2024 TEMMUZ EYLÜL DÖNEMİ (3, Çeyrek) HANE HALKI YURT İÇİ TURİZM

Her köşesi bir cennet olan vatanımız turizm açısından dünya ülkeleri açısından önemli bir yere sahiptir. Dünyanın eşsiz güzelliklerine sahip kıyıları ve denizleri, görülmeye değer mağara ve koylar, eşine az rastlanan tarihi eserler, göller, çağlayanlar gibi birçok özellikleri olan ülkemizde turizm önemli bir gelir kaynağımızdır. Bu bağlamda dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri misafir etmemiz en önemli özelliğimiz arasındadır. Ülkemizin coğrafi yapısı itibariyle Avrupa ülkeleri arasında en gözde ülkelerden biridir. Yaz ve kış aylarında ayrı ayrı faaliyetlere olanak tanıyan her mevsim gezilebilecek, görülebilecek mekanları bitmeyen ülkemizde yabancı ziyaretçi sayısı her geçen yıl artmaktadır. Özellikle ege ve Akdeniz bölgelerinde doluluk oranı yaz aylarında %90 civarındadır. Ekonomik olarak değerlendirmeye çalışırsak son yıllarda ülkemiz en ucuz tatil beldeleri arasındadır. Yerli ve milli paramızın değer kaybetmesi, yabancılar için son derece ucuz tatil imkânı sağlamaktadır. Döviz kurlarının sürekli yükselmesi nedeniyle yurt dışından gelen ziyaretçiler harcama konusunda sınır tanımamakta ve tabii ki dostlarına anlatmaktan geri kalmamakta bu da bize gelen turist sayısını arttırmaktadır. Yabancı bir emekli bir aylık maaşı ile yurdumuzda rahatça tatil yapabilmekte, istediği alışverişi yapabilmekte iken bizim emekliler de onları sadece seyretmekle yetinmektedir. Çünkü bizde emekliler her dönem en çok ekonomik olarak ezilen kesim oldukları için en kısa süreli tatil bile onlar için hayalden başka bir şey olmamaktadır. Bırakın tatil yapmayı emeklilerimiz memleketlerine bile zor gitmekte hatta gidememektedir. Yukarıda bahsettiğim gibi turist cenneti olan ülkemizde ne yazık ki otellerden birçoğu yabancılar tarafından işletilmektedir. Ve doğal olarak kazanılan para dışarıya gitmektedir. Otellerin her şey dahil sistemini benimsemesi ise yöre esnafının zararına olmuş, yurt dışından gelen ziyaretçiler otelden dışarı çıkmamaya başladıkları için alışveriş yapmadan dönebilmektedir. Ortaokul ve lise dönemlerimde yani 1970 li yıllarda okullarda tarihi eserleri koruma kolu, gezi kolu gibi aktif görevler üslenen öğrenciler vardı ve turizm konusunda etkin görevler alırlardı. Örneğin tarihi eserleri koruma kolu, çevredeki tarihi eserleri tespit ettikten sonra gezi kolu tarafından tüm okulla birlikte gezi organize eder, öğretmenlerimiz ise her konuda yardım eder, gidilen yer hakkında, gelecekte olabilecek gelişmeler gibi konularda bizlere bilgi verirlerdi. Şimdilerde bu faaliyetler azaldı veya hiç kalmadı. Turizm gelirleri bütçemiz açısından da son derece önemli kazancımız olarak kayıtlara geçmektedir. Öncelikle ülkemize döviz girdisi sağlamaları, birbirleri arasında bedava ülkemizin reklamını yapmaları sonucu ziyaretçi sayısının artması bizim için önemlidir. Özellikle dövize ihtiyacımız olan dönemlerde yaz sezonunun gelmesini ve döviz girdisinin artacağından dolayı kurların düşmesini bazen iple çekiyoruz. İçinde bulunduğumuz ekonomik ortamda dar ve sabit gelirliler genelde tatil yapamıyor ve sadece yüksek gelirli vatandaşlarımız tatil yapma olanağına sahip. Ayrıca tatil beldesi, otellerin fiyatları aşırı yüksek ve ulaşılabilmesi son derece zorlaşmıştır. Yaşadığımız ekonomik kriz nedeniyle bu yaz otellerde, tatil köylerinde doluluk oranı yeterince sağlanamadığından önce %10 daha sonra da %50 indirim yapan oteller mevcuttur. Aynı şekilde yiyecek sektörü de artan fiyatlardan nasibini almış ve indirime gitmek zorunda kalmıştır. Son yapılan hesaplamalarda açlık sınırı haziran aralıkta 21000 TL ye kadar çıkmıştır ve asgari ücretin çok az altındadır. Açlık sınırı dört kişilik bir ailenin yaşamını sürdürebilmesi için alması gereken besin maddelerine ödemesi gereken asgari değerdir. Dolayısıyla en düşük emekliler ve asgari ücretlilerin besin ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değildir. 2025 yılı için asgari ücret bildiğiniz üzere 22104 TL olarak belirlendi. Ancak maaşlar şubat ayında alınacağı için yüksek enflasyon karşısında maalesef çalışanın eline geçmeden erimeye başladı. Çünkü her yıl olduğu gibi bu yıl da zamlar yılbaşına ertelendi. Ocak ayının…

GIDA ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI

Bir tarım ülkesi olmamıza rağmen gıda ürünlerinin üretiminde ve fiyatlarında devam eden istikrarsızlık ister istemez önümüzdeki süreçte doğabilecek sıkıntıları gündeme getirmektedir. Çünkü yaşadığımız süreçte hem üretici hem de tüketici bu durumdan memnun değildir ve özellikle dar ve sabit gelirliler için önü alınamayan fiyat artışları geçim sıkıntısını arttırmaktadır. Geçtiğimiz yıl hepimizin bildiği üzere yurdun dört bir yanında tarım ürünleri üreticileri problemlerini yetkililere duyurabilmek için ürünlerini caddelere dökerek, traktörleriyle yoların bir kısmını kapatarak toplu veya başka şekillerde eylem yapmışlardı. Öyle ki üretim maliyetlerinin gelirlerini karşılamadığını veya ürünlerinin toplam giderlerini karşılamadığı gibi birçok gerekçeleri yazılı ve görsel basında izlemiştik. Üreticilerin birçoğu ekili alanları boş bıraktıkları için birtakım sıkıntılar çekmeye başladık. Sorunun kaynağı, yüksek enflasyon olduğu aşikardır. Ekim alanlarımız, alışveriş merkezleri, siteler, iş merkezleri yapılmak suretiyle her geçen zaman azalmaya devam ediyor. Böyle giderse yani tarım üreticilerinin sorunlarına bir çözüm yolu bulamazsak gıda konusunda önümüzdeki süreç de sıkıntılı olacaktır. Öncelikle çiftçinin girdi maliyetlerine gelen fiyat artışları durdurulmalı hatta KDV ve ÖTV’den muaf tutulmalıdır. Gıda ürünlerinde olduğu gibi hayvancılıkta da benzer problemler söz konusudur. Öncelikle artan yem fiyatları sebebiyle sektör zor durumda kaldığından hayvanlar zamanından önce kesime gönderilmekte ve bu yüzden et sıkıntısı da gündeme gelmektedir. Kümes hayvanlarında da durum benzerdir. Et ve süt fiyatlarında üretim fiyatı ile market fiyatı arasında uçurum vardır ve bunun sebepleri araştırılarak çözüm bulunmalı, son tüketicinin sofrasına daha ucuz gelmesi sağlanmalıdır. Dünya ülkelerinde gıda enflasyonu genel olarak %5 in altında seyrederken bizde sürekli yükselmektedir ve 2024 yılı sonu itibariyle gerçekleşen gıda enflasyonu %43,5 seviyelerine kadar yüksek durumdadır. Bunun anlamı da üretim ve tüketim arasında tedarik zincirinde sorunlar olduğu kesindir. Örneğin yılbaşından bu yana art arda gelen akaryakıt zamlarını düşündüğümüzde bile tek başına tarım ürünlerinin nakliye bedeline yansıyacaktır. Bunun dışında üreticiler de karsız faaliyet gösteremeyeceklerine göre onların kazanç elde etmelerini sağlayabilecek çözüm yolları aranmalı ve bazı devlet destekleri daha da arttırılmalıdır. Özellikle çiftçinin olmazsa olmazı olan zirai ilaç, gübre, tohum, fide gibi üretim maliyetlerindeki fiyat artışları önlenmelidir. Yukarıda anlatmaya çalıştığım sorunların temel nedeninin enflasyon olduğunu hepimiz biliyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde TÜİK hesaplarının tartışmaya açık olduğu halde kâğıt üzerinde de olsa dezenflasyon dönemine girdik ve enflasyon da önümüzdeki süreçte düşme eğilimine devam edecek gibi gözüküyor. Enflasyonun düşmesi ile beraber politika faizlerinin de düşme ihtimali son derece yüksek olduğundan bu gelişme, sanayi ve tarım sektörünü olumlu yönde etkileyecektir. Kredi maliyetleri de düşecek olması üretim maliyetlerinin azalmasına sebep olacak ve bu maliyet düşmesi son tüketiciye kadar yansıyacaktır ve başka bir deyişle enflasyon kontrol altına alınmış olacaktır. Ancak dış borç ve faiz ödemelerimizi, bütçe açığımızı dikkate aldığımızda bunun gerçekleşmesinin kolay olmayacağı aşikardır. İnşallah olağanüstü bir olaylar da başımıza gelmez ve program aksamadan devam eder. Yazılı ve görsel basında izlediklerimize göre bazı tarım ürünlerinin ihracat yapılan ülkelerden yüksek tarım ilacı bulunduğu gerekçesiyle iade edilmektedir. Bu işlem tamamen bilinçsiz yapılan üretimden kaynaklanmaktadır. Olaya bu bağlamda bakıldığında tabii ki devlet bütçesinin elverdiği ölçüde her köye bir veteriner, bir ziraat mühendisi veya ziraat teknisyeni atanmalıdır ve tarım ve hayvancılık sektörü daha bilinçli ce sağlıklı üretim yapabilmesi sağlanmalıdır. Hayvan sağlığı ve zirai ilaç kullanımının ilkel yöntemlerle yapılmasının önüne geçilmeli ve bu iki sektör ekonomiye katkı sağlamaya devam edebilsin ve sofralarımızda güvenli ürünler yerini alsın. Bir diğer konu da üreticilerin zorunlu olarak kullandıkları kredi faizlerinin yüksekliğidir. Günümüzde büyük çoğunluk kredi kullanmak durumundadır.…

