Kalite yönetim sistemleri nelerdir ?

Kalite Yönetim Sistemleri (KYS), organizasyonların ürün ve hizmetlerinin kalitesini sürekli iyileştirmek, müşteri memnuniyetini artırmak ve yasal gerekliliklere uygunluğu sağlamak amacıyla kullanılan yapılandırılmış yönetim sistemleridir. Dünya çapında yaygın olarak kullanılan bazı kalite yönetim sistemleri şunlardır: 1. ISO 9001 2. ISO 14001 3. ISO 45001 4. ISO 22000 5. TS 16949 (Otomotiv Endüstrisi için) 6. IATF 16949 7. Six Sigma 8. Total Quality Management (TQM) 9. EFQM Mükemmellik Modeli 10. Lean Yönetim 11. Baldrige Mükemmellik Modeli 12. Kaizen Bu kalite yönetim sistemleri, organizasyonların sürdürülebilir başarıyı elde etmelerini, müşteri beklentilerini karşılamalarını ve iş süreçlerini sürekli olarak iyileştirmelerini sağlar. Her biri farklı sektörlere ve gereksinimlere hitap eden, farklı uygulama alanlarına sahip sistemlerdir. Kaynak ChatGPT UZMANINIZA SORUN CEVDET AKIF USTA – 0 532 466 60 68

Lojistikte dijitalleşme iş süreçlerini hızlandıracak.

Lojistikte dijitalleşme, lojistik süreçlerin daha verimli, hızlı ve güvenli hale gelmesi amacıyla dijital teknolojilerin entegre edilmesi sürecini ifade eder. Bu dönüşüm, lojistik sektöründeki pek çok faaliyet ve işlemi iyileştirir ve optimize eder. Dijitalleşme, lojistik şirketlerinin iş yapış şekillerini değiştirirken, maliyetleri düşürmek, teslimat sürelerini kısaltmak ve müşteri memnuniyetini artırmak gibi avantajlar sağlar. İşte lojistikte dijitalleşmenin önemli yönlerinden bazıları: 1. Akıllı Depolama Sistemleri Dijitalleşme ile depolama ve envanter yönetimi daha verimli hale gelir. Otomatik depo sistemleri, RFID teknolojileri ve sensörler ile envanter takibi yapılır. Bu sayede stok seviyeleri, ürünlerin konumları ve depo içinde yapılan işlemler anlık olarak izlenebilir. 2. Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi Yapay zeka, lojistikte talep tahmini, rotalama ve araç yönetimi gibi alanlarda kullanılmaktadır. Makine öğrenimi algoritmaları, tarihsel verilerden öğrenerek taşıma rotalarını optimize eder ve en verimli yolun seçilmesini sağlar. Bu sayede zaman ve yakıt tasarrufu sağlanır. 3. IoT (Nesnelerin İnterneti) Lojistikte IoT cihazları, ürünlerin ve araçların izlenmesini mümkün kılar. Sensörler sayesinde taşıma sırasında ürünlerin sıcaklık, nem, hız gibi bilgileri takip edilebilir. Bu teknolojiler, özellikle taze gıda, ilaç gibi hassas ürünlerin taşınmasında büyük önem taşır. 4. Bulut Tabanlı Yazılımlar Bulut teknolojileri sayesinde lojistik şirketleri, verilerini güvenli bir şekilde depolayabilir ve dünya genelinde farklı lokasyonlardan bu verilere erişim sağlayabilir. Bulut tabanlı yönetim sistemleri, şirketlerin tedarik zincirlerini daha verimli bir şekilde yönetmelerine olanak tanır. 5. Otomatik Araçlar ve Drone Teknolojisi Lojistikte dijitalleşme, otonom araçların (dronlar, robotlar, sürücüsüz araçlar) kullanımını arttırmaktadır. Özellikle kargo taşımacılığında dronlar, kısa mesafelerde hızlı teslimat yapma imkânı sunar. Ayrıca, sürücüsüz kamyonlar, taşıma süreçlerini daha hızlı ve güvenli hale getirebilir. 6. Blockchain Teknolojisi Blockchain, tedarik zinciri süreçlerinde şeffaflık ve güvenliği artırır. Lojistik firmaları, blockchain ile her işlem ve taşınan ürünle ilgili bilgileri kayıt altına alarak, dolandırıcılık risklerini ve veri kayıplarını minimize eder. 7. Veri Analitiği ve Büyük Veri Lojistik sektöründe büyük veri analitiği, operasyonel verilerin toplanarak analiz edilmesini sağlar. Bu sayede süreçler daha iyi anlaşılabilir ve daha doğru tahminler yapılabilir. Örneğin, taşıma rotaları, hava durumu koşulları ve trafik bilgileri gibi faktörler analiz edilerek, daha verimli rotalar belirlenebilir. 8. Müşteri İletişimi ve İzleme Sistemleri Dijitalleşme, müşteri hizmetlerini de iyileştirir. Müşteriler, mobil uygulamalar veya web platformları aracılığıyla siparişlerinin durumunu gerçek zamanlı olarak izleyebilir. Ayrıca, canlı destek hizmetleri ve chatbotlar, müşteri ile etkileşimi hızlandırır ve kolaylaştırır. 9. E-Ticaret ve Dijital Sipariş Sistemleri E-ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte lojistik sektörü dijitalleşmiştir. Online siparişlerin yönetilmesi, teslimat süreçlerinin takibi ve lojistik ağların entegrasyonu, dijitalleşmenin e-ticaretle uyum içinde çalışmasını sağlar. Sonuç olarak: Lojistikte dijitalleşme, sektörü dönüştüren ve her geçen gün daha fazla kabul gören bir trenddir. Teknolojilerin doğru bir şekilde entegrasyonu, işletmelere önemli verimlilik artışları, maliyet düşüşleri ve daha hızlı hizmet sağlama fırsatları sunar. Aynı zamanda, müşteri deneyimini iyileştirerek sektöre rekabet avantajı sağlar. kaynak : CHATGPT ile hazırlanmıştır.

Temelden çatıya kadar tüm İnşaat malzeme ve hizmetleri sizlere USTALAR.COM yapay zeka ile tek merkezde sizlere sunacak sistem geliştirdi.

Bir konut inşaatında temelden çatıya kadar olan süreç, birçok farklı malzeme ve ürünü içerir. Bu malzemeler, yapıların güvenli ve konforlu olabilmesi için önemli bir rol oynar. İşte temelden çatıya kadar olan temel ürünlerin listesi: 1. Temel ve Zemin 2. Taşıyıcı Sistemler 3. Duvarlar ve Bölme Sistemleri 4. Pencereler ve Kapılar 5. İç Mekan İşleri 6. Dış Cephe ve Isı Yalıtımı 7. Çatı ve Üst Yapı 8. Elektrik ve Mekanik Sistemler 9. Peyzaj ve Dış Mekan Düzenlemeleri Bu malzemeler ve ürünler, inşaatın her aşamasında kullanılan önemli unsurlar olup, konutun sağlam, güvenli, estetik ve işlevsel olmasını sağlar.

Kayalı Makina hedef büyüttü. Jewelry Show fuarında sizleri bekliyor.

Bu yolda galip mağlup sayılır Son bir yılda makasın da katkısıyla “Kayalı Makine” ürettiği her 10 makinesinden 9’unu ihraç eder bir konuma geldi. Bu tabloya baktığımızda Dünyanın birçok ülkesinde artık altın takı üretimi hız kazanmış vaziyette. Firma sahibi Cengizhan Kayalı; “İhracatımız artarken, ciromuz artarken bu işten keyif almayacağımızı hiç tahmin etmezdim. Gözlerimin önünde Türk kuyum pazarı kan kaybediyor. Kuyum sanayisinde Dünya çapında gelişmemiz ve öne çıkmamız, dev kuyumculuk sektörümüzün büyük Pazar kaybını asla telafi edemez” Kuyum üreticisinin iş hayatına büyük kolaylıklar katmak, yüksek kaliteli üretim yapabilmesi için etkin, güçlü ve uygun fiyatlı makineler üretmek için yola çıkan Kayalı Makine; son dönemde ihracat alanında limitlerini zorlayan başarılara imza atıyor. Çok farklı ülkelere makine ihracatı yapan Kayalı Makine; artık ürettiği her 10 makinenin 9’unu ihraç ediyor. Firma sahibi Cengizhan Kayalı; markaları ve kuyum sanayisi adına Dünya çapında söz sahibi olmak, Dünyanın farklı ülkelerindeki kuyum üreticilerinin “Made IN Turkey” imzalı makineleri kullanmalarından gurur duymak ile kuyum üretiminin birçok ülkede başlaması ikilemi arasında kaldıklarını ifade etti. Özellikle son 1 yıldır altın fiyat farklılığı ile birlikte Türk kuyumculuğunun çok hızlı Pazar kaybettiğini vurgulayan Kayalı; sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelişen teknoloji sayesinde kuyum üretimi çok daha kolay bir hale geldi. Çok az kişiyle çok etkili üretim gerçekleşiyor. Ben kendi markamız adına dengeli, homojen bir büyümeyi arzu ederdik. Son bir yılda makasın sayesinde makine ihracatımız kat be kat arttı. Netice itibariyle makinemizi alacak kişinin ülkesini sorgulama lüksümüz yok. Her hafta yurtdışında bir kuyum atölyesinin açılışını görüyor ve makinelerimizi yurtdışına gönderiyoruz. Makasın derinleşen yaralarını gözlerimizle görüyoruz.” Geçtiğimiz İstanbul Jewellery Show’da aldıkları sipariş ile 2024 yılı üretim kapasitelerini doldurduklarını sözlerine ekleyen Kayalı; gelen siparişlerin çok büyük bir bölümünün yabancı üreticilere ait olduğunu, Arap pazarı dahil olmak üzere tüm Dünyada şarnel, içi boş hafif takılara bir yönelim olduğunu dile getirdi. HIZLI İLETİŞİM : Cengizhan KAYALI+90 533 048 78 67 FUAR GİRİŞ BİLETİ İÇİN TIKLAYIN : >>>> — Cengizhan Kayalı ve Kayali Makina ile birlikte.

