan büyük bir deniz festivali olan 13. TAYK – Eker Olympos Regatta kapsamında; J70, J70 Match Race, IOM (International One Metre), Hareketli Salma ve Yat Sınıfları olmak üzere toplam 5 ayrı kategoride mücadele yaşanacak. Öne çıkan etaplar Son iki yıldır daha kapsayıcı bir programla yelkenin en büyük festivali haline gelen TAYK – Eker Olympos Regatta’nın yarış takvimi açıklandı. Organizasyonda öne çıkan etaplar arasında; 8-9-10 Ağustos’ta Kalamış açıklarında gerçekleşecek yüksek tempolu J70 yarışları, ardından 12-13 Ağustos’ta yapılacak Match Race formatındaki J70 mücadeleleri yer alıyor. 10 Ağustos’ta ise Marmara Yelken Kulübü ev sahipliğinde düzenlenecek olan ve teknolojiyle sporu buluşturan IOM sınıfı yarışları dikkat çekiyor. Minik yelkenciler cesaretleriyle hayran bırakacak Genç yelkencilerin sahneye çıkacağı Hareketli Salma Kategorileri ise 12-14 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek. Minik sporcuların cesaretle mücadele edeceği bu yarışlar, festivalin en renkli ve ilham verici anlarına sahne olacak. Görkemli Boğaz Yarışı Festivalin ikinci haftasında start alacak Yat Yarışları, 15 Ağustos akşamı Çınarcık rotasında başlayacak gece offshore yarışıyla heyecanı zirveye taşıyacak. 16 Ağustos’ta şamandıra parkurundaki inshore yarışlarının ardından, 17 Ağustos’ta İstanbul Boğazı’ndaki görkemli Boğaz Yarışı ile yelkenin en büyük festivali sona erecek. Canlı yayınlar farklı bir deneyim sunacak Geçtiğimiz yıl büyük ilgi gören canlı yayınlar, bu yıl da gelişmiş 3D modellemeler ve grafik destekleriyle izleyicilere farklı bir deneyim sunacak. 2024 Paris Olimpiyatları’nın açılış töreninde görev alan ekip tarafından hazırlanan yayınlar, sporseverlerin yarışları farklı açılardan, daha derinlemesine takip etmesini sağlayacak. Özellikle 9-10 Ağustos’taki J70 yarışları ve 17 Ağustos’taki Boğaz Yarışı ile Ödül Töreni; dinamik anlatım ve görsel zenginlikle canlı olarak izlenebilecek. 13. TAYK – Eker Olympos Regatta boyunca düzenlenecek İtalyan Günü, Türk Gecesi, Festival Gecesi ve Sokak Lezzetleri Gecesi gibi sosyal etkinlikler ise denizdeki rekabetin karada keyifli anlarla tamamlanmasını sağlayacak. 13. TAYK – Eker Olympos Regatta Takvimi 13. TAYK – Eker Olympos Regatta’nın manifesto videosunu, bu adresi ziyaret ederek izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=lsx5XhB_OXk

ROSATOM’A BAĞLI ŞİRKET, TANZANYA’DAKİ MKUJU RİVER PROJESİ’NDE URANYUM İŞLEME PİLOT TESİSİNİ DEVREYE ALDI

Devreye alma işlemiyle Tanzanya’nın stratejik uranyum kaynaklarının geliştirilmesinde önemli bir adım atıldı.  Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’a bağlı Uranium One Group’un bir iştiraki olan Mantra Tanzania şirketi, Tanzanya’nın güneyindeki Mkuju River Projesi’nde uranyum işleme pilot tesisini devreye aldı. Tesisin devreye alınması dolayısıyla yapılan resmî törene, Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Devlet Başkanı Samia Suluhu Hassan, hükümet temsilcileri ve Rosatom temsilcileri de katıldı. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev konuya ilişkin şunları söyedi: “Rosatom, Tanzanya’nın eşsiz jeolojik potansiyelini geliştirmek için ileri uranyum işleme teknolojilerini sunuyor. Tüm ortaklarımızla olduğu gibi, burada da eşitlik ve karşılıklı anlayış temelinde iş birliği inşa etmeyi hedefliyoruz. Rosatom, faaliyetlerinde her zaman yüksek çevresel ve sosyal standartlara tam uyum sağlayarak sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı kalır. Tanzanya’nın küresel nükleer enerjiye entegrasyon yolunda önemli bir adım atmasına yardımcı olmaktan mutluluk duyacağız” Devreye alınan pilot tesis, Nyota sahasında yer alıyor. Tesis, uranyum işleme teknolojilerini deneyecek ve gerektiğinde optimizasyon çözümleri geliştirecek. Toplanan veriler, yıllık 3.000 tona kadar uranyum üretim kapasitesine sahip ana işleme kompleksinin tasarımına temel oluşturacak. Bu kompleksin inşaatına 2026’nın ilk çeyreğinde başlanması ve 2029’da devreye alınması planlanıyor. Projenin hayata geçmesiyle, endüstriyel tesisin inşaat ve işletme aşamalarında Tanzanya’nın madencilik sektöründe ve ilgili endüstrilerde 4.000’den fazla yeni iş imkânı yaratılacak. Projenin ayrıca Namtumbo bölgesindeki yol ağı da dahil olmak üzere bölgesel altyapının gelişimine katkı sağlaması bekleniyor. Proje, Tanzanya ve uluslararası çevre standartlarına tam uyum sağlıyor. Proje için önerilen çevre koruma sistemi, ekosistemin gerçek zamanlı izlenmesini, suyun geri dönüştürüldüğü kapalı su temin sistemlerini ve biyolojik çeşitliliğin korunması programlarını içeriyor.