Ocak’ta En Yüksek Reel Getiri DİBS’te Oldu

Yüksek enflasyonla yaşamaya başladığımız yaklaşık üç yılı aşan bir süreden bu yana hepimiz enflasyondan korunmak, alım gücümüzü düşürmemek, aile bütçemizi en az zararla dengelemek, hayat pahalılığından en az etkilenmek gibi ekonomi verilerini sürekli olarak takip etmeye başladık ve günümüzde de takip etmeye devam ediyoruz. Yaşadığımız bu süreçte zengin iyice zenginleşirken fakir daha da fakirleşti. Parası olan her zaman olduğu gibi paradan para kazanmaya devam etti. Döviz kurlarının yükselişini engellemek amacıyla uygulamaya konulan kur korumalı mevduat sistemi adeta fakirden alınıp zengine verilen bir sistemdir ve devlete olan maliyeti son derece yüksek olduğundan sistemden bu yıl sonuna kadar çıkılmaya çalışılıyor. Merkez bankasının 818 milyar TL zararı KKM yüzündendir. Günümüzde ise bu sistemde parası olanların sayısı epey azaldı ve hükümet de bazı avantajları ortadan kaldırarak sistemin sona ermesine çalışmaktadır.Seçimlerden sonra iş başına gelen ekonomi yönetimi eski sistemin yani düşük faiz yüksek kur sisteminin yanlış olduğunu kabul ederek politika faizlerini 14 ayda %41,5 arttırarak %50 ye kadar yükselmesine rağmen enflasyon da yükselmeye devam ediyor. Son sekiz aydan bu yana politika faizi aynı kaldı. Ancak aralık ve ocak ayında enflasyonun da kâğıt üzerinde veya baz etkisiyle de olsa düşmesi nedeniyken politika faizi 250şer baz puan düşürüldü ve önümüzdeki süreçte de enflasyona bağlı olarak düşme ihtimali yüksektir. Geçtiğimiz üç 6/7 ay öncesine kadar öncelikle otomobil olmak üzere konut, gayrimenkul yatırım aracı olmuştu ve halen yüksek fiyatlar devam ettiği için satışların azalması gündemde. Ancak döviz kurlarının yatay seyretmesi sonucu yatırımcılar konuta yönelmiş gibi gözüküyor. Çünkü son üç aydan bu yana konut satışları yükselme eğilimindedir.Yukarıda bahsetmeye çalıştığım gibi dar ve sabit gelirliler geçim derdinde iken parası olan zenginler de finansal yatırım araçlarından en yüksek getiriyi elde etmek peşinde. Borsa, döviz, gayrimenkul, araç, hisse senedi, devlet iç borçlanma senedi, Euro Bond, altın, kur korumalı mevduat gibi yatırım araçları tamamen varlıklı kimseler için geçerli bir gelir kaynağı olabilir. Yüksek enflasyonun bir diğer sonucu da halkın büyük bir kısmının yoksullaşmasına sebep olmasıdır. Gene büyük bir kesim ise kredi kartlarıyla yaşamını idame ettirmeye çalışmaktadır. Yukarıdaki gelişmelerden sonra TCMB başkanımız Sn. Fatih Karahan tarafından yapılan açıklamada 2024 yıl sonu enflasyon hedefinin %41,5 dan %44 e;2025 hedefinin de %21 e çıkarılarak revize edilmiş oldu. Geçtiğimiz yıl istatistiklerine baktığımızda ise hiçbir tahminin tutmadığını görebiliriz. Sebep olarak da yapılan açıklamada gıda ve hizmet enflasyonunun dirençli olması yani enflasyonun öngörüldüğü şekilde azalmadığı belirtilmektedir. Diğer taraftan doğalgazda devletin sübvansiyonunun sınırlanması, elektrikte tüketim miktarına göre (471 KW-H) sanayi tarifesine geçilmiş olması zamdan başka bir şey değildir. Bu durumda daha iki ay gibi kısa sürede revize edilmiş olan %44 enflasyonu kâğıt üzerinde gerçekleşmiştir. Diğer taraftan dövizden dönüşler de başlamış, yüksek faizle TL’den daha çok kazanılacağı algısı yavaş yavaş gelişmektedir. Yurt dışından yapılan girişler sayesinde uzun bir dönemden sonra merkez bankası rezervleri artı değere yükselmiştir. Ancak yabancılar tarafından yapılan para girişlerinin büyük bir çoğunluğu CARRY-TRADE yöntemi ile gelmiştir ve bir müddet sonra tekrar gidecektir.Dış ticaret açığımız olduğu müddet zarfında finansal yatırım araçlarının reel getiri durumlarını tahmin etmek oldukça zordur. Geçtiğimiz 2023 yılını kesinlikle unutamayacağız. Bir taraftan yaşadığımız deprem felaketi nedeniyle oluşan bütçe açığı ve kapanması için yapılan zamlar, arttırılan vergiler; diğer taraftan Ortadoğu’da halen devam eden belirsizlik gibi koşulların oluşabileceğini öngöremeyiz. Uzun sözün kısası ülkede yatırım yapılmadığı, üretim kaynaklarının verimli şekilde kullanılmadığı süre zarfında ekonomik büyüme gerçekleşmesi zordur. Yani çalışan kazanır ilkesi mutlaka uygulanmalıdır. Millet olarak kolay para kazanmaya, tembelliğe alıştık. Mevduat…

