Canon, imagePRESS V1000’in özelliklerini geliştirerek verimliliği ve esnekliği artırıyor.

Görüntüleme teknolojileri lideri Canon, sürekli yenilik yapma stratejisinin bir göstergesi olarak tonerli imagePRESS V1000 üretim yazıcısında verimliliği, güvenilirliği ve uygulama çok yönlülüğünü artıran birçok iyileştirme gerçekleştirdi.

EMEA bölgesinde 700’den fazla başarılı kurulumun sağlam temelleri üzerine inşa edilen imagePRESS V1000 birçok yönden güncellenerek vakumlu kağıt besleme ünitesi, güncellenen kullanıcı arayüzü ve uzun sayfa işleme aksesuarlarıyla uyumluluk gibi yeni donanım ve yazılım özellikleriyle donatıldı. Ayrıca imagePRESS V1000, Canon’un diğer yaprak beslemeli tonerli üretim baskı makinesi portföyü ile birlikte baskı çıktılarından mürekkep arındırılabilirliği kapasitesinde en yüksek INGEDE sertifikasını almaya hak kazandı ve böylece Canon’un sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığını bir kez daha kanıtlamış oldu.

Müşteri geri bildirimlerine önem veren Canon, daha önce sadece V1350 modelinde bulunan yeni vakumlu kağıt besleme sistemini imagePRESS V1000 modeline de ekledi. Bu vakumlu besleme ve kağıt ayırma teknolojisi, özellikle zorlayıcı medya tiplerinde kağıdın daha güvenilir bir şekilde işlenmesini sağlarken baskı makinesinin hala az yer kaplamasına olanak tanıyor. Bu şekilde baskı makinesi, kendi sınıfının en verimli üretim baskılama cihazı olmaya devam ediyor. 

Bununla birlikte uygulama becerileri daha da genişletilen imagePRESS V1000, artık Plockmatic LCT XL (Büyük Kapasiteli Tepsi) ile de uyum gösteriyor. Bu sayede 400 g/m²’ye kadar kağıt ağırlıklarını desteklediği gibi iki vakumlu tepsiden 700 mm/27,5 inç uzunluğundaki uzun kağıtları ve iki tepsinin üzerindeki LSM uzun kağıt tepsisinden 1.300 mm/51,1 inç uzunluğundaki kağıtları verimli bir şekilde işleyebiliyor. Bu genişletme de manzara kitapçıkları, üçe katlanan broşürler ve açılır kapı kapaklı uygulamalar gibi çıktıların otomatik üretimini önemli ölçüde hızlandırıyor. 

Daha iyi müşteri deneyimi

imagePRESS V1000 artık PRISMAsync baskı sunucusu için yeni ve daha büyük bir işletim paneli ile birlikte geliyor. Bu sayede sistem daha kullanıcı dostu ve verimli bir şekilde çalışıyor; 533 mm/21 inçlik panel, iş akışının ve yazıcı işlevlerinin görünürlüğünü artırdığı için operatörlere kağıt tepsilerine yüklenen medyalar dahil tüm bilgileri tek bir ekranda kontrol edebilecekleri daha sezgisel bir arayüz sunuyor. 

imagePRESS V serisinde bulut tabanlı e-bakım desteğini de sürdüren Canon, operatörlerin ve kullanıcıların daha bağımsız çalışabilmesini ve rutin bakım sorunları için servis ziyaretlerine olan ihtiyacını azaltıyor. Tüm müşteriler için faydalı olan bu özellik, özellikle uzak bölgelerdeki müşteriler için büyük öneme sahipken verimliliği, çalışma sürelerini ve genel fiyat-performans oranını daha da artırıyor.

Kalite ve sürdürülebilirlikte liderlik

imagePRESS V1000, hem kalite hem de sürdürülebilirlik açısından yüksek standartları karşılamaya devam ediyor. Baskı makinesinin FOGRA 51 sertifikası, olağanüstü baskı kalitesi sunma becerisini onaylıyor; üstelik toner baskı makinelerinde elde edilmesi genelde zor olan bu dengeyi verimlilikten ödün vermeden gerçekleştiriyor. 

Öte yandan Canon’un çevresel etkisini azaltma hedefi doğrultusunda imagePRESS V1000, INGEDE’den iyi mürekkep giderme sertifikası da almaya hak kazandı. imagePRESS V1000, grafik baskı ürünlerinin geri dönüştürülebilirliğini korumak ve iyileştirmek için çalışan kâr amacı gütmeyen bir kuruluş tarafından verilen en yüksek kategoride aldığı bu sertifikayla çıktılarının verimli bir şekilde geri dönüştürülebileceğini ve döngüsel ekonomi ilkelerini desteklediğini kanıtlıyor. 

Kanıtlanmış güvenilirlik

imagePRESS V1000’in güvenilir performansı, çalışan sigorta planlarının uygulanmasından ve sosyal güvenlik hizmetlerinin sağlanmasından sorumlu Hollanda kamu kurumu UWV gibi müşteriler tarafından kanıtlanıyor. Tüm müşteri iletişimlerini yönetmek için özel bir şirket içi baskı merkezi işleten UWV, aynı konfigürasyona sahip beş adet V1000 baskı makinesinde her ay ortalama 2,5 milyon A4 sayfa baskısı alıyor. Bu performans iyileşmesi sayede UWV, 5-6 saatlik bir üretim süresi içinde günlük 144.000 baskı hacmini işleyebiliyor.

Canon EMEA, Üretim Baskılama Grubu, Pazarlama ve İnovasyon Müdürü Hans Schmidbauer: “Canon olarak müşterilerimizin kendi işleri nedeniyle maruz kaldıkları teslim süresi baskısının giderek arttığının bilincindeyiz. Bu nedenle, iş akışında verimi ve üretkenliği artıracak teknolojik iyileştirmeler sunmak için sürekli çalışıyoruz. imagePRESS V1000’de yapılan bu çok sayıda iyileştirmeyle tonerli üretim baskılama pazarına olan taahhüdümüzü yeniden ortaya koyuyor ve müşterilerimize sektörün en geniş tonerli ve mürekkep püskürtmeli baskı teknolojileri yelpazesini sunmaya devam edeceğimizi garanti ediyoruz. 

“Diğerleri odaklarını değiştirirken Canon, müşterilerimizin sürekli dile getirdiği yüksek kaliteli, güvenilir ve talep üzerine baskı taleplerini karşılamak için toner teknolojisine yatırım yapmaya devam ediyor. imagePRESS V1000’de duyurduğumuz iyileştirmeler, müşteri odaklı inovasyon yaklaşımımızı bir kez daha ortaya koyuyor. Tüm bunlar, Canon’un dijital üretim baskılama teknolojisinde öncü konumunu sürdürmesini sağlarken müşterilerimizin üretim iş akışlarının her noktasına değer katmasına, uygulama yelpazesini genişletmesine ve ofset baskıdan dijital baskıya daha fazla hacim aktarmasına olanak tanıyor” dedi. 

imagePRESS V1000 hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…