New Alyans nabza göre şerbet verecek

Energin “Dünyada alyans tasarımı ayrı bir uzmanlık dalı haline geliyor. Hedeflediğiniz pazarın beklentisini etüt etmeden, fizibilite yapmadan o coğrafyanın düğün kültürünü irdelemeden başarılı olmak çok zor” Üretim parkuruyla, kullanılan teknolojisiyle diğer takı gruplarından net çizgilerle ayrılan alyans, günümüzde ayrı bir tasarım bakış açısı ve uzmanlığı istiyor. Ülkemizin tecrübeli alyans ustalarından biri olan ve sektörümüzün deneyimli ismi Cengizhan Kayalı ile işbirliği yaparak yeni markası New Alyans’ı ortaya koyan Ümit Energin; alyansın üretim sürecini bilmeyen takı tasarımcılarının, başarılı alyans tasarımı yapmalarının mümkün olmadığını, alyans tasarım uzmanı olarak ayrımlaşma döneminin başladığını söyledi… Yeni model beklentisinin en üst seviyelere çıkma çılgınlığı ve büyük emeklerle harcanan tasarımların vitrin ömrünün gittikçe kısalması, ciddi bir model kirliliğini de sektörümüzde gündeme getiriyor. Yeni model beklentisi en çok alyans takı grubunda görülüyor. Özellikle döküm tekniği ile yapılan ve ağırlıkla makineden çıkan alyanslarda en uçuk kaçık modeller tüketiciyle buluşuyor fakat bu fantastik modellerin ömrü çok kısa oluyor. Sektörümüzün değerli alyans ustası ve New Alyans Firma Ortağı Ümit Energin; “Şu anda Almanya odaklı ihracat çalışmalarımıza start verdik. Almanya’daki müşteri sayımızı genişleterek Avrupa’nın birçok ülkesinde New Alyans kalitesinin tercih edilmesini sağlamak istiyoruz. Temmuz ve Ağustos ayında 200 adet gün yüzü görmemiş yeni tasarımlarımızı müşterilerimize sunacağız. Bir alyans atölyesinin en büyük gücü; herkesin yaptığını daha iyi yapmak ayrıca hiç kimsenin yapmadığı tasarımları da madene aktarabilmektir” diye konuştu. Tasarımcı değil alyans tasarımcısı aranıyor… Ümit Energin; “Bugün alyans üretim sürecini bilmeyen tasarımcıların, alyans tasarımlarında hep eksikliği olduğunu görüyoruz. Artık ‘alyans tasarım uzmanı’ diye ayrı bir branşlaşma söz konusu. Dünya çapında ünlü alyans tasarımcıları, kendi isimlerini marka haline getiriyorlar. Takı tasarımı alanında kendini geliştirmek isteyen kişilerin, alyans tasarımcısı olarak ayrı bir uzmanlığa yönelmelerini tavsiye ediyorum. Bu alanda boşluk bulunuyor. Ülkemizin alyans konusunda değerli bir uluslararası prestiji var. Fantezi alyans modellerimizde başarılı bulunuyor. Geniş bir coğrafyaya ürünlerini sunma hedefiyle yola çıkan New Alyans, hem klasik hem de fantezi alyans modelleri üretiminde eşit güce sahiptir.”

KOBİ’lere 20 milyon liralık finansman

Dijital dönüşüm projeleri kapsamında KOBİ’lere 20 milyon lira üst limitli olmak üzere 36 ay vadeli uygun maliyetli finansmana erişim imkanı sağlanacak. KOBİ Dijital Dönüşüm Tanıtım Programı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla KOSGEB Başkanlık Binası’nda gerçekleştirildi. Program kapsamında KOSGEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Türk Ekonomi Bankası (TEB) arasında protokol de imzalandı. Kacır, KOBİ’lerin küresel ve ulusal ölçekte rekabet gücünü ileriye taşıyacak programın açılışında yaptığı konuşmada, yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri, robotik gibi yenilikçi teknolojilerin, bu yeni dönemde günlük yaşam pratiklerine ve karar alma mekanizmalarına yön verdiğini anlattı. Bu teknolojileri iş modellerine adapte ederek dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştirmenin, işletmelerin müşterilerine etkin, verimli ve hızlı hizmet sunabilmesinin anahtarı haline geldiğini aktaran Kacır, Bakanlık olarak sanayicilerin ve işletmelerin dijital dönüşüm yolculuklarında yanlarında olduklarını söyledi. Kacır, imalat sanayisinin ihtiyaç duyduğu teknolojinin yerli imkanlarla geliştirilmesini sağlayan, ihtiyaç duydukları insan kaynağı ve bilimsel altyapıyı güçlendiren bir vizyonla hareket ettiklerini belirterek, “TÜBİTAK ile dijital dönüşüm alanında son 22 yılda 9 bin 500 projeye yaklaşık 47 milyar lira destek sağladık. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’mız kapsamında firmalarımızın ihtiyaç duyduğu dijital dönüşüm çözümlerinin geliştirilmesini ve imalatını AR-GE aşamasından seri üretime kadar destekliyoruz. Program kapsamında yürüttüğümüz Dijital Dönüşüm Çağrısı ile yatırım büyüklüğü 448 milyon dolara ulaşan aralarında otomasyon sistemlerinin, büyük veri platformunun, akıllı sensörlerin üretimlerinin bulunduğu 42 projenin önünü açtık.” diye konuştu. İşletmeleri dijital dönüşüme hazırlamak ve mevcut iş gücünü 4. Sanayi Devrimi ile ihtiyaç duyulan yetkinliklerle buluşturmak için ülkenin dört bir yanında model fabrikalar kurduklarını vurgulayan Kacır, işletmelere ve çalışanlara çeşitli hizmetler sunarak verimliliklerini artırdıklarını ifade etti. Türkiye’ye inovasyon merkezi kuruluyor Kacır, dijital dönüşüm alanında uluslararası işbirliklerini güçlendirerek firmaların inovasyon ve teknoloji geliştirme altyapısı için kaldıraç görevi görecek altyapılara erişimini sağladıklarının altını çizdi. Firmaların dijital dönüşümüne yönelik desteklerini güçlendirmek amacıyla 8,2 milyar euro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldıklarına dikkati çeken Kacır, “Başta KOBİ’lerimiz olmak üzere işletmelerimize yatırım öncesi test, yatırımcı bulma hizmeti sağlayacak Avrupa Dijital İnovasyon Merkezlerini Türkiye’de kuruyoruz. Sanayicilerimizin, girişimcilerimizin ihtiyaç duymaları halinden Avrupa’daki benzer altyapılar bünyesindeki yetkinliklerden yararlanmalarına imkan tanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Kacır, dijital dönüşümün rekabetçi iş dünyasında sürdürülebilir ve başarılı iş modeli oluşturmak için tercihten öte bir mecburiyet haline geldiğini vurgulayarak, KOBİ’lerin bu yolculuktaki başarılarını güçlendirmek için Türkiye’ye has faktörleri dikkate alan, KOBİ’ler için özel olarak tasarlanmış değerlendirme aracı kullanılarak yetkinliklerinin analiz edilmesinin önemine işaret etti. Doğru altyapı, nitelikli insan kaynağı, ihtiyaç ve hedeflerle uyumlu dijital dönüşüm projeleri ve finansman planlamasının başarılı bir dijital dönüşümün olmazsa olmazları olduğunu belirten Kacır, bu nedenle Dijital Dönüşüm Olgunluk Değerlendirme Modeli DDX’i geliştirdiklerini anlattı. Kacır, modelin tüm ülke genelinde uygulanmasını sağlayacak insan kaynağını yetiştirdiklerine dikkati çekerek, KOSGEB destek programlarını da yeniden kurgulayarak KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğunda önlerindeki finansman engelini kaldırdıklarını söyledi. 20 milyon liralık yeni finansman Bugüne kadar KOSGEB eliyle KOBİ’lerin dijital dönüşümü için 10 milyar lira destek sağladıklarını vurgulayan Kacır, şöyle devam etti: “Uluslararası finans kuruluşlarıyla da işbirliğimizi artırarak yeni finansman mekanizmalarını KOBİ’lerimizin hizmetine sunuyoruz. KOBİ Dijital Dönüşüm Destek Programı kapsamında imalat sanayinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabetçiliklerini ve verimliliklerini artırmaya yönelik dijital dönüşümlerini sağlamak için EBRD ile işbirliği yaptık. 300 milyon avroluk bir finansmanı Dijital Dönüşüm ve Olgunluk Değerlendirme Analizi gerçekleştirerek dijital dönüşüm ihtiyaçlarını tespit eden ve yol haritasını oluşturan KOBİ’lerimizin hizmetine sunuyoruz. Dijital dönüşüm projelerini uygulayacak KOBİ’lerimize, 20 milyon lira üst limitli olmak…