ABD’de ‘Yumurta’ krizi! Fiyatlar fırladı: Raflar boşaldı

ABD’de kuş gribi alarmı yaşanıyor. Salgın nedeniyle milyonlarca tavuğun itlaf edilmesi ‘Yumurta’ krizini beraberinde getirdi. Fiyatlar bir anda fırlarken, marketlerde raflar boşaldı. Fed 2025’te faiz indirimine devam edecek mi? Kararlılık mesajı dikkat çekti ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından ABD Kongresi için yılda iki kez hazırlanan yarı yıllık Para Politikası Raporu’nun şubat sayısı yayımlandı. Fed, enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu belirtti. AA Giriş: 08.02.2025 – 08:27 Güncelleme: 08.02.2025 – 08:27Takip EtGoogle NewsPaylaş Fed, maksimum istihdamı destekleme ve enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu belirterek, politika faizinde yapacağı ek ayarlamalarda verileri dikkate alacağını açıkladı. Fed Başkanı Jerome Powell’ın haftaya Kongre’de sunacağı raporda, enflasyonun 2023’te belirgin bir şekilde yavaşladıktan sonra geçen yıl biraz daha ılımlılaştığı ancak Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) hedefi olan yüzde 2’nin bir miktar üzerinde kalmayı sürdürdüğü ifade edildi. “BÜYÜK ÖLÇÜDE TUTARLI” Tüketici enflasyonundaki düşüşün son dönemde inişli çıkışlı olduğuna işaret edilen raporda, uzun vadeli enflasyon beklentilerine ilişkin ölçümlerin FOMC’nin hedefiyle büyük ölçüde tutarlı olmaya devam ettiği kaydedildi. Raporda, iş gücü piyasasının bir gevşeme döneminin ardından istikrar kazandığı vurgulanarak, işsizlik oranının geçen yılın ilk yarısında yükseldiği ancak daha sonra çoğunlukla yatay seyrettiği belirtildi. Reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) geçen yıl tüketici harcamalarındaki gücün desteğiyle sağlam bir şekilde arttığı kaydedilen raporda, konut piyasasında da mortgage faiz oranlarının hala yüksek seyrettiği aktarıldı. Raporda, finansal koşulların bir miktar kısıtlayıcı görünmeye devam ettiği belirtilerek, kısa vadeli Hazine tahvili faizlerinin eylül ayından bu yana para politikasındaki gevşemeye paralel olarak gerilediği, ancak uzun vadeli tahvil faizlerinin geçen yılın son çeyreğinde belirgin şekilde arttığı ifade edildi. Bankanın raporunda, iş gücü piyasasındaki sıkılığın azalmaya devam etmesi ve enflasyonun bir miktar daha ılımlı seyretmesi üzerine FOMC’nin eylül, kasım ve aralık toplantılarında politika faizini toplam 100 baz puan düşürerek yüzde 4,25-4,50 aralığına çektiği anımsatıldı. Fed’in menkul kıymet varlıklarını azaltmaya devam ettiğine değinilen raporda, “FOMC, maksimum istihdamı destekleme ve enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip.” ifadesine yer verildi. Raporda, Bankanın buna yönelik risklere karşı dikkatli olmayı sürdürdüğü vurgulanarak, politika faizinde yapılacak ek ayarlamaların kapsamı ve zamanlaması değerlendirilirken, gelen veriler, gelişen görünüm ve risk dengesinin ele alınacağı aktarıldı. ABD’de ‘Yumurta’ krizi! Fiyatlar fırladı: Raflar boşaldı ABD’de kuş gribi alarmı yaşanıyor. Salgın nedeniyle milyonlarca tavuğun itlaf edilmesi ‘Yumurta’ krizini beraberinde getirdi. Fiyatlar bir anda fırlarken, marketlerde raflar boşaldı. Giriş: 08.02.2025 – 09:58 Güncelleme: 08.02.2025 – 09:58Takip EtGoogle NewsPaylaş ABD’de kuş gribi salgını yumurta tedarikini olumsuz etkiledi. Özellikle New York ve çevresindeki marketlerde yumurta alımı kısıtlandı. 12 adet yumurta fiyatı 10 dolara (Yaklaşık 350 TL) kadar yükseldi. “MAKSİMUM 3 KARTON YUMARTA ALINABİLİR” UYARISI New York’ta kuş gribini önlemek amacıyla bazı ilçelerdeki canlı kümes hayvanı pazarları geçici kapatıldı. Bazı marketler, yumurta reyonlarına bir müşterinin en fazla 3 karton yumurta alabileceğini belirten uyarı notları astı. Tavuk ürünlerinin bulunduğu rafların çoğunun boş olduğu gözlenirken, bazı market yönetimlerinin astığı uyarı notlarında, kuş gribi nedeniyle “sağlık standartlarına uygun yumurta bulmakta zorluk çektiklerini” belirten ifadeler kullanıldı. KUŞ GRİBİ ALARMI VERİLDİ ABD’de bazı yumurta üreticileri ve çiftlik hayvanları üretici birlikleri tarafından yapılan açıklamalarda, yüksek derecede patojenik kuş gribinin (HPAI) yayılması nedeniyle her ay milyonlarca tavuğun itlaf edildiğini ve bunun ülke çapındaki kümes hayvanı çiftliklerindeki üretimi ciddi şekilde etkilediği bilgilerine yer verildi. 3 YILDA 110 MİLYON TAVUK…

Fed 2025’te faiz indirimine devam edecek mi? Kararlılık mesajı dikkat çekti

ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından ABD Kongresi için yılda iki kez hazırlanan yarı yıllık Para Politikası Raporu’nun şubat sayısı yayımlandı. Fed, enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu belirtti. Fed, maksimum istihdamı destekleme ve enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu belirterek, politika faizinde yapacağı ek ayarlamalarda verileri dikkate alacağını açıkladı. Fed Başkanı Jerome Powell’ın haftaya Kongre’de sunacağı raporda, enflasyonun 2023’te belirgin bir şekilde yavaşladıktan sonra geçen yıl biraz daha ılımlılaştığı ancak Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) hedefi olan yüzde 2’nin bir miktar üzerinde kalmayı sürdürdüğü ifade edildi. “BÜYÜK ÖLÇÜDE TUTARLI” Tüketici enflasyonundaki düşüşün son dönemde inişli çıkışlı olduğuna işaret edilen raporda, uzun vadeli enflasyon beklentilerine ilişkin ölçümlerin FOMC’nin hedefiyle büyük ölçüde tutarlı olmaya devam ettiği kaydedildi. Raporda, iş gücü piyasasının bir gevşeme döneminin ardından istikrar kazandığı vurgulanarak, işsizlik oranının geçen yılın ilk yarısında yükseldiği ancak daha sonra çoğunlukla yatay seyrettiği belirtildi. Reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) geçen yıl tüketici harcamalarındaki gücün desteğiyle sağlam bir şekilde arttığı kaydedilen raporda, konut piyasasında da mortgage faiz oranlarının hala yüksek seyrettiği aktarıldı. Raporda, finansal koşulların bir miktar kısıtlayıcı görünmeye devam ettiği belirtilerek, kısa vadeli Hazine tahvili faizlerinin eylül ayından bu yana para politikasındaki gevşemeye paralel olarak gerilediği, ancak uzun vadeli tahvil faizlerinin geçen yılın son çeyreğinde belirgin şekilde arttığı ifade edildi. Bankanın raporunda, iş gücü piyasasındaki sıkılığın azalmaya devam etmesi ve enflasyonun bir miktar daha ılımlı seyretmesi üzerine FOMC’nin eylül, kasım ve aralık toplantılarında politika faizini toplam 100 baz puan düşürerek yüzde 4,25-4,50 aralığına çektiği anımsatıldı. Fed’in menkul kıymet varlıklarını azaltmaya devam ettiğine değinilen raporda, “FOMC, maksimum istihdamı destekleme ve enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip.” ifadesine yer verildi. Raporda, Bankanın buna yönelik risklere karşı dikkatli olmayı sürdürdüğü vurgulanarak, politika faizinde yapılacak ek ayarlamaların kapsamı ve zamanlaması değerlendirilirken, gelen veriler, gelişen görünüm ve risk dengesinin ele alınacağı aktarıldı. Kaynak : İstanbul Ticaret Gaztesi

Haftanın kazandıranı altın oldu: İşte yatırım araçlarının performansları

Bu hafta yatırım araçlarının performansı belli oldu. Buna göre Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 0,53 azalırken, altının gram fiyatı yüzde 2,63, dolar/TL yüzde 0,34, avro/TL yüzde 0,27 artış kaydetti. BIST 100 endeksi, en düşük 9.619,83 puanı ve en yüksek 9.962,68 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 0,53 altında 9.951,65 puandan tamamladı. Kapalıçarşı’da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,63 artışla 3 bin 321 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,59 yükselişle 22 bin 500 liraya çıktı. Geçen hafta sonu 5 bin 420 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 2,64 artarak 5 bin 563 liraya yükseldi. Bu hafta ABD doları yüzde 0,34 değer kazanarak 35,9810 liraya, avro yüzde 0,27 artışla 37,3210 liraya çıktı. Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,02, emeklilik fonları yüzde 0,47 değer kaybetti. Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıranlar yüzde 3,11 ile “kıymetli maden” fonları oldu.

2025 emekli ikramiyesi için tek formül! Bayram ikramiyesi ne kadar olacak?

