Ticari gayrimenkulde kiralar tarihi rekor kırdı

Cushman & Wakefield | TR International’ın 2025 yılının ilk yarısını incelediği “Gayrimenkul Pazarı Görünümü” başlıklı raporuna göre; Türkiye’de ticari gayrimenkul pazarında birincil kiralar tarihin en yüksek seviyesini gördü. Yılın ikinci çeyreğinde birincil ofis kiraları ABD$ 46/m2 olarak kaydedilirken geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla dolar bazında yüzde 10 oranında artış göstermiş oldu. Böylece, birincil kira seviyesi, bugüne kadarki en yüksek düzeye ulaşarak tarihi bir rekor kırdı.

Rapora göre, ofis piyasasında boşluk oranları düşerken; sanayi ve lojistikte kira seviyeleri döviz bazında yükseliş eğilimini sürdürüyor. 2025 yılının ikinci çeyreğinde boşluk oranı sabit kalırken; ofislerde yer değişimi yerine mevcut mal sahipleri ile sözleşme yenilemenin tercih edildiği görüldü. İlaç & medikal teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin gerçekleştirdikleri kiralama işlemleri dikkat çekerken; aynı zamanda yeni nesil kahvecilerin pazardaki konumlarını pekiştirdiği görüldü. 2025 yılının ilk yarısında hem alışveriş merkezlerinde hem de caddelerde yüksek doluluk oranları korunurken, Türkiye perakende pazarında dikkat çekici yabancı marka girişleri gerçekleşmeye devam etti.

Cushman & Wakefield I TR International, 2025 yılının ilk yarısını kapsayan ve ekonomi, ofis, perakende, sanayi ve lojistik ile konut sektörlerindeki gelişmeleri incelediği ‘Gayrimenkul Pazarı Görünümü’ başlıklı raporunu yayınladı. Artan jeopolitik riskler ve ticaret gerilimlerinin etkisi altında şekillenen küresel ekonomik görünümde, sürdürülen ekonomik programla birlikte Türkiye, uluslararası yatırımcıların radarında kalmayı sürdürüyor.Küresel enflasyondaki düşüş eğilimiyle ekonomilere ilişkin büyüme beklentilerinde iyileşmelerin de görüldüğü bir dönemi inceleyen rapor, Türkiye’de ilgili sektörler açısından vizyon ve beklentileri ortaya koydu. Türkiye’de ticari gayrimenkul pazarı, arz kısıtı ve enflasyonun kira seviyelerini yukarı çekmesiyle birlikte belirli segmentlerde dirençli bir görünüm sergilerken, genel ekonomik belirsizlikler piyasada temkinli bir seyri beraberinde getirdi.

Tarihi seviyeyi gördü, Levent zirvede

Rapora göre, ticari gayrimenkulde kiralar tarihi bir seviyeyi gördü. Yılın ikinci çeyreğinde birincil ofis kiraları 46 dolar olarak kaydedilirken, geçen yılın aynı çeyreğine göre dolar bazında yüzde 10 oranında artış göstermiş oldu. Aynı zamanda ofis kiraları TL bazında da yüzde 31 artışla 1.779 TL’ye ulaştı. Böylece, birincil kira seviyesi, bugüne kadarki en yüksek düzeye ulaşarak tarihi bir rekor kırdı.

İstanbul’da A sınıfı ofis piyasası güçlü talep görmeye devam ediyor. En yüksek fiyatlamanın yaşandığı Levent bölgesinde birincil kira bedelleri metrekarede aylık 46 dolar olarak kayıtlara geçti. Ofis kiralarında Levent’i 35 dolar ile Anadolu yakası; 32 dolar ile Esentepe-Gayrettepe; yine 32 dolar ile Maslak bölgeleri izledi. Ankara ve İzmir’de ise ofis kiraları 20 dolar seviyesinde seyretti. Nitelikli ofis alanlarına yönelik yoğun talep karşısında yeni arzın sınırlı kaldığı görülen raporda, kira fiyatlarının yukarı yönlü ivmesinin devam edeceği öngörülüyor. 

Yüksek kira mevcut sözleşmeleri yeniledi

Rapora göre 2025 yılının ikinci çeyreğinde ofis piyasasında boşluk oranı yatay seyrederek sınırlı bir artışla yüzde 9.8’den yüzde 9.9’a yükseldi. Ortaya çıkan veriler, İstanbul’da ilk yarıyılda gerçekleşen kiralama anlaşmalarının metrekare bazında yüzde 81’ini, adet bazında ise yüzde 62’sinin yeni kiralama anlaşmalarından oluştuğunu gösterdi. Önceki yıla göre yeni kiralama anlaşmalarında metrekare bazında yüzde 30 oranında azalma kaydedildi. Raporda, bu durumun genel olarak yüksek kira seviyeleri nedeniyle kiracıların yeni alan kiralamak yerine mevcut mal sahipleriyle kontrat yenileme yoluna gitmelerinden kaynaklanması olarak değerlendirildi. 