İnsan kaynaklarına dair ;

Insan kaynakları aslında insan kıymetleri insan cevherleri ve insan değerleri olarak şirketlerin stratejik en önemli departmanlarından biridir. Insan aklen kalben manen Ruhen bir bütündür bu bütünü bir orkestra şefi gibi yaşam savaşı içinde sanatla yönetenler bütünlüğü organize etmiş olurlar Biz birin ve bir bütünün parçalarıyız İnsan işlenebilir bir cevherdir Elmas da ham haliyle işlenir parmaklara yüzük olur. Çünkü insan tıpkı bir Elmas gibi değerlidir Hatta elmastan daha değerliyiz Herkes kendi benini iyi tanıyıp inşa ederse hakikat namına yaptığı bütün işler ibadet hükmüne geçer işi aşkla yapmak bu olsa gerek kalıcı içsel performansın yolu insanın kendi ile barışık kendini tanıyan şirket vizyonuna uyumlu değer ve hedefleri ile bir olabilmektir bilmek değerlidir bildiğiniz şeyin ta kendisi olursanız. Örneğin canlı ürün o zaman akıllı insanın akıllı ürün haline gelmesi kaçınılmazdır Global dünyada pazarın yönü sürekli akıllı stratejiler ile belirlenmektedir. Tüm bu stratejik düşünme ve düşünceler tefekkürler inovatif bir yazılımdır insan ise üst düzey ruhsal zekanın donanımıdır Mail :

Ürünlerinizi E-İhracat ile 190 ülkede satışını yapmak bu kadar kolay olmamıştı.

Türkiye’de e-ticaret sektörü son yıllarda hızla büyüyor ve bu büyüme e-ihracat yapan firmaları da etkiliyor. E-ihracat yapmak, ürünlerinizi dünya genelinde müşterilere sunmanın en hızlı yoludur ve bu işlem için farklı ödeme yöntemleri kullanılabilir. Türkiye’de hangi ödeme yöntemleri kullanılabilir? Türkiye’deki e-ihracat firmaları genellikle banka havalesi, kredi kartı, PayPal, sanal pos ve havale/EFT gibi ödeme yöntemlerini kullanır. Banka havalesi güvenli bir seçenek olsa da işlem süresi birkaç gün sürebilir. Kredi kartı ödemeleri hızlı ve pratiktir ancak işlem ücretleri yüksek olabilir. Sanal Pos, bankaların sağladığı bir ödeme sistemidir ve Türkiye’de yaygın olarak kullanılıyor. Havale ve EFT ise güvenli ve ucuz olmalarına rağmen işlem süresi diğer ödeme yöntemlerine göre daha uzundur. E-ihracat yapan firmalar, müşterilerine farklı ödeme yöntemleri sunarak uluslararası müşterilerin ödeme işlemlerini kolaylaştırmaya çalışmaktadır. Müşterilerin ödeme seçenekleri arttıkça, satın alma işlemlerinin tamamlanma olasılığı da artar. Bu nedenle, ödeme yöntemleri seçerken güvenilirliğinin yanı sıra müşteri talepleri de dikkate alınmalıdır. E-ticaret ve e-ihracat, Türkiye’de her geçen gün daha da yaygınlaşarak büyümeye devam ediyor. İnternet kullanımının artması ve dijitalleşmenin yaygınlaşması ile birlikte e-ticaret sektörü de hızla gelişiyor. E-ihracat yapmak ise, sadece Türkiye’deki müşterilere değil, dünya genelinde müşterilere ürünlerinizi sunmanızı sağlar. Ancak, farklı ülkelerdeki müşterilerin ödeme alışkanlıkları farklı olduğundan, ödeme yöntemlerinin çeşitlendirilmesi önemlidir. Türkiye’deki e-ihracat firmaları farklı ödeme yöntemleri sunarak müşteri memnuniyetini arttırabilir ve uluslararası müşterilerin ödeme işlemlerini kolaylaştırılabilir. E-ticaret ve e-ihracat sektörlerinin gelişimi devam ederken, ödeme yöntemleri konusunda da gelişmelerin yaşanması bekleniyor. İşte yeni başlayanlar için e-ihracat rehberi E-ihracat, internet aracılığıyla mal ve hizmetleri yurt dışına satma sürecidir. İlk adım, ihracat yapmak istediğiniz ülkeleri ve hedef kitlenizi belirlemektir. Ardından, bir e-ticaret sitesi oluşturarak, ürünlerinizi online olarak satmaya başlayabilirsiniz. E-ihracat yapmak için potansiyel pazarları belirlemek önemlidir. Türkiye’den en çok ihracat yapılan ülkeler arasında Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa, ABD ve Rusya yer almaktadır. Ancak, hedeflenen ülkelere yönelik pazar araştırması yapmak ve uygun stratejiler belirlemek önemlidir. E-ihracat yapmak için bir e-ticaret sitesine ihtiyacınız var. Bu site, potansiyel müşterilerinize ürünlerinizi sergileyebilmenizi, ödeme işlemlerini gerçekleştirebilmelerini ve siparişlerini takip edebilmenizi sağlar. E-ihracat için farklı ödeme yöntemleri sunmak önemlidir. Müşterilerinize banka havalesi, kredi kartı, PayPal, sanal POS ve diğer yöntemlerle ödeme yapma seçenekleri sunabilirsiniz. E-ihracat yapmak için gerekli belgeler ülkeye göre değişebilir. Ancak, genellikle ihracat faturası, taşıma belgeleri, gümrük beyannamesi ve menşe şahadetnamesi gibi belgeler gereklidir. E-ihracat yaparken, lojistik süreçlerinizin düzgün çalışması için uygun hizmetleri seçmelisiniz. Kargo şirketleri, uluslararası nakliye şirketleri ve depolama hizmetleri gibi hizmetlerden yararlanabilirsiniz. E-ihracatta gümrük sorunlarına karşı hazırlıklı olmak önemlidir. Her ülkenin farklı gümrük yasaları ve vergi oranları vardır. Bu nedenle, gümrük vergileri, gümrük işlemleri, ithalat kısıtlamaları, taşıma maliyetleri, iade işlemleri, ürün uygunluğu gibi sorunlarla karşılabilirsiniz. Türkiye’de e-ihracat yapmak isteyen firmalar için hangi adımları takip etmeli? E-ihracata yeni başlayan girişimciler, belli başlı sorular sormakta. Özellikle sektörden habersiz, bilgi ve deneyimden uzak birçok firmanın bu sebeple iflas ettiği de gelen haber arasında. KAYNAK : WRODE -WORLDEF

Sağlık turizmi acenta yetki belgesi nasıl alınır?

Sağlık turizmi acenta yetki belgesi, sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların sahip olması gereken önemli bir belgedir. Sağlık turizmi acenta yetki belgesine sahip olmayan firmalar, yasal olarak sağlık turizmi hizmetleri sunamazlar. Sağlık turizmi acenta yetki belgesi, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ve sağlık turizmi faaliyetlerini yürütmek için gereken yasal izni sağlayan bir belgedir. Bu belgeye sahip olmak, firmanın sağlık turizmi alanında güvenilir ve kaliteli hizmetler sunabileceğini gösterir. Ayrıca, yetki belgesi olmayan firmaların yasal sorunlarla karşılaşma riski de bulunmaktadır. Sağlık turizmi acenta yetki belgesi almak için belirli şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Başvuru sahibinin yasal bir firma olması, gerekli tüm belgelerin eksiksiz olarak sunulması ve belirlenen standartlara uygun hizmetler sunma kabiliyetinin olması gibi kriterler göz önünde bulundurulmaktadır. Başvurunun olumlu sonuçlanması durumunda firma, belgeyi alarak sağlık turizmi sektöründe faaliyet gösterebilir. Sağlık turizmi acenta yetki belgesine sahip firmalar, uluslararası hasta kabul ederek turistlere sağlık hizmeti sunabilmektedirler. Bu sayede, yurtdışından gelen hastaların Türkiye’de sağlık hizmetlerinden faydalanmaları sağlanmakta ve Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyeli artmaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi acenta yetki belgesi sahibi olmak, sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların önem vermesi gereken bir konudur. Bu belgeye sahip olmak, firmanın yasal olarak hizmet sunma yetkisini gösterirken, aynı zamanda kaliteli sağlık hizmetleri sunma kabiliyetini de simgeler. Bu nedenle, sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların, sağlık turizmi acenta yetki belgesi almaları önemlidir. Bu sayede, yurtdışından gelen hastaların Türkiye’de sağlık hizmetlerinden faydalanmaları sağlanmakta ve Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyeli artmaktadır. Bu durum, Türkiye’deki sağlık sektörünün uluslararası alanda tanınmasını ve tercih edilmesini sağlamaktadır. Sağlık turizmi acenta yetki belgesine sahip olmak, firmaların sektördeki rekabet gücünü arttırmakta ve müşterilere güven vermektedir. Ayrıca, bu belge sayesinde firmanın yasal olarak hizmet sunma yetkisi olduğu kanıtlanmakta ve uluslararası standartlara uygun sağlık hizmetleri sunma kapasitesi vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların, sağlık turizmi acenta yetki belgesi almaları hem mevzuata uygunluk hem de müşteri memnuniyeti açısından önemlidir. Bu durum, Türkiye’deki sağlık sektörünün uluslararası alanda tanınmasını ve tercih edilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, sağlık turizmi acenta yetki belgesine sahip olan firmaların sektördeki rekabet gücü artmakta ve müşterilere daha fazla güven vermektedir. Bu belge aynı zamanda firmanın yasal olarak hizmet sunma yetkisini kanıtlamakta ve uluslararası standartlara uygun sağlık hizmetleri sunma kapasitesini vurgulamaktadır. Sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların, sağlık turizmi acenta yetki belgesi alması, hem mevzuata uygunluk hem de müşteri memnuniyeti açısından önemlidir. Bu belge sayesinde firmanın uluslararası alanda sağlık turizmi alanında güvenilir bir konuma gelmesi de sağlanmaktadır. Dolayısıyla, bu belgeye sahip olmak, firmaların sektördeki konumunu güçlendirmekte ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmalarına yardımcı olmaktadır.