Efsane futbolcu Lukas Podolski,Corendon Sport Talks’a konuk oldu

Corendon Sport Talks Video Linki: https://www.youtube.com/watch?v=GlSDCnk92lU Corendon Airlines’ın, kuruluşunun 20. yılı kapsamında spora verdiği desteği bir adım öteye taşıdığı Youtube sohbet programı Corendon Sport Talks, spor dünyasının efsane isimlerini ağırlamaya devam ediyor. Serinin 28. bölümüne, uluslararası futbol sahnesinin unutulmaz isimlerinden Lukas Podolski konuk oldu. Podolski; spor kariyerinden Türkiye günlerine, futbola ve girişimciliğe dair birçok konuyu samimiyetle anlattı.  Her bölümü on binlerce sporsevere ulaşan Corendon Sport Talks serisi, Corendon Airlines’ın spora verdiği desteği bir kez daha gözler önüne seriyor. 343 Digital prodüksiyonuyla hazırlanan ve Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünü üstlendiği programın 28. bölümüne Lukas Podolski katıldı. Corendon Airlines’ın iş birliği yaptığı Polonya’nın köklü futbol kulüplerinden Górnik Zabrze’nin stadının büyüleyici atmosferinde gerçekleşen keyifli söyleşide Podolski; geçmişten bugüne uzanan kariyer yolculuğunu, Türkiye deneyimlerini ve futbola dair bakış açısını izleyicilerle paylaştı. Polonya futboluna Corendon Airlines imzası… Corendon Airlines, faaliyet gösterdiği pazarlarda spora verdiği destekle markasını güçlendirmeye devam ediyor. Polonya’nın köklü kulüplerinden Górnik Zabrze ile yapılan sponsorluk anlaşması, Corendon’un uluslararası arenadaki marka bilinirliğine katkı sağlarken, futbolun birleştirici gücünü de destekliyor. Stadyum, medya alanları ve dijital platformlarda sağlanan görünürlük sayesinde marka, Polonya’daki varlığını pekiştiriyor. Kulübün efsane oyuncularından Lukas Podolski’nin Corendon Sport Talks programına konuk olması ise bu stratejik iş birliğini daha da anlamlı hale getiriyor. Corendon Airlines ve Górnik Zabrze arasındaki iş birliği için hazırlanan videoyu, bu adresi ziyaret ederek izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=

Renault Group, 2025 ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı

Güçlü ürün performansı ve başarılı lansmanlarla desteklenen 27,6 milyar avroluk Grup geliri Renault Group, 2025 yılının ilk yarısında ürün karmasındaki güçlenme, yeni model lansmanları ve elektrifikasyon odaklı stratejisiyle zorlu piyasa koşullarına rağmen istikrarlı bir performans ortaya koydu. Grup, 27,6 milyar avro ciroya ulaşırken, faaliyet kârlılığını %6 seviyesinde tutmayı başardı. Bu sonuçlar, Renault Group’un sürdürülebilir büyümeye, dengeli ürün stratejisine ve değer odaklı yaklaşımına duyduğu bağlılığın bir göstergesi oldu. Renault Group, 2025 yılının ilk yarısında güçlü ürün karması ve başarılı yeni lansmanlarla ticari gücünü koruyarak zorlu piyasa koşullarına rağmen istikrarlı bir performans sergiledi.Grup cirosu 2025’in ilk yarısında 27,6 milyar avro olarak gerçekleşti. Bu tutar, 2024’ün aynı dönemine göre %2,5 artışa, sabit döviz kurlarıyla ise %3,6’lık büyümeye işaret etti.Otomotiv gelirleri 24,5 milyar avro seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, sabit kurla hesaplandığında 2024’ün ilk yarısına göre %1,6 artış anlamına gelirken, kur etkisiyle birlikte %0,5’lik bir büyüme sağlandı.Mobilize Financial Services, müşteri finansmanı hacmindeki artış sayesinde 668 milyon avro faaliyet kârına katkı sundu; bu tutar bir önceki yıla göre 75 milyon avro artış gösterdi.Grup faaliyet kârı 1,7 milyar avro seviyesinde oluşurken, toplam gelirin %6’sına karşılık geldi. Otomotiv faaliyet kârı ise 1 milyar avro ile otomotiv gelirlerinin %4’ünü oluşturdu.Net gelir, Nissan etkisi hariç tutulduğunda 0,5 milyar avro olarak kaydedildi. Ancak, bağlı ortaklıklardan kaynaklanan -2,4 milyar avroluk zarar ve Nissan yatırımına ilişkin muhasebe yöntemindeki değişiklik nedeniyle oluşan -9,3 milyar avroluk nakit dışı zarar sonucunda, toplam Nissan etkisi -11,6 milyar avro seviyesinde gerçekleşti.Serbest nakit akışı, 150 milyon avro mobilize temettüsü ve işletme sermayesi ihtiyacındaki -897 milyon avroluk değişimle birlikte 47 milyon avro olarak gerçekleşti.30 Haziran 2025 itibarıyla otomotiv net nakit pozisyonu 5,9 milyar avro seviyesinde korunurken, Grup’un likidite rezervi 15,8 milyar avroya ulaştı.Renault markası Avrupa’da binek ve hafif ticari araç pazarında 2. sırada yer alırken, Clio en çok satan model oldu. Fransa’da ise hem PC+LCV, hem de elektrikli ve hibrit binek araç segmentlerinde liderliğini sürdürdü.Dacia markası, Avrupa’nın en çok tercih edilen ilk 10 markası arasında yer aldı; Sandero tüm satış kanallarında en çok satan binek otomobil olurken, Duster perakende satışlarda en çok tercih edilen SUV oldu. Alpine markası ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla satışlarını %85 oranında artırarak dikkat çekici bir büyüme kaydetti.Avrupa’daki sipariş defteri, başarılı model lansmanlarının da etkisiyle iki aylık ileriye dönük satış seviyesinde güçlü seyrini sürdürdü. Toplam stok seviyesi ise 530.000 araçla sağlıklı düzeyde korundu.15 Temmuz 2025 tarihinde güncellenen yıl sonu beklentilerine göre, Grup faaliyet kârlılığının yaklaşık %6,5 seviyesinde gerçekleşmesi; serbest nakit akışının ise 1,0 ila 1,5 milyar avro arasında olması öngörülüyor.2025 yılı mali hedefleri teyit edildi: 2024 sonuçları  2025 ilk yarı gerçekleşen Grup faaliyet kârı%7,66 %Serbest nakit akışı         2,9         milyar € 47 milyon €(Mobilize temettüsü: 150 milyon €İşletme sermayesi etkisi: -897 milyon €)“Yol haritamız belli: stratejimizde sürekliliği sağlamak ve dönüşümümüzü hızlandırmak”  Renault Group CEO’su François Provost, “CEO’luk görevine adım atarken, Renault Group’un başarı için gerekli tüm temellere sahip olduğuna inanıyorum: adanmış ekipler, sağlam bir ürün planı, net bir marka konumlandırması ve yenilikçi bir organizasyon. Zorlu bir pazarda ilk yarı sonuçlarımız ilk hedeflerimizle uyumlu değildi. Hedeflerimize ulaşmak için gerekli önlemleri zaten devreye aldık. Yine de Renault Group’un kârlılığı sektörümüzde hâlâ bir referans niteliğinde ve bu standardı korumakta kararlıyız. Yol haritamız belli: stratejimizde sürekliliği sağlamak ve dönüşümümüzü hızlandırmak. Son derece sarsıcı bir ortamda, kontrol edebildiklerimize odaklanıyoruz: ekiplerimizi motive etmek, yatırımı ürünlere yönlendirmek, sınıfının en iyisi performans sunmak ve benzersiz iş…