Emekli zammı düzenlemeleri sonrası sıra bayram ikramiyesi için atılacak adımlara geldi. 3000 TL olarak uygulanan emekli ikramiyesi ödemesinin 2025 yılı için artırılması bekleniyor. Masadaki en güçlü formül belli oldu. Ocak 2025’te emekli kök maaş zammı yüzde 15,75 olarak kayıtlara geçerken, en düşük emekli maaşı da 14 bin 469 TL olarak belirlendi. 16 milyon emeklinin beklediği bir diğer düzenleme ise bayram ikramiyesi oldu. Emekli bayram ikramiyesi mevcut durumda 3.000 TL olarak uygulanıyor.  EMEKLİYE YÜZDE 15,75 ZAM TÜİK’in aralık ayı enflasyonunu duyurması sonrası Ocak-Haziran döneminde SSK, BAĞ-KUR emekli maaşları için uygulanacak zam oranı yüzde 15,75 olarak belirlendi.  Emekliler Ocak ayında zamlı maaşlarını hesaplarında gördüler. En düşük emekli maaşı alanlar için yapılan düzenleme henüz Resmi Gazete’de yayımlanmadığı için buradan doğan maaş farkları hesaplara yatmadı. Ancak herhangi bir hak kaybı olmayacak.  EMEKLİYE MAAŞ FARKI GELECEK HAFTA HESAPLARDA Bununla beraber en düşük emekli maaşı da 12 bin 500 TL’den 14 bin 469 TL’ye yükseltildi. Bu düzenleme için Meclis’te yasalaşma süreci tamamlandı. Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanması sonrası SGK bu düzenlemeden doğan maaş farklarını hesaplara yatıracak.  Önümüzdeki hafta içinde Ocak 2025 emekli maaş farkı ödemelerin yapılması bekleniyor.  SIRA BAYRAM İKRAMİYESİ DÜZENLEMESİNE GELDİ SSK, BAĞ-KUR ve memur emeklisi için zam düzenlemeleri yapıldı. Şimdi sıra emekli bayram ikramiyesi için yapılacak düzenlemelere geldi.  Bayram ikramiyesi emekli maaşı ne olursa olsun bütün emeklilere aynı miktarda ödeniyor. Yalnızca dul ve yetimler hissesi oranında emekli ikramiyesi ödemesi alıyor.  2024’te emekli bayram ikramiyesi 2 bin TL’den 3 bin TL’ye çıkarıldı. Geçen yıl yüzde 75 hissesi olan dul ve yetimler 2.250 TL, yüzde 50 hissesi olanlar 1.500 TL yüzde 25 hissesi olanlar 750 TL bayram ikramiyesi aldı.  EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ NE KADAR OLACAK? 3 bin TL olarak uygulanan emekli ikramiyesinin bu yıl da artması bekleniyor. Bunun için bütçe çalışması gerçekleştirilecek.  Türkiye’de 16 milyon emekli bulunuyor. 2 bayramda toplam geçen yıl 96 milyar TL ikramiye ödemesi yapıldı.  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı konu hakkında bir çalışma yapacak. Buna göre yeni tutar ‘Resen’ alınan kararla belirlenecek ve Meclis süreci başlayacak.  2024 yılında enflasyon yüzde 44,38 düzeyinde gerçekleşti. 2025 yılı enflasyon beklentisi ise yüzde 24 oldu. Bu rakamlara göre hesap yapıldığında bayram ikramiyesi 3.700 ila 4.300 TL arasında belirlenebilir. İki rakamın ortalaması dikkate alındığında 4.000 TL rakamı en güçlü senaryo olarak ortaya çıktı. Ayrıca bayram ikramiyesi geçen yıl da 1.000 TL artırılmıştı.  Bayram ikramiyesinin 4.000 TL olması durumunda emeklilere 2025’te toplamda 8.000 TL ödeme yapılacak. Bu rakamın da bütçeye maliyeti 128 milyar TL olacak.  2025 BAYRAM İKRAMİYESİ NE ZAMAN YATACAK? Emekli bayram ikramiyesi ödemeleri, bayramdan önceki hafta içinde ödeniyor.  Ramazan Bayramı ikramiyesinin 24-28 Mart tarihleri arasında; Kurban Bayramı ikramiyesinin ise 2-6 Haziran tarihleri arasında ödenmesi bekleniyor. Bayram ikramiyesi ödemesi emeklilerin her hangi bir başvuru yapmasına gerek kalmadan emekli maaşı aldıkları banka hesaplarına otomatik yatacak. 

Kirada oturan emekli ev sahibi vergiden muaf: KDK’dan karar!

mekli öğretmen, adına kayıtlı konut bulunmasına rağmen kiracı olarak yaşadığı evdeki ekonomik durumu nedeniyle belediyeden emlak vergisinden muafiyet talep etti. Başvurusu kabul edilmeyen emekli, KDK’ye başvuruda bulundu. KDK, belediyeyle görüşerek talebin olumlu karşılanmasını sağladı. KDK’nin kararına göre, adına kayıtlı konut niteliğinde bir taşınmazı bulunan ancak başka bir evde kiracı olarak yaşayan emekli öğretmen, emekli maaşı dışında gelirinin bulunmadığını belirterek, belediyeden emlak vergisinden muaf tutulmayı talep etti. KDK BELEDİYE İLE GÖRÜŞME YAPTI Talebi kabul edilmeyen ve Temmuz 2024’te vergi borcu ödeme emri gönderilen emekli, uzun yıllardır kirada yaşadığı konuttan alışkanlıkları nedeniyle ayrılamadığını bildirerek, ekonomik durumu dikkate alınarak emlak vergisinden muafiyet işlemlerinin yapılması talebiyle KDK’ye başvurdu. Başvuruyu değerlendiren KDK, ilgili belediyeyle başvurucunun talebinin karşılanması adına görüşme yaptı. Talebi olumlu karşılayan belediye, başvurucunun emlak vergisinden muafiyeti adına işlem tesis edildiğini KDK’ye bildirdi. Kaynak : İstanbul Ticaret Gazetesi

Merkez Bankası’ndan faiz indirimi ve enflasyon mesajı

Son dakika haberi: Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan 2025 yılının ilk enflasyon raporunu açıkladı. TCMB Başkanı Karahan, “Enflasyonun ana eğiliminin ilk çeyrekteki artış sonrası ikinci çeyrekte tekrar yavaşlayacağını öngörüyoruz. Piyasa fiyatlamaları hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde 2025’te faizlerin daha yavaş indirileceğine işaret ediyor” dedi. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın “Enflasyon Raporu 2025-I” sunumu gerçekleşti. Karahan, 2025’te gelişmekte olan ülkelerde faiz indirimlerinin yavaş olacağını öngördüklerini açıkladı. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “DEZENFLASYON SÜRECİ SÜRÜYOR” Dezenflasyon sürecimiz devam ediyor. Makroekonomik göstergeler de bu süreçle uyumlu şekilde ilerliyor. İç talebin enflasyondaki düşüşü destekleyici seviyelere geldiğini, enflasyonun ana eğiliminin düşüş trendinde olduğunu değerlendiriyoruz. Para politikasındaki sıkı duruşumuzu dezenflasyonun devamını sağlayacak şekilde sürdüreceğiz. Küresel büyümede kademeli toparlanma öngörüsü korundu. Küresel ticaret politikalarına dair belirsizlik son dönemde yükseldi. Enerji fiyatları son dönemde dalgalı bir seyir izledi. “GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE FAİZ İNDİRİMLERİ YAVAŞLAYABİLİR” Merkez bankaları enflasyon eğilimini dikkate alarak parasal sıkılığı azaltıyor. Piyasa fiyatlamaları hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde 2025’te faizlerin daha yavaş indirileceğine işaret ediyor. Üretim göstergeleri iktisadi faaliyette toparlanmaya işaret ediyor. Korumacı eğilimlerin artması ve jeopolitik riskler büyüme üzerinde aşağı yönlü, enflasyon üzerinde yukarı yönlü riskleri artırıyor. Talep koşulları enflasyondaki düşüşü destekleyici seviyelerde. “ENFLASYON BEKLENTİLERİ GERİLİYOR” Son rapor döneminden bu yana enflasyon gelişmeleri öngörülerimizle uyumlu oldu. Tüm göstergeler ana eğilimde kademeli bir yavaşlamaya işaret ediyor. Ana eğilim Ocak ayında ise öngörülerimizle uyumlu geldi. Ocak ayında zamana bağlı fiyatlama yapılan kalemlerdeki enflasyon öne çıktı. Enflasyonun ana eğiliminin ilk çeyrekteki artış sonrası ikinci çeyrekte tekrar yavaşlayacağını öngörüyoruz. Hizmet enflasyonu kademeli olarak güç kaybediyor. Kira enflasyonu yavaşlıyor. Üretici enflasyonundaki zayıflama temel mallarda enflasyonu olumlu etkiliyor. Tüketici ve firmaların enflasyon beklentileri de gerileme eğiliminde. “KİRA ENFLASYONU YAVAŞLIYOR” Hizmet enflasyonu kademeli olarak güç kaybediyor. Hizmetlerde yıllık bazda düşüş sürüyor. Kira enflasyonu yüksek olmakla beraber yavaşlama eğiliminde. Yenilenen kira sözleşmelerindeki artış oranı düşüyor. Sözleşmelerindeki artış oranının mevcut yıllık kira enflasyonunun altında kaldığını görüyoruz. Üretici enflasyonundaki zayıflama temel mallarda enflasyonu olumlu etkiliyor. Tüketici ve firmaların enflasyon beklentileri de gerileme eğiliminde. Öte yandan enflasyona yönelik tahminlerde sunumda paylaşıldı. Fatih Karahan açıklamalarında “2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 24 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. 2026 için yüzde 12 tahminini koruduk, 2027’de yüzde 8’e gerilemesini hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

MCA World 2025’te Hidrojenin Geleceği Masaya Yatırılıyor!