Yapı Fuarı- Turkeybuild İstanbul %50 devlet desteği aldı.

17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde bu yıl 46’ncısı gerçekleşecek olan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul Balkanlar, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan bölgedeki en büyük, dünyada ise beş büyük yapı fuarından biri olma özelliğini taşıyor.Fuar hem yerel hem de yabancı katılımcıları bir araya getiren önemli bir platform görevi görüyor. Ziyaretçilerini cezbeden fuar, yeni iş birliklerinin kurulmasında da büyük rol oynuyor. İtalya, Rusya, Avusturya, Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden 319 katılımcıyı ağırlayacak olan fuar bu yıl %50 devlet teşviği ile destekleniyor. Bölgedeki en etkili iş platformu olmasının yanı sıra, Türk yapı sektörünün en uzun süredir düzenlenen fuarı olma niteliğini de taşıyan Turkeybuild İstanbul, 60’tan fazla ülkeden 400’ün üzerinde VIP satın almacıya da ev sahipliği yapacak. Fuara aynı zamanda bu sene 10.000’den fazla profesyonel alıcı bekleniyor. İKSD İş birliğiyle Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul 2024’te Özel İskele-Kalıp Salonu! İKSD ve ICA Build Fuarcılık A.Ş. iş birliğiyle, bu yılki Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul 2024 fuarında İskele Kalıp firmalarına özel bir salon oluşturuluyor.ICA Build Fuarcılık A.Ş. ve İKSD arasında yapılan bu iş birliği anlaşması ile fuara katılan firmaların daha fazla etkileşim yaratması amaçlanıyor. İskele-Kalıp Sanayicileri Derneği üye firmalarının da yer alacağı bu özel salon ile katılımcılar ürünlerini sergileme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı bulacak. Yapı Fuarı Direktörü Banu Keskin, “46. yılı deviren Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’a yabancı katılımcı, alıcı ve ziyaretçi ilgisinin katlanarak devam ettiğini özellikle belirtmek isterim. Stant satışlarının daha şimdiden %90’ı tamamlandı. Yoğun talebin devam etmesiyle birlikte bir salon daha açma imkânımız olabilir. Ekonominin canlılığını koruması, iş birliklerin sürdürülebilirliği için fuarlar kritik başarı faktörü. Bu durumu desteklemek adına oldukça verimli ve yol gösterici bir etkinlik programı hazırladık. Sektör önderleri tecrübeleriyle yeni fırsatları, sektörün gittiği yönü anlatırken, girişimcilerimiz yapı sektörünün geleceğine dair yeni iş modellerini, ürünlerini ve fikirlerini bizlere sunacak. Fuara katılımı teşvik etmek ve sektörümüzün daha da güçlenmesini sağlayan %50 devlet teşviği sektöre olan desteğin bir göstergesidir ve katılımcılara ekonomik açıdan önemli avantajlar sunmaktadır. Bu teşvik, sektörümüzün sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunacak ve Türkiye’nin yapı alanındaki güçlü kaslarını daha da güçlendirecektir. Bu önemli teşviği değerlendirerek sektördeki yenilikçi projelere katkıda bulunmak isteyen tüm katılımcıları fuarımıza bekliyoruz. Sektörün girişimcilerle bir araya gelerek daha yenilikçi, çözüm odaklı ve verimli sonuçlar elde edebilmesi, Türkiye’nin yapı alanındaki güçlü kaslarının daha da güçlenmesi adına oldukça önemli.ICA Build Fuarcılık A.Ş. olarak inşaat sektöründeki deneyimimiz ve bilgi birikimimiz ile sektörün öncülerine bu yıl yeni fırsatlar sunmak istiyoruz. 46. yılına giren Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’ da aynı zamanda İKSD ile yapmış olduğumuz iş birliğinin de diğer ilgili sektörler içinde örnek olacağı inancındayız. Sektöre değer katmaya ve birlikte daha başarılı projelere imza atmaya kararlıyız.”

VORWERK INTERNATIONAL SATIŞTAN SORUMLU BAŞKAN YARDIMCISI AYDIN ARIKAN YILMAZ OLDU!

Doğrudan satış sektörünün önemli şirketlerinden Vorwerk Interational’ın Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine Aydın Arıkan Yılmaz atandı. Almanya’da 1883 yılında kurulan ve Wuppertal şehrinde merkez ofisi bulunan Vorwerk Grup’a bağlı, Türkiye’de de Thermomix markasıyla bulunan Vorwerk’te üst düzey bir atama gerçekleşti. Aydın Arıkan Yılmaz; Vorwerk İngiltere ve İrlanda Genel Müdürü; İngiltere, İrlanda, ABD, Kanada ve Türkiye’den Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı oldu. Yılmaz, görevi kapsamında İngiltere ve İrlanda’ya liderlik ederken ABD, Kanada ve Türkiye’deki satış operasyonlarını da destekleyecek. Vorwerk Türkiye’nin üst düzey ekibine liderlik ederek yeni pazarların gelişmesinde rol oynayacak.  Uluslararası alanda doğrudan satış sektöründe tanınan Aydın Arıkan Yılmaz, birçok çok uluslu şirkette global pazarlarda üst düzey pozisyonlarda çalıştı. Bu şirketlerde sırasıyla Ortadoğu, Doğu Avrupa , Güney Avrupa, Orta Avrupa, Kuzey Afrika, Asya Pasifik, ve Kuzey Amerika  bölgelerinden sorumlu başkan yardımcılıkları görevlerinde çalıştı. Türkiye’de ise kendi kurduğu şirketlerde danışmanlık isleri ve çok uluslu şirketlerde Pazarlama Müdürlüğü ve Genel Müdürlük görevlerinde bulundu.

Sanatın yeni adresi: touché by N Kolay sahnesi

Türkiye’nin en kapsamlı finansal teknolojiler ekosistemi Aktif Bank’ın dijital bankası N Kolay, Zorlu PSM’de yer alan şehrin en gözde caz kulüplerinden touché sahnesine bir yıl süreyle ismini verecek. Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grup Başkanı Gamze Numanoğlu “25. Yılımızda, dijital bankamız N Kolay ile kültür ve sanat alanında özgün bir yere sahip touché markasını bir araya getirmekten heyecan duyuyoruz” dedi. Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova, “touché by N Kolay, yeni ismiyle birbirinden özel etkinlikleri sunmaya devam edecek” ifadesini kullandı.  Bu sene 25. Yılını kutlayan Aktif Bank’ın dijital bankası N Kolay, Zorlu PSM’de yer alan şehrin en gözde caz kulüplerinden touché ile yepyeni bir iş birliğine imza atıyor. Müşterilerine bankacılığın ‘N Kolayca’sını sunan N Kolay, bir yıl boyunca caz performanslarından, akustik dinletilere, komedi şovlarından, konsept partilere ve eğlenceli talk etkinliklerine uzanan, geniş yelpazesi ile yerli yabancı sanatçıları sanat severlerle buluşturan touché sahnesine ismini verecek. Gamze Numanoğlu: Heyecan dolu bir iş birliği Aktif Bank’ın kültür ve sanat alanındaki desteklerine bir yenisini eklemekten dolayı heyecanlı olduklarını belirten Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grup Başkanı Gamze Numanoğlu, “Çeyrek asırı devirmiş bir banka olarak, topluma ve sosyal hayata değer katacak kültür sanat alanındaki projelerimizi zenginleştirirken, bu yolculukta çok değerli bir yol arkadaşıyla buluştuğumuz için mutluyuz. Artık sanatseverlerle Zorlu PSM’de yer alan ve İstanbul’un kültür ve sanat etkinliklerinde özel bir yere sahip touché by N Kolay sahnesinde de bir araya geleceğiz. Müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran dijital bankamız N Kolay başta olmak üzere ekosistemimizin üyeleriyle, kültür-sanat alanındaki desteğimiz büyüyerek devam edecek” dedi. Filiz Ova: Yeni ismiyle en özel etkinliklerin adresi olacak Zorlu PSM’nin kültür sanat alanındaki yolculuğunda, sanatı destekleyen markalardan güç aldığını belirten Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova, “touché açıldığı ilk günden bu yana caz performanslarından, akustik dinletilere, talk-show’lardan, konsept partilere uzanan geniş bir yelpazeyle yerli ve yabancı sanatçıları sahnesinde ağırladı. Bundan sonra da yeni ismi “touché by N Kolay” olarak sanatseverlere en özel etkinlikleri sunmaya devam edecek. Sanatın iyileştirici gücüne sundukları katkı için Aktif Bank’a teşekkür ediyor, ilk marka iş birliğimizin hepimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Türkiye Komünist Partisi Kadıköy’ün ilk seçim bürosunu Hasanpaşa’da açtı