AB-ABD ticaret anlaşması: Detaylar Yetersiz, Denge Sorgulanıyor

Paris, 30 Temmuz 2025 – 27 Temmuz 2025 tarihinde, Donald Trump ve Ursula von der Leyen, Avrupa’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne giren çoğu ürün için %15’lik temel bir gümrük vergisi oranı belirleyen bir anlaşmayı duyurdu. Bu dengesiz uzlaşma en kötü durumu önlese de, Avrupa’nın rekabet gücünü daha da zayıflatıyor.%15’lik oran, Avrupa Birliği’nin Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ihracatın yaklaşık %70’ine uygulanacak. Bu uzlaşma, ABD Başkanı tarafından başlangıçta gündeme getirilen %30’luk gümrük vergisi tehdidini bertaraf etse de, 2024 yılında uygulanan %1,2 oranının oldukça üzerinde kalıyor. Ayrıca AB, ABD’ye 600 milyar dolarlık yatırım yapma ve üç yıl içinde 750 milyar dolarlık Amerikan enerji ürünü satın alma taahhüdünde bulundu – ancak bu taahhütlerin uygulanabilirliği sorgulanıyor. Avrupa’nın durumu ekonomik veya rekabet gücü bakımından kötü değil.Dengesiz yapısına rağmen, bu anlaşma Avrupa Birliği’ni görece ayrıcalıklı bir konuma yerleştiriyor. Daha avantajlı muameleden yalnızca Birleşik Krallık faydalanıyor. Japonya da %15’lik orana tabi olacakken; Endonezya ve Filipinler %19, Vietnam ise %20 gümrük vergisiyle karşı karşıya kalacak. Anlaşması olmayan ülkeler – Kanada, Meksika, Güney Kore ve Brezilya – için Trump, %25 ila %50 arasında değişen tarifelerle tehdit ediyor.Amerika Birleşik Devletleri’nin ticaret ortakları arasında yapılan bu ‘hiyerarşileştirme’, Trump yönetiminin çok taraflı anlaşmalar yerine ikili güç ilişkilerini önceleyen müzakere stratejisini doğruluyor.  Avrupa’daki şirketler, rekabet baskısıyla karşı karşıya.Avrupa’daki işletmeler üzerindeki etki, birkaç önemli sektörde özellikle ağır olacak. Çelik endüstrisi hala %50’lik tarifelere tabi olurken, otomotiv, kimya ve makine sektörleri ise artık %15’lik tarifelerle karşı karşıya. Zaten Çin rekabeti nedeniyle zayıflamış olan otomotiv sektörü için bu vergi, kritik bir ABD pazarında ek bir engel teşkil ediyor.Ocak ayından bu yana euronun dolara karşı %13 değer kazanması, fiyat rekabetçiliğindeki kaybı daha da artırdığından, zorluk daha da karmaşık hale geliyor. Bu tarifelerin ekonomik etkisini değerlendirmek büyük ölçüde, artan maliyet yükünü değer zinciri boyunca — yani Avrupa ihracatçıları (ve onların tedarikçileri) ile ABD tüketicileri arasında — kimin üstleneceğine dair varsayımlara bağlıdır. Federal Rezerv’in bölgesel bankaları tarafından yapılan son iş anketleri, ABD’deki işletmelerin ve tüketicilerin tarifelerdeki artıştan kaynaklanan ek maliyetlerin neredeyse %90’ını üstlendiğini gösteriyor. Ancak, kolayca ikame edilebilen bazı ürünlerde, bu etkinin Avrupa ihracatçıları için daha büyük olabileceği belirtiliyor. Avrupa şirketlerinin tarifelerin yükünü absorbe etme kapasitesi ise özellikle çelik, kimya ve otomotiv gibi bazı sektörlerde sınırlı görünüyor. Avrupa’daki bölünmeler karşısında savunma stratejisiAvrupa’nın dezavantajlı bir anlaşmayı kabul etmesi, en kötüsünden kaçınma ve ticari istikrarı yeniden sağlama arzusuyla açıklanabilir. Bu durum aynı zamanda Avrupa içindeki bölünmeleri de yansıtmaktadır. İhracatçı ülkeler (Almanya, İtalya, İrlanda) ve jeopolitik sonuçlardan endişe duyan Doğu Avrupa ülkeleri, durumun kötüye gitmesi riskini göze almak yerine hızlı bir uzlaşma sağlanmasını savundular.Ancak, AB böylece ana Avrupa dışı pazarı olan (AB içi ticaret hariç ihracatının %20’si) bu pazara erişimini koruyor; fakat bunun bedeli, rekabetçi konumunun zayıflaması ve yerine getirilmesi belirsiz veya hatta imkânsız olan mali taahhütler üstlenmesi oluyor.COFACE BASIN OFİSİ                        COFACE TÜRKİYEAdrien Billet: +33 6 59 46 59 15                   Melis Özkazanç Durat: +90 216 251 99 00adrien.billet@coface.com                    melis.ozkazanc@coface.com COFACE: TİCARETİ KOLAYLAŞTIRIYORUZ 75 yılı aşkın süredir ticari alacak riski yönetiminde küresel öncü olan Coface, şirketlerin belirsiz ve değişken bir ortamda büyümelerine ve yollarına devam etmelerine yardımcı olmaktadır. Büyüklükleri, konumları veya sektörleri ne olursa olsun, Coface yaklaşık 200 pazarda 100.000 müşteriye eksiksiz bir çözüm yelpazesi sunmaktadır: Ticari Alacak Sigortası, Ticari Bilgi Raporları, Alacak Tahsilatı. Coface her gün, hem iç hem de ihracat pazarlarında ticaretin…