MCA World 2025 Fuarı kapsamında gerçekleşecek Hidrojen Paneli, enerji dönüşümünde kritik rol oynayan hidrojenin üretim, depolama, iletim ve kullanım süreçlerine odaklanarak sektördeki en önemli yenilikleri ele alacak. Alanında uzman isimler, Türkiye ve dünyadaki hidrojen yatırımlarını değerlendirecek. MCA World 2025, sanayi ve enerji sektörlerinde büyük bir dönüşüm sağlayacak olan hidrojen konusunu derinlemesine incelemek üzere özel bir panel düzenliyor. 12 Nisan Cumartesi günü gerçekleşecek Hidrojen Paneli, sektörde söz sahibi uzmanları, akademisyenleri ve yatırımcıları bir araya getirerek hidrojen ekonomisinin geleceğini tartışmaya açacak. Panelde, hidrojenin üretimi, depolanması, sanayiye entegrasyonu ve gelecekteki kullanım alanları gibi kritik konular ele alınacak. Alanında uzman konuşmacılar, sektöre yön verecek yenilikçi yaklaşımları ve yatırım fırsatlarını paylaşacak. PANELDE YER ALACAK KONUŞMACILAR VE SUNUM KONULARI Doğukan ÜNAL (IPEC Endüstriyel Proje Mühendislik Genel Müdürü): Hidrojen ekonomisinin gelişimi için kritik altyapılar, depolama tesisleri, liman altyapıları ve hidrojen boru hatlarının stratejik önemi. Türkiye’nin 2030, 2035 ve 2053 hedefleri doğrultusunda geliştirilmesi planlanan projeler ve global başarı hikayeleri. Hüseyin Kerem ÖNER (GMKA Hidrojen Vadisi Enerji ve Sanayi Birimi Başkanı): HYSouthMarmara Projesi kapsamında yeşil hidrojen üretimi, yerli ekipman geliştirme ve Sodyum BorHidrür teknolojileri. Hidrojen türevleri üretimi ve bu dönüşümün sanayiye etkileri. Prof. Dr. Selmiye ALKAN GÜRSEL (Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi): Hidrojen üretim yöntemleri, elektrolizör ve yakıt pili teknolojileri. Hidrojenin gelecekteki potansiyel kullanım alanları. Prof. Dr. Metin TANOĞLU (İYTE Makina Mühendisliği Öğretim Üyesi): Yüksek basınç altında hidrojen depolama teknolojileri, güncel uygulamalar ve elyaf takviyeli kompozit malzemelerle depolama tankı üretimi. Farklı tank çeşitleri ve imalat yöntemleri. Alper ATALAY (Biga Hidrojen Chief Operating Officer): Yeşil hidrojen üretimi için verimli, standartlaşmış ve modüler elektrolizör tasarımı. Türkiye’de ve endüstride hidrojen yatırımlarında yaşanan zorluklar ve çözüm önerileri. Hidrojenin geleceğine yön veren bu önemli panelde siz de yerinizi alın! MCA World 2025’te hidrojen ekonomisini, yenilikçi projeleri ve yatırım fırsatlarını keşfetmek için bize katılın. Etkinlik Tarihi: 12 Nisan 2025Etkinlik Yeri: İstanbul Fuar Merkezi 3. Hol MCA World Ölçü – Kontrol ve Otomasyon Sistemleri 2025 Fuarı Panel Alanı Detaylı bilgi ve kayıt için https://mcaworld.ftsonlineregistry.com/?lng=tr

Ekonomist Zafer ÖZCİVAN – TÜRKİYE DE İTHALAT DOĞUDAN İHRACAT BATIYA

İthalat hacmindeki gerileme, Orta Doğu’daki çatışma ortamı, değişen jeopolitik öncelikler, mevcut stoklar ve arz ekseniyle paralel çizgide şekillendi. Ticaret Bakanlığı, 2024 yılının Dış Ticaret İstatistikleri veri setini yayınladı. Buna göre, mevcut enerji bağımlılığına karşın Türkiye’nin dış ticaretteki en büyük partneri Çin oldu. Ankara, 2024 yılı boyunca Pekin’den 44,935 milyar dolarlık (1,587 trilyon Türk Lirası) ürün sipariş etti. Bir önceki yıla kıyasla (45,048 milyar dolar – 1,591 trilyon Türk Lirası) ithalatta gerileme olsa da yüzde 13,1’lik payla Çin ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 12,8’le Rusya, yüzde 7,9’la Almanya, yüzde 5,6 ile İtalya, yüzde 4,7 ile ABD, yüzde 3,6 ile Fransa takip etti. Rusya ile yapılan ticaret, 2022’de 58,849 milyar dolarken (2,78 trilyon Türk Lirası), 2023’te 45,6 milyar dolara (1,61 trilyon Türk Lirası), 2024’te 43,915 milyar dolara (1,551 trilyon Türk Lirası) geriledi. Geçtiğimiz yıl, Rusya ile Çin arasındaki makas 500 milyon dolar (17,6 milyar Türk Lirası) bandına kadar düşmüştü. Enerji pastası Türkiye ile Rusya arasındaki ticaretin önemli kalemini enerji ithalatı oluşturuyor. Dışişleri Bakanlığı’na göre, Türkiye enerjide yüzde 74 oranında dışa bağımlı bir ülke. 2024 yılında 65,635 milyar dolarlık (2,318 trilyon Türk Lirası) enerji ithalatı yapıldı. Geride bıraktığımız yıl bu alımın ağırlıklı olarak hangi ülkeden yapıldığı belirtilmese de Enerji Bakanlığı’nın 2022 verilerine göre, doğalgaz (yüzde 42,2), petrol (yüzde 39,5), kömür (yüzde 40,5) kalemlerinde Rusya ilk sıradaydı. Çin, Türkiye’nin enerji ithalatında listede olmamasına rağmen, yani 65,635 milyar dolarlık pazarda önemli payı bulunmamasına karşın, bu alanda lider konumdaki Rusya’yı geride bıraktı. Ankara’nın 2024 yılındaki ithalatı yüzde 4,9 gerilemeyle 344,085 milyar dolar (12,15 trilyon Türk Lirası) olarak ölçüldü. Bu rakam bir önceki yıl 361,967 milyar dolardı (12,78 trilyon Türk Lirası). Gerileme, Orta Doğu’daki çatışma ortamı, değişen jeopolitik öncelikler, mevcut stoklar ve arz ekseniyle paralel çizgide şekillendi. Türkiye’nin 2024’te Türk Lirası ile yaptığı ithalatın toplamı 811,402 milyar lira (22,97 milyar dolar) civarındaydı. İhracat İthalattaki 16 milyar doları (565,16 milyar Türk Lirası) aşan gerilemeye karşın ihracatta, 2023 yılına kıyasla yüzde 2,46’lık artışla 6 milyar dolardan (211,94 milyar Türk Lirası) daha fazlaydı. Türkiye’nin en çok ürün ihraç ettiği ülke, 20,438 milyar dolarla (721,92 milyar Türk Lirası) Almanya’ydı. Onları, 16,347 milyar dolarla (577,42 milyar Türk Lirası) ABD, 15,236 milyar dolarla (538,18 milyar Türk Lirası) İngiltere takip etti. Almanya, Türkiye ihracatının yüzde 7,8’inde pay sahibiyken, ABD yüzde 6,2, İngiltere yüzde 5,8, Irak yüzde 5, İtalya yüzde 4,9. Çin İthalatta ilk sırada yer alan Çin, ihracatta ilk 20 ülke arasında yoktu. Yani açığın 40 milyar dolardan daha fazlası Pekin’le ticari ilişkilerden kaynaklanıyor. Türkiye, bu açığı dizginlemek için geçtiğimiz aylarda Avrupa Birliği harici bir ülkeden yapılacak e-ticaret alışverişinde, 30 euroyu (1.093 TL) aşan değere sahip ürünlere yüzde 30 yerine yüzde 60 vergi uygulanacağını açıklamıştı. Ayrıca, 8 Haziran 2024 itibarıyla Çin’den ithal edilecek elektrikli araçlara yüzde 40 gümrük vergisi getirildi. Bunun üzerine Çin, Ekim 2024’te Türkiye’yi Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayet etmişti. Rusya İthalatın ikinci sırasındaki Rusya, yüzde 3,3’lük payla 11. sıradaydı. Türkiye, Rusya’dan 43,915 milyar dolarlık mal almasına karşın, Rusya’ya 8,567 milyar dolarlık (302,61 milyar Türk Lirası) ürün satabildi. 2023’te bu rakam 10,907 milyar dolardı (385,26 milyar Türk Lirası). Hem ihracat hem de ithalatta rakamların aşağı yönlü olması, ekonomiden farklı olarak, 2024’ün son günlerinde siyasi arenada ‘arabuluculuk’ tartışmalarıyla yankılanmıştı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarına ilişkin, Türk menşeli silahların Ukrayna ordusu tarafından…