Türkiye Komünist Partisi Kadıköy Hasanpaşa Mahallesi’nde yeni bir semt evinin açılışını yaptı. Kadıköy Belediye Başkan Adayı Fatih Mehmet Maçoğlu ve TKP Merkez Komite üyesi Senem Doruk İnam’ın da katıldığı açılış halkın yoğun ilgisiyle karşılandı. Hasanpaşa Semt Evi seçim döneminde aynı zamanda Seçim İrtibat Bürosu olarak da kullanılacak. Açılışa katılanlara Hasanpaşa Semt Evi adına hoş geldiniz diyen Dicle Ferice Gündüz, “Yerel seçimlere giderken Kadıköy’de paranın, koltuk sevdasının değil, emeğin, emekçinin Kadıköyünü kurmak öncelikli amacımız. Ranta değil halka hizmet etmek için bu yolu örgütlüyoruz. Hasanpaşa’da açtığımız bu semt evini dayanışmanın, aydınlanmanın merkezi haline getireceğiz.” dedi ve açılış sürecinde kendilerine eşya bağışı ve destekleriyle yanlarında olan semt evinin komşularına teşekkür etti.  Kadıköy ranta değil halka açılacak TKP Kadıköy Belediye Başkan Adayı Maçoğlu konuşmasında ağırlıklı olarak önümüzdeki yerel seçimlere vurgu yaptı. “Önümüzdeki beş yıl hayatımızdan bir şeyleri çalmaya çalışan, kentin bütün sorunlarıyla halkı baş başa bırakan sisteme karşı, daha iyi bir programla, gelecekte bu anlayışın tüm kentlere yayılacağı bir programı örgütlemek istiyoruz.” diyen Maçoğlu şöyle devam etti: “Kadıköy 81 ilden insanın bir araya geldiği, kültürüyle, yaşamıyla insanların birlikte yaşadığı bir ilçe. Kaygımız yok, iyi işler yapacağımızdan emin olabilirsiniz, bunun için varız, bunun için varsınız. Bu kentin büyük sorunları var, bu kentte 20 binin üzerinde üniversite öğrencisinin yurdu yok. Bu kentte deprem konusunda toplumun büyük kaygısı var, insanlar güvencesiz konutlarda oturuyor, bu sebeple depremle ilgilenen bilim insanları, akademisyen ve mühendislerle birlikte çalışıyoruz. Ayrıca yapı kooperatifleri, sosyal konutlar birlikte karar alarak çalışmamız gerekiyor. Bütün emekçilerle, kadın ve LGBT+ arkadaşlarımızın toplumsal cinsiyet çalışmalarıyla, yaşamın her alanında yok sayılmaya çalışanlara karşı omuz omuza vereceğiz. Birlikte bu yaşamı kurmamız gerekiyor.” “Bu heyecan bizlere umut oluyor” TKP Merkez Komite üyesi Senem Doruk İnam açılışa katılanları TKP adına selamlayarak başladığı konuşmasına “Ülkemiz bu kadar zor, bu kadar karanlık koşullardan geçerken gözleri ışıl ışıl bakan, heyecanlı ve iradeli bir topluluk var bugün burada. Bu heyecan ve irade bizlere de umut oluyor. Hepimizin yüzünü güldürüyor.” dedi. Etkinlikte Maçoğlu için seçim çalışması yapmak isteyen gönüllüler semt evinde kurulan iletişim masalarına başvuruda bulundular. Etkinliğin sonunda şarkılar söylendi, coşkulu kalabalık hep bir ağızdan şarkılara eşlik etti. 

Mobilya sektörünün hedefi katma değerli üretim

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği son yıllarda tasarım odaklı ihracat ile daha katma değerli ürünler ihraç ederek pazarlarını çeşitlendiriyor. Egeli mobilyacılar yakaladığı bu istikrar ve sektörün güç birliğiyle oluşan sinerjiyi Mobilya Sektör Buluşması ile sağlamlaştırdı. “Mobilya Sektör Buluşması” Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Aynı zamanda ihracata yönelik devlet destekleri ile ilgili de sektöre bilgi verildi. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Gürle, “Temsil ettiğimiz Mobilya, Kağıt ve Odun Dışı orman ürünleri sektörlerinin tamamında 2023 yılında Türkiye geneli ihracatımız 8 milyar dolar civarındaydı. Mobilya sektörümüz 2023 yılında 4,6 milyar dolar ihracata imza attı. Dünya mobilya ihracatı 310 milyar dolar. Çin yüzde 42 ile birinci. Almanya, İtalya, Meksika, Vietnam, Polonya, ABD, Kanada’nın ardında sekizinci sırada Türkiye var. Çin, Almanya, İtalya üç ülke toplamda dünya mobilya ihracatının yüzde 52’sini gerçekleştiriyor. Türkiye, MDF/HDF levha üretiminde Avrupa’da 1. dünyada 2. sırada yer almaktadır. İtalya’nın yonga levha üretimi 5 milyon metreküp, Türkiye’nin ise 12 milyon metreküp olmasına rağmen İtalya dünya ticaretinden 5,7 pay alıyor biz ise 1,7 pay alıyoruz. Bu tablo katma değerli mobilyanın ne kadar önemli olduğu ortaya koyuyor.” dedi. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, “Ticaret Bakanlığı’nın desteği ile Birliğimizin yürüttüğü Aegean Furniture isimli URGE Projemiz ile Ege Bölgesi’ndeki katma değerli mobilya ihracatını artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu sene Suudi Arabistan, Güney Afrika, Fas, Senegal, Hindistan’a sektörel ticaret heyetleri yapmayı düşünüyoruz. Suudi Arabistan’a sektörel ticaret heyetimiz Mayıs ayında düzenlenecek. 2025 yılı için katılım yapmayı planladığımız Çin Guangzhou’da iki faz halinde yapılan mobilya fuarlarının ikinci fazına ofis mobilyaları kısmına milli katılım yapacağız. Bu sene 4’üncüsünü düzenleyeceğimiz Ezber Bozan Tasarım Yarışmamızın teması mobilya sektöründe çevresel ve kullanıcı dostu çözümlerle, inovatif ürünlerin ortaya çıkarılması hedefiyle “Mobilyaşam” olarak belirlendi. Mobilyaşam teması ile bireylerin sıklıkla değişen yaşam alanlarına ve farklı kullanım ihtiyaçlarına sorunsuz bir şekilde entegre olan, mobilite içeren, kolayca taşınabilir, değiştirilebilir, mobilyaların daha etkin bir şekilde kullanılmasına fayda sağlayan tasarımları hedefliyoruz. Bu sayede özgün ve yenilikçi tasarımların mobilya sanayisi ile buluşması ve sektörümüzün daha katma değerli bir şekilde ihracat artışı yaşamasını hedefliyoruz.” diye konuştu.