Türk bankacılık sektörünün yabancı para varlıkları ilk çeyrekte %8,8 büyüdü

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan Yerel Bankacılık İstatistikleri raporuna göre, Türk bankacılık sektörünün toplam yabancı para varlıkları, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla %8,8 oranında artış gösterdi.  Rapora göre, Türkiye’deki bankaların toplam yabancı para varlıkları %8,8 artışla 352,5 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde, toplam yabancı para yükümlülükleri ise %7,4 artarak 304,4 milyar dolar olarak kaydedildi. Sektörler Arası Yabancı Para Akışı Bankaların banka dışı sektörle olan yabancı para ilişkileri de dikkat çekiciydi: EKOTÜRK’ün haberine göre , Bu durum, bankaların reel sektörle olan döviz bazlı işlemlerinde her iki yönde de artış olduğunu gösteriyor. Sınır Ötesi Alacaklarda Belirgin Artış Konsolide bankacılık İstatistikleri raporlaması kapsamında, bankaların sınır ötesi alacakları da önemli bir büyüme kaydetti. İlk borçluya göre bankaların toplam sınır ötesi alacakları, 2025 yılının ilk çeyreğinde 2024 yıl sonuna göre %23,5 artarak 39,3 milyar dolara ulaştı. Özellikle yerli sermayeli bankaların nihai borçluya göre toplam yurt dışı alacakları da aynı dönemde %18,0 artışla 27,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bankalararası Alacaklarda Yüksek Büyüme Bankaların kendi aralarındaki yabancı para alacakları da gözle görülür bir artış kaydetti. Türkiye’deki bankaların ilk borçluya göre bankalardan alacakları, 2025 yılının ilk çeyreğinde 2024 yıl sonuna göre %34,0 gibi önemli bir artışla 28,2 milyar dolara ulaştı. Yerli sermayeli bankaların nihai borçluya göre bankalardan olan alacakları ise aynı dönemde %42,6 gibi çok daha yüksek bir artışla 20,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

AB, yeni sınır kontrol sistemini ekimde hayata geçiriyor: Dijital giriş-çıkış sistemi geliyor

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Şengen bölgesine seyahat eden AB dışı ülke vatandaşlarının giriş ve çıkışlarını dijital olarak kayıt altına alacak Elektronik Giriş-Çıkış Sistemi (EES) uygulamasının 12 Ekim’den itibaren başlayacağını duyurdu. Bu yeni sistem, AB’nin sınır yönetimini daha güvenli ve verimli hale getirme hedefinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.Komisyondan yapılan açıklamaya göre, EES 12 Ekim’den itibaren 6 aylık bir süre boyunca kademeli olarak uygulanacak ve bu geçiş sürecinin ardından tüm sınır geçiş noktalarında aktif hale gelecek. Bu kademeli uygulama, sınır yetkililerinin, ulaştırma sektörünün ve yolcuların yeni prosedürlere uyum sağlaması için tasarlandı. Açıklamada, “EES’nin ekimde devreye girmesiyle AB, daha güvenli ve verimli bir sınır yönetim sistemi oluşturma hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım atmaktadır” ifadelerine yer verildi. Giriş-Çıkış Sistemi (EES) Nedir? EKOTÜRK’ün haberine göre EES ile AB üyesi bir ülkede kısa süreli kalışlar için seyahat eden AB vatandaşı olmayan kişilerin giriş ve çıkışları, pasaport bilgileri, parmak izleri ve yüz görüntüleri dijital olarak kaydedilecek. Bu sistemin temel amacı, Şengen bölgesine düzensiz girişlerin daha etkin bir şekilde kontrol edilmesi ve bunlarla mücadele edilmesi. Yeni sistemin normalde 10 Kasım 2024 itibarıyla yürürlüğe girmesi planlanmış ancak üye ülkelerin altyapılarının henüz hazır olmaması gerekçesiyle birçok kez ertelenmişti.

AB’nin yeni savunma fonu SAFE’ye 18 ülkeden başvuru: Toplam talep 127 milyar euro!

EKOTÜRK’ün haberine göre Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Birliğin savunmasını güçlendirmek amacıyla kurulan ve 150 milyar euroluk finansman sağlayan yeni mali araç Avrupa Güvenlik Eylemi’ne (SAFE) 18 üye ülkenin başvuruda bulunduğunu açıkladı. Bu yoğun ilgi, AB’nin güvenlik ve savunma alanındaki kararlılığını bir kez daha gösteriyor.AB Komisyonundan yapılan açıklamada, yeni finansman aracı SAFE’ye şu 18 üye ülkenin başvurduğu bildirildi:BelçikaBulgaristanÇekyaEstonyaYunanistanİspanyaFransaHırvatistanİtalyaGüney Kıbrıs Rum YönetimiLetonyaLitvanyaMacaristanPolonyaPortekizRomanyaSlovakyaFinlandiyaBu 18 üye ülkenin toplamda 127 milyar euroluk finansman talebinde bulunduğu belirtildi. SAFE’ye son başvuru tarihi ise 30 Kasım olarak açıklandı.AB Komisyonu’ndan DeğerlendirmeAB Komisyonunun savunma ve uzaydan sorumlu üyesi Andrius Kubilius, SAFE’ye yönelik “yoğun ilginin” Birliğin güvenlik ve savunma alanlarındaki kararlılığını gösterdiğini belirtti.Kubilius, AB ülkelerinin Avrupa’nın güvenliğini artırma çabalarını desteklemekte kararlı olduklarını vurgulayarak, “SAFE, daha güvenli ve birleşik bir gelecek için savunma hazırlığımızı güçlendirme konusundaki ortak kararlılığımızın bir sembolüdür” ifadelerini kullandı.Geniş Kapsamlı Savunma ProgramlarıEKOTÜRK’ün haberine göre SAFE, AB savunmasını güçlendirmek için 150 milyar euroluk finansman içeriyor. Bu, Komisyon’un mart ayında duyurduğu “ReARM Europe” programının bir parçası. 800 milyar euroluk savunma harcamalarını artırarak bölgenin yeniden silahlandırılmasını amaçlayan ReARM Europe, üye ülkelere yapacakları savunma harcamalarına mali kurallarda esneklik tanınması ve fonlar sağlanmasını öngörüyor. Bu eposta ‘Ekotürk Yayıncılık’ adına sektorturkdergi@gmail.com adresine gönderilmiştir.

Taşımadan Önce Tartıyoruz

Ağır yükleri taşımak ve kaldırmak riskli bir iş olduğu için detaylı hazırlıklar gerektirir. Envanterimize kattığımız yeni yük hücreleriyle hassas ölçümler yaparak hesaplamalarımızı kontrol ediyor ve riskleri minimum seviyeye indiriyoruz. Her biri 600 ton kaldırma kapasitesine sahip 14 yük hücresiyle 8400 tona kadar yekpare yüklerin ağırlık ölçümünü hassasiyetle yapabiliyoruz.