Ekonomist Zafer ÖZCİVAN : AVRUPA TRUMP IN İKİNCİ DÖNEMİNDEN ENDİŞELİ

Yeni bir küresel ankete göre, İngiltere, Güney Kore ve AB üyeleri gibi geleneksel ABD müttefiki ülkelerin vatandaşları, Trump yönetiminin geleceği konusunda dünyanın geri kalanına kıyasla daha fazla endişeli. Türkiye’deki genel görüş ise kararsız. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) ve Oxford Üniversitesi’nin “Europe in a Changing World” araştırma projesi kapsamında yapılan anket, dünya genelinde farklı ülkelerin Trump’ın başkanlığına dair görüşlerini ve gelecekteki dünya düzenine ilişkin beklentilerini ortaya koydu. Buna göre, ABD’nin Avrupa’daki müttefikleri Donald Trump’ın liderliğinde gelecekteki küresel düzen konusunda endişeli. Yine ankete göre, Türkiye’deki katılımcıların önemli bir kısmı, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ABD ve dünya barışı için olumlu olacağını düşünüyor. Ancak, olumsuz bakan ve kararsız olan katılımcıların sayısı da oldukça fazla. Aynı zamanda Türkiye’deki katılımcıların neredeyse yarısı, ABD’nin önümüzdeki 20 yıl içinde demokrasi olmaktan çıkabileceğini düşünüyor. Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere’de halkın çoğunluğu ikinci bir Trump yönetiminin Amerikan vatandaşlarına, kendi ülkelerine ve küresel çatışmaların çözümüne zarar vereceğini düşünüyor. Benzer şekilde Güney Kore’de de Trump’a yönelik kamuoyu algısı oldukça düşük. Euronews’e konuşan Oxford Üniversitesi’nden tarihçi ve araştırmanın eş yazarı Timothy Garton Ash, “Bizim [AB ve Güney Kore] ortak noktamız nedir? İkimiz de ABD’nin müttefikiyiz ve güvenliğimiz için ABD’ye muhtacız,” dedi. Ancak Trump’ın dış politikadaki öngörülemezliği, özellikle de NATO’ya ve Ukrayna’da devam eden savaşa yaklaşımı, ABD’nin bir çatışma durumunda transatlantik müttefiklerini destekleyip desteklemeyeceği konusunda Avrupa’da giderek artan endişelere yol açıyor. Ancak ECFR, AB’nin ABD’nin seçilmiş başkanı ve bloğun bu ülkeyle nasıl bir ilişki içinde olması gerektiği konusunda bölünmüş durumda olduğunu da ekliyor. Garton Ash, “Korkarım Trump’ın etkisi sadece Batı’yı bölmekle kalmayacak, Avrupa’yı da bölecek. Bu da biz Avrupalılar için büyük bir meydan okuma,” diye ekledi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin kısa süre önce Florida’daki konutu Mar-a-Lago’ya yaptığı ziyareti ya da Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Trump’a verdiği güçlü desteği hatırlattı. Rapora göre, AB’nin Trump’a karşı doğrudan bir birlik sağlama çabası hem üye ülkeler arasında hem de üye ülkeler içinde büyük bölünmelere yol açabilir. Blok genelinde, katılımcıların yüzde 21’i ABD’yi çıkar ve değerleri paylaşan bir müttefik olarak görürken, yüzde 50’si gerekli bir ortak, yüzde 3’ü ise çatışma halindeki bir rakip olarak değerlendiriyor. Avrupa’daki algıların aksine, Hindistan, Çin ve Rusya gibi ülkelerde yaşayanlar, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü konusunda daha iyimser ve bunun kendi ülkeleri ve küresel barış için faydalı olduğunu düşünüyor. Rapor bu iyimserliği Trump’ın Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşları sona erdirme vaatlerine bağlıyor ancak bu vaatlerin yerine getirilmemesinin önümüzdeki yıllarda kamuoyunun görüşünü değiştirebileceği uyarısında bulunuluyor. Örneğin, Hindistan’daki katılımcıların yüzde 82’si Trump’ın başkanlığının dünya barışı için iyi olacağını düşünürken, bu görüş Suudi Arabistan’da vatandaşların yüzde 57’si ve Çin’de yarısından fazlası (yüzde 52) tarafından paylaşılıyor. Etki için yarış ABD’nin önümüzdeki yıllardaki rolüne ilişkin algılamalardaki bölünmeler, hangi ülkelerin başlıca küresel aktörler olacağına ilişkin algılamalara da yansıyor. Dünya genelinde pek çok kişi Avrupa Birliği’ni giderek daha büyük bir küresel güç olarak görmektedir. Aralarında Çin, ABD ve Suudi Arabistan’ın da bulunduğu çoğu ülke AB’nin diğer büyük güçlerle eşit şartlarda müzakere edebileceğini düşünmektedir. Ancak araştırma, AB’nin etkisine en şüpheyle yaklaşanların Avrupalıların kendileri olduğunu ve vatandaşların neredeyse yarısının AB’nin ABD ya da Çin ile eşit şartlarda müzakere edebileceğinden şüphe duyduğunu gösteriyor. (Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.) ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar zozcivan@hotmail.com

Ekonomist Zafer ÖZCİVAN : 2025 YILINDA PİYASALARI ETKİLEYECEK 5 FAKTÖR

Borsada yeni rekorların kırıldığı bir yılın ardından, 2025’in daha fazla ralli bekleniyor. Peki yeni yılda piyasa duyarlılığını değiştirebilecek temel faktörler neler? Küresel hisse senetleri 2024 yılında, özellikle üretken yapay zekâ ve küresel ekonomik toparlanma sayesinde rekor seviyelere ulaştı. Analistlere göre, 2024’teki olumlu ekonomik zemine dayanarak, küresel ekonominin büyümeye devam etmesi ve hisse senetlerinin yeni yılda da dalgayı sürdürmesi bekleniyor. Borsa coşkusu 2025’te de sürecek mi? İngiltere merkezli yatırım yönetimi şirketi Brooks Macdonald, enflasyon baskılarının hafiflemesi ve faiz oranlarının düşmesinin piyasa performansını artırmasının beklendiğini belirtiyor. Crawford Fund Management’ın yönetici ortağı Chris Crawford, ABD’de piyasaların “2025’te vergi indirimlerinin uzatılması (ve olası iyileştirilmesi)” ile de desteklenebileceğini söyledi. Bir başka servet yöneticisi AJ Bell de yatırımcıların “doğru yaklaşımı” seçmeleri halinde hisse senedi piyasalarında, özellikle de “Büyük Teknoloji” alanında iyi sonuçlar alınacağını öngörüyor. AJ Bell yatırım direktörü Russ Mould, yapay zeka sayesinde piyasanın kurallarının değiştiği konusunda uyardı ve “yatırımcıların bir zamanlar ‘hızlı değişim zamanlarında, deneyim en kötü düşmanınız olabilir’ diyen Amerikalı sanayici J. Paul Getty’nin sözlerini dikkate almaları gerektiğini, çünkü uzun süredir devam eden değerleme disiplinlerine bağlı kalanların, genel olarak ABD hisse senetleri, daha spesifik olarak yapay zeka ile ilgili isimler ve kripto para birimleri hızla yükselirken geride kaldığını” söyledi. Mould, daha soğuk enflasyon, istikrarlı büyüme ve düşük faiz oranları umulduğu gibi geliştiği sürece bu eğilimin devam etmesini beklediğini belirtti. Chris Crawford, Bitcoin’in son rallisinin sona ermediğini de sözlerine ekledi. “Finansal danışmanlar ve kurumlar Bitcoin’i portföylerine entegre ettikçe Bitcoin’in artan ana akım benimsenmesi yeni yılda beklediğimiz bir başka ilginç anlatıdır,” dedi. Bununla birlikte, piyasaların ticaret ve büyüme üzerinde baskı yaratabilecek borç, gümrük vergileri ve daha güçlü bir dolar gibi risklerin farkında olması gerektiğini belirtti. Piyasayı şekillendirebilecek beş temek faktör nelerdir? Analistler, büyük ekonomilerin ekonomik büyümeyi tehlikeye atabilecek artan bir borç sorunuyla boğuştuğu konusunda hemfikir. Brooks Macdonald, 2025 yılı için hazırladığı görünüm raporunda “Bu zorlukların ele alınması, 2025 yılında ekonomik istikrarın korunması açısından hayati önem taşıyacaktır” dedi. İngiltere ve Fransa’da borcun GSYH’ye oranı sırasıyla neredeyse yüzde 100 ve yüzde 112. Havuzun diğer tarafında ise ABD yüzde 123 ile karşı karşıya ve bu oranın daha da yükselmesi bekleniyor. “Başkan seçilen Trump’ın politika paketi, halihazırda rekor düzeyde olan 36 trilyon dolar tutarındaki devlet borçlanmasındaki büyümeyi daha da hızlandırabilir” diyen Mould, ABD’nin bu borcun yıllık faiz faturasının halihazırda 1 trilyon doları aştığını ve bunun “savunma bütçesinden daha büyük bir meblağ” olduğunu sözlerine ekledi. ABD giderlerini kısmaya ya da gelirlerini arttırmaya başlamadığı sürece, ileride sorun çıkabilir. Olası senaryolar arasında “artan arz karşısında tahvil getirilerinin yükselmesi, faiz oranlarının daha uzun süre yüksek kalması ya da FED’in faiz oranlarını düşürmeye çalışması” olduğunu belirten Mould, “bu son senaryo, yatırımcıların algılanan değer depoları aramasıyla altının (ve bu bağlamda Bitcoin’in) yükselişe geçmesinin nedeni olabilir” dedi. ABD’nin ekonomik büyümesinin etkileyici olması beklenirken, Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleri de dahil olmak üzere ticaret politikası Çin’i ve başta Almanya olmak üzere Euro bölgesini diğer bölgelerin gerisine itebilir. Gümrük vergileri ayrıca ABD’de enflasyonu körükleyerek FED’in para politikasını değiştirmesine yol açabilir. Ancak analistler iyimser. Crawford, “Trump yönetiminin gümrük tarifeleri uygulamasının hedefli ve sınırlı kalması beklendiğinden, büyük bir ticaret savaşı olasılığı abartılı olabilir,” dedi. Mould, “Trump ilk döneminde gümrük vergileri konusunda yüksek sesle konuştu ve büyük bir sopa taşıdı, ancak sopayı gerçekten sadece Çin’e karşı kullandı,” dedi. “Trump’ın anlaşma arayışındaki eğilimi göz…

Mekanların hava kalitesi performans ve verimliliği doğrudan etkiliyor!