FİYAT ARTIŞLARI TÜKETİCİYİ YENİLENMİŞ CEP TELEFONLARINA YÖNELTTİ

Dünya çapında yaşanan pandemi sonrasında teknoloji sektörünün, tüketici ilgisinin artmasına paralel olarak büyüdüğünü söyleyen Gençpa Teknoloji’nin CEO’su Savaş Kayacan, bununla beraber cep telefonlarına yönelik taban fiyatlarındaki artışların da tüketiciyi yenilenmiş cep telefonlarına yönlendirdiğini belirtti. Önümüzdeki yıla dair de bir değerlendirmede bulunan Kayacan’a göre muhtemel fiyat artışları ve ülkedeki seçim belirsizliği kararlı alıcılardaki satın alma eğrilerini durağanlaştırabilir. Gündelik yaşamda teknolojinin daha sık kullanıyor olması sektörün gün geçtikçe daha da büyümesini sağlıyor. Gerek pandemi salgını sırasında gerek de sonrasında dijitalleşme eğiliminin giderek arttığı göze çarparken, söz konusu gelişmeler tüketicilerin satın alma davranışlarını da etkiliyor. İş ortaklarına ve bayilerine sağladığı zengin ve yenilikçi ürün portföyü ile “Türkiye’nin akıllı tedarikçisi” Gençpa Teknoloji’nin CEO’su Savaş Kayacan, yaptığı sektör değerlendirmesinde 2021 senesinin sektör adına çok hareketli geçtiğini, kur ve fiyat artışının beklenenin aksine sektörü diri tuttuğunu söyleyerek, “Apple ürünlerinin lansmanı ile fiyat skalasını yukarı çekmesi diğer markaları da tetikledi. Özellikle giriş segment cihazlar 2.000- 3.000 TL aralığındayken şimdi 4.500- 5.000 TL aralığına çıktı. Pandeminin azalması ile teknolojik ürünlere olan ilgi arttı, kişisel gereksinimler sektörü canlı tuttu” diye konuştu. Bununla birlikte kur artışı ve vergi kalemlerinin yüksek olması nedeniyle cep telefonlarına yönelik taban fiyatlarında artışlar yaşandığını ve bunun da “yenilenmiş cep telefonu” satışlarını olumlu etkilediğini ifade eden Kayacan’a göre sıfır ürün fiyatlarından dolayı daha fazla sadık kullanıcı, aynı marka model ürünün “+ 1 yıl garanti” ile tamamen yenilenmiş hâlini satın almaya yöneldi.   Kampanya dönemlerinde fiyat odaklı alımlar artacak Önümüzdeki aylarda gerçekleşecek Kara Cuma, Bekarlar Günü ve yeni yıl gibi kampanya dönemlerinin de sektörü ve satışları yakından etkiyeceğini düşünen Savaş Kayacan, “Kuşkusuz bu gibi kampanya dönemleri online kanallarda satışı ve ciroyu olumlu etkileyecek fakat tüketiciler bu rakamları hedef rakam olarak baz aldığı için 2 aylık bir durağanlık dönemi yaşanacaktır. İhtiyaç dışı fiyat odaklı alımlar bu dönemde çok yoğun olmaktadır” diyerek sözlerini sürdürdü.  2023 yılına ilişkin öngörülerini de paylaşan Kayacan, önümüzdeki yıl yaşanması muhtemel fiyat artışları ve ülkedeki seçim belirsizliğinin kararlı alıcılarda satın alma eğrilerini durağanlaştıracağını kaydederek, “Öte yandan üreticiler tarafında ürün talep azalmasını pozitife çevirmek adına talep oluşturma eylemine de geçilecektir” diye konuştu. Gençpa Hakkında: Gençpa Teknoloji Hiz. ve İletişim Tic. A.Ş., iş ortaklarına ve bayilerine sağladığı zengin ve yenilikçi ürün portföyü ile 2002 senesinden beri telekomünikasyon alanında toptan ve perakende satış hizmetlerini sürdürmektedir. Gençpa Teknoloji, telekomünikasyon sektörünün yenilikçi ve dinamik yapısında, 2010 yılından itibaren Türkiye’de faaliyet gösteren birçok global markanın dağıtıcılığında aktif rol almaktadır. 2019 yılında da 3 kıtadan 11 markanın Türkiye distribütörlüğünüm yapmaya başlamıştır.

ÜRETİM SÜREÇLERİNDE VERİYE DAYALI HİZMETLERİ KULLANMAK İÇİN 5 NEDEN: Atlas Copco Endüstriyel Teknik, verinin önemine dikkat çekiyor

Büyük veri, nesnelerin interneti, bulut teknolojisi ve artırılmış gerçeklik gibi günümüz dünyasında en çok konuşulan teknolojilerin bir araya getirilme yöntemi, akıllı fabrikaların hayata geçirilmesini sağlıyor. Gelişen otomasyon teknolojisinin sonucu olan akıllı fabrikalarda tüm üretim sürecinde insandan kaynaklı problemlerin ortadan kaldırılması ve üretimin sürekliliğinin sağlanması için de “veri” büyük önem taşıyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik, veriye dayalı hizmetlerin önemine dikkat çekiyor ve üretim süreçlerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamada veriye dayalı hizmetleri kullanmanın önemini 5 temel neden ile sunuyor. Değerlendirmenize sunar, iyi bir hafta dilerim Saygılarımla VERİYE DAYALI HİZMETLERİ KULLANMAK İÇİN 5 NEDEN Endüstriye yüksek kaliteli endüstriyel elektrikli aletler, kalite güvence ürünleri, montaj çözümlerinin yanı sıra yazılım ve hizmet sunan Atlas Copco Endüstriyel Teknik, veriye dayalı hizmetlerin önemine dikkat çekiyor. Atlas Copco endüstriye, üretim süreçlerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamada veriye dayalı hizmetleri kullanmanın önemini 5 temel neden ile sunuyor. Büyük veri, nesnelerin interneti, bulut teknolojisi, artırılmış gerçeklik gibi günümüz dünyasında en çok konuşulan teknolojilerin bir araya getirilme yöntemi, akıllı fabrikaların hayata geçirilmesini sağlıyor. Gelişen otomasyon teknolojisinin sonucu olan akıllı fabrikalarda tüm üretim sürecinde insandan kaynaklı problemlerin ortadan kaldırılması ve üretimin sürekliliğinin sağlanması için de “veri” büyük önem taşıyor. Verinin etkin kullanımı verimliliğin ve kalite iyileştirmelerinin yolunu açıyor Günümüzde tüm cihazlar mümkün olduğunca fazla veri toplamayı hedeflese de verilerin yalnızca çok küçük bir kısmı ek değer oluşturmak için kullanılıyor. Üretim verileri; verimlilik kazanımları ve kalite iyileştirmeleri sağlama konusunda büyük bir potansiyel taşırken bu verilerin değer yaratacak şekilde kullanılabilmesi işletme maliyetlerini olumlu yönde etkiliyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik, üretim proseslerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamak adına endüstriye, veriye dayalı hizmetleri kullanmaları için 5 temel neden sunuyor. Veriye dayalı hizmetlerin kullanılması için 5 neden Şirketlerin veriye dayalı sisteme geçmesi için ilk sebep, bu sistemlerin gerçekçi hedefler belirlemeye yardımcı olmasıdır. Elde edilen bilgiler, hedefleri tanımlamaya ve onlara ulaşmak için stratejiler geliştirmeye olanak sağlar. Verilere güvenerek ulaşılabilir hedefler belirlenebilir ve doğru bilgiler sayesinde bunları uzun vadede uyarlayıp optimize edecek bilgiye sahip olunabilir. Buna “veriye dayalı kararlar” denir. Veriye dayalı bilgiler, karar alma süreçlerinin temelidir. Verilerden sağlanan analizleri uzman bilgisiyle birleştirmek, doğru karar alma süreçlerini güçlendirerek işletmelerin iş hedeflerine ulaşmasına yardımcı olur.  Veriye dayalı servisler, ilk günden itibaren işletmelerin üretim kalitesinin takip edilmesine yardımcı olur. Veriye dayalı servislerden yararlanıldığında hat mühendisleri, kalite mühendisleri ve ekip liderleri sorunlar ortaya çıktıkça sürekli bilgilendirilir. Bu bilgi hızı, ekibinizin daha iyi seçimler yapmasına ve sorunları çalışma süresinde kayıp yaşamadan çözüm üretilmesini sağlar. Kullanılacak servisler, üretimde kayıplar yaşanmadan çözümler üretilmesine, ekibinizin daha iyi kararlar alarak hızlı aksiyon almasına olanak sağlar. Veriye dayalı servis çözümleri, operatör eğitimi veya proses optimizasyonu gibi üretimi iyileştirecek gerçek zamanlı bilgiler ve öneriler sağlar. Şirketteki herkes, verilerin sağladığı gerçek zamanlı bilgiler sayesinde yeni fikirler üretme olanağına sahiptir. Veriye dayalı hizmetler, işletmeye işle ilgili stresi azaltma konusunda yardımcı olur. Bu stres, genellikle gerçekçi olmayan hedeflere ulaşmaya çalışmaktan, beklenmeyen kalite sorunlarını düzeltmekten ve performansı nasıl artıracağınızı bilmemenin yarattığı hayal kırıklığından kaynaklanan baskıdan oluşur. Zaman içinde sistemde sunulan veri eğilimlerini takip eden yöneticiler; bireysel performansı izleyip değerlendirebilir, üretimdeki riskli alanları tespit edebilir ve sorunları çözmek için girişimler başlatabilir.  Çağla Şenyürek Medya Direktörü +90 0535 332 25 04 +90 216 381 10 67 Burgazada Mah. Çınarlık Sok. No:6       Burgazadası / Adalar / İstanbul

ORTA DOĞU’DAKİ GERİLİMLER AVRUPA’DA BAŞKA BİR ENERJİ FİYAT ŞOKUNA YOL AÇAR MI?