Senegal-Türkiye İş Forumu

Türkiye ile Senegal arasında ikili iş ilişkilerinin artırılması hedefiyle kurulan Senegal-Türkiye İş Forumu; Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonunda, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn. Macky Sall, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Senegal Cumhuriyeti Ticaret ve KOBİ’ler Bakanı Sn. Assome Aminata Diatta, Türk ve Senegalli firma temsilcilerinin katılımlarıyla 21 Şubat 2022 tarihinde Senegal’in başkenti Dakar’da Hareket’in ana sponsorluğunda gerçekleştirildi.

Hareket, Breakbulk Europe Fuarı’nda Sektör Profesyonelleriyle Buluşacak

Hareket, Rotterdam’da düzenlenecek Breakbulk Europe Exhibition & Conference’da yerini alıyor. Pandemi sırasında küresel tedarik zincirinde birçok zorlukla karşılaştık. Bu etkinlik, eğitimler ve atölye çalışmalarıyla bilgi alışverişinde bulunmak ve endüstrinin durumu hakkında daha fazla bilgi edinmek için harika bir fırsat olacak. Avrupa’da ve diğer coğrafyalarda sunduğumuz hizmetler hakkında kapsamlı bilgileri, sizleri standımızda ağırlayacak olan Hareket personelinden etkinlik boyunca bilgi alabilirsiniz. 17-19 Mayıs arası Rotterdam, Ahoy Fuar Merkezinde düzenlecek fuar süresince standımızda gerçekleştireceğimiz özel etkinliklerden ve fuar programından haberdar olmak için bizi takip etmeye devam edin. Sizleri standımızda karşılamak için sabırsızlanıyoruz!

Hareket, ESTA Mükemmellik Ödüllerinde 3 Ayrı Kategoride Finalde

Avrupa Karayolu Taşımacılığı ve Mobil Vinç İşletmecileri Birliği’nin 10 Nisan’da Almanya’nın Münih kentinde gerçekleşecek olan ESTA Mükemmellik Ödüllerinde 3 kategoride finalist olarak yer alıyoruz. Sektörünün Oscar’ı olarak kabul edilen ESTA Mükemmellik Ödülü’nü daha önce iki kez kazanarak Türkiye’de bir ilke imza attık. Bu yıl ise “Kombine Teknikler”, “120 Ton üzeri Teleskopik Vinçler Kaldırma Kapasitesi” ve “SPMT|SPT” kategorilerinde finale kalarak bu prestijli ödülü üçüncü kez Türkiye’ye getirmeyi hedefliyoruz. Dünyanın en büyük ağır nakliye şirketlerinin yer aldığı Uluslararası Vinçler ve Özel Taşımacılık listesine (ICT50 2024) göre Avrupa’nın en büyük 4 firması arasında yer alırken, bu önemli uluslararası platformda Türkiye’yi başarıyla temsil ederek Türk mühendisliğinin ağır yük kaldırma ve proje taşımacılığı sektöründeki yetkinliğinin altını çiziyoruz. Finale Kaldığımız Projeler: “Kombine Teknikler” kategorisinde Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesiyle finale kalan Hareket, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin birinci güç ünitesine ait 12 metre boyunda ve 462 ton ağırlığındaki Turbo Jenaratör Statoru geçici depo sahasından reaktör binasına başarıyla taşıdı. Özelleştirilmiş çözümler gerektiren proje için kullanılan kiriş ve kolonlar Hareket mühendisleri tarafından tasarlandı ve üretildi. “120 Ton üzeri Teleskopik Vinçler Kaldırma Kapasitesi” kategorisinde SOCAR Star Rafinerisi projesiyle aday olan Hareket, atmosfer kolonu hattındaki üçlü kaldırma operasyonunu başarıyla tamamladı. Son derece dar bir alanda gerçekleştirilen, 56 metre uzunluğunda ve 25 ton ağırlığındaki hattın yenilenmesi için ileri düzey simülasyonlar ve üst düzey güvenlik önlemleri alınırken, işlem minimum duruş süresiyle tamamlandı. “SPMT|SPT” kategorisinde finale kalan 850 MW’lık Kırklareli Enerji Santrali projesinde ise ağır nakliye ve kritik kaldırma operasyonlarıyla birlikte montaj işlemleri de Hareket tarafından gerçekleştirdi.

TEMMUZ FAİZ KARARI NE OLDU? FAZİLER YÜZDE KAÇ DÜŞTÜ

Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 46’dan yüzde 43’e indirilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 49’dan yüzde 46’ya, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 44,5’ten yüzde 41,5’e indirdi. PPK AÇIKLAMASI Para Politikası Kurulu tarafından kararla ilgili şu açıklama yapıldı: Enflasyonun ana eğilimi haziran ayında yatay seyretmiştir. Öncü veriler temmuz ayında aylık enflasyonun aya özgü unsurlarla geçici olarak artacağına işaret etmektedir. Yakın döneme ilişkin veriler, talep koşullarının dezenflasyonist etkisinin arttığını göstermektedir. Jeopolitik gelişmelerin ve küresel ticarette artan korumacılığın dezenflasyon sürecine olası etkileri yakından takip edilmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu, talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini destekleyecektir. Maliye politikasının eşgüdümü bu sürece katkı sağlayacaktır. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak öngörülen dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda tüm para politikası araçları etkili şekilde kullanılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.  Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır. PPK 2025 TOPLANTI TAKVİMİ 23 Ocak 2025 6 Mart 2025 20 Mart 2025* 17 Nisan 2025 19 Haziran 2025 24 Temmuz 2025 11 Eylül 2025 23 Ekim 2025 11 Aralık 2025 Kaynak : bigapara