Birincil kira seviyeleri yatay seyirde

Perakendede boşluk oranlarındaki ciddi azalma ve arza yeni girdilerin olmaması nedeniyle talep olmasına karşın ana caddelerde ve birincil alışveriş merkezlerinde kira seviyeleri geçen yıl ile aynı seviyede gerçekleşti. Verilere göre, ana caddelerde birincil kiralar, haziran ayında metrekarede aylık en yüksek 250 dolar ile İstanbul’da kaydedilirken, onu 105 dolar ile Ankara ve 100 dolar ile İzmir izledi. Yılın ilk yarısında perakende pazarında yeni AVM yatırımı gerçekleşmezken, toplam arz 455 AVM ve 14,11 milyon m² seviyesinde sabit kaldı. 

Lüks ve kahve öne çıktı

2025 yılının ilk yarısında, markalardan gelen güçlü talep ve sınırlı arz koşullarının kira seviyelerinin korunmasında belirleyici olduğu ortaya konuldu. Özellikle uluslararası markaların Türkiye’ye yönelik geçen yıldan bu yana artan güçlü talebi, mağaza sayılarını artırma adımlarıyla da teyit edildi. Yeni alışveriş merkezi yatırımlarının kısıtlı kaldığı ve dönüşüm sürecindeki alanların sınırlı arz yarattığı belirtilen raporda, bu nedenle merkezi lokasyonlardaki mağazalara olan ilginin sürdüğü değerlendirildi. Raporun sonuçları, Türkiye perakende pazarında dikkat çekici yabancı marka girişlerinin gerçekleşmeye devam ettiğini gösterirken, özellikle hareketliliğin lüks moda segmentinde olduğunu ortaya koydu.

2025 yılında dikkat çeken başka bir hareketin ise üçüncü nesil kahvecilik sahnesinde yaşandığı görüldü. Rapora göre, markalar, yeni mağaza açılışlarıyla hem pazardaki konumlarını pekiştirirken, hem de deneyimsel mekan tercihleriyle tüketiciyle daha yakın temas kurmayı hedefleyerek hareket etti. 

Sözleşmeler uzun dönemli yapıldı

Raporun verilerine göre, 2025’in ilk yarısında sanayi ve lojistik sektöründe toplam 120.959 m² kiralama gerçekleşti. Bu hacim, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 33’lük bir düşüş anlamına geliyor.

İstanbul’daki birincil kira değeri, yüksek talep ve sınırlı arzın etkisiyle yüzde 10 artarak yükseldi. Depo alanlarında uzun süreli kontratlar öne çıkarken, kullanım amacına özel çözümlere ilgi arttı. Bölgesel sanayi yatırımları sürerken; Yalova’da 250 milyon dolarlık Yongjin Metal fabrikası, Ankara’da Trendyol veri merkezi, ABD’de Repkon’un 435 milyon dolarlık üretim tesisi gibi örnekler dikkat çekti. Ayrıca raporda İstanbul’daki yüksek riskli sanayi alanlarının Anadolu’ya taşınması planı da sektörde dönüşüm beklentilerini artırdığı değerlendirildi.

Editöre Not:

TR International: TR International, Cushman & Wakefield’ın Türkiye’deki temsilcisidir ve kapsamlı yerel bilgi birikimini uluslararası kalite standartlarıyla buluşturarak, Türkiye’nin önde gelen gayrimenkul kuruluşu olma amacıyla faaliyet göstermektedir. Daha fazla bilgi için www.cw-tr.com  adresini ziyaret edebilir ve Twitter’da @CW_TRInt, Instagram’da @cwtrinternational, Youtube’da @CWTRInternational, ayrıca Facebook ve Linkedin hesaplarımızı takip edebilirsiniz. 

Cushman & Wakefield Hakkında:  Cushman & Wakefield, gayrimenkul kullanıcıları ve sahipleri için olağanüstü değer sunan lider bir küresel gayrimenkul hizmetleri firmasıdır. Cushman & Wakefield, 400’den fazla ofis ve 60 ülkede yaklaşık 52.000 çalışanı ile en büyük gayrimenkul hizmetleri firmaları arasındadır. Firma, 2024 yılında kiralama, sermaye piyasaları, değerleme ve diğer hizmetlerinde 9,4 milyar dolar gelir elde etti. “Better never settles” anlayışını benimseyen firma, ödüllü kültürüyle sektör ve iş dünyasında birçok ödül kazanmıştır. Daha fazla bilgi için  www.cushmanwakefield.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…