Enerji analisti Dr. Yousef Alshammari petrol fiyatlarıyla ilgili görüşlerini Euronews ile paylaştı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranını yarım puan düşürme kararının ardından perşembe günü bir miktar fiyat desteği kazanmasına rağmen petrol fiyatları aşağı yönlü bir seyir sürdürüyor. Analistler ve ekonomistler, Orta Doğu’da arzı da etkileyebilecek artan gerilimleri takip ediyor. Bu haber yazıldığı sırada Brent ham petrolü yüzde 1,2 artışla varil başına 74 dolar (66 Euro) seviyesindeyken, ABD WTI yüzde 1,2 artışla varil başına 71 dolar (63 Euro) civarında işlem görüyordu. Bununla birlikte, her iki gösterge de üçüncü çeyrekte yaklaşık yüzde 13 düştü. Enerji analisti Dr. Yousef Alshammari, petrol piyasalarını etkileyen çeşitli faktörler olduğunu ancak Avrupa’nın Rusya-Ukrayna çatışmasının başlamasının ardından 2022’de yaşanan fiyat şokunu görmesinin pek olası olmadığını çünkü artık piyasada daha fazla tedarikçi olduğunu belirtti. Dr. Alshammari, yüksek enerji fiyatları ile boğuşmaya devam eden Avrupa’nın kendisini daha rekabetçi hale getirmek için neler yapması gerektiğine ilişkin düşüncelerini de paylaştı. Aşırı iddialı iklim hedefleri “Enerji sorunu Avrupa için yeni değil ancak gördüğümüz şey aşırı iddialı iklim hedefleri. Bunun Avrupa’da yatırımların nereye gideceğine yön verdiğine inanıyorum… Avrupa’nın öncelikle enerji dönüşümü için gerçekçi hedefler belirlemesi gerektiğini düşünüyorum,” diyen Alshammari, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ayrıca enerji güvenliğine de yatırım yapmamız gerekiyor- burada doğal gaz ve nükleer enerjiyi kastediyorum. Doğal gaz ve nükleer olmadan Avrupa’da enerji güvenliğinin istikrarsız olmaya devam edeceğine inanıyorum. İster Rusya’ya bağımlılık olsun ister petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar.” Dr. Alshammari ayrıca, üçüncü zorluğun üye ülkeler arasında birlik olduğunu ifade etti. Analistler yaşanan gelişmelerin daha geniş bölgesel çatışmalara yol açabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, petrol fiyatlarının Orta Doğu’da tırmanan gerilimden etkilenmeye devam edeceği kanaatinde. Orta Doğu’da gerilim yüksek Geçtiğimiz yıl ekim ayında Hamas militanlarının İsrail’e düzenlediği sürpriz saldırı ve İsrail’in buna karşılık olarak Gazze’ye yönelik başlattığı saldırıların ardından Orta Doğu’da gerilim sürekli artıyor. İran’ın başkenti Tahran’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin ve Lübnan’da üst düzey Hizbullah yetkililerinin öldürülmesi ile tansiyon iyice yükselirken, İran, Tahran’daki suikastın karşılığı olacağını belirtmişti. Bu haftanın başlarında Lübnan’da 17 ve 18 Eylül’de Hizbullah’ın kullandığı telsiz ve çağrı cihazlarının patlatılması ile çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşeceğine dair endişeler iyice arttı. Lübnan’daki benzeri görülmemiş bu saldırılar, İran’ın Orta Doğu’daki en güçlü vekili olan Hizbullah’ı şaşkına çevirirken, İsrail’in 11 aydır Gazze’deki Filistinli Hamas militanlarına karşı sürdürdüğü savaşla aynı dönemde gerçekleşti. Lübnan’da Hizbullah üyelerinin kullandığı çağrı cihazlarının salı günü ülke genelinde neredeyse eş zamanlı olarak patladı. Çarşamba günü ise ülkenin başkenti Beyrut’un güneyindeki mahallelerinde Hizbullah militanlarının kullandığı el telsizlerinin patladığı bildirildi. Patlamalarda şu ana dek 32 kişi hayatını kaybederken, 3.250’yi aşkın kişi de yaralandı. Lübnan Hizbullah’ı patlamalardan İsrail’i sorumlu tuttu. Hizbullah yetkilisi patlamanın örgütün iletişim ağı içeresinde kullandığı çağrı cihazlarının hedef alındığı patlamanın bir İsrail “güvenlik operasyonunun” sonucu olduğunu iddia etti. İsrail ordusu ise suçlamalarla ilgili yorum yapmayı reddetti. Dün akşam saatlerinde de İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hizbullah’ın altyapısını hedef almak ve yok etmek amacıyla Lübnan’ın güneyine yeni bir saldırı başlattı. (Yukarıdaki yazı EURONEWS sitesinden alınmıştır.) ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar zozcivan@hotmail.com

ÜLKE PSİKOLOJİMİZ

İçinde bulunduğumuz ve çıkmaya gayret gösterdiğimiz ekonomik koşullarda halkımızın büyük bir kısmının psikolojisi bozuldu ve psikologlara olan ihtiyacımız her geçen gün çoğalmaya başladı. Hepimizin sinir katsayısı yükseldi ve en küçük olaylara dahi katlanmamız zorlaştı ve birbirimize karşı sinir ve stresle konuşmaya, tartışmaya başladık. Sokakta, caddede, pazarda, markette, toplu taşım araçlarında kısaca her yerde şöyle bir baktığımız zaman güler yüzlü vatandaşlarımıza hasret kalmaya başladık. Herkes asık suratlı, düşünceli, dalgın bir seyir izlemekte ve belli ki insanlar başta ekonomi olmak üzere diğer problemlerine odaklanmış durumda ve etrafı ile ilgilenecek durumda değil. Mutfakta tencere nasıl kaynayacak, ev kirası nasıl ödenecek, çocuğun okul taksiti nasıl karşılanacak hatta beslenme çantasına ne konulacak, işyerimden çıkarılabilme ihtimali, iş bulma hayali, yaptığı iş görüşmelerden olumlu sonuç gelecek mi gibi sorunlardan başını kaldıramıyor ve sürekli düşünceli bir halde hayatlarına devam etmeye çalışıyor. Bunun yanında belirli bir kesim de borsa düşütü mü yükseldi mi? Dolar ne zaman yükselecek, mevduat faizinden ne kadar alacağım vd. gibi pozitif gelişmeleri bekliyor ve dikkatle takip ediyor. Ülkemizde çalışan nüfusun yaklaşık %40 kadarı asgari ücretle çalışıyor ve asgari ücretin normal ücret haline geldiği bir gerçek. Buna bir de 16 milyon emekli sayısı eklendiğinde genel nüfusun yaklaşık yarısı açlık sınırında veya altında geçinmeye çalışıyor. Ve her dönem enflasyon altında ezilen, alım gücü sürekli düşen, hayat pahalılığını en çok hisseden kesim emekli ve asgari ücretliler olmuştur. Bu bağlamda baktığımızda insanlarımızın psikolojisi de bozulmuş, son derece sinirli bir toplum hakine gelmiş durumdayız. Örneğin trafikte bir dakika ile beklemek insanlara zor geliyor ve en basit hata veya gecikmelerden dolayı gereksiz şekilde tartışmalara tanık oluyoruz. Herkesin sinirleri bozuk veya tartışmaya da hazır durumda sanki. Ülkemizde geçen yıl verilen rakamlara göre yaklaşık 800000 üniversite öğrencimiz ekonomik koşulların yetersizliği nedeniyle okullarını bırakıp memleketlerine dönmek zorunda kalmış. Bu, ülkemiz için son derece önemli ve çözülmesi gereken bir sorundur ve ivedilikle çözülmesi gerekir. Söz konusu gençlerimiz ilerideki süreçlerde ekonomiye katkıda bulunacakları aşikardır ve bunların eğitim ve öğretim kadrolarına geri dönüşümü sağlanmalıdır. En başta barınma sorunu, beslenme, eğitim enflasyonunun yüksekliği bu çocukların okullarından uzaklaşmasına sebep olmuştur ve bu çocukların da psikolojilerinin bozulmasının normal olduğu abartı değildir. Psikolojik tedaviye gelince, eskiden anormal karşılanmaktaydı ama psikoloğa gitmek günümüzde son drece normal karşılanmaktadır ve doğal olanı da budur. Çünkü hiçbir bilim dalı boşuna doğmamıştır ve hepsi insanlığa hizmet içindir ve her geçen gün her bilim dalı gelişmekte ve insanlığa hizmete devam etmektedir. Ülkemiz, yapılan araştırmalarda dünyanın en sinirli ikinci ülkesi konumundadır. Karar gazetesinin haberine göre; Gallup’un “Global Emotions” raporuna göre Türkiye, dünyanın en sinirli ikinci ülkesi olarak belirlendi. 100 ülke arasında yapılan araştırmada Türkiye, yüzde 48 ile en yüksek sinirlilik oranına sahip ülkeler arasında yer aldı. Rapor, Türkiye’deki yüksek enflasyon ve otoriterleşen yönetimin öfke düzeyini artırdığını ortaya koydu. Dünya çapında yapılan bir araştırmaya göre Türkiye, dünyanın en sinirli ikinci ülkesi oldu. Gallup’un “Global Emotions” raporunda, Türkiye’de yaşayanların yüzde 48’inin sık sık öfke duyduğu belirtildi. Rapor, bu durumun nedenleri arasında yüksek enflasyon, ekonomik sıkıntılar ve otoriterleşen yönetimi gösterdi. Öte yandan, El Salvador ise dünyanın en mutlu ülkesi seçildi. Türkiye, yüzde 48 ile dünyanın en sinirli ikinci ülkesi olurken; Avrupa’nın ise birincisi oldu. Listede üçüncü sırada Ermenistan yer alırken, Irak, Afganistan, Ürdün, Mali ve Sierra Leone ise bu ülkeleri takip etti. Gallup’un Türkiye hakkındaki değerlendirmesinde, “Ukrayna’daki savaştan önce bile yüksek enflasyonla…

BAŞKAN YILMAZ: “KADINLARLA YENİ BİR ÜRETİM HİKAYESİ YAZACAĞIZ”