Dış Ticaret Evrak Takibi ve Komisyonculuk Değildir

Dış Ticaret Evrak Takibi ve Komisyonculuk Değildir Dış ticaret, sadece belgelerin hazırlanması ya da bir malın bir ülkeden diğerine gönderilmesinden ibaret değildir. Bu alan, çok daha geniş bir vizyon, strateji ve profesyonellik gerektirir. Ne yazık ki Türkiye’de dış ticaret denince hâlâ birçok kişinin aklına “gümrük evrakı hazırlamak”, “nakliyeyi ayarlamak” ya da “komisyon almak” geliyor. Oysa bu, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Stratejik Zeka Gerektiren Bir Alandır. Dış ticaret; bir ülkenin ekonomik kalkınmasının en kritik taşıyıcı kolonlarından biridir. Hedef pazar analizi yapmadan, doğru fiyatlandırma stratejisi oluşturmadan, kültürel ve hukuki farklılıkları dikkate almadan başarılı bir ihracat ya da ithalat mümkün değildir. Bu alan, aynı zamanda döviz girdisi sağlayarak ülkenin makroekonomik dengesine doğrudan katkıda bulunur. Pazarlama Bilgisi, Finansal Yeterlilik ve Diplomasi Şart Bir ihracatçı, yalnızca ürününü satmakla kalmaz. Aynı zamanda ülkesini temsil eder. Yabancı alıcıyla kurduğu ilişki, sunduğu hizmet kalitesi ve kriz anındaki yaklaşımı, sadece kendi markasını değil, tüm Türk ürünlerinin algısını etkiler. Üstelik dış ticaretin içinde döviz kuru yönetimi, uluslararası sözleşmeler, ödeme sistemleri (akreditif, vesaik mukabili, peşin vs.) ve ticari istihbarat gibi teknik alanlar da yer alır. Bunlar, sadece “evrak takibi” ile yönetilebilecek unsurlar değildir. Komisyonculuktan Fazlası Elbette komisyonla çalışan dış ticaret aracılık firmaları vardır. Ancak bu yapılar, çoğu zaman sadece kısa vadeli kazanç peşindedir ve markalaşma, pazar geliştirme, sürdürülebilir müşteri ilişkileri gibi temel taşları göz ardı eder. Oysa dış ticarette kalıcı başarı, derinlemesine araştırma, uzun vadeli müşteri ilişkileri ve yerel pazarlara uyumla mümkün olur. Komisyonculuk modeli, çoğunlukla satılabilir olanı değil, kolay satılabilir olanı hedefler. Bu ise ülke markasına ve ihracat kalitesine zarar verebilir. Gerçek Profesyonelleri Fark Edelim Bugün Türkiye’de yüzlerce genç, dış ticaret eğitimi alıyor, lisans ve yüksek lisans düzeyinde bu alana hazırlanıyor. Ancak sahada hâlâ “belgeci” ve “komisyoncu” anlayışı baskın. Bu anlayışı kırmak, dış ticaretin gerçekten değer yaratan bir meslek olduğunun altını çizmek hepimizin görevi. Kısacası; dış ticaret evrak düzenlemek ya da aracılık yapmak değildir. Dış ticaret, dünyayı okuyabilmek, kültürleri anlayabilmek, stratejik kararlar verebilmek ve sürdürülebilir büyümeye katkı sunabilmektir. Bu da vizyon, donanım ve küresel düşünce ister.

TÜRKİYE’DE YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN MİLAT NOKTASI

Türkiye, çevre ve iklim politikaları açısından önemli bir adım atarak tarihinin ilk İklim Kanunu’nuyürürlüğe koydu. Muhalefetin ve kamuoyunun eleştirileri üzerine düzenlemelere tabi tutulan teklif,Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yapılan oylama sonucunda kabul edildi. Bu yasa artıksadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda Türkiye’nin kalkınma anlayışını da yenidenşekillendirecek güçlü bir çerçeve sunuyor. ARTIK HAVA DEĞİL, KANUN DEĞİŞİYORYıllardır çevre konusunda yapılan çağrılar, uluslararası anlaşmalara verilen sözler ve halktan gelenbaskılar, sonunda karşılık buldu. Türkiye bu yasayla, iklim değişikliğiyle mücadelede hem kurumsalaltyapısını kuruyor hem de planlama ve uygulama süreçlerini bağlayıcı hale getiriyor. Bu da demekoluyor ki; artık iklimle ilgili konular “gönüllü çabalar” olmaktan çıkıp, yasal zorunluluklar halinegeliyor. KANUN NEYİ AMAÇLIYOR?Kanunun temel amacı, ülkemizin sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iklim değişikliğine uyumlu birkalkınma modeli oluşturmak. Bu kapsamda, sadece çevreyi değil, aynı zamanda ekonomiyi, tarımı,şehirleşmeyi, enerjiyi ve su kaynaklarını da içine alan çok geniş bir çerçevede dönüşüm hedefleniyor.Net sıfır emisyon hedefi, artık resmen Türkiye’nin kalkınma stratejisinin bir parçası.Adil geçiş ilkesiyle, dönüşümden etkilenecek sektörlerin ve emekçilerin hakları da korunacak.İklim adaleti, sadece çevreyi değil sosyal eşitsizlikleri de gözeten bir yaklaşım sunacak.KİM SORUMLU?Bu kanun yalnızca devletin değil, herkesin sorumluluğunu ortaya koyuyor:Kamu kurumları plan yapacak, uygulayacak ve denetleyecek.Özel sektör, üretim süreçlerini karbon ayak izine göre yeniden kurgulayacak.Yerel yönetimler kendi bölgelerine özel iklim eylem planlarını hazırlayacak.Vatandaş ise çevreye duyarlı tüketim alışkanlıklarıyla bu sürecin bir parçası olacak.İklim Değişikliği Başkanlığı tüm bu süreci koordine edecek ve yıllık ilerleme raporlarıyla hesapverecek.ETS SİSTEMİ: KİRLETEN ÖDEYECEK, TEMİZ ÜRETEN KAZANACAKYeni yasayla birlikte Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurulacak. Yani yüksek emisyon yapanişletmeler belirlenen sınırlar içinde salım yapabilecek ve bu hakları piyasada alıp satabilecek. Busistem sayesinde: Kirleten daha fazla ödeyecek,Temiz üretim yapan şirketler ekonomik avantaj elde edecek,Türkiye, Avrupa Birliği’nin sınırda karbon vergisi gibi uygulamalarına uyum sağlamış olacak.TARIMDAN SANAYİYE, ENERJİDEN SUYA HERKES DAHİLKanun sadece fabrikalara ya da enerji santrallerine yönelik değil. Aynı zamanda: Tarımda iklim dirençli ürün desenleri geliştirilecek,Su yönetiminde kuraklık ve taşkın gibi risklere karşı yeni stratejiler uygulanacak,Ormanlar ve doğal yutak alanlar korunarak karbon emilimi artırılacak,Sıfır atık sistemleri yaygınlaştırılacak,Yenilenebilir enerji ve temiz teknoloji yatırımları desteklenecek.YEŞİL EKONOMİ İÇİN MALİ DESTEK GELİYORİklim Kanunu sadece yasaklar ve yükümlülükler getirmiyor, aynı zamanda dönüşüm için ciddi destekmekanizmaları da içeriyor:Yeşil finansman ve teşvikler,Karbon kredisi sistemleri,Yeşil yatırım kriterleri,İklim dostu projelere öncelikli kamu desteği.Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede eğitimden müfredata, üniversite-sanayi iş birliğinden halkınbilinçlendirilmesine kadar birçok alanda düzenleme yapılacak.YEREL EYLEM PLANLARI ZORUNLU HALE GELİYORHer il, artık kendi iklim risklerine göre bir plan hazırlamak zorunda. Valilikler öncülüğünde kurulacak İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları, bu planların hazırlanmasından ve uygulanmasından sorumluolacak. Böylece iklimle mücadele sadece Ankara’dan yönetilmeyecek, yerel ihtiyaçlara göreşekillenecek.KARBON PİYASASI KURULUYORKanunla birlikte Karbon Piyasası Kurulu da oluşturuluyor. Bu kurulda çevre, enerji, finans, sanayi vetarım gibi farklı bakanlıklar temsil edilecek. Ayrıca özel sektör ve meslek kuruluşlarının da danışmakurullarıyla sürece katkı vermesi sağlanacak.SONUÇ: KâĞITTA DEĞİL, SAHADA DEVRİM ŞARTİklim Kanunu, Türkiye’nin bugüne kadar attığı en büyük çevresel adımlardan biri. Ancak bu yasanıngerçek anlamda başarıya ulaşması için üç temel unsur şart:Siyasi kararlılık ve kurumsal koordinasyon,Yerel düzeyde uygulama becerisi,Toplumun bu süreci sahiplenmesi ve bilinçlenmesi.Kısacası, artık iklim değişikliğiyle mücadele lafla değil, kanunla yapılacak. Türkiye hem ekonomik hemde çevresel olarak dönüşecekse, bu kanun milat olacak. Ama unutmayalım: Yasayı çıkarmak ilk adım,asıl iş şimdi başlıyor. “Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen…

