Her 100 TL’lik Medya Yatırımının 79 TL’si Dijitale Harcandı

2025’in İkinci Yarısında Yapay Zekâ Tabanlı Sohbet Programlarında Reklam Dönemi Başlıyor 

Yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişim ve kullanıcı alışkanlıklarındaki dönüşümle birlikte, 2025 yılının ilk 6 ayında dijital pazarlama ve medya yatırımlarında önemli bir hareketlilik yaşandı. 2024 yılının son çeyreğinde yoğunlaşan e-ticaret harcamaları ve dijital reklam yatırımlarının 2025 yılında da benzer bütçelerle devam ettiğini belirten MooF Digital Agency Ceo’su Yasin Kaplan, 2024 yılı toplam medya yatırımları incelendiğinde Türkiye’deki medya yatırımlarının yüzde 74,2’si dijital mecralara yönlendirilirken, dijital reklam harcamalarının 158 milyar TL’yi aşarak önceki yıla göre yüzde 83 oranında büyüme kaydettiğini açıkladı. 2025 yılının ilk 6 ayında her 100 TL’lik medya yatırımının 79 TL’sinin dijitale harcandığına dikkat çeken Kaplan, 2025 yılının son 6 ayında yapay zekâ tabanlı sohbet robotlarında reklam döneminin başlayacağını söyledi.

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2025 yılının ilk 6 ayında da dijital pazarlama sektörü, hız kesmeyen bir dönüşüm ve büyüme süreci yaşıyor. Özellikle yapay zekâ temelli teknolojilerin yükselişi, markaların pazarlama stratejilerine daha akıllı, hedef odaklı ve kişiselleştirilmiş çözümler entegre etmelerini sağladı.

“Dikey Videolar Dijital Harcamaların Yeni Gözdesi Oldu”

Geçtiğimiz yılın kasım-aralık dönemindeki reklam harcamalarıyla kıyaslandığında, 2025’in ilk çeyreği toplam bütçeler açısından benzer seviyelerde seyrettiğine dikkat çeken MooF Digital Agency Ceo’su Yasin Kaplan, Kasım-Aralık döneminin sona ermesiyle birlikte, yılın son çeyreğinde artan e-ticaret hareketliliği dikkat çekti. Ocak ayında ise yeni yıla, daha kontrollü ve planlı bütçelerle giriş yapıldı. Yılın ilk çeyreğinde dijital reklamlarda yaşanan hareketlilik, geçen yılın Kasım-Aralık dönemine kıyasla benzer bir seyir izledi. 2024 yılına dair medya yatırımlarının açıklandığı bu dönemde, en büyük payın dijital reklamlara ayrıldığı görüldü. Toplam medya yatırımları içinde dijitalin payı yüzde 74,2 olarak açıklanırken, dijital reklam yatırımlarının 158 milyar TL’yi aştığı belirtildi. Bu da bir önceki yıla göre yüzde 83’lük bir büyümeye işaret ediyor. Dijital yatırımların büyük bir bölümü, gösterim ve tıklama bazlı reklamlar ile video formatlarına yönelmiş durumda. Özellikle dikey videoların hayatımızda yoğun bir şekilde yer almasıyla birlikte, bu bütçelerin önemli bir kısmının da bu alana aktarıldığı görülüyor” dedi.

Yılın ilk 6 aylık döneminde, özellikle kış turizmiyle ilgili harcamalar ve kış sezonunu hedefleyen tekstil sektöründeki alışverişlerde belirgin bir artış yaşandığına dikkat çeken Kaplan, “Bunun yanı sıra, otomotiv sektöründe yılın ilk aylarında gözlenen durağanlık, özellikle Mayıs-Haziran aylarında medya yatırımlarının artmasıyla birlikte yerini hareketliliğe bıraktı. Bu yükselişin önümüzdeki 6 ayda da devam etmesi bekleniyor. Otomotiv sektöründe hem sektörel bir canlanma hem de dijital tarafta reklam faaliyetlerinde gözle görülür bir artış söz konusu. Teknoloji dikeyinde de ilk 6 ay hareketli geçti. Özellikle akıllı bilgisayarlar ve oyun bilgisayarları gibi ürünlerde Mayıs sonu ve Haziran başı itibarıyla bir yükseliş trendi gözlemlenmeye başladı. Okulların kapanmasıyla birlikte oyun ve performans bilgisayarlarının dijital satışlarında da artış yaşandığı görülüyor” açıklamasında bulundu.

2025 yılının son 6 ayında yapay zekâ tabanlı sohbet robotlarında reklam gösterimlerinin ilk adımlarının atılabileceğini söyleyen Kaplan, “Yeniliklerle ve değişimlerle dolu bir 6 ay daha geçireceğimize inanıyorum. ChatGPT, Deepseek, Gemini gibi yapay zeka araçlarının kullanım oranlarında ciddi bir artış oldu ve bu artışın önümüzdeki 6 ayda da yoğun bir şekilde devam etmesi bekleniyor. Yapay zekâ ile optimizasyon yapan, web sitelerini bu platformlar üzerinden duyurmaya ve tanıtmaya çalışan yeni bir ekosistem oluşuyor. Dijital pazarlama sektörü de bu gelişmeleri yakından takip ediyor. 2025 yılının ikinci yarısında bu alanlardaki reklam mecralarının da optimize edilmesi ve reklam süreçlerinin daha etkin bir şekilde devreye girmesini öngörülüyoruz. Son olarak, WhatsApp’ın reklam entegrasyonu da bu dönemde hayatımıza girdi. 2025’in ikinci yarısında bu alandaki hareketliliğin de artarak devam etmesi bekleniyor” diyerek sözlerini noktaladı.

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…