Silivri Belediyesinin Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında yürütmüş olduğu “Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi” projesinin kapanış toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Yılmaz, “Silivri’de kadınlar üretiyor anlayışımızın bir gereği olarak, kalıcı ve köklü çözümler geliştirebilmek amacıyla, kooperatifçiliğin yaygınlaşmasını hedefleyerek birçok çalışma yaptık” dedi. Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın “Kadın varsa üretim var, üretim varsa hayat var” vizyonu doğrultusundaki çalışmaları sürüyor.  Silivri Belediyesi, geliştirdiği projelerle ilçede yaşayan kadınları üretime teşvik etmeye devam ediyor. Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında 134.324 euro hibe almayı hak ettiği, 2021-1-TR01-KA220-ADU-000029357 numaralı “Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi” (Women Emprowerment In Agricultural Cooperatives) projesinin kapanış toplantısı, Silivri Eser Diamond Otel’de yapıldı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir’in hitaplarıyla  başlayan program, Silivri Belediyesinin tarım alanındaki hizmetleri ve Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünün kooperatifçilikle ilgili video gösterileriyle devam etti. Toplantı kapsamında Silivri Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü Ziraat Yüksek Mühendisi Aslı Uçman, proje faaliyetine ilişkin sunum yaptı. Ardından Mimi Yenilebilir Çiçek Çiftçiliği Kurucusu Nesrin Demirer ve Grandma Akören Çiftçiliği Yetkilisi Özgün Akbayır tarafından konuşmalar gerçekleştirildi. ÖZDEMİR: “SİLİVRİ’NİN KADINLARI ÇOK ŞANLI” Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir, “Öncelikle bu projeye, tarıma ve kadınlara verdiği desteklerden dolayı Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Silivri’nin kadınlarının çok şanslı olduğunu belirtmek istiyorum. Buradaki yöneticiler Silivri’deki kadınlar için gayretle çalışıyor. Bizlerin görevi öğrenci yetiştirmek ve meslek edindirmek olsa da diğer bir görevimiz de halkımıza bilgiyi aktarabilmektir. Bu nedenle böyle bir projenin parçası olmak bizleri son derecek mutlu etti” dedi. ERTUĞRUL: “SİLİVRİ CİDDİ BİR TARIM VE HAYVANCILIK KENTİDİR” Özdemir’in ardından konuşan Silivri İlçe Tarım Müdürü Nuri Ertuğrul, “Silivri İlçe Tarım Müdürlüğü’müzde 2.200 adet kadın çiftçimiz ve 2.000’e yakın hayvansal işletmemiz kayıtlıdır. Silivri bu anlamda 60.000’e yakın hayvan varlığı ve 400.000 dönümlük arazisiyle ciddi bir tarım ve hayvancılık kentidir. Silivri, tarım ve hayvancılık adını önümüzdeki yıllara da taşıyacaktır diye düşünüyoruz. Silivri’ye Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yıllık 130 milyon TL’ye yakın destek vermekteyiz. Silivri Belediyesi de bizim en büyük çiftçilerimizden biridir. 4.000 dönüme tarımsal alan işletmektedir. Bu durum Türkiye içinde üreticilik anlamında büyük bir rakamdır. Silivri Belediyesi ile ortaklaşa birçok projelerimiz devam ediyor. Belediyemiz son 2 yıldır hayvancılarımızın aşılarını ücretsiz bir şekilde karşılıyor. Tarım ve hayvancılık konularındaki desteklerinden dolayı Başkanımız Volkan Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Kadınlarımızın başımızın üstünde yeri vardır diyor ve programımızın hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. BAŞKAN YILMAZ: “KADINLARIN GÜÇLENMESİNDE KOOPERATİFLERİN ÖNEMLİ ROLÜ VARDIR” Toplantıda bir konuşma yapan Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, “Avrupa Birliği Erasmus Projemiz olan Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi Projesinin kapanış toplantısında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Hayatın bütün yükünü omuzlamış ve bu yükle beraber dimdik yürüyen, cesaretiyle şanlı tarihimize damga vuran, günümüzün Nene Hatun’larına, Kara Fatma’larına, Şerife Bacı’larına, vatan, millet ve bayrak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan kadınlarımıza, en kalbi duygularla sevgilerimi iletiyorum. Günümüz, kadınların ekonomi ve kalkınmaya yön veren aktörleri olduğu bir sürece sahne oluyor. Kadınlar artık yalnızca anne ve çalışan değil, girişimciler olarak da karşımıza çıkıyor. İş dünyasında ve siyasette kadınları karar mekanizmalarında görüyoruz. Bu durumun tüm çevremize sirayet eden olumlu etkilerini tecrübe ediyoruz. Çağımızda güçlü bir ülkenin üç bileşeni vardır; güçlü kadın, güçlü aile ve güçlü toplumdur. Dolayısıyla, kadınları girişimci olmaya cesaretlendirmek ve imkân sağlamak, kalkınmada hızla yol almak demektir. Kadınların güçlendirilmesinde, kooperatiflerin…

DOĞAL AFET SADECE DEPREM DEMEK DEĞİL!

Türkiye’de uzun yıllardır deprem ile ilişkilendirilen doğal afet sigortasının algısını değiştirmeye yönelik çalışmalar başladı. DASK’ın teminat sunduğu  risklere başta “sel” olmak üzere deprem dışındaki diğer tüm doğal afetler dahil edilecek. Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olmasına paralel zorunlu deprem sigortası sahibi olma bilinci de son yıllarda artış gösteriyor. Ancak genel sigortalılık oranına bakıldığında ise, nüfusun hala sadece yarısının doğal afet sigortası yaptırmış olduğu görülüyor. DASK’ın son açıkladığı verilere göre; Afet Sigortaları Kanunu kapsamında geçen yıl Ekim ayında 8,1 milyon olan poliçe sayısı, bu yıl aynı dönem itibarı ile 8.5 milyona ulaşarak %4,7’lik bir artış göstermiştir. Geçen Ekim ayında %56 olan  sigortalılık oranı ise bu yıl aynı dönem itibarı %58,8 olmasının en önemli nedenlerinden biri ise DASK’ın sadece depremden kaynaklı hasarları teminat altına alması olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl ülkemizde yaşanan sel ve yangın felaketleri gösteriyor ki iklim krizi dünya genelini olduğu gibi ülkemizi de ciddi bir şekilde tehdit ediyor. İklim bilimcilerin de söylediği gibi iklim krizinden kaynaklı yaşanacak doğal afetler önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecek. Bu durum, sadece hayatlarımızı değil aynı zamanda ekonomik olarak da bizleri etkiliyor ve her sektörü olduğu gibi sigorta sektörünü de değişime yönlendiriyor. Monopoli Sigorta Kurucu Ortağı Erol Esentürk, “Doğal afetlerin sebep olduğu ve olacağı ekonomik kayıpların en aza indirilmesinde sigorta büyük rol oynuyor. Her ne kadar rakamlar geçen yıla göre daha iyi bir yerde olduğumuzu gösterse de yüzde 58,8 olan sigortalılık oranı gösteriyor ki hala önlem alma ve hasarın giderilmesinde beklenen noktada değiliz. Bu verilere baktığımızda, DASK poliçesinin kapsadığı risklerin genişletilmesinin mecburi olduğunu görüyoruz. Poliçenin genişletilmesi ile birlikte sigortalılık oranında da artış olacağını düşünüyorum.” dedi. Türkiye Doğal Afet Sigortasında Önemli Değişikliklere Gidiyor!  Ülkemizde yaşanan doğal afetlerin sonucunda Türkiye, DASK poliçesinin teminatı altına  aldığı riskleri genişletmek için çalışmalara başladı. Resmi Gazete’de yayımlanan 2022 YılıCumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortası tasarımına ilişkin çalışmalar hızlandırılacak. Aynı zamanda zorunlu deprem sigortası beyanı ve ödemesinin etkin şekilde takip edilmesi ile birlikte doğal afet sigorta poliçe sayısının artırılması hedefleniyor. Esentürk,“İklim krizinin etkilerini ülkemizde de derinden hissettiğimiz günlerde DASK’ın teminat sunduğu risklere, başta sel olmak üzere deprem dışında kalan diğer doğal afetlerin de dahil edilmesine yönelik yapılan çalışmalar, hem sigorta sektörü hem de ülkemiz adına önemli bir adım olma niteliği taşıyor. Bu durum hem sigorta bilincini artırmaya etken olacak hem de doğal afetlerin doğuracağı riskleri minimize edecektir.” diye belirtti. Doğal afet sigortasına karşı olan algının değiştirilmesi ve sigortalılık oranının yükseltilmesi konusunda sigorta firmalarına da büyük iş düştüğünü belirten Erol Esentürk, “Biz Monopoli Sigorta olarak dünyanın ve doğanın sürdürülebilirliği için artık her ticari girişimin sosyal fayda yaratan projeler üretmesi gerektiğine  inanıyoruz. Bu bilinçle kurduğumuz  “Monopoli ile Değer Katanlar Platformu”  çatısı altında gerçekleştireceğimiz faaliyetlerimizde, tüm paydaşlarımız ve iş ortaklarımız ile beraber daha iyi bir dünya için kendi sektörlerimizde neler yapabileceğimize dair tecrübe ve fikir paylaşımı gerçekleştirmeyi ve sonucunda değer yaratan projeler üretmeyi hedefliyoruz.” dedi.