Obilet’ten 4 Günde Keşfedilecek Kısa Rotalar!

Obilet, 15 Temmuz Milli Birlik ve Demokrasi Günü’nü 1 günlük izinle 4 günlük bir tatile çevirecekler için kısa seyahat rotaları hazırladı. Büyük şehirlerden kolayca ulaşım alternatifleriyle Ege’nin en keyifli rotalarına göz atmadan tatil planınıza yapmayın!  Seyahatseverler için her kısa tatil, yeni yerler keşfetmek için keyifli bir fırsat. Bu yıl salı gününe denk gelen 15 Temmuz Milli Birlik ve Demokrasi Günü, yeni yerler keşfetmeyi sevenlere 1 gün izin alarak tatili 4 güne çıkarma fırsatı sunuyor. Pazartesi günü tek gün izin alarak 12-15 Temmuz arasında 4 günlük keyifli bir tatil yapabilirsiniz. Üstelik bunun için uzaklara gitmenize gerek yok! Türkiye’nin önde gelen online seyahat uygulaması Obilet, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerden kolayca ulaşılabilen rotalara harika bir kaçış rehberi hazırladı. Bu rehbere göz atarak yeni seyahat rotanızı belirleyebilir, hiç gitmediğiniz ve görmeyi çok istediğiniz bir yeri seçebilirsiniz. Obilet ile otel rezervasyonundan uçak biletine, araç kiralamadan feribot seferlerine kadar tüm seyahat ihtiyaçlarınızı tek bir platform üzerinden hızlıca planlayarak kısa tatil dönemlerinde zaman kaybetmeden, avantajlı fiyatlarla rezervasyonunuzu yapabilirsiniz     .  Bozcaada, Ayvalık, Çeşme veya Assos kısa sürede ulaşabileceğiniz ama şehir hayatından tamamen uzaklaşmanızı sağlayacak en güzel seçenekler arasında yer alıyor. İster denize karşı keyifli bir tatil yapın, ister gün batımında Ege’nin serinliğinde yürüyüşe çıkın. Bu destinasyonlar hem romantik bir kaçamak hem de ailece keyifli bir tatil için ideal. İşte Obilet’ten 4 günlük tatil için kolayca ulaşılabilecek kısa tatil önerileri; Bozcaada Cam gibi berrak bir deniz tatili için… Doğası, buz gibi ama tertemiz denizi, plajları ve butik otelleriyle keyifli bir ada tatili yapmak isteyenlerin favorisi Bozcaada’ya henüz gitmediyseniz işte size güzel bir fırsat. Daha önce gidenlerin de tekrar tekrar gitmek istediği Bozcaada, araç ile ulaşımın mümkün olduğu adalardan. Geyikli’den feribotla kolay ulaşımı ve huzurlu atmosferiyle tercih edilen Bozcaada,   butik otelleri ve keyifli mekânlarıyla her yıl daha da popülerleşiyor.  Ayvalık / Cunda: Taş sokaklar, keyifli plajlar… Taş evleri, dar sokakları, Ege mutfağının en lezzetli örneklerini bulabileceğiniz restoranları ve mekânlarıyla Ayvalık, kısa tatiller için keyifli bir alternatif sunuyor. Merkezdeki butik otellerde konaklayarak        Ayvalık sokaklarının tadını çıkarabilirsiniz. Tercihiniz daha sakin bir ortamda kafanızı dinlemekse arabayla ya da motorlarla Cunda’ya geçerek Ayvalık manzarasına karşı bir ada havası alabilirsiniz.  Assos Tarih, doğa ve denizin buluşma noktası Kaz Dağları’nın eteğinde, Ege’nin kuzey kıyısında konumlanan Assos (Behramkale), tarihi atmosferi, doğal güzellikleri ve huzurlu havasıyla kısa tatil kaçamakları için en özel rotalardan biri. Tarih, doğa ve denizi bir arada sunan Assos, büyük şehirlerden uzaklaşmak isteyenler için kısa ama unutulmaz bir kaçış vadediyor. Behramkale Antik Kenti kalıntıları arasında yürüyerek tarihle iç içe bir zaman geçirebilir, tarihi Athena Tapınağı’nda gün batımını seyredebilirsiniz. Assos Limanı çevresindeki restoranlarda hem Kuzey Ege manzarasını seyredip hem de bölge lezzetlerinin tadına varabilirsiniz.  Obilet hakkında 2012 yılında, İstanbul merkezli bir online seyahat biletleme uygulaması olarak kurulan Obilet, web ve mobil uygulamaları üzerinden yüzlerce otobüs, havayolu, feribot, otel ve araç kiralama firmasının sunduğu seçeneklerin listelenmesine, karşılaştırılmasına ve satın alınmasına olanak sağlıyor. Yurt içinde edindiği deneyimi yurt dışı pazarlara da taşıyan Obilet, Romanya ve Sırbistan’daki iştirakleri ve kurmuş olduğu uluslararası iş birlikleri ile 50’den fazla ülkenin şehirlerarası otobüs bileti satışlarına aracılık ediyor. Obilet, SimilarWeb verilerine göre dünyada en çok online ziyaret alan ilk 10 online seyahat biletleme platformu arasında yer alırken, online otobüs biletleme platformları özelinde ise en büyük 2 platformdan biri konumunda bulunuyor. Obilet ayrıca…