Systemair’den mekanların hava kalitesini verimli kılan öneriler

Mekanların hava kalitesi performans ve verimliliği doğrudan etkiliyor!

Kapalı alanlarda yer alan ve hava kalitesini bozan kirleticiler, tüm canlılar için yaşam standartlarını olumsuz etkileyen unsurların başında geliyor. Bu nedenle yeterli oksijen yoğunluğuna sahip havanın sağlanması ve kirli havanın ortamdan uzaklaştırılması büyük önem taşıyor. Systemair Türkiye Satış Direktörü Şahin Büyükkaya, farklı mekan koşullarına uygun doğru havalandırma sistemi tercihi ile yaşam koşullarının üst düzeye çıkarılarak verimlilik elde edilmesi için belirli kriterlere uyulması gerektiğine dikkat çekti.

IFCO, MODANIN RİTMİNİ İSTANBUL’UN ENERJİSİYLE BULUŞTURUYOR!

Sektörün merak ile beklediği buluşması IFCO İstanbul Fashion Connection, moda dünyasının nabzını tutmaya devam ediyor. Moda endüstrisinin merakla beklenen yeni sezon tasarımlarına ev sahipliği yapacak olan IFCO, 5-8 Şubat 2025’te ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Avrupa’nın en büyük Hazır Giyim ve Moda Fuarı IFCO, her zaman olduğu gibi yenilikçi tasarımları, güncel trendleri, lider tasarımcıları ve markaların üst düzey isimlerini modanın kalbi olan İstanbul’da bir araya getiriyor. Söz konusu fuara kadın, erkek, çocuk giyim, deri ve kürk konfeksiyon, denim ve spor giyim, abiye ve damatlık, iç giyim ve çorap ürün grupları ile hazır giyim perakende sektörünün öncü firmalarından 500’ün üzerinde firma katılım sağlayacak. IFCO; yerli ve yabancı büyük hazır giyim üreticileri, uluslararası zincir mağaza, department store satın alma yöneticileri, kendi markası için koleksiyon yaptıran uluslararası marka ve zincirlerin yöneticileri, belli ürün gruplarında uzmanlaşmış mağazaların yöneticileri, online satış platformlarının yöneticileri, ithalatçı, toptancı firmalar, distribütörler, tasarımcılar, kendi markasıyla üretim yaptıranlar gibi geniş bir yelpazeye sahip ürün gruplarını bir çatı altında birleştiriyor. Markalar Özel Bölümünde, hazır giyim sektöründe markalaşmış, dünyanın birçok noktasına ihracat yapan ve koleksiyonları ile ön palana çıkan firmalar yer alıyor. Önceki yıllarda dünyanın her yerine ihracat yapma kapasitesi olan çok sayıda yerli markaya ev sahipliği yapan IFCO, bu sezon da İpekyol, Kiğılı, Damat, Naramax, Rojbey, Armine, Markahub, Jimmy Key, Kayra, NCS, Jakamen ve Sabri Özel gibiuluslararası müşteri ağlarını genişletmek isteyen yerli markaların buluşma noktası olacak. IFCO fuarında ziyaretçiler, Türk moda tasarımcılarına özel olarak ayrılan The Core İstanbul alanını da gezerek Türk modacıların son trend tasarımlarını da inceleyebiliyor. Türkiye’nin önde gelen moda tasarımcılarını ve hazır giyim markalarını uluslararası alıcılar ile bir araya getirerek marka ve tasarımcıların koleksiyonlarını ticari faaliyete dönüştürme olanağı sağlayan IFCO Fuarı’nda bulunan The Core İstanbul, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor. IFCO, 2025’in ilk edisyonunda bebek ve çocuk giyim firmalarının da yoğun katılımı ile sektörü bir araya getirecek. Bebek ve çocuk giyim üreticileri, ihracat hacmini Hazır Giyim ve Moda Fuarı IFCO ile artırmayı hedefliyor.  IFCO çatısı altında yer alan Fashionist bölümünde ise, abiye, gelinlik, damatlık kategorisindeki önemli markalar birbirinden farklı tasarımları, yenilikçi renkleri ve dinamik stilleri ile fuara renk katıyor. Hazır giyim ve tekstil sektöründe uzun yıllara dayanan tecrübe, tasarım gücü ve üretim kalitesi ile öne çıkan abiye giyim firmaları sergiledikleri ürünler ile yurt içi ve yurt dışından gelen alıcıların yoğun ilgisini çekiyor. IFCO çatısı yer alan Linexpo’da ise sektörün önde gelen iç giyim, gecelik, çorap, tayt, mayo firmaları son moda ürünlerini ziyaretçilerine sunuyor. Linexpo, defile ve görsel şovlarla ziyaretçilere görkemli bir görsel şölen sunuyor. 8 holde 30 binden fazla ziyaretçisini ağırlayamaya hazırlanan 550’nin üzerindeki IFCO katılımcıları ile AB ülkeleri, İngiltere, Rusya ve Orta Doğu başta olmak üzere dünya genelindeki birçok firmadan gelen alıcılar firmalar ile yeni iş birliklerine imza atacaklar. Fuar Davetiyesi için tıklayın >>>

Ekonomist Zafer ÖZCİVAN: 2024 YOKSULLUK VE YAŞAM KOŞULLARI İSTATİSTİKLERİ

Yoksulluk, beslenme, giyinme, barınma, sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanması için yeterli gelire sahip olamama durumudur. Ülkemizde yoksulluk sayısı birkaç yıldan bu yana maalesef artış göstermektedir.Yoksulluğun önlenebilmesi; millî gelirin eşit şekilde dağılımı, maaş ve ücretlerin en

Fuzul, Togg Talihlilerinin Anahtarlarını Teslim Etti

Tasarruf finansman sektörünün öncüsü Fuzul’ün 33. yılına özel düzenlediği Dev Hediye Kampanyası kapsamında Togg T10X kazanan talihliler, araçlarını Swiss Otel Çeşme’de düzenlenen törenle teslim aldı.

Yönetmen Senarist Hasan Gürel Son projesi hazır.

5 Yıllık Emek Sonunda Meyvesini Verdi:Hasan Gürel’den Sürpriz Proje: Batıklar Kıraathanesi “GUFI PCTURES Şirketinin Sahibi Yapımcı Yönetmen Hasan Gürel’in, 5 yıl boyunca titizlikle gözlemleyerek kaleme aldığı komedi dizisi ‘Batıklar Kıraathanesi’, sektörde büyük bir merak uyandırdı. Dizinin,Ankarada sıradan kıraathane ve kafelerde yaşanan olayları, hayatın absürt ve komik yanlarını mizahi bir dille ele aldığını dile getirdi. Gürel, senaryo yazım sürecinde, insanların günlük hayatlarındanda tuhaf durumları ve diyalogları da kaleme aldığını belirtti. Oyuncu kadrosunun henüz netleşmemesine rağmen, Gürel’in genç ve yetenekli isimlere şans vermeyi düşündüğü öğrenildi. Batıklar Kıraathanesi adını taşıyan dizi, izleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak.GUFI Resmî YouTube Kanalımda yayınlanacak‘Batıklar Kıraathanesi’, sadece güldürmek değil, aynı zamanda düşündürmek amacı taşıyor. Gürel, dizinin izleyicilere hayatın farklı yönlerini sorgulamaları için bir ayna tutmayı hedefliyor. Bizleri Aşağıda Bulunan Sosyal Medya Ağlarımızdan takip edebilirYouTube | @gufiresmiInstagram | @gufiresmi