Teknolojide Kadın Oranının Artması Ortak Geleceğe Yatırım

Dünya Ekonomik Forumu’nun geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir rapor, kadınların ekonomik fırsatlara erişimde halen erkeklerin %39 gerisinde kaldığını, teknoloji ve yapay zekâ gibi yüksek büyüme vadeden sektörlerde kadın temsiliyetinin oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Bu durum, sektörün sürdürülebilir büyüme kapasitesi açısından endişe verici. Dünya Ekonomik Forumu’nun Haziran 2025’te yayımladığı Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre, kadınların genel iş gücüne katılım oranı %41,2’de kalırken, üniversite mezunu kadınlarda  sadece her üç kişiden biri üst düzey yönetici pozisyonuna ulaşabiliyor. Özellikle STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) alanlarında, kadınların eğitimdeki başarısının ekonomik temsile yansımadığı ve iyi bir eğitim almalarına rağmen üst düzey görevlere yükselirken sistematik engellerle karşılaştıkları belirtiliyor.  İlgili rapor, bilgi teknolojileri ve medya sektöründe kadın çalışanların oranının %35’te kaldığını gösteriyor. Bu oran yapay zeka, bulut bilişim, veri bilimi ve yazılım mühendisliği gibi hızla büyüyen alanlarda daha da düşüyor. Bu durum yalnızca toplumsal eşitliği değil, sektörün sürdürülebilir büyüme kapasitesini de etkiliyor. Teknolojik ilerleme ve kapsayıcı büyümede tehlike çanları Aynı raporda, kadınların iş gücünde eşit temsiliyetinin sürdürebilir büyümede stratejik önemi olduğu vurgulanıyor. Cinsiyet eşitliği, inovasyon ve üretkenliği destekliyor, yaratıcı düşünceyi artırıyor. Kadınların daha dengeli biçimde sektörel dağılıma katılması, özellikle teknoloji dönüşümünün yaşandığı bir çağda, yetenek açığını kapatmada ve yaratıcı çözümler üretmede önemli fark yaratıyor.  Ancak rapora göre, kadınlar hâlâ çoğunlukla düşük ücretli sektörlerde yer alıyor. Örneğin sağlıkta %58,5, eğitimde ise %52,9 oranında temsil ediliyorlar. Buna karşılık, dijitalleşmenin yön verdiği teknoloji gibi yüksek kazanç ve etki potansiyeli olan alanlarda kadınların oranı dikkat çekici ölçüde düşük. Bu dengesizlik, hem kapsayıcı büyüme hem de teknolojik ilerleme açısından önemli bir risk oluşturuyor. İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners kurucusu Jilda Bal konuyla ilgili şunları söylüyor:“Günümüzde teknoloji ve yapay zekâ, sadece birer sektör değil, bir gelecek vizyonudur. Ancak bu alanlarda kadın temsili hâlâ çok düşük. Özellikle inovasyon odaklı sektörlerde kadınların daha fazla yer alması, eşitliğin yanı sıra gelişme, yaratıcılık ve sürdürülebilir kalkınma için de zorunluluktur. Bugün üniversite mezunu kadınların yalnızca %29,5’i üst düzey yönetici pozisyonlarına gelebiliyor. Bu oran teknoloji gibi geleceği şekillendiren alanlarda daha da düşük. Karar alıcı pozisyonlarda kadınların yeterince yer bulamaması, bakış açısı çeşitliliğini sınırlarken uzun vadede teknolojinin insana faydasını da azaltabilir. Eğer teknolojide kadın yoksa, o teknolojinin inşa ettiği gelecekte de eksiklik var demektir.”

Corendon Airlines, Türkiye’nin En Büyük 500 Şirketi Arasında 

Havacılık sektöründeki istikrarlı büyümesini sürdüren Corendon Airlines, kuruluşunun 20. yılında Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin sıralandığı “Fortune 500 Türkiye 2024″ araştırmasında 146. sırada yer almanın gururunu yaşıyor. Fortune Türkiye ve CRIF Türkiye iş birliğiyle 2008 yılından bu yana aralıksız olarak gerçekleştirilen araştırma; şirketlerin satış, ihracat ve karlılık gibi temel finansal kriterlerdeki performanslarını ortaya koyuyor. Sunduğu geniş filo ve uçuş ağıyla hem yaz hem de kış aylarında tatil severleri en popüler destinasyonlara taşıyan “Tatil Hava Yolu” Corendon Airlines, yıllardır süregelen başarısını ve güçlü finansal performansını “Fortune 500 Türkiye” araştırmasındaki konumuyla taçlandırdı. Corendon Airlines, iş dünyasının en saygın araştırmalarından biri olan “Fortune 500 Türkiye 2024” listesinde 146. sırada yer aldı. “Fortune 500 Türkiye listesinde yer almak bize gurur ve ilham veriyor” Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yıldıray Karaer, Fortune 500 Türkiye araştırmasıyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında yer almak, 20. yılımızı kutladığımız bu özel dönemde bizler için ayrı bir anlam taşıyor. Yolcularımıza en iyi hizmeti sunmak amacıyla sürdürdüğümüz yatırımlar ve genişleyen operasyon ağımız, böylesine prestijli bir listede yükselmemize katkı sağladı. Bu başarıda emeği geçen ekip arkadaşlarımıza ve bize güvenen tüm misafirlerimize teşekkür ediyoruz. Fortune 500 Türkiye listesinde yer almak bize gurur ve ilham veriyor; geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlememizi sağlıyor. Corendon Airlines olarak, ülkemizin ekonomisine daha fazla katkı sunmak gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.”  “Fortune 500 Türkiye” listesi, Türkiye’nin en büyük 500 şirketini net satışlarına göre sıralamanın yanı sıra; şirketlerin ihracat, faiz ve vergi öncesi kâr/zarar, aktif toplamı ve özkaynak gibi kritik finansal göstergelerdeki konumunu da detaylı bir şekilde analiz ediyor. Araştırma aynı zamanda sektörel ve illere göre dağılımın yanı sıra, borsa şirketlerinin finansal performanslarına dair ayrıntılı bilgiler ve farklı kriterlere göre oluşturulan çeşitli alt listeler de sunuyor.