Öksüt’ten otizmli bireyler ve sağlığa çifte destek

Kayseri’nin Develi ilçesinde faaliyet gösteren Öksüt Madencilik, toplum yararına iki büyük projeye daha imza attı. Otizmli bireyler için yenilenen oyun alanları ve Dr. Ekrem Karakaya Devlet Hastanesi’ne bağışlanan MRI cihazı, bölge halkının yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Toplumsal yatırımlarla bölge halkının yaşam kalitesini artırmak için sürekli proje üreten Kayseri Develi’deki otizmli bireyler için modern oyun ve spor alanları inşa eden firma, aynı zamanda bölgenin sağlık altyapısını güçlendirmek amacıyla hastaneye MRI cihazı bağışladı. 3 Ocak günü gerçekleşen her iki açılışa Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Develi Kaymakamı Yusuf Turan, Develi Belediye Başkanı Sayın Adem Şengül ile bölge bürokratları ve bölge halkının yanı sıra Öksüt Madencilik’in üst düzey yöneticileri katıldı. Hastanedeki açılışa ayrıca Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Özyalçın, Başhekim Op. Dr. Fatih Demir ve Hastane Müdürü Esat Tuna da iştirak etti. Develi’de, bireylerin eğitim ve sağlık süreçlerine destek olmak amacıyla yapılan iki önemli toplumsal yatırım, hızla tamamlanarak kullanıma sunuldu. Develi Engelsiz Yaşam, Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma (Otizm) Merkezi’ne yapılan oyun ve spor alanları yenileme çalışmaları, bölgedeki otizmli bireylerin yaşam kalitesini artıracak. Ayrıca, Develi Dr. Ekrem Karakaya Devlet Hastanesi’ne bağışlanan modern Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) cihazı da tanı ve tedavi konusunda halka hizmet edecek. “Otizmli bireylere çok değerli bir katkı” Hastanedeki açılış töreninde konuşan Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy, yeni MRI cihazı için Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’e ve Öksüt Madencilik’e teşekkür etti. Otizm merkezi bağışından da bahseden Özsoy, “Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan, otizmli bireylerimize hizmet veren Develi Engelsiz Yaşam Rehabilitasyon ve Bakım Evini ziyaret ettik. Bu anlamlı projeyle, otizmli bireylerimize sevgi, ilgi ve ihtiyaç duydukları bakımın sağlanmasından ötürü büyük bir mutluluk duydum. Bu merkez, insan hayatına dokunan, farklılıkları kucaklayan bir bakış açısının en güzel örneklerinden biridir. Ayrıca, Öksüt Madencilik tarafından yaptırılan eğlence ve oyun alanını da ziyaret ettik. Bu alan hem çocuklarımızın hem de gençlerimizin sosyalleşmesine ve keyifli vakit geçirmesine imkan sağlayan, çok değerli bir katkıdır. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve sosyal sorumluluk projelerinde örnek çalışmalar yapan Öksüt Madencilik’e içten teşekkürlerimi iletiyorum” diye konuştu. Sadece Develi’ye hizmet vermeyecek Törende konuşan Vali Gökmen Çiçek ise; Develi’de MRI cihazının Yahyalı, Tomarza ve Yeşilhisar’a hizmet vereceğini söyledi. Çiçek, cihazın doktorların elini güçlendireceğini ve hastaların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabileceğini belirtti. Konuşmasında C sınıfı bir hastaneye MRI cihazı kazandırmanın zorluğuna dikkat çeken Başkan Şengül “Gayretli çalışmalarımız sayesinde Sağlık Bakanlığı’ndan aldığımız izinle bu cihazı halkımızın hizmetine sunduk. Bu cihaz sadece Develi’mize değil, çevre ilçelerimizin de hizmetine sunulacak. Destekleri için Sayın Valimize ve hibelerinden dolayı Öksüt Madencilik’e şahsım ve tüm hemşerilerim adına teşekkür ediyorum” diye belirtti. “Vatandaş aylarca sıra beklemeyecek” Törendeki konuşmasında C sınıfı bir hastaneye MRI cihazı kazandırmanın zorluğuna dikkat çeken Develi Belediye Başkanı Adem Şengül de “Gayretli çalışmalarımız sayesinde Sağlık Bakanlığı’ndan aldığımız izinle, bu cihazı halkımızın hizmetine sunduk. Bu cihaz sadece Develimize değil, çevre ilçelerimizin halklarının da hizmetine sunulacak. Artık vatandaşlarımız MRI çekimini çok daha kısa sürede gerçekleştirebilecek” dedi. “13 yaş üzeri otizmlilere hizmet veren tek merkez” Öksüt Madencilik’in desteği ile Develi Engelsiz Yaşam Merkezi’nin oyun ve spor alanlarının eksiklikleri tamamlanırken, açık alanda 10 farklı spor aleti, kum havuzu, kapalı alanda masa tenisi ve seti gibi pek çok ekipman sağlandı. Ayrıca otizmli bireylerin fiziksel ve zihinsel gelişimlerine katkıda bulunulması hedeflendi. Otizm Merkezi’ndeki açılış töreninde konuşan Öksüt Madencilik Çevre, Sosyal ve Yönetişim Direktörü…

WatchGuard, 2025 Yılı için 6 Kritik Siber Güvenlik Öngörüsünü Açıkladı .

2025 Yılında Siber Güvenlik Dünyasını Neler Bekliyor? Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, 2025 yılına yönelik siber güvenlik tahminlerini açıkladı. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacılarının öngörülerine göre, 2025’te çok modlu yapay zekanın tüm saldırı zincirlerini oluşturmak için kötüye kullanımı artacak, yazılım tedarik zincirine yönelik uzun vadeli saldırılar norm haline gelecek ve yapay zeka destekli anomali tespitine olan güven hızla yükselecek. Ayrıca, tehdit aktörlerine karşı uluslararası iş birliklerin anlamlı sonuçlar doğurması bekleniyor.   Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, 2025 yılına ilişkin siber güvenlik öngörülerini açıkladı. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırma ekibinin yıllık değerlendirmelerine göre, 2025 yılında artan nesnelerin interneti (IoT) cihazlarının yaygınlaşması, derin sahtekarlık (deepfake) teknolojilerinin daha karmaşık hale gelmesi ve kuantum hesaplama gibi yeniliklerin siber güvenlik tehditlerini ciddi boyutlara taşıyacağı öngörülüyor. Bu gelişmeler, özellikle kritik altyapılara yönelik saldırılarda ciddi bir artışa neden olabilirken, siber suçluların daha hızlı, akıllı ve hedefe yönelik saldırılar gerçekleştirmesine olanak sağlayacak. Aynı zamanda, kuruluşların mevcut güvenlik protokollerinin bu gelişmelere ayak uydurması zorlaşabilir. WatchGuard Technologies Baş Güvenlik Sorumlusu Corey Nachreiner, “2025 yılında, tehdit ortamının yalnızca genişlemekle kalmayıp, aynı zamanda tespit edilmesi daha zor hale geleceğini öngörüyoruz. Şirketlerin, siber güvenlik stratejilerini daha esnek, ölçeklenebilir ve yapay zeka destekli çözümlerle güçlendirmesi hayati önem taşıyor.” değerlendirmelerinde bulundu. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacılarının 2025 yılı için öne çıkan siber güvenlik tahminleri şunlar:1. Çok modlu yapay zekanın kötü niyetli kullanımı tüm saldırı zincirlerini oluşturacak. 2025 yılına gelindiğinde, multimodal yapay zekanın kötü niyetli kullanımı tüm bir saldırı zincirini oluşturmak için kullanılacak. Çok modlu yapay zeka sistemleri metin, görüntü, ses ve sofistike kodlamayı entegre etme becerisi kazandıkça, bir siber saldırının tüm boru hattını düzene sokmak ve otomatikleştirmek için bunlardan yararlanacak tehdit aktörlerinin eline geçecek. Bu, sosyal medyadaki hedeflerin profilini çıkarmayı, sesli oltalama (vishing) dahil olmak üzere gerçekçi oltalama içeriği hazırlamayı ve sunmayı, bazen sıfırıncı gün açıklarını bulmayı, uç nokta tespitini atlayabilen kötü amaçlı yazılımlar üretmeyi ve bunu destekleyecek altyapıyı dağıtmayı, güvenliği ihlal edilmiş ağlar içindeki yanal hareketleri otomatikleştirmeyi ve çalınan verileri dışarı çıkarmayı içeriyor. Bu yaklaşım, siber tehditleri son yıllarda hizmet olarak kötü amaçlı yazılım tekliflerinden daha da radikal bir şekilde demokratikleştirecek ve daha az yetenekli tehdit aktörlerinin minimum insan müdahalesi ile gelişmiş saldırılar başlatmasına olanak sağlayacaktır. Bu nedenle, büyüklüğü ne olursa olsun kuruluşlar ve güvenlik ekipleri, tespit edilmesi ve mücadele edilmesi zor olan özel siber tehditlerde bir artışla karşı karşıya kalacaktır. 2. Tehdit aktörleri, ele geçirilmiş meşru yazılımları kullanan saldırılar norm haline geldikçe uzun hileye geçecek. 2025 yılında saldırganlar, tespit edilmekten kaçınmak ve kötü niyetli saldırılar gerçekleştirmek için az bilinen ancak yaygın olarak kullanılan üçüncü taraf açık kaynak kütüphanelerini ve bağımlılıklarını hedef alma girişimlerini yoğunlaştıracaktır. Ayrıca, saldırganların yazılım tedarik zincirini uzun bir süre boyunca hedef aldıkları ve sadece noktasal bir saldırı başlatmak yerine iyi niyetli bir aktör olarak sahte bir itibar oluşturdukları “long-con” yaklaşımına odaklanmalarını genişletecekler. Bu, yazılım tedarik zincirine girmek için güvenilir destekçilerin kimliğine bürünmeyi ya da onları tehlikeye atmayı bile içerebilir. Saldırganlar, birçok uygulamanın kullandığı bu güvenilir kaynakları sessizce işgal ederek kötü amaçlı yazılımları yayabilir ve bu da tehdidi kuruluşlar ve açık kaynak ekosistemleri için tespit edilmesi ve savunulması çok daha zor hale getirebilir.3. GenAI hayal kırıklığı evresine girerken, kötü aktörlerin kazanç sağlaması için bir fırsat ortaya çıkacak. GenAI, kuruluşlara dönüştürücü değişiklikler sağlamak veya şimdiye kadar vadedilen yatırım getirilerini üretmek için iş dünyasında tam…